Lübnan ordusunun ihtiyaçlarına yanıt vermek, Litani Nehri’nin kuzeyinde ‘silahları devletin elinde toplama’ planına bağlı

Fransa’nın Doha toplantısı ve Paris konferansından beklentileri

Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)
Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)
TT

Lübnan ordusunun ihtiyaçlarına yanıt vermek, Litani Nehri’nin kuzeyinde ‘silahları devletin elinde toplama’ planına bağlı

Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)
Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)

Katar’ın başkenti Doha, Lübnan ordusu ve İç Güvenlik Güçleri için düzenlenecek destek konferansının hazırlık toplantısına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Toplantı, bu ayın 15’inde gerçekleştirilecek ve beş sponsor ülke -Fransa, ABD, Suudi Arabistan, Katar ve Mısır- ile diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşların katılımıyla yapılacak. Toplantının amacı, konferans öncesi zemin hazırlığı yapmak, ülkelerin tutumlarını koordine etmek, Lübnan ordusunun ihtiyaçlarını yakından incelemek ve askeri destek mekanizmalarını geliştirmek olarak açıklandı. Konferansın 5 Mart’ta Paris’te düzenlenmesi planlanıyor; Fransız yetkililer yaklaşık 50 ülke ve 10 kuruluşun katılımını bekliyor. Fransa kaynaklarına göre, Lübnan ordusunun mevcut görevleri ve ülkenin egemenliğinin korunmasındaki rolü göz önüne alındığında, hem hazırlık toplantısı hem de konferans, orduya önemli bir siyasi destek sağlayacak. Toplantı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn tarafından açılacak ve tüm oturumlar tek bir gün içinde gerçekleştirilecek.

Doha toplantısından neler bekleniyor?

Paris, hazırlık toplantısı ve konferansın düzenlenmesinde merkezi bir rol oynuyor. Bu iki etkinliğe ilişkin hazırlıklar, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın geçen hafta sonu iki gün süren Beyrut ziyaretinde ele alınan başlıca konulardan biriydi. Ziyaret, Lübnan ordusunun uluslararası toplumun beklediği silah envanteri çalışmasının ikinci aşamasına hazırlanmasına denk geldi. Bu aşama, Sayda’nın kuzeyinde, Litani Nehri’nden Avali Nehri’ne uzanan bölgeyi kapsıyor. Paris’te konuyla ilgilenen birkaç Batılı kaynak, ordunun ihtiyaçlarına yanıt verilmesinin büyük ölçüde ordunun önümüzdeki haftalarda sunması beklenen planına bağlı olduğunu belirtti. Planın, konferans öncesinde Lübnan Bakanlar Kurulu’na sunularak onaylanması öngörülüyor. Fransız yetkililer iki temel noktaya odaklanıyor: Birincisi, 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararı uyarınca ordunun yürüttüğü silah envanteri sürecinin devam etmesi gerekliliği. İkincisi ise, konferansa katılacak ülkelerin Lübnan ordusunun ihtiyaçlarını tam olarak anlaması ve bu ihtiyaçların, destek vermek isteyen uluslararası aktörler arasında koordinasyon sağlanarak ve bunun için bir ‘uluslararası mekanizma’ oluşturularak karşılanması gerekliliği.

gthy
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başkanlığındaki haftalık kabine toplantısının ardından Kültür Bakanı Rachida Dati ile birlikte Elysee Sarayı’ndan ayrılıyor. (AFP)

Paris, konferansta açıklanacak yardım miktarını belirlemeye yönelik tartışmalara girmeyi reddediyor. Fransız yetkililer, desteğin yalnızca mali yardım ile sınırlı olmayacağını, aynı zamanda askeri kapasitenin güçlendirilmesi (silah sistemleri), lojistik imkanlar ve eğitim gibi alanları da kapsayacağını vurguluyor. Paris, Lübnan ordusunun yıllık ihtiyaçlarını 1 milyar doların üzerinde olarak değerlendiriyor, ancak bu desteğin sadece dış yardımlarla sağlanamayacağını, bir kısmının Lübnan devlet bütçesine de yansıtılması gerektiğini belirtiyor. Fransa, Lübnan Ordu Komutanı Rudolf Heykel’in Washington’da aldığı güvenceyle de rahat bir tablo çiziyor. Bu güvenceye göre ABD, Heykel ile Senatör Lindsey Graham arasındaki sert görüşmeye rağmen Lübnan ordusuna desteğini sürdürecek.

Paris ve diğer dört sponsor ülke, Doha’daki toplantıdan ordunun ihtiyaçlarını ayrıntılı şekilde sunmasını bekliyor. Daha önce de Lübnan ordusuna destek amaçlı toplantılar yapılmış olsa da, bu kez sürecin belirli bir hedefe -silah envanteri- bağlı olması öne çıkıyor.

Sınırlar ve Suriyeli mülteciler

Paris, Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın Beyrut ziyaretinden dönerken elde ettiği sonuçlardan memnuniyetini gizlemiyor. Özellikle Lübnan’ın komşusu Suriye ile ilişkilerine dair sağlanan ilerlemeler Fransız yetkililer tarafından olumlu karşılanıyor. Fransa, Lübnan’daki bazı Suriyeli tutukluların ülkelerine geri gönderilmesi anlaşmasının iki önemli alanda etkili olacağını düşünüyor. Birincisi, iki ülke arasındaki kara sınırının belirlenmesi ve sınır bölgelerinde güvenliğin sağlanması. Fransa, manda dönemine ait haritaları kullanarak sınır çiziminde destek sunmayı teklif ediyor. İkincisi, Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüşü, Lübnan için stratejik açıdan birçok düzeyde önem taşıyor. Buna karşılık Paris, Lübnan’ın İsrail ile yaşadığı zorlukların farkında. Fransız kaynaklar, bunun gerek İsrail’in neredeyse günlük devam eden askeri operasyonları gerekse halen Lübnan topraklarında işgal ettiği beş bölgeden çekilmeyi reddetmesi nedeniyle ciddi bir sorun teşkil ettiğini vurguluyor.

dsecd
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, 6 Şubat'ta Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile bir araya geldi. (EPA)

Paris, başka bir bağlamda ise Ateşkesi Denetleme Komitesi (Mekanizma) çerçevesinde siviller arasında yürütülen dolaylı görüşmeleri memnuniyetle karşılıyor ve Le Drian’ın bu görüşmeleri teşvik ettiğini vurguluyor. Paris, sahadaki etkisi sınırlı olsa da, Lübnan’ın bu mekanizmaya bağlılığını desteklemeye devam ediyor. Fransız yetkililer, İsrail’in Lübnan ordusu hakkında yaptığı açık açıklamalar ile kapalı kapılar ardında söylediklerinin farklı olduğunu belirtiyor. Paris’e göre Tel Aviv’in amacı, Lübnan’daki askeri hareket özgürlüğünü sürdürmek ve bunu meşrulaştırmak. İsrail tarafı, Hizbullah tehdidinin Litani Nehri güneyinde önemli ölçüde azaldığını söylerken, kuzeydeki durumu halen sorunlu görüyor. Fransız kaynaklar, Lübnan’a iletilen tavsiyelerin iki temel noktaya odaklandığını belirtiyor: Silah envanteri sürecinin devam ettirilmesi ve bölgedeki olası bir savaşta, ister ABD-İran ikili çatışması, ister İsrail’in katılımı olsun, Lübnan’ın uzak durması gerektiği.

Görüşmelerin bir diğer önemli başlığı ise mali ve ekonomik konular oldu. Paris, Le Drian’ın görüşmelerinde yasanın Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın bahar toplantıları öncesinde Meclis’te oylanmasının önemini vurguladığını belirtiyor. Fransız yetkililere göre, yasanın kabulü, Lübnan makamlarının konuyu ciddiyetle ele aldığını gösterecek ve iç tartışmalara rağmen olumlu bir sinyal sağlayacak. Paris ayrıca, yasanın parlamentodan geçmesinin, Fransa’nın ev sahipliğini üstleneceğini açıkladığı Lübnan ekonomisine destek konferansı üzerinde doğrudan etkisi olacağını vurguluyor.



Devlet Gelirleri Sistemi, Suudi Arabistan’ı ‘geleneksel vergi tahsilatından’ yönetişim ve sürdürülebilirliğe taşıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
TT

Devlet Gelirleri Sistemi, Suudi Arabistan’ı ‘geleneksel vergi tahsilatından’ yönetişim ve sürdürülebilirliğe taşıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)

Suudi Arabistan’da kamu maliyesi sistemi, Bakanlar Kurulu’nun Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman başkanlığında gerçekleştirdiği son toplantıda kabul edilen güncellenmiş Devlet Gelirleri Sistemi’yle birlikte sistematik düzenlemelerde yeni bir aşamaya geçti. Söz konusu yasal düzenleme, yalnızca harç tahsilatına dayalı geleneksel anlayışın ötesine geçerek stratejik planlama ve kapsamlı mali yönetişim için bütünsel kurallar ortaya koyuyor ve kamu kaynaklarının yönetimindeki ekonomik felsefede köklü bir değişimi temsil ediyor.

Yeni sistem, sadece düzenleyici bir mekanizma olmakla kalmayıp, kamu gelir akışının tahmin aşamasından nihai mutabakatına kadar her adımı titizlikle yapılandırarak, orta ve uzun vadeli mali sürdürülebilirliği destekleyen bir güvence işlevi de görüyor.

Kapsamın genişletilmesi ve sermaye akışlarının yönetimi

Güncellenmiş sistem, tüm kamu mali akış kanallarını sıkı bir denetim mekanizmasına tabi tutarak gelir şemsiyesini yapısal ve egemen kaynaklardan oluşan kapsamlı bir paketle genişletti. Bu şemsiye; en büyük egemen gücü oluşturan doğal zenginlikleri ve ulusal kaynakları kapsamasının yanı sıra petrol dışı genel bütçe finansmanının temel kaynaklarını teşkil eden harç, vergi, mali yükümlülük ve ücretleri de içeriyor.

csdvdfbg
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman başkanlığında salı günü düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısından (SPA)

Sistem ayrıca, özel sektörün gayri safi yurt içi hasıladaki (GSYİH) payını artırmayı hedefleyen Vizyon 2030 amaçlarıyla tam uyumlu bir şekilde, özelleştirme gelirleri ile özel sektör ortaklıklarını bağımsız ve belirgin bir kalem olarak sisteme dahil etti.

Düzenleme; satış ve kiralama işlemlerinin kontrol altına alınması yoluyla devlet varlık ve mülklerini, çeşitli finansman ve yatırım gelirlerini kapsayacak şekilde genişliyor. Bunun yanı sıra para cezaları, yaptırımlar, tazminat, bağış, hibe, vasiyet, vakıf gelirleri, zekât fonları ve Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan diğer tüm gelir kanalları da bu düzenleme kapsamında yer alıyor.

10 yıllık gelir tahmini

Bu sistemin getirdiği en önemli yapısal dönüşümlerden biri de öngörüye dayalı zaman boyutu. Yeni düzenleme, bütçe tahmin sürecini kısa vadeli yıllık çerçevelerden daha geniş stratejik ufuklara taşıyor. Sistem, Maliye Bakanlığı’na, çeşitli kamu kurumları tarafından sunulan veri, tahmin ve planlara fiilen dayanarak devlet gelirlerini 10 mali yıla kadar uzanan bir süre için tahmin etme konusunda yasal yetki veriyor.

Söz konusu mekanizma, Maliye Bakanlığı’nın bu tahminleri periyodik olarak veya yerel ya da küresel piyasalarda meydana gelebilecek beklenmedik ekonomik ve mali gelişmeler doğrultusunda gözden geçirip güncellemesine olanak tanıyan yüksek bir esnekliğe sahip. Bu durum, mali öngörülerin doğruluğunu artırırken genel bütçedeki tahmini sapmaları da en aza indiriyor.

Sistem ayrıca gelirlerin tahsilat mekanizmalarını da düzenliyor. Bu doğrultuda kamu kurumları, hak edilen gelirleri belirlenen süreler içinde tahsil etmek, bunları ilgili mali yıl içinde kayda geçirmek ve tüm gelirlerini uygulama yönetmeliğinde belirtilen takvime uygun olarak Maliye Bakanlığı’nın Suudi Arabistan Merkez Bankası nezdindeki hesabına aktarmakla yükümlü kılınıyor.

Borç tahsilatı

Kamusal alacaklar hususunda ise sistem, ilgili kurumlara borcun muaccel olduğu günü takip eden iş gününde borçludan talepte bulunma yükümlülüğü getiriyor. Sisteme göre, talep tarihinden itibaren 45 iş günü içinde ödeme yapılmaması durumunda, borcun tahsili için gerekli yasal işlemler başlatılacak.

Düzenleme ayrıca devlet alacaklarının yönetiminde esneklik de sağlıyor. Bu kapsamda, acil durumlarda borç tahsilatının bir yılı geçmeyecek şekilde ertelenmesine izin verilirken, devlet alacaklarının imtiyazlı alacak statüsünde olduğu, tahsilatta öncelik taşıdığı ve zaman aşımına uğramayacağı vurgulanıyor.

Sistem borçların silinmesi ve taksitlendirilmesi konularına da belirli esaslar getiriyor. 1 milyon riyali aşmayan borçlar, borçlunun ödeme acziyetinin kanıtlanması gibi belirli şartlar çerçevesinde kısmen veya tamamen silinebiliyor. 1 milyon riyali aşan borçların silinmesi için ise Maliye Bakanı’nın tavsiyesi üzerine Başbakan’ın onayı şart koşuluyor.

Bununla birlikte, 1 milyon riyali aşmayan borçların 5 yıla kadar taksitlendirilmesine izin verilirken, bu tutarı aşan veya 5 yılı geçen taksitlendirme işlemleri Maliye Bakanı veya yetkilendireceği kişinin onayıyla gerçekleştirilecek. Bu durumda taksitlendirme süresi hiçbir şekilde 25 yılı geçemeyecek.

Tahsilattan gelir yönetimine

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yeni sistemin devlet kaynaklarının yönetiminde köklü bir dönüşümü temsil ettiğini; odağın yalnızca gelir tahsilatından çıkarılarak planlama, tahmin, tahsilat ve alacak yönetimini kapsayan bütünsel bir mekanizmaya kaydırıldığını belirtti. Bu adımın kamu maliyesinin etkinliğini artırması ve Suudi Arabistan’daki mali sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemesi bekleniyor.

Bu çerçevede Kral Fahd Petrol ve Mineraller Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Abdullah el-Mir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yeni düzenlemenin kamu gelirlerinin yönetiminde çok daha kapsamlı bir modele geçiş anlamına geldiğini ifade etti. El-Mir, bu modelin gelirlerin tahmin edilmesi ve planlanmasıyla başlayıp, tahsilat süreçleriyle devam ettiğini ve nihayetinde borç-alacak yönetimi ile performans denetimiyle tamamlandığını kaydetti.

El-Mir ayrıca, “Güncellenen sistem, yalnızca gelir tahsilatına odaklanan geleneksel bir yapıdan; tahmin ve planlamadan başlayıp tahsilata, oradan da borç ile alacak yönetimi ve performans denetimine kadar uzanan devlet gelir döngüsünün eksiksiz yönetildiği dinamik bir modele geçişi simgeliyor” değerlendirmesinde bulundu.

csdfvbtrgn
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, 2026 Bütçe Forumu’nda konuşuyor. (Arşiv – Şarku’l Avsat)

El-Mir, sistemin getirdiği en belirgin dönüşümlerin, gelirlerin stratejik bir şekilde yönetilmesine geçiş olduğunu vurguladı. Eski sistemin daha ziyade gelirlerin tespiti ve muaccel alacakların tahsiline odaklandığına işaret eden el-Mir, yeni sistemin ise orta ve uzun vadeli mali planlama kavramını getirdiğini belirtti.

Sistemin kamu kurumlarına, gelirleri 10 yıla varan süreler için tahmin etme ve ekonomik değişkenler meydana geldiğinde bunları yeniden değerlendirme imkânı sunduğuna dikkat çeken el-Mir, bu durumun ‘kamu gelir tahminlerinin doğruluğunu artırmaya, orta ve uzun vadeli bütçe hazırlıklarını iyileştirmeye ve mali riskleri yönetme kapasitesini güçlendirmeye doğrudan yansıyacağını’ açıkladı.

Finansal verimliliği desteklemek

El-Mir, yeni sistemin tahmini gelirler ile tahsil edilen gelirler arasındaki farkı azaltarak mali etkinliğin artırılmasına katkı sağlayacağını, ayrıca kamusal alacakların muaccel olduğu andan itibaren daha hızlı talep edilmesine imkân tanıyacağını vurguladı.

Yeni düzenlemenin kamu kurumlarını gelir tahmin süreçlerine katılmaya ve ihtiyaç halinde gelirleri artıracak uzmanlaşmış birimler kurmaya zorunlu kıldığını belirten el-Mir, bu durumun kurumların kendi mali kaynaklarını yönetme sorumluluğunu güçlendireceğini ve tahsilat etkinliğini artıracağını ifade etti.

Petrol dışı gelirler hususunda da sistemin etkisinin olumlu olacağını öngören el-Mir, düzenlemenin kamu kurumlarına gelirleri sadece tahsil etme değil, aynı zamanda bu gelirleri doğrudan geliştirme ve büyütme sorumluluğu da yüklediğini kaydetti.

El-Mir, “Petrol dışı gelirlerin artırılması yalnızca yeni harçlar veya gelir kaynakları ihdas edilmesine dayanmıyor; aksine mevcut gelirlerin yönetim etkinliğinin artırılması, tahsilat mekanizmalarının ve kamu alacaklarının yönetiminin iyileştirilmesiyle de doğrudan ilişkilidir” değerlendirmesinde bulundu.

Sistem uyarınca kamu kurumlarının herhangi bir harç, mali yükümlülük veya vergi önermeden önce fizibilite çalışmaları ve analizler yapmakla yükümlü kılındığına dikkat çeken el-Mir, bu sayede gelir artırımı ile ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi arasında bir denge kurulmasının kolaylaşacağını belirtti.

El-Mir ayrıca, özelleştirmeden elde edilen mali gelirlerin bağımsız bir gelir kaynağı olarak eklenmesinin, Vizyon 2030 hedefleri kapsamındaki özelleştirme ve özel sektör ortaklığı programlarıyla tam bir uyum sergilediğine işaret etti.

Sorumlulukların netleştirilmesi ve yönetişimin güçlendirilmesi

Diğer yandan Finans ve Ekonomi Danışmanı Dr. Hüseyin el-Attas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, güncellenen sistemin gelir tahsilatı anlayışından devlet gelir döngüsünün bütünsel bir şekilde yönetilmesine geçişi sağlayan niteliksel bir sıçrama olduğunu belirtti. El-Attas, bu sürecin gelirlerin tahmin edilmesi, kaydedilmesi ve takip edilmesinden başlayarak tahsilatına ve gecikmiş alacakların çözüme kavuşturulmasına kadar uzandığını ifade etti.

Sistemin, kamu kurumlarının sorumluluklarını daha net belirlemeye ve uygulama farklılıklarını azaltıp tahsilat etkinliğini artıracak şekilde prosedürleri tek tipleştirmeye katkı sağladığını açıklayan el-Attas, bu durumun mali planlama kalitesini artıracağını, kayıpları azaltacağını ve mali disiplini güçlendireceğini öngördüklerini kaydetti.

Petrol dışı gelirlerin artırılmasının yalnızca yeni gelir kaynakları eklemekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda mevcut gelirlerin yönetim etkinliğinin yükseltilmesine de dayandığına işaret eden el-Attas, tahsilat mekanizmalarının iyileştirilmesinin, ödeme gecikmelerinin azaltılmasının ve kamu alacaklarının daha etkin bir şekilde yönetilmesinin, gelir artışını sürdürülebilir kılacağını vurguladı.

El-Attas ayrıca, kamu kurumları arasındaki rollerin netleşmesinin şeffaflık ve hesap verebilirlik düzeyini artıracağını, her kurumun kendi gelirlerini yönetmedeki performansının ölçülmesini kolaylaştıracağını ve gelir tahmini, tahsilat ve alacakların işlenmesinde standart kriterler uygulanarak mali yönetişimin etkinliğini yükselteceğini sözlerine ekledi.

Borç ve alacakların yönetiminde daha fazla esneklik

Devlet alacaklarının yönetimi hususunda ise el-Attas, yeni sistemin borçluların durumunu gözeten bir yaklaşımla tahsilat etkinliğini artırma arasında denge kurduğunu belirtti. Bu kapsamda, belirlenen esaslar çerçevesinde yapılandırma ve taksitlendirme gibi araçların sunulmasının, borçluların yükümlülüklerine gönüllü uyumunu artıracağını, ödeme düzensizliklerini ve olası ihtilafları ise azaltacağını vurguladı.

Sistemin acil durumlarda esneklik sağladığına dikkat çeken el-Attas, tahsilatın belirli bir süre ertelenmesi imkanının yanı sıra belirlenen şartlar dahilinde kısmi veya tamamen borç silinmesine izin verildiğini, bu kararlardan önce de borçlunun ödeme gücünün titizlikle incelendiğini açıkladı.

El-Attas, yeni sistemin devlet haklarının tahsilat etkinliğini artırarak ve borç birikiminin önüne geçerek modern bir kamu gelir yönetimi modeli sunduğunu; bu süreçte ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliğinin korunduğunu ve petrol dışı ekonominin büyümesinin desteklendiğini sözlerine ekledi.


İran'ın gerilimi artırma hamlesi Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'i hedef alıyor

Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)
Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)
TT

İran'ın gerilimi artırma hamlesi Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'i hedef alıyor

Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)
Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)

İran, dün sabaha karşı bölgedeki askeri gerilimi artırmayı sürdürerek Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'i hedef aldı; ayrıca Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımını da hedef alan saldırılar düzenledi.

Bahreyn, İran'a ait çok sayıda füze ve insansız hava aracının (İHA) hedeflerine ulaşmadan önce imha edildiğini açıkladı. Manama yönetimi, askeri hazırlık seviyesinin en üst düzeye çıkarıldığını belirterek, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olduğunu vurguladı.

Ürdün de İran topraklarından ateşlenen ve hava sahasına giren dört füzenin önlenerek düşürüldüğünü, olayda can kaybı veya maddi hasar yaşanmadığını açıkladı.

Birleşik Arap Emirlikleri ise ulusal tankerleri "Mombasa" ve "Al Bahiyah"ın, Umman kara suları içinde Hürmüz Boğazı'nın güney geçidinde seyir halindeyken İran'a ait iki seyir füzesiyle hedef alındığını açıkladı. Saldırıda mürettebattan bir kişi hayatını kaybederken, 4’ü ağır olmak üzere 8 kişi yaralandı. İki tankerde de maddi hasar meydana geldi. Abu Dabi saldırıyı kınayarak, ülkenin güvenliğini korumak için gerekli bütün tedbirleri alma hakkını saklı tuttuğunu bildirdi.

Kuveyt ordusu da dün akşam yaptığı açıklamada, ülke hava sahasına yönelik hava saldırılarının püskürtüldüğünü açıkladı.


Kuveyt itfaiyesi: İran saldırısının ardından çıkan yangın kontrol altına alındı, herhangi bir yaralanma bildirilmedi

Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)
Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)
TT

Kuveyt itfaiyesi: İran saldırısının ardından çıkan yangın kontrol altına alındı, herhangi bir yaralanma bildirilmedi

Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)
Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)

Kuveyt İtfaiye Kuvvetleri Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed el-Garib, ülkedeki bir noktada çıkan yangının kontrol altına alındığını ve olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığını açıkladı. Şarku’l Avsat’ın Kuveyt haber ajansı KUNA'dan aktardığına göre, Garib, yangının "İran tarafından gerçekleştirilen düşmanca saldırılar kapsamında" hedef alınan bir bölgede çıktığını belirtti.

Sözcü, operasyona ordu ve Ulusal Muhafızlar itfaiye ekiplerinin desteğiyle altı ekibin katıldığını ifade etti.