Lübnan ordusunun ihtiyaçlarına yanıt vermek, Litani Nehri’nin kuzeyinde ‘silahları devletin elinde toplama’ planına bağlı

Fransa’nın Doha toplantısı ve Paris konferansından beklentileri

Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)
Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)
TT

Lübnan ordusunun ihtiyaçlarına yanıt vermek, Litani Nehri’nin kuzeyinde ‘silahları devletin elinde toplama’ planına bağlı

Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)
Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)

Katar’ın başkenti Doha, Lübnan ordusu ve İç Güvenlik Güçleri için düzenlenecek destek konferansının hazırlık toplantısına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Toplantı, bu ayın 15’inde gerçekleştirilecek ve beş sponsor ülke -Fransa, ABD, Suudi Arabistan, Katar ve Mısır- ile diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşların katılımıyla yapılacak. Toplantının amacı, konferans öncesi zemin hazırlığı yapmak, ülkelerin tutumlarını koordine etmek, Lübnan ordusunun ihtiyaçlarını yakından incelemek ve askeri destek mekanizmalarını geliştirmek olarak açıklandı. Konferansın 5 Mart’ta Paris’te düzenlenmesi planlanıyor; Fransız yetkililer yaklaşık 50 ülke ve 10 kuruluşun katılımını bekliyor. Fransa kaynaklarına göre, Lübnan ordusunun mevcut görevleri ve ülkenin egemenliğinin korunmasındaki rolü göz önüne alındığında, hem hazırlık toplantısı hem de konferans, orduya önemli bir siyasi destek sağlayacak. Toplantı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn tarafından açılacak ve tüm oturumlar tek bir gün içinde gerçekleştirilecek.

Doha toplantısından neler bekleniyor?

Paris, hazırlık toplantısı ve konferansın düzenlenmesinde merkezi bir rol oynuyor. Bu iki etkinliğe ilişkin hazırlıklar, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın geçen hafta sonu iki gün süren Beyrut ziyaretinde ele alınan başlıca konulardan biriydi. Ziyaret, Lübnan ordusunun uluslararası toplumun beklediği silah envanteri çalışmasının ikinci aşamasına hazırlanmasına denk geldi. Bu aşama, Sayda’nın kuzeyinde, Litani Nehri’nden Avali Nehri’ne uzanan bölgeyi kapsıyor. Paris’te konuyla ilgilenen birkaç Batılı kaynak, ordunun ihtiyaçlarına yanıt verilmesinin büyük ölçüde ordunun önümüzdeki haftalarda sunması beklenen planına bağlı olduğunu belirtti. Planın, konferans öncesinde Lübnan Bakanlar Kurulu’na sunularak onaylanması öngörülüyor. Fransız yetkililer iki temel noktaya odaklanıyor: Birincisi, 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararı uyarınca ordunun yürüttüğü silah envanteri sürecinin devam etmesi gerekliliği. İkincisi ise, konferansa katılacak ülkelerin Lübnan ordusunun ihtiyaçlarını tam olarak anlaması ve bu ihtiyaçların, destek vermek isteyen uluslararası aktörler arasında koordinasyon sağlanarak ve bunun için bir ‘uluslararası mekanizma’ oluşturularak karşılanması gerekliliği.

gthy
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başkanlığındaki haftalık kabine toplantısının ardından Kültür Bakanı Rachida Dati ile birlikte Elysee Sarayı’ndan ayrılıyor. (AFP)

Paris, konferansta açıklanacak yardım miktarını belirlemeye yönelik tartışmalara girmeyi reddediyor. Fransız yetkililer, desteğin yalnızca mali yardım ile sınırlı olmayacağını, aynı zamanda askeri kapasitenin güçlendirilmesi (silah sistemleri), lojistik imkanlar ve eğitim gibi alanları da kapsayacağını vurguluyor. Paris, Lübnan ordusunun yıllık ihtiyaçlarını 1 milyar doların üzerinde olarak değerlendiriyor, ancak bu desteğin sadece dış yardımlarla sağlanamayacağını, bir kısmının Lübnan devlet bütçesine de yansıtılması gerektiğini belirtiyor. Fransa, Lübnan Ordu Komutanı Rudolf Heykel’in Washington’da aldığı güvenceyle de rahat bir tablo çiziyor. Bu güvenceye göre ABD, Heykel ile Senatör Lindsey Graham arasındaki sert görüşmeye rağmen Lübnan ordusuna desteğini sürdürecek.

Paris ve diğer dört sponsor ülke, Doha’daki toplantıdan ordunun ihtiyaçlarını ayrıntılı şekilde sunmasını bekliyor. Daha önce de Lübnan ordusuna destek amaçlı toplantılar yapılmış olsa da, bu kez sürecin belirli bir hedefe -silah envanteri- bağlı olması öne çıkıyor.

Sınırlar ve Suriyeli mülteciler

Paris, Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın Beyrut ziyaretinden dönerken elde ettiği sonuçlardan memnuniyetini gizlemiyor. Özellikle Lübnan’ın komşusu Suriye ile ilişkilerine dair sağlanan ilerlemeler Fransız yetkililer tarafından olumlu karşılanıyor. Fransa, Lübnan’daki bazı Suriyeli tutukluların ülkelerine geri gönderilmesi anlaşmasının iki önemli alanda etkili olacağını düşünüyor. Birincisi, iki ülke arasındaki kara sınırının belirlenmesi ve sınır bölgelerinde güvenliğin sağlanması. Fransa, manda dönemine ait haritaları kullanarak sınır çiziminde destek sunmayı teklif ediyor. İkincisi, Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüşü, Lübnan için stratejik açıdan birçok düzeyde önem taşıyor. Buna karşılık Paris, Lübnan’ın İsrail ile yaşadığı zorlukların farkında. Fransız kaynaklar, bunun gerek İsrail’in neredeyse günlük devam eden askeri operasyonları gerekse halen Lübnan topraklarında işgal ettiği beş bölgeden çekilmeyi reddetmesi nedeniyle ciddi bir sorun teşkil ettiğini vurguluyor.

dsecd
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, 6 Şubat'ta Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile bir araya geldi. (EPA)

Paris, başka bir bağlamda ise Ateşkesi Denetleme Komitesi (Mekanizma) çerçevesinde siviller arasında yürütülen dolaylı görüşmeleri memnuniyetle karşılıyor ve Le Drian’ın bu görüşmeleri teşvik ettiğini vurguluyor. Paris, sahadaki etkisi sınırlı olsa da, Lübnan’ın bu mekanizmaya bağlılığını desteklemeye devam ediyor. Fransız yetkililer, İsrail’in Lübnan ordusu hakkında yaptığı açık açıklamalar ile kapalı kapılar ardında söylediklerinin farklı olduğunu belirtiyor. Paris’e göre Tel Aviv’in amacı, Lübnan’daki askeri hareket özgürlüğünü sürdürmek ve bunu meşrulaştırmak. İsrail tarafı, Hizbullah tehdidinin Litani Nehri güneyinde önemli ölçüde azaldığını söylerken, kuzeydeki durumu halen sorunlu görüyor. Fransız kaynaklar, Lübnan’a iletilen tavsiyelerin iki temel noktaya odaklandığını belirtiyor: Silah envanteri sürecinin devam ettirilmesi ve bölgedeki olası bir savaşta, ister ABD-İran ikili çatışması, ister İsrail’in katılımı olsun, Lübnan’ın uzak durması gerektiği.

Görüşmelerin bir diğer önemli başlığı ise mali ve ekonomik konular oldu. Paris, Le Drian’ın görüşmelerinde yasanın Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın bahar toplantıları öncesinde Meclis’te oylanmasının önemini vurguladığını belirtiyor. Fransız yetkililere göre, yasanın kabulü, Lübnan makamlarının konuyu ciddiyetle ele aldığını gösterecek ve iç tartışmalara rağmen olumlu bir sinyal sağlayacak. Paris ayrıca, yasanın parlamentodan geçmesinin, Fransa’nın ev sahipliğini üstleneceğini açıkladığı Lübnan ekonomisine destek konferansı üzerinde doğrudan etkisi olacağını vurguluyor.



Hacılar huzur içinde Muzdelife'ye geldiler

Hacılar, Hac ibadetinin en önemli şartı olan namazı kılmak için Arafat düzlüğünde bekliyorlar (Fotoğraf: Beşir Salih)
Hacılar, Hac ibadetinin en önemli şartı olan namazı kılmak için Arafat düzlüğünde bekliyorlar (Fotoğraf: Beşir Salih)
TT

Hacılar huzur içinde Muzdelife'ye geldiler

Hacılar, Hac ibadetinin en önemli şartı olan namazı kılmak için Arafat düzlüğünde bekliyorlar (Fotoğraf: Beşir Salih)
Hacılar, Hac ibadetinin en önemli şartı olan namazı kılmak için Arafat düzlüğünde bekliyorlar (Fotoğraf: Beşir Salih)

Kutsal Yerler: Ömer el-Bedevi & İbrahim el-Kureyşi

Yaklaşık 1,7 milyon hacı adayı, hac ibadetinin en önemli rüknü olan Arafat vakfesini güven içinde tamamlamalarının ardından dün gün batımında Müzdelife’ye geçti. Beyaz ihramlarıyla hareket eden hacılar, burada Kurban Bayramı’nın ilk günü sabahına kadar geceyi geçirdi.

Hacıların Arafat’tan Müzdelife’ye intikali sırasında güvenlik ve hizmet ekipleri kutsal bölgelerin tamamında yoğun şekilde görev yaptı. Hacılar, sabah namazının ardından Mina’ya geçerek Akabe Cemresi’ne taş atacak, kurban kesimlerini gerçekleştirecek, ardından tıraş olup ihramdan çıkacak. Daha sonra hac ibadetinin kalan günlerini geçirmek üzere Mina’da kalacaklar.

Rahman’ın misafirleri, Hz. Muhammed’in sünnetine uyarak Arafat’taki Nemire Mescidi’nde öğle ve ikindi namazlarını tek ezan ve iki kametle cem ederek kıldı. Hacılar ayrıca, bu yıl Mescid-i Haram imam ve hatibi Şeyh Dr. Ali el-Huzeyfi tarafından verilen Arafat hutbesini dinledi.

Huzeyfi hutbesinde, “Hac ibadetinde siyasi sloganlara ya da partisel çağrılara yer yoktur. Hac bütünüyle Allah’a teslimiyet, Peygamber’e ittiba ve zahiren-batinen arınmadır” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan’da Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı ve Daimî Hac ve Umre Komitesi Başkan Yardımcısı Prens Suud bin Mişel bin Abdülaziz ise hacıların kurallara ve yönlendirmelere gösterdiği uyumdan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Prens Suud, hacıların bilinçli ve disiplinli hareket etmeyi sürdürmelerinin, kendilerine en iyi hizmetin sunulmasına ve ibadetlerini huzur içinde tamamlamalarına katkı sağlayacağını söyledi.


Yeryüzünden gökyüzüne... Hacı adayları için sağlık hizmetleri sunan Suudi kahramanlar

Ambulans helikopterler, hacı adaylarına hizmet etmek için gökyüzünde asılı duran can damarları gibi (Fotoğraf: Beşir Salih)
Ambulans helikopterler, hacı adaylarına hizmet etmek için gökyüzünde asılı duran can damarları gibi (Fotoğraf: Beşir Salih)
TT

Yeryüzünden gökyüzüne... Hacı adayları için sağlık hizmetleri sunan Suudi kahramanlar

Ambulans helikopterler, hacı adaylarına hizmet etmek için gökyüzünde asılı duran can damarları gibi (Fotoğraf: Beşir Salih)
Ambulans helikopterler, hacı adaylarına hizmet etmek için gökyüzünde asılı duran can damarları gibi (Fotoğraf: Beşir Salih)

Kutsal topraklarda, hacı adaylarına sunulan benzersiz Suudi sağlık sistemi aracılığıyla insani değerler ve bakım anlayışının en üst düzey örnekleri sergileniyor. Sistem, hacı adaylarına adım adım eşlik ederek kapsamlı ve tamamen ücretsiz sağlık hizmeti sunuyor. Hiçbir milliyet ayrımı gözetmeyen sağlık sistemi, insan onuru ve sağlığını her şeyin üzerinde tutarken, hacı adaylarının ibadetlerini güven, huzur ve manevi atmosfer içinde yerine getirebilmeleri amacıyla sunulan kapsamlı hizmet ağının önemli bir parçasını oluşturuyor.

İlk müdahale

İnsani destek hizmetleri ise hacı adaylarının Suudi Arabistan’a ulaştığı ilk andan itibaren başlıyor ve kutsal bölgelerde hac ibadetlerini yerine getirdikleri süre boyunca devam ediyor. Yaya acil müdahale ekipleri ile gönüllüler, yaya güzergâhlarında ve çadır alanlarında yoğun şekilde görev yapıyor. Sağlık çantalarıyla sahada sürekli devriye gezen ekipler, yürüyerek ya da acil müdahale motosikletleriyle hacılara anında destek sağlıyor. Bu sistem sayesinde hiçbir hacı adayının hastalık, fiziksel yorgunluk ya da aşırı sıcakların yol açtığı bitkinlikle tek başına mücadele etmesine izin verilmemesi hedefleniyor.

Suudi Kızılayı bünyesindeki ambulans helikopterler, gökyüzünde uzanan can damarları olarak görev yapıyor. Bu sistem, milyonlarca kişinin bulunduğu kutsal bölgelerde zamanla yarışmak ve yoğun kalabalık engelini aşmak için en hızlı ve en etkili stratejik çözüm olarak öne çıkıyor.

Filonun insani ve operasyonel rolü, acil ihbarlara dakikalar içinde müdahale edebilme kapasitesinde kendini gösteriyor. Yoğun insan kalabalığını ve kara trafiğindeki sıkışıklığı aşabilen ambulans helikopterler, ağır yaralı ve kritik durumdaki hastaları olay yerinden doğrudan Mekke ve kutsal bölgelerdeki uzman hastanelerin helikopter pistlerine ulaştırıyor.

Ambulans helikopterlerin görevinin yalnızca hızlı nakille sınırlı olmadığını belirten ambulans görevlisi Muhammed el-Enezi, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada sistemi ‘uçan yoğun bakım ünitesi’ olarak tanımladı. El-Enezi, ambulans helikopterlerin en son uluslararası tıbbi teknolojilerle donatıldığını, bu sayede doktorlar ve sağlık ekiplerinin uçuş sırasında hastaya müdahale edebildiğini, hayati fonksiyonlarını takip ettiğini ve sağlık durumunu stabilize etmeye başladığını söyledi.

sdfrgthy
Kızılay araçları, hacılara Terviye Günü’nü geçirmek üzere Mina’ya doğru yaptıkları yolculuk boyunca eşlik etti. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Acil tıp teknisyeni olan el-Enezi, ‘uçan yoğun bakım ünitesinde’ bulunan en önemli ekipmanlardan birinin otomatik göğüs kompresyon cihazı olduğunu söyledi. Bu cihazın, kalp ve solunum durması vakalarında sağlık ekiplerini desteklemek amacıyla bu hac sezonunda devreye alındığını belirten el-Enezi, sistemin acil müdahalelerde hız ve hassasiyet sağladığını ifade etti. El-Enezi ayrıca çocuklar, prematüre bebekler ve yetişkinler için yapay solunum cihazlarının bulunduğunu, modern yaşamsal bulgu takip sistemleri sayesinde hastaların tüm hayati verilerinin anlık olarak operasyon merkezine aktarıldığını söyledi. Bu teknolojinin hava nakli sırasında hastaların durumunun sürekli ve hassas biçimde izlenmesine imkân tanıdığını kaydetti.

Ambulans helikopterlerde ayrıca, tam donanımlı yoğun bakım çantalarının bulunduğunu belirten el-Enezi, bazı hava araçlarının ise aynı anda iki yoğun bakım hastasını sağlık kuruluşları arasında taşıyabilecek şekilde uçan yoğun bakım ünitesi olarak hazırlandığını ifade etti. Bu helikopterlerde gerekli tüm tıbbi ekipmanların eksiksiz şekilde yer aldığını vurguladı.

Yanıt süresi

El-Enezi, ambulans helikopterlerin acil vakalara müdahale süresinde rekor seviyede hız hedeflendiğini belirtti. El-Enezi, hava aracının hazırlanıp havalanmasının en fazla 7 dakika sürdüğünü, ihbar noktasına ise 10 dakikadan daha kısa sürede ulaşıldığını söyledi. Yoğun insan kalabalığının bulunduğu Cemarat gibi alanlarda dahi bu sürelere uyulduğunu ifade eden el-Enezi, hastaların yaklaşık 10 dakika içinde en yakın sağlık kuruluşuna sevk edildiğini kaydetti.

cdgrr
Suudi Arabistan Sağlık Bakanı Fahd el-Celacil, helikopter pisti ziyareti sırasında ambulans helikopter görevlisi Muhammed el-Enezi ile sohbet etti. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Helikopter pilotu Şayi Makbul, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, tıbbi hava aracının donanım ve acil müdahale kapasitesi açısından dünyadaki en gelişmiş sistemlerden biri olduğunu söyledi. Makbul, ambulans helikopterlerin uluslararası standartlarda üretilmiş en son tıbbi teknolojilerle donatıldığını belirtti. Makbul, bunun hac sezonunda hacı adaylarına sunulan sağlık hizmetlerinde yaşanan sürekli gelişim ve modernizasyon seviyesini yansıttığını ifade etti.

Seyir yetenekleri

Makbul, ambulans helikopterlerin gelişmiş navigasyon kabiliyetlerine sahip olduğunu belirterek, dar alanlara, hazırlanmamış bölgelere ve asfaltlanmamış noktalara iniş yapabildiğini söyledi. Bu özelliğin, kutsal bölgelerdeki farklı noktalarda bulunan vakalara çok daha hızlı ulaşılmasını sağladığını ifade etti.

Makbul, ambulans helikopterlerde tam donanımlı bir operasyon odası ile gelişmiş kardiyak canlandırma ünitesinin bulunduğunu kaydetti. Bu sistemlerin, hasta nakli sırasında acil tıbbi müdahalenin sürdürülmesine ve hastanın en yakın sağlık kuruluşuna ulaşıncaya kadar durumunun stabil tutulmasına imkân tanıdığını belirtti.

Hava aracındaki teknik donanımın temel amacının, hastayı olay yerinden veya belirlenen buluşma noktasından uygun hastaneye mümkün olan en kısa sürede ulaştırmak olduğunu söyleyen Makbul, müdahale süresinin 7 dakikayı aşmadığını ve bunun hac sezonundaki acil sağlık müdahalelerinin etkinliğini artırdığını vurguladı.

Sağlık filosu kalabalığı

Suudi Kızılayı, hac sezonu kapsamında 2 bin 771 acil sağlık personeli ve gönüllüyü görevlendirirken, ayrıca 100 nitelikli sağlık gönüllüsünü de sahaya sevk etti. Kurum, Mekke genelinde 70, Mescid-i Haram çevresinde 75 ve Mina bölgesinde 178 acil müdahale noktası kurdu. Arafat ve Müzdelife’de ise toplam 203 acil sağlık noktası hizmete alındı. Kızılay filosunda 305 ambulansın yanı sıra erken müdahale ve ilk tedavi süreçlerini hızlandırmak amacıyla kullanılan 20 hızlı müdahale aracı bulunuyor. Filoda ayrıca yoğun bölgelerde hızlı erişim sağlamak için 119 golf aracı, 23 motosiklet, 155 scooter, 200 elektrikli acil müdahale sandalyesi, 80 bisiklet ve 7 ambulans helikopter yer alıyor.

Sağlık hizmetleri yalnızca sahadaki kurtarma operasyonlarıyla sınırlı kalmıyor. Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, Sanal Sağlık Hastanesi gibi akıllı teknolojiler ile dijital uygulamaları da hacıların hizmetine sunuyor. Bu uygulamalar sayesinde hacı adayları, Arapça konuşma zorunluluğu olmadan tek tuşla acil sağlık çağrısı yapabiliyor ve konum bilgilerini hassas şekilde sağlık ekiplerine iletebiliyor.

dfr
Kritik bir anda yapılan hassas müdahale, Mısırlı bir hacı ile Faslı bir hacının kalıcı görme kaybından kurtulmasını sağladı ve hac ibadetlerini tamamlamalarına olanak tanıdı. (Kral Abdullah Tıp Şehri)

Hastanelerde ise hayat kurtarmak amacıyla ameliyathanelerin kapıları hacı adayları için açılıyor. Açık kalp ameliyatları, uzmanlık gerektiren kateter işlemleri ve diyaliz seansları gibi ileri düzey sağlık hizmetleri tamamen ücretsiz olarak sunuluyor. Bu hizmetler, dini ve ulusal sorumluluk anlayışıyla yürütülen insani bir görev kapsamında sağlanırken, Suudi sağlık sistemi hacı adaylarına yolculukları boyunca eşlik eden güvenilir ve şefkatli bir destek unsuru olarak öne çıkıyor. Amaç, hacıların ibadetlerini güven içinde tamamlayarak ailelerine sağlıklı şekilde dönmelerini sağlamak olarak ifade ediliyor.

Hacı adayının durumunu göz önünde bulundurmak

Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, hac ibadetini yerine getirmeden önce ciddi sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırılan hacı adaylarının durumunu da dikkate alıyor. Bakanlık, her yıl Tıbbi Hac Konvoyu girişimini hayata geçiriyor. Entegre bir acil sağlık sistemi olarak yürütülen uygulama kapsamında hastalar, sedyeleri üzerinde sağlık ekiplerinin gözetiminde kutsal bölgelere taşınıyor. Gözyaşları ve sevinç içinde Arafat Vakfesi’ne ulaştırılan hacı adaylarına, ibadetlerinin en önemli rüknünü yerine getirebilmeleri için doktorlar ve hemşireler anbean eşlik ediyor. Böylece hastaların sağlık durumları yakından takip edilirken hac ibadetlerini tamamlamalarına da imkân sağlanıyor.


Hacılar bugün Arafat’tta

Mina'ya hacı akışı, tüm hizmetlerin desteğiyle sorunsuz ve kolay bir şekilde ilerledi (Fotoğraf: Ali Hemec)
Mina'ya hacı akışı, tüm hizmetlerin desteğiyle sorunsuz ve kolay bir şekilde ilerledi (Fotoğraf: Ali Hemec)
TT

Hacılar bugün Arafat’tta

Mina'ya hacı akışı, tüm hizmetlerin desteğiyle sorunsuz ve kolay bir şekilde ilerledi (Fotoğraf: Ali Hemec)
Mina'ya hacı akışı, tüm hizmetlerin desteğiyle sorunsuz ve kolay bir şekilde ilerledi (Fotoğraf: Ali Hemec)

Hac için kutsal yolculuğun en önemli aşaması olan Arafat Dağı’na çıkış, bugün şafak vaktiyle birlikte başladı. Mina’da “Terviye Günü” kapsamında geceyi geçiren hacılar, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Arafat’a doğru hareket etti.

Hac ibadetinin “en önemli rüknü” olarak kabul edilen Arafat vakfesi için hacıların hareketi sırasında, kutsal bölgeler arasında geçişlerin düzenli ve akıcı olduğu bildirildi. Süreç, çeşitli güvenlik birimlerinden on binlerce personelin koordinasyonuyla takip edildi.

Suudi Arabistan yetkilileri, hac organizasyonunun tüm aşamalarında kapsamlı bir hazırlık yapıldığını ve devlet kurumlarının tüm imkânlarının hacıların ibadetlerini güvenli ve rahat şekilde yerine getirmesi için seferber edildiğini belirtti.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, bu yılki hac sezonu için erken planlamalar yapıldığını ve Arafat ile diğer kutsal alanlara geçişlerin düzenli ve kademeli bir şekilde sağlanması için ayrıntılı programlar hazırlandığını açıkladı.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, bu yılki hac sezonu için hazırlıklara erken başladığını, bunun “hacıların hizmet kalitesini sürekli geliştirmeyi ve yolculuklarını en başından itibaren kolaylaştırmayı hedefleyen proaktif bir yaklaşım” olduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Hac ve Umre Bakan Yardımcısı Hassan bin Yahya el- Manakhra, hacıların kutsal topraklardaki hareketinin düzenli ve kademeli şekilde sağlanması için ayrıntılı planlar hazırlandığını belirterek, “Hacıların kutsal mekânlardaki güzergâhlarına düzenli ve kontrollü biçimde dağıtılmasını garanti eden hassas planlar oluşturuldu” ifadelerini kullandı.