Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı engelini kıtalararası lojistik sistemiyle aşıyor

Araçlar Suudi Arabistan ile Bahreyn’i birbirine bağlayan Kral Fahd Köprüsü’nden geçiş işlemlerini tamamlıyor (SPA)
Araçlar Suudi Arabistan ile Bahreyn’i birbirine bağlayan Kral Fahd Köprüsü’nden geçiş işlemlerini tamamlıyor (SPA)
TT

Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı engelini kıtalararası lojistik sistemiyle aşıyor

Araçlar Suudi Arabistan ile Bahreyn’i birbirine bağlayan Kral Fahd Köprüsü’nden geçiş işlemlerini tamamlıyor (SPA)
Araçlar Suudi Arabistan ile Bahreyn’i birbirine bağlayan Kral Fahd Köprüsü’nden geçiş işlemlerini tamamlıyor (SPA)

Küresel tedarik zincirlerinin benzeri görülmemiş sınavlarla karşı karşıya kaldığı, dünyanın en kritik geçitlerinden biri olan Hürmüz Boğazı’nda aksamalara neden olduğu bir dönemde, Suudi Arabistan, ticaretin kesintisiz akışını garanti altına alan ve ülkenin lojistik altyapısını bir “can damarı” hâline getiren üstün bir ulaşım sistemini ortaya koydu. 2021 yılında Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından başlatılan Ulusal Taşımacılık ve Lojistik Stratejisi sayesinde Riyad, kıtaları birbirine bağlayan bir altyapı mühendisliğini hayata geçirerek mevcut jeopolitik zorlukları pratik bir başarıya dönüştürdü; kriz yönetimi ve acil tahliye operasyonlarında yüzde 97’nin üzerinde başarı oranı sağladı.

Sistemin ilk temelleri, Suudi Arabistan’ı üç kıtayı birbirine bağlayan küresel bir merkez hâline getirmek amacıyla atıldı. Uluslararası büyük şirketlerle ortaklaşa geliştirilen lojistik bölgeler ve hava, kara ve deniz taşımacılığında hızlandırılmış ihracat ve tedarik prosedürleri sayesinde hükümet, mal, hizmet ve enerji akışının kesintisiz olmasını güvence altına aldı; böylece ülke altyapı geliştiriciliğinden, küresel ekonomik istikrarın güvence altına alınmasında kilit aktöre dönüştü.

Hava ulaşımında hazırlık

Bu hazır durum yalnızca ticari alanla sınırlı kalmadı; insani kriz yönetiminde de etkinlik sağlandı. Şarku’l Avsat’a konuşan Lojistik uzmanı Hassan Al Halil, “Hava taşımacılığı artık acil durum müdahalelerinin temel motoru haline geldi; hızlı tahliye operasyonlarının yüzde 70-80’ini hava yolu taşımacılığı oluşturuyor. 500-2000 kişilik büyük tahliyeler ise deniz taşımacılığı ile gerçekleştiriliyor. Müdahale süresi 24-72 saat arasında değişiyor, bu da gelişmiş operasyonel hazır olmayı gösteriyor” dedi.

Al Halil, operasyonların sıkı sağlık kontrolleri ve yolculuk sırasında verilen bakım ile entegre bir kurumsal koordinasyon içinde yürütüldüğünü vurguladı. Ancak yoğun hava yolları ve uçuş sürelerindeki yüzde 20-30 artış, uluslararası sistem farklılıkları ve kriz bölgelerindeki altyapı yetersizlikleri nedeniyle etkinlik yüzde 40’a düşebiliyor. Yine de Suudi Arabistan, operasyonel esnekliği ve acil durum planları sayesinde başarı oranını yüzde 97’nin üzerinde tutuyor; sistem sadece kriz yönetimi için değil, aynı zamanda mal, hizmet ve enerji akışının sürdürülebilirliği için stratejik bir model oluşturuyor.

Yanbu Limanı ve deniz taşımacılığı

Hava taşımacılığı kadar deniz taşımacılığı da jeopolitik alternatif olarak öne çıktı. Kızıldeniz limanları, özellikle Yanbu Limanı, Hürmüz Boğazı’ndan geçen yüklerin yönlendirilmesinde stratejik bir şerit hâline geldi. Doğu-Batı Petrol Boru Hattı ile entegre çalışmaları sayesinde Suudi Arabistan, ihracatını gergin bölgelere kaydırmadan sürdürebiliyor.

Yanbu Güney ve Kuzey terminallerinden günlük ortalama 4,4 milyon varil ham petrol ihraç edilirken, bu rakamı 5 milyon varile çıkarmayı hedefliyor. Limanların etkinliği, nakliye maliyetlerini yüzde 58 oranında düşürdü ve rüzgar türbinleri gibi büyük hacimli kargoların hızlı sevkiyatına imkan sağladı.

İhracat rotalarının çeşitlendirilmesi

Al Halil, ihracat rotalarının akıllıca çeşitlendirilmesinin tıkanma noktalarına maruz kalmayı yüzde 40 oranında azalttığını belirtti. Bu sayede küresel nakliye maliyetlerindeki yüzde 50’lik artış ve jeopolitik risk sigorta primleri minimize edildi. Gemi gecikmelerindeki 3-10 günlük artışa rağmen Suudi limanlarının verimliliği ve geçici muafiyetler, duraklama sürelerini yüzde 25 oranında düşürdü ve nakliye fiyatlarının dalgalanmasını azalttı.

gvfrvfre
Suudi Arabistan Demiryolları’na ait bir yolcu treni (SPA)

Kara ve demiryolu taşımacılığı

Suudi Arabistan, kara taşımacılığıyla bölgesel bir dağıtım merkezi hâline geldi; 500 binin üzerindeki kamyon filosu ve SAR tren hattının günlük 2 bin 500 konteyner taşıma kapasitesiyle Körfez ülkelerine mal sevkiyatı gerçekleştiriliyor. Bu entegrasyon, sadece ticari akışı değil, bölgesel bağları da güçlendiriyor; örneğin Kuveytli vatandaşlar Riyad’dan kara yolu ile taşınırken, Irak’tan Arar Havalimanı’na uçuşlar ile yolcu hareketi destekleniyor.

Körfez’de deniz bağlantıları

Suudi limanları, Körfez’de alternatif bir stratejik deniz bağlantısı olarak öne çıkıyor. Suudi Limanlar İdaresi (Mawani), Dammam-Şarika arasında çok modlu taşımacılığı sağlayan bir köprü kurarken, Bahreyn ile Kral Abdulaziz Limanı ve Halife Bin Selman Limanı arasındaki Gulf Shuttle hizmeti, yılda 105 milyon ton kapasiteye sahip liman altyapısı üzerinden ticari akışı hızlandırıyor.

Ayrıca SAR tren hattı, Doğu Bölgesi limanlarını sınır kapısına bağlayarak Ürdün ve kuzey ülkeleri ile ticaret akışını güçlendirdi.

Yolcu taşımacılığı ve insanî destek

Sistem, insani ve bölgesel boyutlarda da etkili. Kuveytli vatandaşların kara yoluyla taşınması ve Irak’tan Arar Havalimanı’na uçuşlar, yüzde 97’yi aşan operasyonel başarı oranıyla gerçekleştiriliyor.

Akıllı kriz yönetimi ve maliyet azaltımı

Yetkililer, gemilere geçici muafiyetler tanıyarak duraklama sürelerini yüzde 25 oranında azaltıp maliyetleri düşürdü. Deniz taşımacılığı maliyetleri yüzde 8-18 düşerken, nakliye fiyatlarındaki dalgalanmalar yüzde 10-20 arasında azaldı.

Bölgesel gıda güvenliği

Aynı zamanda sınır kapıları, özellikle Ebu Samra, Katar’a mal akışını güvence altına alarak bölgesel gıda güvenliğine katkı sağladı. 25’ten fazla ülkeden tedarik çeşitlendirmesi ve bazı ürünlerde 12 aylık stratejik stoklar, yüzde 95’in üzerinde bulunabilirlik sağladı.

Shuttle taşımacılığı ve demiryolu Lojistiği

Lojistik ve tedarik zinciri uzmanı Naşmi Al Harbi, demiryolu bağlantılarının artık tamamlayıcı değil, stratejik bir can damarı olduğunu vurguladı. Şubat 2026’da Riyad-Doha hızlı tren projesi onaylanarak yolculuk süresi iki saate düşürüldü ve KİK ülkeleri arasında temel mal akışı kesintisiz hâle geldi.

Shuttle taşımacılığı, yüksek frekanslı küçük gemilerle limanlar arasında hızlı transfer sağlayarak maliyet yapısını ve tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdi. DHL ve Maersk’in Riyad’daki lojistik yatırımları, Suudi Arabistan’ın uluslararası şirketler için güvenli bir lojistik merkez hâline gelmesini pekiştirdi. Ülke, Dünya Bankası Lojistik Performans Endeksi’nde 17 basamak yükselerek 38. sıraya ulaştı.

Sonuç

Tüm bu adımlar, Suudi Arabistan’ın yalnızca geçici bir kriz yönetimi yapmadığını, aynı zamanda küresel ticaret haritasında stratejik konumunu güçlendirdiğini gösteriyor. Limanların entegrasyonu, altyapı gelişimi ve operasyonel esneklik sayesinde ülke, ticaret ve enerji akışlarını etkin bir şekilde yönlendirebilen kıtaları bağlayan bir lojistik merkezi hâline geldi.



Casim el-Budeyvi: Körfez ülkeleri olmadan yapılacak bölgesel düzenlemeler kabul edilemez

Casim el- Budeyvi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatarak “tüm sınırları aştığını” söyledi (Körfez İşbirliği Konseyi)
Casim el- Budeyvi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatarak “tüm sınırları aştığını” söyledi (Körfez İşbirliği Konseyi)
TT

Casim el-Budeyvi: Körfez ülkeleri olmadan yapılacak bölgesel düzenlemeler kabul edilemez

Casim el- Budeyvi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatarak “tüm sınırları aştığını” söyledi (Körfez İşbirliği Konseyi)
Casim el- Budeyvi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatarak “tüm sınırları aştığını” söyledi (Körfez İşbirliği Konseyi)

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi İran ile ABD ve İsrail arasında süren krizle ilgili yürütülecek herhangi bir müzakere ya da anlaşma sürecine Körfez ülkelerinin mutlaka dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. Budeyvi, “Bu kriz sonrasında Ortadoğu’nun haritasını değiştirmeyi amaçlayan her türlü çerçeve, girişim veya bölgesel düzenleme kesin olarak reddedilmektedir” dedi.

Budeyvi, çözümde önceliklerinin diplomatik ve siyasi yollar olduğunu belirterek, bunun “en akılcı ve en başarılı seçenek” olduğunu ifade etti. Bununla birlikte Körfez ülkelerinin uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi çerçevesinde “tüm seçenekleri değerlendirdiğini” de sözlerine ekledi.

Perşembe günü Riyad’da Arap ve yabancı büyükelçilere verdiği brifingde konuşan Budeyvi, uluslararası ortaklara İran’a yönelik açık ve birleşik bir mesaj verilmesi çağrısında bulundu. Bu mesajın, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını derhal ve koşulsuz olarak durdurmasını içermesi gerektiğini söyledi.

Körfez ülkelerinin hedefinin hiçbir zaman İran’ı zayıflatmak ya da yok etmek olmadığını belirten Budeyvi, amaçlarının karşılıklı saygı, iç işlerine müdahale etmeme ve saldırmazlık ilkelerine dayalı normal ilişkiler kurmak olduğunu dile getirdi.

Mevcut durumun “Ortadoğu’nun karmaşıklığı” çerçevesinde ele alınamayacağını vurgulayan Budeyvi, yaşananların uluslararası hukukun açık ihlali ve herhangi bir çatışmanın tarafı olmayan ülkelere yönelik sistematik saldırılar olduğunu ifade etti. Uluslararası aktörleri gerçekleri doğru değerlendirmeye çağırdı.

Körfez ülkelerinin onlarca yıldır bölgesel ve küresel istikrarın temel unsurlarından biri olduğunu, aynı zamanda güvenilir bir enerji tedarikçisi ve küresel ekonomide sorumlu bir ortak olarak öne çıktığını belirten Budeyvi, buna karşın ülkelerinin saldırı hedefi olmayı ya da bölgesel hesaplaşmaların sahası haline gelmeyi kabul etmeyeceğini söyledi.

brfgb
Casim el-Bedeyvi, mevcut krizin çözümüne yönelik yürütülecek her türlü görüşme ve anlaşmaya Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin mutlaka dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. (KİK)

İran’ın son 25 günde 5 binden fazla balistik füze ve insansız hava aracıyla Körfez ülkelerini hedef aldığını aktaran Budeyvi, savaş süresince fırlatılan füzelerin yüzde 85’inin Körfez’e yöneldiğini kaydetti.

Körfez hava savunma sistemlerinin bu saldırıları “yüksek profesyonellikle” engellediğini belirten Budeyvi, bunun saldırıların ciddiyetini azaltmadığını ve İran’ın sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını vurguladı.

Budeyvi ayrıca İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ticari gemiler ve petrol tankerlerinin geçişini engellemesi ve geçişlerden ücret talep etmesini uluslararası deniz hukuku ihlali olarak nitelendirdi. Bölgede gemi kaçırma ve saldırıların da tekrarlandığını ifade etti.

Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıkların yalnızca Körfez’i değil küresel ekonomiyi de etkilediğini belirten Budeyvi, bazı ülkelerin petrol ve gaz tedarikinde sıkıntı yaşadığını söyledi. Uluslararası deniz yollarının hiçbir tarafça engellenemeyeceğini ya da şartlara bağlanamayacağını vurguladı.

fdvfd
Casim el-Budeyvi’ye göre, İran’ın savaş boyunca fırlattığı füzelerin yüzde 85’i Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini hedef aldı. (KİK)

Boğazın kapatılmasının başlangıçta enerji fiyatlarını artırabileceğini, ancak uzun vadede küresel ekonomi, enerji piyasaları, deniz sigortacılığı ve sivil havacılık üzerinde “yıkıcı sonuçlar” doğuracağını ifade eden Budeyvi, “Hürmüz Boğazı’nda olan, sadece orada kalmaz” dedi.

Körfez ülkelerinin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarından habersiz olduğunu belirten Budeyvi, bu operasyonlara katılmadıklarını ve topraklarının İran’a karşı kullanılmasına izin vermediklerini Tahran’a ilettiklerini söyledi. Buna rağmen İran’ın saldırılarını sürdürdüğünü ifade etti.

Körfez ülkelerinin gerilimi tırmandırmamak için azami ölçüde itidal gösterdiğini ve karşılık vermekten kaçındığını belirten Budeyvi, bunun İran’ın saldırıları durdurması umuduyla yapıldığını dile getirdi.

fvfr
Casim el-Bedeyvi, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin azami ölçüde itidal gösterdiğini ve çatışmanın yayılmasını önlemek amacıyla karşılık vermemeyi tercih ettiğini belirtti. (KİK)

Son olarak Körfez’in küresel ekonomi için stratejik önemine dikkat çeken Budeyvi, bölgenin günlük yaklaşık 16 milyon varil ham petrol üretimiyle dünya üretiminin yüzde 22’sini karşıladığını, küresel petrol ihracatının yüzde 27’sine denk gelen 11,5 milyon varil ihracat yaptığını belirtti. Ayrıca dünya petrol rezervlerinin yüzde 33’üne ve doğal gaz rezervlerinin yüzde 21’ine sahip olduğunu vurguladı.

Bu verilerin Körfez’i küresel ekonomi için vazgeçilmez bir unsur haline getirdiğini belirten Budeyvi, bölgede yaşanacak herhangi bir istikrarsızlığın doğrudan enerji güvenliği ve küresel ekonomik istikrarı etkileyeceğini sözlerine ekledi.


Suudi Arabistan Maliye Bakanı: Savaş devam ederse petrol piyasasındaki çalkantı Kovid-19’dan büyük olabilir

Suudi Arabistan Maliye Bakanı, Miami’de düzenlenen Geleceğe Yatırım Girişimi Zirvesi kapsamındaki bir oturumda konuşuyor (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Maliye Bakanı, Miami’de düzenlenen Geleceğe Yatırım Girişimi Zirvesi kapsamındaki bir oturumda konuşuyor (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Maliye Bakanı: Savaş devam ederse petrol piyasasındaki çalkantı Kovid-19’dan büyük olabilir

Suudi Arabistan Maliye Bakanı, Miami’de düzenlenen Geleceğe Yatırım Girişimi Zirvesi kapsamındaki bir oturumda konuşuyor (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Maliye Bakanı, Miami’de düzenlenen Geleceğe Yatırım Girişimi Zirvesi kapsamındaki bir oturumda konuşuyor (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, İran ile süren gerilim ve savaşın genişlemesi halinde petrol piyasalarındaki dalgalanmanın, Kovid-19 pandemisinin ekonomik etkilerini aşabileceği uyarısında bulundu.

Miami’de düzenlenen Geleceğe Yatırım Girişimi Zirvesi kapsamında konuşan el-Cedan, mevcut jeopolitik gerilimlerin küresel ekonomi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi. Medyadaki “gürültünün” sahadaki gerçek tabloyu her zaman yansıtmadığını belirten Bakan, günlük ekonomik faaliyetlerin büyük ölçüde sürdüğünü ancak potansiyel riskler karşısında temkinli olunması gerektiğini vurguladı.

El-Cedan, küresel piyasaların söz konusu gerilimlerin bir bölümünü fiyatladığını ifade ederek, çatışmaların sürmesi halinde etkilerin daha da genişleyebileceğine dikkat çekti. Özellikle enerji sektörünün, başta petrol olmak üzere en fazla etkilenen alan olduğunu belirten Bakan, petrokimya ve tedarik zincirleri gibi bağlantılı sektörlerin de risk altında olduğunu kaydetti.

Çatışmaların hızla kontrol altına alınmasının önemine işaret eden el-Cedan, aksi durumda küresel etkilerin geçmiş krizleri, hatta Kovid-19 salgınını dahi aşabileceği uyarısını yineledi. Bu kapsamda özellikle tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıklara dikkat çekti.

Yatırımcı davranışlarına da değinen el-Cedan, bu tür dönemlerde üç temel unsurun öne çıktığını söyledi: belirsizliğin azalması (öngörülebilirlik), ekonomik esneklik ve büyüme beklentileri. Açık vizyon ve istikrarlı ekonomi politikalarına sahip ülkelerin yatırım çekme konusunda daha avantajlı olacağını ifade etti.

Suudi Arabistan’ın bu çerçevede güçlü bir model sunduğunu savunan el-Cedan, ülkenin mali istikrarı ve uzun vadeli vizyonu sayesinde krizleri etkin şekilde yönettiğini belirtti. Pandemi döneminde ve küresel ekonomik dalgalanmalara rağmen pozitif büyüme oranlarının korunduğunu hatırlattı.

Bakan, ülkenin onlarca yıldır ekonomisini çeşitlendirmek için yatırım yaptığını, bu yatırımların kısa vadede doğrudan getiri sağlamasa da bugün meyvelerini verdiğini ifade etti. Bu sayede enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı daha dirençli bir yapı oluşturulduğunu söyledi.

Enerji arz güvenliğine yönelik stratejik yatırımlara da değinen el-Cedan, özellikle Doğu-Batı Petrol Boru Hattı projesinin önemine dikkat çekti. Yaklaşık 50 yıl boyunca büyük yatırımlar yapılan hattın bugün küresel petrol arzının yönetilmesinde kritik rol oynadığını ve mevcut enerji krizinin etkilerini sınırlamaya katkı sağladığını belirtti.

Son olarak ekonomik esnekliğin artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk haline geldiğini vurgulayan el-Cedan; insan kaynağına ve teknolojiye yapılan yatırımların artırılmasının, ülkelerin rekabet gücünü yükselteceğini ifade etti. Gelecek dönemde uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Bakan, sürdürülebilir büyüme için proaktif politikaların hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.


Kuveyt: Devletin üst düzey isimlerine ve liderlerine suikast planlayan Hizbullah bağlantılı bir şebeke çökertildi

Tutuklanan altı şüpheliden beşi Kuveyt vatandaşı, biri ise vatandaşlığı iptal edilen yabancı uyruklu bir kişi (Kuveyt İçişleri Bakanlığı)
Tutuklanan altı şüpheliden beşi Kuveyt vatandaşı, biri ise vatandaşlığı iptal edilen yabancı uyruklu bir kişi (Kuveyt İçişleri Bakanlığı)
TT

Kuveyt: Devletin üst düzey isimlerine ve liderlerine suikast planlayan Hizbullah bağlantılı bir şebeke çökertildi

Tutuklanan altı şüpheliden beşi Kuveyt vatandaşı, biri ise vatandaşlığı iptal edilen yabancı uyruklu bir kişi (Kuveyt İçişleri Bakanlığı)
Tutuklanan altı şüpheliden beşi Kuveyt vatandaşı, biri ise vatandaşlığı iptal edilen yabancı uyruklu bir kişi (Kuveyt İçişleri Bakanlığı)

Kuveyt resmi haber ajansı KUNA, Kuveyt İçişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada devletin önde gelen isimlerine ve liderlerine suikastlar düzenlemeyi planlayan ve bu görevleri yerine getirecek kişileri bulan terör örgütü Hizbullah ile bağlantılı bir şebekenin çökertildiğinin duyurulduğunu aktardı.

İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Nasır Busalib, bir terör eylemi planının engellendiğini açıkladı. Beş Kuveyt vatandaşı ve vatandaşlığı iptal edilen yabancı uyruklu bir kişiden oluşan bir şebekenin üyelerinin yakalandığını belirten Busalib, ayrıca beşi Kuveyt vatandaşı ve beşi vatandaşlığı iptal edilen yabancı uyruklu kişi ile ikisi İranlı ve ikisi Lübnanlı olmak üzere ülke dışına kaçan 14 şüphelinin kimliğinin tespit edildiğini açıkladı. Bu kişilerin ülkede yasaklı olan ve ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırılan Hizbullah ile bağlantıları olduğunun tespit edildiğini ifade eden Busalib, örgütün devletin üst düzey isimlerine ve liderlerine suikastlar düzenlemeyi ve bu görevleri yerine getirecek kişileri işe almayı planladığını belirtti.

vfrv
Tespit edilip kimlikleri belirlenen ve ülke dışına kaçan şüpheliler (İçişleri Bakanlığı)

Tuğgeneral Busalib, şüphelilerin terör örgütüyle irtibat kurduklarını ve örgüte katıldıklarını, devletin önemli şahsiyetlerini ve liderlerini suikast hedefine alan kendilerine verilen görevleri yerine getirmeye hazır olduklarını itiraf ettiklerini ekledi. Tuğgeneral Busalib’e göre yakalanan şebeke üyeleri, ülkenin yüksek çıkarlarına zarar vermeyi ve Kuveyt dışında örgütün üyeleri ve liderleri tarafından silah, patlayıcı ve gözetleme yöntemlerinin kullanımı da dahil olmak üzere ileri düzey askeri eğitim aldıklarını da itiraf ettiler. Buna, ülkeye karşı ağır bir ihanet ve sadakat ve aidiyet ilkelerine açık bir ihlal niteliğinde olan suikast düzenleme becerileri de dahil.

Şebeke üyelerinin gerekli yasal işlemlerin başlatılması için savcılığa sevk edildiğini açıklayan Tuğgeneral Busalib, güvenlik güçlerinin bu hücreyle veya diğer terör örgütleriyle bağlantısı ya da iş birliği olduğu tespit edilen herkesi takip etmek üzere soruşturmalarını sürdürdüğünü vurguladı.

fd
Kuveyt İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Nasır Busalib (KUNA)

Kuveyt Devleti’nin güvenliği, egemenliği ve istikrarının asla ihlal edilemeyecek ve hafife alınamayacak sabit bir ilke olduğunu vurgulayan Tuğgeneral Busalib, şebekenin gerçekleştirdiği eylemi ‘son derece ciddi bir suç ve vatan hainliği’ olarak nitelendirdi.

Bunun yanında ülkenin güvenliğini tehlikeye atmaya veya terör örgütleriyle iş birliği yapmaya cüret eden herkese karşı kararlı bir tutum sergileyeceklerinin altını çizen Tuğgeneral Busalib, suçlu olduğu kanıtlanan herkese karşı ne bir istisna ne de bir taviz verileceğini ve en ağır yasal yaptırımların uygulanacağını vurguladı.