İran neden Körfez’deki enerji tesislerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor?

Son 48 saatte yoğun saldırı gerçekleşti... Gözlemciler, bunun ‘gerçek düşmana karşı koymadaki başarısızlığı’ yansıttığını vurguladı

İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)
İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)
TT

İran neden Körfez’deki enerji tesislerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor?

İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)
İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)

İran’ın Bahreyn, Kuveyt ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik saldırıları, Tahran’ın bölgede onlarca yıldır süregelen istikrarı bozucu ve saldırgan tutumunu yansıttı. Şarku’l Avsat’a konuşan gözlemciler, özellikle enerji tesislerinin hedef alınmasının, bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın yaptığı incelemeye göre, şubat ayı sonunda başlayan savaşın ardından İran yaklaşık 20 saldırı düzenleyerek KİK üyesi ülkelerin enerji tesislerini hedef aldı. Bu saldırıların 8’inin geçtiğimiz cuma, cumartesi ve pazar günleri gerçekleştiği belirtildi.

Bahreyn resmi haber ajansı BNA dün, Körfez Petrokimya Sanayi Şirketi’ne (GPIC) ait bazı işletme ünitelerinin İran’a ait insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındığını bildirdi. Saldırı sonucu bazı ünitelerde yangın çıktığı, ancak yetkililerin kısa sürede yangını tamamen kontrol altına aldığı ve can kaybı yaşanmadığı ifade edildi.

Öte yandan Bapco Energies, depolama tesislerinden birinin benzer bir saldırıya maruz kaldığını açıkladı. Şirket, saldırı sonucu tanklardan birinde yangın çıktığını, ancak bunun kısa sürede kontrol altına alındığını ve herhangi bir yaralanma yaşanmadığını duyurdu. Açıklamada, acil durum ekiplerinin ilgili kurumlarla koordinasyon içinde hızlı şekilde müdahale ettiği, hasar tespit çalışmalarının sürdüğü ve çalışanların güvenliğinin öncelik olmaya devam ettiği vurgulandı.

 Kuveyt’teki el-Ahmedi Limanı Rafinerisi (QNA)Kuveyt’teki el-Ahmedi Limanı Rafinerisi (QNA)

Kuveyt Petrol Kurumu dün erken saatlerde yaptığı açıklamada, Şuveyh’te Petrol Bakanlığı ile kurumun merkezinin bulunduğu alanda İHA’larla düzenlenen saldırı sonucu yangın çıktığını duyurdu. Kuveyt Elektrik, Su ve Yenilenebilir Enerji Bakanlığı ise iki elektrik üretim ve su arıtma tesisinin İHA’lar tarafından hedef alındığını, saldırı sonucu ciddi maddi hasar oluştuğunu ve iki elektrik üretim ünitesinin devre dışı kaldığını, ancak can kaybı yaşanmadığını açıkladı.

Cumartesi günü de Kuveyt’teki petrol tesisleri, Kuveyt Petrol Kurumu’na bağlı çeşitli operasyonel sahaları hedef alan İran’a ait İHA’ların saldırıları sonucu ciddi maddi hasar gördü. Kurum, saldırıların Kuveyt Ulusal Petrol Şirketi ile Kuveyt Petrokimya Endüstrileri Şirketi tesislerini hedef aldığını, birçok noktada yangın çıktığını ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Abu Dabi Medya Ofisi ise emirlikteki yetkili birimlerin, hava savunma sistemleri tarafından başarılı şekilde engellenen saldırının ardından düşen şarapneller nedeniyle Borouge petrokimya tesisinde çıkan birden fazla yangına müdahale ettiğini açıkladı. Açıklamada, hasar tespit çalışmaları tamamlanana kadar üretimin durdurulduğu ve şu ana kadar herhangi bir yaralanma bildirilmediği kaydedildi.

İran’ın Körfez ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik son saldırıları, ABD Başkanı’nın savaşı sona erdirmek amacıyla İran’a verdiği 10 günlük sürenin dolmasına kısa bir süre kala gerçekleşti. Gözlemciler, bu durumun İran’ın gerilimi artırma ve Körfez ülkelerini hedef almaya devam etme niyetine işaret ettiğini belirterek, bunun ‘sonuçlarına aldırış edilmeyen bir askeri gerilim’ olduğunu ifade etti.

Akademisyen ve siyaset araştırmacısı Dr. Ayed el-Munna, Körfez ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik artan İran saldırılarının, ABD ve İsrail’in İran’ı hedef alan hamleleriyle eş zamanlı olarak geliştiğini belirtti. El-Munna, bu saldırıların aynı zamanda Körfez ülkelerinin ekonomik kaynaklarını ve altyapısını hedef alarak ‘zayıflatmayı’ amaçladığını, bunun da bölgede kaos, korku ve yıkım ortamı oluşturma hedefiyle örtüştüğünü ifade etti.

Emirates Global Alüminyum Şirketi’ne ait bir üretim tesisi (WAM)Emirates Global Alüminyum Şirketi’ne ait bir üretim tesisi (WAM)

El-Munna, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, geçmişte yaşanan benzer olaylara da atıfta bulunarak, 1980’lerde Kuveyt Havalimanı’nın, Şuaybe Rafinerisi’nin, ABD ve Fransa büyükelçiliklerinin 90 dakika içinde gerçekleştirilen bir dizi patlamayla hedef alındığını hatırlattı. Ayrıca merhum Kuveyt Emiri Şeyh Cabir el-Ahmed es-Sabah’a yönelik suikast girişimi ile Kuveyt’teki ekonomik merkezlere düzenlenen saldırılara da değinen el-Munna, bu eylemlerin doğrudan İran tarafından değil, zaman zaman onun bağlantılı unsurları aracılığıyla gerçekleştirildiğini ifade etti.

Siyasi analist Abdullah el-Cuneyd ise Körfez ülkelerindeki petrol altyapısı ve depolama tesislerinin hedef alınmasının, İran’ın askeri stratejisinin bir parçası olduğunu belirtti. El-Cuneyd’e göre bu strateji, öncelikle Körfez ülkeleri ve ABD yönetimi üzerindeki baskıyı artırarak tarafları eşit şartlarda müzakere masasına çekmeyi amaçlıyor. İkinci olarak, özellikle savaş dönemlerinde kritik öneme sahip olan ‘toplumların liderlik etrafında kenetlenmesi’ gibi yüksek moral durumunu kırmayı hedefliyor. Üçüncü olarak ise İran’ın, deniz ve hava gücünün yanı sıra füze kapasitesinin önemli bir kısmı etkisiz hale getirilmiş olsa dahi askeri caydırıcılığını koruduğunu göstermeye çalıştığını savundu.

Siyasi yazar Abdullatif el-Mulhim ise İran’ın Körfez ülkelerini hedef almaya devam etmesinin, KİK ülkelerini tarafı olmadıkları bir savaşa çekme ısrarını ortaya koyduğunu ifade etti. El-Mulhim, Kuveyt ve Bahreyn’deki petrol tesislerinin hedef alınmasının ‘gerekçesiz bir gerilim’ olduğunu ve çatışmanın kapsamını genişletmeyi amaçladığını belirterek, bunun bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve krizi daha da karmaşık hale getirdiğini vurguladı. İran’ın balistik füzeler ve İHA’larla enerji tesisleri başta olmak üzere sivil altyapıyı hedef almasının, Körfez ülkelerine yönelik düşmanca yaklaşımını pekiştirdiğini kaydeden el-Mulhim, kullanılan füze ve İHA sayısının, İsrail’e karşı kullanılanlardan çok daha fazla olduğuna dikkat çekti.

 İran saldırıları sonucu Kuveyt’teki bir binadan yükselen duman (Arşiv – AFP)İran saldırıları sonucu Kuveyt’teki bir binadan yükselen duman (Arşiv – AFP)

Uluslararası uzman raporları, İran’ın Körfez ülkelerindeki enerji tesislerine yönelik saldırılarının ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının, küresel ekonomiyi doğrudan hedef aldığını ortaya koydu. Raporlara göre, bu saldırılar petrol ve gaz üretim kapasitesinde düşüşe yol açarken, enerji arzının dünya genelindeki tüketicilere ulaşmasını da engelliyor. El-Mulhim, İran rejiminin Körfez’deki enerji tesislerini hedef almasının gerçek mağdurlarının ABD veya İsrail olmadığını, asıl etkilenenin hedef alınan KİK ülkeleri ile enerji maliyetlerinin artışından etkilenen gelişmekte olan ve yoksul ülkeler olduğunu vurguladı. El-Mulhim, bu saldırıların gerekçesiz ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtti.



İki Kutsal Caminin Koruyucusu Programı, 104 ülkeden 2 bin 500 hacıyı ağırlıyor

Program katılımcılarına çeşitli hizmet ve olanaklar sağlamaya yönelik entegre bir operasyon planı (Suudi Arabistan İslami İşler Bakanlığı)
Program katılımcılarına çeşitli hizmet ve olanaklar sağlamaya yönelik entegre bir operasyon planı (Suudi Arabistan İslami İşler Bakanlığı)
TT

İki Kutsal Caminin Koruyucusu Programı, 104 ülkeden 2 bin 500 hacıyı ağırlıyor

Program katılımcılarına çeşitli hizmet ve olanaklar sağlamaya yönelik entegre bir operasyon planı (Suudi Arabistan İslami İşler Bakanlığı)
Program katılımcılarına çeşitli hizmet ve olanaklar sağlamaya yönelik entegre bir operasyon planı (Suudi Arabistan İslami İşler Bakanlığı)

Suudi Arabistan İslami İşler Bakanlığı tarafından yürütülen “Haremeyn-i Şerifeyn Misafirleri Hac Programı” kapsamında ağırlanan misafirlerin tamamı ülkeye ulaştı. Program çerçevesinde dünyanın farklı kıtalarındaki 104 ülkeden toplam 2 bin 500 hacı adayı kabul edildi.

Bu yıl programa, dünyanın 102 ülkesinden İslam dünyasının önde gelen şahsiyetleri, alimler, davetçiler ve çeşitli toplumsal kesimlerden bin 300 kadın ve erkek hacı dahil edildi. Ayrıca Liberya’dan 200 kişi ile “Kararlılık Fırtınası” ve “Umudu Yeniden İnşa” operasyonlarında koalisyon güçleri bünyesinde görev yaparken hayatını kaybeden veya yaralanan Sudanlı askerlerin ailelerinden 1000 kişi de programa katıldı.

Suudi Arabistan İslami İşler Bakanı Dr. Abdullatif Al eş-Şeyh, söz konusu girişimin Suudi Arabistan yönetiminin dünya genelindeki Müslümanlara verdiği önemin somut bir göstergesi olduğunu belirterek, programın İslam kardeşliği ve birlik bağlarını güçlendirmeyi hedeflediğini ifade etti.

Program katılımcılarının rahatlığını sağlamak ve ibadetlerini kolaylıkla ve gönül rahatlığıyla yerine getirebilmelerini mümkün kılmak için sürekli çabalar sarf edilmektedir (Bakanlık).Program katılımcılarının rahatlığını sağlamak ve ibadetlerini kolaylıkla ve gönül rahatlığıyla yerine getirebilmelerini mümkün kılmak için sürekli çabalar sarf edilmektedir (Bakanlık).

Al eş-Şeyh, Suudi yönetiminin İslam’a ve Müslümanlara hizmet konusundaki hassasiyetinin bu programla bir kez daha ortaya konduğunu vurguladı. Bakanlık olarak programın yürütülmesi için tüm insan kaynağı, teknik altyapı ve maddi imkanların seferber edildiğini kaydeden Al eş-Şeyh, misafirlere en iyi hizmetin sunulması için kapsamlı hazırlıklar yapıldığını söyledi.

Bakanlık, resmi talimatların verilmesinin ardından hacı adaylarının kendi ülkelerinden ayrıldıkları andan itibaren hizmet alabilmeleri amacıyla özel komiteler aracılığıyla entegre bir plan uygulandığını açıkladı. Bu kapsamda misafirlerin hac ibadetlerini yerine getirmeleri ve Medine’de Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etmeleri süresince gerekli tüm hizmetlerin sağlandığı belirtildi.

Öte yandan bakanlık, misafirlerin Cidde’deki Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı’ndan itibaren Mekke’deki konaklama merkezlerine ulaştırılmasına kadar tüm sürecin kapsamlı bir operasyon planı doğrultusunda yürütüldüğünü, böylece hacı adaylarının ibadetlerini huzur ve kolaylık içinde yerine getirmelerinin hedeflendiğini bildirdi.

Konuklar, kendilerine gösterilen ilgi ve alaka için Suudi liderliğine minnettarlıklarını dile getirdiler (Bakanlık)Konuklar, kendilerine gösterilen ilgi ve alaka için Suudi liderliğine minnettarlıklarını dile getirdiler (Bakanlık)

Konaklama yerlerine yerleşmelerinin ardından Mescid-i Haram’a giderek kudüm tavafını gerçekleştiren misafirler, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a gösterilen ilgi ve sağlanan hizmetler dolayısıyla teşekkür etti.

Bakanlık ayrıca Mekke ve Medine’deki konaklama merkezleri ile kutsal bölgelerde tüm hazırlıkların tamamlandığını, misafirler için özel programlar hazırlandığını ve hac ibadetlerinin ardından ülkelerine dönüşlerine kadar tüm süreçlerin planlandığını açıkladı.


Harameyn Hızlı Tren Hattı, Hacıların gelmeye başlamasından bu yana 800 bin yolcu taşıdı

Harameyn Yüksek Hızlı Tren Hattı ile düne kadar 3 bin 649 seferde 800 binden fazla yolcu taşındı (SPA)
Harameyn Yüksek Hızlı Tren Hattı ile düne kadar 3 bin 649 seferde 800 binden fazla yolcu taşındı (SPA)
TT

Harameyn Hızlı Tren Hattı, Hacıların gelmeye başlamasından bu yana 800 bin yolcu taşıdı

Harameyn Yüksek Hızlı Tren Hattı ile düne kadar 3 bin 649 seferde 800 binden fazla yolcu taşındı (SPA)
Harameyn Yüksek Hızlı Tren Hattı ile düne kadar 3 bin 649 seferde 800 binden fazla yolcu taşındı (SPA)

Harameyn Yüksek Hızlı Treni’nin bu yılki Hac dönemi operasyon planının başlamasından bu yana 800 binden fazla yolcu taşıdığı bildirildi. Dün akşama kadar gerçekleştirilen 3 bin 649 seferle sağlanan bu başarı, konukların ulaşımını kolaylaştırmayı, Mekke, Medine ve Cidde arasındaki hareketliliğin verimliliğini artırmayı hedefleyen çalışmalar kapsamında kaydedildi.

Suudi Arabistan Demiryolları Sözcüsü Halid el-Ferhan, trenin Mekke ile Medine arasındaki en hızlı ulaşım aracı olduğunu vurgulayarak, 453 kilometrelik mesafenin yaklaşık 2 saat 15 dakikada katedildiğini belirtti.

El-Ferhan ayrıca, trenin Cidde'deki Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı ile Mekke istasyonu arasında da en hızlı ulaşım seçeneği olduğunu ifade etti. Bu hattaki yolculuk süresinin yaklaşık 50 dakika sürdüğünü kaydeden sözcü, böylece havalimanı üzerinden gelen hacı ve umrecilerin geçişlerinde büyük bir akıcılık sağlandığını ifade etti.

Harameyn Yüksek Hızlı Tren Hattı, 5 istasyon boyunca 453 kilometre uzunluğundadır (SPA).Harameyn Yüksek Hızlı Tren Hattı, 5 istasyon boyunca 453 kilometre uzunluğundadır (SPA).

Saatte 300 kilometre hız

Hattın teknik özelliklerine ve genel plana dair öne çıkan detaylar ise şöyle:

Dünyanın En Hızlılarından: Saatte 300 kilometre işletme hızına ulaşan Harameyn Treni, dünyanın en hızlı tren hatları arasında yer alıyor.

5 Ana İstasyon: Toplam 453 kilometre uzunluğundaki hat; Mekke, Medine, Cidde (Süleymaniye), Kral Abdullah Ekonomi Şehri ve Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı olmak üzere 5 istasyondan oluşuyor.

Devasa Kapasite: Suudi Arabistan Demiryolları daha önce yaptığı açıklamada, Hac sezonu planı kapsamında 5 bin 300'den fazla sefer düzenleneceğini ve 2,2 milyondan fazla koltuk kapasitesi sunulacağını duyurdu.

Bu adımlar, Suudi Arabistan'ın Hac görevini yerine getiren inananlara hizmet etme ve sezon boyunca ulaşımlarını kolaylaştırma çabalarını desteklemeyi amaçlıyor.


Suudi Arabistan: Haccın amacından sapmasına izin vermeyeceğiz

Korgeneral Muhammed el-Bassami, Hac güvenlik sisteminin görevlerini yerine getirmeye hazır olduğunu doğruladı (Fotoğraf: Beşir Salih)
Korgeneral Muhammed el-Bassami, Hac güvenlik sisteminin görevlerini yerine getirmeye hazır olduğunu doğruladı (Fotoğraf: Beşir Salih)
TT

Suudi Arabistan: Haccın amacından sapmasına izin vermeyeceğiz

Korgeneral Muhammed el-Bassami, Hac güvenlik sisteminin görevlerini yerine getirmeye hazır olduğunu doğruladı (Fotoğraf: Beşir Salih)
Korgeneral Muhammed el-Bassami, Hac güvenlik sisteminin görevlerini yerine getirmeye hazır olduğunu doğruladı (Fotoğraf: Beşir Salih)

Suudi Arabistan, hac sezonunun dini amaçlarının dışına çıkarılmasına yol açabilecek hiçbir uygulamaya izin verilmeyeceğini belirtti. Yetkililer, cuma ikindi saatlerine kadar yurt dışından gelen hacı sayısının bir buçuk milyonu aştığını açıkladı.

Mekke bölgesindeki Birleşik Güvenlik Operasyonları Merkezi’nde (911) düzenlenen Hac Güvenlik Güçleri Komutanlığı düzenlediği toplantının ardından basına açıklamalarda bulundu. Toplantıda bu yılki hac sezonuna ilişkin güvenlik, trafik ve organizasyon planları ile ilgili talimat ve rehberler ele alındı.

Suudi Arabistan Kamu Güvenliği Müdürü Muhammed el-Bassami, hac güvenlik sisteminin görevlerini yerine getirmeye tam anlamıyla hazır olduğunu söyledi.

Bassami, “Hedefimiz, hacının güvenli şekilde varış noktasına ulaşması, ibadetlerini yerine getirmesi ve ülkesine sağ salim dönmesidir” dedi.

dfbhyju
Cuma günü Mekke'de düzenlenen Hac güvenlik güçleri liderlerinin basın toplantısından bir kare (Fotoğraf: Beşir Salih)

Kalabalık yönetim planlarının; insan akışını düzenleme, yoğunluğu dağıtma ve güzergâhlar arasındaki kesişmeleri mümkün olduğunca azaltmaya odaklandığını belirten Bassami, teknolojinin sahadaki güvenlik personeliyle birlikte önemli bir rol oynadığını ifade etti.

Suudi yetkili ayrıca risk analizlerine göre farklı senaryolara hazırlık yapıldığını, tüm güvenlik kurumlarının hazırlık seviyesini test etmek amacıyla çok sayıda tatbikat ve saha uygulaması gerçekleştirildiğini söyledi.

Devlet Güvenlik Başkanlığı’na bağlı Özel Acil Durum Kuvvetleri Komutanı Muhammed el-Umari ise güvenlik planlarını “bütünleşik, önleyici ve esnek” olarak tanımladı. Umari, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla merkezi bölgede ve kutsal alanlarda güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığını belirtti.

Sivil Savunma Müdürü Hamud el-Farac da hac sezonu için hazırlıkların ve koordinasyonun tamamlandığını söyledi. Farac, “Hacılara hizmet veren tüm kurumlara öz savunma konusunda eğitim verdik” dedi. Ayrıca gönüllü kadın ve erkeklerin, tüm görevlerde sivil savunma ekipleriyle birlikte çalıştığını ifade etti.

thy
Korgeneral Muhammed Al-Omari, Mekke'deki Hac güvenlik güçleri liderlerinin basın toplantısında konuşurken (Fotoğraf: Başir Salih)

Öte yandan Hac Pasaport Kuvvetleri Komutanı Salih el-Murabba, “Mekke Yolu Girişimi”nin yurt dışından gelen hacıların yüzde 30’unu kapsadığını söyledi.

Murabba, cuma ikindi saatlerine kadar Suudi Arabistan dışından gelen hacı sayısının 1 milyon 518 bin 153’e ulaştığını açıkladı.