Uluslararası Veri Merkezleri Kurumu CEO’su: Suudi Arabistan, yapay zekâ yarışında başı çekiyor

Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, enerji bolluğu ve yatırımların Suudi Arabistan’a ileri düzey bilgi işlem merkezlerini çekme konusunda avantaj sağladığını söyledi

Microsoft şirketine ait bir veri merkezi (Microsoft)
Microsoft şirketine ait bir veri merkezi (Microsoft)
TT

Uluslararası Veri Merkezleri Kurumu CEO’su: Suudi Arabistan, yapay zekâ yarışında başı çekiyor

Microsoft şirketine ait bir veri merkezi (Microsoft)
Microsoft şirketine ait bir veri merkezi (Microsoft)

Suudi Arabistan’ın uzun vadeli ekonomik vizyonunu ortaya koyarak ekonomisini ve gelir kaynaklarını çeşitlendirme kararı almasının ardından, uzmanlar tarafından henüz bakir olarak değerlendirilen petrol dışı ekonomik sektörler için birçok ekonomist parlak bir gelecek öngörüsünde bulundu. Bölgenin en büyük ekonomisine sahip olan Suudi Arabistan’ın bu genişleme kararını duyurmasıyla birlikte, yetkililer ve hükümetler kamu ile özel sektör düzeyinde ortaklık ve birleşme teklifleri sundu.

Öte yandan, yapay zekâ sayesinde küresel dijital altyapı gelişiminin hız kazanmasıyla birlikte yayımlanan yeni bir rapor, Ortadoğu’nun yapay zekâ veri merkezleri için önde gelen bir merkez haline gelebileceğine dikkat çekiyor. Bu durum, bölgeyi veri merkezleri yatırımları ve yapay zekâ büyümesi açısından küresel ölçekteki en büyük fırsat alanlarından biri konumuna getiriyor.

Uluslararası Veri Merkezleri Kurumu (IDCA) tarafından 15 Temmuz’da yayımlanan 2026 Küresel Enerji Raporu’na göre, mevcut durumda veri merkezleri küresel elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 2’sini oluşturuyor. Buna karşın, veri merkezlerinin elektrik tüketimindeki payı henüz yüzde 0,5 seviyesinde kalan Ortadoğu bölgesi, yapay zekâ altyapı genişlemesinin bir sonraki dalgasından faydalanmak için son derece avantajlı bir konumda bulunuyor.

Suudi Arabistan’ın uzun vadeli ekonomik vizyonu ile küresel ekonominin ve yapay zekânın geleceği dikkate alındığında, iki alanın birbirini desteklemesini sağlayacak bir bağlayıcı unsurun öne çıkacağı değerlendiriliyor. Yapay zekânın geleceği temsil ettiği senaryoda, veri merkezlerine olan ihtiyacın ve buna bağlı olarak enerji talebinin artmaya devam edeceği öngörülürken, bölgenin en büyük ekonomisine sahip Suudi Arabistan’ın bu noktada kritik bir rol üstlenmesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’a konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan IDCA Kurucusu ve CEO’su Mehdi Paryavi, Suudi Arabistan’ın veri merkezi yatırımlarından en büyük payı alması beklenen ülkeler arasında bölgede ilk sırada yer aldığını, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ise Suudi Arabistan’ı takip ettiğini belirtti.

cdvfgth
Uluslararası Veri Merkezleri Kurumu (IDCA) Kurucusu ve CEO’su Mehdi Paryavi

Şarku’l Avsat’a konuşan Paryavi, “Veri merkezleri, insanlığın en değerli emtiası olan veriyi işleyen modern çağın rafinerileri olarak dijital ekonominin temel motorunu oluşturuyor. Dünyanın en büyük petrol üretim tesislerine ev sahipliği yapan Suudi Arabistan, bu sayede modern veri merkezlerine liderlik etmek için son derece elverişli bir konumda bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Yarış devam ediyor

Ancak Ortadoğu’da veri merkezleri sektöründeki rekabetin şu anda tamamen açık olduğunu belirten Paryavi, “Suudi Arabistan ve BAE’de veri merkezlerinin enerji tüketimi sırasıyla yaklaşık 440 megavat ve 340 megavat seviyesinde bulunuyor. Bölgenin şu anki toplam tüketiminin yaklaşık 1 gigavat olduğunu ve bunun yaklaşık yüzde 80’ini Suudi Arabistan ile BAE’nin oluşturduğunu görüyoruz. Bununla birlikte Umman, Kuveyt ve Katar’da iddialı çalışmalar yürütülürken, Suriye ve Irak’ta da köklü dönüşümler yaşanıyor” dedi.

Mısır, Ürdün ve Irak’a da dikkat çeken Paryavi, “100 milyondan fazla nüfusa sahip Mısır, yapay zekânın 2030 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılasına (GSYİH) yüzde 7,7 katkıda bulunmasını hedefleyen ulusal bir yapay zekâ stratejisine sahip. Ürdün dijital dönüşüm yolculuğuna başlamak üzere planını geliştirirken, Irak hükümeti de halihazırda veri merkezi kurucularını ve yatırımcıları çekmek için çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Paryavi, Suudi Arabistan’ın bölgedeki en büyük ekonomiye sahip olduğunu ve şu anda net bir şekilde veri merkezlerine odaklandığını vurguladı. Bu çabaların, Suudi hükümetinin ekonomik çeşitlendirme planını ilk kez Avustralya’daki G20 Zirvesi’nde sunduğu 2014 yılına kadar uzandığı kaydedildi.

Suudi Arabistan’ın veri merkezleri sektöründe cazip bir hedef olmayı sürdürdüğünü belirten Paryavi, “Suudi Arabistan, veri merkezlerine dayalı bir ekonomiye olan bağlılığını ve liderliğini kanıtladı. İstikrarlı bir hükümete, avantajlı bir coğrafi konuma, diğer Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerine kıyasla daha yüksek bir nüfus yoğunluğuna, devasa bir varlık fonuna ve ekonomik çeşitlendirme konusunda iddialı bir vizyona sahip” değerlendirmesinde bulundu.

Bölgede G20 üyesi olan tek ülke konumundaki Suudi Arabistan, IDCA tarafından yayımlanan 2026 Küresel Dijital Ekonomi Raporu kapsamındaki Küresel Dijital Hazırlık Endeksi’nde 44. sırada yer alıyor. Suudi Arabistan’ın yapay zekâ ekosistemi planı kapsamında ise 2034 yılına kadar 6 gigavat kapasiteye ulaşan yapay zekâ veri merkezlerinin kurulması hedefleniyor.

dfrgthy
Veri merkezleri şu anda dünya elektriğinin yaklaşık yüzde 2’sini tüketiyor. (IDCA)

Paryavi, küçük ve orta ölçekli veri merkezleri ile devasa boyuttaki hiper ölçekli veri merkezleri arasındaki farka dikkat çekerek, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinde küçük ve orta kapasiteli veri merkezlerinin yaygınlaşmaya devam ettiğini belirtti. Suudi Arabistan’ın devasa veri merkezleri için cazip ve yetkin bir merkez olarak öne çıktığını vurgulayan Paryavi, Kamu Yatırım Fonu’na (PIF) bağlı Suudi şirketi HUMAIN’in bu doğrultudaki iddialı planlarına işaret etti.

Ayrıca 9 gigavatlık yapay zekâ uygulamalarını hayata geçirmeyi hedefleyen Umman Dijital Üçgeni (ODT) projesine ve bölgenin önde gelen işletmecilerinden BAE merkezli Khazna Data Centers şirketine değindi. Khazna’nın tüm portföy düzeyinde IDCA tarafından yakın zamanda doğrulanıp akredite edildiği bildirdi.

Konuya ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Paryavi, Suudi Arabistan’ın iddialı HUMAIN ve Hexagon girişimlerinin yanı sıra ‘Center3, Mobily ve DataVolt’ gibi veri merkezi işletmecileri aracılığıyla veri merkezi portföyünü geliştirmede bol kaynağa ve bölgesel bir kararlılığa sahip olduğunu ifade etti. Paryavi, mevcut koşullar altında Umman’ın İran savaşı ve gerilimlerinin yansımalarından şu an için en az etkilenen ve risklere en az maruz kalan ülke olması sebebiyle kilit bir veri merkezi üssü olarak öne çıktığını belirtti. Bununla birlikte BAE’nin de gerek talep gerek yatırımlar gerekse uygulama kapasitesi açısından güçlü konumunu koruduğu vurgulandı.

Ortadoğu’nun avantajları

Paryavi, Ortadoğu’yu küresel ekonominin temel bir sütunu olarak değerlendiriyor. Geçen yüzyılda dünyayı besleyen petrolün Ortadoğu’dan çıkarıldığını belirten Paryavi, bölgenin bugün yeni bir petrol türünü, yani veriyi çıkarma potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Bu yeni ihracat türünün bölgede köklü bir dönüşüm yaratması ve oyunun kurallarını değiştirmesi bekleniyor.

Paryavi değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ortadoğu, ölçeklenebilir enerjiden başlayarak avantajlı coğrafi konuma, bol servete, güvenilir finansal araçlara, basiretli liderliğe ve hızlı karar alma süreçlerine uzanan bir avantajlar kombinasyonuna sahip. Tüm bunlar yaşanırken Avrupa’daki bürokrasi, toplumsal direnç ve ABD’deki siyasi bölünmeler yapay zekâ ile veri merkezleri alanındaki ilerleme hızını yavaşlatıyor. Bu elverişli tarihi anda Ortadoğu, kendisini barış ve refahın beşiği, verilerin ise doğal bir limanı olarak yeniden konumlandırabilir.”

sdthy
Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) Hexagon veri merkezi, en yüksek uluslararası standartlara göre tasarlandı. (SPA)

Yapay zekânın büyümesinin önündeki en büyük engelin çipler veya sermaye değil enerji olduğuna değinen Paryavi, “Yapay zekânın büyümesinin önünde tek bir engel belirlememiz gerekirse, listenin başında enerji yer alır; bunu sırasıyla iş gücü, politikalar ve diğer unsurlar takip eder. Enerji, tartışmasız bir şekilde yapay zekânın büyümesini belirleyen temel faktördür. Her yapay zekâ modeli, uygulaması ve geliştirmesi nihayetinde bir veri merkezinde çalıştırılmaya ihtiyaç duyar; veri merkezleri ise çalışmak için enerjiye gereksinim duyar. Batı dünyası tek başına, artan yapay zekâ talebini karşılamaya yetecek enerjiye sahip değil. Bugün enerji, Avrupa ve ABD’nin büyük bir kısmı için en büyük engel teşkil ediyor. Aynı zamanda, halklarının temel ihtiyaçlarını karşılayacak kadar kesintisiz ve yeterli enerji sağlayacak güçlü elektrik şebekelerine sahip olmayan çoğu gelişmekte olan ülke için de bir engel oluşturuyor. İşte Ortadoğu’nun önemi bu noktada ortaya çıkıyor” dedi.

Enerji krizi ve şebeke kısıtlamalarının ABD, Singapur, Almanya ve Güney Kore dahil olmak üzere yerleşik pazarlardaki küresel genişlemeyi engellediği bir dönemde, IDCA tarafından yayımlanan 2026 Küresel Enerji Raporu, Ortadoğu’yu yeni nesil yapay zekâ altyapısını destekleyecek yüksek kapasiteye sahip az sayıdaki bölgeden biri olarak tanımlıyor.

İran savaşı en büyük engel

Paryavi, İran savaşını şu anki en büyük engel olarak değerlendirerek, “Bu hemen çözülmesi gereken bir engel. Çatışma ve belirsizlik, Arap dünyasına yatırım çekmenin önündeki en büyük iki engel. Körfez ve genel olarak Ortadoğu’nun veri merkezleri sektörüne ve yapay zekâ dünyasına sunabileceği faydaları öne çıkarmak için yoğun çaba sarf ettik; ancak son dönemdeki bu gerilimler ciddi aksamalara yol açtı” ifadelerini kullandı. Paryavi ayrıca, “Bu krizi hızla geride bırakırsak, bir diğer faktör Arap dünyasındaki entegrasyondur. Sınır ötesi veri aktarımına ilişkin kuralların belirlenmesi, açık ve ileriye dönük çerçevelere dayanarak veri merkezi standartlarının ulusallaştırılması, ayrıca veri merkezleri ve dijital ekonomi alanında küresel ölçekte satın alma ve tedarik gücünü artırabilecek ekonomik bir blok olarak birleşilmesi gibi yönetişim boyutunda bu entegrasyon kaçınılmazdır” değerlendirmesinde bulundu.



Kuveyt, yeni Vatandaşlık Yasası’yla sonradan vatandaş olanların siyasi haklarını kullanmasını engelledi

Şeyh Ahmed Abdullah el-Ahmed es-Sabah başkanlığında toplanan Kuveyt Bakanlar Kurulu (KUNA)
Şeyh Ahmed Abdullah el-Ahmed es-Sabah başkanlığında toplanan Kuveyt Bakanlar Kurulu (KUNA)
TT

Kuveyt, yeni Vatandaşlık Yasası’yla sonradan vatandaş olanların siyasi haklarını kullanmasını engelledi

Şeyh Ahmed Abdullah el-Ahmed es-Sabah başkanlığında toplanan Kuveyt Bakanlar Kurulu (KUNA)
Şeyh Ahmed Abdullah el-Ahmed es-Sabah başkanlığında toplanan Kuveyt Bakanlar Kurulu (KUNA)

Kuveyt hükümeti dün, Vatandaşlık Yasası'nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasını öngören bir tasarıyı onayladı. Söz konusu tasarı, sonradan vatandaşlığa geçenlerin seçme, seçilme veya herhangi bir parlamenter organa atanma gibi siyasi haklarını kullanma hakkının kaldırılmasını öngörüyor. Tasarı bunun yanı sıra, vatandaşlık dosyasına kendi çocuklarından veya soyundan olmayan bir kişiyi kasten ekleyenlerin vatandaşlığını düşürme ve bu durumdan haberdar oldukları kanıtlandığı takdirde söz konusu çocukların ve soyundan olmayan kişilerin vatandaşlığını düşürebilme yetkisini hükümete veriyor.

Başbakan Şeyh Ahmed Abdullah el-Ahmed es-Sabah başkanlığında dün toplanan Bakanlar Kurulu, Kuveyt Vatandaşlık Yasası'nı düzenleyen 1959 tarihli ve 15 sayılı Emirlik Kararnamesi'nin bazı hükümlerinde değişiklik yapılmasına dair kanun hükmünde kararname tasarısını onayladı.

Kanun hükmünde kararname tasarısının birinci maddesinde şu ifadelere yer verildi:

“Söz konusu 1959 tarihli ve 15 sayılı Emirlik Kararnamesi'nin 14. maddesinin 4. bendi ve 19. maddesinin metni, aşağıdaki metinlerle değiştirilmiştir. Madde 14, Bent 4: Bir kişi; kendi vatandaşlık dosyasına veya bir başkasının vatandaşlık dosyasına, kendi çocuklarından ya da soyundan olmayan herhangi bir kişiyi kasten eklerse ve bu durum Kuveyt Vatandaşlığı Tahkik Yüksek Komitesi tarafından yürütülen bir soruşturmayla veya kesinleşmiş bir yargı kararıyla kanıtlanırsa vatandaşlığı düşürülür ve bu durumda, söz konusu durumdan haberdar olduğu kanıtlandığı takdirde çocuklarından veya soyundan olmayan herhangi birinin vatandaşlığı da düşürülebilir.”

Madde 19'da şu ifadelere yer verildi:

“İçişleri Bakanı, bu kanun hükümlerine göre uygunluğu doğrulandıktan sonra her Kuveytliye bir Kuveyt vatandaşlık belgesi verir. Bu belge elektronik formatta düzenlenir. Bakan, elektronik belgenin düzenlenmesi, saklanması, kullanılması, geçerliliğinin doğrulanması, iptal edilmesi veya askıya alınmasına ilişkin teknik kural ve şartları belirleyen bir karar çıkarır.”

Kanun hükmünde kararname tasarısının ikinci maddesinde ayrıca şu ifadeler yer aldı:

“Söz konusu 1959 tarihli ve 15 sayılı Emirlik Kararnamesi'nin 7. maddesine aşağıdaki metni içeren yeni bir fıkra eklenir. Madde 7’nin yeni fıkrası, ‘sonradan vatandaşlık alarak Kuveyt vatandaşlığı kazananların seçme, seçilme veya herhangi bir parlamenter organa atanma hakkı bulunmamaktadır’ der.”

Kanun hükmünde kararname tasarısının üçüncü maddesinde ise “Bu kanun hükmünde kararnamede belirtilen elektronik belge, vatandaşlık belgesiyle aynı yasal geçerliliğe ve sonuçlara sahiptir. Yürürlükteki kanun, kararname ve yönetmeliklerin uygulanmasında basılı belgenin yerini alır” diyor.

Bakanlar Kurulu, kanun hükmünde kararname tasarısını Kuveyt Emiri Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah'a sundu.


Birleşik Arap Emirlikleri, İran ile ticari ve finansal işlemleri askıya aldı

BAE bayrağı (Şarku'l Avsat)
BAE bayrağı (Şarku'l Avsat)
TT

Birleşik Arap Emirlikleri, İran ile ticari ve finansal işlemleri askıya aldı

BAE bayrağı (Şarku'l Avsat)
BAE bayrağı (Şarku'l Avsat)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), bölgesel gerilimin arttığı bir dönemde İran’la bütün ticari faaliyetleri, bir sonraki duyuruya kadar durdurduğunu açıkladı. Karar, BAE hava savunmasının İran topraklarından ülkeye doğru gelen iki balistik füze tespit etmesinin sonrasında alındı.

BAE Dışişleri Bakanlığı Stratejik İletişim Direktörü Afra el-Hamli, Abu Dabi’nin İran’la ekonomik ilişkilerin durumuna ilişkin tüm iddiaları reddettiğini belirtti. Hamli, bununla birlikte ülkesinin bölgesel barış, istikrar ve refahın güçlendirilmesi için diyalog, iş birliği ve bölgesel bütünleşmeye bağlılığını sürdürdüğünü vurguladı.

Hamli, “Bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği baltalayan bölgesel gerilim çerçevesinde, İran’la bütün ticari faaliyetler, ticari alışverişler ve finansal işlemler bir sonraki duyuruya kadar askıya alınmıştır” dedi.

BAE’li yetkili, ülkesinin “uluslararası hukuka ve küresel en yüksek standartlara uygun şekilde uluslararası finans sisteminin bütünlüğünü korumaya kararlılıkla bağlı kalmaya devam ettiğini” vurguladı.

BAE’nin açıklaması, bölgede yaşanan yeni güvenlik gelişmelerinin ardından geldi. BAE Savunma Bakanlığı daha önce hava savunma sistemlerinin İran’dan ülke topraklarına doğru gelen iki balistik füze tespit ettiğini duyurmuştu.

Bakanlığa göre füzelerden ilki BAE’nin karasuları dışında, ikincisi ise ülkenin karasuları içinde düştü. Olayın herhangi bir hasara yol açtığına ilişkin bilgi verilmedi.

BAE Savunma Bakanlığı, silahlı kuvvetlerin “her türlü tehditle mücadele etmek üzere tam alarm ve hazırlık halinde” olduğunu belirtti. Bakanlık, ülkenin güvenliğini istikrarsızlaştırmaya yönelik her türlü girişime “kararlılıkla karşılık verileceğini” vurgulayarak;  BAE’nin egemenliğinin, güvenliğinin ve istikrarının yanı sıra, ulusal çıkarları ve varlıklarının korunacağını bildirdi.


Suudi Arabistan, Katar ve Umman dışişleri bakanları bölgesel konuları görüştü

Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı (Şarku’l Avsat)
Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, Katar ve Umman dışişleri bakanları bölgesel konuları görüştü

Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı (Şarku’l Avsat)
Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, dün Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman ile Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Görüşmelerde bölgedeki son gelişmeler ele alındı.

Bakanlar, bölgesel gelişmeler konusunda koordinasyon ve istişarelerin sürdürülmesinin, bölgede güvenlik ve istikrarın korunmasına yönelik diplomatik çabaların güçlendirilmesine katkı sağlayacağını vurguladı.