"Mekke Anlaşması" ile Suudi Arabistan, bölgede istikrar ve kalkınmayı teşvik etme yolunda ilerlemesini sürdürüyor

Uzmanlar “Şarku’l Avsat”a konuştu: Riyad güvenilirliği artırıyor, enerji piyasalarını rahatlatıyor, tedarik zincirlerini ve deniz taşımacılığını destekliyor

Suudi Arabistan, bölgede güvenlik ve barışı güçlendirmeye yönelik girişimlerini sürdürüyor (SPA)
Suudi Arabistan, bölgede güvenlik ve barışı güçlendirmeye yönelik girişimlerini sürdürüyor (SPA)
TT

"Mekke Anlaşması" ile Suudi Arabistan, bölgede istikrar ve kalkınmayı teşvik etme yolunda ilerlemesini sürdürüyor

Suudi Arabistan, bölgede güvenlik ve barışı güçlendirmeye yönelik girişimlerini sürdürüyor (SPA)
Suudi Arabistan, bölgede güvenlik ve barışı güçlendirmeye yönelik girişimlerini sürdürüyor (SPA)

Küresel ekonomiyi çevreleyen belirsizliğin arttığı, ABD-İran savaşının etkilerinin yanı sıra Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimlerin ve çok sayıda kritik deniz koridorunda seyrüseferi tehdit eden risklerin sürdüğü bir dönemde Suudi Arabistan, güvenlik ve istikrarı güçlendirmeye yönelik bölgesel girişimlerini yoğunlaştırıyor. Riyad’ın yaklaşımı, jeopolitik risklerin azaltılmasıyla büyüme, kalkınma ve yatırımların çekilmesi için gerekli ortamın oluşturulmasını birbiriyle bağlantılı olarak değerlendiriyor.

Bu çerçevede Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki “Mekke Anlaşması”, uzmanların bölgesel istikrarın güçlendirilmesine ve enerji piyasaları ile yatırım ortamına duyulan güvenin artırılmasına katkı sağlayabileceğini düşündüğü girişimlerden biri olarak öne çıkıyor. Bölge, küresel enerji piyasaları, ticaret ve tedarik zincirleri açısından stratejik bir konumda bulunuyor. Suudi Arabistan’ın bölgesel girişimleri, güvenlik boyutunun ötesinde doğrudan kalkınma sürecini desteklemeyi hedefliyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan uzmanlar, Suudi Arabistan’ın adımlarının istikrarlı ve dış şoklara karşı daha dayanıklı bir bölgesel ortam oluşturmayı amaçlayan, geniş bir stratejinin parçası olduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre güvenliğin güçlendirilmesi, enerji arzının sürdürülebilirliği, deniz yollarının güvenliği ve ticaret ile yatırım akışları üzerinde doğrudan olumlu etki yaratırken, bölge ülkeleri arasında ekonomik entegrasyonun ve ortak projelerin kapsamının genişletilmesi imkanlarının da önünü açıyor.

Uzmanlar ayrıca Suudi girişimlerinin güvenlik boyutunu aşarak riskleri azaltmak, yatırımcıların öngörülebilirliğini artırmak enerji, sanayi, teknoloji, madencilik, lojistik ve savunma sanayisi gibi alanlarda yeni ortaklıkların önünü açmak suretiyle kalkınma ve büyüme sürecine katkı sağlayacağını ifade ediyor.

Enerji arzı ve deniz taşımacılığında istikrar

Suudi Arabistan Şura Konseyi üyesi Fadl bin Saad el-Buaynin Şarku’l Avsat’a yaptığı  açıklamada, Suudi Arabistan’ın öncülük ettiği girişimlerin, başta Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” olmak üzere, bölgenin ekonomik ve stratejik ağırlığı nedeniyle küresel ekonomi, gıda güvenliği ve uluslararası ticaret üzerinde etkili olabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Buaynin, bölgenin dünya petrol ihtiyacının yaklaşık beşte birini karşıladığını, bunun yanı sıra doğal gaz ve tarımsal gübre ihracatında da önemli bir konuma sahip olduğunu belirtti. Bu nedenle bölgenin istikrarı ve güvenliğinin, enerji arzının sürekliliği ile deniz ulaşımının güvenliği açısından temel öneme sahip olduğunu vurguladı.

Buaynin, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın ekonomik kalkınmaya, halkların ve devletlerin refahının temeli olarak büyük önem verdiğini belirterek, yatırımların akışını kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak gördüğünü ifade etti. Diğer yandan Suudi Arabistan’ın enerji sektöründeki kapasitesini güçlendirmeye ve küresel tedarik zincirindeki etkili konumunu sürdürmeye odaklandığını belirtti.

Suudi Arabistan’ın çabalarının bölgede güvenlik ve istikrarı sağlayarak hem Suudi Arabistan ekonomisine hem de bölge ülkelerinin ekonomilerine olumlu katkı sunmayı hedeflediğini belirten Buaynin, kalkınmanın üzerine inşa edilebileceği istikrarlı bir ortama ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Savunma anlaşmasının, caydırıcılığı güçlendirerek ekonomik faaliyetleri olumsuz etkileyebilecek riskleri azaltabileceğini ifade etti.

Buaynin’e göre girişimciler karar alırken, yatırım ortamındaki istikrarı öncelikleri arasında tutuyor. Dolayısıyla bölgesel güvenliğin güçlendirilmesi ve ekonominin daha öngörülebilir hâle gelmesi, çeşitli yatırım fırsatları sunan Suudi Arabistan’ın cazibesini artıran unsurlar arasında yer alıyor.

Buaynin, “Mekke Anlaşması”nın yerli ve yabancı yatırımcılara güven mesajı verdiğini, enerji arzının sürdürülebilirliği ve kritik altyapıların korunmasına yönelik güveni artırdığını belirtti. Bunun da projelerin hızına, yatırım akışlarına ve ticaret hacmine olumlu yansımaları olabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın büyük yatırımlar gerektiren “Vizyon 2030” programlarına dayandığını hatırlatan Buaynin, ekonomik öngörülebilirliğin artırılması ve jeopolitik belirsizliğin azaltılmasının sermaye akışlarını ve projelerin hayata geçirilmesini desteklemek açısından önemli olduğunu ifade etti.

Bölgesel güvenlik sisteminin güçlendirilmesi halinde, yatırımcıların fırsatlardan yararlanmaya ve kalkınma projelerine katılmaya motive olacağını belirten Buaynin, bu olumluluğun yalnızca Suudi ekonomisiyle sınırlı kalmayacağını bölge ekonomilerine de yayılacağını ifade etti.

Buaynin ayrıca, yıllar süren müzakerelerin ardından anlaşmanın imzalanmasının Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki ilişkilerin derinliğini gösterdiğini, güvenlik, istikrar ve refahın tesis edilmesine yönelik daha kapsamlı iş birliği döneminin kapısını açtığını vurguladı.

Ekonomik entegrasyon şekilleniyor

Suudi Arabistanlı iş insanı ve “Al Tamayoz” Saudi Holding for Technology şirketinin Üst Yöneticisi Abdullah bin Zeyd el-Muleyhi ise Suudi Arabistan’ın yerel ve bölgesel ekonomilere yönelik güveni güçlendirmeye devam ettiğini belirtti. Muleyhi, “Mekke Anlaşması”nın Suudi Arabistan’ın bölgesel ve uluslararası konumunu güçlendirebilecek ve yeni iş birliği ve ekonomik entegrasyon döneminin önünü açabilecek girişimlerden biri olduğunu belirtti.

Muleyhi, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın güvenlik ve istikrarı güçlendirmeye yönelik adımlarının ekonomik ve yatırım ortamına doğrudan yansıdığını belirterek, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan yakınlaşmasının siyasi, ekonomik, savunma ve beşerî alanlarda ortak çalışmaların geliştirilmesi için zemin oluşturduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan’ın ortak çıkarları gerçekleştirmeyi ve bölgenin güvenliği ile istikrarını desteklemeyi amaçlayan stratejik ortaklıklar kurarak, etkili bir siyasi ve ekonomik güç olarak konumunu güçlendirdiğini söyledi.

Muleyhi’ye göre Suudi Arabistan’ın istikrarı güçlendirme ve uzun vadeli ortaklıklar kurma stratejisi, yatırımlar için ortamı daha cazip hale getiriyor ve özel sektöre sanayi, teknoloji, enerji, madencilik, lojistik, savunma sanayisi ve ticaret alanlarında yeni imkan ve fırsatlar sunuyor.

Suudi Arabistan’ın büyük bir ekonomiye, stratejik bir coğrafi konuma ve “Vizyon 2030” gibi iddialı dönüşüm programlarına sahip olduğunu belirten Muleyhi, siyasi ve güvenlik alanındaki yakınlaşmanın daha kapsamlı ekonomik ortaklıklara dönüşebileceğinin altını çizdi.

Bunun özellikle ortak projeler, bilgi ve teknoloji transferi, sanayinin yerlileştirilmesi ve ticaret hacminin artırılması yoluyla yatırımcılar ve iş insanları açısından önemli fırsatlar yaratabileceğini kaydetti.

Muleyhi, bölgesel istikrardan ekonominin, kalkınmanın ve vatandaşların doğrudan yararlandığını belirterek, Suudi Arabistan’ın siyasi gücü ve dengeli ortaklıklarının özel sektöre daha fazla güven verdiğini; ülkenin sermaye, teknoloji ve uluslararası ortaklıkları çekme kapasitesini artırdığını ifade etti.

Muleyhi, Suudi Arabistan’ın kendi çıkarlarını korumak, güvenliğini güçlendirmek ve geleceğin ekonomisini inşa etmek arasında korelasyon kuran vizyon doğrultusunda hareket ettiğini belirterek, “Mekke Anlaşması”nın krallığın güvenlik, kalkınma ve bölgesel iş birliği denklemlerini şekillendirmedeki konumunu güçlendirdiğini vurguladı.

Sürdürülebilir kalkınmaya giden yol

Cizan’daki eş-Şuruk Ekonomik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Abdurrahman Ba'şen ise “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın riskleri azaltmayı ve istikrarı desteklemeyi amaçlayan girişimlerle uluslararası güvenilirliğini güçlendirdiğini söyledi. Ba'şen, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nın, ABD-İran savaşının ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimlerin yol açtığı gelişmelerin ardından bölgede ekonomik öngörülebilirliğin artırılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Suudi Arabistan’ın siyasi, güvenlik ve ekonomik adımları bir arada ele alan yaklaşımının bölgesel dengeyi desteklediğini ve Suudi ekonomisine ve bölgedeki iş ortamına duyulan güveni güçlendirdiğini ifade eden Ba'şen, bunun özellikle küresel enerji piyasalarında merkezi role sahip Suudi Arabistan’ın konumu nedeniyle ticaret, yatırım ve uluslararası ortaklıklarda olumlu etkisini görülebileceğini söyledi.

Önümüzdeki dönemde ticari ve yatırım faaliyetlerinin, özellikle savunmayla bağlantılı teknoloji sektörlerinde daha da hareketlenebileceğini belirten Ba'şen, bunun gelişmiş uzmanlık ve kapasiteye sahip ülkelerle stratejik ortaklıkların genişlemesine paralel ilerleyeceğini kaydetti.

Ba'şen’e göre anlaşma, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında nitelikli ekonomik projeler ve girişimlerin hayata geçirilmesi için destekleyici bir çerçeve sağlayabilir; bu etkiler üç ülkenin uluslararası ortaklarına da yayılarak Riyad, Ankara ve İslamabad arasında daha kapsamlı ekonomik entegrasyon ve sürdürülebilir kalkınmanın temellerini oluşturabilir.

Sanayi, teknoloji, enerji, tedarik zincirleri, altyapı ve ulaştırma alanlarında ortaklıkların geliştirilmesinin, üç ülke arasındaki stratejik yakınlaşmayı somut ekonomik fırsatlara dönüştürebileceği ve bölgenin dış kaynaklı çalkantılara karşı dayanıklılığını artırabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Ba'şen, Suudi Arabistan’ın girişimlerinin temelinde güvenlik ile kalkınmayı entegre etme yaklaşımının bulunduğunu vurguladı. Gerilimlerin azaltılması ve bölgesel istikrarın güçlendirilmesinin yalnızca siyasi sonuçlar doğurmadığını; ticaret akışlarının ve enerji arzının korunması, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve bölgesel ekonominin büyümesi için daha sürdürülebilir bir ortam oluşturulması açısından da kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.



BAE: Flydubai uçağının yardımcı pilotu terör eylemi gerçekleştirmeye teşebbüs etti

İsrail’deki Ben Gurion Havalimanı’na gitmekte olan bir Flydubai uçağı; BAE’den İsrail’e seyreden ve Suudi Arabistan’a acil iniş yapan uçuşun yolcularını taşıyor (Reuters)
İsrail’deki Ben Gurion Havalimanı’na gitmekte olan bir Flydubai uçağı; BAE’den İsrail’e seyreden ve Suudi Arabistan’a acil iniş yapan uçuşun yolcularını taşıyor (Reuters)
TT

BAE: Flydubai uçağının yardımcı pilotu terör eylemi gerçekleştirmeye teşebbüs etti

İsrail’deki Ben Gurion Havalimanı’na gitmekte olan bir Flydubai uçağı; BAE’den İsrail’e seyreden ve Suudi Arabistan’a acil iniş yapan uçuşun yolcularını taşıyor (Reuters)
İsrail’deki Ben Gurion Havalimanı’na gitmekte olan bir Flydubai uçağı; BAE’den İsrail’e seyreden ve Suudi Arabistan’a acil iniş yapan uçuşun yolcularını taşıyor (Reuters)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Başsavcısı Hamad Seyf el-Şemsi, Flydubai’nin FZ1073 sefer sayılı uçuşunda yaşanan olayla ilgili soruşturmanın, uçağın yardımcı pilotunun terör eylemi gerçekleştirmeye teşebbüs ettiğini ortaya koyduğunu açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın WAM’dan aktardığına göre Başsavcı, yardımcı pilotun uçuş sırasında planını uygulamaya koyduğunu, kokpitte kaptan pilota acil durum baltasıyla (Crash Axe) saldırdığını ve uçağın kumandalarını ele geçirmeye çalıştığını belirtti.

Başsavcı, olayın bütün ayrıntılarının, nedenlerinin ve bağlantılarının ortaya çıkarılması için soruşturmanın sürdüğünü, ayrıca teknik incelemeler ile fiziki ve dijital delillerin incelenmesine devam edildiğini belirtti. Nihai sonuçların gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından açıklanacağı ifade edildi.

Dubai’den Tel Aviv’e gitmek üzere havalanan uçuş, çarşamba sabahı yardımcı pilotun kaptan pilota saldırmasıyla büyük bir tehlike atlattı.

Uçakta bulunan bazı yolcular, yaptıkları açıklamalarda ağır yaralanan kaptan pilotun kokpit kapısını açmayı başardığını söyledi. Bunun üzerine bazı yolcular ve mürettebat saldırganı etkisiz hale getirdi. Uçakta bulunan iki yedek pilot ise uçağın kontrolünü ele geçirerek, uçağı stabilize etti ve güvenli bir şekilde iniş yaptı.


Koalisyon: Hamis Muşayt yönüne fırlatılan 3 Husi balistik füzesi imha edildi

Yemen'de meşruiyeti destekleme koalisyonu sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku'l Avsat)
Yemen'de meşruiyeti destekleme koalisyonu sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku'l Avsat)
TT

Koalisyon: Hamis Muşayt yönüne fırlatılan 3 Husi balistik füzesi imha edildi

Yemen'de meşruiyeti destekleme koalisyonu sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku'l Avsat)
Yemen'de meşruiyeti destekleme koalisyonu sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku'l Avsat)

Yemen'de meşru hükümete destek koalisyonu, Husi milisleri tarafından Suudi Arabistan'ın güneyindeki Hamis Muşayt kentine doğru fırlatılan 3 balistik füzenin önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Koalisyonun açıklaması, sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki'nin dün akşam sosyal medya platformu X'teki hesabından yaptığı paylaşımda duyuruldu.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü de Husi milisleri tarafından ülkenin güneybatısındaki Necran kentinde bir okula doğru fırlatılan düşman mühimmatının düşmesi üzerine ekiplerin müdahale ettiğini bildirdi. Olayda maddi hasar meydana geldiği belirtilirken, bu tür durumlarda uygulanan prosedürlerin yerine getirildiği kaydedildi.

Necran'da Husi milisleri tarafından fırlatılan mühimmatın isabet etmesi sonucu hasar gören okul (Sivil Savunma)

Necran'da Husi milisleri tarafından fırlatılan mühimmatın isabet etmesi sonucu hasar gören okul (Sivil Savunma)

Koalisyon, dün sabah Husiler tarafından Hamis Muşayt'a doğru fırlatılan bir balistik füzenin imha edildiğini açıklamıştı.


Suudi Arabistan: Asir bölgesine düşen balistik füze önleme parçaları bir kişinin yaralanmasına yol açtı

Suudi Arabistan: Asir bölgesine düşen balistik füze önleme parçaları bir kişinin yaralanmasına yol açtı
TT

Suudi Arabistan: Asir bölgesine düşen balistik füze önleme parçaları bir kişinin yaralanmasına yol açtı

Suudi Arabistan: Asir bölgesine düşen balistik füze önleme parçaları bir kişinin yaralanmasına yol açtı

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, Asir bölgesine bağlı Ahad Rufeyde'de önlenen bir balistik füzenin parçalarının düşmesi sonucu bir kişinin yaralandığını ve bir mescit ile bazı araçlarda hasar meydana geldiğini açıkladı.

Sivil Savunma Sözcüsü yaptığı açıklamada, “Dün, Asir bölgesindeki Ahad Rufeyde vilayetinde Sivil Savunma ekipleri, terörist Husi milisleri tarafından fırlatılan ve önlenerek imha edilen bir balistik füzenin parçalarının düşmesi üzerine olay yerine müdahale etti. Olayda Asya uyruklu bir kişi yaralandı; bir binanın içindeki mescit ile çok sayıda araçta hasar meydana geldi” ifadelerini kullandı.

Sözcü, olayın ardından bu tür durumlarda uygulanması gereken prosedürlerin yerine getirildiğini belirtti.