Dünyanın en zengin uyuşturucu kartelinin davası bugün başlıyor

Dünyanın en zengin uyuşturucu kartelinin davası bugün başlıyor
TT

Dünyanın en zengin uyuşturucu kartelinin davası bugün başlıyor

Dünyanın en zengin uyuşturucu kartelinin davası bugün başlıyor

Dünyanın en ünlü ve en zengin uyuşturucu karteli olan ve ‘El Chapo’ olarak bilinen Joaquin Guzman’ın davası yoğun güvenlik önlemleri arasında New York’ta bugün başlıyor.

BBC’ye göre davada eski yardımcılarından biri de dahil kilit ortaklarının El Chapo’nun aleyhinde ifade vermesi bekleniyor.

Servetinin yaklaşık 1 milyar dolar olduğu tahmin edilen 61 yaşındaki El Chapo, 2011 yılında Meksika'nın en zengini seçilmiş ve Forbes dergisinin dünyanın en zenginler listesine girmişti.

El Chapo’nun söz konusu zenginliğe ulaşmadan önce uyuşturucu üreticisi olduğu biliniyor.

Meksikalı uyuşturucu karteli, 2016 yılında Sinaloa’daki denizcilerle girdiği çatışmanın ardından yakalandı.

Guzman, Meksika'da uyuşturucu kaçakçılığından hüküm giydi ancak 2001 yılında bir çamaşır konteynerine saklanarak, 2015 yılında da hapishanenin altında açtığı bir kilometre uzunluğundaki tünelden kaçarak toplamda iki kez firar etti.

El Chapo, Meksika'daki uyuşturucu karteli Sinaloa'ya 25 yıl boyunca liderlik etmek ve rakiplerini öldürmek için komplo kurmakla suçlanıyor.

Meksika'nın kuzeybatısındaki Sinaloa eyaletinin adını alan Sinaloa karteli, dünyanın en büyük uyuşturucu kaçakçılığı örgütüydü.

Davaya ilişkin en şaşırtıcı ayrıntı ise 2015 yılındaki firarının ardından El Chapo’nun aktör Sean Penn ile yaptığı röportaj.

Meksikalı yetkililer, El Chapo'nun aynı dönemde film yapımcıları ve aktörlerle otobiyografisini anlatan bir film yapmak için temas kurduğunu ortaya çıkardı. Guzman'ın bu temasları ile ünlü aktör Sean Penn'e verdiği röportajın izi sürülerek yakalandığı öne sürüldü.

Bugün New York’ta başlayacak olan duruşmanın maliyetinin 50 milyon dolardan daha fazla olması bekleniyor.



ABD istihbaratı: “İran’ın nükleer programında hasar sınırlı”

ABD-İsrail saldırılarında Ali Hamaney ve üst düzey askeri yetkililer öldürülmüştü (Reuters)
ABD-İsrail saldırılarında Ali Hamaney ve üst düzey askeri yetkililer öldürülmüştü (Reuters)
TT

ABD istihbaratı: “İran’ın nükleer programında hasar sınırlı”

ABD-İsrail saldırılarında Ali Hamaney ve üst düzey askeri yetkililer öldürülmüştü (Reuters)
ABD-İsrail saldırılarında Ali Hamaney ve üst düzey askeri yetkililer öldürülmüştü (Reuters)

ABD istihbaratına göre Haziran 2025'te düzenlenen ABD-İsrail saldırılarından bu yana İran'ın nükleer programı sadece sınırlı hasar gördü. 

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, İran'ın nükleer silah üretmesi için gereken sürenin geçen yazdan bu yana değişmediğini söylüyor.

Öte yandan haziranda düzenlenen saldırıların ardından analistler, bu sürenin nükleer tesislere yönelik operasyonlar nedeniyle bir yıla kadar uzadığını söylemişti.

Amerikan ordusu, hazirandaki operasyonda İsfahan, Natanz ve Fordo'daki nükleer tesisleri sığınak delici bombalarla vurmuştu. Beyaz Saray yönetimi, İran'ın nükleer programının büyük hasar aldığını öne sürmüştü.

Washington ve Tel Aviv yönetimleri, Tahran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah üretmek istediğini iddia etse de İran, programın sivil amaçlı olduğunu vurgulayarak bunları defalarca reddetmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat'ta İsrail'le birlikte Tahran'a karşı savaşı başlatmadan önce İran'ın kısa süre içinde ABD'yi vurabilecek nükleer silahlar geliştirebileceğini iddia etmişti.

Fakat istihbarat raporu hakkında bilgi sahibi kaynaklar, ikinci ayı geride kalan savaşın ardından bile İran'ın nükleer programına ilişkin değerlendirmelerin genel olarak değişmediğini belirtiyor.

ABD istihbarat kurumları, hazirandaki 12 günlük savaştan önce İran'ın üç ila altı ay arasında nükleer bomba üretebileceğini savunmuştu.

Yetkililere göre İran'ın nükleer programını sekteye uğratmanın temel yolu ülkedeki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu yok etmek. Savaşın başından beri ABD'nin bu stokları ele geçirmek için İran'a kara harekatı düzenleyebileceğine dair iddialar ileri sürüldü ancak Washington bu yönde henüz bir adım atmadı.

Diğer yandan uranyumun nerede depolandığı tam olarak bilinmiyor. ABD ve İsrail, stokun bir kısmının İsfahan'daki tesisin altında saklandığını düşünüyor. Nükleer malzemenin geri kalanının farklı yerlerdeki gizli yeraltı tünellerinde depolanmış olabileceği belirtiliyor.

ABD ve İran arasında 7 Nisan'da varılan ateşkesle saldırılar bir süreliğine dursa da Trump'ın, Hürmüz'de mahsur kalan gemilerin geçişinin sağlanması için "Özgürlük Projesi" girişimini duyurmasıyla çatışmalar tekrar patlak verdi.

4 Mayıs'ta başlayan girişimde bölgeden geçecek gemilere Amerikan ordusu tarafından askeri destek sağlanacağı belirtildi. Washington yönetimi, rotayı engellediği gerekçesiyle İran'a ait 6 askeri botun imha edildiğini duyurdu. Fakat İran, saldırının askeri botlara değil küçük kargo gemilerine düzenlendiğini savundu.

İran ise "ateşkesi ihlal ettiği" uyarısında bulunduğu ABD donanma gemisinin yakınında uyarı atışı yapıldığını söylemiş, ABD ordusu bunu yalanlamıştı.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD'nin Hürmüz'deki ablukayla "ateşkesi ihlal edip seyrüsefer ve enerji geçiş güvenliğini tehlikeye attığını" belirterek bu uygulamayı sonlandırma çağrısını yineledi.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran'dan ateşlenen füzelerin Fuceyre petrol tesislerini vurduğunu bildirirken Tahran yönetimi saldırıyı üstlenen bir açıklama yayımlamadı.

Independent Türkçe, Reuters, Times of Israel, Tesnim


Narendra Modi'nin partisi, yıllardır muhalefetin elindeki eyaleti nasıl kazandı?

Narendra Modi, Batı Bengal'deki seçim sonuçlarının "sonsuza dek hatırlanacağını" söyledi (AFP)
Narendra Modi, Batı Bengal'deki seçim sonuçlarının "sonsuza dek hatırlanacağını" söyledi (AFP)
TT

Narendra Modi'nin partisi, yıllardır muhalefetin elindeki eyaleti nasıl kazandı?

Narendra Modi, Batı Bengal'deki seçim sonuçlarının "sonsuza dek hatırlanacağını" söyledi (AFP)
Narendra Modi, Batı Bengal'deki seçim sonuçlarının "sonsuza dek hatırlanacağını" söyledi (AFP)

Hindistan'da Başbakan Narendra Modi liderliğindeki Hindistan Halk Partisi (BJP), onlarca yıldır iktidara gelemediği Batı Bengal eyaletinde zafer kazandı.

Batı Bengal'in 294 sandalyeli meclisi için düzenlenen yerel seçimlerin sonuçları büyük oranda belli oldu. Modi liderliğindeki BJP, üçte iki çoğunluk için en az 196 sandalye gerektiren mecliste 206 koltuk kazandı. Muhalefetteki Trinamool Kongre Partisi ise (TMC) 81 sandalyeye erişerek çoğunluğu kaybetti.

BBC'nin analizinde, eyalette son yarım asırda sadece bir kez iktidar değişikliği yaşandığına dikkat çekiliyor. Komünist Sol Cephe'nin 34 yıl boyunca iktidarda kaldığı Batı Bengal, son 15 yıldır TMC'nin elindeydi.

Analistler, bu sonucu yaklaşık 10 yıllık bir siyasi projenin doruk noktası olarak görüyor. Hint düşünce kuruluşu Politika Araştırmaları Merkezi'nden Rahul Verma, BJP'nin eyaletteki son üç seçimde arka arkaya oyların yaklaşık yüzde 39'unu aldığına işaret ediyor.

Eyalette etkisini her seçimde artıran Hindu milliyetçisi parti, son seçimlerde bu oranı yüzde 44'e yükseltti.

Modi'nin politikalarına yönelik eleştirileriyle tanınan ​​​Batı Bengal'in lideri Mamata Banerjee, eyaletteki Müslümanları, Hindu seçmenleri ve kadınları kapsayan güçlü bir sosyal koalisyona sahipti.

Ancak analizde, TMC'nin refah politikalarının etkisinin sınırına ulaştığına, BJP'nin bölgeye yatırım, yüksek miktarda nakit transferi ve sosyal yardım programlarını genişletme sözü vererek avantaj kazandığına dikkat çekiliyor.

BJP, doğudaki Assam eyaletinde de yeniden seçilerek ülkedeki 28 eyaletten 20'sinde iktidara gelmiş oldu.

Guardian'ın haberinde, BJP'nin ülkeyi "laiklikten uzaklaştırıp Hindu milliyetçiliğine yaklaştıran" çizgisini pekiştirdiği, eyalet ve merkezi hükümetler üzerindeki kontrolünü artırdığı belirtiliyor.

Diğer yandan BJP'nin Batı Bengal'deki seçmen kütüklerini "revize etmesi" sonucu 2,7 milyondan fazla kişinin seçim kaydı silindi. Modi yönetimi, seçmen bilgileri usulsüz ya da hatalı kaydedildiğinden böyle bir adım atıldığını savunuyor. Ancak analizde, BJP'yi desteklemeyen Müslümanlar ve diğer azınlık gruplarının orantısız şekilde hedef alındığı öne sürülüyor.

Modi'ye yakın medya kuruluşu NDTV'nin analizinde, BJP'nin zaferinin "Mamata Banerjee'nin yenilmezlik imajını yıktığı ve partinin doğuya yayılma stratejisinde önemli bir dönüm noktası olduğu" yorumu yapılıyor.

Times of India ise Banerjee hükümetiyle ilgili yolsuzluk iddialarının TMC'nin mağlubiyetinde önemli rol oynadığına işaret ediyor.

Öte yandan muhalif lider Mamata Banerjee seçimlerde ciddi usulsüzlük yapıldığını ileri sürerek eyalet başbakanlığı görevinden istifa etmeyeceğini duyurdu. Siyasetçi, oy sayımı sırasında saldırıya uğradığını da söyledi.  

Independent Türkçe, BBC, Guardian, NDTV, Times of India


Merz-Trump tartışması: Transatlantik ilişkileri nereye gidiyor?

Trump ve Merz, 3 Mart'ta Beyaz Saray'da bir araya gelmişti (Reuters)
Trump ve Merz, 3 Mart'ta Beyaz Saray'da bir araya gelmişti (Reuters)
TT

Merz-Trump tartışması: Transatlantik ilişkileri nereye gidiyor?

Trump ve Merz, 3 Mart'ta Beyaz Saray'da bir araya gelmişti (Reuters)
Trump ve Merz, 3 Mart'ta Beyaz Saray'da bir araya gelmişti (Reuters)

Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve ABD Başkanı Donald Trump arasındaki tartışma, transatlantik ilişkilerinin ne kadar gerildiğini gözler önüne serdi.

Merz, ABD'nin İran'daki savaşı kısa sürede sona erdirebileceğine inanmadığını ve Washington'ın müzakerelerde "gerçekten ikna edici bir stratejisi olmadığını" önceki günlerde bildirmişti.

Şansölye'nin, İran'ın "ABD'yi aşağıladığını" söylemesine tepki gösteren Trump, "Ne konuştuğunu bilmiyor. Almanya'nın hem ekonomik hem de diğer açılardan bu kadar kötü durumda olmasına şaşmamalı!" demişti.

İki müttefik arasında gerilen ilişkilerde ABD Savunma Bakanlığı, 5 bin askerin 6 ila 12 ay içinde Almanya'dan çekileceğini duyurmuştu. Trump ise bu rakamın çok daha yüksek olabileceğini söylemişti.

Financial Times'ın analizinde, Merz'in çıkışının İran savaşı nedeniyle yakıt fiyatlarının artmasının ve Almanya'nın bu yılki büyüme tahminini yarıya indirerek yüzde 0,5'e düşürmesinin ardından geldiğine dikkat çekiliyor.

Trump'ın, İran savaşında aradığı desteği bulamaması üzerine Avrupa Birliği menşeli otomobil ve kamyonlara uygulanan tarifeleri yüzde 25'e çıkaracağını açıklaması, Berlin'in ekonomisini daha da olumsuz etkileyebilir.

Münih merkezli Ifo Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü'nün direktörü Clemens Fuest, İran savaşıyla yeni bir ticaret geriliminin Almanya'yı resesyona sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor.

Düşünce kuruluşu Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü'nden Laura von Daniels, "Transatlantik ilişkileri, Avrupa'nın güvenliği ve ekonomik beklentileri açısından yeniden ‘tam bir belirsizlik' kaynağı haline geldi" diyor ve ekliyor:

Geçen yıl Trump'ın tarifeleri açıklayıp Avrupa'daki askeri varlığını azaltma tehdidinde bulunduğu noktaya geri döndük.

Öte yandan ABD'yle yaşanan gerilim, Merz'in iç politikada da zorlandığı bir döneme denk geldi. 6 Mayıs'ta görevde bir yılını dolduracak Şansölye'nin onay oranları düşük, ülkenin ekonomik seyri zayıf ve koalisyon ortakları sosyal yardım reformları hakkındaki anlaşmazlıkları çözemiyor.

Ayrıca radikal sağcı Almanya için Alternatif'in (AfD) eylülde doğu eyaletlerinde yapılacak seçimlerde önemli kazanımlar elde etmesi bekleniyor.

Merz'e koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti'den de destek geldi. Başbakan Yardımcısı Lars Klingbeil, "Şu anda Donald Trump'tan herhangi bir tavsiyeye ihtiyacımız yok" dedi ve ABD Başkanı'nın İran savaşını sonlandırmaya odaklanması gerektiğini vurguladı.

Ancak Merz'i durumu daha da kötüleştirmekle eleştirenler de var. Avrupa Politika Analizi Merkezi'nden güvenlik uzmanı Nico Lange şu yorumu yapıyor:

Trump, Friedrich Merz'in hatasına Almanya'daki ABD askerlerini çekme tehdidiyle yanıt verdi. Gerginliğin bu şekilde tırmanması önlenebilirdi.

Diğer yandan Merz, pazar günkü açıklamasında, İran savaşıyla ilgili görüş ayrılıklarıyla ABD birliklerinin Almanya'dan çekilmesi arasında "hiçbir bağlantı" olmadığını savunmuştu. İran'ın asla nükleer silaha sahip olmamasını sağlama konusunda Trump'la aynı hedefi paylaştığını vurgulamıştı.

Independent Türkçe, Financial Times, Deutsche Welle