Çin’in etkisine karşı ‘Hint Okyanusu'na Kıyıdaş Ülkeler Birliği’

Çin’in etkisine karşı ‘Hint Okyanusu'na Kıyıdaş Ülkeler Birliği’
TT

Çin’in etkisine karşı ‘Hint Okyanusu'na Kıyıdaş Ülkeler Birliği’

Çin’in etkisine karşı ‘Hint Okyanusu'na Kıyıdaş Ülkeler Birliği’

Çin, Hint-Pasifik bölgesindeki ekonomik ve askeri nüfuzunu artırma çalışmalarına aralıksız devam ederken birçok ülke, Çin'e karşı aralarındaki işbirliğini güçlendirmeye çalışıyor. Bu işbirliklerinden biri de şu ana kadar pekte ilgi görmeyen Hindistan, Endonezya ve Avustralya arasında başlatılan üçlü diyalog oldu. Üç ülke, birbirlerine ortak deniz sınırlarından çok daha fazlasıyla bağlı. Hint Okyanusu’nda ortak çıkarları olan Hindistan, Endonezya ve Avustralya, uzun bir işbirliği tarihinin yanı sıra gelişmekte olan güçler olarak bölgesel güvenlik sorunlarının büyüklüğünü karşılayabilecek deniz kuvvetlerine sahipler. Bu ülkeler arasındaki ilk resmi üçlü diyalog turu, Endonezya'nın Bogor kentinde Kasım 2017'de gerçekleşti. Ancak diyaloğun ardındaki sebep, Hint Okyanusu'na bakan coğrafi konumun paylaşılmasının ötesinde. Bu ülkelerin son yıllarda bölgede önemli bir oluşumun yeniden aktif hale getirilmesi için birbirleriyle yakın işbirliği içinde olduğu anlaşılıyor. Adı, Hint Okyanusu'na Kıyıdaş Ülkeler Birliği (IORA) olan bu oluşum, geniş Hint Okyanusu bölgesini ve orada yaşayan iki milyardan fazla insanı kapsıyor. Yeni Delhi, Canberra ve Cakarta, üç bitişik ve demokratik ülke olarak, IORA gündemini geliştirmek için birlikte çalışmaya uygun olduklarını düşünüyorlar. Hindistan merkezli Brookings Enstitüsü ve Perth USAsia Araştırma Merkezi, eski Endonezya Dışişleri Bakan Yardımcısı Betty Celal, eski Avustralya Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Peter Varghese ile eski Hindistan Dışişleri Sekreteri ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Shiv Shankar Menon’un katıldığı yakın tarihli bir çalıştaya ev sahipliği yaptılar. Shankar Menon'a göre, Hint-Pasifik bölgesi, bölgede stratejik ortamın dayandığı inançların değiştiği son 20 yılda yapısal bir dönüşüme ve büyük silah stoklarına şahit oldu. Bölgedeki güç dengesinin ve devletlerin çıkarlarının gelişimine dayanan yeni bir çerçeve inşa edilmesi ihtiyacı ortaya çıktı. Bununla birlikte Hindistan, Endonezya ve Avustralya arasındaki üçlü diyalog gibi gayri resmi ittifaklar, güç dengesindeki bu değişikliğe verilecek birçok farklı cevaptan biri olabilir. Çin iddiaları Çin değerleri, önümüzdeki dönemde dünyadaki hızlı değişim ışığında Hint-Pasifik bölgesinin genel stratejik kültürünü şekillendirecek gibi görünüyor. Çin, bölgeyi askerileştirmeye devam ederken, nüfuz alanları ve deniz egemenliği konusunda ona karşı çıkan komşularına kabadayılık yapmayı sürdürüyor. Bu eğilim, bölgedeki denizler için davranış kuralları oluşturulması taleplerinin artmasıyla birlikte gerginliğe neden oluyor. Bu durum, Pekin'in suiistimallerine karşı bir takım girişimlerde bulunmak isteyen büyük tarafların nüfuzlarını artırma eğilimi göstermelerine yol açtı. Bu bağlamda ABD, Avustralya, Japonya ve Hindistan, güvenlik politikalarını ve askeri faaliyetleri koordine etmek ve Çin’e odaklanmak için ‘dörtlü stratejik diyalog’unu gayrı resmi olarak yeniden faaliyete geçirdi. Bununla birlikte Fransa, Hint-Pasifik bölgesinde aktif bir rol oynamak istediğini dile getirdi. Endo-Australis diyalogu Hindistan, Endonezya ve Avustralya arasındaki üçlü diyaloga ‘Endo-Australis’ adı verildi. Bu isim, Hint Okyanusu kıyısındaki üç ülkenin coğrafi durumunu yansıtmayı hedefliyor. Bu üç ülke, bulundukları coğrafyanın gerçekliği ile birbirlerine ait olma duygusunu geliştirebilecek güçteler. Ayrıca Çin ve ABD arasında büyüyen stratejik rekabetin yanı sıra yıllar geçtikçe daha agresif politikalar uygulayan ve nüfuzunu dayatmaya çalışan Pekin’in neden olduğu sorunları paylaşıyorlar. Hindistan ve Endonezya, Çin ile daha büyük bir coğrafi sınır paylaştıkları için daha zor bir konumdalar. Bu iki ülke her ne kadar Pekin ile ekonomik ilişkiler kurmuş olsalar da, aynı durum toprak ve deniz paylaşımı konularında geçerli değil. Hindistan ve Çin, Doklam sınır bölgesinde askeri bir gerginlik yaşarken, Endonezya, Natuna Adaları'nda Çin’in balıkçı tekneleriyle düzensiz çatışmalar yaşadı. Avustralya geçtiğimiz günlerde, ‘Pasifik ve Doğu Timor'da altyapısını geliştirmek amacıyla’ 2 milyar dolar değerinde bir ‘Avustralya Vakfı’ kurmak istediğini açıkladı. Açıklama, Çin’in askeri üsler inşa etmek ve deniz altından kablo ağları kurmak için sözleşmeler yapma gibi Pasifik Okyanusu üzerindeki etkisini genişletme çabalarını artırdığı bir dönemde geldi. Bununla birlikte Hindistan ve Endonezya, Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin birkaç ay önce Endonezya'ya yaptığı ziyaret sırasında ikili ilişkilerin ‘Hint-Pasifik Bölgesi'ndeki deniz işbirliği ortak vizyonuna dayalı’, kapsamlı bir stratejik ortaklığa yükseltilmesi yönünde bir anlaşma imzaladı. Stratejik Ortaklıklar -Cakarta ve Yeni Delhi arasında stratejik ortaklık Hindistan, Endonezya'nın batısında özellikle de Sabang ve Açe kıyılarında ticari gemilerin ve muhtemelen denizaltıların geçişine izin vermek için bir liman yapımını destekleyeceğine söz verdi. Böylece Malakka Boğazı ve Hindistan’ın Andaman Adaları’nın batı tarafının güvenliği daha da güçlendirilecek. Bu, ayrıca Endonezya'yı Hindistan’ın stratejik denklemine çekmek için uzun zaman önce atılması gereken bir adımdı. Hindistan ve Endonezya'nın Çin’in bölgedeki güçlü varlığını dikkatle izledikleri açık. Öte yandan Hindistan ve Endonezya Savunma Bakanları bu yıl Cakarta'da ikinci kez bir araya geldiler. Toplantıda iki tarafın denizcilik ortaklıklarını güçlendirme yolları ele alındı. Yeni Delhi merkezli Siyasi Çalışmalar Derneği Müdürü Dr. Chitrapu Uday Bhaskar, yaptığı değerlendirmede, “Bunun hangi sonuçları doğuracağı henüz belli değil. İkili savunma ilişkilerine daha geniş çerçeveden bakmak gerek” ifadelerini kullandı. -Hindistan-Avustralya İlişkileri Avustralyalı strateji uzmanları Hindistan'ı uzun bir süre ihmal ettiler. Fakat Hint-Pasifik stratejisiyle birlikte Hindistan, Avustralya dış politikasında baskın bir konu haline geldi. Yeni Delhi süratle doğal bir stratejik ortak haline gelirken Canberra'nın bölgesel ilişkilerinin kilit ortağı oldu. Güney Çin Denizi sorunu, bölgesel ekonomik entegrasyon ve Çin'in Yeni İpek Yolu gibi konular, Avustralya’yı, Hindistan'la işbirliğine itti. Çin’in bölgedeki nüfuzuna karşı denge oluşturabilecek bir ülke olarak görülen Avustralya’da şuan Çin hükümetinin Avustralya siyasi sahnesine müdahalelerde bulunduğuna dair tartışmalar yaşanıyor. Aynı zamanda ülkenin en büyük yatırım ortağı olan Çin’in kızdırılmaması konusunda da bir takım tartışmalar var. -Endonezya - Avustralya İlişkileri Endonezya ve Avustralya arasında kapsamlı bir stratejik ortaklık var. İki ülke arasındaki anlaşmaya göre, genellikle yeni seçilen Avustralya başbakanı ilk olarak Endonezya'yı ziyaret ediyor. Bu gelenek, 24 Ağustos 2018'de göreve gelen Başbakan Scott Morrison tarafından da bozulmadı. Avustralya'nın kuzeyindeki takımadalarının çoğu Endonezya’ya bağlı. Bununla birlikte Endonezya, Avustralya'nın Avrupa ve Asya ülkelerine deniz ve hava yollarının kesiştiği nokta. Bu yüzden Avustralya, Endonezya'ya Hindistan’dan çok daha fazla önem veriyor. Hindistan merkezli ‘Brookings Enstitüsü’ tarafından hazırlanan bir rapora göre Çin'in güçlü politikaları ve ABD yönetimine olan güven eksikliği, küresel sistemde büyük bir dengesizlik oluşturdu. Bu yüzden ortak çıkarları olan devletler arasındaki işbirliği, diplomatik düzeyde mantıklı bir strateji olarak görülüyor.



Pakistan’daki Şii camisine saldırıyı DEAŞ üstlendi

Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
TT

Pakistan’daki Şii camisine saldırıyı DEAŞ üstlendi

Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)

Pakistan'da en az 31 kişinin yaşamını yitirdiği cami saldırısını DEAŞ üstlendi.

Başkent İslamabad'daki İmam Bargah Camisi'nde cuma namazı sırasında meydana gelen patlamada 170'ten fazla kişi de yaralanmıştı. 

DEAŞ, Telegram kanalından yayımladığı açıklamada, Hatice-i Kübra Camii diye de bilinen Şii ibadethanesine düzenlenen saldırıyı üstlendi.

Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Muhammed Asıf, X'ten dün yaptığı açıklamada, silahlı saldırganın etrafa ateş açarak camiye girdiğini, güvenlik güçlerinin müdahalesi sonrası üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirdiğini bildirmişti. 

Asıf, şüphelinin daha önce Afganistan'a gittiğini ve saldırının Hindistan'la Afganistan tarafından organize edildiğini öne sürmüştü.

Kabil ve Yeni Delhi yönetimleriyse iddiaları kınayarak reddetmişti.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, olayın "intihar saldırısı" olduğunu belirterek, "İbadethaneleri ve sivilleri hedef almak, insanlığa karşı işlenmiş iğrenç bir suçtur ve İslam ilkelerinin açık bir ihlalidir” demişti. 

Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari de patlamada hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dilemişti. 

Şii camisindeki patlama, 2008'den bu yana İslamabad'da meydana gelen en ölümcül saldırı oldu. 2008'de başkentteki Marriott Hotel'e bomba dolu kamyonla düzenlenen saldırıda 60 kişi yaşamını yitirmiş, en az 266 kişi de yaralanmıştı. Saldırıyı üstlenen olmamıştı. 

Reuters'ın irtibata geçtiği Pakistanlı polis memuru Şahid Malik, camide 600 ila 700 kişinin olduğunu belirterek şunları söylüyor:  

Birçok olay yeri gördüm ama bu gerçekten çok korkunçtu.

Cami cemaatinden 46 yaşındaki Sarfraz Şah da saldırıda yaşanan kaosu şöyle anlatıyor: 

Silah seslerini duydum ve ne yaşandığını anlamaya çalışırken büyük bir patlama oldu. İnsanlar oraya buraya savruldu. Etraf dumanla doldu. Kimse ne olduğunu anlamadı. Sonra her yer kanla kaplandı.

Şah, saldırıda 39 yaşındaki kardeşi Manzar'ın yaşamını yitirdiğini söylüyor. 

Çoğunluğu Sünni Müslümanlardan oluşan Pakistan'da azınlık olan Şiiler, geçmişte de IŞİD ve Pakistan Talibanı'nın (Tehrik-i Taliban Pakistan/TTP) saldırılarında hedef alınmıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Le Monde


Pakistan'da bir camide meydana gelen patlamada ölü ve yaralılar var

İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
TT

Pakistan'da bir camide meydana gelen patlamada ölü ve yaralılar var

İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)

Pakistan polisi, bugün başkent İslamabad'da bir Şii camisine düzenlenen patlamada ibadet eden çok sayıda kişinin öldüğünü bildirdi.

Yerel yetkililere göre, İslamabad'daki cami patlamasında yaralananların sayısı 80'i geçti.

Polis yetkilisi Zafer Ikbal, patlamanın Cuma namazı sırasında meydana geldiğini söyledi. "Birçok kişiyi hastanelere götürdük. Şu anda ölü sayısı veremem, ancak evet, ölüler var" ifadesini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre üst düzey bir güvenlik kaynağı, isminin açıklanmaması şartıyla "Şu ana kadar 11 kişi öldü ve 20 kişi yaralandı" dedi.

Polis sözcüsü, patlamanın niteliğinin henüz netleşmediğini belirtti.


Çin, Myanmar'da dolandırıcılık faaliyetleri yürütmekten suçlu bulunan 4 kişiyi idam ediyor

Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
TT

Çin, Myanmar'da dolandırıcılık faaliyetleri yürütmekten suçlu bulunan 4 kişiyi idam ediyor

Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).

Çinli yetkililer bugün, altı Çin vatandaşının ölümüne neden olmaktan ve Myanmar'da 4 milyar dolardan fazla değerde dolandırıcılık ve kumar operasyonu yürütmekten suçlu bulunan dört kişinin idam edileceğini duyurdu.

Güney Çin'deki Shenzhen Orta Halk Mahkemesi bu sabah yaptığı açıklamada idamların ne zaman gerçekleştirileceğine dair bilgi vermedi.

Geçtiğimiz hafta, Myanmar'da dolandırıcılık operasyonu yürütmekle suçlanan 11 kişinin daha idam cezasına çarptırıldığı açıklandı.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre, geçen kasım ayında Shenzhen'deki bir mahkeme, aralarında kötü şöhretli Bai ailesinin üyelerinin de bulunduğu beş kişiyi, dolandırıcılık merkezleri ve kumar kulüpleri ağı işletmekten dolayı ölüm cezasına çarptırdı.

Mahkeme, sanıklardan biri olan grubun lideri Bai Su Cheng'in mahkumiyetinden sonra bir hastalıktan öldüğünü bildirdi.

Grup, Myanmar'ın Çin sınırındaki Kokang bölgesinde sanayi parkları kurmuştu ve adam kaçırma, gasp, zorla fuhuş ve uyuşturucu üretimi ile ticareti de dahil olmak üzere dolandırıcılık amaçlı kumar ve telekomünikasyon faaliyetleri yürütmekle suçlanıyordu.

Mahkeme, sanıkların kurbanlarını 29 milyar yuan'dan (4,2 milyar dolar) fazla dolandırdığını, altı Çin vatandaşının ölümüne ve birçoğunun yaralanmasına neden olduğunu belirterek, suçlarının "son derece iğrenç, son derece ciddi koşullar ve sonuçlar doğuran ve topluma ciddi bir tehdit oluşturan" nitelikte olduğunu bildirdi.

Açıklamada, sanıkların başlangıçta karara itiraz ettikleri, ancak Guangdong Eyaleti Yüksek Halk Mahkemesi'nin itirazlarını reddettiği belirtildi.

Bu infazlar, Pekin'in Güneydoğu Asya'da, özellikle Myanmar, Kamboçya ve Laos'ta gelişen bir iş haline gelen "dolandırıcılık kümelenmeleri"ne karşı yürüttüğü geniş kapsamlı operasyonun bir parçası olarak gerçekleşti. Bu çeteler, aralarında binlerce Çin vatandaşının da bulunduğu dünya çapındaki kurbanlara karşı kaçakçılık, insan ticareti ve siber dolandırıcılık gibi çeşitli suçlar işliyor.

Bölgedeki yetkililer, özellikle Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkelerden gelen artan uluslararası baskıyla karşı karşıya kalıyor ve suç oranındaki artışla mücadele etmeleri bekleniyor.