IKBY'de hükümetin kurulması için yürütülen istişarelerde sonuca ulaşılamadı

IKBY'de hükümetin kurulması için yürütülen istişarelerde sonuca ulaşılamadı
TT

IKBY'de hükümetin kurulması için yürütülen istişarelerde sonuca ulaşılamadı

IKBY'de hükümetin kurulması için yürütülen istişarelerde sonuca ulaşılamadı

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) düzenlenen son seçimlerde başarılı olan partiler başbakanlık yardımcılığı görevi için rekabet ederken seçimlerde çoğunluğu elde eden ve hükümeti kurmakla yükümlü olan Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) çoğunluk hükümeti kurmayı tercih ettiğini açıkladı.
Yapısı ve bileşimi ile yeni hükümetin, eski hükümetlerden farklı olması beklentilerinin ortasında IKYB’deki son parlamento seçimlerinde başarılı olan partilere yakın kaynaklar; yeni hükümetin özelliklerini belirlemek için yürütülen istişarelerin daha “sonuç” vermediğini açıkladı.
111 sandalyeli IKYB parlamentosunda 45 sandalye kazanarak çoğunluğu elde eden ve yeni hükümeti kurma görevini üstlenen KDP’nin önde gelen isimlerinden oluşan bir heyet Süleymaniye’de istişarelere başladı. Heyet; partilerinin hazırlamış olduğu yeni hükümet programı ve partilerin bu hükümete katılım şekli üzerinde anlaşmak amacıyla seçimlerde 21 sandalye kazanan Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve 12 sandalye elde eden Değişim Hareketi’nin yöneticileri ile görüştü.
KDP hükümette yer almak isteyen partilere, iyi ve kötü günde bölgenin yönetiminde herkesin ortak sorumluluk üstlendiği ve zor zamanlarda sorumluluktan kaçmadığı bir hükümet programını uygulamak için tek bir ekip olarak çalışmayı kabul ettiklerini peşin olarak taahhüt etmeleri şartını koşuyor. Diğer partiler ise bu şartların kabul edilemez ön koşullar olduğunu düşünüyor.
KYB ve Değişim Hareketi’nin yöneticilerine göre; KDP heyeti ile üç gün önce Süleymaniye’de gerçekleştirilen istişareler hala görüş alışverişi sürecinde ve bu toplantılarda yeni hükümet ile ilgili kesin bir karar alınmadı.
KYB’nin Kubat Talabani şartı
Ama Değişim Hareketi yöneticileri; KDP’ye başbakanlık yardımcılığı görevinin kendilerine verilmesi aksi takdirde KDP’nin kurmak istediği çoğunluk hükümetine katılmayacakları şartını ilettiklerini söyledi. KDP, başarısız bir deneyim olduğu için eski hükümet gibi geniş tabanlı bir koalisyon hükümeti yerine çoğunluk hükümeti kurmak istiyor. KYB ise KDP’nin iki başkan yardımcısı atamakta ısrar etmesi halinde KYB’nin kurucu lideri Celal Talabani’nin küçük oğlu Kubad Talabani’nin başbakan yardımcılığı görevine aday gösterilmemesi konusunda ısrar ediyor.
KYB, KDP ile yürütülen istişarelerin öncelikle hükümet programının içeriğine odaklandığını ve seçim kazanımları kapsamında, parlamento başkanlığı, başbakan yardımcılığı görevlerinin ve iki önemli bakanlığın partilerinin hakkı olduğunu vurguladığını kaydetti.
KYB Sözcüsü Sadi Ahmed düzenlenen basın toplantısında, partisinin yeni hükümette sadece katılım değil gerçek ortaklık temelinde yer almak istediğini işaret etti. İstişareler sırasında eski hükümet döneminde yapılan hatalardan ders alınması gerektiğini ve yeni dönemde bölgenin durumunu iyileştirmek için birlikte çalışılması gerektiğini vurgulayan Sözcü Ahmed; “Yeni hükümete ortak olmak isteyen herhangi bir parti ya da şahsiyete karşı ve tutumuz yok” dedi.
KYB, petrol bakanlığını istiyor
Kaynaklardan sızdırılan bilgiler göre; KYB’nin İçişleri ile Doğal Kaynaklar (petrol) bakanlığını talep ettiğine, KDP’nin ise bu iki bakanlığı vermemekte ısrar ettiğine ve buna karşılık KYB’ye Peşmerge (Savunma) Bakanlığı’nı önerdiğine işaret etti. Ancak bu konudaki müzakerelerde daha sonuca ulaşılamadı.
Seçimlerin ardından kurulan yeni parlamento, beşinci döneminin ilk oturumlarını iki hafta önce düzenlemişti. Ama partiler arasındaki derin anlaşmazlıkların sürmesi nedeniyle parlamento üyeleri; başkan, başkan yardımcısı ve parlamento sekreterinden oluşan başkanlık kurulu üyelerini seçmekte başarısız olmuştu.
Goran, yeni hükümete katılırsa üç bakanlık alacak
Değişim Hareketi (Goran) Sözcüsü Şorış Hacı partisinin, KDP ile yaptığı istişare toplantısının ardından üyeleri, destekçileri ve teşkilatlarının ” partinin hükümette elde edebileceği konum ve bakanlıklar ışığında” yeni kurulacak hükümete katılımı ile ilgili görüşlerini almaya başladığını belirtti. Yerel basına konuşan Şorış Hacı; partisinin yeni hükümete katılımının partinin üst düzey karar alıcısı olan Ulusal Meclis’in kararına bağlı olduğunu ve Ulusal Meclis’in yeni hükümete katılımı onaylaması halinde partisinin üç bakanlığa sahip olacağını açıkladı.
KDP, başbakanlık yardımcılığını Türkmenlere vermeyi planlıyor
KDP ise yeni hükümeti kurma çabalarının hem KYB hem de Goran’ın başbakanlık yardımcılığının kendilerine verilmesi konusundaki ısrarlarından etkilenmeyeceğini düşünüyor. Çünkü hem başbakan hem de parlamento başkanının iki yardımcısı bulunuyor. Aynı şekilde KDP, bu kez başbakan yardımcılığını Türkmenlere vermeyi planlıyor. Süleymaniye’de gerçekleştirilen istişare toplantılarının görüş alışverişinin temelini attığını söyleyen KDP, partisinin beklenen idari toplantısında durumun açıklığa kavuşturulacağını belirtti.
Parti yaptığı açıklamada, aday olarak 2006 yılından beri başbakan olan Neçirvan Barzani’yi tekrar aday göstereceğini, düzenlenmesi beklenen idari toplantının ardından Barzani’nin bu konu ile ilgili olarak parti temsilcileri ile bu ayın sonunda parlamento başkanlık kurulu üyelerinin seçilmesi, gelecek ay içerisinde ise hükümetin kurulması için istişarelerine başlayacağını belirtti.



Amerikan bayrağına "hakaret" içeren video, Washington ve Mogadişu arasındaki gerilimi artırdı

Somali Devlet Başkanı Hasan Şeyh Mahmud (Somali Haber Ajansı)
Somali Devlet Başkanı Hasan Şeyh Mahmud (Somali Haber Ajansı)
TT

Amerikan bayrağına "hakaret" içeren video, Washington ve Mogadişu arasındaki gerilimi artırdı

Somali Devlet Başkanı Hasan Şeyh Mahmud (Somali Haber Ajansı)
Somali Devlet Başkanı Hasan Şeyh Mahmud (Somali Haber Ajansı)

Somali yönetimi, ABD bayrağına hakaret ettikleri iddia edilen askerlerle ilgili soruşturma başlattı. Soruşturma, Washington'un Somali'deki Birleşmiş Milletler destekli barış gücü misyonuna sağlanan uluslararası finansmanın sonlandırılmasını gündeme getirdiği hassas bir dönemde, iki ülke arasında kamuoyuna yansımayan gerilim yaşandığı yönündeki değerlendirmelerin ardından geldi.

Şarku'l Avsat'a konuşan Somalili siyaset analisti Abdülveli Cami Bari, ABD'nin BM desteğini azaltmaya yönelik girişimlerinin Washington ile Mogadişu arasındaki gerilimi artırabileceğini belirterek, Somali yönetiminin olası yeni bir krizi diplomatik girişimlerle kontrol altına almaya çalışacağını ifade etti. Bari, görüntülerin doğrulanması halinde hükümetin sorumlu askerleri kınayacağını ve ABD ile stratejik ortaklığa bağlılığını vurgulayacağını söyledi.

Somali Savunma Bakanlığı soruşturma başlattı

Somali Savunma Bakanlığı, cuma günü yaptığı açıklamada, sosyal medyada yayılan ve askeri üniforma giyen kişilerin ABD bayrağına uygunsuz şekilde davrandığını gösteren görüntüleri incelediğini duyurdu. Görüntülerde bazı askerlerin yere serilmiş ABD bayrağını çiğnedikleri görülüyor.

Bakanlık açıklamasında, "Bu tür davranışlar Somali Ulusal Ordusu'nun değerleri, disiplini ve profesyonelliği ile bağdaşmamaktadır. Ayrıca Savunma Bakanlığı'nın ya da Somali Federal Hükümeti'nin görüşlerini yansıtmamaktadır" ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, olaya karıştığı öne sürülen askerlerin gözaltına alındığı, olayın bütün yönleriyle aydınlatılması ve gerekli disiplin ile hukuki işlemlerin uygulanması amacıyla soruşturma başlatıldığı bildirildi.

Soruşturma, Washington'a önemli bir mesaj

Siyaset analisti Bari'ye göre soruşturma kararı, krizi kontrol altına almak açısından önemli bir adım niteliği taşıyor. Bari, bunun Washington'a söz konusu davranışın doğrulanması halinde bile hükümetin resmi politikasını yansıtmadığı, askeri disiplin ve hesap verebilirliğe bağlı kalındığı ve ABD ile güvenlik ortaklığının korunmasına önem verildiği mesajını verdiğini söyledi.

Bari, görüntülerin gerçek olduğunun kanıtlanması halinde olayın, özellikle ABD'nin Afrika Birliği'nin Somali'deki misyonuna sağlanan lojistik desteğin finansmanını sonlandırmayı değerlendirdiğine ilişkin haberlerin ardından, iki ülke arasındaki siyasi ve medya kaynaklı gerilimi artırabileceğini ifade etti.

Analist ayrıca, ABD'nin Somali vatandaşlarına yönelik seyahat yasağı ile Somali hakemi Omar Artan'ın Dünya Kupası'nda görev almasının engellenmesi gibi son gelişmelerin de ilişkilerde hassasiyet yarattığını dile getirdi.

Barış gücü misyonu finansman kriziyle karşı karşıya

Somali'de Eş-Şebab örgütüyle mücadele eden yeni barış gücü misyonu, yaklaşık bir yıl önce kurulmasından bu yana finansman sıkıntıları yaşıyor. Ancak ABD'nin uluslararası desteğin kesilmesi yönündeki girişimleri, misyonun geleceği açısından daha büyük bir tehdit oluşturuyor.

Reuters'ın haberine göre Washington, 1 Temmuz tarihli resmi bir yazıyla Afrika Birliği'ne, yıllık bütçesi yaklaşık 500 milyon dolar olan BM Somali Destek Ofisi'ne (UNSOS) yıl sonundan itibaren destek vermeyeceğini bildirdi.

Somali askerleri (Somali Haber Ajansı)Somali askerleri (Somali Haber Ajansı)

Somali hükümeti, olası finansman kesintisi konusunda henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Savunma Bakanlığı, ABD ile uzun yıllara dayanan güvenlik ortaklığına büyük değer verdiklerini belirterek, bu iş birliğinin Eş-Şebab ve DEAŞ'la mücadelede ve Somali güvenlik kurumlarının güçlendirilmesinde önemli rol oynadığını vurguladı. Açıklamada ayrıca ABD halkına, ABD bayrağına ve iki ülke arasındaki ortaklığa duyulan saygı yinelendi.

Bari, diplomatik açıdan değerlendirildiğinde yalnızca bayrak görüntülerinin iki ülke ilişkilerinde köklü bir değişime yol açmasının beklenmediğini belirterek, ABD ile Somali arasındaki güvenlik iş birliğinin Eş-Şebab ve DEAŞ'la mücadele gibi ortak stratejik çıkarlara dayandığını hatırlattı.

Analiste göre soruşturmanın hızlı ve şeffaf şekilde yürütülmesi, sorumlular hakkında açık disiplin yaptırımlarının uygulanması ve Mogadişu ile Washington arasındaki diplomatik temasların sürdürülmesi halinde kriz kontrol altına alınabilir. Ancak sürecin göstermelik olarak değerlendirilmesi veya tamamlanmaması durumunda olay, Somali'ye yönelik uluslararası desteğin geleceğinin tartışıldığı bir dönemde siyasi ve sembolik bir gerilim unsuru olmaya devam edebilir.


Gazze kaynakları: Hamas ve Fetih seçimler konusunda temas halinde

Batı Şeria’daki Ramallah kentinin kuzeyinde bulunan Filistin kasabası Birzeit’te yerel seçimler için oy kullanan Filistinli bir kadın, 25 Nisan 2026 (AFP)
Batı Şeria’daki Ramallah kentinin kuzeyinde bulunan Filistin kasabası Birzeit’te yerel seçimler için oy kullanan Filistinli bir kadın, 25 Nisan 2026 (AFP)
TT

Gazze kaynakları: Hamas ve Fetih seçimler konusunda temas halinde

Batı Şeria’daki Ramallah kentinin kuzeyinde bulunan Filistin kasabası Birzeit’te yerel seçimler için oy kullanan Filistinli bir kadın, 25 Nisan 2026 (AFP)
Batı Şeria’daki Ramallah kentinin kuzeyinde bulunan Filistin kasabası Birzeit’te yerel seçimler için oy kullanan Filistinli bir kadın, 25 Nisan 2026 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki kaynaklar, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın 28 Kasım’da yapılmasına karar verdiği yasama seçimleri konusunda kapsamlı bir Filistin uzlaşısı sağlanması amacıyla Arap ve uluslararası düzeyde girişimlerin sürdüğünü açıkladı.

Kaynaklara göre, Abbas’ın birkaç gün önce seçim kararını yayımlamasının öncesinde, Fetih ve Hamas hareketlerinin üst düzey yöneticileri arasında karşılıklı temaslar ve mesaj alışverişi gerçekleştirildi.

Söz konusu seçimler, Filistin topraklarında 2006 yılından bu yana düzenlenecek ilk yasama seçimleri olacak. 2006’daki seçimleri Fetih’e karşı Hamas kazanmış, ardından iki hareket arasındaki ilişkiler bozulmuş ve Hamas Gazze Şeridi’nde askeri kontrolü ele geçirmişti. Bu sürecin ardından başlayan ve Filistinlilerin yaşamını derinden etkileyen siyasi bölünme ise günümüze kadar devam etti.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, yerel seçimlerde oy kullanırken… Ramallah, 25 Nisan 2026 (DPA)Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, yerel seçimlerde oy kullanırken… Ramallah, 25 Nisan 2026 (DPA)

Arap desteğiyle uzlaşma

Dört kaynağın bildirdiğine göre, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlanmadan önce iki hareketin yöneticileri arasında, başta Mısır olmak üzere bazı Arap ülkelerinin gözetiminde mesaj alışverişi yapıldı. Temasların, Filistin topraklarında reform süreci ve demokratik işleyişin yeniden güçlendirilmesi kapsamında önümüzdeki dönemde kapsamlı seçimlerin gerçekleştirilmesine yönelik uzlaşı zemini oluşturmayı amaçladığı belirtildi.

Hamas’ın, cumhurbaşkanlığı kararıyla ilgili şimdiye kadar ne olumlu ne de olumsuz bir açıklama yapmaması dikkat çekti. Oysa hareket, önceki dönemlerde Filistin Yönetimi ve Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı ulusal nitelikteki önemli kararları tek taraflı almakla suçlayarak, benzer kararlara kısa sürede itiraz eden açıklamalar yayımlıyordu.

Cumhurbaşkanlığı kararına ilişkin sessizliğin bazı Arap ve uluslararası tarafların talebi doğrultusunda olup olmadığı sorusuna yanıt veren Hamas kaynaklarından biri, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, konuya ilişkin daha sonra bir bildiri yayımlanacağını söyledi ancak ayrıntı vermedi.

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) çatısı altındaki gruplardan son dönemde Hamas’a yakın tutumuyla bilinen Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin (FHKC) yanı sıra, FKÖ dışında yer alan İslami Cihad Hareketi de dahil olmak üzere hiçbir Filistinli grup, Abbas’ın kararını destekleyen ya da reddeden bir açıklama yapmadı. Bu durum, Mısır ile Arap ve uluslararası aktörlerin Filistinli taraflar arasında uzlaşı sağlanmasına yönelik girişimlerinin olumlu sonuç verme ihtimalini güçlendiren bir işaret olarak değerlendiriliyor.

Bütüncül bir siyasi yol

Filistinli gruplardan bir kaynağa göre, çok sayıda Arap, İslam ve Avrupa ülkesi, Filistin’de demokratik sürecin yeniden işletilmesi ve ulusal uzlaşının sağlanmasına yönelik girişimlerde rol oynuyor. Söz konusu ülkelerin, Filistin yönetiminin reforme edilerek yakın gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde daha etkin bir rol üstlenmesini desteklediği, böylece İsrail’in Gazze üzerindeki kontrolünü sürdürme girişimlerinin ve Batı Şeria’daki operasyonlarının önüne geçilmesinin hedeflendiği belirtildi. Kaynak, bu ülkelerin ayrıca 4 Haziran 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını öngören kapsamlı bir siyasi süreci desteklediğini ifade etti.

Şarku’l Avsat, birkaç hafta önce Hamas yönetimi ile Fransız yetkililer arasında gerçekleştirilen görüşmeyi özel haber olarak duyurmuştu. Hamas kaynaklarına, bu temasların Filistin iç siyasetinin yeniden yapılandırılmasıyla bağlantılı olup olmadığı sorusu yöneltilse de kaynaklar konu hakkında yorum yapmayı reddetti.

14 Mayıs 2026’da Gazze şehrindeki el-Ezher Üniversitesi’nde düzenlenen hareketin sekizinci kongresine katılan Filistinli bir kadın, Fetih Hareketi bayrağını sallıyor. (Reuters)14 Mayıs 2026’da Gazze şehrindeki el-Ezher Üniversitesi’nde düzenlenen hareketin sekizinci kongresine katılan Filistinli bir kadın, Fetih Hareketi bayrağını sallıyor. (Reuters)

Fransa, Suudi Arabistan ile birlikte bölgedeki Arap ve İslam ülkeleriyle koordinasyon içinde iki devletli çözümün desteklenmesi ve Filistinlilerin Birleşmiş Milletler (BM) kararları çerçevesinde bağımsız devlet kurma hakkının teyit edilmesi yönünde aktif rol üstleniyor.

Bu sürecin, Gazze’deki Filistinli grupların silahlarının sınırlandırılmasına yönelik girişimlerle de bağlantılı olabileceği değerlendiriliyor. Hamas ise böyle bir adımın, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını güvence altına alacak açık bir siyasi süreçle ilişkilendirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşımın, Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un hazırladığı yol haritasında da yer aldığı belirtilirken, bunun Barış Kurulu ile ABD yönetimi tarafından benimsendiğine dikkat çekildi. İsrail basınında yer alan haberlere göre Washington da son dönemde Batı Şeria’da Filistin yönetiminin attığı bazı adımlara destek vermeye başladı.

Uzaktan uyum

Hamas ve diğer Filistinli gruplardan kaynaklar, taraflar arasında uzlaşma sağlanması halinde Mısır’ın davetiyle Kahire’de yakın zamanda ulusal düzeyde bir toplantı düzenlenmesi ihtimalini dışlamadıklarını belirtti. Ancak bazı grupların, böyle bir girişimin başarıya ulaşacağı konusunda kuşkular taşıdığı ifade edildi.

Kaynaklara göre Mısır ve sürece dahil olan diğer ülkeler, Filistinli gruplar arasında doğrudan görüşmeler yapılmasa bile uzlaşı zemini oluşturmayı hedefliyor. Bu çerçevede önce yasama seçimlerinin, ardından Filistin Ulusal Konseyi ve daha sonra da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gerçekleştirilmesi amaçlanıyor.

Filistinli bir grup yetkilisi, mevcut siyasi krizin aşılması için çeşitli önerilerin masada olduğunu söyledi. Bu önerilerden birinin, yasama seçimlerine tüm siyasi güç ve grupların yer aldığı ortak bir Filistin listesiyle gidilmesi olduğunu belirten kaynak, bu konuda hem gruplar arasında hem de grupların kendi içlerinde görüş ayrılıkları bulunduğunu belirtti. Kaynak, ayrıca farklı önerilerin de değerlendirildiğini, ancak bunların olgunlaşması için daha fazla görüşme, temas ve diplomatik çabaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

25 Nisan 2026’da yapılan yerel seçimlerde, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah kentinde bir oy verme merkezinin yakınında bulunan Filistinliler (AP)25 Nisan 2026’da yapılan yerel seçimlerde, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah kentinde bir oy verme merkezinin yakınında bulunan Filistinliler (AP)

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde, yasama seçimlerine Kudüs, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin katılması çağrısı yapıldı.

Şarku’l Avsat’ın sivil toplum kaynaklarından edindiği bilgilere göre, Filistin yönetimi ile seçimlerin yapılması yönünde baskı uygulayan Batılı taraflar arasında, seçimlerin Gazze Şeridi’nde de gerçekleştirilmesi konusunda uzlaşı sağlandı. İlk aşamada varılan mutabakata göre, seçimlerin altyapısının uygun olması ve savaşta diğer bölgelere kıyasla daha az zarar görmesi nedeniyle Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki mülteci kamplarında düzenlenmesi öngörülüyor.

Filistinli gruplardan bir kaynak ise seçimlerin yalnızca Gazze Şeridi’nin orta kesiminde mi yapılacağı, yoksa üzerinde uzlaşılacak özel düzenlemeler çerçevesinde tüm bölgeleri mi kapsayacağı konusunun henüz netleşmediğini söyledi.

Geçtiğimiz nisan ayında düzenlenen yerel seçimler, Gazze Şeridi’nde yalnızca Deyr el-Belah kentinde gerçekleştirilmiş, bölgenin diğer kesimlerinde ise sandık kurulmamıştı.

Filistin Merkez Seçim Komisyonu da bugün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nde seçimlerin düzenlenmesine hazır olduğunu bildirdi. Komisyon, nüfusun yerinden edilmesi nedeniyle seçimlerin seçmen kütüğü yerine nüfus kayıtları esas alınarak gerçekleştirileceğini belirtti.

Kahire müzakereleri

Bu gelişmeler, Kahire’de Hamas ile arabulucu taraflar arasında, ABD Başkanı Donald Trump’ın planının ikinci aşamasına geçişi düzenleyen ‘yol haritasında’ yapılan değişiklikler üzerine müzakerelerin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor.

Hamas’ın üst düzey yöneticilerinden bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin olumlu bir atmosferde devam ettiğini, ancak henüz hiçbir konuda nihai uzlaşmaya varılmadığını söyledi. Kaynak, önümüzdeki saatler ve günlerde ilerleme sağlanmasının umut edildiğini belirterek, “Sorun Hamas ve diğer Filistinli grupların tutumu değil; İsrail ile Mladenov’un yaklaşımıdır. Mladenov her defasında işgal hükümeti lehine taraflı bir tutum sergiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı Hamas kaynağı ile Filistinli gruplardan bir başka kaynağa göre, yol haritasındaki 15 maddeden 13’ünün içeriği üzerinde büyük ölçüde uzlaşı sağlandı ve daha önce varılan mutabakatlar doğrultusunda önemli ölçüde görüş ayrılıkları giderildi. Ancak kamu çalışanlarının statüsü ve haklarını düzenleyen beşinci madde ile silahların tek elde toplanmasını öngören sekizinci madde üzerindeki anlaşmazlık sürüyor. Tarafların, bu iki başlıktaki görüş ayrılıklarını gidermek ve bütün maddeler üzerinde net bir uzlaşıya ulaşarak anlaşmayı tamamlamak amacıyla müzakereleri derinleştireceği belirtildi.

Her iki kaynak da şu ana kadar hiçbir başlıkta kesin mutabakata varılmadığını, bütün görüş ayrılıkları giderilene kadar temasların süreceğini vurguladı.


Suriye’nin birliğinin ötesinde

Fotoğraf: Suriye, bağımsızlık öncesi ve sonrası dönemde sayısız yönetim biçimi, rejim, bölünme ve ilhak yaşamıştır (AFP)
Fotoğraf: Suriye, bağımsızlık öncesi ve sonrası dönemde sayısız yönetim biçimi, rejim, bölünme ve ilhak yaşamıştır (AFP)
TT

Suriye’nin birliğinin ötesinde

Fotoğraf: Suriye, bağımsızlık öncesi ve sonrası dönemde sayısız yönetim biçimi, rejim, bölünme ve ilhak yaşamıştır (AFP)
Fotoğraf: Suriye, bağımsızlık öncesi ve sonrası dönemde sayısız yönetim biçimi, rejim, bölünme ve ilhak yaşamıştır (AFP)

Refik Huri

Suriye, toprak, halk ve kurumlar bakımından birleşmiş, tek bir ülke olmaya mahkumdur. Ancak, halkı ve kurumları kontrol etmek, coğrafi birliği sadece biçimsel hale getiriyor ve kurumları boş yapılara dönüştürüyor. Sorun bir merkezileşme veya ademi merkeziyetçilik değil. Sorun, her ikisinin de doğasıdır. Bütün siyasi yelpazeyi kapsayan bir iktidar paylaşımı olmadan merkezileşme, diktatörlüktür ve patlamaya davettir. Coğrafi olmayan temellere dayalı ademi merkeziyetçilik ise devlet öncesi döneme dönüş demektir. Demokrasi ve vatandaşlık olmadan, her ikisi birlikte, sadece “kabileler” arasında güçlerine göre bölüştürülen veya aralarından en güçlü olanlar tarafından ele geçirilecek “ganimet” için mücadeleden ibarettir.

Suriye, bağımsızlık öncesi ve sonrası dönemde sayısız yönetim biçimi, rejim, bölünme ve ilhak yaşamıştır. İdeolojik düşüncesinde ve siyasi eyleminde temelde milliyetçilik ve etniklik ikiliğine hapsolmuştur. Bir yandan, Arap birliği projesi ve ancak bir Arap ümmeti-devleti kurulmasıyla bir anavatan haline gelecek bir ümmetin “ülkeleri” arasında bir “ülke”dir. Öte yandan, kendisini bu ümmetin eylem merkezi ve Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnasır'ın dediği gibi “Arapçılığın atan kalbi” olarak görmektedir. İronik bir şekilde, ulus-devlet çağrıları ister Arap ister İslami ister Suriye milliyetçisi olsun, ümmet-devlet çağrılarının yerini alarak günümüzde baskın model haline geldi; oysa Suriye bir ulus-devlet kurmada yetersiz kalmıştır.

Bunun nedeni, Suriye'nin bölünmeyi ve birliği, parçalanmayı ve başkalarıyla birleşmeyi deneyimlemiş olmasıdır. Fransız Mandası döneminde dört devlete bölünmüştü: Şam Devleti, Halep Devleti, Alevi Devleti ve Dürzi Devleti. Ancak bu bölünme, Suriye halkının iradesi ve o dönemdeki liderlerinin, özellikle Sultan Paşa el-Atraş ile ve Şeyh Salih el-Ali'nin kararlılığı karşısında dayanamadı. Bağımsızlığın ardından Suriye, 1958'de Mısır ile kısa süreli bir birlik kurdu ve bu birlik 1961 sonbaharında sona erdi. Birliğin çöküşü ve hem Irak'ta hem de Suriye'de Baas Partisi'nin iktidara gelmesinin ardından, Mısır, Suriye ve Irak arasında üçlü bir federasyon kurma girişimleri oldu, ancak bu çabalar hayata geçirilmeden başarısız oldu. Suriye ve Irak arasındaki birlik girişimleri bile başarısız oldu ve Suriye ile Irak Baas partileri arasında düşmanlığa dönüştü.

Esed ailesinin uzun süren iktidarı boyunca Suriye, Hama'da görüldüğü gibi korkunç katliamlarla bastırılan kanlı ayaklanmalara karşı şiddet ve baskı yoluyla birliğini korudu. 2011 Suriye İç Savaşı'ndan sonra ülke, dört ordu ve çeşitli milislerin ülkenin farklı bölgelerini kontrol etmesiyle parçalanmaya sürüklendi. Arap Baharı devrimleri olarak adlandırılan olaylar sırasında ortaya çıkan bir teoriye göre, Suriye'de sonuç, eski Cumhurbaşkanı Beşşar Esed'in elde etmeyi umduğunun tam tersi oldu.

Barışçıl göstericilere karşı şiddete başvurmakta aceleci davrandı ve ayaklanmanın militaristleşmesine bel bağladı. Zira militaristleşme kaçınılmaz olarak “radikalizm ve mezhepçiliğe” yol açar, böylece ılımlıları marjinalleştirir ve sertlik yanlıları alanı ele geçirir. Bu da Arapları ve Batı'yı keskin bir seçimle karşı karşıya bıraktı; iktidarda kalma umuduyla rejim veya köktencilik. Ancak oyun, rejimin çöküşü ve Esed'in kaçmasıyla sona erdi. ABD ve Türkiye daha sonra iktidarı, Ebu Muhammed el-Culani (gerçek adı olan Ahmed Şara ortaya çıkmadan önce) liderliğindeki Heyet Tahrir eş-Şam'a devretti. Şara da başkanlığı üstlendi.

Şam'ın Fırat’ın doğusunun kontrolünü yeniden ele geçirmesi ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile bir anlaşmaya varmasının ardından beklenen bir sonraki adım, Suveyda ve batıdaki sahil bölgesi sorunlarına bir çözüm bulmaktır. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Fırat’ın doğusunun kontrolünü yeniden ele geçirmek, ABD ve Türkiye'nin gözetiminde askeri eylem ve siyasi bir anlaşmanın birleşimini gerektirirken, Suveyda ve sahil bölgesinde uzlaşma tamamen siyasi olmalıdır, aksi takdirde hiç gerçekleşmeyecektir.

Uzlaşıdan daha önemli olan sonrasıdır. Cumhurbaşkanı Şara, uzun bir izolasyon ve yaptırım döneminden sonra Suriye'yi dış dünyaya ve dış dünyayı Şam'a açmada olağanüstü bir başarı elde etmiş olsa da şimdi asıl zorluk bu dışa açılımı içe açılımla tamamlamaktır. Konuşmalarla değil, eylemlerle. Vaatlerle değil, geçiş aşamasında gerekli olanı inşa ederek.

Asgari şart, merkezi bir otoritede gerekli ortaklık, merkezi olmayan yönetimde ise esnek bir performanstır. Liberal bir ekonomik sistem için net vizyon, modern yatırım yasaları ve adil, şeffaf ve bağımsız bir yargı gerekiyor; aksi takdirde yatırımlar sadece kağıt üzerinde kalacaktır. En önemlisi, uzun bir durgunluk döneminden sonra siyasi hayatı canlandırmak için bir anayasa ve siyasi partiler yasası hazırlanmalı ki böylece insanlar geçiş aşamasının sonunda onları neyin beklediğini bilebilirler

Daha da önemlisi, demokrasi inşa edilmeden önce “demokrasi” terimini kullanmaktan kaçınılmaya son verilmesidir. Bu, nüfusunun yüzde 90'ının yoksulluk sınırının altında yaşadığı bir ülkede insanların karşı karşıya kaldığı acil mali, ekonomik ve sosyal sorunları ele almaktır.

Şam Kitap Fuarı'nı ziyaret eden herkes her türden kitabın mevcut olduğunu gördü, ancak ziyaretçilerin yarısından fazlasının kadın olduğunu, buna karşılık personel veya konuşmacılar arasında tek bir kadının bile bulunmadığını fark etti.

Diyalog ve tartışmaya açık olmakla ilgili övgüler, merhum Lübnan başbakanı Dr. Salim el-Hoss'un şu sözünü hatırlatıyor: “Lübnan'da özgürlük çok, demokrasi azdır.”

Suriye'deki denklem ise bir sonraki duyuruya kadar, az özgürlük ve hiç demokrasi şeklindedir ve her iki durumda bu bir sorundur.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.