Rusya’nın İsrail’e önerisi: ABD yaptırımlarının hafifletilmesi karşılığında İran Suriye’den çıksın

Rusya’nın İsrail’e önerisi: ABD yaptırımlarının hafifletilmesi karşılığında İran Suriye’den çıksın
TT

Rusya’nın İsrail’e önerisi: ABD yaptırımlarının hafifletilmesi karşılığında İran Suriye’den çıksın

Rusya’nın İsrail’e önerisi: ABD yaptırımlarının hafifletilmesi karşılığında İran Suriye’den çıksın

İsrail Başbakanlık Ofisinden bir yetkilinin Netenyahu’dan aktardığına göre, Rusya, ABD ve İsrail’e, Washington’un Tahran’a yönelik yaptırımları hafifletmesi karşılığında İran’ın Suriye’den çıkması önerisinde bulundu.
Yetkili, önerinin sahibi olan Rusya’nın başta İran yönetimi olmak üzere taraflara yönelik nabız yoklamasında bulunduğunu, ancak bu konuda henüz tam anlamıyla bir girişim başlatmadığını ifade etti.
Söz konusu iddiayı 3 komisyon üyesi teyit etti
İsrail televizyonu Kanal 10 pazartesi akşamı yayınladığı habere göre, geçtiğimiz hafta Knesset'teki Dışişleri ve Güvenlik Komitesi’nde gerçekleşen kapalı oturumda Netenyahu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir önceki görüşmelerinde kendisine, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları hafifletmesi ve İsrail tehdidinin son bulması karşılığında İran’ın Suriye’den çıkması önerisinde bulunduğunu söyledi. Televizyon kanalı, söz konusu konuşmaları toplantıda bulunan 3 komisyon üyesinin teyit ettiğini belirtti.
“İsrail, konuya dair henüz tavrını netleştirmiş değil”
İsrail’in konuya ilişkin tavrını henüz belirtmediği ifade edilen haberde, ABD yönetiminin öneriye nasıl yaklaştığına değinilmedi. Haberin detaylarına göre, toplantı sırasında bir vekilin İsrail ve Rusya arasındaki diplomatik kriz hakkındaki sorusuna cevap veren Netenyahu, geçtiğimiz hafta Paris’te Putin ile görüşmesinin gayet olumlu geçtiğini söyledi. Bu görüşmeyi iki ülke arasındaki sorunların çözümüne yönelik atılmış bir adım olarak gördüğünü belirten Netenyahu, Rusya’nın 15 kişinin ölümüyle sonuçlanan İl-20 Rus keşif uçağının düşürülmesi olayından halen İsrail’i sorumlu tuttuğunu ancak buna rağmen kendilerine kapıları tamamen kapatmadığını söyledi. Netenyahu, buna kanıt olarak ise Putin’in görüşme sırasında kendisine İran’ın Suriye’den tahliyesiyle ilgili sunduğu öneriyi gösterdi ve Rusya’nın, İran’ın Suriye’deki varlığına çözüm bulmak için başka ülkelerin işbirliğine ihtiyacı olduğunu, bu ülkelerin en başında ise İsrail’i gördüğünü ifade etti. Netenyahu, konuşmasının devamında ise “Bu sadece bir ön fikir. İsrail, konuya dair henüz tavrını netleştirmiş değil” dediği belirtildi.
“İran’ın Suriye’de varlığına son verilmeli”
3 komisyon üyesinin belirttiğine göre, ABD, İsrail ve Rusya söz konusu öneriye dair birbiriyle koordinasyon içerisinde bulunuyor. Bu konuda geçtiğimiz hafta Moskova ve Tel Aviv arasında mekik dokuyan ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in yaptığı görüşmeler oldukça dikkat çekicidir. Tel Aviv ziyareti kapsamında ilk olarak Batı Kudüs'teki Başbakanlık Ofisi'nde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya gelen Jeffrey’in gündeminde, İran’ın Suriye’deki konumuna son verilmesinin gerekliliği” bulunuyordu.
İsrail merkezli televizyon kanalı, Tel Aviv'deki Rus Büyükelçiliği’nin söz konusu haberler hakkında yorum yapmayı reddettiğini aktardı. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili ise açıklamasında, “Suriye’de siyasi çözümü sağlamak için Birleşmiş Milletler ve diğer taraflarla olan görüşmelerimiz sürüyor. Diplomatik görüşmelerin içeriğini açıklayamayız” ifadelerini kullanmıştı.
“İran, bölgesel hegemonya kurmak istiyor”          
İsrail'in Yisrael Hume gazetesinin haberine göre, Jeffrey pazartesi telekonferans yöntemiyle düzenlendiği basın toplantısında, “İranlı güçlerin esasında Esed rejimini desteklemek için değil, kendi çıkarları için bölgesel hegemonya sağlamak adına Suriye’de bulunuyor. Bu durumu, Tahran’ın müttefikleri de biliyor ve aynı zamanda bu durum onların canını sıkıyor. İranlılar ve onlara bağlı milisler, Suriye’de yerinden edilmiş mültecilerin yerine yerleşim birimleri kurarak işgal girişiminde bulunuyorlar. Ev sahibi mültecilerin geri dönmelerine de izin vermiyorlar. Bununla hedeflenen Lübnan, Yemen ve diğer ülkelerde olduğu gibi İran’ın kendi çıkarları için bölgesel hegemonya sağlamak ve Suriye'deki iktidarı dönüştürmektir” dedi.
Habere göre, Jeffrey’in açıklamaları, İranlı güçlerin Suriye’de demografik değişimlere neden olan bazı faaliyetlerine işaret eden raporlarla uyumlu olduğu belirtiliyor. Haberde, İran’ın geçtiğimiz hafta Suriye’de yeni bir üniversite kurduğuna dikkat çekiliyor.



Tahran, ABD’nin önerisine vereceği yanıtı bekliyor ve altyapıyı hedef almakla tehdit ediyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
TT

Tahran, ABD’nin önerisine vereceği yanıtı bekliyor ve altyapıyı hedef almakla tehdit ediyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, New York’ta bulunduğu sırada yaptığı açıklamada, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma önerisine ilişkin ABD’den resmi bir yanıt almayı beklediğini söyledi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise ülkesinin ‘güvenliği sağlanmadığı’ takdirde Tahran’ın Ortadoğu’daki altyapıları hedef alacağı uyarısında bulundu.

Kalibaf yayımlanan video mesajında, “ABD ve diğer ülkeler şunu bilsin (...) petrolümüzü satmadığımız bölgede hiç kimse petrol satamayacak. Güvenliğimiz sağlanmazsa hiçbir altyapı güvende olmayacak” ifadelerini kullandı.

İran devlet medyası, Arakçi’nin dün yaptığı açıklamada, “Katar arabulucuları bazı fikirler sundu ve bunları görüştük. Konuyu yeniden ABD tarafıyla gündeme getirmeleri planlanıyor. Ardından ABD’nin nihai yanıtı bize iletilecek” dediğini aktardı.

New York’ta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarına katılan Arakçi, Katar tarafının bu sürecin salı günü (bugün) tamamlanmasını umduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, “Şu anda odak noktamız yalnızca Hürmüz Boğazı. Boğazın yeniden açılması, karşı tarafa ilettiğimiz belirli şartların yerine getirilmesine bağlı” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Sözcüsü Hüseyin Muhibbi bugün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ı, nükleer silahlar ve diğer konulara ilişkin açıklamalarına atıfta bulunarak ‘büyük bir yalancı’ olarak nitelendirdi.

Muhibbi, “Amerikan halkı gerçeği öğrenmeli” derken, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonunda başarısız olduğunu ve bölgeden ayrılması gerektiğini savundu.

Trump yaptırımların hafifletileceği iddialarını yalanladı

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, dün İran’a nükleer alanda tavizler vermesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesini ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasını teklif ettiği yönündeki haberleri yalanladı.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, Axios’ta yer alan ve ABD’li yetkililere dayandırılan habere yanıt olarak, “Bu doğru değil. Onlara hiçbir şey teklif etmedim” ifadelerini kullandı. Axios’un haberinde, Trump’ın Tahran’ın nükleer programıyla ilgili ‘somut’ adımlar atması karşılığında İran’a yönelik yaptırımları hafifletmeye ve dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakmaya hazır olduğu öne sürülmüş, ancak haberde söz konusu ABD’li yetkililerin kimlikleri açıklanmamıştı.

CNN de ismini açıklamadığı bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde, Trump’ın nihai bir anlaşma kapsamında, Tahran’ın nükleer meselede ‘somut ilerleme’ ortaya koyması şartıyla İran’a yönelik yaptırımları hafifletmeye ve dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakmaya hazır olduğunu bildirdi.

Geçen hafta New York’ta Arakçi ile ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner arasında görüşmeler gerçekleştirilmişti.

İran, şubat ayının sonlarında başlayan ABD-İsrail savaşının ardından Hürmüz Boğazı’nda uygulamaya koyduğu kapatmayı sona erdirmek için ön koşul olarak Ortadoğu genelinde, Lübnan da dahil olmak üzere yedi günlük ateşkes ilan edilmesini talep ediyor. İran destekli Hizbullah, Lübnan’da İsrail’le çatışma halinde bulunuyor.

Tahran ayrıca yurt dışındaki İran varlıklarının serbest bırakılmasını, petrol sektörüne yönelik yaptırımların kaldırılmasını ve ABD’nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının sona erdirilmesini talep ediyor.


Trump, Şi ile Çin’e ABD silahları satılmasını görüşmediğini vurguladı

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına biniyor (Arşiv-AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına biniyor (Arşiv-AP)
TT

Trump, Şi ile Çin’e ABD silahları satılmasını görüşmediğini vurguladı

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına biniyor (Arşiv-AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına biniyor (Arşiv-AP)

ABD Başkanı Donald Trump yaptığı açıklamada, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e ABD silahları satın almasını teklif ettiğini yalanladı. Trump’ın açıklaması, ABD’nin Pekin Büyükelçisi David Perdue’nun böyle bir teklif yapıldığını söylemesinin ardından geldi.

Trump, Beyaz Saray’da gazetecilerin Perdue’nun açıklamalarına ilişkin sorusuna, “Bunu daha önce hiç duymadım” yanıtını verdi. Trump, “Belki satın almak isterler; çünkü biz onlardan daha iyi ekipman üretiyoruz. Dolayısıyla belki iyi bir fikir olabilir. Ama bunu görüşmedik” ifadelerini kullandı.

ABD’nin Pekin Büyükelçisi David Perdue, pazar günü Fox News’e verdiği röportajda, ABD Başkanı’nın Çinli mevkidaşına Amerikan silahları satın almasını teklif ettiğini söylemişti.

Perdue, konunun Çin Devlet Başkanı’nın geçen hafta ABD’ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yeniden gündeme geldiğini belirtti.

Perdue, “Başkan Trump sürekli olarak ‘Dünyanın diğer ülkelerine silah satıyoruz’ diyor. Bir keresinde Başkan Şi’ye bunlardan bazılarını satın almak isteyip istemediğini sordu” dedi.

Perdue ayrıca, başka silah satışlarına ilişkin görüşmelerin sürdüğünü ve Trump ile Şi’nin her buluşmalarında bu konuyu ele aldıklarını belirterek, ABD’nin tutumunda değişiklik olmadığını söyledi.

New York Times ve Wall Street Journal, Beyaz Saray yetkililerine dayandırdıkları haberlerde, ABD’nin Çin’e silah satma niyetinde olmadığını bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı da New York Times’a yaptığı açıklamada, “ABD yasaları Çin’e silah satışını yasaklıyor ve Çin’e silah satışı konusunda herhangi bir teklif veya plan bulunmuyor” ifadelerini kullandı.

Çin Dışişleri Bakanlığı ise pazartesi günü bu açıklamalara ilişkin doğrudan bir yanıt vermedi. Bakanlık, Çin’in “ulusal savunma kapasitesini her zaman kendi ihtiyaçları doğrultusunda güçlendirdiğini ve küresel barış ve istikrarı korumaya bağlılığını sürdürdüğünü” belirtti.

Çin, haziran ayında Tayvan’ı bağımsızlık arayışının “ABD’ye dayanarak veya askeri yollarla” yürütülmesinin “çıkmaz bir yol” olduğu konusunda uyarmıştı.

Washington, geçen yıl aralık ayında Tayvan’a 11,1 milyar dolar değerinde silah satışını onaylamıştı. Perdue, bu paketin “1979’dan bu yana herhangi bir ABD başkanının sağladığı paketten daha büyük” olduğunu söylemişti.

Trump, geçen mayıs ayında Taipei’ye yönelik yeni bir silah paketinin Çin’le müzakerelerde pazarlık unsuru olarak kullanılabileceğinin sinyalini vermiş, bu da Tayvan’ın güvenliğinin iki ülke arasındaki pazarlıkların bir parçası hâline gelebileceği endişelerine yol açmıştı.

Şi, Washington ziyareti sırasında Trump’ı Tayvan konusunda “sağduyulu ve temkinli” davranmaya çağırmış ve ABD’den ada bağımsızlığına karşı olduğunu açıkça ilan etmesini istemişti.

İki lider, kasım ayında Çin’in Shenzhen kentinde düzenlenmesi planlanan Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesi sırasında ve ardından aralık ayında Miami’de Trump Doral tesisinde düzenlenecek G20 Zirvesi’nde yeniden görüşeceklerini teyit etti.

ABD’nin kendi kendini yöneten Tayvan’a yönelik silah satışları, Washington ile Pekin arasındaki başlıca anlaşmazlık konularından biri olmayı sürdürüyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD yasaları uyarınca Washington, Tayvan’a kendisini savunması için gerekli silahları sağlamakla yükümlü.


Eritre, Etiyopya ile savaş ihtimalini dışlamıyor

Tigray güçlerine mensup askerler, hükümet güçleriyle artan gerilim sırasında devriye geziyor, 24 Eylül 2026 (Reuters)
Tigray güçlerine mensup askerler, hükümet güçleriyle artan gerilim sırasında devriye geziyor, 24 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Eritre, Etiyopya ile savaş ihtimalini dışlamıyor

Tigray güçlerine mensup askerler, hükümet güçleriyle artan gerilim sırasında devriye geziyor, 24 Eylül 2026 (Reuters)
Tigray güçlerine mensup askerler, hükümet güçleriyle artan gerilim sırasında devriye geziyor, 24 Eylül 2026 (Reuters)

Eritre’nin Kahire Büyükelçiliği Medya Danışmanı Habib Muhammed Osman yaptığı açıklamada, ülkesinin Etiyopya ile savaşı ihtimal dışı bırakmadığını söyledi. Etiyopya’nın Eritre’yi istikrarı bozmakla suçlamasına ilişkin olarak Osman, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Addis Ababa’nın şu anda söyledikleri kabul edilemez iddialardır ve gerçeklerle örtüşmemektedir. Çünkü Eritre, Etiyopya’yı veya Etiyopya’daki herhangi bir bölgeyi işgal etmek ya da Addis Ababa’yı tehdit etmek istediğini açıklamadı. Tam tersine, durum bunun aksini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Açıklamalar, Etiyopya hükümetine bağlı güçlerin ülkenin kuzeyindeki Tigray bölgesinde stratejik öneme sahip Alamata kasabasının kontrolünü ele geçirdiğini duyurmasının hemen ardından yapıldı. Sahadaki bu gelişmenin güç dengelerini değiştirebileceği değerlendiriliyor.

Askeri ilerleme, çatışmaların komşu Afar ve Amhara bölgelerine de yayılmasıyla eş zamanlı gerçekleşiyor. Taraflar birbirlerini dış müdahalede bulunmakla suçlarken, dört yıldan kısa süre önce kanlı iç savaşı sona erdiren barış anlaşmasının çökebileceğine ilişkin endişeler ise artıyor.