Rusya’dan Ukrayna'ya ‘ateşle oynama’ uyarısı

Rusya’dan Ukrayna'ya ‘ateşle oynama’ uyarısı
TT

Rusya’dan Ukrayna'ya ‘ateşle oynama’ uyarısı

Rusya’dan Ukrayna'ya ‘ateşle oynama’ uyarısı

Moskova yönetimi, dün, Kiev’in 1 ay süreyle geçerli olmak üzere sınır bölgelerinde sıkıyönetim ilan etme kararına sert tepki gösterdi. Kremlin’den yapılan açıklamada söz konusu adımların Ukrayna'nın ayrılıkçı doğu bölgelerindeki çatışmaları artıracağına dair uyarıda bulunuldu. Ukrayna'da sıkıyönetim ilan edilmesinin bir iç mesele olduğunun altı çizilen açıklamada ancak yine de ülkenin doğusundaki Donbass bölgesinde gerginliğin tırmanabileceği riskine dikkat çekildi. Açıklamada ayrıca Kerç Boğazı’na çekilen Ukrayna gemilerindeki denizciler hakkında Rus yargısının vereceği kararın beklendiği kaydedildi.
Rus donanması, üç Ukrayna gemisini alıkoyarken 24 askeri personeli de gözaltına aldı. Moskova söz konusu gemilerin Kerç Boğazı’nda, Rus karasularını ihlal ettikleri suçlamasında bulundu.
Yapılan açıklamalar Ukrayna gemilerine uluslararası sularda el konulduğu yönünde. Uluslararası toplum, Rusya'nın bölgeye komşu Kırım Yarımadası üzerindeki egemenliğini tanımayacağını yineledi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov yaptığı açıklamada Ukrayna’da sıkıyönetim ilan edilmesi kararıyla ilgili olarak “Bu karar, Ukrayna'nın iç meselesidir. Ancak ülkedeki seçim sürecinde böyle bir adım atılması durumu farklı bir boyuta taşıyor. Bu adım Ukrayna'nın doğusundaki temas hattında gerginliğe yol açabilir” diye konuştu. Peskov, Kerç Boğazı’nda gözaltına alınan Ukraynalı denizcilerle ilgili soruya ise “Bu Kremlin’in görevi değil, yargının görevi” cevabını verdi.
Peskov ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Azak Denizi'ndeki olayla ilgili tutumunu da yakın zamanda açıklayacağını vurguladı. Putin’in Buenos Aires'te düzenlenecek G20 Liderler Zirvesi'ne katılmak üzere Arjantin'e gideceğini belirten Kremlin Sözcüsü, Rusya Devlet Başkanı'nın ziyareti sırasında gazetecilere demeç vereceğinin altını çizdi.
Rus medyasının, Ukrayna ile askeri bir çatışmaya dönüşebileceğini ön gördüğü krizi engelleme çabaları dün de devam etti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile söz konusu “ciddi olayı” görüştü. Rusya Devlet Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, iki lider arasındaki telefon görüşmesinin Berlin’in talebi üzerine gerçekleştiği aktarıldı. Açıklamada Putin’in Merkel’e Ukrayna’nın provokatif eylemlerine dair değerlendirmelerde bulunduğu ve Ukrayna savaş gemilerinin Rusya'nın karasularında bir dizi kuralı göz ardı ederek uluslararası hukuku ihlal ettiğini söylediği kaydedildi.
Merkel’e Kiev'in silahlı kuvvetlerini savaşa hazır konuma getirmesi ve ülkede sıkıyönetim ilan edilmesi yönündeki kararları konusunda duyduğu “derin endişeleri” dile getiren Putin “Ukrayna liderliğinin başka çatışma durumlarının yaratılması ve bunlardan doğan risklerin sorumluluğunun tamamını taşıdığını” vurguladı. Ukrayna makamlarının bu provokasyonu ülkedeki seçim kampanyası için düzenlediğini belirten Rus lider, Kiev'in aceleci kararlar almasının önlenmesi için Almanya’nın Ukrayna'yı etkilemesini umduklarını belirtti. Putin ayrıca pazar günü Kerç Boğazı’nda yaşanan olayla ilgili açıklamasında Rusya Sahil Güvenlik güçlerinin hazır duruma getirildiğini doğruladı.
Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) yaptığı açıklamada, alıkonulan üç  Ukrayna gemisinde Kerç Boğazı’ndan gizli geçiş için doğrudan talimatlar içeren bir belgenin yanı sıra silah ve mühimmatın ele geçirildiğini bildirdi. FSB’nin dün yaptığı açıklamasına göre ele geçirilen silah ve mühimmatlar arasında el bombaları ve makineli tüfekler de yer aldı. Rus askeri kaynakları, Ukrayna gemilerinde silah ve geçiş talimatları bulunmasının olayın “provokatif ve kasıtlı” olduğunun delili olduğunu aktardı. FSB, Ukrayna gemilerinin Rusya'nın tüm uyarılarına rağmen Rus gemilerine silah doğrulttuklarını kaydetti.
Rusya ve Fransa Dışişleri Bakanları dün Versay Sarayı’nda düzenlenen “Koordinasyon ve Diyalog Konseyi” toplantısı vesilesiyle Paris’te bir araya geldiler. İki bakan görüşmede Ukrayna ve Rusya arasında yaşanan krizin yanı sıra Suriye, Libya, Yemen dosyaları ile İran'la yapılan nükleer anlaşmayı ele aldı. Ancak toplantının ana gündem maddesi pazar günü Azak Denizi’nde yaşanan olayın ardından Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan gerginlikti. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Moskova ile Paris arasındaki “köklü ilişkileri” ve en üst düzeydeki “siyasi diyalogu” geri getirmeye yönelik çabalarına rağmen taraflar arasında halen görüş ayrılıklarının olduğunu söyledi.
Ancak Le Drian dün yalnızca Moskova ve Paris arasındaki “derin görüş ayrılıklarının” olduğunu “itiraf” etmekle kalmadı. Suriye dosyasında da iki taraf arasında “derin farklılıklar” olduğunu belirtti. Paris, siyasi sürece geçişin kapısı olarak gördüğü ancak Şam'ın Moskova’yla uzlaşısının engellediği anayasa komisyonunun bir an önce oluşturulması için bastırırken Rusya bunun tam tersine hareket ediyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, geçen hafta İtalya’nın başkenti Roma’da BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ile bir araya geldiği görüşmede Özel Temsilci’nin Anayasa Komisyonu’nun oluşturulması için verdiği tarihleri “suni” olarak nitelendirerek reddetti. Rus Bakan'a göre bu yönde ilerleyenler “Soçi'nin inisiyatifini” ortadan kaldırmak ve Suriye'deki “rejimi değiştirmek” istiyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov dün Fransız mevkidaşı Le Drian ile düzenledikleri ve Şarku’l Avsat’ın da katılım gösterdiği basın toplantısında Rusya’nın Ukrayna’ya ve pazar günü yaşanan olaya yönelik adaletli bir tutum içerisinde olduğunu belirtti. Tüm sorumluluğun Ukrayna’ya ait olduğunu söyledi. Olayı “provokasyon” olarak nitelendiren Lavrov, alıkonulan gemilerden birinde Ukrayna İstihbarat Servisi personelinden bazı kişilerin de bulunduğunu vurguladı. Kiev'e “ateşle oynama!” şeklinde çok güçlü bir mesaj gönderen Lavrov, Almanya-Fransa ortak arabuluculuğu teklifinde bulunan Almanya Dışişleri Bakanı’nın önerisine karşılık ülkesi ile Ukrayna arasında herhangi bir arabuluculuk yapılmasının gerekmediğini söyledi. Kiev’i Minsk Anlaşması’nın maddelerini ihlal etmekle suçlayan Rus Bakan, Ukrayna’ya çoğunluğunu Rusların oluşturduğu ülkenin doğusundaki nüfusa “dil yönünden baskı uyguladığı” suçlamasında bulundu.
Lavrov, NATO ve Avrupa ülkelerine de atıfta bulunarak Ukraynalı yetkililere “güçlü bir mesaj” verilmesi ve Kiev'in “provokatif adımlar” atmaktan kaçınmasının sağlanması çağrısında bulundu. Moskova'nın Kiev tarafından Rusya sınırındaki Kerç Boğazı ile Azak Denizi ve Karadeniz kıyılarında bir aylık olağanüstü hal ilan etmesini “provokatif bir hareket” olarak gördüğü biliniyor. Rusya Devlet Başkanı Putin ile Almanya Başbakanı Merkel'in pazartesiyi salıya bağlayan gece bir telefon görüşmesi yaptıklarını kaydeden Lavrov, yaşananları önümüzdeki baharda Ukrayna'da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilişkilendirdi.
Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian, Rus mevkidaşı ile düzenlediği ortak basın toplantısında Lavrov'un sert açıklamaları karşısında Ukrayna ve Rusya’ya “gerginliğin düşürülmesi” ve “itidalli davranma” çağrısında bulundu. Sergey Lavrov’a Rusya'nın inisiyatif kullanması çağrısında bulunan Le Drian, Ukraynalı denizcilerin en kısa zamanda serbest bırakılmasını istedi. Le Drian, Ukraynalı mevkidaşı ile temasa geçeceğini de sözlerine ekledi.
Fransız Bakan’ın kullandığı ifadelerin Avrupa Birliği’nin (AB) açıklamalarıyla uyumlu olmaması ise dikkat çekiciydi. Paris, Londra gibi olayı “Rusya’nın saldırganlığı” olarak nitelendirmekten kaçınırken Avusturya Dışişleri Bakanı Karin Kneissl gibi Moskova'yı olası yeni Avrupa yaptırımlarıyla tehdit etmedi. Fransa’nın açıklamaları, olayı Rusya’nın “agresif davranışlarının sonucu” olarak gören NATO’nun çizgisinden de uzaktı.
Fransa diplomasisinin Rusya ile ilişkilerinde kapıyı açık tutmak istediği ortadaydı. Zira Le Drian’ın dediği gibi:
“Rusya bir ortak.. Ancak zor bir ortak.”



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.