Rusya, Tartus üssünü genişletmeyi planlıyor

Rusya, Tartus üssünü genişletmeyi planlıyor
TT

Rusya, Tartus üssünü genişletmeyi planlıyor

Rusya, Tartus üssünü genişletmeyi planlıyor

Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Timur Ivanov, Tartus kentindeki Rus askeri üssünün devam eden genişleme çalışmalarının yanı sıra şehirdeki Rus sanayi-askeri yapılarını artırmaya yönelik planlar olduğunu açıkladı. Ivanov, her iki tarafın Tartus limanının yakınında gemi yapım tesisi inşa etmek için ortak bir plan yaptıklarını söyledi. Rus Kommersant gazetesine konuşan Ivanov, tarafların Rusya Ticaret ve Sanayi Bakanlığı ile işbirliği içinde, Tartus’ta tersane kurmak için ortak bir girişimde bulunduklarını, bu proje ile farklı büyüklükteki gemilerin tamir edilmesinin mümkün olacağını kaydetti. Ayrıca tasarım çalışmalarının devam ettiğini ifade eden bakan yardımcısı, bir keşif heyetinin Tartus limanı yakınlarındaki alanı incelemek için bölgeye gideceğini belirtti.
Moskova tarafından daha önce yapılan bir açıklamada, endüstriyel altyapının kurulması ile ilgili olarak Suriye ile çeşitli projeler hakkında görüşmelerde bulunulduğu ve bunlar arasında “Tartus limanının genişletilmesi, Suriye havaalanlarının onarımı ve genişletilmesi ve yeni sivil havalimanlarının kurulması” gibi hususların yer aldığı kaydedilmişti. Fakat Moskova Suriye'de büyük bir sanayi projesine ilişkin ilk kez açıklamada bulundu.
Moskova’nın şu anda Tartus limanını genişlettiği ve yeni iskeleler inşa ederek onları büyük gemileri karşılamak üzere hazırladığı biliniyor. Aynı zamanda Tartus’taki Rus deniz üssünü genişletmeye yönelik büyük bir faaliyet var. Bununla ilgili üssün torpidoları ve çeşitli teknolojileri alabilecek kapasiteye sahip entegre bir askeri üsse dönüştürülmesi ve Rus askerleri ile ailelerinin ikamet edebileceği tesisler ile donatılmış bir yerleşim kenti sunulması amaçlanıyor.
Rusya Karadeniz Filosu Komutanı Aleksandr Moiseyev geçen ay yaptığı açıklamada, Tartus limanındaki Rus askeri üssünün modernizasyonuna ilişkin son aylarda önemli bir sıçrama kaydedildiğini belirtmişti.
Rusya Federasyonu Savunma Bakanlığı Merkezi Yayın Organı olan Krasnaya Zvezda gazetesine konuşan Moiseyev, iki taraf arasında uzlaşılan planlara ilişkin epey yol kat edildiğini söyledi. Bir nükleer güç reaktörüyle donatılmış gemiler de dahil olmak üzere 11 geminin bu üste yerleştirilebileceğini kaydeden Moiseyev, planların ayrıca üssün gemi onarım kapasitesini genişletmeyi ve 10 bin tondan fazla kapasiteye sahip gemileri barındırmak için donanımlı iki rıhtım inşa etmeyi de içerdiğini ifade etti.
Rus Savunma Bakanlığı, S-400 sistemlerinin ve kanatlı füzelere sahip kıyı savunma sistemi olan Bastion sisteminin konuşlandırılmasının ardından, Tartus’taki Rus askeri üssünün geliştirilmesi kapsamında hava savunma sistemini güçlendirmeye çalıştıkları açıklamasında bulundu.
Rusya Başbakan Yardımcısı Yuriy Borisov, ülkesinin Suriye savaşında kullanılan teknik ve askeri silahların kapsamlı analizini tamamladığını ve sonuç olarak savaş koşullarında ortaya çıkan tüm sorunların düzeltilmesi ile birlikte Rus silahlarının etkinliğinin arttırıldığını söyledi. Geçtiğimiz günlerde Devlet Başkanı Beşşar Esed ile bir araya geldiği Şam ziyaretinden dönen Rus yetkili, Rus ordusunun Suriye'deki teröristlere karşı yürüttüğü operasyonlarda İskander-M füze sistemini kullandığını ve Rus kara kuvvetlerinin sahip olduğu sistemin etkinliğini kanıtladığını belirtti.
Rusya, Beşir’in Şam ziyaretinden memnun
Öte yandan, Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’in Şam ziyaretinin ve mevkidaşı Suriye Devlet Başkanı Esed ile olan görüşmesinin, Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşüne yardımcı olmasının umulduğu ifade edildi. Açıklamada, Moskova'nın “Suriye’nin Arap Birliği üyeliğinin Kasım 2011'de askıya alınmasından sonra, bir Arap devlet başkanının Suriye Arap Cumhuriyeti'ne ilk ziyaretinden” memnuniyet duyduğu belirtildi. Ayrıca açıklamanın devamında “Ziyaretin, Arap devletleri ile Suriye arasındaki ilişkilerin restorasyonuna ve Suriye’nin bir an önce Arap Birliği’ne tam üyelik sürecinin yeniden başlamasına katkıda bulunacağını umuyoruz. Suriye'nin Arap ailesine hızlı bir şekilde dönüşü Suriye'deki çözüm sürecine büyük ölçüde yardımcı olacaktır” ifadeleri yer aldı.
Bazılarının Sudan Devlet Başkanı'nın Tupolev 154 tipi bir Rus askeri uçak ile Şam Uluslararası Havalimanı'na vardığını nakletmesinin ardından, Beşir’in Şam’a yaptığı ziyaret Rus basınında geniş yer aldı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, konu hakkında gazetecilerin sorularını yanıtlamaktan kaçınarak, bu türden herhangi ayrıntıyı bilmediğini söyledi.
Peskov dün Kremlin'de gazetecilere verdiği demeçte, “Bu konuya ilişkin herhangi bir bilgim yok. Eğer bu yolculuğun Savunma Bakanlığı uçakları ile yapıldığını düşünüyorsanız, onlara sormanız daha iyi olacak” ifadelerini kullandı.
Suriye Ulaştırma Bakanı Ali Hammud, Suriye Halk Meclisi'nde Ulaştırma Bakanlığı’nın performansının tartışıldığı sırada yaptığı konuşmada, bakanlığının Tartus limanının genişletilmesine ilişkin Rus tarafı ile görüştüğünü açıkladı.
Tartus limanının genişletilmesi açıklaması, geçtiğimiz hafta Şam'da toplanan Suriye-Rusya Ortak Komitesi'nin 11’inci oturumunun bitimi ile eş zamanlı olarak geldi. Toplantılar kapsamında, sorumlu sektör komiteleri tarafından ekonomik ve ticari iş birliğine yönelik bir iş birliği protokolü imzalanmasına hazırlık olarak her alana ilişkin mutabakat zaptı hazırlandı. Ayrıca petrol iş birliği ve Suriye sahilinde gaz arama çalışmaları üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.
Yerel Teşrin gazetesi, Petrol Şirketi Müdürü Bessam Tumeh’in şu sözlerini aktardı:
“Umutlar oldukça büyük. Blok 2'deki gaz rezervlerinin yaklaşık 250 milyar metreküp olması ihtimali var. Sadece bir tanesini keşfetmeyi başarabilirsek, Suriye'nin önümüzdeki yıllardaki ihtiyaçlarının karşılanması için yeterli olacaktır. Denizdeki bu çalışma daha fazla zaman istiyor. Çünkü Suriye kıyılarındaki su derin, karmaşık ve maliyeti de oldukça yüksek.”
Rus ortaklarla iş birliğine ilişkin iyimserliğini dile getiren Tumeh, söz konusu iş birliğinin oldukça verimli olduğunu belirterek, petrol alanındaki ticaret iş birliği hacminin en iyi durumda olduğunu ifade etti.
Yine Teşrin gazetesinin aktardığına göre, Konut Bakanlığı Planlama ve Uluslararası İşbirliği Müdürü Ali Şibli’den Suriye-Rusya Ortak Komitesi toplantılarının iş zihniyeti kapsamında gerçekleştiğini belirterek, yeniden inşa aşamasındaki en büyük payın Rusya’ya ait olacağını kaydetti. Şibli, “Rus ortaklar, özellikle de Suriye pazarında güçlü bir şekilde yer aldıkları için, yeniden inşa aşamasında oldukça aktif olacaklar” diyerek sözlerini sürdürdü.
Suriye-Rusya İş Konseyi Yürütme Müdürü Luay Yusuf, planlandığı gibi faaliyete geçilmesi çağrısında bulunarak, konseyin öncelikli olarak turizm projelerini desteklemek için çalışacağını ve özellikle de Suriye kıyılarında yapılacak projeler ile Rus turistlerin Suriye'ye gelmeleri için teşvik edileceğini belirtti.



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.