Batı Şeria’nın hali: İsrail işgal ediyor, Hamas iktidar için yarışıyor

Batı Şeria'da yönetime bağlı güvenlik personeli ile sivil giyimli Hamas üyesi arasında yaşanan bir arbede (AFP)
Batı Şeria'da yönetime bağlı güvenlik personeli ile sivil giyimli Hamas üyesi arasında yaşanan bir arbede (AFP)
TT

Batı Şeria’nın hali: İsrail işgal ediyor, Hamas iktidar için yarışıyor

Batı Şeria'da yönetime bağlı güvenlik personeli ile sivil giyimli Hamas üyesi arasında yaşanan bir arbede (AFP)
Batı Şeria'da yönetime bağlı güvenlik personeli ile sivil giyimli Hamas üyesi arasında yaşanan bir arbede (AFP)

Batı Şeria, Gazze Şeridi’nden farklıdır. Doğrudan İsrail işgali altında olan ve Filistin yönetimi de dahil olmak üzere yaşamın tüm yönleriyle kontrol altında olduğu Batı Şeria’da çatışmaların önüne geçilemez.
Batı Şeria’da kaos var. Filistinliler ile İsrailliler arasında örgütlenemeyen bir müdahale, Filistin polisi ve güvenlik güçlerine karşılık İsrail askerleri, sokaklarda vatandaşlara karşılık yerleşimciler, ayrı sokaklar ve farklı ortak alanlar... Çoğu zaman, alışveriş merkezlerinde, uzak tesislerde, sanayi bölgelerinde, belirli turistik yerlerde ve gecekondu mahallelerinde istenmeyen bir karmaşa mevcut.
Her cadde, her meydan ve her köşe başında, her gün hatta her an, önceden planlı veya aniden gelişen bir şekilde doğrudan bir gerginlik yaşanabilir. Bu gerginlikler artık hayatın bir parçası haline gelmiş durumda. Ancak buradaki çatışma, Gazze ya da Lübnan'daki çatışmalardan daha zor, daha kötü ve daha karmaşık. Buradaki gerginlik bir güvenlik servisi tarafından tahmin edilemeyen veya hemen ele anlaşılamayan bir durum meydana gelmesine neden olabiliyor. Gelişmiş İsrail güvenlik servisleri, onlarca yıldır ayaklanmaları ve ara ara yapılan saldırıları engellemek için her sokağı, her köşeyi, her taşı, her telefonu ve herkesi yakından izliyor.
Burada İsrail, Filistin yönetimi, Fetih, Hamas, İslami Cihad, halkçılar ve demokratlar gibi her biri bu küçük bölgeyi kontrol etmek isteyen güçlerin katkısıyla durmayan ve bitmek bilmeyen açık bir savaş var.
Filistin-İsrail çatışmasının Batı Şeria'da otorite kurma, müzakerelerde bulunma ve her şeyi kontrol etme teşebbüsleri silahlı saldırıların, baskınlar ve bombalamalar yoluyla farklı bir yöne evirildiği söylenebilir. Ayrıca her ne kadar açıkça belirtilmemiş olsa da bir Filistin-Filistin çatışması da var. Bu çatışma en büyük Filistinli gruplar olan Fetih ve Hamas arasında daha belirgin durumda.
Egemenlik ve nüfuz mücadelesi veren Filistinli grupları şöyle sıralamak mümkün:
En yaygın olan Fetih Hareketi

“Fetih” adı, “Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi'nin” baş harflerini ifade eder. Hareket, 1950'lerin sonlarında sürgünde kuruldu. Ancak kamuoyu tarafından 1965'te tanındı. Fetih’in askeri kanadı “Fırtına” 31 Aralık 1964'te İsrail’e karşı ilk operasyonunu gerçekleştirdi. Operasyon, 1 Ocak 1965'teki bir numaralı askeri bildiride duyuruldu. Ayrıca Fırtına kuvvetlerinin genel komutanlığı tarafından ilk siyasi açıklama da yayınlandı. İsrail'e karşı gerçekleştirdiği askeri operasyonlar “Fetih” hareketinin yıldızının parlamasına neden oldu.
1967’de Yaser Arafat (Ebu Ammar) işgal altındaki Filistin topraklarına girerek Batı Şeria'da Fetih’e bağlı askeri hücreler kurdu. Böylece Arafat efsanesi Filistinliler arasında yayılmaya başladı. Direnişçiler tarafından gerçekleştirilen operasyonlardaki artışın ardından İsrail 21 Mart 1968'de Ürdün’ün Kerame şehrine büyük çaplı bir saldırı başlattı. Kerame Savaşı’nı Ürdün ordusu ile birlikte hareket eden Fetih kazandı. Bu, Arafat ve hareketi için ahlaki bir zaferdi. Fetih, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) yürütme kurulunu ele geçirdi. Arafat, tüm Filistinli grupların bir araya geldiği FKÖ’nün yürütme kurulu başkanlığına getirildi. Fetih 1974'te genişlemeye başladı. 1974 yılında Rabat’ta düzenlenen 7’inci Arap Birliği Zirvesi’nde Filistin halkının tek meşru temsilcisi olarak kabul edildi. Aynı yıl Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu da Fetih’i Filistinlilerin tek meşru temsilcisi olarak tanıdı ve Filistin, BM gözlemci üyeliğine kabul edildi.
Fetih en önemli adımını 1993’te attı. FKÖ'yü kontrol eden hareket, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde Filistin yönetimini kurdu. Bu, henüz kurulamayan Filistin Devleti’ne doğru atılmış geçici bir adımdı. Fetih kadrolarının çoğu yönetime katıldı. Fetih lideri, Filistin Yönetimi'nin de başkanı oldu. Böylece yönetimin, hareketin kazanımlarından biri olduğu ortaya çıktı.
Fetih, o tarihten bu yana FKÖ’yü veya yönetimi kaybetmedi. Hamas hareketi ile “meşruiyet” uğruna bir dizi çatışma yaşadı.
İlk rakip Hamas
Kısa adıyla “Hamas” olarak bilinen “İslami Direniş Hareketi”, 1987’deki ilk İntifada’nın ardından kuruldu. Daha sonra kendini “Müslüman Kardeşler’in” Filistin'deki kanadı olarak ilan etti. Ancak geçen yıl Mısır yönetimi ile yakınlaşmak için yeni bir belge yayınlayarak Müslüman Kardeşler’le ilişkisini kestiğini duyurdu. Hareket, 1991 yılının sonunda askeri kanadı “Şehit İzzettin Kassam Tugayları’nın” kurulduğunu duyurdu. Kassam Tugayları’nın faaliyetleri genişlemeye ve artmaya başladı. Hareket 1994'te İsrail'e karşı “tam kapsamlı bir savaş” ilan etti. İki yıl sonra Hamas, Gazze'de suikasta uğrayana kadar İsrail güvenlik servislerini endişelendiren bir kahraman olan Mühendis Yahya Ayyaş tarafından yönetilen birkaç bombardıman gerçekleştirdi.
Hamas, rahmetli Başkan Yaser Arafat'ın öz-yönetim otoritesiyle karşı karşıya geldi. Ancak Hamas, daha kamusal ve sembolikti. 2000 yılında “2’inci İntifada” başladı. Hamas, İsrail’de birkaç büyük operasyon gerçekleştirdikten sonra İsraillilerle çatışmaya girdi. Hamas’ın operasyonları en fazla ölü sayısının yaşandığı operasyonlar olarak kayıtlara geçti. İsrail, bu operasyonlara Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin ve İzzettin Kassam Tugayları’nın baş komutanı Salah Şehade dahil olmak üzere Hamas’ın önde gelen isimlerine ve liderlerine yönelik bir dizi suikastla karşılık verdi.
Hamas'ın siyasi ve ideolojik hareketi, “Denizden nehire” (yani tüm Filistin) kurtuluş fikri üzerine inşa edilmişti.
Hamas, 2007’de Gazze Şeridi’ndeki savaşı hızlıca aştıktan sonra burayı kontrolü altına aldı. Fakat gözü tüm Filistin’in meşruiyetinde kaldı.
Rekabetin boyutlarına dair herhangi bir istatistik yok
Batı Şeria’da ya da oldukları her yerde Fetihliler ile Hamaslılar arasında dur durak bilmeyen sonsuz bir rekabet vardı. Fakat Hamas, 2007 yılında Gazze Şeridi’nin kontrolünü ele geçirdiğinde Filistin yönetimi Batı Şeria'da Hamas’a karşı acımasız bir savaş başlattı. Bu, Hamas’ın iktidarı zayıflatmaya yönelik potansiyel riskin oluşmasına karşı “önleyici” bir savaştı. Ancak bununla birlikte Batı Şeria'daki iktidarın zayıflamasının her iki tarafın da ortak endişesi olduğu bir sır değildi.
2007'den bugüne kadar yaşanan olaylar dizisi, Batı Şeria'da İsrail'le bir çatışmanın fitilini ateşlemeye yönelik güçlü bir kararlılık gösteriyor. Filistin yönetiminin hareketin zayıflamasının ardından attığı adımlarla Batı Şeria’daki karmaşa daha da artıyor. Bu amaçla, Filistin yönetimi Hamas'ın silah ve para kanallarını takip ederek, camilerde konuşmalarını engelleyerek, yardım derneklerini yasaklayarak ve hareketin herhangi bir faaliyeti öncesinde izin almasını şart koşarak İsrail tarafından da hedef alınan Hamas’ın yapısını yıktı. Ancak Hamas pes etmedi ve iki paralel çizgide faaliyetlerini sürdürdü. Bu çizgilerden ilki altyapısını Filistin yönetimini tehdit edebilecek şekilde yeniden inşa etmekti. İkincisi ise Filistin meşruiyetinin şemsiyesi olan FKÖ’ye girmekti.
Hamas gerilim dalgasıyla geliyor
İlk çizgi, İsrail ile silahlı bir çatışmaya girmeyen Filistin Yönetimi’nin talebi dışında Batı Şeria'da Hamas’ın bazı operasyonlar gerçekleştirmesiydi. Bu operasyonların en ciddisi 2014 yılında, Hamas’ın el-Halil’de 3 yerleşimciyi öldürmesiyle yaşandı. Bu olay, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas tarafından Batı Şeria'da iktidarı devirmeyi amaçlayan bir güç girişimi olarak görüldü. Bu operasyon öncesinde ve sonrasında Filistin yönetimine karşı Batı Şeria'da çeşitli operasyonlar gerçekleştiren Hamas, sürekli olarak Batı Şeria'da direnişin ve ayaklanmaların başlatılmasını savundu.
Hamas, Batı Şeria'da fitili ateşlemek istediğini inkar etmiyor. Hatta Siyasi Büro Başkanı Haniye iki gün önce, Hamas’ın kuruluşunun 31’inci yıl dönümü münasebetiyle Gazze’de düzenlenen etkinliklerde yaptığı konuşmada işgal altındaki Batı Şeria’nın İsrail ile yaşanan çatışmayı çözmek için en önemli ve en derin arena olduğunu söyledi.
Haniye’nin bu açıklaması Hamas’ın Batı Şeria, Ramallah çevresi ve kuzeyde gerçekleştirdiği bir dizi operasyonun ardından bölgenin yeni bir çatışmanın eşiğine geldiği bir dönemde gerçekleşti. Batı Şeria'da ve hatta Gazze'deki bu türden çatışmalar, Hamas'a Batı Şeria'daki rolünü yeniden kazandırmaya yönelik itici bir güç sağlıyor. Bu da Hamas’ın neden birkaç gün önce el-Halil ve Nablus'da istisna bir adım atarak 31’inci kuruluş yıl dönümü kutlama törenleri düzenlediğini açıklıyor.
Neden Batı Şeria?
Hamas, Gazze’de uzlaşıya varma çabasını sürdürürken Batı Şeria’da ise bunlar yaşanıyor. Bu denklem ise Filistin yönetimini sürekli olarak tedirgin ediyor.
Batı Şeria'daki Filistin Emniyet Teşkilatı Sözcüsü Adnan ed-Damiri konuya ilişkin şunları söyledi:
"Hafızasını kaybetmemiş ve bilincini yitirmemiş olanlar, Hamas’ın 2007 yılında Gazze'de yaptığı darbenin başlangıcını ve darbeye zemin hazırlarken kullanılan yöntemleri hatırlasın. Filistin yönetiminn ve güvenlik güçlerinin nasıl aşıldığını, hangi sloganlar atıldığını hatırlasınlar... Kadınların, çocukların ve camilerin nasıl kullanıldığını... Bu süreçte Hamas'ın müttefiki veya müttefiklerinin kimler olduğunu...”
Bu durum, Hamas’ın Batı Şeria'daki otoriteye zarar vermeye çalıştığı suçlamalarına ayna tutuyor. Hamas'a yönelik bu suçlamalar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Hamas'a neden arabulucular aracılığıyla Gazze'deki anlaşmayı koruyamayacakları ve Batı Şeria'da çatışmaların fitilini ateşleyemeyecekleri mesajı gönderdiğini açıklıyor.
İsrail, Hamas'ın kontrolü ele geçirmesi için Batı Şeria'daki güçlerini yeniden yapılandırmaya çalıştığını kabul ediyor. Kulislerde hareketin üye alımları, fon transferi ve kaçakçılığı gibi örgütsel faaliyetlerinden bahsediliyor. Fakat birçoğu Hamas'ın popülaritesini sadece bir iktidar boşluğunun başlangıcı olarak görüyor. Ancak Batı Şeria sokaklarında yürüyen “Kassam Tugayları” üyeleri algısı bir fanteziden ibaret gibi duruyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.