Katalonya'da İspanya karşıtı gösteri: 77 yaralı, 12 gözaltı

İspanya'da merkezi hükümetin, Barselona'da yaptığı Bakanlar Kurulu toplantısını "provokasyon" olarak değerlendiren bağımsızlık yanlısı Katalanların gösterilerinde 77 kişi yaralandı, 12 kişi de gözaltına alındı.

Katalonya'da İspanya karşıtı gösteri: 77 yaralı, 12 gözaltı
TT

Katalonya'da İspanya karşıtı gösteri: 77 yaralı, 12 gözaltı

Katalonya'da İspanya karşıtı gösteri: 77 yaralı, 12 gözaltı

Barselona'da sabaha karşı başlayan ve halen devam eden gösteriler başta ulaşım olmak üzere yaşamı felç etti. Katalonya'da bağımsızlık yanlısı sivil eylemlerde şiddet olaylarıyla öne çıkan Cumhuriyeti Savunma Komitesinin (CDR) sosyal medya aracılığıyla yaptığı çağrılarla toplanan göstericiler, zaman zaman kentin farklı noktalarında polisle arbede yaşadı.
İçişleri Bakanlığı ve Katalonya yerel yönetimi tarafından yapılan açıklamalarda, çıkan olaylarda şimdiye kadar 35'i Katalonya yerel polisi olmak üzere 77 kişinin yaralandığı, sağlık durumu ciddi kimsenin bulunmadığı bildirildi. Ayrıca 12 göstericinin de gözaltına alındığı duyuruldu.
Katalonya'nın İspanya'dan ayrılmasını isteyen göstericilerin eylemleri, Barselona sokaklarında devam ediyor.
Barselona'da yaşam felç oldu
Göstericilerin gün içerisinde şehrin ana yollarını trafiği kapatmasından dolayı çok sayıda kamyon yollarda kalırken, vatandaşların işlerine, çocukların da okula gitmelerinde ciddi sorunlar yaşandı. Otobüs seferlerinde ise iptallerin olduğu açıklandı.
Bazı sendikaların grevinden dolayı Barselona ile bağlantılı bin kadar tren seferi de durduruldu.
Şiddete dönüşen gösterilerden zarar görme endişesiyle kent merkezindeki dükkanlar da kepenk kapattı.
Diğer yandan İspanya'daki azınlık hükümeti, Bakanlar Kurulunu Barselona'da yaparak diyalog mesajı verdiğini, Katalonya'daki siyasi sorunu çözmek için "kanal açmak istediğini" savundu.
Muhalefetten hükümete "ihanet" eleştirisi
Ancak başta ana muhalefetteki Halk Partisi (PP) olmak üzere muhalefet partilerinden sert eleştiriler geldi. PP lideri Pablo Casado, bir gün önce Katalonya Özerk Yönetim Başkanı Quim Torra ile Barselona'da görüşen İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in protokol olarak sanki başka bir ülkenin devlet başkanı gibi kabul edildiğini söyledi. "Hükümet, İspanya'ya ihanet etti." diyen Casado, Sanchez-Torra görüşmesinin İspanya devleti için "küçük düşürücü ve utanç verici" olduğunu ifade etti.
Katalonya özerk yönetim parlamentosunda ana muhalefette olan Ciudadanos Partisi Lideri Albert Rivera da İspanya'nın bir egemenlik sorunuyla karşı karşıya kaldığını savundu. Rivera, "Torra, İspanya'yı mahvetmek için Katalonya'yı esir aldı. Başbakan Sanchez de ayrılıkçılara teslim olarak İspanya'yı küçük düşürdü" diye konuştu.
PP ve Ciudadanos partileri, Anayasanın 155. maddesinin hemen hükümet tarafından uygulamaya konularak, Katalonya'nın yönetiminin merkezi hükümete devredilmesini ve erken seçim ilan edilmesini istedi.
Katalonya Özerk Yönetim Hükümeti Sözcüsü Elsa Artadi de Barselona'daki Bakanlar Kurulu toplantısında hükümetin Katalonya'ya ilişkin aldığı kararları eleştirdi.
Artadi ayrıca, Barselona'da güvenliği sağlamak için Katalonya yerel polisine takviye olarak ulusal polis ve jandarma gönderilmesine ilişkin "Bunun için Barselona'ya gelmeye gerek yoktu." yorumunda bulundu.
Bakanlar Kurulunda Katalonya ile ilgili alınan kararlar
İspanya hükümeti, Bakanlar Kurulu'nda Barselona'daki El Prat havaalanının adının, Josep Tarredellas olarak değiştirilmesi kararı aldı. İspanya'da diktatör Francisco Franco döneminde sürgünde olan Tarradellas, Franco'nun ölümü sonrasında demokrasiye geçişte Katalonya'nın ilk özerk yönetim başkanı olmuştu.
Hükümet, 1940 yılında kurşuna dizilerek öldürülen eski Katalonya Özerk Yönetim Başkanı Lluis Companys ile ilgili kararı veren diktatör Franco hükümetinin bu kararını kınayan ve reddeden bir deklarasyonun, meclise sunulması kararını da aldı.
Bakanlar Kurulu ayrıca Katalonya'daki otoyolların bakım ve onarımı için 112,77 milyon avroluk bir yatırım yapılması kararı alındığını da açıkladı.
Katalonya'daki süreç
Katalonya'da 1 Ekim 2017 tarihinde yapılan yasa dışı bağımsızlık referandumu ve 27 Ekim 2017'de Katalonya parlamentosunda kabul edilen tek taraflı bağımsızlık deklarasyonu sonrasında eski Katalonya Özerk Yönetim Hükümeti Başkanı Carles Puigdemont ve 6 eski Katalan siyasetçi, İspanya dışına kaçmıştı.
İspanya'da kalan ve henüz yargılanmalarına başlanmayan sanık Katalan siyasetçilerden 9'u tutuklu, 8'i de kefaletle serbest durumda bulunuyor. Ayrıca 3'ü Katalonya polisinden, biri de eski siyasetçi olan 4 kişi hakkında soruşturma yürütülüyor.



İsrail, İran adına casusluk yaptıkları şüphesiyle askeri personel ve bir sivili yargılıyor

İsrail güvenlik güçleri, İran adına casusluk yapmakla suçlanan bir hücreyi yakaladı (Reuters)
İsrail güvenlik güçleri, İran adına casusluk yapmakla suçlanan bir hücreyi yakaladı (Reuters)
TT

İsrail, İran adına casusluk yaptıkları şüphesiyle askeri personel ve bir sivili yargılıyor

İsrail güvenlik güçleri, İran adına casusluk yapmakla suçlanan bir hücreyi yakaladı (Reuters)
İsrail güvenlik güçleri, İran adına casusluk yapmakla suçlanan bir hücreyi yakaladı (Reuters)

İsrail polisi, ordu ve iç istihbarat teşkilatı Şin Bet (Şabak), bugün yaptıkları ortak açıklamada, aralarında 3 asker ve bir sivilin bulunduğu 4 kişinin İran istihbaratıyla bağlantı kurmak ve sivil noktalarla hava kuvvetlerine ait bir okulun kayıtlarını belgelemek suçlamasıyla yargılandığını duyurdu.

Üç askerin de İsrail Hava Kuvvetleri mensubu olduğu belirtildi. Hayfa Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamelerde, sanıkların güvenlik amaçlı görevler yürüttüğü ve casusluk faaliyetlerini geliştirmek, hatta muhtemel suikastlar gerçekleştirmek amacıyla silah temin etmeye çalıştıkları suçlamalarına yer verildi.

Yetkililer, iddianamenin ayrıntılarına ilişkin yayın yasağı getirildiğini, ancak daha sonra yapılan ortak açıklamada “bir sivil ile 3 askerin, henüz reşit olmadıkları dönemde ve İsrail ordusuna katılmadan önce İran istihbarat unsurları adına faaliyet yürüttüklerinden şüphelenildiği” ifade edildi. Açıklamada, söz konusu kişilerin İranlı yönlendiricilerden aldıkları talimatlarla güvenlik görevleri gerçekleştirdikleri kaydedildi.

Açıklamaya göre şüpheliler, Mart 2026’da uzun süreli İran bağlantıları ve İran istihbaratı adına görev yaptıkları şüphesiyle gözaltına alındı. Soruşturmada, zanlılardan birinin diğer sanıkları örgüte kazandırdığı ve bu kapsamda ülke genelinde çeşitli görüntüleme faaliyetleri yürüttükleri ortaya çıktı. Ayrıca zanlılardan silah satın almalarının da istendiği belirtildi.

Şüphelilerin görevleri kapsamında tren istasyonları, trenler, alışveriş merkezleri, güvenlik kameraları ve bazı zanlıların eğitim gördüğü Hava Kuvvetleri Okulu’na ait kayıtlar dahil olmak üzere çeşitli noktaları görüntüledikleri; bu fotoğraf ve videoları İran bağlantılı unsurlara ilettikleri ifade edildi.

Ortak açıklamada, bazı zanlıların ilgili tarafla kendi inisiyatifleriyle iletişime geçerek güvenlik görevleri üstlenmek istediği, hatta bazılarının bu ilişki çerçevesinde mala zarar verme eylemlerine katıldığı da öne sürüldü.

Yetkililer, söz konusu dosyanın, “düşman istihbarat unsurlarının İsrail vatandaşlarını ülke güvenliğine ve halka zarar verecek faaliyetler için devşirmeye yönelik tekrar eden girişimlerini ortaya koyan son vakalar zincirinin devamı” olduğunu belirtti.


ABD’den Küba’ya yeni yaptırımlar: “Tüm döviz kaynakları kesildi”

ABD ambargosu nedeniyle Havana'da sokaklar çöple doldu (Reuters)
ABD ambargosu nedeniyle Havana'da sokaklar çöple doldu (Reuters)
TT

ABD’den Küba’ya yeni yaptırımlar: “Tüm döviz kaynakları kesildi”

ABD ambargosu nedeniyle Havana'da sokaklar çöple doldu (Reuters)
ABD ambargosu nedeniyle Havana'da sokaklar çöple doldu (Reuters)

ABD, Küba ordusunun yönetimindeki holdingi ve Küba-Kanada ortaklığıyla işletilen maden firmasını yaptırım listesine aldı.

Beyaz Saray, Küba'ya yönelik yaptırımların genişletileceğini 1 Mayıs'ta duyurmuştu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dünkü açıklamasında sözkonusu kararname kapsamında, Küba ordusunun kontrolündeki Grupo de Administracion Empresarial S.A. (GESA) holdingine ve şirketin yöneticisi Ania Guillermina Lastres Morera'ya yaptırım uygulanacağını bildirdi.

Rubio, GESA'nın "Küba ekonomisinin en az yüzde 40'ını kontrol ettiğini" savundu.

Ayrıca Toronto merkezli Sherritt International'la Küba devletine ait General Nickel'ın ortak işlettiği Moa Nickel adlı kobalt ve nikel madeni firması da yaptırım listesine alındı.

ABD'nin ağır yaptırımlarına rağmen Küba'da büyük ölçekte faaliyet gösteren son şirketlerden biri olan Sheritt'ten dün yapılan açıklamada, ülkedeki çalışmaların durdurulduğu duyuruldu.

ABD'deki Augusta Üniversitesi'nden Küba uzmanı Paolo Spadoni şunları söylüyor:

Sherritt'in faaliyetlerini durdurmasıyla ABD, Küba'nın tüm ana döviz kaynaklarını fiilen hedef almış oldu.

Ayrıca Kanadalı firmanın yönetim kurulundaki Brian Imrie, Richard Moat ve Brett Richards, Trump'ın adaya yönelik yaptırım kararı nedeniyle dün istifa etti.

Wall Street Journal, bu kişilerin istifasının Sherritt'in yaptırım listesine alınmadan önce gerçekleştiğini, yöneticilerin Trump'ın geçen hafta imzaladığı yaptırımı genişletme kararnamesine tepki olarak işi bıraktığını aktarıyor.

Küba Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin yeni yaptırımlarını "acımasız bir ekonomik saldırı" diye niteleyerek uluslararası hukukun ihlal edildiğini bilridi.

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel de Trump yönetimini "tek taraflı saldırganlıkla" suçlayarak, "Yaptırımlar vatanı, devrimi ve sosyalizmi savunma kararlılığımızı güçlendiriyor" dedi.

Trump, Venezuela'ya 3 Ocak'ta baskın düzenleyerek ülkenin lideri Nicolas Maduro'yu kaçırdıktan sonra Küba'ya tam petrol ambargosu uygulamış, ada ülkesini işgalle tehdit etmeye başlamıştı.

Geçen haftaki açıklamasında İran'dan dönerken savaş gemilerini ada kıyılarına yakın bir yere konuşlandıracaklarını, bunu gören Havana yönetiminin de teslim olacağını öne sürmüştü.

Diğer yandan yaklaşık 730 bin varil petrol taşıyan Rus tankeri Anatoly Kolodkin'in Küba limanına mart sonunda yanaşmasına müsaade edilmişti. Rusya Enerji Bakanı Sergei Tsivilyov, adaya destek için ikinci bir tankerin daha yola çıkacağını bildirmişti.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, Telesur


Lula ve Trump neden yakınlaşmaya başladı?

80 yaşındaki Lula, üç dönemdir devlet başkanı (@lulaoficial/Instagram)
80 yaşındaki Lula, üç dönemdir devlet başkanı (@lulaoficial/Instagram)
TT

Lula ve Trump neden yakınlaşmaya başladı?

80 yaşındaki Lula, üç dönemdir devlet başkanı (@lulaoficial/Instagram)
80 yaşındaki Lula, üç dönemdir devlet başkanı (@lulaoficial/Instagram)

ABD Başkanı Donald Trump ve Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva arasındaki buzlar eriyor. 

Trump ve Lula, perşembe günü Beyaz Saray'da basına kapalı toplantı düzenledi. 

ABD Başkanı, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, Lula'yı "Brezilya'nın dinamik lideri" diye niteleyerek, solcu siyasetçiyle ticaret ve gümrük tarifeleri dahil birçok konuyu ele aldıklarını ifade etti. 

Lula da küresel uyuşturucu kaçakçılığından ABD'nin Meksika ve Kanada'yla ev sahipliği yapacağı Dünya Kupası'na kadar her konuda konuştuklarını söyledi.

"Trump'la şakalaştım bile" diyen Brezilya lideri, ABD Başkanı'na Küba'yla görüşmelerinde arabuluculuk yapmayı teklif ettiğini ekledi. 

Washington'ın İran ve Venezuela'ya yönelik askeri harekatlarınıysa eleştirdi: 

İran'ın işgali, Trump'ın beklediğinden daha fazla zarara yol açacak. O, savaşın bittiğini düşünüyor ama durum öyle değil. Venezuela'daki sorunun çözüldüğünü de düşünüyor. Umarım öyledir.

Amerikan basınındaki analizlerde, ikili arasındaki yakınlaşmanın kasımda ABD'de yapılacak ara seçimler ve Brezilya'da ekimde düzenlenecek devlet başkanlığı seçimleri öncesinde geldiğine dikkat çekiliyor.

Wall Street Journal'ın analizinde, Trump'ın sağcı eski Brezilya lideri Jair Bolsonaro'nun oğlu Flavio Bolsonaro'yu destekleyebileceği endişesiyle Lula'nın ABD Başkanı'yla ilişkileri düzeltmek istediği belirtiliyor. 

İktidardaki İşçi Partisi, Trump'ın özellikle Brezilya'daki uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suç meselelerini bahane ederek Lula'yı köşeye sıkıştırmayı deneyeceğini düşünüyor. 

Analizde, Bolsonaro ailesinin Brezilya'daki (Başkentin İlk Komandoları/Primer Comando de la Capital -PCC) ve Kızıl Komando (Comando Vermelho/CV) örgütlerini terör örgütü olarak tanıması için Washington'a baskı yaptığına işaret ediliyor.

New York Times da Trump yönetiminin, Çin'in ambargolarına karşı Brezilya'daki kritik mineral madenlerini kullanmak istediğini yazıyor. 

Beyaz Saray'ın, Brezilya yönetiminin ABD'li firmalarla özel anlaşmalar yapmasını istediği ancak Lula'nın şimdilik buna yanaşmadığı ifade ediliyor. 

Barack Obama yönetiminde Latin Amerika işlerinden sorumlu üst düzey yetkili Ricardo Zúniga şunları söylüyor: 

ABD, Çin'in Amerikan ekonomisini fiilen durdurabileceği tek alanın kritik mineraller olduğunu düşünüyor. Brezilya, Çin'in tekelini kırmak için eldeki birkaç seçenekten biri.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times