Arap entelektüeller 2018’de neler okudu?

Suudi entelektüeller: Roman, okumanın hanımefendisidir

‘Bahçede okuma yapan bir adam’, Fransız Ressam Honore Daumier’in (1808-1879) eserlerinden biri. Demmam/ Mirza el-Huveylidi
‘Bahçede okuma yapan bir adam’, Fransız Ressam Honore Daumier’in (1808-1879) eserlerinden biri. Demmam/ Mirza el-Huveylidi
TT

Arap entelektüeller 2018’de neler okudu?

‘Bahçede okuma yapan bir adam’, Fransız Ressam Honore Daumier’in (1808-1879) eserlerinden biri. Demmam/ Mirza el-Huveylidi
‘Bahçede okuma yapan bir adam’, Fransız Ressam Honore Daumier’in (1808-1879) eserlerinden biri. Demmam/ Mirza el-Huveylidi

İbrahim el-Huseyn: Ailede Ölüm
Karl Ove Knausgaard’a ait olan ve Haris en-Nebhân tarafından tercüme edilen "Ailede Ölüm" adlı eser, önde gelen bir kitap. Bir süredir böyle kalın ve güzel bir roman okumamıştım! Bu yıl beni alıp başka dünyalara götüren romanlara rastladım. Ancak bu eser, hikayesiyle sizi sürükleyecek, detayları sizi yükseltecek, verdiği ayrıntılarla sizi ona daha da yaklaştıracak. Yazarın olayları söylemesi, gidişatını aktararak ona ulaştırması başka pek çok yolla mümkündü. Ancak o bütün ışıkları yakıp eşelemeyi tercih etmiş. Böylece büyük küçük her şey görünür hale gelmiş. Bunu uzatma amacıyla yapmamış olması güzel. Oldukça dikkatli biri olarak hiçbir şeyin gözden kaçmamasını istiyor. Romanda babasından bahsediyor, onun ölümüne gidiyor, merkezinde o babanın yer aldığı hatıraları ile çocukluğu arasında git-gel yapıyor. Hatıralarını yanına alarak gençliğine doğru taşınıyor. Bununla amacı, o aşamaları ortaya koymak. O oradan oraya taşınıyor ve siz herhangi bir tutarsızlık hissetmiyor, sıkılmıyorsunuz. O bunu biliyor. Karakterlerin yani erkek kardeşinin, dedesinin, annesinin ve ninesinin duygularını tahlil ediyor. Bu tahlile bu romanın değerini yükseltmede ve onu baştan çıkarıcı, evet tam anlamıyla baştan çıkarıcı hale getirmedeki rolü göz ardı edilemeyecek şiirsel üslubu eşlik ediyor. Abartısız söylüyorum ki üslubun bende bıraktığı etki tam olarak böyleydi. Doğrusunu söylemek gerekirse bu romanı o kadar beğendim ki onu, ödünç aldığım Abdullah es-Sefer’e geri verme konusunda tereddüt yaşadım. Bu roman benim üzerimde büyük bir etki bıraktı ve biliyorum ki öyle de kalacak. Ben onu bünyeme kattım ve onu zenginleştirdim. Bu eser, öyle doyurucu ki zaman zaman böylesi güzellikte bir sanat eserine duyduğunuz ihtiyacı karşılar. Her yıl bir kere olsa bile… Son olarak şu unutulmasın ki ben eleştirmen değilim. Ben sadece bu eserin bende bıraktığı izlenimi ifade ettim, o kadar.
Abdulaziz es-Sakubi: Romanlar, romanlar…
Birine sorulacak en zor sorulardan biri bir yıl boyunca ne yediğidir. Aynı şekilde bir parça bisküvi veya bir tane hurma yemeden gününü geçiren kişi de nadirdir. İşte bence okumalar hakkında konuşmak da buna benzer. Ancak tıpkı akılda kalıcı yemekler gibi bazı kitaplar da zihninizde ayrı bir yer edinir. Bu sene pek çok kitap okudum ama en büyük payı romanlara, özellikle de tercüme romanlara ayırdım. Daha sonra dinlenmek için hikâye ve şiir kitaplarında durakladım ve birkaç araştırma okudum. Beni roman okumaya iten şey belki de ‘Bir Öğle Şekerlemesi’ adlı romanımın yayınlanması oldu. Zira önceki senelerde bu romanı yazmak için derinlikli araştırmalar okumak zorunda kaldım.
Bu yıl Paul Auster’in "Karanlıktaki Adam", "Kış Günlüğü" ve "Yalnızlığın Keşfi" adlı romanları ile Guillauma Musso’nun romanları ilgimi çekti. Hatırımda kalacak bir diğer özel öğün Koreli Yazar Han Kang’ın "Vejetaryen" adlı romanıdır. Şaşırtmayı seven romancı Stefan Zweig’in kısa romanlarını da okudum. Afonso Cruz’un "Kokoschka’nın Kuklası" ile "Babamı Yutan Kitaplar" adlı romanları ise epey ilgimi çekti. Kuşkusuz pek çok roman okuyucusu gibi ben de Carlos Zafon’un dörtlemesini okumaya başladım: "Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı" dizisi kapsamında "Rüzgârın Gölgesi" ile başlayıp "Meleğin Oyunu" ile devam ettim. Daha sonra bu dörtlemeyi tamamlayacağım.
Kısa ve uzun listelerde Booker Ödülü’ne aday gösterilen Arapça bazı romanlar da okudum. "K’nın Kritik Durumu" adlı romanı henüz aday gösterilmemişken okumuş ve bazı meslektaşlarıma okumalarını tavsiye etmiştim. Çoğunluğu Suudi Arabistan'dan olmak üzere Arap yurdundan birkaç roman var. Bunları bir güzelleme olarak okudum ve büyük bir kısmını hala tamamlayamadım. Ala el-Asvani’ye ait ve Ocak Devrimi zamanını ele almış olsa da büyük oranda siyasi makalelerine benzeyen "Sanki Cumhuriyet" adlı romanı gibi beni çok şaşırtanlar da oldu. Bu yüzden özel romanlar okuyarak o politik kavganın dışına çıktım. Mesela Radva Aşur’un Gırnata üçlemesi ile Sunullah İbrahim ve Abdulhakim Kasım’ın romanları bunlar arasında yer alıyor. Elbette okumalarım kitaplarla sınırlı kalmadı. Arap Dergisi’nin yazı müdürü olmam hasebiyle dergide yer alan birçok makale, araştırma ve edebiyat yazılarını da okumakla yükümlüydüm. Allah’a şükretmeli ki okuma öğünlerim çeşitliydi.
D. Abdullah el-Haydari: Biyografilerin kucağında
2018 yılında okumaların benim için sevimli bir alana yani biyografi kitaplarına doğru yöneldi. Bunun için Suudi yazarların biyografilerine odaklandım ve kütüphaneme hediye ettim.
Bu yıl okuduğum kitapların önde gelenlerinden bazısı şunlar: Musad el-Atavi’nin 2013 yılında çıkan Dönüşüm adlı biyografisi. Çok önemli bir çalışma olmakla birlikte pek çok hata bulunuyor. Umarım yazar bir sonraki baskıda bu yanlışları giderir. Başka bir eser de (Mısırlı) merhum Dr. Hüseyin Nassar’ın 2017’de basılan "Allah’ın Nimeti Hakkında Konuşma: Bilimsel Bir Biyografi" adlı eseridir. Bu kitap harika bir kitap değil ama meslektaşları hakkında konuşma cesareti göstermiş olması sebebiyle ayrıcalıklı bir eser.
Dr. Said el-Arabi el-Harisi’nin 2017 yılında çıkmış ve olayları ifade etme, üslup ve benimsemiş olduğu kalıp bakımından oldukça yetkin bir biyografi eseri olan "Önemli Zorlukların Üstünde" kitabını da okudum. Aynı şekilde Dr. Abdulvahid el-Hamid’in 2017 tarihli Cevf Yılları adlı eseri de okuduklarım arasında. Bu kitap hayatının farklı duraklarına dair dikkatli gözlemleri ile ön plana çıkıyor. Mütevazı bir şahsiyete sahip olan yazar, neredeyse gözden kaybolmuş ve bugünün nesilleri tarafından bilinmeyen Cevf bölgesinde geçirdiği yılları kayda geçirdiği bu eserde olayları anlatırken ilgi çekici bir üslup kullanmış.
Meslektaşım Saad el-Garibi, Ahsa Edebiyat Kulübü tarafından 2017 yılında çıkarılan Yemen Eğitim Lisansı adlı kitabında biyografi ile seyahat türünü bir araya getirmiş. 40 yılı aşkın bir süre önce Yemen’e okumak için gönderilen birinin tecrübelerinin kaleme alındığı bu eser oldukça ilgi çekici.
Dr. Abdurrahman eş-Şubeyli’nin Yürüdük: İnsan Öyküleri adlı eseri de olayların gözlemlenmesindeki tutarlılık ve kapsamlılıkla ön plana çıkıyor. Daha yeni yani 2018 yılında çıkmış olan bu kitap Krallık’taki basın tarihinin bir parçası kabul ediliyor.
Şunu söyleyebilirim ki Krallık’ta biyografi türü gözle görülür bir gelişme gösteriyor. Son zamanlarda yapılan çalışmaların, ehil meslektaşlar tarafından derinlikli bir şekilde okunup dana önce yapılan çalışmalar arasında doğru bir yere konumlandırılması gerekiyor.
Rehab Ebu Zeyd: ‘Sonsuz…’, Eco ve ‘Einstein ile Ay Dansı’
Son zamanlarda aynı zamanda iki kitap okumama, tamamen bitirmeden önce kitabın sözünü kesmeme, önce hikâyeyi özümsemeden film (veya dizi) izlememe kabilinden tüm okuma yasalarıma aykırı hareket etme eğilimindeyim. Şimdi hayatımdaki kitap okuma listelerini değiştirmede cesur adımlar attıran ve sürekli iklime yumuşak bir soluk kazandıran güçlü birkaç örnek vereceğim:
Bir kitapta güzel bulduğum şey, yazarın inanılırlığı ve hedef konuyu ele almadaki şeffaflığıdır. İlgi yelpazesi ne kadar renkli olursa farklı entelektüel vadiler arasında yelken açmak için o kadar övülesi bir merak ve heves uyandırır. İtalyan edebiyatçı ve eleştirmen Umberto Eco’ya ait olan Listelerin Sonsuzluğu – Homer’den Joyce’a kitabını (Çev. Ebu el-Heyca) okurken tam olarak böyle hissettim. Teraziyi dengelemek adına eş zamanlı olarak Joshua Foer tarafından kaleme alınan ve yetenekli bir genç olan Muhammed ed-Dab tarafından tercüme edilen Einstein ile Ay Dansı adlı hafif bir kitap okumayı tercih ettim. Bu kitap, beni ilgi alanlarımdan biri olan unutkanlık, hafızanın sinirbilim ve insanın bilişsel yanları ile olan ilişkisini ve hafızanın kayıp bir hazine gibi geri alınıp alınamayacağını tartışıyor. Bu esnada güçlü bir hafızaya sahip olduklarını düşünen insanlar arasında Amerika ve dünya çapında yarışmalar düzenlendiğini öğrendim: Onlar doğaüstü insanlar mı yoksa sadece zihinsel yeteneklerini korumada mı iyiler?
Alman Profesör Annemarie Schimmel, mevcut gerçekleri araştırma ve mümkün olanları arasında bağlantı kurmaya kırk yılını harcamış. Kelimeleri, elmas cımbızıyla seçmiş ve mütercimi D. İsa el-Akub da onun bu titizliğini ve bazen yüzeysel olmayan doğrudan üslubunu ve bazen de ağdasız olmayan edebi ifadesini oldukça güzel aktarmış. Araştırmacının zekâsı, konuya uygun dilsel ‘tonları’ seçebilmesinde gizlidir: "Muzaffer Güneş: Büyük İslam Şairi Celaleddin Rumi’nin Eserleri Üzerine Bir Araştırma" adlı kitap tam olarak bunun bir örneği. Annemarie Schimmel, “Dönem tatillerinde bir fabrikada zorunlu olarak çalışmamın neticesinde kazandığım ilk para ile Nicholson’un tahkik ettiği Mesnevi’nin sekiz cildini edindim” diyor. Burada dikkatli bir şekilde el ile kopyalanan Şems-i Tebrizi’nin divanına işaret ediyordu. Aynı alanda şimdi Muhammed el-Hasan en-Neferi’nin tasavvuf çalışmalarını okuyorum. Bu yönde etkileyici olan, bu biyografilerin sahiplerinin ya da kuşatıcı dönemin tarihine dokunan tek bir bilgi alanında çalışan araştırmacıların inceleme ve araştırmalarının kapsamıdır.
Bu yılki en önemli okumalardan biri, uçak ve üniversite bombalayıcısı Ted Kaczynski’ye ait olan "Sanayi Toplumu ve Geleceği" adlı anarşist manifesto eseridir. Kaczynski özgürlüğü pahasına sözü dünyanın dört bir tarafına ulaşsın diye hapsi göze aldı. İlgi çekici olan sadece kitabın modern hayat tarzına karşı çıkışa dayalı ana fikri değil aynı zamanda adamın tutuklanma öyküsünü de içermesidir. Kaczynski, yetkilileri çıldırtan ve onların kendilerini tanımalarını sağlayan belirgin bir hizaya sokana kadar onları bezdiren bir matematik profesörü… İtiraf oyunu ve dilin, harflerin ve kelimelerin içerdiği sonsuz güç, bir felâkete sebep oldu ya da belki dünyayı bir felâketten kurtardı.
İngilizce eserler arasında Ray Dalio’nun düşünceyi geliştirme yaklaşımı ve yöneticiler ile yaratıcı insanlara dair kaleme aldığı "İlkeler" (Principles) adlı kitabını okumaktan zevk aldım. Yazar, öğrenmenin sonsuza kadar devam eden ve kendi içinde üretken olabilen bir süreç olduğunu ifade ediyor.
Bu yılı D. Gazi el-Kusaybi’nin hatıratları arasında yer alan Yoldaş Bakan adlı kitabı ile sonlandırıyorum. Bu eser, siyasi, idari, mesleki ve diplomatik tecrübelerden oluşan ve hepsi de inanılmaz bir sadelik ve akıcılık ile tasarlanan bir bukettir.
Cabir Muhammed Medhali: Booker romanları ile yapılan bir yolculuk
Okuma, beni her zaman doyuran bu varlık, sanki içimde hiç çürümeyen ve asla kurumayan bir gıda gibi. Her okuyuşta sanki kalbime geri döner, onun içini yoklar ve romanlardaki hayali kahramanları ararım. Uyuyorlar; ne onları meşgul eden birileri var ne de onlar üzerine düşünen birileri. İşte böyle kitaplar arasında yaşıyorum. Her yıl etrafımda misafir muamelesi ettiğim yeni kitaplar oluşturuyorum: Onlara aile kuruyor, onlara uygun bir ortam hazırlıyor, önlerine kahve fincanlarımı koyuyor ve okuyacağım her biri için uygun bir akşam yaratmaya başlıyorum. Sanki uzun bir yolculuğa çıkar gibi.
2018 yılında okuduğum kitaplardan geçen yılki okumalarımdan öğrenmediğim çok şey öğrendiğime inanıyorum. Her defasında yeni bir üslubun anlatım dairesine girdiğini ve özellikle Arap sahnemize çıktığını görüyorum. Ben özellikle roman anlatımı ile ilgileniyorum; ifadeyi okuyup eleştirmenin bağımlısıyım. Arkadaşlarımın roman yazarlarına karşı özel bir meyli yoktur ancak ben romancı olduğum için önyargılı da değillerdir. Ama ben, romanlarda diğerlerinde bulamadığım şeyleri bulduğum için her yıl kitabın bu türünde çıkanları okumaya çalışırım. Ayrıca Booker’ın uzun ve kısa listesini okumaya da çok özen gösteririm. Her yıl beni yazdıkları dünyalarla bağdaştıran bir tatlı olarak önüme düşen bu başlıkları sabırsızlıkla beklerim. Adı sanı bilinmeyen, ünsüz bir yazarın romanını bulduğumda veya daha önce okumuş olduğum bir romanı görürsem çok mutlu olurum. Bu bana Arap sahnemizin kendiliğinden, miras ve genetik bakımdan geliştiğini hissettiriyor. Bu ifadeyi birinin devralacağına ve bu listenin asla tekelci yazarlara kalmayacağına yürekten inanıyorum.
"Korkaklar", ""İkinci Köpek Savaşı, "K’nın Kritik Durumu"", "Bağdat Saat", "Ateşin Yuttuğu Çiçekler" ve "Tanıkların Mirası"; bu altı roman uzun listeye girdiğinden bu yana ben, adımlarını takip ediyor ve beni yapraklarındaki dünyalara nasıl dahil edebileceklerini izliyorum. Her kahramanla ve bu metinlerdeki her ruhla ayrı ayrı ilgilendiğimi inkâr etmiyorum. Bana bu yıl sundukları için her yazara içimden teşekkür ettim. Arap dünyamıza da hala kitap okuduğumuz hissini verdiği için ayrıca teşekkür ettim.
Nasır el-Casim: "Takaka Bahite"
Bu yıl, önde gelen Suudi yazarlardan Muhammed el-Mezini’nin "Takaka Bahite" adlı romanını okudum. Yayınlanmasının ardından epey geçmişken okudum ama onu ikinci veya üçüncü kez okuma fırsatım olsa hiç tereddüt etmem. Hatta ders verdiğim roman eğitimi için bir araştırma sınıfı müfredatı hazırlama şansım olsa öğrencilerime teknik ve yapısal unsurları ile neredeyse bütünleşmiş modern bir roman örneği olarak onu sunardım. Onu okurken uzun bir süredir hissetmediğim belirgin duygular hissettim. Heyecan ve bekleyişin tadına vardım. Tüm gücümü olayları ve karakterlerin akıbetini tahmin etmek için hazırladım. Bu teşvikin ve yazarın betimleme yeteneğinin tadını çıkardım. Yazarın ifade biçimlerinde sunduğu varoluşsal görüş ve felsefi duygu beni oldukça memnun etti. Roman metnindeki hikâyenin tatlı bir akıcılığı ve acip garip bir anlatımı (cinler âlemi) var. Beni en çok şaşırtan yazar el-Mezini’nin kahraman yaratma konusundaki tartışılmaz yeteneği oldu. …..
 



Eski çocuk yıldız yıllar sonra kırmızı halıda

Jonathan Lipnicki, oyunculuk kariyerine 1996 yapımı Yeni Bir Başlangıç'ta Renée Zellweger'la birlikte adım atmıştı (Columbia Tristar)
Jonathan Lipnicki, oyunculuk kariyerine 1996 yapımı Yeni Bir Başlangıç'ta Renée Zellweger'la birlikte adım atmıştı (Columbia Tristar)
TT

Eski çocuk yıldız yıllar sonra kırmızı halıda

Jonathan Lipnicki, oyunculuk kariyerine 1996 yapımı Yeni Bir Başlangıç'ta Renée Zellweger'la birlikte adım atmıştı (Columbia Tristar)
Jonathan Lipnicki, oyunculuk kariyerine 1996 yapımı Yeni Bir Başlangıç'ta Renée Zellweger'la birlikte adım atmıştı (Columbia Tristar)

Yeni Bir Başlangıç'ın (Jerry Maguire) yıldızı Jonathan Lipnicki, yıllar sonra ilk kez kırmızı halıda boy gösterdi.

35 yaşındaki Lipnicki, oyunculuk kariyerine henüz 5 yaşındayken, 1996 yapımı filmde Renée Zellweger ve Tom Cruise'la birlikte rol alarak başlamıştı. Ardından Küçük Kardeşim (Stuart Little, 1999) ve Stuart Little 2'de (2002) başrol oynamıştı. Oyunculuğa devam etse de sektördeki başarılı başlangıcının ardından zorlu dönemlerden geçtiğini açıkça dile getirmişti.

Şimdiyse NBC'nin büyük ilgi gören realite programı To Catch a Predator'ın yapım sürecini konu alan psikolojik suç gerilimi Primetime'daki rolüyle yeniden ilgi odağı oluyor.

Lipnicki, Robert Pattinson, Merritt Wever, Matthew Maher ve kendisi gibi eski çocuk yıldız Skyler Gisondo'nun rol aldığı filmin 23 Eylül'deki Los Angeles galasında kırmızı halıda görüntülendi.

Lipnicki, 2024'teki Yahudi Medya Ödülleri haricinde, en son 2021'de Film Threat'in Award This! etkinliğinde kırmızı halıda görüntülenmişti.

The Hollywood Reporter'a göre Lipnicki, dünya prömiyerini 25 Eylül'de yapan (Türkiye gösterim tarihi 23 Ekim -çn.) yeni filmde karanlık bir karaktere hayat veriyor.

Oyuncu, dergiye bu rolü kabul etme kararıyla ilgili şunları söyledi:

Oyuncular olarak, karanlık temalı ve kendimizi gerçekten verebileceğimiz işlerin hayalini kurarız. Günün sonunda kendinize şu soruyu sormanız gerekir: 'İddia ettiğim kadar cesur bir sanatçı mıyım?' Bu soruyu yanıtlamam gerekiyordu ve bu adımı atacak cesareti gösterdim.

Lipnicki ayrıca çocuk oyuncu olmanın getirdiği baskılar hakkında da samimi açıklamalarda bulundu.

Küçük Kardeşim'in tanıtım etkinlikleri sırasında kendisine uyuşturucu kullanıp kullanmayacağının sorulduğunu hatırlatan Lipnicki, "Büyürken, hayatı mahvolmuş birine dönüşmemem konusunda üzerimde büyük bir baskı vardı" dedi.

Ancak Primetime'da yer almak, Lipnicki'nin geçmişte üzerinde hissettiği baskıyı geride bırakmasına yardımcı olmuş..

THR'a konuşan oyuncu, "Bu rolü üstlenmek, üzerimdeki o baskıdan kurtulmak gibi hissettirdi" dedi.

Her zaman hata yapmaktan ve başkalarının hakkımda ne düşündüğünden endişe ederdim. Bu rol, 'Başkalarının ne düşüneceği üzerinde hiçbir kontrolüm yok ve artık bunu dert etmeyeceğim' demenin bir parçasıydı.

Primetime, Lipnicki'nin kariyerinde bir değişime işaret ediyor. Daha geçen yıl People'a verdiği bir röportajda, kariyer açısından "istediği noktada olmadığını" söylemişti.

Yetişkinlik dönemindeki kariyerinin şu ana kadarki seyrinden kısmen hayal kırıklığı duysa da Lipnicki, bu alanda devam etmeye kararlı olduğunu belirterek şunları söyledi:

Hayatımın geri kalanında yapmak istediğim iş bu. Bence tek yapmanız gereken, bunun gerçekleşeceğine inanmak ve doğru yönde adım atmak için elinizden gelen her şeyi yapmak.

Independent Türkçe


Güney Kore'nin popüler adasında turist ölümü: Gece girişleri askıda

Güney Kore'nin en büyük adası Jeju'daki Jeju Şehri'nde, Hamdeok Plajı yakınında fotoğraf çeken ziyaretçiler (Arşiv/AFP)
Güney Kore'nin en büyük adası Jeju'daki Jeju Şehri'nde, Hamdeok Plajı yakınında fotoğraf çeken ziyaretçiler (Arşiv/AFP)
TT

Güney Kore'nin popüler adasında turist ölümü: Gece girişleri askıda

Güney Kore'nin en büyük adası Jeju'daki Jeju Şehri'nde, Hamdeok Plajı yakınında fotoğraf çeken ziyaretçiler (Arşiv/AFP)
Güney Kore'nin en büyük adası Jeju'daki Jeju Şehri'nde, Hamdeok Plajı yakınında fotoğraf çeken ziyaretçiler (Arşiv/AFP)

Güney Kore'nin Jeju Adası'nda yetkililer, bir turistin fotoğraf çektiği sırada suya düşerek hayatını kaybettiğinin bildirilmesinin ardından adanın en ünlü şelalelerinden birinde gece ziyaretlerini askıya aldı.

Seogwipo şehir yönetimi, Cheonjiyeon Şelalesi'nin etrafındaki alanı güvenlik şeridiyle çevirdi ve daha önce saat 22.00'ye kadar ziyaret edilebilen bölgeyi eylül sonuna kadar gece ziyaretlerine kapattı.

Şehir yönetimi, polis incelemelerinin sonuçları belli olduktan sonra güvenlik önlemlerinin artırılmasını ve gece ziyaretlerinin yeniden başlatılıp başlatılmayacağını değerlendireceğini açıkladı.

Yerel basında yer alan haberlere göre 50'li yaşlarındaki adam cumartesi günü yerel saatle 20.32 civarında fotoğraf çekerken yaklaşık 2 metre yükseklikten şelalenin altındaki havuza düştü. Yaklaşık 10 dakika sonra sudan kalbi durmuş halde çıkarılan adam, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Jeju itfaiye ve güvenlik birimi, kurtarma ekiplerinin sudan çıkardığı adama hastaneye götürülürken kalp masajı uyguladığını belirtti. Diğer ziyaretçilerin bir can simidi attığı ancak bunun adamın hemen kurtarılmasına yetmediği bildirildi.

Polis, güvenlik kamerası görüntülerini ve tanık ifadelerini inceliyor, ayrıca ölüm nedenini belirlemek üzere otopsi yapılması değerlendiriliyor. Adamın normal seyir güzergahından mı düştüğü, yasaklı bir alana mı girdiği veya tesislerde ya da tesislerin yönetiminde bir kusurun kazada payı olup olmadığı henüz netleşmedi.

Jeju'nun üç büyük şelalesinden Cheonjiyeon, yaklaşık 22 metre yüksekliğinde ve havuzunun derinliği yaklaşık 20 metre. Saat 22.00'ye kadar açık bölgeye son giriş saati 21.20. Dolayısıyla düşme olayı normal ziyaret saatleri içinde gerçekleşti.

Şehir yetkilileri bölgenin yılda yaklaşık 1 milyon ziyaretçi çektiğini ve kazanın, Güney Kore'nin hasat festivali olan Chuseok tatilinin sonunda meydana geldiğini belirtti.

Gece ziyaretleri, 1984'te uygulamanın başlamasından bu yana yapılan ilk aydınlatma yenilemesinin ardından 11 Mayıs'ta yeniden başlamıştı. Çalışma 840 milyon wona (yaklaşık 30,2 milyon TL) mal olmuştu.

Güney Kore merkezli medya kuruluşu World News Agency'nin açıkladığı verilere göre o tarihten bu yana gece ziyaretlerinde artış yaşandı. Temmuzda hava karardıktan sonra alanı ziyaret edenlerin sayısı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 32,3 artarak 12 bin 535'e ulaştı.

Güney Kore'de yayımlanan Financial News, alan çevresine düşme riskine karşı uyarı levhaları, hayat kurtarma ekipmanı kutusu ve can simitleri yerleştirildiğini bildirdi. Seoul Shinmun gazetesi ise bunun 1970'lerde giriş ücreti uygulamasına geçilmesinden bu yana sözkonusu şelalede meydana gelen, ölümle sonuçlanan ilk düşme vakası olduğunu yazdı.

Nisanda Güney Kore'nin Gangwon eyaletine bağlı Samcheok kentindeki Hwanseongul mağarasında bulunan bir seyir platformundan yaklaşık 2,5 metre yükseklikten düşen 65 yaşındaki bir adam hayatını kaybetmişti.

Korea Herald'ın Seogwipo Sahil Güvenlik birimine dayandırdığı habere göre, Kasım 2023'te Jeju Adası'ndaki popüler bir fotoğraf noktası olan Oedolgae Kayası'nda, 50'li yaşlarındaki bir adam kendi fotoğrafını çekmeye çalışırken kayalıklardan düşmüş, olay sonucunda kafasında yaralanma ve vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar meydana gelmişti.

Independent Türkçe


YouTube'dan öğrendi, 11 yaşında satranç tarihine geçti

Fotoğraf: FIDE
Fotoğraf: FIDE
TT

YouTube'dan öğrendi, 11 yaşında satranç tarihine geçti

Fotoğraf: FIDE
Fotoğraf: FIDE

Britanyalı satranç dahisi, Kadın Büyükusta unvanını almaya hak kazanan en genç oyuncu olmasının ardından "tarih yazmayı sürdürmek" istediğini söyledi.

İngiltere'nin Harrow kasabasından 11 yaşındaki Bodhana Sivanandan, Özbekistan'ın Semerkant kentinde düzenlenen 46. Satranç Olimpiyatı'nda İngiltere'yi temsil ederken, unvan için gereken üçüncü ve son yeterlilik şartını tamamlayarak bu unvanı elde etti.

Artık tam büyükusta unvanını hedefleyen genç oyuncu, son başarısıyla bu unvana bir adım daha yaklaştı. Pazar günü Uluslararası Satranç Federasyonu'na (FIDE) verdiği röportajda, "Sadece burada durmak yerine yoluma devam etmek ve tarih yazmayı sürdürmek istiyorum" dedi.

FIDE, Sivanandan'ın, bir oyuncunun kadınlara özel kategoride ulaşabileceği en yüksek ve ömür boyu geçerli olan Kadın Büyükusta (WGM) unvanını almaya hak kazanan gelmiş geçmiş en genç oyuncu olduğunu doğruladı.

İngiltere adına birinci masada, uluslararası düzeyde önde gelen yeteneklere karşı mücadele eden satranç dahisi, 11 maçta 8 puan toplayarak rekor kıran statüsünü perçinleyen bir performans sergiledi.

Önceki rekor, 2002'de bu unvanı 12 yaşındayken kazanan Kateryna Lagno'ya aitti.

Çinli Hou Yifan da 2007'de 12 yaşındayken WGM unvanını kazanmış, bir yıl sonra ise genel kategoride tarihin en genç büyükustası olma başarısını göstermişti.

Sivanandan için bu dönüm noktası, hızla gelen başarılar zincirinin son halkası. Oyuncu daha önce 2023'te Hırvatistan'daki Avrupa Hızlı ve Yıldırım Satranç turnuvalarında, rekabetçi bir maçta bir büyükustaya karşı yenilmeyen en genç oyuncu olmuştu.

2024'te İngiltere'nin Olimpiyat kadrosuna seçilen öğrenci, daha sonra Coventry'de düzenlenen Britanya Kadınlar Şampiyonası'nı kazanan en genç kadın sporcu unvanını da elde etmişti.

Birleşik Krallık'ın eski maliye bakanı Rachel Reeves de Sivanandan'ın başarısını takdir edenler arasında yer aldı. X'te yaptığı bir paylaşımda şunları yazdı:

Bodhana, seni yürekten kutluyorum, bir satranç süperstarısın ve henüz 11 yaşındasın. İlerlemeye devam ettiğini görmek beni çok mutlu ediyor.

FIDE'ye konuşan şampiyon şunları ekledi:

[Satrançla ilgili] her şeyi seviyorum... Seyahat etmeyi seviyorum, ayrıca tam zamanlı okula devam ettiğim için satranç pek çok okul dersiyle de bağlantılı, bu yönüyle de gerçekten çok faydalı.

Bu genç öğrencinin rekabetçi satranç serüveni Kovid-19 kapanmaları sırasında, babasının atmayı planladığı bir çantanın içinde eski bir satranç takımı bulmasıyla başladı.

Başlangıçta taşların şekilleri ilgisini çektiği için onları oyuncak olarak kullanmak isteyen Sivanandan, daha sonra YouTube'daki eğitim videoları aracılığıyla oyunun kurallarını kendi kendine öğrendi.

İlk turnuvasına Temmuz 2021'de Harrow Satranç Kulübü'nde katıldı. Henüz 7 yaşındayken Avrupa Okullar Şampiyonası'nda mücadele eden bu üstün yetenekli çocuk, oynadığı 24 maçın tamamını kazandı.

Artık yorumcuların nesilde bir gelen yetenek diye nitelediği Sivanandan'ın kırdığı bu son rekor, tarihi başarılar listesine bir yenisini daha ekleyerek onu modern satranç dünyasında gelecek vaat eden bir isim konumuna taşıyor.

Independent Türkçe