Tunus: ‘Derin devlet’ ve ‘devrimciler’ arasındaki seçim yılı

Sibsi ve Şahid arasındaki zorlu ilişki (AFP)
Sibsi ve Şahid arasındaki zorlu ilişki (AFP)
TT

Tunus: ‘Derin devlet’ ve ‘devrimciler’ arasındaki seçim yılı

Sibsi ve Şahid arasındaki zorlu ilişki (AFP)
Sibsi ve Şahid arasındaki zorlu ilişki (AFP)

Yılın dördüncü çeyreğinde yapılması planlanan parlamento ve başkanlık seçimlerinin gerçekleşmesinin, 2019 yılında Tunus’taki en önemli olay olması beklenirken, yeni yılda siyasi sınıfı yıllarca “devrimciler” ve “derin devlet” olarak bölen keskin farkların da giderilmesi umuluyor.
Bu farklılıklar, bir yandan cumhurbaşkanı ve başbakan diğer yandan da Nida ile Nahda partileri liderleri arasındaki kesintinin açıklanması sonrasında birkaç aydır yoğunlaştı.
Bu yeni çok partili seçimler, “düşman kardeşler” arasındaki ilişkileri yeniden düzenlemekte, devlet kurumları, partiler ve sendikalar içindeki liderlik savaşlarının çözümünde veya ülkeyi yeni sosyal, siyasi sürprizlere doğru yöneltmekte başarılı olabilecek mi?
Onursal Başkanı Tunus Cumhurbaşkanı'nın olduğu Nida Tunus Partisi’nin stratejik ve liderlik çalışmaları danışmanı Naci Colul, gelecek yıl yapılacak seçimlerin belirlenen tarihte gerçekleştirileceğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı el-Beci Kaid el-Sibsi ve destekçileri ile modernist ve liberal politikacılara liderlik etmek isteyen Başbakan Yusuf Şahid arasındaki anlaşmazlık konusunda ön yargılı olan Naci Colul, ülkedeki seçim ve siyasi sahnesinin kırılgan olduğunu belirtti.
Anlaşmazlıklar
Yusuf Şahid liderliğinde çağdaş bir partinin oluşması için birçok çağrının yapıldığı bir dönemde, Milletvekili Muhammed Fadıl bin Umran, zaman faktörünün baskı altında olduğunu ve Sibsi’nin partisinden 2 milyon seçmeni çekecek yeni bir partinin kurulmasına izin verilmeyeceğini belirtti.
Nida Tunus Partisi’nin eski genel koordinatörü ve Sibsi destekçisi Rıda Belhac, geçtiğimiz yıllarda başbakanın partisinden ayrılan birçok politikacının, önümüzdeki baharda yapılması kararlaştırılan seçim konferansına katılma ve seçim listesine dahil olma konusunda ikna olduğunu vurguladı.
Nida Tunus Partisi sözcüsü Milletvekili Enes el-Hattab, konferansın Cumhurbaşkanı Kaid el-Sibsi'ye ihanetle suçlanmasının ardından parti üyeliğini dondurmaya yönelen Başbakan Yusuf Şahid de dahil muhalif liderler ve seçim kuralları arasında “tevhidi bir konferans” olacağını belirtti.
İki yıl boyunca ertelenen konferansın hazırlık komitesi başkanı ve iş adamı Milletvekili Rıza Şerefuddin de tüm hipotezlerin, gelecek sonbaharda seçimlerde çoğunluğu kazanan ilgili siyasi partilerin etkileşimleriyle bağlantılı olduğunu söyledi.
En önemli aday Şahid
Ancak eski solcu ve sendika lideri Mustafa bin Ahmed, Subhi bin Farac ve Zühre İdris liderliğindeki başbakan yandaşı parlamento bloğu, Yusuf Şahid’in seçim gerekçesiyle partisine geri dönme senaryosuna itiraz etmeyi sürdürüyor. Bu çerçevede blok, Şahid’in seçimlerdeki başarısının gençlere yönelik ve 8 yıldır iktidardaki hükümete öfkeli yeni bir partinin kurulmasına olanak tanıyacağını belirtti. Blok, parti mensuplarının ise “dürüst” politikacılar ve “ılımlı” demokratlar olarak nitelendirildiğine dikkati çekti.
Hoşgörü ve uyarı
İktidar parti içindeki ve dışındaki ana siyasi aktörlerin kaygıları ise gelecek parlamentoda cumhurbaşkanlığı görevini ve ilk bloğu kazanmayı başaracak liberal ve laik akım üzerine hesap yapan siyasi partinin kim olacağı konusunda gelişti. Siyasi aktörlerin, Kaid el-Sibsi liderliğindeki Nida Partisi çizgisinde mi yoksa Başbakan Yusuf Şahid ya da el-Nahda Hareketi çizgisinde mi olacağı konusunda da kaygıları olduğu belirtildi.
Ancak asıl soru şu ki; Cumhurbaşkanı Sibsi ve Başbakan Yusuf Şahid; Nahda Hareketi, solcu ve bağımsız hareket listelerine karşı seçim savaşları kapsamında bir anlaşmazlığa tanık olacak mı?
Çoğu gözlemci, tüm durumlarda iktidar partideki anlaşmazlığın, “Nahda Partisi adayları ve müttefiklerinin ilk sıraya yerleşmesi” veya “ülkenin baskın bir tehlikeye maruz kalması, güvence ve uygun bir güvenlik ortamı eksikliği, şiddet, terör, iç ve dış tehlikelerin yayılması da dahil birçok anayasal, yasal ve siyasi gerekçeler altında seçimlerin ertelenmesi” çerçevesindeki iki seçenekten birine yol açabileceği konusunda endişeli.
Güvenceler
Ancak dikkat edilmesi gerek konu, eski Dışişleri Bakanı Refik Abdusselam ve Şura Konseyi Başkanı Bakan Abdul Kerim el-Haruni de dahil Nahda Hareketi liderlerinin açıklaması... Öyle ki Başbakan Yusuf Şahid liderliğindeki koalisyonda, cumhurbaşkanının uzlaşı davetiyle ilan edilebilecek herhangi bir siyasi ve partizan projenin memnuniyetle karşılandığı belirtilmişti.
Öte yandan eski bakan Lütfi Zeytun da dahil Nahda Hareketi’nden eski yetkililer, Cumhurbaşkanı Sibsi ile Yusuf Şahid’in ve kendisiyle birleşen sol partilerin politikası uyarınca seçim ve siyasi ortaklığa muhalif kesimlere yönelik bahislere değindi. Bu çerçevede yetkili Seyid el-Farcani, 2014 seçimlerinde Sibsi tarafından başvurulan seçim kartını ortaya koymak için Yusuf Şahid ve destekçilerinin yeni yılın başlarında Nahda’ya “darbe yapacağı” hakkında derin bir endişe duyduğunu açıklayacak düzeyde ileri gitti.
Stratejik ortaklık
Ancak solcu lider Muhsin Merzuk ve Bakan Semir el-Tayyib de dahil laik, ulusal ve İslamcı akımlardan politikacı ve aktivistler, politikacılara ekonomik ve sosyal koşulları yeniden düzenleyerek yaklaşmakta olan seçimlere daha fazla önem gösterme çağrısı yaptı.
Aynı şekilde anayasal hukuk profesörü Kays Seyid, siyasi bilimler uzmanı Cevher bin Mubarek ve eski Başbakan Ali el-Ureyd, Tunuslu elitlerin Ocak 2011 ayaklanmasından bu yana işledikleri hatalardan birinin, kalkınma, istihdam, finansal ve ekonomik dengeler pahasına siyasi kaygı ve ideolojik savaşları güçlendirmek olduğunu söyledi.
Bu çerçevede sendika liderleri, “olası sürprizler”, “dışlanmış, işsiz kesimler, öfkeli gençler tarafından başlatılacak toplumsal patlamalar ve yeni şiddet sıkıntıları” konusunda uyarıda bulunarak, bu durumların tüm siyasi ve seçim sürecini tehdit ettiğini vurguladı.



Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.