Hamaney ile Ruhani arasında yeni bir kriz mi patlak veriyor?

Hamaney’in web sitesi arşivinden bir fotoğraf… Sağındakiler ise İmam Hatip Ahmed Alemulhuda ve Astan Quds Razavi Vakfı Başkanı İbrahim Reisi
Hamaney’in web sitesi arşivinden bir fotoğraf… Sağındakiler ise İmam Hatip Ahmed Alemulhuda ve Astan Quds Razavi Vakfı Başkanı İbrahim Reisi
TT

Hamaney ile Ruhani arasında yeni bir kriz mi patlak veriyor?

Hamaney’in web sitesi arşivinden bir fotoğraf… Sağındakiler ise İmam Hatip Ahmed Alemulhuda ve Astan Quds Razavi Vakfı Başkanı İbrahim Reisi
Hamaney’in web sitesi arşivinden bir fotoğraf… Sağındakiler ise İmam Hatip Ahmed Alemulhuda ve Astan Quds Razavi Vakfı Başkanı İbrahim Reisi

İran Dini Lideri Ali Hamaney, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin halk protestolarının ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi üzerindeki rolü hususunda yaptığı açıklamalardan üç gün sonra, Hatt-ı Hizbullah aracılığıyla Ruhani’ye cevap verdi.
Taraflar (İran Cumhurbaşkanı ve Hamaney’in Ofisi), protestocuların İran rejimini ve iktidar unsurlarını kınayan sloganlar attığı ve Humeyni ile Ali Hamaney’in resimlerini yaktığı protesto gösterilerinin, Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilme sözünün ve İran rejimine karşı benzeri görülmemiş uygulamalarda bulunmasının arkasındaki sebepler olduğu hususunda ittifak ettiler.
Ancak taraflar arasındaki ayrılık, protestoların zamanlaması ile ilgiliydi. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Pazartesi günü yeni bütçeyi meclise sunarken yaptığı açıklamada, ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin hükümetinin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunların en büyük sebebi olduğunu söyledi. Ruhani’nin açıklamalarının üzerinden 3 gün geçmeden, İran Dini Liderinin ofisinin resmi internet sitesinden yayınlanan haftalık gazete Hatt-ı Hizbullah’ın ilk sayfasında, yanan bir otobüs ve protestocuların göründüğü bir fotoğraf yayınlandı. Manşette ise “Amerika’nın çekilmesinin ardında 2009 fitnesi var” ibaresi yer aldı.
İran'daki en büyük halk protestoları
Ruhani, bundan yaklaşık bir yıl önce, ekonomi vaatlerinin başarısız olması ve İran para biriminin tanık olduğu düşüş sebebiyle sert eleştiriler ile karşı karşıya kaldı. İran parasının dolar karşısında kaybettiği değer ilerleyen aylarda daha da kötüleşti ve yüksek fiyatlar İran pazarlarını sarstı. Bu durum Aralık ayı sonlarında halk protestolarına yol açtı. Halk, protestoların ilk gününde “Yüksek fiyatlara hayır!” sloganı ile sokaklara döküldü.
İran Cumhurbaşkanı, görevine geldiği sırada gözlemciler tarafından politikaya önem veren Mahmud Ahmedinejad’ın aksine ekonomi başkanı olarak değerlendirilmişti. Ekonomik ihtiyaçlar, Arap Baharı sonrası İran rolünün artmasına ve 6 büyük devlet ile iki yıl boyunca süren müzakerelerin ardından nükleer anlaşmanın tamamlanması ile ABD yaptırımlarının kaldırılması hususunda ısrar etmesine yol açtı. Ancak Ruhani’nin nükleer anlaşmayı halkın bir talebi haline getirme stratejisinin ardından, İran halkının nükleer anlaşmaya ilişkin beklentileri tavan yaptı. İran Dini Lideri yaptığı konuşmaların birinde bu duruma atıfta bulundu. Böylece ekonomi, daha önce hükümet için bir güç kaynağı konumda iken büyük bir zayıflık kaynağı haline geldi.
ABD çekilmesinin ardındaki protestolar
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 6 ayı geçmeyen bir zaman diliminde ikinci kez ABD'nin geri çekilmesi ile 80'den fazla İran kentinde meydana gelen ve yetkililere göre 21 kişinin ölümüne yol açan protestolar arasında bir ilişki olduğunu söyledi. Göstericiler, 3 hafta boyunca devam eden protestolar sırasında Hamaney’in İran şehirlerindeki temsilcilerine ait olan 65 ofisinin yanı sıra çeşitli şehirlerdeki onlarca hükümet ve mahkeme binasını yaktılar. Göstericiler, aralarında rejimin devrilmesi sloganların da bulunduğu, İran'ın dış politikası ve bölgesel müdahaleleri ile ilgili olarak en üst düzey yetkilileri eleştirdikleri 40’tan fazla slogan attılar. Bunun en büyük kanıtı, Ruhani de dâhil olmak üzere üst düzey İranlı yetkililerin, halkın rejime olan güveninin çökmüş olduğuna dair uyarılarda bulunmasıydı. Daha önceki protestolar fevri olmakla birlikte genellikle alt tabaka olarak sınıflandırılan orta ve fakir sınıflar tarafından gerçekleştirilmişti.
Ruhani ile Ahmed Allamu’lhüda arasında bir mübareze
Protestoların kıvılcımlarına ve protestolara katılan taraflar üzerine odaklanalım. Protestolar, Devrim Muhafızlarının ikinci kalesi olan Meşhed şehrinde patlak verdi. Göstericilerin protestoların ilk saatlerinde attıkları sloganlar, genelde hükümetin ekonomik performansının zayıflığına ilişkindi. Meşhed şehri daha önce finansal yatırım kurumlarının iflas etmesi üzerine patlak veren protestolara sahne olmuştu. Ahmed Allamulhüda’nın Hamaney’in temsilcisi olarak şehre atanmasının ardından muhafazakâr hareketlerin gücü arttı. Hamaney daha sonra 6 Mart 2016'da Allamulhüda’nın damadı İbrahim’i Astan Quds Razavi Vakfı’nın başkanlığına getirdi. Bu vakıf, ülkede vergiden muaf tutulan en büyük kurumdur. Esas olarak 8'inci Şii İmam Ali bin Musa el-Rıza’nın türbesine dayanan bu kurum, İran ekonomisinin denizinde izole bir ada olarak değerlendiriliyor.
Meşhed, Hamaney’in temsilcisi Allamulhüda’nın kontrolü ile birlikte Tahran ve muhafazakârların ilk kalesi olan Kum’daki muhafazakâr çevrelerde faaliyet gösteren baskıcı gruplar ile şekillendi.
Nükleer anlaşmaya ve İran'ın dış politikasına saldıran kilit milletvekilleri listesine bakıldığında, İran'ın Avrupa ülkeleriyle yakınlaşmasının en önde gelen muhalifi olan Allamulhüda’nın söylemleri ile desteklenen bu kimselerin Meşhed şehrinde ilerleme kaydettiği görülür. Meşhed şehri, 2017’nin Aralık ve Ocak aylarındaki protestolardan önce Suudi elçiliğine yapılan saldırılara tanık oldu. Besic yanlısı radikaller, şehirdeki Suudi Konsolosluğuna saldırdılar. Bu durum Ruhani ile bölgesel devletler arasında büyük bir diplomatik krize neden oldu.
Kültürel olarak ise ülkenin sanat, müzik ve edebiyat haritasında önemli bir yere sahip olan Horasan şehrindeki konserler Allamulhüda tarafından yasaklandı. Allamulhüda’nın müzik aleyhindeki tutumu önceki hükümetteki eski Kültür Bakanı Ali Cenneti’nin değiştirmesine sebep oldu. Ruhani, ikinci dönem cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandıktan sonra 3 Haziran 2017'de üst düzey İranlı yetkililere yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Herhangi bir şehirde lider olarak kabul edilen bir kişinin kendi yasalarına ve mizacına göre insanların yaşamlarını manipüle etmesine izin vermeyeceğiz. Çünkü insanlar arasındaki huzurun günden güne değişen kanunlar ile sağlanacağını düşünmüyoruz.”
Ruhani’nin bu tutumunun Allamulhüda’nın aleyhinde olduğuna kuşku yok. İran Cumhurbaşkanı Ağustos ayında, döviz kurunda yaşanan bir krizin ve Tahran’da tanık olunan protestoların ardından televizyona çıktı ve İranlılara, ülkedeki protesto gösterilerinin ABD yönetimini nükleer anlaşmadan çekilmeye teşvik ettiğini söyledi. Bu açıklama, İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri’nin 29 Aralık'ta protestolara ilişkin yaptığı ilk yorumları hatırlatıyor. Cihangiri, o sıralar Meşhed kentinde bulunan ve hükümeti eleştiren kimselere karşı sert eleştirilerde bulunarak şunları söylemişti:
“Her ne kadar ekonomik göstergelerin durumu normal görünse de fiyatlar yükseliyor. Hükümet fiyatları düzeltmekle sorumludur. Bununla birlikte söz konusu ekonomik meseleler diğer bazı meseleler için bahane olarak öne sürülüyor. Perdenin arasında farklı meseleler var. Hükümet aleyhinde birtakım faaliyetler de bulunan kimseler bu faaliyetlerin zararının kendilerine ulaşacağını bilmeliler. Sokaklarda siyasi bir hareketliliğin baş göstermesi ve dalga dalga yayılması ile birlikte sorumlu olacak kişiler bu kıvılcımı ilk çakan kimseler olacaklar.”
Ruhani’nin müttefiki olan Kargozaran-ı Sazendegi Partisi Genel Başkanı Gulam Hüseyin Kerbasçi, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani’nin protestolardaki rolü nedeniyle Allamulhüda’ya kızdığını söyledi. Bu daha sonra Şemhani ve Allamulhüda tarafından reddedildi. Protestoların başlamasından bu yana bir yıl geçmesine rağmen, hükümet hala liderliğindeki baskıcı grupları (lobicileri) protestoların arkasında olmakla itham etmekte ısrar ediyor.
Hükümetin tutumu çeşitli meselelere işaret ediyor. Birincisi, protestolar ve sorumlu taraflar hala İran çevreleri arasındaki tartışmaların odağını oluşturuyor. İkincisi ise, Ruhani’nin hareketi,  protestolardan sorumlu olan taraflara yönelik cezanın kaldırılmasını talep ediyor. Üçüncü olarak ise Ruhani hükümeti, Allamulhüda’nın ve onun müttefiki olan milletvekillerinin, kara para aklama sözleşmesine ilişkin düzenlemeler ile ilgili taslağın oylanması hususunda hükümete fazlasıyla baskı uyguladığını düşünüyor.
Dün Ruhani hükümetinin planlarına yönelik eleştirilerde bulunan Allamulhüda, Meşhed’de verdiği bir hutbe sırasında şunları söyledi:
“Düşmanlar, yeni yılda ülkeyi dar bir boğaza sürüklemeye hazırlanıyor. Kara para aklanmasına ilişkin düzenlemeler, İran’da yeni bir fitnenin başlangıcı olacak.”
Laiklerin basiretsiz bir takım kimseler aracılığıyla dini lideri hedef almaları hususunda uyarılarda bulunan Allamulhüda, bu durumun 2009’dakine benzer bir fitneye yol açacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Düzenlemelerin kabul edilmesi ve bazı gafillerin kara para aklama ile mücadele taslağını geçirmesi, İran’ı dar bir boğaza sürükleyecek kapının açılmasına sebep olacak. Parlamento ve hükümet ABD’nin İran’a dayattığı yolu izliyor.”
Hamaney’in ofisi iki gün önce Hatt-ı Hizbullah aracılığıyla Ruhani’nin protestolar hakkındaki açıklamalarına cevap verdi. Ön sayfada yayınlanan “yaptırımlara neden olan fitne” başlığı altındaki açıklamalar, reformist Yeşil Hareket tarafından gerçekleştirilen protestolar karşısında güç kullanması nedeniyle Tahran'a yaptırım uygulanmasına yönelik Kongre’de alınan 6 karara işaret ediyor. Bu adım, hükümet tarafından protestolardan sorumlu olarak değerlendirilen taraflar karşısında Ruhani’nin taleplerine ilişkin İran Dini Liderinin tutumunu işaret ediyor.



Rusya’da havai fişek fabrikasında çıkan yangında 14 kişi hayatını kaybetti

Rusya'da meydana gelen bir yangın (Arşiv – Reuters)
Rusya'da meydana gelen bir yangın (Arşiv – Reuters)
TT

Rusya’da havai fişek fabrikasında çıkan yangında 14 kişi hayatını kaybetti

Rusya'da meydana gelen bir yangın (Arşiv – Reuters)
Rusya'da meydana gelen bir yangın (Arşiv – Reuters)

Rusya’nın merkezinde bir havai fişek fabrikasında çıkan yangında en az 14 kişi hayatını kaybetti. Rusya devlet medyası, dün acil durum ekiplerine dayandırdığı haberinde bir kişinin de yaralandığını bildirdi.

Rusya devlet televizyonu RT tarafından yayımlanan görüntülerde, alevler içindeki enkaz yığınından yoğun kıvılcımların yükseldiği görüldü.

TASS haber ajansının Rusya Acil Durumlar Bakanlığına dayandırdığı haberinde, “Yaroslavl bölgesindeki havai fişek fabrikasında çıkan yangında hayatını kaybedenlerin sayısı 14’e yükseldi. Bir kişi de yaralandı” ifadelerine yer verildi.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre olay, Moskova’nın yaklaşık 100 kilometre kuzeyinde bulunan Kuprinsk köyünde meydana geldi.

Rus yetkililer, bu tür ölümcül yangınları çoğunlukla güvenlik standartlarına yeterince uyulmamasına bağlıyor.

Yaroslavl Bölge Savcılığı, sanayi güvenliği kurallarının ihlal edilmiş olabileceği ihtimaline ilişkin soruşturma başlatıldığını açıkladı.


İngiltere Fairford üssü yakınında gözaltına alınan 5 kişiyi serbest bıraktı; Burnham "cobra" toplantısına başkanlık etti

İngiliz polisi, patlayıcı maddeler ve terörle bağlantılı suçlar planlama şüphesiyle 5 kişinin gözaltına alınmasının ertesi günü, dün Fairford Üssü çevresinde güvenlik kordonu oluşturdu (EPA)
İngiliz polisi, patlayıcı maddeler ve terörle bağlantılı suçlar planlama şüphesiyle 5 kişinin gözaltına alınmasının ertesi günü, dün Fairford Üssü çevresinde güvenlik kordonu oluşturdu (EPA)
TT

İngiltere Fairford üssü yakınında gözaltına alınan 5 kişiyi serbest bıraktı; Burnham "cobra" toplantısına başkanlık etti

İngiliz polisi, patlayıcı maddeler ve terörle bağlantılı suçlar planlama şüphesiyle 5 kişinin gözaltına alınmasının ertesi günü, dün Fairford Üssü çevresinde güvenlik kordonu oluşturdu (EPA)
İngiliz polisi, patlayıcı maddeler ve terörle bağlantılı suçlar planlama şüphesiyle 5 kişinin gözaltına alınmasının ertesi günü, dün Fairford Üssü çevresinde güvenlik kordonu oluşturdu (EPA)

İngiltere Terörle Mücadele Polisi, ABD güçlerinin İran'a yönelik hava saldırılarında kullandığı Fairford Hava Üssü'nü hedef alan bir komploya karıştıkları şüphesiyle gözaltına alınan 5 kişinin kefaletle serbest bırakılacağını açıkladı.

Emniyet Müdürü Laurence Taylor gazetecilere yaptığı açıklamada, "Ayrıntılı sorgulamalar ve yürütülen soruşturmaların ardından, gözaltındaki 5 kişi bu öğleden sonra kefaletle serbest bırakılacak" dedi. Taylor sözlerini şöyle sürdürdü: "Yanlış anlaşılmaması için belirtmeliyim ki, bu durum soruşturmanın bittiği anlamına gelmiyor. Bu kişilerin hareketleri ve başkalarıyla temasları sıkı kısıtlamalara tabi tutulacak." Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre polis, şüphelilerin bilerek veya bilmeyerek yabancı bir devlet adına hareket etmiş olma ihtimalini incelediklerini belirtti.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Fairford Üssü'ne yönelik saldırı planı gelişmesi üzerine acil durum toplantısı çağrısında bulundu. Radyo platformlarında açıklamalarda bulunan Burnham, "Resmin tamamını ve durumun ne olduğunu tam anlamıyla netleştirmek adına öğleden sonra COBRA kriz masası toplantısına başkanlık edeceğim," ifadelerini kullandı. Söz konusu kriz komitesi genellikle hükümetin acil durumlara müdahale süreçlerini değerlendirmek üzere toplanıyor; toplantılara bakanlar, polis yetkilileri ve istihbarat birimleri katılıyor.

İngiliz polisi, Fairford Üssü yakınlarında yakalanan 5 şüpheliyi patlayıcı maddeler ve terörle bağlantılı suçlar işleme şüphesiyle dün sorguladı.

Polis, İngiltere'nin batısındaki Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne (RAF) ait Fairford Üssü'ne doğru ilerleyen üç büyük beyaz kamyon görüldüğü ihbarı üzerine pazar gününün ilk saatlerinde 5 kişiyi yakalamıştı. İran Devrim Muhafızları, ABD bombardıman uçakları tarafından kullanılması nedeniyle üssü daha önce "meşru hedef" olarak nitelendirmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, şüphelilerin "ciddi zararlar" verme niyetinde olduklarını, İngiliz ve Amerikalı yetkililerin şahısları sorgulamaya devam ettiğini bildirdi.

Silahlı polis ekipleri dün İngiltere'nin Gloucestershire bölgesindeki Fairford Üssü dışında konuşlandı (EPA)
Silahlı polis ekipleri dün İngiltere'nin Gloucestershire bölgesindeki Fairford Üssü dışında konuşlandı (EPA)

Diğer İhtimaller

İngiltere Terörle Mücadele Polisi, gözaltına alınanların tamamının Londra nüfusuna kayıtlı ve 20'li yaşlarda İngiltere vatandaşları olduğunu, soruşturmanın farklı yönlerde de ilerlediğini açıkladı. Şüpheliler, haklarında resmi suçlama yöneltilmeden veya serbest bırakılmadan önce 14 güne kadar gözaltında tutulabiliyor.

Terörle mücadele müfettişleri şüphelilerin kimliklerini henüz açıklamadı; ancak soruşturmaya yakın bir kaynak, olayın arkasındaki ana motivasyonun İran bağlantılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu, bununla birlikte Rusya bağlantısı veya radikal İslamcı unsurların varlığı gibi ihtimallerin de değerlendirildiğini ifade etti.

Aynı kaynak, olay öncesinde üste güvenlik önlemleri artırılmış olmasına rağmen şüphelilerin yakalanmasını sağlayan unsurun istihbarat çalışmaları olmadığını belirtti.

İsmini açıklamak istemeyen bir kadın çiftçi, tarlada koşan "yüzleri maskeli" bir grubu gördükten sonra polisi aradığını söyledi. Çiftçi, BBC'ye yaptığı açıklamada, "Sanırım 999 acil çağrı merkezini aramam, planlamış olabilecekleri her türlü eylemi boşa çıkardı," dedi.

Savunma Bakanı Wes Streeting, dün BBC'ye verdiği demeçte, halen devam eden bir soruşturmanın iddiaları ve arkasındaki nedenler hakkında spekülasyon yapmayacağını belirtti. Ancak İran'ın ülkeye yönelik tehditlerine genel hatlarıyla değinen Streeting, "İran ve uzantılarının bize zarar vermek istediğinin farkındayız. Demokrasimizden nefret ettiklerini biliyoruz ve çıkarlarımızı ya da müttefiklerimizi tehdit eden İran kaynaklı girişimleri defaatle boşa çıkarmamız gerektiğinin bilincindeyiz" şeklinde konuştu.

Zırhlı bir araç dün İngiltere'nin güneybatısındaki Fairford Üssü içerisinde devriye geziyor (AFP)
Zırhlı bir araç dün İngiltere'nin güneybatısındaki Fairford Üssü içerisinde devriye geziyor (AFP)

Ciddi terör tehdidi

İngiltere, Londra'nın kuzeyinde yaşanan antisemitik olaylar zincirinin ardından nisan ayında ülke genelindeki terör tehdidi seviyesini "yüksek" düzeyinden "ciddi" seviyesine yükseltti. Bu durum, önümüzdeki altı ay içinde bir "terör" saldırısı gerçekleşme olasılığının yüksek olduğuna işaret ediyordu.

Polis ekipleri, Yahudi toplumuna ait mülkleri veya İranlı muhalifleri hedef alan bu olayların birçoğu ile İran arasında bir bağlantı olup olmadığını araştırdıklarını bildirdi.

İngiltere mayıs ayında, İngiltere ve diğer ülkelerin istikrarını bozmayı hedefleyen gruplara finansal destek sağlamak ve saldırı planlamak da dahil olmak üzere düşmanca faaliyetlere karıştıkları gerekçesiyle İran bağlantılı 12 kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladı. İran ise İngiltere'de veya başka bir yerde herhangi bir saldırı veya komploya karıştığı iddialarını defaatle reddetti.

"Fairford" gözaltılarına ilişkin bir açıklama da ABD Büyükelçiliği'nden geldi. Yapılan güvenlik uyarısında Amerikan vatandaşları "tedbirli olmaya" ve "kişisel güvenliklerine dikkat etmeye" çağrıldı. Uyarıda, "ABD ile bağlantılı tesisler, toplantılar ve kuruluşlar artan risklerle karşı karşıya kalabilir," ifadesine yer verildi.

İngiltere hükümeti daha önce ABD'ye, Hürmüz Boğazı'nda gemilere saldıran İran füze sahalarını vurmak amacıyla Fairford'da konuşlu bombardıman uçaklarını kullanma izni vermişti. Hükümet yetkilileri, Başbaşkan Andy Burnham'ın olayla ilgili düzenli raporlar aldığını ve pazar günü İşçi Partisi'nin yıllık kongresindeki en az iki programa katılımını iptal ettiğini belirtti.

İran Devrim Muhafızları temmuz ayında İngiltere'yi, ABD bombardıman uçaklarının Fairford Üssü'nden kalkış yapmasına izin vermemesi konusunda uyarmış ve saldırı amacıyla kullanılan her üssün meşru hedef olacağını duyurmuştu.

Fairford'da polis, üs çevresinde 400 metrelik bir güvenlik kordonu oluşturdu ve 85 evde yaşayan sakinleri tahliye etti. Üs çevresindeki güvenlik önlemleri üst seviyeye çıkarılırken pazar günü üç beyaz kamyonun etrafında bir bomba imha robotu görüntülendi. Ana girişte polis ekipleri konuşlandırılırken, diğer geçiş noktalarını kapatmak için ağır iş makineleri kullanıldı.

Sosyal medyada şüphelilerden bazılarına ait olduğu iddia edilen fotoğraflar paylaşıldı. Yakalandıktan sonra üstsüz şekilde görülen şahısların yer aldığı görsellerin gerçekliği henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.


Putin, Rus ordusundaki personel sayısının artırılması talimatını verdi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
TT

Putin, Rus ordusundaki personel sayısının artırılması talimatını verdi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün imzaladığı kararnameyle Rus ordusunun aktif görevdeki asker sayısının 1 milyon 550 bine çıkarılmasına karar verdi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığı habere göre ağustos ayında alınan benzer bir artış kararının ardından gelen bu düzenlemeyle Rusya Silahlı Kuvvetleri’nin toplam personel sayısı 2 milyon 441 bin 630 kişiye yükselecek. Bu sayının 1 milyon 550 binini aktif görevdeki askerler oluşturacak.

Aktif görevdeki asker sayısında böylece 15 bin 500 kişi artış olacak.