Moskova: Yeni yıl arifesinde Suriye’de ateşkes ihlallerinde artış gözlemledi

Geçtiğimiz Perşembe günü İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur’da Suriyelilere yardım malzemeleri dağıtan Rus askeri (AFP)
Geçtiğimiz Perşembe günü İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur’da Suriyelilere yardım malzemeleri dağıtan Rus askeri (AFP)
TT

Moskova: Yeni yıl arifesinde Suriye’de ateşkes ihlallerinde artış gözlemledi

Geçtiğimiz Perşembe günü İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur’da Suriyelilere yardım malzemeleri dağıtan Rus askeri (AFP)
Geçtiğimiz Perşembe günü İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur’da Suriyelilere yardım malzemeleri dağıtan Rus askeri (AFP)

Rusya Savunma Bakanlığı, yeni yıl arifesinde Suriye’nin bazı bölgelerinde ateşkes ihlallerinde geçtiğimiz haftalarda görülen günlük ihlal oranlarıyla karşılaştırıldığında belli bir artış gözlemlendiğini ve yılbaşı tatilinden yararlanarak askeri ve sivil alanlara saldırılar gerçekleştiğini belirtti.
Rusya Savunma Bakanlığı tarafından Suriye'deki son durum hakkında yayınlanan günlük bültene göre, Suriye'deki ateşkesi ihlallerini denetleyen ortak Rus-Türk komisyonunun Rus tarafı, geçtiğimiz 24 saat içinde, askeri operasyonların durdurulması anlaşmasına ilişkin 48 ihlal gözlemlerken Türk tarafı 15 ihlal gözlemledi. Rus tarafının gözlemlediği ihlallerin 11'i Halep'te, 21'i Lazkiye'de, 7'si Hama'da ve 9'u İdlib'de olmak üzere birçok bölgede gerçekleştiği belirtildi. Türk tarafı ise İdlib’de 3, Hama’da 5, Lazkiye’de 5, Halep’te 2 ihlal tespit etti.
Bültende ayrıca Rusya Uzlaşma Merkezi tarafından son 24 saatte Dera’da 2 bin 156 ton ağırlığında 500 adet insani yardım kolisi dağıtıldığı belirtildi.
“Cisr eş-Şuğur'un batısında yer alan bazı bölgeler bombalandı”
Öte yandan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), pazarı pazartesiye bağlayan gece yarısından sonra savaş uçaklarının İdlib’in batı kırsalındaki Cisr eş-Şuğur'un batısında bulunan Marand ve El-Zinyeh kasabalarını bazı bölgelerini bombaladığını duyurdu. SOHR, bombardımanlarda bölgelerdeki gruplara ait eski merkezlerin hedef alındığını kaydetti.
Anlaşmadan bu yana ilk kez hava saldırısı gerçekleştirildi
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan ve 17 Eylül'de yürürlüğe giren silahsız bölge anlaşmasının ardından İdlib’de ilk kez hava saldırıları gerçekleşti. Aynı zamanda 25 Ekim'de Halep'in batı eteklerindeki hava saldırılarının ardından Putin-Erdoğan anlaşmasının geçerli olduğu bölgelerde yaşanan ikinci bombardıman oldu.
SOHR, dün gece yarısından sonra Lazkiye kırsalının kuzeyindeki Kürt Dağı’na (Cebel El Ekrad) Suriye rejimi tarafından 30’dan fazla bombardımanla hedef alındığını ve Türk- Rus ateşkes anlaşmasının geçerli olduğu bölgeler ve silahtan arındırılmış bölge içinde bir takım ihlaller gözlemlediğini açıkladı. Aynı şekilde SOHR rejim güçlerinin Bekseriye bölgesini kısa menzilli balistik füzelerle vurduğunu ve bir çocuğun yaralandığını bildirdi.
SOHR’un aktardığı ihlaller, Lazkiye kırsalında bulunan Hmeymin Hava Üssü’ndeki Rusya Uzlaşma Merkezi tarafından İdlib bölgesinde meydana gelen ihlallerle aynı dönemde gerçekleşti.
Rusya'nın Suriye'deki Ateşkesi İzleme Merkezi Başkanı Korgeneral Sergey Solomatin, ateşkes ihlalleriyle ilgili ayrıntılı bilgi verdi. Solomatin, militanların son 24 saat içinde İdlib, Lazkiye, Hama ve Halep’te 20 kasaba ve köyü bombaladıklarını Lazkiye'nin kuzeydoğusundaki Karmil köyüne yönelik saldırıda Suriyeli bir askerin öldüğünü belirtti.
Lübnan ve Ürdün'den bin 300 mülteci Suriye’ye geri döndü
Öte yandan Ateşkesi İzleme Merkezi tarafından yapılan açıklamaya göre, bir gün içinde Lübnan ve Ürdün'den bin 300’den fazla mültecinin Suriye’ye geri döndü.
120’si kadın 203’ü çocuk olmak üzere 398 mültecinin Lübnan’dan Cedide Yabus ve Telkele sınır kapılarından, 269’u kadın ve 457’si çocuk olmak üzere 896 mültecinin ise Ürdün'den Nasib Sınır Kapısı’ndan geçerek Suriye’ye döndükleri belirtilen açıklamada ülke içinde mülteci konumundaki 446 kişinin de daimi ikamet bölgelerine geri döndükleri aktarıldı.
Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye’deki Uzlaşma Merkezi’nin 2018 faaliyet raporunu Pazar günü açıkladığını belirterek, merkezin Şam Uluslararası Havalimanı'ndaki bir terminal ve Tartus bölgesindeki sahil kenti Baniyas dahil olmak üzere 10 mülteci giriş kapısının çalışmalarına yardımcı olduğunu 29 Aralık’a kadar 213 bin 362 mültecinin Suriye'deki evlerine döndüğünü bildirdi.
Merkez ayrıca 29 Aralık’a kadar mülteciler ve eski militanlar dahil olmak üzere askerlik görevinden kaçan 21 bin 700’den fazla Suriyelinin genel af kapsamına alındığını aktardı.
Suriye'de Rus-İsrail koordinasyonu
Öte yandan Rusya basınında yer alan haberlerde, Moskova'nın son dönemde Rusya ile İsrail arasındaki ilişkilerde yaşanan gerginliğe rağmen İsrail ile tam olarak koordine sağlamaya devam edildiği kaydedildi. Nezavisimaya gazetesi, İsrail’in Suriye’de İran’a ait bölgelere yönelik bombardımanlarına devam etmesinin, Rusya’nın Suriye’deki politikasına fayda sağladığı aktardı.
Gazete tarafından açıklamaları aktarılan İsrail Dışişleri Bakanlığı Avrasya Dairesi Başkan Yardımcısı Alex Ben Zvi, Tel Aviv’in, ABD güçlerinin Suriye’den geri çekilmesi temelinde İran’ın Suriye’deki kuvvetlerini güçlendirme olasılığına karşı verilecek cevabın ciddiyeti konusunda hazırlıklarına devam ettiğini söyledi. Zvi, verilecek karşılığın tehdit derecesinin boyutuna bağlı olduğunun altını çizdi.
Nezavisimaya gazetesi, Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi Uzmanı Anton Mardasov’un İsrail saldırılarının, değişen politik ve saha koşullarına bağlı olduğu şeklindeki açıklamalarını aktardı. Bu taktiğin, genellikle saha operasyonlarını dış politika olaylarıyla ilişkilendirmeyi tercih eden Şam’ın eylemlerine karşı bir tutum çerçevesinde gerçekleştiğine dikkati çeken Mardasov, Esed rejiminin Arap liderlerin ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma kararını eleştirmelerini gerekçe göstererek, Golan Tepeleri yakınlarında birkaç operasyon gerçekleştirmesini buna örnek gösterdi.
“Tahran Suriye'yi terk etmeyecek”
İsrail’in Suriye’de İran taraftarı güçlere yönelik saldırılarının Rusya için faydalı olduğunu belirten Mardasov, Suriye’deki çatışmalar bağlamında uzun ve karmaşık bir ilişki geçmişine sahip olunan İran ile işbirliği yaparken diğer yandan İsrail ile işbirliğinin Rusya’ya Şii İran ile arasına belli bir mesafe koymasına izin verdiğini belirtti. İran'ın geleceğe yönelik isteklerinin önüne geçmenin Moskova için önemli olduğunu ifade eden Mardasov, bunun sebebini Tahran’ın Suriye'yi terk etmeyecek ve orada birçok yerel grup  ve çeşitli ekonomik projeler aracılığıyla Suriye’nin askeri ve siyasi seçkinleriyle çalışmaya devam edecek olmasına bağladı.



İsrail Cumhurbaşkanı: Avustralya'daki Yahudi karşıtlığı 'korkutucu ve endişe verici'

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı: Avustralya'daki Yahudi karşıtlığı 'korkutucu ve endişe verici'

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)

Avustralya'yı ziyaret eden İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, ülkedeki antisemitizmi “korkutucu” ve “endişe verici” olarak nitelendirirken, “barış isteyen sessiz çoğunluk Avustralyalılar”a da dikkat çekti.

Herzog, Sidney'deki Bondi Plajı'nda meydana gelen ölümcül silahlı saldırının kurbanlarına taziyelerini sunmak ve Yahudi topluluğunu teselli etmek için pazartesi günü Avustralya'ya dört günlük bir ziyaret başlattı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bugün Melbourne'a (güneydoğu) gitmeden önce Seven TV'ye verdiği demeçte, 14 Aralık'ta 15 kişinin öldüğü saldırının ardından antisemitik nefret “dalgasının” zirveye ulaştığını söyledi.

Bunun “korkutucu ve endişe verici” olduğunu vurgulayan Herzog, “barış isteyen, Yahudi topluluğuna saygı duyan ve elbette İsrail ile diyalog kurmak isteyen sessiz bir Avustralya çoğunluğu da var” diye belirtti.

Pazartesi günü, Herzog'un Sidney'e gelişini protesto eden Filistin yanlısı göstericiler ve polis arasında çatışmalar çıktı.

AFP muhabiri, polisin göstericileri dağıtmak için biber gazı kullandığını ve yürüyüş önceden belirlenmiş rotadan sapmaya çalıştığında Fransız basın muhabirleri de dahil olmak üzere, gazetecilere göz yaşartıcı gaz atıldığını bildirdi.

Görsel kaldırıldı.
Melbourne'deki Flinders Street İstasyonu önünde İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un ziyaretine karşı düzenlenen gösteri için toplanan protestocular (EPA)

AFP muhabiri, yürüyüşçüler ile polis arasında çıkan çatışmalarda en az 15 protestocunun gözaltına alındığını bildirdi.

Yürüyüş, Herzog'u Gazze Şeridi'nde “soykırım” yapmakla suçlayan ve Canberra'nın uluslararası yükümlülüklerine uygun olarak soruşturulmasını talep eden Palestine Action grubu tarafından düzenlendi.

Avustralya'daki Yahudileri temsil eden ana kuruluş olan Avustralya Yahudileri Yürütme Konseyi ziyareti memnuniyetle karşılarken, Avustralya Yahudi Konseyi ziyareti reddetti ve İsrail cumhurbaşkanını, Gazze Şeridi'nin “süregelen yıkımından” sorumlu tuttu.

Görsel kaldırıldı.
Pazartesi günü, Sydney'de Herzog'un gelişini protesto eden Filistin yanlısı göstericiler ile polis arasında çatışmalar çıktı (EPA)

Bu arada ABC, Melbourne Üniversitesi'ndeki bir binaya “Herzog'a ölüm” yazısının yazıldığını bildirdi.

2025 yılında, bağımsız bir BM soruşturma komisyonu, İsrail'in 7 Ekim 2023'te Hamas'ın Yahudi devletine saldırmasının ardından patlak veren savaşın başlangıcından bu yana Gazze'de “soykırım” işlediğine karar verdi.

Birleşmiş Milletler adına konuşmayan komisyona göre, Herzog ve diğer İsrailli liderler Filistin topraklarında “soykırımı kışkırttı”, ancak İsrail bunu ‘kesinlikle’ reddetti, “önyargılı ve yanlış bir rapor” olarak kınadı.


Rusya adına casusluk yapan Ukraynalıların sayısı neden artıyor?

Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)
Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)
TT

Rusya adına casusluk yapan Ukraynalıların sayısı neden artıyor?

Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)
Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)

Ukrayna’da bir papazın kızı Rus istihbaratına casusluk yapmaktan 15 yıl hapse mahkûm edildi

19 Temmuz 2024 günü öğleden kısa bir süre sonra, bir papazın kızı 19 yaşındaki Hristina Garkavenko, Ukrayna’nın doğusundaki Pokrovsk kentinde bulunan bir kiliseye geldi. Dindar olmasına rağmen bu kez kiliseye ibadet için gitmemişti.

Babasının burada görev yapması nedeniyle binayı iyi tanıyan genç kadın, ikinci kata çıkarak odalardan birine girdi. Perdelerle kapatılmış pencerede cep telefonunu canlı yayın kamerası olarak yerleştirdi ve cihazı, doğudaki cephe hatlarına gidip gelen Ukrayna askeri birlikleri ve araçlarının kullandığı yola doğru çevirdi. CNN’in aktardığına göre, görüntüler doğrudan Rus istihbaratına iletildi.

Ukraynalı savcılara göre Garkavenko’nun Rus istihbaratı adına yürüttüğü tek faaliyet bu değildi. Genç kadın yıl boyunca bir Rus ajanıyla temas halinde kalarak, stratejik öneme sahip Pokrovsk’taki Ukrayna askerleri ve askeri teçhizatın konumlarına ilişkin bilgiler aktardı.

Binlerce kişiden biri

Vatana ihanet suçundan 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Garkavenko’nun, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) ve diğer Rus istihbarat birimleri tarafından ülkesi aleyhine casusluk yapmak üzere devşirildiği düşünülen binlerce Ukraynalıdan biri olduğu ifade edilidyor.

Ukrayna Güvenlik Servisi’ne (SBU) göre Rusya’nın Şubat 2022’de başlattığı kapsamlı işgalden bu yana 3 bin 800’den fazla vatana ihanet soruşturması açıldı. Bu davalarda bin 200’den fazla kişi suçlu bulunarak hüküm giydi.

Hüküm giyenler ortalama 12 ila 13 yıl arasında ceza alırken, bazı sanıklar müebbet hapisle cezalandırılıyor.

CNN’in ulaştığı FSB ise konuyla ilgili yorum yapmayı reddetti.

Şarku'l Avsat'ın CNN’den aktardığına göre Ukraynalı avukat ve uluslararası insancıl hukuk uzmanı Andriy Yakovliv yaptığı açıklamada, Kiev yönetiminin “adil yargılama için gerekli koşulları sağladığını” ve ülke mahkemelerinin genel olarak usul kurallarına uyduğunu belirtti. Yakovliv, savcılığın yeterli delil olmadan dava açmadığını ve mahkûm etmek üzere herhangi bir bahaneye başvurmadığını belirtti.

En yaygın ihanet türü

SBU’ya göre savaş döneminde en yaygın vatana ihanet türü, bilgilerin Rus istihbaratına sızdırılması.

SBU’nun açıklamasına göre “Cephe hattına yakın bölgelerde en sık, Ukrayna ordusunun hareketleri ve konuşlandığı yerler hakkında bilgi toplayıp bunları sızdıran ajanları yakalanıyor. Ukrayna’nın batı ve orta kesimlerinde ise askeri tesisler ve kritik altyapı hakkında bilgi toplanıyor, bunları sızdırıyor ve enerji santralleri, polis binaları ile demiryolu hatları yakınında sabotaj girişimlerinde bulunuluyor.”

Ukraynalılar neden casusluğu kabul ediyor?

CNN’nin haberine göre Rusya’nın devşirdiği Ukraynalılar farklı kesimlerden geliyor. Ukraynalı istihbarat yetkililerine göre ideolojik nedenlerle hareket edenlerin sayısı azalıyor. Casusluğu kabul edenlerin çoğu için temel motivasyon para.

SBU, Rus istihbaratının öncelikli olarak işsizler ya da uyuşturucu, alkol veya kumar bağımlılarını veya paraya acil ihtiyacı olan kişileri hedef aldığını belirtiyor.

SBU’da görevli bir karşı istihbarat yetkilisi CNN’e yaptığı açıklamada, Telegram kanallarının devşirmede kullanılan en yaygın araçlarından biri olduğunu söyledi. Yetkiliye göre Ruslar, “hızlı ve kolay kazanç” vaat eden ilanlar yayımlıyor ve görevleri kademeli olarak veriyor.

Yetkili, ilk aşamada oldukça basit olan görevler verildiğini belirtiyor, “Örneğin kahve satın almak ve kafedeki fişi fotoğraflamak gibi. Bunun karşılığında para banka kartına yatırılıyor ve devşirme süreci adım adım ilerliyor. Daha sonra demiryolu hatları boyunca kamera yerleştirmek, askeri tesisleri görüntülemek gibi daha hassas görevler veriliyor” dedi.  

Yetkili ayrıca, kişinin bir aşamada iş birliğini reddetmesi durumunda Rus ajanların şantaja başvurduğunu ve önceki yazışmaları SBU’ya iletmekle tehdit ettiğini belirterek, “O noktadan sonra geri dönüş imkanı kalmıyor” değerlendirmesinde bulundu.


Nobel Komitesi, Nergis Muhammedi'nin İran'da tutuklanmasını ve "kötü muameleye" maruz kalmasını kınadı

Nergis Muhammedi (AFP)
Nergis Muhammedi (AFP)
TT

Nobel Komitesi, Nergis Muhammedi'nin İran'da tutuklanmasını ve "kötü muameleye" maruz kalmasını kınadı

Nergis Muhammedi (AFP)
Nergis Muhammedi (AFP)

Nobel Komitesi dün, 2023 Nobel Barış Ödülü sahibi Nergis Muhammedi'nin aralık ayında İran'da tutuklanmasından derin endişe duyduğunu ve sağlık durumunun kötüye gittiğini belirtti.

53 yaşındaki İranlı insan hakları aktivisti, 12 Aralık'ta kuzeydoğudaki Meşhed kentinde, ölü bulunan bir avukatın anma töreninde konuşma yaptıktan sonra diğer aktivistlerle birlikte gözaltına alınmıştı.

Komite yaptığı açıklamada, “Norveç Nobel Komitesi, Nergis Muhammedi'nin hayatını tehdit eden şiddetli tutuklama ve devam eden fiziksel istismara ilişkin güvenilir haberlerden derin endişe duymaktadır” denildi. Açıklamada, tıbbi bakım alabilmesi için derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması çağrısı yinelendi.

Tutuklanmasından üç gün sonra yaptığı ilk telefon görüşmesinde Muhammedi, İran güvenlik güçlerinin kendisini “İsrail hükümetiyle iş birliği yapmakla” suçladığını söyledi.

Muhammedi’nin eşi Taki Rahmani, Meşhed'deki savcının Nergis'in kardeşine, Nergis'in şehir istihbarat servisi tarafından gözaltında tutulduğunu ve tutuklanmadan önce katıldığı “töreni yönetmek” suçlamasıyla da yargılandığını bildirdiğini söyledi.

İran'ın en önde gelen insan hakları savunucularından biri olan Nergis Muhammedi, son yirmi yılın çoğunu aktivistleri ve siyasi muhalifleri barındırmasıyla tanınan Tahran'daki Evin Hapishanesi'nde geçirdi. Aralık 2024'te geçici olarak serbest bırakıldıktan sonra yeniden tutuklandı.

Son tutuklanması, kısmen Kasım 2021'de “rejime karşı propaganda” ve “devlet güvenliğine karşı komplo” suçlamalarıyla 13 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmasından kaynaklanıyor.