Tunus'ta ipler kimin elinde?

Hükümetin kalkınma ve istihdam sağlamadaki tekrarlı başarısızlıkları, çoğu sektörde protestoların dozunu artırdı (AFP)
Hükümetin kalkınma ve istihdam sağlamadaki tekrarlı başarısızlıkları, çoğu sektörde protestoların dozunu artırdı (AFP)
TT

Tunus'ta ipler kimin elinde?

Hükümetin kalkınma ve istihdam sağlamadaki tekrarlı başarısızlıkları, çoğu sektörde protestoların dozunu artırdı (AFP)
Hükümetin kalkınma ve istihdam sağlamadaki tekrarlı başarısızlıkları, çoğu sektörde protestoların dozunu artırdı (AFP)

Tunus Başbakanı Yusuf Şahid’in yatırımcı ve vatandaşlara ekonomik ve güvenliğe ilişkin güvence içeren ifadelerine rağmen, toplumsal ve siyasi göstergeler, bir yandan cumhurbaşkanı ve başbakanı bir yandan 2014 sonundaki seçimlerden bu yana Nida Partisi ve Nahda Hareketi liderleri, diğer yandan da sendikalar ve koalisyon hükümeti arasındaki medya savaşının başlamasıyla hala yüksek.
Yeni yıl arifesinde cumhurbaşkanı, başbakan, parti ve sendika liderleri ülkenin siyasi, güvenlik ve ekonomik geleceğini başkanlık kuruluşlarının sorumluluğuna bırakmayı hedefleyen yeni bir siyasi girişim başlattı. Ulusal ve bölgesel karar alma çevrelerindeki en büyük sorular ise; “8 yıl süren istikrarsızlık ve siyasi bölünmeden sonra Tunus’u kim yönetecek? Yürütme başkanları ve iki büyük lider arasındaki sürtüşmeyi onarmada başbakan, meclis başkanı, iktidar parti ve sendika liderlerinin varlığındaki yeni Kartaca Sarayı diyalogları başarıya ulaşabilecek mi? Yoksa “Tunus İstisnası” ve “tek Arap demokratik uzlaşma modeli” siyasi farklılıklar ve artan toplumsal huzursuzluk nedeniyle sona mı erecek?” çerçevesinde gelişti.
Birkaç hafta önce Cumhurbaşkanı ve Nida Tunus Partisi lideri el-Baci Kaid el-Sibsi, Başbakan Yusuf Şahid ve Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi üst düzey siyasi yetkililer, Arap ve Batı ülkelerinden bazı yetkililerle Tunus’un içinde ve dışında ‘ülke tarihinin en tehlikeli siyasi krizini kontrol altına almak, normal koşullarda bu yıl başkanlık ve parlamento seçimlerinin düzenlenmesine olanak tanıyan yeni bir fikir birliğine varmak, ülkedeki siyasi partiler arasındaki anlaşmazlıkları ortadan kaldırmak amacıyla’ maraton görüşmeleri yaptı.
Ancak Nida Tunus Partisi’nin eski genel koordinatörü ve Sibsi destekçisi Rıza Belhac, ‘Başbakan Yusuf Şahid’in görevinin uzatılması veya parlamentoda güvenini yeniden sağlaması hususunda’ cumhurbaşkanı ve yandaşları ile Nahda hareketi lideri Gannuşi ve mevcut hükümetteki yandaşları arasındaki anlaşmazlığın çok büyük olduğunu vurguladı.
Bu çerçevede onursal Başkanı Tunus Cumhurbaşkanı’nın olduğu Nida Tunus Partisi’nin stratejik ve liderlik çalışmaları danışmanı Naci Colul, Cumhurbaşkanının ve Nisa Partisi’nin bir yakın ortağının, Yusuf Şahid ile ilişkileri koparmadan önce Nahda Hareketi liderliği ve hükümetteki destekçileri ile diyalog kanalları açmayı reddettiğini belirtti.
İstikrar Talepleri
Öte yandan Yusuf Şahid’i ve iki ay önce şekillendirdiği yeni koalisyon hükümetini destekleyen birçok tavır da mevcut. Bu duruma Kemal Mercan gibi sosyalist sol, liberal laik parti üyeleri de dahil. Aynı şekilde yeni koalisyon hükümetinde üç pozisyona sahip, solcu Tunus Projesi Hareketi Başkanı Muhsin Merzuk gibi Yusuf Şahid’in eski rakiplerinden bazıları da konu hakkında değerlendirmede bulundu. Bu çerçevede Merzuk, Şahid’in mevcut hükümette görevini sonlandırma karşılığında istikrar sağlanacağını belirtti. Aynı şekilde solcu el-Masar Partisi lideri Samir el-Tayyib de ülkeyi Ocak 2011 devriminden bu yana ortaya çıkan hükümet istikrarsızlığına itme tehlikeleri konusunda uyarıda bulundu.
Nahda Hareketi Şura Konseyi Başkanı Bakan Abdul Kerim el-Haruni, partisinin kurumlarının ülkedeki siyasi istikrarı destekleyen Yusuf Şahid ile dayanışma içerisinde olduğunu belirtti. El-Haruni, normal şartlarda mevcut yılın sonbahar döneminde yapılması kararlaştırılan başkanlık ve parlamento seçimlerinin uygulanabilirliği üzerine de bahis oynadı.
Eski Dışişleri Bakanı Refik Abdusselam da Şahid hükümetine desteğini yineledi. Ülkenin ihtiyaç duyduğu politik istikrarı destekleme çağrısı yapan Abdusselam, çalışma ortamını ve yaşam koşullarını iyileştirmek amacıyla iş adamları ve vatandaşlara da çağrı yaptı.
Koşulsuz Destek
Ancak Cumhurbaşkanı el-Baci Kaid el-Sibsi'ye yakın bazı tarafların uyguladığı baskı, bu sonbaharda yapılması kararlaştırılan seçimlerde Yusuf Şahid’in uzaklaştırılıp şansının azaltılmasını hedefliyor. Zira bu baskı aynı zamanda, siyasi ve partizan projeyi destekleyen politikacıların ve medya organlarının pozisyonlarında da bir değişikliğe neden oldu.
2018 yılının son haftasındaki sürprizlerden biri, Tunus cumhurbaşkanının ‘başbakan ve koalisyon hükümetindeki ortaklarını aleni bir şekilde ülkenin tanık olduğu grev, toplumsal ve ekonomik anlaşmazlıkların sorumlusu olmakla suçladığı’ siyasi bir toplantı düzenlemesi oldu. Toplantı, Şahid’in hedeflediği bir medya savaşıyla eş zamanlı olarak gerçekleşti. Yusuf Şahid, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada cumhurbaşkanının iddialarına yanıt vererek, iktidar partinin ve ülkenin içerisinden geçtiği siyasi krizin sorumluluğunun “yolsuzluk sembolleri” olduğuna dikkati çekti. Medya savaşı ayrıca, Şahid yanlısı bir partiyi, siyasi ve seçim projesi ortaya koymaya hazırlanan Nida Partisi’nden ayrılmış bazı eski bakan ve milletvekillerini de hedef aldı. Söz konusu savaş, Nahda Hareketi’ni, eski Adalet Bakanı Nureddin el-Buhayri'nin önderlik ettiği parlamento bloğunu ve eski Başbakan Ali el-Ureyd'ide kapsıyordu.
Aynı şekilde Cumhurbaşkanı, başbakan ve yandaşlarını “Nahda Hareketi’ne bağımlılıkla” suçlarken onları “Nahdavi” olarak nitelendirdi.
Ancak cumhurbaşkanlığı ve hükümet kuruluşlarındaki birçok taraf, aynı şekilde Nahda ve Nida liderlikleri hala ayrılık ve çatışma seçeneklerini uzak tutmaya çalışıyor. Bu bağlamda bazı kesimler, Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi, iş adamları Nureddin el-Tabubi ve Samir Macul’un da varlığında başbakan ve meclis başkanı ile Kartaca Sarayı’nda bir araya geldi. Durum, tüm siyasi partileri içeren bir uzlaşma çizgisi bulma çabası olarak değerlendirildi. Ancak Nida Partisi’nin eski genel koordinatörü Rıda Belhac, toplantıyı Kartaca Sarayı’ndaki bazı karar vericilerin Yusuf Şahid’i uzaklaştırma ve cumhurbaşkanı ile başbakan arasındaki kopukluğu onarma seçeneğine tutunma çabası olarak yorumladı. Aynı zamanda Şahid de bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, yaklaşan başkanlık ve parlamento seçimleri de dahil olmak üzere bu yıl daha büyük bir rol oynamak istediğini söyledi.
Başbakan, Cumhurbaşkanı el-Sibsi'nin oğlu Hafız Kaid el-Sibsi'ye yönelik sert eleştirilerine rağmen, babası Kaid el-Sibsi ile ipleri koparmadı. Aralarındaki ilişkinin “değiştiğini ama bitmediğini” söyleyen Yusuf Şahid, yürütme organı başkanının yetkilerini tanımlayan anayasaya saygı gösterdiğini belirtti.
Ancak Cumhurbaşkanının siyasi danışmanı Nureddin bin Netişe, resmi sözcüsü Saida Kuraş ve medya yetkilisi Firas Kafraş, Şahid’in ve yandaşlarının ifadelerine karşı çıktı. Anayasanın, 2014 seçimlerini kazanan parti olarak başbakanlık pozisyonuna aday olan Nida Partisi liderliğine bağlı olması gerektiğini vurguladı.
Farklı Pozisyonlar
Söz konusu anlaşmazlıklar ortasında 3 ay içerisinde partinin seçim kurulunun düzenlenmesi için hazırlıklar sürerken Cumhurbaşkanı Kaid el-Sibsi'nin tavrı ‘Başbakan Yusuf Şahid’deki siyasi kararsızlık, Nida Partisi’nden ayrılanlar ve Nahda Hareketi’ndeki müttefikleri, diyalog, iç ve dış arabuluculuğu kabul etme ilkesi’ arasında değişiklik gösteriyor.
Çeşitli kaynaklar, Savunma Bakanı Kerim el-Zubeydi'nin farklı taraflar arasında uzlaşı sağlamak üzere sessiz çabalar sarf ettiğini belirtti.
Aynı şekilde Cumhurbaşkanı, Yusuf Şahid liderliğinde siyasi bir parti kurmayı planlayan hükümet ve muhalif liderleri ile bir araya geldi.
Nahda Hareketi liderliği ile olan ilişkisinde olumsuz gelişmelere değinen Cumhurbaşkanı Sibsi’nin bazı ifadeleri, “dost” olarak tanımladığı Gannuşi ile mevcut hat karşısında da açık bir kapı bıraktı. Cumhurbaşkanı,  Gannuşi’nin Yusuf Şahid yandaşlığı sebebiyle belirgin siyasi anlaşmazlıklarına rağmen onları birbirlerine bağlayan “ipi” koruyacağını söylemişti. Kaid el-Sibsi, hükümet ve parlamento çalışmalarını felç etmek veya anayasa çalışmalarını aksatmak için anayasal yetkilerini kullandığı hipotezlerini ise reddetti.
Ancak anayasal metinlerin içeriğinden bağımsız olarak Tunus’taki durum, ‘en önemli siyasi mutfağın hala Kartaca’da bulunan Cumhurbaşkanlığı sarayında olduğunu’ ve ‘askeri ve güvenlik kurumları, parlamento başkanlığı ve iktidar partisinin liderliği yönünde Tunus’un dış ilişkilerini kontrol ettiğini’ doğruluyor.
Cumhurbaşkanının üst düzey danışmanı ve ofis direktörü Selim el-Azabi'nin Nida Partisi’nden ayrılıp Yusuf Şahid’in ekibinde katılmasına rağmen, Cumhurbaşkanının stratejik ve liderlik çalışmaları danışmanı Naci Colul, siyasi liderlikler ve Tunus sendikaları arasındaki uzlaşının “Sendikalar Genel Birliği ile daha fazla  krize neden olan mevcut hükümetin liberal politikaları tarafından değil, Cumhurbaşkanı tarafından desteklenmesiyle ve Nida Partisi’nin merkezi politik ve toplumsal programlarına saygı gösterilmesiyle” mümkün olacağını vurguladı.
Geçtiğimiz kasım ayının başlarında özellikle Nida ve Nahda liderlikleriyle iyi ilişkiler kurması dolayısıyla Sibsi tarafından yeni ofis müdürü olarak atanan bakan ve iş kadını Selma el-Lumi de dahil Kartaca Sarayı’ndaki bazı isimler, daha büyük bir ulusal politik rol oynamaya aday gösterildi. Nida Partisi liderliğinde bazı kesimler ise üyeliğini dondurma kararına karşı çıkılan üyelerden biri olarak ve Şahid ile yeni bir sayfa açma hazırlığı yapan el-Lumi'nin partiye liderlik etme ve gelecek başkanlık seçimleri adayları arasında olma olasılığını uzak görmüyor.
Bu bağlamda Tunus'ta çok sayıda politikacı tarafından ortaya atılan soru şu; Mevcut siyasi çıkmazdan, Kartaca’daki cumhurbaşkanlığı sarayında, Kasbah’da, Nida ve Nahda liderliklerinde karar alıcılar arasındaki çekişmelerden nasıl kurtulabiliriz? Tunus, başkanlık ve parlamento seçimleri bitene kadar güçlü ve birleşik bir merkezi otorite olmadan ayakta kalabilecek mi?
 
Koalisyon yetkilileri, muhalefet ve sendikalar arasındaki karşılıklı suçlamalara rağmen, birçok kesimin ifadeleri, iki iktidar parti olan Nida ve Nahda içerisinde dünkü yoldaşlar arasında yeni bir uzlaşı köprüsü kurma arzularını ortaya koyuyor.
Şahid hükümetinin istikrarını destekleyen Nahda liderliğinin yayınladığı yeni bir bildiriye rağmen, eski Dışişleri Bakanı Refik Abdusselam da dahil olmak üzere bir dizi lider, kağıtları yeniden düzenlemek için kapıyı açan Kartaca Sarayı’na yeni siyasi mesajlar gönderdi. Bu çerçevede Şahid’in ve yandaşlarının yeni bir parti kurma olasılığını siyasi istikrarı desteklemek amacıyla memnuniyetle karşıladıklarını belirttiler. Ancak bu işbirliği, diğer siyasi partilerin hesapları pahasına stratejik bir ortaklık ve cumhurbaşkanı ile diyalog anlamına gelmiyor.
Gözlemciler ise söz konusu ifadeleri, mevcut hükümetin ve başkanın geleceği de dahil olmak üzere tüm güçlü dosyaları yeniden müzakere etme arzularını yansıtan bir bildiri olarak nitelendirdi.
Öte yandan Nahda Hareketi Şura Konseyi Başkanı Bakan Abdul Kerim el-Haruni, genişleyen konsey toplantısında hükümetin istikrarını destekleme kararı alındığını belirtti. Şahid’in gelecek seçim yarışında idari kurumları istemediğini söyleyen el-Haruni, bu durumun Nahda’nın Şahid ile kurduğu ilişkide başa dönüldüğünü, yani başkanlık seçimlerine aday olmaya veya parlamento seçimlerinde bir partiyi yönetmeye karar vermesi halinde başbakanlıktan çekilmesinin talep edileceğini belirtti.
Diğer taraftan Gannuşi ve Nahda’daki diğer liderlerin siyasi danışmanı eski Bakan Lutfi Zeytun’un, geçtiğimiz yaz ayının başlarından bu yana cumhurbaşkanlığı ve Nida Partisi liderliği konusunda olası bir kırılmaya karşı direniş gösterdiği belirtildi. Aynı şekilde Naci Colul, ülkenin tanık olduğu siyasi krizin çözümünün “tüm siyasi partilerden bağımsız isimleri içeren teknokratlar hükümetinin kurulmasıyla” sağlanacağını belirtti.
Ancak Colul, bazı sendika yetkilileri, Nida ve muhalif parti liderleri, mevcut başbakanın ve siyasi bakanların görevden alınmasını talep ederek, Mehdi Cuma’nın üstlendiği 2014 yılında olduğu gibi, siyasi ve seçim projelerine tam olarak adanma çağrısı yaptı.
Ancak sol görüşlü Tunus Projesi Partisi lideri Muhsin Merzuk, Nida Partisi’nden ayrılan bazı isimler ve İslamcı yandaşları, bu talebi reddederek, anayasanın ‘seçimlere katılma kararı almaları halinde başbakan ve bakanların istifa etme zorunluluğu’ getirmediğini savundu.
Kulislerde şu anda ülkenin en önemli siyasi partileri arasındaki Nahda Hareketi’ne karşı açık bir ittifak oluşturulması, İslamcıların yaklaşmakta olan seçimlerde şanslarını azaltmak amacıyla Sibsi, Şahid ve müttefiklerinin birleştirilmesi de dahil, gelecek aşamada ülkenin yönetimi üzerine yazılan senaryolar dağıtılıyor. Bu senaryoların sahipleri, siyasi İslam ve dini referanslarla, muhafazakar akım hareketliliği olarak tanımladıkları farklı dosyalarla seçim projelerinde Nahda’ya karşı oynayan “modernist ve laik” cepheleri canlandırmaya çalışıyor.
Aynı şekilde Nida Partisi kadroları ve yeni bir liderliğin seçilmesi arasındaki birlik konferansı hususunda da bahse giriyorlar.
Bu seçeneğin başarısızlığına dair oluşturulan tabloda, ikinci bir senaryo yani, Şahid’in yandaşlarının Sibsi liderliğindeki partinin kadrolarının çoğunluğunu miras alarak yeni bir parti kurma senaryosu da bulunuyor.
Ancak tüm politikacıların hesapları, genel bir şekilde Libya, Cezayir ve bölgedeki gelişmelere bağlı olarak toplumsal patlamalar ve güvenlik bozulmaları da dahil yeni unsurların ortaya çıkmasıyla çökebilir.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.