​Mısır ve Fas ikili ilişkileri güçlendiriyor

Dışişleri Bakanı Samih Şükri’nin dün Kahire’de Faslı mevkidaşı Nasır Burita ile yaptığı müzakereden bir kare
Dışişleri Bakanı Samih Şükri’nin dün Kahire’de Faslı mevkidaşı Nasır Burita ile yaptığı müzakereden bir kare
TT

​Mısır ve Fas ikili ilişkileri güçlendiriyor

Dışişleri Bakanı Samih Şükri’nin dün Kahire’de Faslı mevkidaşı Nasır Burita ile yaptığı müzakereden bir kare
Dışişleri Bakanı Samih Şükri’nin dün Kahire’de Faslı mevkidaşı Nasır Burita ile yaptığı müzakereden bir kare

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri, dün Kahire’de, Faslı mevkidaşı Nasır Burita ile iki ülke arasındaki ikili ilişkileri geliştirme yolları, ortak  bölgesel meselelerin tartışılması ve bölgedeki mevcut zorluklarla başa çıkılması konusunda görüşmelerde bulundu.
Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Danışman Ahmed Hafız söz konusu görüşme hakkında şu açıklamalarda bulundu: “İki bakan, iki ülkenin her alanda ikili ilişkileri ilerletme konusundaki ortak isteğini dile getirerek, ikili işbirliği yollarında her seviyede ivmeyi korumanın, çeşitli alanlarda işbirliği ufukları araştırmanın ve iki ülke arasında ortak yüksek komite düzenlenmesi için hazırlanmanın önemini  vurguladı.”
Sözcünün bildirdiğine göre görüşmede Suriye, Libya ve Yemen’deki durum da dahil olmak üzere Arap arenasındaki mevcut zorluklarla ilgili görüş alışverişinde bulunuldu ve Arap ülkelerinin çeşitli zorluklarla başa çıkma yeteneklerini geliştirmek için ortak Arap işbirliği mekanizmalarını desteklemenin önemi vurgulandı.
Filistin ve Kudüs gündemi
İki bakanın Filistin meselesindeki gelişmeleri ve Kudüs kentindeki durumları ele aldığını ve Filistin halkının meşru hak ve taleplerini elde etmesi için adil bir çözüm yolunda ilerleme kaydetmenin önemini vurguladığını belirtti.
Mısır Dışişleri Bakanı, toplantıdan sonra yapılan ortak basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin ve Fas Kralı VI. Muhammed’in iki ülke arasındaki ilişkileri himaye etmesinin daha geniş ufuklara doğru ivme kazandırdığını vurguladı. Ortak Yüksek Komite toplantılarına hazırlanmak için bir sonraki aşamada temasların ve toplantıların yoğunlaşacağını açıkladı.
Fas Bakanı’nın Kahire’ye yaptığı ilk ziyaretin öneminin altını çizdi ve bu ziyaretin özellikle iki halk arasındaki sağlam bağ ve ilişkiler çerçevesinde çalışmaya devam etmek amacıyla iki ülkenin siyasi iradesini desteklemek için gerçekleştiğini belirtti. Arap Birliği ve uluslararası toplantılar çerçevesinde iki taraf arasında sürekli bir temasın bulunduğuna işaret etti. Şükri, Faslı mevkidaşı ile çeşitli alanlardaki ikili ilişkileri tartıştığını, önümüzdeki dönemde aktifleşmesi için ilişkileri yöneten yasal çerçevenin gözden geçirileceğini belirtti. Görüşmelerin bölgesel meselelere de odaklandığını ve Filistin meselesiyle ilgili uzlaşı ve fikir birliğini yansıttığını vurguladı. Özellikle Fas Kralı’nın Kudüs Komitesi’nde önemli bir rol oynadığını ve iki ülkenin bu konudaki koordinasyonun devam edeceğini belirtti.
Dışişleri Bakanı sözlerine şöyle devam etti: “Afrika Birliği’ndeki ortak üyeliğimiz ve reform sisteminin ilerlemesi ışığında ve özellikle de Mısır’ın Birliğin başkanlığını devralmasından hemen önce koordinasyon konusu tartışıldı.”
Öte yandan, Fas Dışişleri Bakanı, Fas’ın tüm alanlarda Mısır’la ilişkilerine verdiği öneme işaret ederek Fas’ın güvenlik ve istikrarını etkileyen her şeyde Mısır’la dayanışma içinde olduğunu ve Mısır’ın güvenlik ve istikrarını korumak için aldığı önlemleri desteklediğini vurguladı.
Burita, iki ülke arasındaki işbirliği mekanizmalarının harekete geçirilmesinin önemini vurgulayarak, bu konuda iki ülke arasında bu yıl sonuna kadar siyasi ve stratejik bir diyalog düzenlenmesi ve iki ülkenin işadamlarına yönelik bir komite oluşturulması konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.
İki ülke arasındaki seçkin halk iletişiminin önemine dikkat çekti ve şöyle dedi: “Mısır, vatandaşları Fas’a vizesine sahip olan ikinci ülke. Bu da iki halk arasındaki ilişkinin özel olduğunu doğruluyor.” Fas Dışişleri Bakanı, ülkesinin Mısır’ın gelecekteki Afrika Birliği başkanlığına verdiği önemi vurgulayarak Fas’ın Mısır’ın Birlik başkanlığına verdiği desteğin altını çizdi.
Öte yandan, Faslı Bakan, Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile de görüştü. Genel Sekreter Sözcüsü Büyükelçi Mahmud Afifi, söz konusu görüşmede, Arap arenasında yaşanan son gelişmeler ve durumların, Suriye, Libya ve Yemen’deki mevcut krizlerin çözülmesine yönelik Arap ve uluslararası çabaların, iki taraf arasındaki üstün stratejik ilişkiler bağlamında Arap-Afrika ortaklığını geliştirme yollarının ele alındığını söyledi.
Bunun yanı sıra Filistin meselesini desteklemeye yönelik Arap ülkelerinin ortak inisiyatifinin güçlendirilmesi ve İsrail işgali karşısında Filistin halkının meşru haklarının savunulması konusunun gündeme getirildiğini belirtti.
Sözcünün bildirdiğine göre, Ebu Gayt, Burita ile ortak Arap eyleminin çeşitli yönlerini ve 20 Ocak’ta Beyrut’ta düzenlenecek olan Dördüncü Arap Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Zirvesi, Beyrut 24 - 25 Şubat tarihlerinde Mısır’da gerçekleştirilecek olan Birinci Arap-Avrupa Zirvesi ve 31 Mart’ta Tunus’ta yapılacak olan Arap Birliği 30. Zirve Toplantısı’na yönelik hazırlıkları tartıştı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.