Hariri, Hizbullah’ın hâkim olduğu bir hükümet kurmayacak

Beyrut'taki Arap Birliği Ekonomik Zirvesi için alınan güvenlik önlemleri (Dalati & Nohra)
Beyrut'taki Arap Birliği Ekonomik Zirvesi için alınan güvenlik önlemleri (Dalati & Nohra)
TT

Hariri, Hizbullah’ın hâkim olduğu bir hükümet kurmayacak

Beyrut'taki Arap Birliği Ekonomik Zirvesi için alınan güvenlik önlemleri (Dalati & Nohra)
Beyrut'taki Arap Birliği Ekonomik Zirvesi için alınan güvenlik önlemleri (Dalati & Nohra)

Lübnan, Arap Ekonomik Zirvesi'ne ev sahipliği yapmaya hazırlanırken siyasi arenaya iki acil sorunla ilgili anlaşmazlık hakim durumda. Bunlardan ilki, 8 Mart Bloku’nun önümüzdeki hafta sonunda yapılacak zirveye Suriye rejiminin de davet edilmesi talebi. İkinci anlaşmazlık ise Muammer Kaddafi rejimi döneminde ülkeyi ziyaret eden Musa es-Sadr ve iki arkadaşı; Şeyh Muhammed Yakup ve gazeteci Abbas Bedreddin’in ortadan kaybolmasına ilişkin yaşanıyor. Söz konusu dosyanın yeniden açılmasını sağlayabilecek bilgiler verme konusundaki isteksizliği nedeniyle Libya’nın zirveye davet edilmemesi tartışma yaratmış durumda.
Arap Birliği Ekonomik Zirvesi’ne Suriye’nin daveti, üyeliğini askıya alan Arap Birliği kararına bağlı olmasına rağmen Libya’nın zirvede yer almaması koşuluyla Şam rejiminin zirveye davet edilebileceği tartışılıyor. Tartışma, Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve partisi Özgür Yurtsever Hareketi (ÖYH) ile Şii İkilisi (Hizbullah ve Emel Hareketi) arasındaki ilişkilerin geleceğine de ışık tutuyor. Her ne kadar şu ana kadar basında yer alan tartışma Cumhurbaşkanı Avn ve Emel Hareketi arasında sınırlı kalsa da Hizbullah’ın bu tartışmadaki rolü azımsanmıyor. Şii Yüksek İslam Konseyi’nin Libya heyetinin zirveye katılımını engellemeye yönelik hazırlıkları da gizlenmiyor.
Ancak Hizbullah, Emel Hareketi ve Cumhurbaşkanı Avn’ın basın ofisleri tarafından yapılan açıklamalar doğrultusunda medyada yer alan siyasi tartışmalara uzak duruyor. Zira hükümetin kurulmasıyla ilgili anlaşmazlıklardan yararlanıyor izlenimi vermek istemiyor.
Şii İkilisi, Lübnan’ın Arap Birliği Ekonomik Zirvesi’ne ev sahipliği yapmasını fırsat bilerek Suriye’nin zirveye davet edilmesini Libya’nın davet edilmemesi şartına bağlamış durumda. Söz konusu blok bunu Cumhurbaşkanı Avn’ın önüne bir denklem olarak koymak istiyor.
Bu durum Lübnan’ın Şii ikilisinin, Cumhurbaşkanı Avn’ın ve özellikle hükümetin kurulmasıyla ilgili düğümün çözülmesi için Lübnan'ı destekleyen bölgesel ve uluslararası güçlerin kabul edilmesinin sonuçlarına katlanması gerektiği anlamına geliyor.
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan birçok bakanlıktan kaynağa göre zirve konusundaki anlaşmazlığın taraflar arasındaki siyasi çatışmayı ileri bir boyuta taşıyıp taşımayacağı veya hükümetin kurulmasıyla ilgili anlaşmazlıkları daha da artırıp artırmayacağı henüz bilinmiyor. Kaynaklar, Şii ikilisinin Avn’ın Arap Birliği'nin Suriye’nin üyeliğini askıya alma kararını kıramayacağını çok iyi bilmesine rağmen bu konunun Cumhurbaşkanı Avn ve Meclis Başkanı Nebih Berri arasında bir anlaşmazlığa neden olabileceğini belirtti.
Başbakan Saad Hariri'nin zirveye davet konusunun Cumhurbaşkanı’nın sorumluluğunda olduğunu belirterek Avn ve Berri arasındaki tartışmaya taraf olmak istemediğini aktaran kaynaklar, Hariri’nin bu isteksizliğinin Avn’ı yalnız bıraktığı anlamına gelmediğini ifade etti. Kaynaklar, Arap Birliği Ekonomik Zirvesi nedeniyle siyasi çatışmanın alevlenmesiyle Lübnan’ın Arap ülkeleri arasında ve uluslararası düzeydeki çıkarlarını sarsmamak için doğal bir atmosfer kurma arzusuna zarar veren “Direniş Ekseni’ne" katılmaya zorlanmasından endişeli.
Kaynaklara göre bu durum Paris'te gerçekleştirilen Sedir Konferansı’nın ekonomik durumu iyileştirme konusundaki hedeflerini olumsuz etkiliyor. Zira Lübnan’ın kendi kendine yeterlilik politikasından ayrılması, Hariri’nin Lübnan’a destek sağlanması talebine cevap veren ülkeleri ve uluslararası kurumları, ülkenin İran’ın liderlik ettiği “Direniş Ekseni”nin hegemonyasına girmek istediği gerekçesiyle pozisyonlarını yeniden gözden geçirmeye zorlayacak.
Kaynaklar, Başbakan Hariri'nin belli bir siyasi rengi olmayan ulusal bir uzlaşı hükümeti kurmak istediğini aktardı. Ancak Hariri'nin hükümetin kurulmasına yönelik çalışmaları durdurmak ve bu çalışmaları 8 Mart Bloku ile birlikte hareket etmek isteyen Dışişleri Bakanı Cibran Basil’e bırakmakla suçlandığını sorguladılar.
Şarku’l Avsat’a konuşan Hariri’ye yakın kaynaklar, suçlamalar karşısında şaşırdıklarını belirterek Hariri’nin bazı taraflarca “Bağımsız Sünni Temsilciler” başlıklı bir sorunu ortaya çıkaran Hizbullah’a doğrudan başvurması halinde kurabileceği hükümet için uygun atmosferi oluşturmak için ardı ardına fedakârlıklarda bulunmuş olacağını savundu. Cumhurbaşkanı Avn’ın Bakanlar Kurulu’ndaki temsilcisine karşı çıkmamak için siyasi taraflar arasında bakanlık kotalarının dağıtılması konusunda esneklik gösterdiğini belirten kaynaklar, Sünni milletvekillerinin kendilerini Dışişleri Bakanı Cibran Basil'in liderlik ettiği ÖYH’nin üyesi olmayan bir bakan tarafından temsil edilmeleri konusunda ısrar ederek bu anlaşmayı hızla terk ettiklerini aktardı. Diğer kaynaklar ise Basil’i söz konusu bakanın ÖYH’den olmasını talep ederek uzlaşının aksamasına neden olmakla suçladı.
Hizbullah, kısa süre önce Başbakan Hariri’yi hükümetin kurulmasını geciktirmekle suçlamaya çalışmıştı. Son olarak Cumhurbaşkanı ile doğrudan karşı karşıya kalmamak için siyaset alanında ve medyada kampanya başlattı. Böylece, zaten gergin olan taraflar arasındaki anlaşmazlık daha da arttı.
Bazı kesimler, Hizbullah'ın Hariri aleyhinde yürüttüğü kampanyayı daha ziyade Cumhurbaşkanı Avn ve buradan yola çıkarak Basil’le çatışmasını önlemek için yaptığı görüşünde. Hatta Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcısı Hüseyin Halil, Hizbullah’ın hükümetin başında olması için Hariri’yi desteklemeye devam etmesi gerektiğini söyledi.
Ancak kaynaklara göre Hizbullah’ın Hariri’ye bağlılığı, Hariri’nin Hizbullah’ın hükümet üzerinde hegemonya kurmasını kabul etmek istediği anlamına gelmiyor. Bu, onun Hizbullah’ın seçilmiş parlamentoyu kontrol etmesine ilişkin endişeleri olan uluslararası topluma meydan okuyacak bir hükümete başkanlık edecek konumda olmamasından kaynaklanıyor.
Müstakbel Hareketi’nden kaynakların Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalara göre Hizbullah hata yapıyor. Zira kaynaklar, Hariri’nin bir bedel, ortaklık ve dengeye dayalı siyasi kontroller barındırmayan bir hükümete liderlik etmeye hazır olduğu görüşündeler.
Hariri'nin Hizbullah'ın üstünlüğü elinde tuttuğu bakanlık yapısını kabul edeceğini düşünmediklerini belirten kaynaklar, bunun sadece Hizbullah’ın Hariri’yi uluslararası ve Arap topluluklarıyla siyasi bir çatışmaya soktuğu için değil, aynı zamanda böyle bir hükümetin liderliğini kabul etmediği için olduğunu ifade etti.
Bu nedenle Hizbullah, Hariri’ye yönelik saldırısının etkisini iki nedenden ötürü hafifletti. Öncelikler Hizbullah, eski Başbakan Necip Mikati ile arasında benzerlik sürdüğü sürece Hariri’nin yerine başka bir alternatif bulmaya gerek olmadığını düşünüyor. İkinci neden ise Hizbullah ve Bağımsız Sünni Milletvekilleri’nin koşulsuz ittifak listesinde bulunan isimlerin Hariri'ye alternatif olmaması.
Bu seçimin ayrıca Cumhurbaşkanı ve ÖYH’nin yanı sıra İlerici Sosyalist Parti ve Lübnan Kuvvetleri Partisi’nin reddi ile çakışacaktır. Bununla birlikte Meclis Başkanı Berri ve eski Milletvekili Süleyman Franjiye liderliğindeki Marada Hareketi dahi çıkmaza girmesi muhtemel bu siyasi maceraya dahil olmuyor.
Cumhurbaşkanı Avn’ın Başbakan Hariri’yle başlattığı siyasi uzlaşıyı ihmal ettiği söylenemez. Ayrıca Hizbullah, Arap ülkeleri ve uluslararası düzeyde siyasi kartları kullanacak konumda olmadığını ve hükümeti kurmakla görevli kişinin gözünü korkutmaya çalışmanın boşa olduğunu biliyor.
Diğer yandan şu an oldukça fazla olan siyasi çatışmaların Güney’deki mevcut duruma rağmen hükümetin kurulma süresinin uzamasına neden olması kaçınılmaz. Hükümetin kurulmasındaki başarısızlıkla birlikte ve belki de önümüzdeki Mart ayında Tunus'ta yapılması planlanan Arap Birliği Zirvesi’nden sonra bile Lübnan’ın Suriye’deki ilişkilerini normalleştirme sürecini yavaşlatması çerçevesinde Cumhurbaşkanı Avn ve ÖYH’nin Suriye rejimiyle arasındaki siyasi ilişkide yaşanan gizli gelişmelerde neler olup bittiğine dikkat edilmesi gerekiyor. Zira Cumhurbaşkanı’nın Arap Birliği’nin Suriye’nin üyeliğini dondurma kararını iptal etmeden ekonomik zirveye davet etmesi bekleniyordu.
Suriye ile dengeli ve dostane ilişkiler kurulmasını destekleyen Cumhurbaşkanı Avn, Suriyeli mültecilerin yaşadıkları yerlere geri dönmelerini sağlamak üzere Şam rejimiyle temasa geçme çağrısında bulunmuştu. Ancak Avn bununla birlikte Suriye’nin bu konudaki bir takım taleplerine de cevap vermiyor.
ÖYH’nin Suriye ile ilişkilerinin Dışişleri Bakanı Basil’in Lübnan’ın ‘kendi kendine yeterlilik politikasını takip edenlerden olmadıkları’ sözüyle mi sarsılıp sarsılmadığı ise bilinmiyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.