Paris Saint-Germain'den Türkiye'de altyapı hamlesi

Paris Saint-Germain'den Türkiye'de altyapı hamlesi
TT

Paris Saint-Germain'den Türkiye'de altyapı hamlesi

Paris Saint-Germain'den Türkiye'de altyapı hamlesi

Geçtiğimiz mayıs ayında İstanbul’da futbol akademisi açan Paris Saint-Germain (PSG) Kulübü, Türkiye’nin farklı illerinde 15 futbol akademisi daha açmaya hazırlanıyor.
Dünya yıldızlarını kadrosunda barındıran Fransız ekibi Paris Saint Germain Futbol Kulübü, geçtiğimiz mayıs ayında İstanbul'da açtığı futbol akademisi ile 4-18 yaş arasındaki çocukları futbolla buluşturdu. Marka değerini ve örnek eğitim metodolojisini tüm Türkiye'ye yaymak isteyen Paris Saint-Germain Turkey ekibi, 15 farklı ilde futbol akademisi açmak için hazırlanıyor. Açılacak olan bu futbol akademilerinde toplam 250 teknik direktör, 200 teknik ekip çalışacak. Bu kapsamda Baltalimanı'nda düzenlenen basın toplantısına PSG Akademi Türkiye Franchisee'ı Nihat Uğurlu, eski futbolcu Miguel Pauleta ve PSG Akademi Başkanı Nadia Benmokhtar katıldı.
Uğurlu: Türk futbol dünyasının öz kaynaklara yönelmesi gerekiyor
Burada akademinin amacı ve planlamaları hakkında açıklamalarda bulunan PSG Akademi Türkiye Franchisee'ı Nihat Uğurlu, “Türk futbol dünyasının öz kaynaklara yönelmesi gerekiyor. Futbolcu yetiştirmek, geliştirmek ve Türk futbolunun kalitesini artırmak amacıyla dünyanın en iyi futbol kulüplerinden biri olan Paris Saint-Germain ile işbirliğine girdik. Türkiye, Paris Saint-Germain futbol akademisi Dünya'daki diğer 15 akademiler arasında en dikkat çeken akademi olarak kendini gösterecek. Türk futbol altyapısında tesisleşme, vizyon, finans ve insan kaynağı eksikliklerini gidermeye yönelik bir projeyi hayata geçiriyoruz. Amacımız sadece PSG altyapısına oyuncu yetiştirmek değil aynı zamanda Türk kulüplerinin ihtiyaç duyduğu öz kaynağı geliştirmek” dedi.
"250 antrenör ile çalışacağız"
Uğurlu, hedeflerinin sadece futbolcu yetiştirmek olmadığını belirterek, “Aynı zamanda kişisel gelişimini tamamlayan bireyler yetiştirmek. Türk futbol dünyasının 3 büyükleri toplam giderlerinin sadece yüzde 1,5'ini altyapı faaliyetleri için harcamakta. Finansman eksikliği beraberinde tesisleşme yetersizliği, kaliteli antrenör, beslenme uzmanı, tesis yöneticisi eksikliği oluşturmakta. Kulüplerin borçları, milli takımın başarısızlıkları, genç yeteneklerin yetişmemesinin en büyük nedeni altyapı eksiklikleri. Amacımız sadece futbolcu yetiştirmek değil, Avrupa standartlarında futbol antrenörü yetiştirmek, futbol eğitim metodolojisini geliştirmek ve altyapıda tüm ezberleri bozan bir yapı oluşturmak. Hedefimiz 15 şehirde toplam 3.500 öğrenciye ulaşmak. Bunun için de 250 antrenör ile çalışacağız. 4-16 yaş gruplarını iyi tanıyan kişisel gelişim uzmanları, beslenme uzmanları ile birlikte yol alacağız. Kuracağımız ekosistem ile Türk futbol dünyasına hizmet etmiş olacağız” açıklamasını yaptı.
Benmokhtar: Amacımız Türk futboluna oyuncu yetiştirmek
Bünyelerinde bulunan öğrencileri iyi bir futbolcu ve iyi de bir vatandaş olarak yetiştirme amacı içinde olduklarını dile getiren PSG Akademi Başkanı Nadia Benmokhtar, “İstanbul'da bulunmaktan çok mutluyum. Burası, tarihi ve kültür açısından çok zengin bir şehir tıpkı Paris gibi. Bu, bizim birinci ortak yönümüz. Paris Saint-Germain' in dünyada 80 akademisi var ve birkaç aydır bu akademiler arasına Türkiye de eklendi. Böylece, Türkiye de Paris Saint-Germain ailesine katılmış oldu. Ailemiz 12 bin öğrenciden, 250 hocadan oluşmaktadır. Paris Saint-Germain metodolojisinde hocaların önemi çok fazla. İyi eğitim iyi hocalarla verilir. Çünkü Paris Saint-Germain sadece üzerimize giydiğimiz formadan ibaret değildir.
Hocalar vasıtasıyla öğrencilerimize hem oyun felsefemizi hem de değerlerimizi öğretiyoruz. Bu yüzden Türkiye'deki öğrencilerimiz Paris'teki öğrencilerimiz ile eşdeğerdedir. Bu eğitim sayesinde Türk çocuklarımıza ciddi antrenmanlar uygulayıp gerçek bir gelişim sağlamaktayız. Amacımız, hem Türk futboluna hem Türk Milli Takımı'na belki de Paris Saint-Germain futbol takımına oyuncu yetiştirmek. Akademilerimiz sadece yetenekli öğrencilere değil, herkese açık bir akademidir. Herkes MBappe olamaz ama her çocuğa futbolu sevdirebiliriz. Her açtığımız ülkede doğru partneri bulmak da çok önemli. PSG metodolojisi haricinde öğrencilerimize destek olacak kişisel eğitimler de uygulanmaktadır. Bu şekilde hem düzgün eğitim hem de çocuklarımızın mutlu bir şekilde eğlenmelerini sağlamaktayız. Bu seyahatten sonra iki şeyden emin oldum. Birincisi, buradaki öğrenciler üst seviyede futbolcu olamasalar bile üst seviyede vatandaş olacaklar. İkincisi, PSG her zaman en iyisini ister ve Türkiye'deki en iyi partner ile beraber çalışıyoruz. Son olarak, umarım bu sene PSG Şampiyonlar Ligi'ni kazanır. Kim bilir belki bir gün Neymar'ın da yolu Türkiye'den geçer. Bu bahsettiğim iki konudan emin değilim ama çocuklarımızın emin ellerde olduğundan çok eminim” ifadelerini kullandı. 
Pauleta: Türkiye büyük bir futbol ülkesi
Türkiye'de futbola olan ilginin çok fazla olduğuna dikkat çeken PSG Dünya Temsilcisi Miguel Pauleta da, "10 sene önceki videoları görmek beni keyiflendirdi. Güzel goller atmıştım. Tekrardan herkese hoş geldiniz diyorum. Rüştü Reçber ve Faty bey burada. Onları tekrardan görmek benim için çok güzel oldu. Paris Saint-Germain çok özel bir takım ve bu takımın markası olmak, 'dünya elçisi' olmak benim adıma çok keyifli. PSG Akademisi'nin elçisi olmak çok önemli benim açımdan çünkü 13 binden fazla oyuncumuz var. Bu görev bana gerçekten değer katıyor.
PSG Akademi'nin en iyi tarafı hocaları. Biz hocalara çok önem veriyoruz. Çünkü hocalar sayesinde kaliteli eğitim verebiliyoruz. Herkesin bildiği gibi Türkiye büyük bir futbol ülkesi. Çok tutkulu bir ülke. Kaliteli hocalar ve PSG'nin metodolojisi sayesinde futbol akademilerimizdeki öğrencileri belirli yerlere getirmek istiyoruz. Herkes futbolcu olmasa bile kaliteli bireyler yetiştirmek istiyoruz. Açıkçası Paris Saint-Germain Türkiye Akademisi'nden çok etkilendim. Çünkü şartlar çok iyi hem eğitim açısından hem hoca kalitesi hem de tesisleşme açısından çok beğendim. Şu an Türkiye'de 300 öğrencimiz var ama bu sayıyı arttırmamız lazım. Öğrenci sayısı ve kalitesi arttıkça Türkiye'den kaliteli futbolcu çıkartma şansımız artıyor. Bizim amacımız beş on sene sonra Türkiye'den PSG formasını esasen sadece forma da değil bu değerlerini taşıyan futbolcular görmek istiyoruz. Benim bir hayalim vardı. Hayalim futbolcu olmaktı. Onu gerçekleştirdim. İkinci bir hayalim vardı. PSG forması giymek. Onu da gerçekleştirdim. Umarım Türkiye'deki sporcularımız da gerçek hayallerine ulaşır. Herkese teşekkür ederim. Futbol ülkesinde, burada bulunmaktan çok mutluyum" şeklinde konuştu. 



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM