Ali Koç: Federasyonda tuttuğu takımın formasını çıkartmayanlar var, TFF yeniden yapılandırılmalı

Ali Koç: Federasyonda tuttuğu takımın formasını çıkartmayanlar var, TFF yeniden yapılandırılmalı
TT

Ali Koç: Federasyonda tuttuğu takımın formasını çıkartmayanlar var, TFF yeniden yapılandırılmalı

Ali Koç: Federasyonda tuttuğu takımın formasını çıkartmayanlar var, TFF yeniden yapılandırılmalı

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, Türkiye Futbol Federasyonu'nun yeniden yapılandırılması gerektiğini belirterek, “Federasyonda tuttuğu takımın formasını çıkaramayan bazı kişilerin hakemlere verilen terfi ve ceza işlerini görev edinmelerinin faydadan çok zarar getirdiğini görüyoruz” dedi.
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, ligin 2. yarısında yaşanan hakem hataları ile ilgili Ülker Stadyumu'nda basın toplantısı düzenledi. Düzenlenen basın toplantısına Ali Koç'un yanı sıra Yüksek Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük ve Yönetim Kurulu Üyeleri katıldı. Toplantıda, şimdiye kadar ligde oynanan maçlarda hatalı verildiği düşünülen hakem kararları izletildi.
'İçerisinde bulunduğumuz duruma kılıf aramıyoruz'
Ali Koç, bugün çok hoş sebeplerle burada olmadıklarını belirterek, "Detaylı ve uzun bir toplantı olacak. Pek çok takımın onlarca maçlarda hakem hataları yaşıyorlar. Bizim burada olmamızın sebebi çok daha derin. Sizinle bugün konuşacağımız konular vesilesiyle beraber olmaktan dolayı son derece mutsuzum. Biz bugün burada özellikle sezonun ilk yarısında aldığımız sonuçlara, içerisinde bulunduğumuz duruma kılıf aramıyoruz. Gündemi değiştirmek için de burada değiliz. Burada olmamızın sebebi kesinlikle sadece 1-2 hakem hatası, verilmeyen penaltılar değil. Taraftarımız tatmin olsun olarak da değil. Biz yönetim olarak konuşmuş olmak için, mazeret oluşturmak için burada olan insanlar değiliz. 7-8 aydır söylemlerimizden bunları gözlemlemişsinizdir. Amacımız son haftalarda gösterilen sistematik davranışa dikkat çekmek. İlerleyen haftalarda da muhtemelen yaşanılan bu davranışlara karşı farkında olmalarını sağlamak. Az önce izlenen görüntüler 4 haftada yaşanan masum hakem hatalarını, tesadüfi yanlışlar zinciri olarak tanımlamayı hata olarak düşünüyorum. İyi bir devre arası kampı, transfer süreci yakalamış, bunun meyvelerini toplamaya başlarken söz konusu maçlardaki hakemlerin eş zamanlı şekilde Fenerbahçemize karşı kasıtlı ve sistematik bir davranış olduğu düşünülmekte ve kaygılandırmaktadır. Tüm bu sebeplerden dolayı buradayız. Tek tek pozisyonlardan ziyade bütüne baktığımızda kaygılarımızda haklı olduğumuzu görebiliyorsunuz” diye konuştu.
'Bizler her şeyin farkındayız'
Ligin ikinci yarısındaki hatalardan bahseden Koç, “Ligin ikinci yarısı Bursaspor maçıyla başladı. Son dakikalarda yediğimiz golün iptal edilmesi konusunda tüm otoriteler hemfikir. Hem faul hem ofsayttan iptal edilmiş bir gol ama reaksiyon vermedik. Evkur Yeni Malatyaspor maçını 3-2 kazanmamıza rağmen mixed zone bölgesinde çıkışta hakem hatalarına bir nebze değindik. Göztepe maçında iyi futbol oynadık ama bu galibiyete rağmen hakem kararları endişelerimizin artmasına sebep oldu. Ertesi gün rahatsızlığımızı divan kurulunda dile getirdik. Son olarak Kayserispor maçında tüm kamuoyunun dikkatini çekecek şekilde göz göre göre yaşadıklarımız endişelerimizi tavan yapmamıza sebep vermiş ve bizi aksiyon almaya mecbur kılmıştır. Bizler her şeyin farkındayız” dedi.
'Federasyonda tuttuğu takımın formasını çıkartmayanlar var'
TFF'nin yapılandırılma şeklini değerlendiren Ali Koç, “Türk futbolunun adaletten ve her takıma eşit olmaktan çok uzak şekilde olduğu kanısı kamuoyuna yerleşmektedir. Bu konuya sebebiyet veren olaylara tanık oluyoruz. Türk futbolu 90'lı yılların sonunda lobilerle yönetilen alan haline gelmiştir. Bu lobiler futbolu etkisi altında tutmaya çalışmıştır. 1-1,5 senedir bu konuşmalara değiniyorum. Ülke futbolunu yöneten insanların her takıma eşit mesafede yaklaşmaları, kimliklerini bir kenara bırakıp sadece Türk futboluna katma değer üstlenmeleri gerektiğini dile getirdik. Bunun için de federasyon yetkili kurulları kulüp kotası bazlı değil liyakat odaklı oluşmalıdır. Belli takımları temsilen yönetim kurulu üyeleri alma uygulaması bugün artık gelinen noktada bazı temsilcilerin ilkeli yaklaşımına karşın, bazıları ise kendi çıkarları için çalışma yapma gerekçesiyle bizim için işlevini yitirmiştir. Bu sistem suistimaller oluşturmaktadır. Federasyonda tuttuğu takımın formasını çıkaramayan bazı kişilerin hakemlere verilen terfi ve ceza işlerini görev edinmelerinin faydadan çok zarar getirdiğini görüyoruz. Kendi takımlarına bir iki maçta haksızlık yapıldığı iddiasıyla federasyondan istifa edip aradan sadece 24 saat geçtikten sonra geri gelip camiama en iyi şekilde hizmet etmek için geri döndüm diyerek açıklamalar yapabilmesi düşündürücüdür. İşin en acı tarafı da bu. Yozlaşmanın son derece olağan karşılanmasıdır. Kamuoyunda bunlar rahatça yaşanabiliyorsa görmediğimiz yansımayan neler yaşanabileceğini sizler düşünün. Futbolda adil rekabeti ve hakkaniyeti sağlamakta en önemli görevi görecek olan TFF, bu görevini tesir etme anlamında yanlış yapılandırılmıştır” şeklinde konuştu.
'MHK'nın baskı altında olmaması için TFF tesislerinde olmaması lazım'
"Bu düzenin sorgulanması için en önemli konulardan biri de hiç şüphesiz Merkez Hakem Kurulu'nun (MHK) konumu ve işleyiş şeklidir" diyen Koç, “MHK talimatına göre; MHK, TFF'nin aday gösterdiği ve onayladığı bir kurumu teşkil ediyor. Bu kurulu futbol ailesinin fertleri olan kulüplerin oluşturması gerektiğini düşünüyoruz. Bu şekilde organik ve inorganik bir bağ olmaksızın kimseye minnet duygusu beslemelerine gerek olmadan kulüplere eşit şekilde olması söz konusu olacaktır. Tamamen bağımsız olarak karar alması gereken MHK'nin baskı altında olmaması için TFF tesislerinde olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Hakemlerimize atama ve terfiler üzerinde uygulanan ceza sistemine dikkatinizi çekmek istiyorum. Hakemlerimiz dışarıdan anlaşılmayacak çok ince mesajları olan bir sistemle yönlendirilmeye açıktırlar. Barış Şimşek'in Video Yardımcı Hakem (VAR) Koordinatörü olarak atanmasını gösterebiliriz. Kendisi Kayseri maçının VAR hakemiydi. Ekici ve Mosses'a yapılan fauller, verilmeyen kartlar. Ekici bu hareketten sonra 1 aylığına sakatlandığı için sahalardan uzak kalmak durumunda. Bu durumlar üzerine VAR Koordinatörü olduğu açıklandı. Pazartesi gününü bekleyemediler. Artık bu Fenerbahçe'ye karşı meydan okuma mıdır yada bizi cezalandırmanın ödüllendirmesinin örneği midir? Hangi takımların lehine-aleyhine ne yönde karar vermeleri gerektiğini mevcut sistemde mesaj olarak vermek mi” şeklinde konuştu. 
Hakem hataları
Türk futbolunda oluşabilecek senaryolardan bahseden Ali Koç, “Mesela hakem atamaları geldiği zaman hangi hakemin iç ve dış saha olduğu dikkate alınıp, seyirci baskısına etkilenen hakemler var etkilenmeyen hakemler var. Etkilenen hakemleri bazı takımların iç saha maçlarına, etkilenmeyenlerin ise dış saha maçına verildiğine bakalım. Herhangi bir maçı kötü yöneten hakem ertesi hafta maç alıp, iyi yönetim hakemin haftalarca maç alamadığını varsayalım. Sizce bu şekilde hakemlere mesaj vermek mümkün müdür? Bana sorarsanız nettir. Böyle bir ortamda iki senaryoya göre futbol güven meselesi nasıl etkilenir? Güven müessesi mümkün olduğunca şüpheye mahal bırakmayacak yöntemler mevcuttur. Bu kararların en şeffaf şekilde herkese açık olarak paylaşılsa güven müessesi çok daha kuvvetli olmaz mı? Bu ortamı tesis etmek çok mu zor? Sporda adalet, eşitlik ve güven duygusunun sağlanmasının Fair-Play ve saygı ortamının tesir edilmesinin marka üzerinde önemine işaret ettik. Kazansak da kaybetsek de her ne olursa olsun bu konuya hep özen gösterdik. Kazanırken güzel kaybederken çirkin yüzümüz olmadı. Her zaman tek bir yüzümüz oldu. Hiçbir zaman gizli bir ajandamız olmadı. Ayrıcalık istemeye teşebbüs etmedik. Maçlarda yapılan hatalar dolayısıyla hakemlere düdük asma gayretimiz olmadı. Federasyonumuzu ve kurullarını şartlar ne olursa olsun baskı altında almaya lobi yapmaya tenezzül dahi etmedik. Galatasaray derbisi de olmak üzere. Bunu da zaaf olarak görenler var. Tüm kulüplere sevgide saygıda kusur etmemeye özen gösterdik. Bunu yaptık çünkü düzeleceksek gelişeceksek adalet herkes için diyorsan bunu ancak hep birlikte yapabileceğimize inandık. Mütemadiyen Türk futbolunun ortak çıkarlarına dikkat çekmeye çalıştık. Son bir yıldır Türk futbolunun zayıflayan rekabet gücü, Avrupa ile aramızda açılan makas, adil rekabet gibi muhtelif yapısal sorunlar hakkında görüşümüzü dile getirdik. Tüm bunlar sonucunda marka değerinin azaldığını belirttik. Buradan çıkış yoklu olarak da yapısal reform değişikliğini vurguladık. Futbolun tüm paydaşlarının hem fikir olduğu ortak aklın adil olduğu asgari müşterekte buluşabildiği ortam tesir edilmeden Türk futboluna sağlıklı bir gelecek inşa edemeyiz. Geç adil rekabetin sağlandığı toplumunun genelinin rahat olduğu güven ortamına kavuşacaktır. Türkiye bunları hak etmiyor. Ancak bugün geldiğimiz noktada futbol üzerinden mutsuzluk kutuplaşma ve gerilim ortamı yaşanmaktadır. Sektör kendilerini kapalı kapılar ardından futbol tanrısı gibi gören öyle zanneden bir yapının geçmişten bugüne en büyük hedefi Fenerbahçe camiası olmuştur. 2006 ve 2011'de yaşadıklarımız, bize yaşatılanlar benzer zihniyetin ürünüydü. FETÖ'den bahsetmiyorum futbolun içindeki şeylerden bahsediyorum o zaman futbolda da FETÖ vardı. FETÖ'ye boyun eğmeyen Fenerbahçe, koşullar ne olursa olsun kudret ve kuvvete sahiptir. Tarih Fenerbahçe için başkandan taraftarına sporcusuna tüm camianın omuz omuza sabırla inançla mücadele ettiği örnekleriyle doludur. Fenerbahçe'nin gücü ve kudreti sahip olduğu camiasından gelmektedir. Burada kocaman camiaların emeği alınteri söz konusu. Ligleri takip eden milyonlarca taraftarlar sporcular teknik heyetler ve endüstri söz konusu. Futbol öyle 3-5 kişinin eline bırakılacak bu şekilde ucuz operasyonlarla yönetilecek bir alan değildir. Türk futbolu keyfe işleyişe sahip lobiden etkisinden arınarak şeffaf bir yapıya geçilmelidir. Yoksa MHK Başkanı istifa etmiş, başkası gelmiş bunlar önemli meseleler değildir. Adil düzeni inşa etmezsek giden MHK Başkanı gibi gelen de aynı şekilde yönetecektir” açıklamasını yaptı.
'Türk futbolu adaletsiz bir kuvvetin yönündedir'
Türk futbolunun tüm paydaşlarına seslenen Koç, “Şu an içinde bulunduğumuz noktada çözüm yapısal bir rekorlar yeni bir sistemi inşa etmektir. Aksi takdirde bu sistem mümkün değildir. Kuvvetsiz adalet, adaletsiz kuvvet büyük bir felakettir. Türk futbolu adaletsiz bir kuvvetin yönündedir. TFF seçimleri çok büyük önem arz etmektedir. Bu seçimler güven ortamı yok olduğu, Türk futbolunu tepeden tırnağa yapılandırması yeniden oluşturulması için fırsat teşkil etmektedir. Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak sadece sportif başarı peşinde değiliz. Türk sporu için neyse yapmaya hazırız. Bize bu sene eşsiz bir güç kuvvet veren en kötü günümüzde sabırla destek veren büyük taraftarımız şundan emin olsunlar. Pek çoğunuzun endişelendiğini biliyorum. Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu olarak sizlerle omuz omuza olduğumuz müddetçe her türlü camiamızı savunur engelleri aşarız. Bizler şampiyonluk potasından uzaklaşmış olmamıza rağmen Fenerbahçe'ye yapılan bu davranışın arkasında yatan nedenleri sorguladığımızda garip düşüncelere kapılıyoruz. Bura da amacın buna katılmayacak Fenerbahçe Yönetimini itibarsızlaştırmak suretiyle taraftarla aramızda bağı yıpratmak olduğunu düşünüyoruz. Fenerbahçe futboldan kafasını yukarı kaldığında engellenemez bir yükselişi başlayacaktır belki de bu yüzden bizimle dertleri var. Ancak biz ne yaparlarsa yapsınlar doğru bildiğimiz yoldan yürümeye devam edeceğiz. Bu camia bir bütün ve aynı şekilde yapmaya devam edecektir. Buranın çok derin bir mazisi vardır. Burada esas verdiğimiz mesaj Türk futbolu bu düzen içerisinde gitmemelidir. Gittiği takdirde futbola faydasından çok zararı olacağıdır. İlerleyen zaman içinde bu rahatsız olduğumuz konularla ilgili daha fazla veriler vererek daha fazla literatür kullanarak açıklamaya devam edeceğiz. İstatistiklerle verilerle argümanlarımızı destekleyeceğiz. Çünkü bizim yaklaşım çalışma modelimiz budur. Biz kimin sesi çok olursa onun istediği olsun konumunda değiliz. Biz doğru bildiğimiz yolda devam edeceğiz. Bununda meyve vereceğinden şüphemiz yoktur” ifadelerini kullandı.



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM