Halife bin Mubarek Al Sani: Katar yönetimi aileyi parçalamaya çalıştı

Halife bin Mubarek bin Halife Al Sani (Şarku’l Avsat)
Halife bin Mubarek bin Halife Al Sani (Şarku’l Avsat)
TT

Halife bin Mubarek Al Sani: Katar yönetimi aileyi parçalamaya çalıştı

Halife bin Mubarek bin Halife Al Sani (Şarku’l Avsat)
Halife bin Mubarek bin Halife Al Sani (Şarku’l Avsat)

Katar’da iktidardaki Al Sani ailesi parçalanma ve bölünme riski ile karşı karşıya. Ailenin bazı üyeleri “yönetimin politikalarına” karşı olmaları nedeniyle sert uygulamalara maruz kalıyor. Bu durum, çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu çok sayıda aile üyesinin ülke dışına göç etmesine veya sınır dışı edilmesine neden oldu.
Katar yönetiminin politikalarına karşı çıkmak için ülkeyi terk eden Al Sani ailesinin üyelerinden Halife bin Mubarek bin Halife Al Sani, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şunları aktardı:
“Katar’ın mevcut yönetimi şu anda, Al Sani ailesinin genç üyelerini, yönetim karşıtı bir tutum sergilemeleri ve birlik olmaları korkusuyla takip etmeye çalışıyor. Olası bir karşı olma beklentisi, içlerinde terör duygusunun uyanmasına yol açtı.”
Katar’ın diğer Körfez ülkelerinden farklı yönleri
Halife bin Mubarek, Katar yönetiminin Körfez ülkelerine olan düşmanlığının Al Sani ailesinin üyeleri üzerinde olumsuz bir etkiye neden olduğunu ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’nin muhalefeti ailenin içinde tutmak için bir dizi önlem aldığını söyledi. Halife bin Mubarek, Katar Emiri’nin 2017’nin Ramazan Ayı’nda yaptığı konuşmada başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere 4 ülkenin Katar’ın egemenliğine müdahale ettiklerini öne sürdüğünü ve devlet politikasını ihlal edenlere yönelik yaptırımlar uygulamakla tehdit ettiğini belirtti. Aile üyelerinden söz konusu ülkelerin açıklamalarına inanmamalarını ve kendisinin yanında olmalarını istediğini kaydetti.
Al Sani ailesinin ülke topraklarının yağmalanması ve yasal dayanağı olmayan uygulamalarda bulunulması nedeniyle Katar yönetimiyle anlaşmalık yaşayan birçok üyesi olduğuna dikkati çeken Halife bin Mubarek, çoğunluğunu ileri yaştakilerin oluşturduğu aile fertlerinin, çocuklarının sabrının tükenmesi veya cezalandırılmaları korkusuyla sessiz kaldıklarını belirtti. Nasır bin Hamad’ın bacağından vurulması ve Suheym bin Hamad’ın zehirlenmesi için emir verildiğini kaydeden Mubarek “Bugün durum farklı. Umarım Al Sani ailesinin gençleri bir karar alır ve Katar'ı kurtarmaya çalışırlar” dedi.
Al Sani ailesinin gençleri
Katar yönetiminin Al Sani ailesinin görüş ayrılıkları olan gençlerle iletişim kurmak için kendilerine yakın arabulucular kullandığını, hatta bu durumun ailenin çocuklarına muhalif olmaktan vazgeçmeleri çağrısında bulunmaya teşvik edilmesine kadar vardığını kaydetti. Dört ülkenin Katar’ı boykot etmesinin ardından kendisiyle arabulucu vasıtasıyla görüşüldüğünü aktaran Mubarek şu ifadeleri kullandı:
“Aileden yağmalanan topraklar karşılığında Doha'ya dönmem istendi. Ancak Katar yönetimine güvenmediğim için bunu reddettim. Bu teşvikler, Katar'ın mevcut Emiri Şeyh Temim bin Hamad'ın eylemlerinin kendisinden önceki emir olan babasının eylemlerine benzemesi ve bazı komşu ülkelerin yöneticileri tarafından kötüye kullanılması nedeniyle fazla sürmeyecektir.”
Katar'ın komşu ülkelerin politikalarına müdahalesi
Mubarek, Katar yönetimine yönelik muhalefetin bugün ortaya çıkmadığını, bazı ülkelerin iç işlerine müdahale etmeden önce de var olduğunu belirtti. Söz konusu dönemde muhalefetin devletiyle görüş ayrılığı içinde olanlar ya da eski güvenlik meselelerinden dolayı arananlardan oluştuğunu belirten Mubarek yine de Körfez ülkelerine karşı düşmanlık yapılması ve Katar halkı ile Körfez ülkeleri halklarının arasının açılmaya çalışılması karşısında sessiz kalamadıklarını vurguladı.
Mubarek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Körfez'de ayrılık çağrısı yapan, terörizmi destekleyen ve Türk ordusunu, bizim korumamız gereken vatan topraklarını koruması için Katar’a konuşlandıran bir yönetimi nasıl destekleyebiliriz? Katar yönetiminin korunması karşılığında yabancıların istediklerini yapıyoruz. Devlet bütçesi ve harcamaları, halkın taleplerine veya devlet yapısının ve istikrarının gelişmesine önem verilmeksizin ülkenin korunması karşılığında Batı'ya aktarılıyor.”
Katar ordusunun geri plana itilmesi
Katar'a gelen Türk kuvvetlerinin zırhlılar, askeri araçlar ve ağır silahlarla donatıldığını ve Katar yönetiminin merkezine 500 metre yakınına konuşlandırıldığını ifade eden Halife bin Mubarek, buna karşılık devleti, yönetimi ve halkı koruması gereken Katar ordusunun artık ülke topraklarında herhangi bir rolü kalmadığını belirtti. Ordunun sadece adının olduğunu ve varlığını çok sınırlı bir şekilde sürdürdüğünü vurguladı.
Katar yönetiminin kendi halkından oluşan bir ordu kurmaya çalışmadığını ve halkına güvenmediğini öne süren Mubarek, yönetimin kendini zayıf hissettiğinde Batı’ya yönelerek kendini korumaları için Türklere ve İranlılara yaklaştığını söyledi.
Katarlı gençlerin yurtiçinde ve yurt dışında yaşanan olaylara karşı öfke duyduğunu belirten Mubarek, gençleri en çok da yönetimin halkına olan güvensizliğinin yanı sıra Batılı ve bölge ülkelerinden yardım istemesinin kızdırdığını ifade etti. Bu öfkenin Körfez ülkeleri ile Katar arasındaki çekişmelerle daha da arttığının altını çizen Mubarek, gençlerin söz konusu görüş ayrılıklarının Körfez dışında değil, içinde çözülmesi gerektiğine inandıklarını kaydetti.
Katar’ın yeni bir yöneticiyle düzelmesi
Halife bin Mubarek, Katar'ın Körfez ülkelerine karşı tutumu ve bunun uzun sürüp sürmeyeceğiyle ilgili olarak ise şu değerlendirmelerde bulundu:
“Katar’ın düzelmesi ve boykotun sona ermesi ancak yönetimin yapısındaki değişiklikle mümkün olabilir. Katar yönetimi içinde bir darbe olduğunun duyulması pek mümkün değildir. Bu durum, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’nin babası Şeyh Hamad bin Halife’ye yaptığı darbede de görülebilir.”
Mubarek, aile büyüklerinin son dönemlerde Katar yöneticileri hakkında yağmalama ve yolsuzlukla ilgili olaylar anlattıklarını söyledi:
“Artık bu yanlış uygulamalara sabredemeyiz. Bugün mesele eskisinden farklı. Al Sani ailesinin gençlerine verilen sözler farklıydı. Bugün mesele yalnızca ülke topraklarının veya fonlarının yağmalanması değil, komşu ülkelere karşı düşmanca bir tutum da sergilenmesi. Ayrıca Al Sani ailesinin ve gençlerinin sabrının tükenmesidir.”
Şeyh Halife, Katar’ın mevcut durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu:
“Bugün Katar’da korkunç bir durum var. Farklı bölgelerden terör örgütlerinin sembol isimlerine kucak açılması, terör örgütlerine verilen destek, her geçen gün artarak devam eden Türkiye sadakati,  bölgedeki her türlü sabotaj eyleminin kara yüzü olan İran rejimi ile bağlantılar ülkenin geleceğini tehdit ediyor. Katar’ın kasvetli imajı ve terörizmle olan ilişkisi beni korkutuyor. Korkunç boyutlardaki yolsuzluklar dünyanın gözleri önüne seriliyor. Ülkenin zenginlikleri ve geleceği hafife alınıyor. Katar’ın kimliği bozuluyor. Halk her şeyden uzaklaştırılıyor. Çünkü yönetim kendi insanlarına güvenmiyor ve paralı askerler tarafından korunuyor. Bu, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir durum. Bütün servetimiz, Katar ve halkından başka yönlere akarken ne halde olduğumuzu hayal edebiliyor musunuz? Kardeşlerimiz ve aile fertlerimiz farklı görüşlerde olabilecekleri korkusuyla tutuklanıyor veya seyahat etmeleri engelleniyor. Kişisel bir şey istemiyorum. Sadece vatanları için endişelenen, ülkelerinin tecrit edildiğini ve komşularıyla tüm bağlarının koparıldığını gören aile üyelerinin çoğunun içinde bulunduğu durumu aktarıyorum. Katar yönetimi her geçen gün daha fazla sarsılıyor. Bunlar doğum sancıları. Katar’ı kaybetmeyeceğiz. Yakında her şeyin yoluna gireceğine inanıyorum.”



Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.


Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün akşam Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve bu konularda yürütülen çabaları ele aldı.

Görüşme, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Merz’i el-Yemame Sarayı’nda kabul etmesinin ardından gerçekleşti. Resmi karşılama töreninin düzenlendiği ziyarette, iki taraf ayrıca ikili ilişkilerin genel durumu ile farklı sektörlerde iş birliği ve geliştirme fırsatlarını değerlendirdi.

drfgt
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz için düzenlenen resmi karşılama töreninden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Görüşmeye Suudi tarafından; Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Devlet Bakanı Prens Turki bin Muhammed bin Fahd, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bender, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasabi, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Yatırım Bakanı Mühendis Halid el-Falih ve Almanya Büyükelçisi Fahd el-Hazal katıldı.

sfrg
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda gerçekleşen resmi görüşmeden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Alman tarafından ise görüşmeye; Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Kindsgrab, Başbakan’ın dışişleri ve güvenlik politikası danışmanı Dr. Günter Sautter, Başbakan’ın ekonomi-finans politikaları danışmanı Dr. Levin Holle ile çok sayıda üst düzey yetkili katıldı.

Merz dün Suudi Arabistan’a resmi ziyarette bulunmak üzere Riyad’a geldi. Bu, Merz’in Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret oldu. Ziyareti sırasında kendisine eşlik eden geniş bir Alman iş insanları heyeti yer aldı. Merz, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, her iki ülkenin büyükelçileri ve çok sayıda yetkili tarafından karşılandı.

fgt
Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman dün Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’i karşıladı. (Riyad Bölgesi Valiliği)

Almanya, Ortadoğu’da etkili bir ülke olarak gördüğü Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığı güçlendirmeyi hedefliyor. Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Riyad’ın ‘bölgenin istikrarı ve güvenliğinde kilit bir aktör’ olduğunu belirterek, bunun, Berlin’in bölgesel politika alanında Suudi Arabistan ile iş birliğine yönelmesine neden olduğunu vurguladı.

Alman hükümeti kaynaklarına göre Riyad’daki görüşmelerde İran meselesi, bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik iş birliği ve savunma alanındaki ortak çalışmalar ele alınacak.

Kaynaklar, Almanya’nın Suudi Arabistan ile ‘ikili stratejik ilişkileri ve stratejik diyaloğu genişletmeyi’ amaçladığını ve özellikle enerji sektöründe olmak üzere bir dizi ekonomik anlaşmaya varmayı hedeflediğini ifade etti.

vgthy
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'i kabul etti. (SPA)

Almanya’dan son günlerde Suudi Arabistan’ı ziyaret eden yetkililer arasında Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche de yer aldı. Reiche, Riyad’da Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile enerji alanında iş birliğini artırmayı hedefleyen anlaşmalar imzaladı.

Reiche, Riyad’dan yaptığı açıklamada, “Anlaşmalar enerji, yapay zekâ, hidrojen, sanayi değer zincirleri ve inovasyon gibi geleceğe dönük çok kritik alanları kapsıyor” dedi. Anlaşmalar kapsamında, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e kıyısı olan Yanbu Limanı’ndan Almanya’daki Rostock Limanı’na amonyak sevkiyatı gerçekleştirilecek.

frgthy
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ve Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche, geçtiğimiz pazar günü mutabakat zaptını imzaladıktan sonra (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Alman hükümeti, hidrojen alanında somut sonuçlar elde etmeyi hedefliyor; bu konu hükümet stratejisinin önemli bir parçası olsa da henüz hedeflerine ulaşabilmiş değil. Almanya, Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen üretimi için elverişli ortamı sayesinde bu alanda merkezi bir rol oynayabileceğini değerlendiriyor.

Reiche, Suudi Arabistan-Almanya Ortak Ekonomik ve Teknik İşbirliği Komitesi’nin 21. toplantısına da katıldı. Toplantıda, enerji, sanayi ve yatırım alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji, hidrojen, teknoloji ve sağlık sektörlerindeki fırsatlar ele alındı.

Geçtiğimiz pazartesi günü düzenlenen Suudi Arabistan-Almanya İş Konseyi toplantısında ise enerji alanında genel bir iş birliği çerçevesi oluşturmayı amaçlayan bir niyet mektubu imzalandı. Ayrıca, iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında çeşitli anlaşmalar yapılmasıyla ikili ekonomik ilişkilerin sağlam temelleri bir kez daha ortaya kondu.