Hüzün.. Ağustos 2003’te, ülkem adına futbol oynarken ırkçı saldırılara maruz kaldığımda hissettiğim duygu tam da buydu. Henüz 24 yaşındaydım. Galler Milli Futbol Takımı’nda uluslararası kariyerime yeni başlamıştım. EURO 2004 Avrupa Futbol Şampiyonası sırasında Belgrad’da Sırbistan-Karadağ Milli Takımı ile karşılaştık. Düşmanca bir atmosfer olacağını önceden biliyordum. Deneyimli oyuncularımızdan bazıları bizi bu konuda uyarmıştı. Ancak sahaya adım atar atmaz çıkartılan maymun taklidi sesleri duymanızı engelleyecek hiçbir şey yoktu.
O akşam ben, Nathan Blake ve Robert Earnshaw ırkçı saldırılara maruz kaldık. Başta kendi kendime “Doğru mu duyuyorum?” diye sordum. Bunları bana mı söylüyorlardı? Ardından maç süresi ilerledikçe ve tribünlerdeki sesler yükseldikçe, bu sesleri net bir şekilde duymaya başladım. Tamamen oyuna dalsanız bile maça odaklanmaya çalışırken bu sesleri duymazdan gelmeniz imkansızdır.
Bu çirkin bir olaydı. Fakat geriye dönüp baktığımda şu ana kadar oynanan en iyi maçlardan biri olduğunu fark ettim. Üzerimde Galler Milli Takım forması vardı. Belki de ırkçı saldırılar içimdeki ateşi körükleyerek sahada daha iyi bir performans göstermemi sağlamıştı. Tüm bu tacizleri, kendimi motive etmek için kullanmaya çalıştım.
Soyunma odasına gittiğimizde şok geçirdiğimi hatırlıyorum. Öyle şok olmuştum ki bunların gerçek olduğuna inanmak için Gallerli bir yetkiliye sorma ihtiyacı hissettim. Teknik direktörümüz Mark Hughes da dahil olmak üzere hepimiz yaşananların farkındaydık.
O akşama kadar futbol oynarken hiç böylesi ırkçı saldırılara maruz kalmamıştım. Evet, daha önce de zorlu kalabalıkların arasına karışmış ve çeşitli tacizlere uğramıştım. Fakat ilk kez bu şekilde, maymun sesleriyle yapılan bir ırkçı saldırıya maruz kaldım. Maçtan sonra içimde öfke de dahil birçok farklı duygu vardı. Tabii ki taraftarların tamamı teninin renginden olayı futbolcuları rahatsız edenlerden oluşmuyordu.
Bu gibi durumlarda, sorunla mümkün olan en iyi şekilde başa çıkmaya çalışırsınız ve elbette ilgili makamların bununla uygun bir şekilde ilgilenmesini beklersiniz. Fakat derinlerde bir yerde hiçbir şey yapılmayacağını da bilirsiniz. Zaten aynen de böyle oldu.
Sırbistan-Karadağ Milli Takımı, “taraftarlarının ırkçı davranışları” nedeniyle 11 bin euro para cezasına çarptırıldı. Ancak bu ne işe yarayacaktı ki? Bu kararlar soruna çözüm getirmiyor. Sadece ele vurulan fiskeden ibaret kalıyorlar. Yetkililer, bu fiskenin yakında unutulması ve herkesin yoluna bakmasını umuyor olabilir.
Tüm bunlar yaşandığında yıl 2003’tü. Artık 2019 yılındayız. Tüm bu ırkçı saldırılar halen devam ediyor. Bu, beklenmedik bir durum değil. Callum Hudson-Odoi ve İngiliz ekipteki bazı deneyimli oyuncular tribünlerden ırkçı saldırıların olacağı konusunda uyardıklarında karşılaşacaklarımın bir özetini sunmuşlardı. Koyu tenli oyuncular olarak bunun devam edeceğinden neredeyse eminiz. İstesek de istemesek de buna alıştık.
Aslında, futbol dünyasında ne olması gerektiğini söylemek kolay değil. Çünkü bu futbolun temelinde bulunan bir sosyal sorundur. Her ne kadar ırkçılık sorunu Avrupa'nın belli bölgelerinde daha şiddetli görülse de maalesef sorun bu bölgelerle sınırlı değil. İngiltere'de de böyle sorunlarımız var. Ancak bununla birlikte burada ırkçılık sorununu çözmeye yönelik bir isteğin olduğu inancındayım. Buna karşılık bazı ülkeler bu sorunun varlığını dahi kabul etmiyor.
Sırbistan-Karadağ Milli Takım Direktörü, İngiltere ile yaptıkları maçın ardından çıkarak ırkçı tezahüratları duymadığını söyledi. Daha sonra konu ile ilgili ısrarlı sorulara karşı son derece umursamaz bir tavırla “yorum yapmak için bir neden olmadığını” belirtti. İnsanlar görmezden gelmeye çalıştıkça bu durum nasıl değişebilir?
Diğer yandan Gareth Southgate’in ırkçılık karşıtı tavrını görmek cesaret vericiydi. Açıkçası futbolda ırkçılıkla nasıl başa çıkılacağı konusunda sert bir yaptırıma ihtiyaç var. Ceza vermek yeterli değil. Futbol tarafları kendilerine ve ırkçı hatalar işleyen ülkelere bir bakmalılar. UEFA ve FIFA’nın üst kademelerinde daha fazla etnik çeşitlilik olmalı. Çünkü eğer ırkçılığa maruz kalmadıysanız bunu anlamakta zorlanırsınız. Ve eğer ırkçı saldırılara maruz kalanları anlayamazsanız doğru değişiklikleri yapamazsınız.
Genç neslin zamanla işlerin değişeceği umuduyla eğitilmesi ile ilgili daha geniş bir vizyon sağlanmalı. Aynı zamanda ırkçı saldırılara maruz kalanların yaşadıklarını ve duygularını paylaşmak da son derece önemlidir. Ancak bunun hakkında daha fazla konuşmaya veya yazmaya devam etmek istemiyoruz. Artık pratik uygulamalara geçilmeli. Aksi takdirde çok geç olabilir.
Danny Gabbidon: Eğer ırkçılığa maruz kalmadıysanız bunu anlamakta zorlanırsınız
Callum Hudson-Odoi gibi deneyimli futbolcular Galler maçından maçtan önce Gabbidon’a ırkçı saldırılara karşı uyarıda bulundu.
Danny Gabbidon: Eğer ırkçılığa maruz kalmadıysanız bunu anlamakta zorlanırsınız
Callum Hudson-Odoi gibi deneyimli futbolcular Galler maçından maçtan önce Gabbidon’a ırkçı saldırılara karşı uyarıda bulundu.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة

