Suudi Arabistan, Irak’a üst düzey ticaret heyeti gönderdi

Fotoğraf altı: Riyad ve Bağdat arasında mutabakat zaptı imzalandı (Şarku’l Avsat)
Fotoğraf altı: Riyad ve Bağdat arasında mutabakat zaptı imzalandı (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, Irak’a üst düzey ticaret heyeti gönderdi

Fotoğraf altı: Riyad ve Bağdat arasında mutabakat zaptı imzalandı (Şarku’l Avsat)
Fotoğraf altı: Riyad ve Bağdat arasında mutabakat zaptı imzalandı (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistanlı çok sayıda bakan ve yetkiliden oluşan üst düzey bir heyet Irak’ı ziyaret etti. Bağdat’taki görüşmelerde iki ülke arasındaki ekonomik, siyasi, güvenlik, ticaret ve kültürel alanlardaki ikili ilişkilerin görüşüleceği belirtildi. Şarku’l Avsat’a konuşan Suudi bir kaynak, heyetin yaklaşık 100 kişiden oluştuğu bilgisini verdi.
Irak Petrol Bakanı ve Irak-Suudi Arabistan Koordinasyon Kurulu Başkanı Samir el-Gadban dün yaptığı açıklamada Ticaret ve Yatırım Bakanı Macid el-Kasbi başkanlığındaki Suudi heyetin bakanlar, bakanlık temsilcileri, Suudi şirketlerinin üst düzey yöneticileri ile ekonomi, kültür ve güvenlik alanlarının önde gelen isimlerinden oluştuğunu söyledi.
Irak-Suudi Arabistan Koordinasyon Kurulu’nun iki gün boyunca toplantılar düzenleyeceğini belirten Bakan Gadban, görüşmelerde tüm alanlarda ortak iş birliğinin teşvik edilmesinin yanı sıra ekonomik, politik, ticari, kültürel ve güvenlik alanlarında iki ülkenin ortak çıkarlarına nasıl hizmet edilebileceğinin tartışılacağını kaydetti.
Riyad ve Bağdat ticaret ve sanayi odaları da dün iki ülke arasındaki ekonomik bağların güçlendirilmesi ve ortak çıkarların sağlanması amacıyla karşılıklı ticaret ve yatırımlar yapılması ve ekonomik iş birliğinin artırılması konusunda bir mutabakat anlaşması imzaladılar. Taraflar, ticaret ve ekonomiyle ilgili yasaların yanı sıra uluslararası standartlardaki boşlukları doldurmak için bölgesel ve uluslararası ekonomik platformlarda, konferanslarda ve sergilerde vizyon ve tutumlarını koordine etme, ekonomik araştırma ve çalışmalar yürütme konularında da ortak karara vardı.
Mutabakat zaptı, Riyad Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Aclan bin Abdulaziz el-Aclan ve Bağdat Ticaret Odası Genel Başkan Yardımcısı Abdullah el-Cuburi tarafından imzalandı. Söz konusu anlaşma, şirketler ve iş insanları için yıllık forumlar düzenlenmesi ve Riyad ile Bağdat ticaret odalarına hizmet edecek bir veritabanı oluşturulmasının yanı sıra iki ülkenin yerel ürünlerinin ticaretinin teşvik edilmesi, tüm lojistik ve diğer olanakların sağlanmasını kapsıyor.
İmzaların atılmasının ardından Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Riyad Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Aclan, “Mutabakat zaptı iki tarafın iş ve ticaret sektörünün gelişimini ve iki ülkenin çalışma sektörlerinin daha da teşvik edilmesini sağlayacak” ifadelerini kullandı. Aclan, resmi istatistiklere göre Suudi Arabistan'ın son beş yılda Irak'a yönelik petrol dışı ihracatının yaklaşık 10 milyar riyale (2,6 milyar dolar) ulaştığını kaydetti.
Suudi Arabistan’ın 2018’de Irak’a yaptığı ihracatın 2,4 milyar riyal olduğunu belirten Riyad Ticaret Odası Başkanı, ihracatın gerçekleştiği sektörlerin başında 662 milyon riyalle (176.5 milyon dolar) gıda, ardından da 565 milyon riyalle (150.6 milyon dolar) inşaat malzemelerinin geldiğini kaydetti.
Irak'ın Riyad Büyükelçisi Kahtan el-Cenabi, Bağdat’tan yaptığı açıklamada Şarku’l Avsat’a şu bilgileri verdi:
“Bağdat'ta üst düzey Suudi bir heyetin olması, iki ülkenin kapsamlı ekonomik, ticaret ve yatırım ortaklığı yolunda ilerleme konusundaki kararlılıklarını vurguluyor. Bu kararlılık, iki ülke arasındaki ticaret alışverişinin gelecek günlerde artmasıyla daha da belirgin hale gelecek.”
Söz konusu ziyaretle çok sayıda kapsamlı iş birliğine ve ortaklığa adım atılmasının hedeflendiğini vurgulayan Büyükelçi Cenabi, iki tarafın bir iş birliği ortamı yaratmayı, karşılıklı yatırım ve ticaret faaliyetlerini artırmayı amaçladığını söyledi. Cenabi, 100 kişiden oluşan heyetin 30 yıl sonra gerçekleştirdiği bu ziyaretin bir ilk olma özelliği olduğunu belirtti.
Irak Petrol Bakanı Gadban da Suudi Arabistan heyetinin iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunulacağını ve Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Irak Meclis Başbakanı ile de görüşmelerde bulunulacağını söyledi.
Suudi Arabistan-Irak Koordinasyon Kurulu ilk toplantısını 2017'nin ekim ayında gerçekleştirdi. Kurul, iki ülke arasında tüm alanlardaki ilişkileri yeni ufuklara götürmek ve iki ülkenin çıkarlarına hizmet etmek için yapılan çalışmaları koordine etmeyi hedefliyor.
Bakan Gadban’ın açıklamalarına göre Suudi heyette şu isimler yer aldı:
Ticaret ve Yatırım Bakanı Macid el-Kasbi, Kültür Bakanı Bedr bin Abdullah bin Muhammed bin Farhan, Çevre, Su ve Tarım Bakanı Abdurrahman el-Fadli, Enerji, Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Halid el-Falih, Eğitim Bakanı Hamad Al Şeyh, Enformasyon Bakanı Turki eş-Şebane ve Körfez İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Samir es-Subhan, Enerji, Sanayi ve Maden Kaynakları Bakan Yardımcısı Abdulaziz el-Abdulkerim, Toplu Taşıma Kurumu Başkanı Rumeyh bin Muhammed er-Rumeyh, Dış Ticaret Genel Otoritesi Başkanı Abdurrahman el-Harbi, İçişleri, Dışişleri, Maliye, Enerji, Sanayi ve Maden Kaynakları, Ulaştırma, Ticaret ve Yatırım, Milli Eğitim, Çevre, Su ve Tarım ile İslam İşleri Bakanlığı ve Yatırım Genel Otoritesi, Suudi Arabistan Para Ajansı (SAMA), Genel İstihbarat Başkanlığı, İhracatı Geliştirme Otoritesi, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Toplu Taşıma Kurumu, Limanların Genel Müdürlüğü, Spor Genel Müdürlüğü, Sanayi Siteleri ve Teknoloji Bölgeleri İdaresi, Endüstriyel Kalkınma Fonu (SIDF), Devlet Güvenlik Başkanlığı, Kral Selman Yardım Merkezi.
Heyette ayrıca Irak’ta çeşitli sektörlerde yatırım yapmak isteyen büyük Suudi şirketlerin temsilcilerinin de bulunduğu kaydedildi.
Bağdat Stratejik Araştırmalar ve Uluslararası İlişkiler Merkezi Müdürü Menaf el-Musevi Şarku’l Avsat’a şu değerlendirmelerde bulundu:
“Suudi Arabistan, Irak'a geniş ve üst düzey bir heyet yollayarak güçlü bir mesaj gönderiyor. Bunun Irak ve bölge için çok iyi bir mesaj olduğunu düşünüyorum. Hükümetin ve Bakanlar Kurulu’nun, Suudi Arabistan’ın Irak'taki yatırımlarını korumak ve destekleyici mekanizmalar oluşturmak için cesur ve oldukça önemli kararlar alması gerekiyor. Irak-Suudi Arabistan ilişkileri, ortak çıkarlara hizmet eden, her seviyede dengeli ilişkilerin kurulmasını sağlayacak yeni bir anlayış ve uyum aşamasına giriyor.”
Irak Stratejik Araştırmalar Grubu Başkanı Vasık el-Haşimi de Suudi Arabistan için Irak’ın önemi ve önceliğiyle ilgili olarak Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede “Bugün büyük bir Suudi heyeti Irak’ı ziyaret ediyor. Bu, Suudi Arabistan’ın Irak'a olan ilgisinin ve iki ülke arasında artan ilişkilerin açık bir göstergesidir” dedi. Suudi Arabistan ve Irak arasındaki yakınlığın Irak ve bölgenin menfaatinde olduğuna işaret eden Haşimi, Irak'ın bölgesel ve uluslararası ilişkilerdeki denge oyununda aktif bir oyuncu olabileceğini belirtti. Haşimi’ye göre Iraklı politikacılar, iki ülke arasındaki bu yakınlaşmayı Irak’ın çıkarları ve ülkeyi ileriye taşımak için kullanmalı.
Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi de önceki gün yaptığı açıklamada Suudi Arabistan heyetinin Bağdat’ı ziyaret edeceğini duyurmuş ve heyetin ziyaretinin Suudi Arabistan ile ilişkilerin geliştirilmesine ilişkin tüm konuların tartışılmasını amaçladığını söyleyerek ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirmişti.
Irak-Suudi Arabistan ilişkileri, Suudi Arabistan’ın 25 yıllık bir aradan sonra 2015'in aralık ayında Bağdat'taki büyükelçiliğini yeniden açmasının ardından istikrarlı bir şekilde gelişmeye başladı. Şubat 2017'de eski Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr, 27 yıllık aranın ardından Irak'a giden ilk Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı olmuştu.
Irak Bakanlar Kurulu dün gerçekleştirdiği toplantıda, Irak ve Suudi Arabistan arasında Yatırımı Teşvik ve Koruma Anlaşması yapılması kararı da aldı. Gözlemciler bu kararın, Suudi Arabistan’ın Irak'taki yatırımlarına geniş bir kapı açacağı görüşünde.



Kaynaklar Şarku’l Avsat’a konuştu: Hamas, silah meselesini önümüzdeki günlerde arabulucularla ele alacak

Perşembe günü Gazze Şeridi’nin orta kesiminde, Deyr el-Belah’ın kuzeyindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda, yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek toplayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Perşembe günü Gazze Şeridi’nin orta kesiminde, Deyr el-Belah’ın kuzeyindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda, yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek toplayan Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a konuştu: Hamas, silah meselesini önümüzdeki günlerde arabulucularla ele alacak

Perşembe günü Gazze Şeridi’nin orta kesiminde, Deyr el-Belah’ın kuzeyindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda, yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek toplayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Perşembe günü Gazze Şeridi’nin orta kesiminde, Deyr el-Belah’ın kuzeyindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda, yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek toplayan Filistinli bir çocuk (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Hamas ve diğer grupların silah bırakmasını ateşkesin ikinci aşamasının hayata geçirilmesinin ön koşulu olarak nitelendirmesine karşın, Hamas silah dosyasının geleceğini Filistinli taraflar arasında sağlanacak ulusal mutabakata bağlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Gazze’deki fraksiyon kaynakları silah konusu başta olmak üzere bazı temel dosyalar hakkında Hamas’la genel istişareler yürütüldüğünü söyledi. Kaynaklardan biri, özellikle Gazze Yönetim Komitesi’nin sektördeki idari yetkileri devralma süreciyle eş zamanlı olarak, önümüzdeki günlerde arabulucularla silah meselesine ilişkin daha ciddi görüşmelerin başlamasının beklendiğini ifade etti.

dt6yu7ı8
Gazze Şeridi’nin Han Yunus kentinde, İslami Cihad Hareketi ile Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup iki militan (Arşiv – DPA)

Netanyahu, salı günü düzenlediği basın toplantısında, “Silahsızlandırma ya kolay yoldan ya da zorla gerçekleşecek, ancak sonunda mutlaka olacak” dedi. ABD Başkanı Donald Trump da Hamas’ın silahlarını bırakması gerektiğini söyledi. ABD’nin Birleşmiş Milletler nezdindeki temsilcisi Mike Waltz ise Barış Konseyi’nin Hamas üzerinde silahsızlanma yönünde baskı kuracağını dile getirdi.

Hamas’ın üst düzey yöneticileri ise silah dosyasının yalnızca Hamas’ı ilgilendirmediğini, bunun tamamen Filistinlilere ait bir mesele olduğunu ve bu konuda kararın ulusal mutabakat çerçevesinde alınması gerektiğini vurguluyor.

Henüz bir anlaşma yok

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas’a yakın bir kaynak, “direniş silahları” meselesinin gerek fraksiyonlar arasında gerekse arabulucularla hâlen “genel istişare” aşamasında olduğunu söyledi. Kaynak, Hamas’ın yeniden gündeme getirdiği bazı fikir ve yaklaşımların bulunduğunu, bunlar arasında silahların, üzerinde uzlaşılmış bir Filistinli merciin vesayetine verilmesi ya da arabulucuların garantisi altına alınması gibi seçeneklerin yer aldığını belirtti. Bu yaklaşımların, silahların ABD ya da İsrail yöntemleriyle alınması ya da bu taraflara teslim edilmesini engellemeyi amaçladığı ifade edildi.

Hamas kaynakları, bugüne kadar herhangi bir anlaşmaya varılmadığını ve konunun ciddi biçimde ele alınmadığını vurguladı.

u7ı8o9
Pazartesi günü Ankara’da, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Halil el-Hayye başkanlığındaki Hamas heyeti arasında gerçekleştirilen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan İsrail’in Kanal 13 televizyonunun pazartesi günü yayımladığı habere göre ABD önümüzdeki günlerde İsrail ve Hamas’a, silahsızlandırma sürecinin başlatılması için belirli bir takvim içeren bir belge sunacak. Haberde, Hamas’ın bu belgeye uymaması halinde İsrail hükümetine süreci tek taraflı yürütme imkânı tanınacağı belirtildi.

İsrail Kamu Yayın Kurumu’nun aktardığına göre İsrailli askeri kaynaklar Hamas’ın silahsızlanmayı kabul edeceğinden şüphe ediyor. Kanal 14 ise Hamas’ı buna zorlamak için, Gazze Şeridi’nin tamamen yeniden işgal edilmesi seçeneği de dâhil olmak üzere bir dizi askeri planın onaylandığını bildirdi.

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff da birkaç gün önce, gerekirse Hamas’la yeni bir toplantı yapılabileceğini söylemiş, hareketin sonunda silahsızlanmayı kabul edebileceğini öne sürmüştü.

Kapsayıcı ulusal çerçeve

Hamas kaynakları, silah konusunda kararın kapsamlı ve kapsayıcı bir ulusal çerçevede alınmasını istediklerini, bazı Filistinli gruplarla istişareler yapıldığını ve arabuluculara sunulmak üzere bir öneri üzerinde çalışıldığını aktardı.

Kaynaklar, silah meselesinin son dönemde yapılan görüşmelerde bazı arabulucular tarafından gündeme getirildiğini, bunlar arasında Hamas liderliği ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında İstanbul’da yapılan görüşmenin de yer aldığını söyledi. Bir Hamas yetkilisi, “Arabulucular ve bazı taraflar, işgal karşısında Filistinli grupların direnme hakkını vurgulayan bu yaklaşımlara olumlu bakıyor” dedi.

Hamas’a göre “ulusal mutabakat”, yalnızca hareketin kendi silahlarıyla sınırlı değil. Silahlı ve direnişte aktif rol almış başka Filistinli grupların da bulunduğuna işaret eden Hamas kaynakları, “Bu denli kritik bir konuda tek başımıza karar alamayız” görüşünü dile getirdi.

El Fetih’in rolü ne olacak?

El Fetih’in yeni fraksiyonlar arası istişarelere katılıp katılmayacağı sorusuna yanıt veren bir Hamas yetkilisi, “Elbette bunu istiyoruz. Ancak teknokratlar komitesi görüşmelerinde olduğu gibi reddedip etmeyeceklerini bilmiyoruz” dedi.

frgty6
Kahire’de Gazze Yönetim Komitesi toplantısı (Mısır Enformasyon Servisi)

Yetkili, Kahire’de yapılması planlanan istişarelerin amacının, direniş silahlarının geleceğine ilişkin net ve ortak bir çerçeve oluşturmak olduğunu, bu konuda hiçbir grubun tek başına karar vermesinin istenmediğini söyledi. Ayrıca Gazze’nin ve Filistin davasının geleceğine dair daha geniş bir ulusal diyalog hedeflendiğini kaydetti.

İsrail ve ABD’den tehditler

İsrail ve ABD’nin Hamas’ın olası adımlarına nasıl karşılık vereceği belirsizliğini korurken, Tel Aviv yeniden askeri operasyon tehdidinde bulunuyor. Filistin tarafında ise Trump yönetiminin silah meselesine ilişkin farklı seçeneklere açık olabileceği görüşü dile getiriliyor.

Trump, yaklaşık iki hafta önce Hamas mensupları için “Silahla doğdular; bu nedenle silahı bırakmak kolay bir mesele değil” demişti. ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz ise çarşamba günü, “Tüneller ve silah üretim tesisleri dâhil tüm askeri ve saldırı altyapıları yok edilecek ve yeniden inşa edilmeyecek” dedi. Waltz, Gazze’de silahsızlandırma sürecinin uluslararası bağımsız gözlemciler tarafından denetleneceğini, silahların kalıcı biçimde kullanım dışına çıkarılacağını ve bunun uluslararası finansmanlı bir geri alım ve yeniden entegrasyon programıyla destekleneceğini söyledi.

Hamas Siyasi Büro üyesi Musa Ebu Marzuk da yaptığı  açıklamada, “Gazze’ye ilişkin herhangi bir düzenleme, silah meselesi de dâhil olmak üzere Hamas’la mutabakat içinde olmalı. Hareket, silahlarını hiçbir biçimde teslim etmeyi hiçbir zaman kabul etmedi” ifadelerini kullandı.


Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
TT

Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) kuzeydoğu Suriye’de tırmanmayı önlemeye yönelik arabuluculuk faaliyetlerini sürdürerek kalıcı bir çözüm için çalışmalar yürütüyor. Ancak sürecin ilerlemesi, Ankara ve Şam’ın PKK’nın olası etkilerinin ortadan kaldırılacağı konusunda ikna edilmesine bağlı.

SDG bölgelerini kaybetti

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Şam’ın başlattığı ve Türkiye’nin güçlü destek verdiği askeri operasyonlar sonucunda kontrolündeki bazı bölgeleri kaybetti. Şam Suriye’nin tüm topraklarında kontrolü sağlamak isterken, Kürtler hükümette “adil temsil” talep ediyor.

efd
Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, 10 Mart 2025’te Şam’da Suriye Demokratik Güçleri lideri Mazlum Kobani ile el sıkışıyor (SANA)

Türkiye’nin SDG’ye yönelik müdahalede bulunmasının temel nedeni, Suriye’de özerk bir Kürt yönetiminin kurulmasının ileride ayrılıkçılığa zemin hazırlayabileceği endişesi. Ankara, Kürt bölgeleri Suriye ordusuna entegre edilmezse sınırda askeri operasyon tehdidini defalarca dile getirdi.

Çözümün parçası

Erbil’deki bazı politikacılar, “Türkiye ile iyi komşuluk ilişkilerini koruyan ve Suriye’deki tüm bileşenlerin haklarını güvence altına alan” bir çözümü destekliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan IKBY hükümet danışmanı Cewhar Faiq, Kürtlerin 1991’den bu yana bölge istikrarının bir unsuru olduğunu vurgulayarak, “Kürtler çözümün ve bölgede istikrarın bir parçası olmaya devam edecek” dedi.

Faiq, Kürtlerin vizyonunun yeni demokratik, anayasal bir Suriye; etnik ve dini grupların haklarını garanti altına alan, aynı zamanda Türkiye ve diğer bölge ülkeleri ile iyi komşuluk ilişkilerini gözeten ve dış müdahaleye kapalı bir sistem olduğunu belirtti.

rgtyhu
Mesut Barzani ve yanında Mazlum Kobani, Erbil’de ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yapılan görüşmeler sırasında (Kürdistan Demokrat Partisi)

Erbil, Suriye’deki taraflarla, özerk yönetim bölgelerinden Şam yönetimine ve Amerikalılara kadar temaslarını sürdürüyor. Faiq, bu temasların amacının “kalıcı bir çözüme ulaşmak” olduğunu ifade etti. Son haftalarda Mesut Barzani, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ABD özel temsilcisi Tom Barrack ve SDG lideri Mazlum Abdi ile görüşmeler yaparak diyalog ve ortak anlayış yoluyla sivil barışı güçlendirmeye çalıştı. Faiq, “Askeri çözüm, Suriye’deki bileşenlere ve devlete zarar verir; DEAŞ’ın yeniden toparlanma ihtimalini artırır” dedi.

Anlaşmazlıkta engel PKK

PKK, yürütülen müzakerelerde önemli bir engel olarak öne çıkıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Kürdistan Demokrat Partisi üyesi Abdulselam Berwari, “Erbil’in çabaları devam ediyor, gerilimi önlemeye çalışıyor. Ancak Türkiye, Suriye Kürtleri konusunu yıllarca silahlı mücadele yürüttüğü PKK perspektifinden değerlendiriyor” dedi.

Türkiye, PKK ile barış süreci başlattı ancak silahsızlanma şartı koştu. Kuzey Suriye’deki çatışmalar, taraflar arasındaki müzakereleri tehlikeye atıyor. Erbil, Ankara’nın endişelerini anlıyor ve Kürt meselesiyle ilgili yanlış anlamaları düzeltmeye çalışıyor.

Berwari, “Kürt halkının hakları, PKK’nın kuruluşundan çok önceye dayanıyor. Kürt meselesi çözülürse, tırmanma bahanesi ortadan kalkar” dedi.

Berwari, Erbil’in Ankara ile ilişkilerini iyi olarak nitelendirerek, “Erbil, Türkiye ve uluslararası toplumla birlikte Suriye Kürtleri ile Şam yönetimi arasındaki sorunu çözmeye çalışıyor; bu öncelikli hedefimiz” ifadelerini kullandı.

Arabuluculuk yavaş ilerliyor

Kürdistan Birliği Partisi yetkilisi Soran Davudi, “Irak Kürdistan Bölgesi, Türkiye ile Suriye Kürtleri arasında kontrollü bir çerçevede resmi olmayan bir arabulucu rolü üstlenmeye çalışıyor” dedi.

Davudi, Erbil’in rolü, büyük ölçüde Ankara ile sağlanan siyasi ve ekonomik bağlantılar ve PKK etkisinden bağımsız Suriye Kürtleriyle yürütülen tarihî temas kanallarına dayandığını belirtti.

dfrgt
Polis güçleri, Türkiye’nin güneydoğusundaki Mardin’de Nusaybin kapısından Kamışlı’ya geçmeye çalışan ve SDG’yi destekleyen Kürtleri dağıtmak için su sıkıyor (AP)

Davudi, “Erbil ile etkili Kürt liderler arasında resmi olmayan, temaslar sürüyor; ancak Türkiye’nin YPG’ye (Demokratik Birlik Partisi’nin silahlı kanadı ve SDG’nin ana birleşeni) bakışı, PKK’nın uzantısı olarak görülmesi büyük bir engel oluşturuyor” dedi. Ayrıca, Suriye Kürtleri arasında SDG ile Kürt Ulusal Konseyi arasındaki bölünmenin krizi derinleştirdiğine dikkat çekti.

Erbil’in diyaloğu sürdürme çabalarına rağmen Davudi, arabuluculuğun etkisinin hâlâ sınırlı ve yavaş ilerlediğini belirtti. Öte yandan, krizle ilgili kilit isimlerin sık sık Erbil’e gelmesi, şehrin Şam, Ankara, Kürt tarafları ve Washington arasında gerçek anlaşmalar için uygun bir sahne olabileceği yönünde iyimserlik yaratıyor.


İsrail ordusu, Ürdün'den sızdığına inanılan şüphelileri arıyor

Hebron'daki İsrail askerleri (Reuters)
Hebron'daki İsrail askerleri (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Ürdün'den sızdığına inanılan şüphelileri arıyor

Hebron'daki İsrail askerleri (Reuters)
Hebron'daki İsrail askerleri (Reuters)

İsrail ordusu yaptığı açıklamada, Ürdün'den sızdığına inanılan kimliği belirsiz şüphelileri bulmak için geniş çaplı aramalar yapıldığını bildirdi.

Baran kasabası yakınlarında Ürdün'den İsrail topraklarına bir sızma tespit ettiğini açıklayan orduya göre birkaç şüpheli sınırı geçerek İsrail'e girdi.

Yetkililer, şüphelileri bulmak için bölgede kapsamlı arama operasyonları yürütüldüğünü ve yolların kapatıldığını belirttiler. Baran'da da sirenler çalınarak, sakinlere bir sonraki duyuruya kadar evlerinde kalmaları uyarısı yapıldı.