Batı medyasının kaderini değiştiren kadınların yeni nesillere ilham veren öyküleri

Fotoğraflarla belgelediği haberleriyle ünlü Dorothea Lange’ın 1936'daki görevlerinden biri sırasında çekilmiş fotoğrafı (Getty Images)
Fotoğraflarla belgelediği haberleriyle ünlü Dorothea Lange’ın 1936'daki görevlerinden biri sırasında çekilmiş fotoğrafı (Getty Images)
TT

Batı medyasının kaderini değiştiren kadınların yeni nesillere ilham veren öyküleri

Fotoğraflarla belgelediği haberleriyle ünlü Dorothea Lange’ın 1936'daki görevlerinden biri sırasında çekilmiş fotoğrafı (Getty Images)
Fotoğraflarla belgelediği haberleriyle ünlü Dorothea Lange’ın 1936'daki görevlerinden biri sırasında çekilmiş fotoğrafı (Getty Images)

Medya çalışanlarının karşılaştığı zorluklar, “sıkıntılı meslek” olarak nitelendirildiği kadar çoktur. Çalışanlarının çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu medya alanındaki hiyerarşinin en üstüne ulaşmak, birkaç kişi dışında neredeyse imkânsızdır. Bununla birlikte, medya alanında çalışan kadınların karşılaştıkları zorluklar, çoğu zaman erkeklerin karşılaştıkları zorluklardan daha fazladır. Bu nedenle, medyanın en üst makamlarındaki kadınların sayısı Batı ülkelerinde dahi oldukça azdır.
Ancak, mücadele eden ve medyadaki kariyer yolunu kendilerinden sonra gelenler için açan, tarihi ve şuan içinde bulunduğumuz zamanı değiştiren çok sayıda önde gelen kadın var. Kadınlar, büyük bir kısmının meslekle ilgisi olmayan güçlüklerin ortasında zorlu medya yürüyüşüne devam ediyorlar. Örneğin erkeklerin, kadınların erkeklere özel olduğunu düşündükleri bir alana girmelerine karşı olmaları, kadınların aileleri tarafından kısıtlanmaları, kadınlara yönelik özel eğitimlerin az olması, uzun çalışma saatleri, medyadaki bazı alanlarda güvenliğin olmaması ve bazen seyahate çıkmak zorunda kalınması gibi birçok güçlükten bahsedebiliriz. Kadınlar ayrıca iş hayatındaki tacizlerle de karşı karşıya kalıyorlar.
Medya alanında çalışan kadınların, bu zorluklarla yüzleşmek, bu alanda artan rekabetle mücadele etmek ve bazen de erkeklerin hegemonyasındaki alanlarda karşılaştıkları ayrımcılığa karşı koymak için güçlü bir iradeye ihtiyacı var. Kadınların karşılaştığı bu ayrımcılık iki yönlüdür. Kadınlar, ana haberleri sunamaz ve siyaset arenası, suç veya savaşlar gibi ciddi mecralara giremezler. Medya alanında kadın çalışanlara yapılan ödemeler de daha düşüktür.
Bununla birlikte kadınlar, yıllar boyunca bazı alanlarda, özellikle araştırmacı gazetecilikte, ayrıntı ararken, erkeklerden daha iyi olduklarını kanıtlamış ve yalnızca ev işleri yapabileceklerine dair geçmişteki olumsuz algıyı kırmayı başarmışlardır.
Kadınlar, medyada ve genel olarak iş hayatlarında karşılaştıkları sorunları ve zorlukları ele almaya başladılar. Ardından algıları değiştirmek ve önde gelen medya kurumlarının başına geçmek gibi daha ciddi görevlere talip oldular.
Kadınlar artık medyadaki alanların kendilerine açık olduğunu, kariyer gelişiminde ve maaşlarda erkeklerle eşit olduklarını söyleyen yasaların bulunduğunu ve medyadaki üst mevkilere ulaşmanın geçmişte olduğu kadar zor olmadığını görüyorlar.
Bu değişim, zorluklara direnen ve kariyerlerini değiştiren Batı dünyasının seçkin kadınları sayesinde gerçekleşti.
Medyada iz bırakan bu kadınlardan üçü bugün hayatta değil. Üçü ise uluslararası kamuoyu tarafından tanınıyor. Bu altı kadının verdikleri mücadeleleri, karşılaştıkları güçlükleri ve bu sorunların üstesinden nasıl geldiklerini anlatan öykülerini sizler için derledik.
Dorothea Lange
Gazetecilik alanında çalışan kadınların ilklerinden olan Dorothea Lange, 1965 yılındaki ölümüne kadar mesleğini yapmaya devam etti. Lange, 1930'lardaki Büyük Buhran döneminde, tarihin en zorlu ekonomik dönemlerinden birinden geçen dünyada, fotoğraflı yayın yapan bir gazete kurdu. Columbia Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra New York'tan San Francisco'ya taşınan Lange, zengin elitlerin fotoğraf çektirdiği bir stüdyoda çalışmaya başladı.
Ancak Büyük Buhran'la birlikte Lange, fotoğraf makinesini alıp sokağa çıktı ve ABD toplumunun o dönem çektiği sıkıntıları fotoğraflayarak kamuoyuna aktardı. Lange’ın fotoğraflarından en ünlüsü, aç kalan çocuklarının karnını doyurmak için elindeki para edecek son eşya olan lastiklerini satan 32 yaşında bir kadının karesiydi. Birçok algıyı değiştiren Lange, içinde yaşadığı toplumu geliştirmeye yardım etti.
Babs Simpson
Bir süre önce 105 yaşında hayata gözlerini yuman Babs Simpson, çeyrek asır boyunca dünyanın önde gelen moda dergisi Vogue'nun baş editörlüğünü yaptı. Çok sayıda ünlüyle çalışan Simpson, Marilyn Monroe başta olmak üzere birçok yıldızın kıyafet seçimlerinin arkasında yer aldı. Bununla birlikte Simpson’ın ünlü romancı Ernest Hemingway ile birlikte fotoğrafları bulunuyor.
Simpson’ın aristokrat kökleri ve doğduğu Pekin'den Latin Amerika ülkelerine kadar dünyanın dört bir yanını dolaşması, onun medyada yer almasına yardımcı olurken, ailesinin sonunda Boston'a yerleşmesi, Simpson’ın ABD toplumuna karışmasını sağladı. Babs, 1936'da Harvard mezunu olan William Simpson ile evlendi. Ancak yedi yıl sonra bu evliliği sonlandıran Simpson, New York'a gitti ve medya dünyasına katıldı. 1947'de Vogue dergisinin ekibine katılan Simpson, 1972'ye kadar Vogue’da kaldı.
Simpson, Paris ve New York'tan başlayarak dünyanın moda nabzını tutan bir zevke sahipti. Çalışma hayatının dışında, sanat eserleri, kitaplar, tiyatrolar ve bale gösterileri arasında, kültürel bir iklimde yaşadı.
Ev ve bahçe tasarımlarına merak salan Simpson, 1972 yılında “House & Garden” dergisine geçti. Simpson, Vogue’un 2012 yılında dergiye editörlük yapan isimlerle ilgili analizinde yer aldı. Ünlü bir tasarımcı Bunny Mellon, Vogue’un editörlüğüne Simpson kadar iyi olmadığını söyledi.
Sylvia Chase
Medya ve televizyonun önde gelen isimlerinden biri olan Emmy Ödüllü Sylvia Chase, 1970'lerde bir nesil kadın gazetecinin önünü açarak erkeklere özel televizyon dünyasına giriş yaptı. Sylvia kısa bir süre önce 80 yaşında Kaliforniya’da öldü. Onun televizyon dünyasındaki en büyük etkisi, izleyicileri çekiciliğiyle ekran başına toplamak yerine, kadınların medyaya sağladıkları yararın ciddiyetini kanıtlayabilmesiydi. 20-20, Prime Time ve Magazines gibi birçok başarılı programa imza atan Chase, San Francisco'daki Cron TV'de akşam haberlerini sundu.
Chase, işyerleri ve hapishanelerde taciz ile bağımlılık yapan uyuşturucu maddelerin diyabet ilacı gibi yaygın bir şekilde kullanılmasını ortaya çıkararak televizyonlardaki bazı tabuları yıktı. Ayrıca Amerikan yerlileri, polis memurları arasındaki ırkçı ayrımcılık ve engelli çocuklar için bakım programlarının ihmal edilmesi gibi alanlarda büyük mücadeleler verdi. Kararlılık ve irade timsali olarak görülen Chase, bu yüzden “güvenilen kadın” olarak anılmaya başladı. Ardından kadınlara yol göstermeye çalıştığı “güçlü kadın” siteleri kurdu.
Bu kadınlar, medyada onlarca yıl verdikleri mücadeleyle bugün etkili olan kadın gazeteci neslinin önünü açtılar. Bu neslin en ünlü isimleri arasında başta Oprah Winfrey, Arianna Huffington ve Jill Abramson geliyor.
Oprah Winfrey
Oprah Winfrey, ABD’nin en çok izlenen programlarından biri olan Oprah Winfrey Şov ile ünlendi. “Medya Kraliçesi” olarak anılan Winfrey, ayrıca en zengin Afrika asıllı Amerikalı kadınlardan biridir. Bununla birlikte Winfrey, yalnızca kendi alanında veya ABD’de değil, dünya çapında en etkili kadınlar arasında yer alıyor.
Mississippi 'de fakir bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen Winfrey,  gençlik yıllarında cinsel tacize uğradı. Yerel bir radyo istasyonunda çalışmaya başlayan Winfrey, daha sonra sabah programlarına geçti. Bazı basit haberler, itiraflar ve sosyal olarak istenmeyen karakterleri içeren magazinsel haber programları formatı oluşturdu.
Oprah Winfrey, sadece bir kadın olarak değil, aynı zamanda Afro-Amerikan bir kadın olarak da karşılaştığı güçlüklerin üstesinden gelen bir model oldu. Zor bir çocukluk geçiren Winfrey, Duke ve Harvard Üniversiteleri'nden fahri doktora ve eski ABD Başkanı Barack Obama tarafından kendisine verilen özgürlük madalyası ile zirveye ulaştı.
Arianna Huffington
ABD’li siyasetçi Michael Huffington ile evli olan Yunan asıllı Arianna Huffington, Huffington Post grubunu kurdu. Huffington Post, 2011 yılında 315 milyon dolara American Online Vakfı tarafından satın alındı. American Online, Forbes dergisinin medyadaki en etkili kadınlar listesinde yer alan Huffington’ı, baş editör ve genel müdür olarak atadı.
Huffington Post’da yakaladığı başarıya ulaşamayan Arianna, 2016 yılında istifa etti. Ardından Thrive Global adlı aktif ve mutlu bir yaşam için faydalı sağlık bilgilerinin yer aldığı bir şirket kurarak yeniden çalışmalarına başladı.
Arianna, medyada yer aldığı uzun yıllar boyunca kadınları medya alanına girmeye cesaretlendirdi. Ancak kadınların kurtuluş hareketlerine, dolaylı olarak kadınların köleliğine atıfta bulundukları gerekçesiyle karşı çıktı.
Jill Abramson
2011-2014 yılları arasında New York Times’ın editörlüğünü yapan Jill Abramson, gazetenin 160 yıllık tarihinde bu göreve gelen ilk kadın oldu. Gazeteye 1997 yılında Washington ofisinin yöneticisi olarak katılan Abramson, ardından genel yayın yönetmeni oldu. Abramson aynı zamanda Wall Street Journal'da editör olarak çalıştı.
Forbes dergisinin en etkili kadınlar listesinde 5’inci sırada yer alan Abramson, bu yıl sahte haberlerle ilgili “Gerçeğin ticareti” adlı bir kitap yayınladı. Kitap, medya uzmanları tarafından eleştirilirken ABD Başkanı Donald Trump'tan övgü aldı.
Harvard Üniversitesi mezunu olan Abramson, akademik, kültürel, medya ve hukuk alanlarında faaliyetlerde bulundu. Medya alanındaki kadınlar arasında seleflerinin karşılaştığı zorluklara maruz kalmayan bir model olan Abramson, ayrıca, Amerikan medyasındaki hırslarına ulaşmak ve en yüksek mevkilere gelebilmek için göreceli olarak hâkim olan özgürlük atmosferinden faydalandı.



Eski çocuk yıldız yıllar sonra kırmızı halıda

Jonathan Lipnicki, oyunculuk kariyerine 1996 yapımı Yeni Bir Başlangıç'ta Renée Zellweger'la birlikte adım atmıştı (Columbia Tristar)
Jonathan Lipnicki, oyunculuk kariyerine 1996 yapımı Yeni Bir Başlangıç'ta Renée Zellweger'la birlikte adım atmıştı (Columbia Tristar)
TT

Eski çocuk yıldız yıllar sonra kırmızı halıda

Jonathan Lipnicki, oyunculuk kariyerine 1996 yapımı Yeni Bir Başlangıç'ta Renée Zellweger'la birlikte adım atmıştı (Columbia Tristar)
Jonathan Lipnicki, oyunculuk kariyerine 1996 yapımı Yeni Bir Başlangıç'ta Renée Zellweger'la birlikte adım atmıştı (Columbia Tristar)

Yeni Bir Başlangıç'ın (Jerry Maguire) yıldızı Jonathan Lipnicki, yıllar sonra ilk kez kırmızı halıda boy gösterdi.

35 yaşındaki Lipnicki, oyunculuk kariyerine henüz 5 yaşındayken, 1996 yapımı filmde Renée Zellweger ve Tom Cruise'la birlikte rol alarak başlamıştı. Ardından Küçük Kardeşim (Stuart Little, 1999) ve Stuart Little 2'de (2002) başrol oynamıştı. Oyunculuğa devam etse de sektördeki başarılı başlangıcının ardından zorlu dönemlerden geçtiğini açıkça dile getirmişti.

Şimdiyse NBC'nin büyük ilgi gören realite programı To Catch a Predator'ın yapım sürecini konu alan psikolojik suç gerilimi Primetime'daki rolüyle yeniden ilgi odağı oluyor.

Lipnicki, Robert Pattinson, Merritt Wever, Matthew Maher ve kendisi gibi eski çocuk yıldız Skyler Gisondo'nun rol aldığı filmin 23 Eylül'deki Los Angeles galasında kırmızı halıda görüntülendi.

Lipnicki, 2024'teki Yahudi Medya Ödülleri haricinde, en son 2021'de Film Threat'in Award This! etkinliğinde kırmızı halıda görüntülenmişti.

The Hollywood Reporter'a göre Lipnicki, dünya prömiyerini 25 Eylül'de yapan (Türkiye gösterim tarihi 23 Ekim -çn.) yeni filmde karanlık bir karaktere hayat veriyor.

Oyuncu, dergiye bu rolü kabul etme kararıyla ilgili şunları söyledi:

Oyuncular olarak, karanlık temalı ve kendimizi gerçekten verebileceğimiz işlerin hayalini kurarız. Günün sonunda kendinize şu soruyu sormanız gerekir: 'İddia ettiğim kadar cesur bir sanatçı mıyım?' Bu soruyu yanıtlamam gerekiyordu ve bu adımı atacak cesareti gösterdim.

Lipnicki ayrıca çocuk oyuncu olmanın getirdiği baskılar hakkında da samimi açıklamalarda bulundu.

Küçük Kardeşim'in tanıtım etkinlikleri sırasında kendisine uyuşturucu kullanıp kullanmayacağının sorulduğunu hatırlatan Lipnicki, "Büyürken, hayatı mahvolmuş birine dönüşmemem konusunda üzerimde büyük bir baskı vardı" dedi.

Ancak Primetime'da yer almak, Lipnicki'nin geçmişte üzerinde hissettiği baskıyı geride bırakmasına yardımcı olmuş..

THR'a konuşan oyuncu, "Bu rolü üstlenmek, üzerimdeki o baskıdan kurtulmak gibi hissettirdi" dedi.

Her zaman hata yapmaktan ve başkalarının hakkımda ne düşündüğünden endişe ederdim. Bu rol, 'Başkalarının ne düşüneceği üzerinde hiçbir kontrolüm yok ve artık bunu dert etmeyeceğim' demenin bir parçasıydı.

Primetime, Lipnicki'nin kariyerinde bir değişime işaret ediyor. Daha geçen yıl People'a verdiği bir röportajda, kariyer açısından "istediği noktada olmadığını" söylemişti.

Yetişkinlik dönemindeki kariyerinin şu ana kadarki seyrinden kısmen hayal kırıklığı duysa da Lipnicki, bu alanda devam etmeye kararlı olduğunu belirterek şunları söyledi:

Hayatımın geri kalanında yapmak istediğim iş bu. Bence tek yapmanız gereken, bunun gerçekleşeceğine inanmak ve doğru yönde adım atmak için elinizden gelen her şeyi yapmak.

Independent Türkçe


Güney Kore'nin popüler adasında turist ölümü: Gece girişleri askıda

Güney Kore'nin en büyük adası Jeju'daki Jeju Şehri'nde, Hamdeok Plajı yakınında fotoğraf çeken ziyaretçiler (Arşiv/AFP)
Güney Kore'nin en büyük adası Jeju'daki Jeju Şehri'nde, Hamdeok Plajı yakınında fotoğraf çeken ziyaretçiler (Arşiv/AFP)
TT

Güney Kore'nin popüler adasında turist ölümü: Gece girişleri askıda

Güney Kore'nin en büyük adası Jeju'daki Jeju Şehri'nde, Hamdeok Plajı yakınında fotoğraf çeken ziyaretçiler (Arşiv/AFP)
Güney Kore'nin en büyük adası Jeju'daki Jeju Şehri'nde, Hamdeok Plajı yakınında fotoğraf çeken ziyaretçiler (Arşiv/AFP)

Güney Kore'nin Jeju Adası'nda yetkililer, bir turistin fotoğraf çektiği sırada suya düşerek hayatını kaybettiğinin bildirilmesinin ardından adanın en ünlü şelalelerinden birinde gece ziyaretlerini askıya aldı.

Seogwipo şehir yönetimi, Cheonjiyeon Şelalesi'nin etrafındaki alanı güvenlik şeridiyle çevirdi ve daha önce saat 22.00'ye kadar ziyaret edilebilen bölgeyi eylül sonuna kadar gece ziyaretlerine kapattı.

Şehir yönetimi, polis incelemelerinin sonuçları belli olduktan sonra güvenlik önlemlerinin artırılmasını ve gece ziyaretlerinin yeniden başlatılıp başlatılmayacağını değerlendireceğini açıkladı.

Yerel basında yer alan haberlere göre 50'li yaşlarındaki adam cumartesi günü yerel saatle 20.32 civarında fotoğraf çekerken yaklaşık 2 metre yükseklikten şelalenin altındaki havuza düştü. Yaklaşık 10 dakika sonra sudan kalbi durmuş halde çıkarılan adam, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Jeju itfaiye ve güvenlik birimi, kurtarma ekiplerinin sudan çıkardığı adama hastaneye götürülürken kalp masajı uyguladığını belirtti. Diğer ziyaretçilerin bir can simidi attığı ancak bunun adamın hemen kurtarılmasına yetmediği bildirildi.

Polis, güvenlik kamerası görüntülerini ve tanık ifadelerini inceliyor, ayrıca ölüm nedenini belirlemek üzere otopsi yapılması değerlendiriliyor. Adamın normal seyir güzergahından mı düştüğü, yasaklı bir alana mı girdiği veya tesislerde ya da tesislerin yönetiminde bir kusurun kazada payı olup olmadığı henüz netleşmedi.

Jeju'nun üç büyük şelalesinden Cheonjiyeon, yaklaşık 22 metre yüksekliğinde ve havuzunun derinliği yaklaşık 20 metre. Saat 22.00'ye kadar açık bölgeye son giriş saati 21.20. Dolayısıyla düşme olayı normal ziyaret saatleri içinde gerçekleşti.

Şehir yetkilileri bölgenin yılda yaklaşık 1 milyon ziyaretçi çektiğini ve kazanın, Güney Kore'nin hasat festivali olan Chuseok tatilinin sonunda meydana geldiğini belirtti.

Gece ziyaretleri, 1984'te uygulamanın başlamasından bu yana yapılan ilk aydınlatma yenilemesinin ardından 11 Mayıs'ta yeniden başlamıştı. Çalışma 840 milyon wona (yaklaşık 30,2 milyon TL) mal olmuştu.

Güney Kore merkezli medya kuruluşu World News Agency'nin açıkladığı verilere göre o tarihten bu yana gece ziyaretlerinde artış yaşandı. Temmuzda hava karardıktan sonra alanı ziyaret edenlerin sayısı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 32,3 artarak 12 bin 535'e ulaştı.

Güney Kore'de yayımlanan Financial News, alan çevresine düşme riskine karşı uyarı levhaları, hayat kurtarma ekipmanı kutusu ve can simitleri yerleştirildiğini bildirdi. Seoul Shinmun gazetesi ise bunun 1970'lerde giriş ücreti uygulamasına geçilmesinden bu yana sözkonusu şelalede meydana gelen, ölümle sonuçlanan ilk düşme vakası olduğunu yazdı.

Nisanda Güney Kore'nin Gangwon eyaletine bağlı Samcheok kentindeki Hwanseongul mağarasında bulunan bir seyir platformundan yaklaşık 2,5 metre yükseklikten düşen 65 yaşındaki bir adam hayatını kaybetmişti.

Korea Herald'ın Seogwipo Sahil Güvenlik birimine dayandırdığı habere göre, Kasım 2023'te Jeju Adası'ndaki popüler bir fotoğraf noktası olan Oedolgae Kayası'nda, 50'li yaşlarındaki bir adam kendi fotoğrafını çekmeye çalışırken kayalıklardan düşmüş, olay sonucunda kafasında yaralanma ve vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar meydana gelmişti.

Independent Türkçe


YouTube'dan öğrendi, 11 yaşında satranç tarihine geçti

Fotoğraf: FIDE
Fotoğraf: FIDE
TT

YouTube'dan öğrendi, 11 yaşında satranç tarihine geçti

Fotoğraf: FIDE
Fotoğraf: FIDE

Britanyalı satranç dahisi, Kadın Büyükusta unvanını almaya hak kazanan en genç oyuncu olmasının ardından "tarih yazmayı sürdürmek" istediğini söyledi.

İngiltere'nin Harrow kasabasından 11 yaşındaki Bodhana Sivanandan, Özbekistan'ın Semerkant kentinde düzenlenen 46. Satranç Olimpiyatı'nda İngiltere'yi temsil ederken, unvan için gereken üçüncü ve son yeterlilik şartını tamamlayarak bu unvanı elde etti.

Artık tam büyükusta unvanını hedefleyen genç oyuncu, son başarısıyla bu unvana bir adım daha yaklaştı. Pazar günü Uluslararası Satranç Federasyonu'na (FIDE) verdiği röportajda, "Sadece burada durmak yerine yoluma devam etmek ve tarih yazmayı sürdürmek istiyorum" dedi.

FIDE, Sivanandan'ın, bir oyuncunun kadınlara özel kategoride ulaşabileceği en yüksek ve ömür boyu geçerli olan Kadın Büyükusta (WGM) unvanını almaya hak kazanan gelmiş geçmiş en genç oyuncu olduğunu doğruladı.

İngiltere adına birinci masada, uluslararası düzeyde önde gelen yeteneklere karşı mücadele eden satranç dahisi, 11 maçta 8 puan toplayarak rekor kıran statüsünü perçinleyen bir performans sergiledi.

Önceki rekor, 2002'de bu unvanı 12 yaşındayken kazanan Kateryna Lagno'ya aitti.

Çinli Hou Yifan da 2007'de 12 yaşındayken WGM unvanını kazanmış, bir yıl sonra ise genel kategoride tarihin en genç büyükustası olma başarısını göstermişti.

Sivanandan için bu dönüm noktası, hızla gelen başarılar zincirinin son halkası. Oyuncu daha önce 2023'te Hırvatistan'daki Avrupa Hızlı ve Yıldırım Satranç turnuvalarında, rekabetçi bir maçta bir büyükustaya karşı yenilmeyen en genç oyuncu olmuştu.

2024'te İngiltere'nin Olimpiyat kadrosuna seçilen öğrenci, daha sonra Coventry'de düzenlenen Britanya Kadınlar Şampiyonası'nı kazanan en genç kadın sporcu unvanını da elde etmişti.

Birleşik Krallık'ın eski maliye bakanı Rachel Reeves de Sivanandan'ın başarısını takdir edenler arasında yer aldı. X'te yaptığı bir paylaşımda şunları yazdı:

Bodhana, seni yürekten kutluyorum, bir satranç süperstarısın ve henüz 11 yaşındasın. İlerlemeye devam ettiğini görmek beni çok mutlu ediyor.

FIDE'ye konuşan şampiyon şunları ekledi:

[Satrançla ilgili] her şeyi seviyorum... Seyahat etmeyi seviyorum, ayrıca tam zamanlı okula devam ettiğim için satranç pek çok okul dersiyle de bağlantılı, bu yönüyle de gerçekten çok faydalı.

Bu genç öğrencinin rekabetçi satranç serüveni Kovid-19 kapanmaları sırasında, babasının atmayı planladığı bir çantanın içinde eski bir satranç takımı bulmasıyla başladı.

Başlangıçta taşların şekilleri ilgisini çektiği için onları oyuncak olarak kullanmak isteyen Sivanandan, daha sonra YouTube'daki eğitim videoları aracılığıyla oyunun kurallarını kendi kendine öğrendi.

İlk turnuvasına Temmuz 2021'de Harrow Satranç Kulübü'nde katıldı. Henüz 7 yaşındayken Avrupa Okullar Şampiyonası'nda mücadele eden bu üstün yetenekli çocuk, oynadığı 24 maçın tamamını kazandı.

Artık yorumcuların nesilde bir gelen yetenek diye nitelediği Sivanandan'ın kırdığı bu son rekor, tarihi başarılar listesine bir yenisini daha ekleyerek onu modern satranç dünyasında gelecek vaat eden bir isim konumuna taşıyor.

Independent Türkçe