5 yıllık iktidar sürecinin ardından dünyadaki en uzun demokratik genel seçimleri, yarın (11 Nisan) Hindistan Başbakan Narendra Modi politikasına dair bir referanduma dönüşüyor. Güçlü liderin, durgunluğa tanık olan Hindistan ekonomisini yeniden canlandırma taahhütlerini yerine getirip getirmeyeceği konusunda da ülke geneli bir tartışmaya tanık oluyor.
Hindistan’ın mevcut başbakanı Narendra Modi tarafından ortaya koyulan vaatler, ekonomik kalkınmanın sağlanmasını ve yolsuzluğun ortadan kalkmasını içeriyor.
2014 yılındaki Hindistan genel seçimlerinde milliyetçi Hindistan Halk Partisi (Bharatiya Janata), Başbakan Modi önderliğinde kazandığı zaferin ardından iktidara geldi. Parti, ülkenin gelecekte “mutlu günler” vaadinde bulunmuştu. Bu çerçevede ülkenin gayri safi milli hasıla oranı geçen Mart ayında yüzde 7 olarak görülürken, söz konusu oran, Modi başkanlığı dönemindeki en yavaş oran olarak nitelendirildi.
Ekonomi uzmanı Mitrich Ghatak, Alman Haber Ajansı’na (DPA) yaptığı açıklamada, söz konusu oranın, son 10 yılda kıyaslama yapılamayacak kadar düşük olduğunu ve büyük bir ekonomik iyileşmenin göstergesi olmadığını belirtti. Ekonomistler, Hindistan’ın milyonlarca vatandaşı yoksulluktan kurtarmak için yüzde 7’den daha fazla bir büyüme sağlamak için çalışması gerektiğine inanıyor. Aynı şekilde Modi, seçim kampanyasında 10 milyon yeni iş fırsatı vaadinde bulunurken, uzun süreli ekonomik krize de son vereceğini iddia etti. Yerel basının Ulusal Araştırma Bürosu’na dayanan haberlerine göre, Hindistan’da işsizlik oranı 45 yıl içinde en yüksek seviyesine çıktı. Bu çerçeve oran, 2011- 2012 yılında yüzde 2,2 civarındayken, 2017- 2018 mali yılında yüzde 6,5’e ulaştı.
Hindistan hükümeti, söz konusu haberleri reddederken, son aylarda büyük bir artış yaşandığını ortaya koyan Personel Tasarruf Fonu verileri de bu tutumu destekledi.
Öte yandan Hindistan’daki tarımsal kriz, daha da kötüye gitti. Durum, Modi’yi kuraklık nedeniyle zarara uğrayan çiftçilere milyarlarca dolarlık destek sağlamak zorunda bıraktı. Hindistan hükümetinin başındaki Modi’nin döneminde en tartışmalı mesele ise yolsuzlukla mücadele çerçevesinde büyük miktarlarda paraların tedavülden geri çekilmesi oldu. Modi, Kasım 2016’da yaklaşık 14 trilyon rupi olmak üzere 500 ve 1000 rupilik banknotların tedavülden kaldırıldığını açıkladı. Oran, o dönemdeki para biriminin yüzde 86’sına eşit. Söz konusu adım, nakit akışına bağlı olan Hindistan ekonomisini etkiledi ve küçük işletmeler sektörü büyük zarara uğradı.
Tüm bunlara rağmen temel mali ve yapısal reformların uygulanmasında Modi, olumlu bir atmosferle karşılaştı. Observer Research Foundation kuruluşunun başkan yardımcısı Guatam Chuckerman'a göre, vergi kaçakçılığının azaltılmasına önemli ölçüde katkı sağlaması dolayısıyla “Mal ve Hizmet Vergisi” de Başbakanın en önemli başarılarını temsil etti. DPA’ya göre Chuckerman, her ne kadar 29 Hindistan eyaletini tek bir pazara dönüştüren bu karmaşık vergi sisteminin uygulanması bir çeşit dağılma olarak nitelendirilse de Hindistan ekonomisinin, bunun faydalarından yararlanmaya başladığını söyledi. Bu adımın en önemli etkisi dolaylı vergi tabanının genişlemesiydi. Bu bağlamda Modi’nin, eski Hindistan Ulusal Kongre Partisi’nin yaşadığı yaygın yolsuzluğun önlenmesinde çok başarılı göründüğü belirtildi.
Öte yandan muhalefet partileri, geçen yıl Hindistan’ın en az 8 milyar dolarlık 36 adet Fransız Rafale savaş uçağı satın aldığı iddiasıyla maddi usulsüzlükle ilgili soruşturma başlattı. Ancak yargı, söz konusu iddiaları reddetti. Modi hükümeti, daha sonra otoyol projeleri, limanlar, havaalanları ve nakliye hatlarının tamamlanmasını hızlandırarak altyapı sektörlerine büyük yatırımlar yaptı.
Aynı zamanda Hindistan dış politikası konusunda da Modi, çeşitli övgüler aldı. Hindistan’ın ABD ve Japonya ile ilişkilerinin yanı sıra, Pekin ve Moskova ile bağlarını da güçlendirmeye çalıştı. Modi ayrıca, İsrail ile güçlü ilişkilere girerek, Arap dünyası ile de iletişimi güçlendirdi.
Diğer taraftan Pakistan, Hindistan’ın karşılaştığı en büyük zorluk olmaya devam ediyor. Şubat ayında Hindistan Kara Kuvvetleri, Pakistan’ın Keşmir’de düzenlediği ve 40 Hint askerinin yaşamını yitirdiği intihar eylemine misilleme amacıyla Pakistan topraklarında hava operasyonu düzenledi. Söz konusu hava saldırısı, Hindistan’ın dış politikana dair tehlikeli bir dönüm noktasıydı.
Bu çerçevede Chuckerman, “Hindistan artık küresel dış politika arenasında iyi bir çocuk değil. Çıkarları zarar görürse saldırgan olabilir. Hindistan, artık sert dış politika gücünü gösteriyor” dedi. Ancak Hindistan içerisinde Modi hükümeti yıllarında dini gerginlikler ve mezhepsel ayrımcılıklar da tırmanış gösterdi.
Aynı şekilde Müslümanları ve inek keserek et kaçakçılığı yaptıklarından şüphelenilen toplumun alt kesimlerini hedef alan saldırılar tırmanış gösterdi. İnekler, Hindistan’da çoğu Hindu için kutsal sayılıyor. Bu çerçevede Başbakan Modi, mezhepçi şiddete karşı sert bir duruş sergilememesi dolayısıyla eleştirildi.
Başbakanın yandaşlarının çoğu da “yoksullara yardım etmeyi amaçlayan programların, ulusal hijyen kampanyalarının ve devlet tarafından finanse edilen sağlık sigortası programının başarısızlığı” nedeniyle hayal kırıklığına uğradıklarını belirtti.
Bharatiya Janata, 5 yıl önce olduğu gibi, gelecek seçimlerde oy kazanmak için kendisini “ekonomik fırsatlar partisi” olarak sunuyor. Fakat bu sefer Hindu milliyetçiliği, Hindular ile Müslümanlar arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar ve Pakistan’dan gelen tehditlerle karşı karşıya.
Ancak Narendra Modi, karşılaştığı zorluklara rağmen, Ulusal Kongre Partisi ve müttefiklerinden büyük engellerle karşılaşmıyor gibi görünüyor. Ümide dayalı alternatif yaklaşımın işe yarayıp yaramayacağı henüz belli değil. Bu bağlamda Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi sakini olan Vinder Singh, “Mutlu günlerin hayalini gerçekleştirememe konusunda hayal kırıklığı var. Fakat Hindistan’daki insanlar bir çıkmazda… İki ateş arasında seçim yapmak zorundalar” dedi.
Rakamlarla Hindistan seçimleri
- Hindistan’da 5 yılda bir düzenlenen genel seçimler, dünyadaki en uzun seçim olarak nitelendiriliyor. 1,3 milyardan fazla bir nüfusa sahip ülkede seçmen sayısı yaklaşık 900 milyon
- Seçimlerde seçmenler, temsilcilerini Hindistan Temsilciler Meclisi’nde ya da Lok Sabha’da 5 yıllık bir dönem için seçiyor. Çoğunluk milletvekilini elde eden parti, bir başbakanı aday göstermeye ve bir hükümet kurmaya davet ediliyor.
- Adaylar, federal parlamentonun alt kanadı 545 koltuklu Lok Sabha’nın (Halk Meclisi) 543 koltuğunu kazanmak için yarışacak. Ülke lideri, Anglo- Hint topluluğunu temsil etmek için iki üye atıyor. Meclisteki her bir koltuk, Hindistan eyaletlerindeki bir seçim bölgesini temsil eden bir milletvekili tarafından doldurarack. Bharatiya Janata, 1914 seçimlerinde 282 koltuk kazanmasının ardından hükümeti kurdu.
- Beş yıl önceki genel seçimlerde oy kullanan seçmenlerin sayısı, seçmenlerin toplam sayısının yüzde 66,4’üydü. Katılım oranı seçmen sayısının yüzde 60- 65’i arasındaydı ve Hindistan seçimlerinde iyi bir katılım görüldü.
- Hindistan’daki genel seçimlerde oy kullanma aşaması 7. bu yıl yarın başlayacak seçimler 19 Mayıs’ta sona erecek. Seçim Komisyonu, oylama sürecinin etkinliği açısından bu sistemin gerekli olduğunu söylüyor.
- Seçim Komisyonu tarafından hazırlanan sandık sayısı, 1 milyon. Kar ve diğer hava olayları durumunda bu sayı azalabilir.
- Oylama sürecinde kullanılacak olan “elektronik oy makinelerinin” sayısı yaklaşık 2,33 milyon. Bu yöntemle seçmen, bir butona basarak tercih ettiği adayı belirliyor. 2019 seçimlerinde, buton yalnızca adayın kodunu değil, fotoğrafını da içerecek.
- Seçimlerde kullanılacak olan VVBAT makinelerinin sayısı 1,74 milyon. Bu makineler, daha fazla şeffaflık elde ederek oyların daha doğru şekilde sayılmasını, elektronik oy makinelerinde sahtekarlığını tespit edilmesini sağlıyor. Ancak tüm oylama makinelerinde VVBAT bulunmayacak.



