​Protestolardan aylar sonra Sudan yeni bir lider bekliyor

Hartum'da göstericiler ordu tarafından yapılan açıklamayı reddetti (AFP)
Hartum'da göstericiler ordu tarafından yapılan açıklamayı reddetti (AFP)
TT

​Protestolardan aylar sonra Sudan yeni bir lider bekliyor

Hartum'da göstericiler ordu tarafından yapılan açıklamayı reddetti (AFP)
Hartum'da göstericiler ordu tarafından yapılan açıklamayı reddetti (AFP)

Birkaç aydır süren baskı ve protestolar ile ordu komutanlığının önünde 5 gün devam eden oturma eyleminin ardından Sudan Savunma Bakanı Avad bin Avf, Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'i darbe ile düşürerek ülkede yönetime el koydu.
Bakan Avad bin Avf, devlet televizyonunda Yüksek Güvenlik Konseyi başkanı sıfatıyla yaptığı konuşmada, ordunun ülke yönetimine el koyduğunu ve 2 yıllık geçiş döneminin başladığını duyurmuştu. Ayrıca ülkede 3 aylık OHAL ilan edildiğini söyleyerek, ülke genelinde bir ay boyunca 22.00-04.00 saatlerinde sokağa çıkma yasağı uygulanacağını açıkldı.
Muhalefet, ordudan yapılan açıklamanın hemen ardından bunu reddettiğini açıkladı. Rejimin bütünüyle istifa etmesini ve sivil bir devlet kurulmasını talep eden muhalefet, vatandaşlara devrim tamamlanana dek protestolara devam etmeleri çağrısında bulundu.
Protestolara önderlik eden Sudan Meslek Grupları Birliği'nin (SPA) bileşenlerinden olan Sudan Merkezi Doktorlar Komitesi, devrimin devam ettiği açıklamasında bulundu. Öte yandan protestocular yaşananları kabul etmediklerini ve Özgürlük ve Değişim Bildirisi’nde kaydedilen taleplerinin karşılanmasına dek eylemlerini sürdüreceklerini belirttiler. Bildiride geçici bir sivil hükümetin kurulması, ülkedeki ekonomik ve siyasi durumun kötüleşmesinin önüne geçilmesi, kalıcı bir anayasanın hazırlanması ile hür ve adil demokratik seçimlerin yapılması öngörülüyor. Ancak ordu, resmi haber ajansı aracılığıyla yaptığı açıklamada eylemleri şiddetle bastıracaklarına dair vatandaşları tehdit etti.
Aynı zamanda Yüksek Güvenlik Konseyi Başkanı olan Avad bin Avf, dün geç saatlerde yaptığı açıklamada, Sudan halkının rejimin ortadan kaldırılması ve ülkeyi yönetmek için geçici bir askeri konseyin kurulması taleplerine cevap olarak bunu yapmak zorunda kaldıklarını söyledi.
Avad bin Avf, devlet başkanlığı, bakanlar kurulu ve eyalet hükümetlerinin düşürüldüğünü, bakanlık ve eyalet valileri vekillerinin devlet işlerinin idaresini üstleneceğini, siyasi mahkûmların serbest bırakılacağını ve barışçıl demokratik bir iktidara geçiş için bir ortam yaratılacağını açıkladı.
OHAL ilan edildi
Anayasa’nın askıya alındığını, Başbakanlık, Meclis ve eyalet yönetimlerinin de feshedildiğini bildiren Savunma Bakanı, 2 yıl ülkeyi yönetmek üzere geçici askeri konsey oluşturulacağını ve bu geçiş döneminin ardından özgür ve adil seçimlere gidileceğini belirtti. Savunma Bakanı, 3 ay boyunca olağanüstü hal (OHAL) ve 1 aylığına 22:00 - 04:00 arası sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu.
Avad bin Avf, geçici askeri konseyin veya yeni başkanının ismini açıklamadı, fakat gün içinde yapılacak bir diğer açıklamayla bunu duyuracaklarını kaydetti.
19 Aralık’ta yüksek ekmek fiyatlarına, yakıt ve para kıtlığı ile ilaç fiyatlarındaki büyük artışlara karşı gerçekleştirilen gösteriler ve toplu protestolar, sonrasında Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'in istifasını talep eden gösterilere dönüştü ve ülkedeki çok sayıda şehre yayıldı.
Nisan 1985 devriminin yıldönümü olan geçtiğimiz Cumartesi günü Hartum'daki ordu komutanlığı önünde oturma eylemine başlayan milyonlarca vatandaş 5 gün boyunca protestolarını sürdürdü. Güvenlik güçlerinin göstericilere karşı aşırı güç kullanması ile birlikte aralarında askerlerinde bulunduğu 21 kişi hayatını kaybetti ve 150'den fazla kişi yaralandı. Ancak Sudan ordusundaki orta rütbeli subaylar, güvenlik güçlerinin arasına sızdılar ve vatandaşlara saldıran güvenlik güçlerine karşı ateş açmaları sonucunda bir dizi polisin yaralanmasına neden oldular.
Ömer el-Beşir nerede?
Savunma Bakanı Avad bin Avf dün yaptığı açıklamada, ordunun yönetime el koyduğunu ve Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'i güvenli bir yerde tuttuklarını söyledi. Rejimi dört aydır ülkede devam etmekte olan halk protestoları karşısında başarısız olmakla eleştiren Avad bin Avf, 24 saatliğine ülkenin hava sahasını kapatmaya karar verdiklerini açıkladı.
Dün sabahın erken saatlerinden bu yana ordu, genel komutanlığın çevresine bir dizi askeri araç ve ana köprüler ve yollar etrafına ise birliklerini konuşlandırdı.
Sudan ordusunun yönetime el koyduğunu açıklamasının hemen ardından yüzbinlerce vatandaş sokaklara döküldü ve ordu açıklamasını reddettiklerini dile getirdi. Ayrıca Özgürlük ve Değişim Bildirgesi’nde belirtilen, 4 ay boyunca sivil bir geçiş hükümetinin kurulması, ülkede kötüleşen duruma son verilmesi, kalıcı bir anayasa hazırlanması ile özgür ve adil demokratik seçimler yapılması gibi talepleri yerine getirilinceye kadar oturma eylemlerine devam edeceklerini açıkladılar.
Öte yandan Sudan Meslek Grupları Birliği (SPA), General Avad bin Avf liderliğinde gerçekleştirilen askeri darbeyi, olağanüstü hal durumunu ve sokağa çıkma yasağını reddettiklerini açıkladı.
Özgürlük ve Değişim Güçleri ile birlikte ülkede gerçekleşen protestoları organize eden SPA, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi’ne olan bağlılığını dile getirdi ve göstericilerden ordu komutanlığı önündeki oturma eylemini sürdürmelerini talep ederek devrimin devam ettiğini belirtti.
SPA üyelerinden Muntasır Ahmed dün yaptığı açıklamada, darbe rejimini derin devletin bir uzantısı olarak nitelendirerek, demokratik bir rejime bağlı olduklarını söyledi. Olağanüstü hal ilan edilmesini, sokağa çıkma yasağını, anayasanın askıya alınmasını ve ordunun yönetime el koymasını eleştiren Ahmed, “Halkımız protestolara devam edecek. Çünkü darbe, eski rejimi yeniden inşa etmeye çalışıyor” dedi.
Öte yandan muhalif Özgürlük ve Değişim Güçleri de darbeyi reddettiklerini açıkladı ve kitlelere oturma eylemine devam etmeleri çağrısında bulundu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Özgürlük ve Değişim Güçleri tarafından yapılan açıklamada, “İktidar sivil bir geçiş hükümetine devredilinceye kadar özgür kıldığımız sokaklara ve meydanlara bağlı kalacağız. Bu, sokaklara ve meydanlara dökülen halka olan sözümüzdür” ifadeleri yer aldı.
“Sokaklarda kalacağız”
Sudan'da İslami hareketin en önemli liderlerinden biri olarak bilinen Hasan Abdullah el-Turabi'nin başkanlığını yaptığı Halk Kongresi Partisi liderlerinden Kemal Ömer, “Askeri açıklama, halkın özgürlük, barış ve demokrasi konusundaki isteklerini yansıtmadı. Bu açıklama, gerek içerik gerekse de şekli bakımından kabul edilemez. Halkın talepleri yerine getirilinceye kadar sokaklarda kalacağız. Bu darbeyi onaylamamız mümkün değil. Askeri darbelere ve totaliter yönetime ihtiyacımız yok. Adaleti ve eşitliği önemseyen ve barışı sağlayan demokratik bir hükümete ihtiyacımız var” dedi.
75 yaşındaki Ömer el-Beşir, savaş, etnik soykırım ve insanlık suçları işlediği gerekçesiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından suçlanıyor.
Beşir, 30 Haziran 1989'da Müslüman Kardeşler'in Sudan kolu olan Ulusal İslami Cephe tarafından gerçekleştirilen bir darbeyle iktidara geldi. O zamandan beri Sudan’ın siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlarına ciddi çözümler getiremeyen Beşir, Mavi Nil'in güney kıyısında bulunan başkanlık sarayında oturdu.
Ordu açıklamasında dile getirilen önemli noktalar:
Öncelikle,
1- İki yıl boyunca ülkeyi yönetmek üzere geçici bir askeri konseyin oluşturulması
2- 2005 darbe anayasasının uygulanmasının askıya alınması
3- 3 ay boyunca olağanüstü hal ilanı ve bir ay boyunca 22:00 - 04:00 arası sokağa çıkma yasağı
4- Uçuşların 24 saat süreyle durdurulması ve geçişlerin bir sonraki bildirime kadar kapatılması
5- Devlet Başkanlığı kurumunun ve Bakanlar Kurulunun feshedilmesi ve bakanlık vekillerinin işi yürütmek üzere görevlendirilmesi
6- Ulusal Meclis’in ve eyalet meclislerinin feshedilmesi
7- Eyalet hükümetlerinin ve yasama meclislerinin feshedilmesi ve onların görevlerinin valiler ve güvenlik komiteleri tarafından üstlenilmesi
8- Yargı makamları, Anayasa Mahkemesi ve Cumhuriyet Savcılığı’nın çalışmalarına devam etmesi
9- Silahlı hareketlere ve silah taşıyan kimselere vatanı savunmak için çağrıda bulunulması
10- Vatandaşların kamusal yaşamını korumak
11- Kamu düzeninin katı bir şekilde uygulanması, kaçışların önlenmesi ve her türlü suça karşı mücadele edilmesi
12- Sudan'da kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesi
13- Tüm siyasi tutukluların derhal serbest bırakılması
14- Siyasi partilerin oluşturulması, geçiş dönemi sonuna kadar özgür ve adil seçimlerin yapılması ve kalıcı bir anayasa oluşturulması
İkinci olarak,
1- Tüm yerel, bölgesel ve uluslararası sözleşmelere bağlı kalmak
2- Sudan'daki elçilikler, misyonlar ve diplomatik kurumların çalışmalarına devam etmesi
3- İnsan haklarının ve onurunun korunması
4- İyi komşuluk ilişkilerine bağlı kalınması
5- Sudan’ın yüce çıkarlarını göz önünde bulundurarak uluslararası ilişkilere özen gösterilmesi ve diğer devletlerin içişlerine müdahale edilmemesi
Üçüncü olarak,
1- Askeri birliklerin, hayati alanların, köprülerin ve ibadet yerlerinin güvenliğinin temin edilmesi
2- Haberleşme, liman ve hava trafiğinin devam etmesi
3- Her türlü sigorta hizmetleri



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.