​Protestolardan aylar sonra Sudan yeni bir lider bekliyor

Hartum'da göstericiler ordu tarafından yapılan açıklamayı reddetti (AFP)
Hartum'da göstericiler ordu tarafından yapılan açıklamayı reddetti (AFP)
TT

​Protestolardan aylar sonra Sudan yeni bir lider bekliyor

Hartum'da göstericiler ordu tarafından yapılan açıklamayı reddetti (AFP)
Hartum'da göstericiler ordu tarafından yapılan açıklamayı reddetti (AFP)

Birkaç aydır süren baskı ve protestolar ile ordu komutanlığının önünde 5 gün devam eden oturma eyleminin ardından Sudan Savunma Bakanı Avad bin Avf, Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'i darbe ile düşürerek ülkede yönetime el koydu.
Bakan Avad bin Avf, devlet televizyonunda Yüksek Güvenlik Konseyi başkanı sıfatıyla yaptığı konuşmada, ordunun ülke yönetimine el koyduğunu ve 2 yıllık geçiş döneminin başladığını duyurmuştu. Ayrıca ülkede 3 aylık OHAL ilan edildiğini söyleyerek, ülke genelinde bir ay boyunca 22.00-04.00 saatlerinde sokağa çıkma yasağı uygulanacağını açıkldı.
Muhalefet, ordudan yapılan açıklamanın hemen ardından bunu reddettiğini açıkladı. Rejimin bütünüyle istifa etmesini ve sivil bir devlet kurulmasını talep eden muhalefet, vatandaşlara devrim tamamlanana dek protestolara devam etmeleri çağrısında bulundu.
Protestolara önderlik eden Sudan Meslek Grupları Birliği'nin (SPA) bileşenlerinden olan Sudan Merkezi Doktorlar Komitesi, devrimin devam ettiği açıklamasında bulundu. Öte yandan protestocular yaşananları kabul etmediklerini ve Özgürlük ve Değişim Bildirisi’nde kaydedilen taleplerinin karşılanmasına dek eylemlerini sürdüreceklerini belirttiler. Bildiride geçici bir sivil hükümetin kurulması, ülkedeki ekonomik ve siyasi durumun kötüleşmesinin önüne geçilmesi, kalıcı bir anayasanın hazırlanması ile hür ve adil demokratik seçimlerin yapılması öngörülüyor. Ancak ordu, resmi haber ajansı aracılığıyla yaptığı açıklamada eylemleri şiddetle bastıracaklarına dair vatandaşları tehdit etti.
Aynı zamanda Yüksek Güvenlik Konseyi Başkanı olan Avad bin Avf, dün geç saatlerde yaptığı açıklamada, Sudan halkının rejimin ortadan kaldırılması ve ülkeyi yönetmek için geçici bir askeri konseyin kurulması taleplerine cevap olarak bunu yapmak zorunda kaldıklarını söyledi.
Avad bin Avf, devlet başkanlığı, bakanlar kurulu ve eyalet hükümetlerinin düşürüldüğünü, bakanlık ve eyalet valileri vekillerinin devlet işlerinin idaresini üstleneceğini, siyasi mahkûmların serbest bırakılacağını ve barışçıl demokratik bir iktidara geçiş için bir ortam yaratılacağını açıkladı.
OHAL ilan edildi
Anayasa’nın askıya alındığını, Başbakanlık, Meclis ve eyalet yönetimlerinin de feshedildiğini bildiren Savunma Bakanı, 2 yıl ülkeyi yönetmek üzere geçici askeri konsey oluşturulacağını ve bu geçiş döneminin ardından özgür ve adil seçimlere gidileceğini belirtti. Savunma Bakanı, 3 ay boyunca olağanüstü hal (OHAL) ve 1 aylığına 22:00 - 04:00 arası sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu.
Avad bin Avf, geçici askeri konseyin veya yeni başkanının ismini açıklamadı, fakat gün içinde yapılacak bir diğer açıklamayla bunu duyuracaklarını kaydetti.
19 Aralık’ta yüksek ekmek fiyatlarına, yakıt ve para kıtlığı ile ilaç fiyatlarındaki büyük artışlara karşı gerçekleştirilen gösteriler ve toplu protestolar, sonrasında Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'in istifasını talep eden gösterilere dönüştü ve ülkedeki çok sayıda şehre yayıldı.
Nisan 1985 devriminin yıldönümü olan geçtiğimiz Cumartesi günü Hartum'daki ordu komutanlığı önünde oturma eylemine başlayan milyonlarca vatandaş 5 gün boyunca protestolarını sürdürdü. Güvenlik güçlerinin göstericilere karşı aşırı güç kullanması ile birlikte aralarında askerlerinde bulunduğu 21 kişi hayatını kaybetti ve 150'den fazla kişi yaralandı. Ancak Sudan ordusundaki orta rütbeli subaylar, güvenlik güçlerinin arasına sızdılar ve vatandaşlara saldıran güvenlik güçlerine karşı ateş açmaları sonucunda bir dizi polisin yaralanmasına neden oldular.
Ömer el-Beşir nerede?
Savunma Bakanı Avad bin Avf dün yaptığı açıklamada, ordunun yönetime el koyduğunu ve Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'i güvenli bir yerde tuttuklarını söyledi. Rejimi dört aydır ülkede devam etmekte olan halk protestoları karşısında başarısız olmakla eleştiren Avad bin Avf, 24 saatliğine ülkenin hava sahasını kapatmaya karar verdiklerini açıkladı.
Dün sabahın erken saatlerinden bu yana ordu, genel komutanlığın çevresine bir dizi askeri araç ve ana köprüler ve yollar etrafına ise birliklerini konuşlandırdı.
Sudan ordusunun yönetime el koyduğunu açıklamasının hemen ardından yüzbinlerce vatandaş sokaklara döküldü ve ordu açıklamasını reddettiklerini dile getirdi. Ayrıca Özgürlük ve Değişim Bildirgesi’nde belirtilen, 4 ay boyunca sivil bir geçiş hükümetinin kurulması, ülkede kötüleşen duruma son verilmesi, kalıcı bir anayasa hazırlanması ile özgür ve adil demokratik seçimler yapılması gibi talepleri yerine getirilinceye kadar oturma eylemlerine devam edeceklerini açıkladılar.
Öte yandan Sudan Meslek Grupları Birliği (SPA), General Avad bin Avf liderliğinde gerçekleştirilen askeri darbeyi, olağanüstü hal durumunu ve sokağa çıkma yasağını reddettiklerini açıkladı.
Özgürlük ve Değişim Güçleri ile birlikte ülkede gerçekleşen protestoları organize eden SPA, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi’ne olan bağlılığını dile getirdi ve göstericilerden ordu komutanlığı önündeki oturma eylemini sürdürmelerini talep ederek devrimin devam ettiğini belirtti.
SPA üyelerinden Muntasır Ahmed dün yaptığı açıklamada, darbe rejimini derin devletin bir uzantısı olarak nitelendirerek, demokratik bir rejime bağlı olduklarını söyledi. Olağanüstü hal ilan edilmesini, sokağa çıkma yasağını, anayasanın askıya alınmasını ve ordunun yönetime el koymasını eleştiren Ahmed, “Halkımız protestolara devam edecek. Çünkü darbe, eski rejimi yeniden inşa etmeye çalışıyor” dedi.
Öte yandan muhalif Özgürlük ve Değişim Güçleri de darbeyi reddettiklerini açıkladı ve kitlelere oturma eylemine devam etmeleri çağrısında bulundu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Özgürlük ve Değişim Güçleri tarafından yapılan açıklamada, “İktidar sivil bir geçiş hükümetine devredilinceye kadar özgür kıldığımız sokaklara ve meydanlara bağlı kalacağız. Bu, sokaklara ve meydanlara dökülen halka olan sözümüzdür” ifadeleri yer aldı.
“Sokaklarda kalacağız”
Sudan'da İslami hareketin en önemli liderlerinden biri olarak bilinen Hasan Abdullah el-Turabi'nin başkanlığını yaptığı Halk Kongresi Partisi liderlerinden Kemal Ömer, “Askeri açıklama, halkın özgürlük, barış ve demokrasi konusundaki isteklerini yansıtmadı. Bu açıklama, gerek içerik gerekse de şekli bakımından kabul edilemez. Halkın talepleri yerine getirilinceye kadar sokaklarda kalacağız. Bu darbeyi onaylamamız mümkün değil. Askeri darbelere ve totaliter yönetime ihtiyacımız yok. Adaleti ve eşitliği önemseyen ve barışı sağlayan demokratik bir hükümete ihtiyacımız var” dedi.
75 yaşındaki Ömer el-Beşir, savaş, etnik soykırım ve insanlık suçları işlediği gerekçesiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından suçlanıyor.
Beşir, 30 Haziran 1989'da Müslüman Kardeşler'in Sudan kolu olan Ulusal İslami Cephe tarafından gerçekleştirilen bir darbeyle iktidara geldi. O zamandan beri Sudan’ın siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlarına ciddi çözümler getiremeyen Beşir, Mavi Nil'in güney kıyısında bulunan başkanlık sarayında oturdu.
Ordu açıklamasında dile getirilen önemli noktalar:
Öncelikle,
1- İki yıl boyunca ülkeyi yönetmek üzere geçici bir askeri konseyin oluşturulması
2- 2005 darbe anayasasının uygulanmasının askıya alınması
3- 3 ay boyunca olağanüstü hal ilanı ve bir ay boyunca 22:00 - 04:00 arası sokağa çıkma yasağı
4- Uçuşların 24 saat süreyle durdurulması ve geçişlerin bir sonraki bildirime kadar kapatılması
5- Devlet Başkanlığı kurumunun ve Bakanlar Kurulunun feshedilmesi ve bakanlık vekillerinin işi yürütmek üzere görevlendirilmesi
6- Ulusal Meclis’in ve eyalet meclislerinin feshedilmesi
7- Eyalet hükümetlerinin ve yasama meclislerinin feshedilmesi ve onların görevlerinin valiler ve güvenlik komiteleri tarafından üstlenilmesi
8- Yargı makamları, Anayasa Mahkemesi ve Cumhuriyet Savcılığı’nın çalışmalarına devam etmesi
9- Silahlı hareketlere ve silah taşıyan kimselere vatanı savunmak için çağrıda bulunulması
10- Vatandaşların kamusal yaşamını korumak
11- Kamu düzeninin katı bir şekilde uygulanması, kaçışların önlenmesi ve her türlü suça karşı mücadele edilmesi
12- Sudan'da kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesi
13- Tüm siyasi tutukluların derhal serbest bırakılması
14- Siyasi partilerin oluşturulması, geçiş dönemi sonuna kadar özgür ve adil seçimlerin yapılması ve kalıcı bir anayasa oluşturulması
İkinci olarak,
1- Tüm yerel, bölgesel ve uluslararası sözleşmelere bağlı kalmak
2- Sudan'daki elçilikler, misyonlar ve diplomatik kurumların çalışmalarına devam etmesi
3- İnsan haklarının ve onurunun korunması
4- İyi komşuluk ilişkilerine bağlı kalınması
5- Sudan’ın yüce çıkarlarını göz önünde bulundurarak uluslararası ilişkilere özen gösterilmesi ve diğer devletlerin içişlerine müdahale edilmemesi
Üçüncü olarak,
1- Askeri birliklerin, hayati alanların, köprülerin ve ibadet yerlerinin güvenliğinin temin edilmesi
2- Haberleşme, liman ve hava trafiğinin devam etmesi
3- Her türlü sigorta hizmetleri



İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.