Sudan Askeri Geçiş Konseyi Başkanı Avad bin Avf istifa etti

Sudanlı protestocular ordu genel merkezinin önünde Cuma Namazı kıldı. (AFP)
Sudanlı protestocular ordu genel merkezinin önünde Cuma Namazı kıldı. (AFP)
TT

Sudan Askeri Geçiş Konseyi Başkanı Avad bin Avf istifa etti

Sudanlı protestocular ordu genel merkezinin önünde Cuma Namazı kıldı. (AFP)
Sudanlı protestocular ordu genel merkezinin önünde Cuma Namazı kıldı. (AFP)

Dün Sudanlı protestocuların baskısı, Askeri Geçiş Konseyi Başkanı Avad bin Avf’ın istifa etmesine yol açtı. Avf’ın yerine Orgeneral Abdulfettah el-Burhan getirildi. Ayrıca Askeri Geçiş Konseyi Başkan Yardımcılığı’na da Orgeneral Kemal Abdulmaruf atandı. Söz konusu gelişmeler, Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir'in devrilmesinden bir gün sonra yaşandı.
Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, gerek siyasi çevreler gerekse de protestocular nezdinde kabul gören bir isim.  Protestolara öncülük eden Sudan Meslek Grupları Birliği (SPA) bu adıma yönelik olarak ‘kitlelerin iradesinin zaferi’ değerlendirmesinde bulundu. Ancak aynı zamanda göstericileri, bir sonraki duyuruya kadar ordu merkezinin önündeki protestolara devam etmeye çağırdı. Bu adımın atılmasından önce Sudanlılar, muhaliflerin ve devrimcilerin sivil hükümet kurma isteklerini açıklamalarına rağmen yönetime el koyan ordunun ayrılmasını talep ederek ordunun genel merkezi önündeki protestolarını sürdürdü.
Askeri Geçiş Konseyi, istifa kararından önce yaptığı açıklamada Darfur’daki savaş suçlarından dolayı yargılanması talep edilen devrik lider Ömer el Beşir’i Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim etmeyeceklerini duyurdu.
Başkentten ve yakındaki şehirlerden on binlerce vatandaş, Cuma Namazı’nı kılmak için oturma eyleminin gerçekleştiği alanda toplandı. SPA’nın çağrısıyla Askeri Geçiş Konseyi’ne karşı çıkan protestocular, yeni askeri liderliğe karşı sloganlar attı ve askerin iktidarı bırakmasını talep etti. Öğleden sonra kalabalıklaşmaya devam eden protestocuların sayısının yaklaşık bir milyona ulaştığı tahmin ediliyor. Olağanüstü hal ilanı ve darbe konseyi tarafından dayatılan gece sokağa çıkma yasağı, önceki gece oturma eylemi gerçekleştiren protestocuları dağılmasını sağlamadı.
Şarku’l Avsat’a konuşan bir gösterici açıklamasında şunları aktardı:
“Askeri Geçiş Konseyi devrilinceye ve sivil hükümet kuruluncaya kadar protestolara gece gündüz devam edeceğiz. Beşir'i devirdiğimiz gibi Avad bin Avf’ı da devireceğiz. Dünden bu yana sokağa çıkma yasağını ihlal ettik. Sivil geçiş hükümeti kuruluncaya kadar oturma eylemini sürdüreceğiz.”
Sudan'da Askeri Geçiş Konseyi'nin yetkilendirdiği Siyasi Komite Başkanı Orgeneral Ömer Zeynelabidin dün Hartum'da gerçekleştirdiği bir basın toplantısında sivil hükümetin muhalefet liderleri ve genç protestoculardan oluşacağını vurguladı. Zeynelabidin açıklamasına şöyle devam etti:
“Sivil bir hükümet olacak. Süreçten uzak durarak hükümetin oluşuma katılmayacağız ve hükümete isimler sunmayacağız. Savunma Bakanı silahlı kuvvetlerden oluşacak. Konsey, İçişleri Bakanı seçimine katılacak.”
Zeynelabidin, iktidar için barışçıl bir ortam yaratmayı amaçlayan silahlı hareketler de dahil olmak üzere tüm siyasi güçlerle diyaloga geçileceğini belirterek görevleri arasında siyasi oluşumlar ile görüşmeler yürütmek de olduğunu söyledi. Zeynelabidin ayrıca daha önce ülkeyi yöneten Ulusal Kongre Partisi’ni feshetmeyeceklerini ancak gazetecilerle gerçekleştirilmesi planlanan diyaloga katılımlarını kabul etmediklerini söyledi. “Partiyi diyaloga davet etmedik çünkü ülkede yaşanan her şeyin sorumlusu onlardı. Bu şartlarda partiyi nasıl davet edebiliriz?” diyen Zeynelabidin güvenlik ve istikrarının sağlanmasının mutlak bir öncelik olduğunu vurguladı.
Zeynelabidin, iktidarı seçilen hükümete devredeceklerini belirttiği açıklamasında “Önceliğimiz ülkedeki güvenlik ve istikrardır. İktidarda kalma gibi bir derdimiz yok. ABD yaptırımlarını kırmak için çalışacağız" diye konuştu. Göstericilerin koruma atlında olduğunu ancak başkalarının özgürlüğünün ihlal edilmesine izin vermeyeceklerini belirten Zeynelabidin "Darbeci değiliz, halka ihanet etmeyeceğiz" dedi.
Savunma Bakanı’nın başkanlık ettiği Yüksek Güvenlik Komitesi’nin, protestoların ve oturma eylemlerinin başladığı sırada oluşturulduğuna dikkat çeken Zeynelabidin, Komite’nin görevinin protestocuları razı edecek çözümlere ulaşmak olduğunu söyledi. “Onlara konunun kapsamlı çözümlere ihtiyaç olduğunu aktardık. Komite, çıkmaza girdiğimiz anda Sudan’da bir değişiklik yapmaya karar verdi” ifadesini kullandı.
Zeynelabidin, Komite’nin görevinin ülkenin güvenliğini ve istikrarını sağlamak olduğuna dikkat çektiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Hazır çözümlerimiz yok. Çözümler siyasi, ekonomik ve sosyal ufku belirleyen protestocular tarafından ortaya atılıyor. Herhangi bir ideolojiye sahip değiliz. Bizler askeri kuruluşun ve güvenlik sisteminin bir parçasıyız. Konsey, protestocuların taleplerini korumaya çalışıyor. Askeri konseyin görevi barışçıl bir şekilde diyalogu yürütmek ve halkın umutlarını ve özlemlerini gerçekleştirmektir. Biz bu umutları koruyor ve tek elle çalışıyoruz. Vatandaşların taleplerinin karşısında değiliz. Bilakis bu taleplerinde onlarla birlikteyiz.”
Anayasanın askıya alınması ve ülkede olağanüstü hal ilan edilmesi kararları ile ilgili dikkat çekici bir esneklik gösteren Zeynelabidin, “Siyasi çevreler bu kararın iptal edilmesini istediği takdirde biz de uygulayacağız” dedi.
Zeynelabidin, açıklamasının devamında Beşir rejiminin sembol isimlerin hepsinin tutuklandığı bilgisini verdi.
Yolsuzlukla mücadele edileceği ve yolsuzluk yapanların kovuşturulacağı sözü veren Zeynelabidin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Temel görevlerimizden biri olan yolsuzlukla mücadeleyi hayata geçirmek için geldik. Diyalogdaki kardeşlerimizle birlikte yolsuzluğa son vereceğiz ve yolsuzluğu kanıtlanmış herkesi kaosa mahal vermeden yargılayacağız. Adaletin olmazsa olmaz olduğuna inanıyor ve barış ve özgürlük sloganlarına bağlı olduğumuzu teyit ediyoruz.”
Zeynelabidin, (Devrik) Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'in yargılanması amacıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) teslim etmeyeceklerini ifade ederek “Ömer el-Beşir'i biz yargılayacağız” ifadesini kullandı. İktidar partisi liderlerinin tutuklandığı haberlerini de doğrulayan Zeynelabidin, “Beşir gözetimimiz altında” dedi.
Şarku’l Avsat’a konuşan SPA Sözcüsü Reşid Said dün askeri konsey tarafından yapılan çağrıların grup tarafından reddedildiğini belirttiği açıklamasında şunları söyledi:
“Prensip olarak, askeri bir darbenin neticesinde oluşturulan söz konusu askeri konseyi tanımıyoruz. Eğer diyalog talebinde bulunuyorsa devam eden öldürme talimatlarına bir son vermelidir. Askeri konsey, devrilen Devlet Başkanı Ömer el-Beşir tarafından oluşturulan Yüksek Güvenlik Komitesi tarafından kuruldu ve herhangi bir istişarede bulunmaksızın iktidarı ele geçirdi. Konsey liderleri hata yaptı. Aldıkları tüm kararlardan geri çekilmek zorundalar. Halkın iradesine el koyamazlar. Askeri konseye karşı kapıyı kapattık. Çünkü onlar güvenlik komitesini temsil ediyor.”
Sudan'da Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Hamideti, Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanlığı'nın sosyal medya hesabında yayınlanan açıklamasında “Ülke tarihi ve zor bir aşamadan geçiyor. Silahlı kuvvetler ve diğer düzenli güçlerin şemsiyesi altında ortak hareket etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
"Sudan halkının rıza göstermeyeceği her türlü çözümü reddediyoruz" diyen Hamideti açıklamasının devamında silahlı kuvvetlerin bir parçası olarak kalacağını, ülkenin birliği için çalışacağını, insan haklarına saygı göstereceğini ve Sudan halkını koruyacağını taahhüt etti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.