El-Mahzara, Moritanya’daki bedevi bir üniversite

Şairler ülkesinde Arapçayı zirveye çıkaran köklü gelenekler

El-Mahzara üniversitesi hocalarından Muhammed el-Hasen el-Hadim öğrencileriyle birlikte (Independent Arabia)
El-Mahzara üniversitesi hocalarından Muhammed el-Hasen el-Hadim öğrencileriyle birlikte (Independent Arabia)
TT

El-Mahzara, Moritanya’daki bedevi bir üniversite

El-Mahzara üniversitesi hocalarından Muhammed el-Hasen el-Hadim öğrencileriyle birlikte (Independent Arabia)
El-Mahzara üniversitesi hocalarından Muhammed el-Hasen el-Hadim öğrencileriyle birlikte (Independent Arabia)

El-Mahzara; 16 senedir her gün Ulumu’l Kur’an, hadis, siyer, fıkıh, Nahiv, sarf, belagat, mantık ve Eyyamu’l Arap gibi ilimlerin okutulduğu bedevi bir üniversite. Moritanya’da bulunan üniversite tüm bu ilimleri okutan bir hoca tarafından yönetiliyor. Bu üniversitenin geleneklerinden birisinde hadislerde geçen“ Çarşamba günü başlanılan iş muhakkak ki tamam olur” ilkesi temel alınıyor ve öğrenciler ders günlerinin sonuncusu olan Çarşamba gününde metin okumaya başlatılıyor Dersler cumartesi başlayıp Çarşamba günü son bulurken Perşembe ve Cuma günleri tatil. Öğrenciler tatil günlerinde derslerini tekrar edebiliyor, dinlenebiliyor veya akraba ziyareti gerçekleştirebiliyorlar. Peki, hak ettiği ilgi ve araştırmayı görmeyen bu üniversitenin ders müfredatı ve eğitim metodu ne? Öğrenciler ne tür yazı malzemesi kullanıyor?  Bu üniversitedekilerin geçim kaynağı ne? Üniversite çevresi ile nasıl bir etkileşim içinde?  Üniversite öğrencilerinin şiir geceleri nasıl?
Okumak ve yazmak
Mahzara üniversitesinde eğitim gören öğrenciler okumak ve yazmak için ağaç gövdelerinden yapılmış ahşap levhalar kullanıyor. Yazı için “Samga (zamk)” adıyla bilinen bir mürekkep kullanılırken bu mürekkep, ortası oyulmuş bir taş olan ve  “Adki” olarak isimlendirilen bir alet içinde kömür, yapışkan ve su kullanılarak üretiliyor. Öğrencilerin büyük bir ahşap levha tutkusu var. Üniversite öğrencilerinden biri ahşap levha için şiir bile yazmış. “Benim yoldaşım ve arkadaşım” diyor ahşap levha için. Öğrenciler ahşap levha üzerine yazmak için siyah, kırmızı, yeşil ve sarı renkli mürekkepler kullanıyor. Üniversite hocalarından Ahmed el-Hadim’in oğlu Ebu Muhammed siyah mürekkebin; bir tencere içinde su,  akasya (yerel ismi salaha) taneleri, biraz zamk ve Selem (Tamat olarak bilinir) ağacı yapraklarının kaynatılması ile üretildiğini ve sonrasında kaynatılan bu şeyin bir çeşit korunma sağlanması için ağaca asıldığını söylüyor. Kırmızı mürekkep ise “Hummira” ismi verilen bir taştan üretiliyor. Taşın oyulan kısımları suyun içine dökülüyor ve böylece mürekkep oluşuyor. Sarı mürekkebi de “Talulaka” adındaki bir ağacın yapraklarından üretiyorlar. Yeşil mürekkebin üretiminde ise büyük ve küçükbaş hayvanların safraları kullanılıyor. Mahzara üniversitesinde kullanılan kalemlere gelirsek hurma ağacı yapraklarından üretilen “Acrid” kalemi Mahzara’da en fazla kullanılan kalem konumunda. Mahzara’daki yazı çeşidi hakkında konuşan Ebu Muhammed “ ‘kaf’ harfinin tek nokta ile yazıldığı bir Endülüs hattıdır. “Fe” harfi ise altına bir nokta konularak yazılır. Kelimenin sonundaki ‘Fe’ harfi de noktasız ve uzatılarak kuyruklu bir şekilde(ف) yazılır. Kelime sonundaki ‘Kaf’ yukarı doğru yaslanılarak “Ye” harfi ise kuyruğu geriye uzatılarak (ے) kâğıda geçirilirken kelime sonundaki “Ye”, “Nun”, “Fe” ve “Kaf” harflerine nokta konulmaz” dedi.
Mushaf yazımında Kat’ı hemzesini sarı nokta ve vasıl hemzesini de kırmızı nokta olarak yazıyorlar. Vasıl hemzesi ile başlandığını ise yeşil bir nokta ile belirtiyorlar. “Sad” ve “Dat” harfleri eliptik veya yukarı doğru yay gibi kıvrımlı bir şekilde yazılıyor. Mahzara üniversitesindeki yazı tipinde “Teşerruki” bir eğilim var. Yazı çok ince bir seyir takip ediyor. “Dal” ve “Zal” harflerini “Ra” ve “Ze” harfi şeklinde yazılırken aynı zaman bu son iki harfi geriye ve yukarıya doğru uzatarak yazıyorlar. Üniversitenin adetlerine göre metinler kırmızı mürekkep, şerhler ise siyah mürekkeple yazılıyor. Haşiyeyi siyah renkle yazdıklarında üzerine “ح”ve “ط” işaretleri koyuyorlar. Şiir beyitleri ise kırmızı ve siyah mürekkeple metin yazımında kullanılan hatta göre daha ince bir şekilde yazılıyor.
Geçim kaynakları
Öğrenciler geçimlerini evlerinden üniversiteye getirdikleri inek sütüyle sağlıyor. Süt her azaldığı vakit bir yenisini ekliyorlar. Bazılarının yazdıkları şiirde sütü övdüklerini görüyorsunuz. Mahzara üniversitesindekilerin diğer bir geçim kaynağı evlenen kişilerin ve çocuğu olanların üniversiteye bağışladığı koyunlar. Öğrencilerin geçim kaynaklarından bir diğeri de üniversitenin yanından geçen kafilenin verdiği pirinç ve diğer tahıl ürünleri.
Mahzara yazısının zarafeti (Independent Arabia)
Şifreli mesajlar

Üniversitede “Beravat’ü-Talamid” adıyla bilinen bir mesaj var. Tatil olduğu vakit öğrenciler çevre mahallelere giderek halktan yardım istiyor ve infakı teşvik eden mesajlar okuyorlar. Öğrencilerin diğer bir geçim kaynakları da “et-Tazavvah”. Çocuklar her ayın son Çarşamba günü özellikle de yağmurun uzun süre yağmadığı dönemlerde Tazavvah adı verilen kapları ellerine alarak şarkılar eşliğinde yürüyorlar.  Diğer taraftan çocuklar Gaybe mahallesindeki insanların geliş mevsiminde yollara çıkıyorlar. Eğer kendilerine bir ikramda bulunan olmazsa “Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha hayırlı, Müslüman, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir” mealindeki ayeti okuyorlar. Hatim geleneği de Mahzara öğrencilerinin diğer geçim yollarından biri.  Bir öğrenci Kur’an’ın dörtte birlik bölümünü tamamladığı zaman öğrencilerden yazısı en güzel olan seçilir ve Kur’an’ın çeyreğini bitiren öğrencinin son derste okuduğu bölümü yazar. Sonra da sokaklara çıkarak yazılan bu bölümü tertil üzere okuyarak insanlardan yardım isterler. Öğrenciler insanlara mektup göndererek onlardan yardım isterler ve buradan da gelir elde ederler. Öğrenciler bazen de aracının içeriği anlamaması için ailelerine gönderdikleri mektup ve mesajlarda şifreli bir dil kullanırlar.  Bunlara örnek olarak Şeyh Ahmed’in oğlu Ebu Medyen’in mektubunu gösterebiliriz.  Ebu Medyen mektubunda şu ifadeleri kullanıyor “Nahivcilerin yanında nadiren bulunmayan ve Kur’an’da suyun kendisine izafet edildiği kişiden size selam olsun. Sizden Allah’ın Adem’e (a.s.) indirdiği şeylerden bize vermenizi istiyoruz”. Bu mektubun şifrelerini açıklamak istersek Nahivcilerin yanında nadiren bulunmayan şey Eb’dir. Kur’an’da suyun kendisine izafe edildiği şey de Medyen’dir. Ayette (mealen) “Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü” ifadeleri geçmektedir.  Yani Selamı gönderen Ebu Medyen’dir. Allah’ın Hz. Âdem’e indirdiği şey de elbisedir çünkü ayette (mealen) “Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise indirdik” sözleri geçmektedir. Yani mesajda şu ifade edilmek istenmektedir:” Ebu Medyen ailesinden kendisine elbise göndermesini istiyor”. Üniversitedeki öğrenciler öğle yemeğinde pilav yerler ve buna “Darnif” ismini verirler. Akşam yemeğinde ise Ayş (bir tabak buğday unu) ile karınlarını doyururlar.
Öğrenci evleri
Mahzara öğrencileri “et-Tahala” dedikleri çardaklarda kalırlar. Çardaklar “Samam (Um Rakbe olarak da isimlendirilir)” ağacının gövdesinden yapılır. Daire şeklindedir ve ortasında Saltana olarak isimlendirilen bir direk bulunur.  Öğrencilere “Haba” denilen çadırlarda da kalırlar.
Mahzara’daki İlmi Metod
Independent Arabia'nın haberine göre, Mahzara üniversitesinde hoca hiçbir karşılık beklemeden öğrencileri okutur. Dersler özel çardaklarda,  hocanın çadırında veya ağaç altında yapılır. Ebu Medyen “ dersler sabah namazından önce başlar ve yatsı namazına kadar sürer. Hoca “önemli olan önceliklidir” metodunu takip ederek devleti her şeyden önde tutar. Mahzara’daki eğitim metodu bazı olmazsa olmaz esaslara dayanır. Bunlardan bir tanesi de her öğrenciye kapasitesine göre eğitim verilmesidir. Öğrenciler akşam vakti hocanın yanına gelirler. Hoca da onların seviyesini öğrenmek için ilk önce birkaç beyit okur. Sonra da onlardan beyitlerde geçen kelimelerden hangisinin mübteda, haber, fail veya meful olduğunu sorar. İ’rab ilmi Mahzara’da büyük önem taşımaktadır. Buradaki öğrenciler genellikle üniversiteleri ile övünürler.
Şiir Sempozyumları
Moritanya’daki bu üniversitesin öğrencileri genellikle geceleri grup grup şiir okurlar. Bazen iki grup arasında da şiir yarışmaları olur ve şiirler Hamdele ve Salvele ile başlar. Geceleri düzenlenen bu şiir sempozyumlarında okunan şiirlerin ilk beytinin son harfi ile ikinci beytinin ilk harfi aynı olur. Bazen de bu sempozyumlar öğrencileri dinlendiren komik ve eğlendirici şiirlerin okunmasıyla son bulur. Mahzara gibi bedevi üniversitelerin Moritanya’da hala yaygın olması İbni Haldun’un dünyanın fıtri olarak medeni olduğu teorisini yalanlar niteliktedir. Mahzara üniversitesi çok büyük âlimler çıkarmış, buradan mezun olanların bazıları Arap ülkelerinde eğitim ve yargı alanlarında yönetici olmuşlardır. Mazhara mezunları Ezher, Zeytune, Kayravan ve Hicaz âlimleri ile Arap dili alanında yarışır hale gelmişlerdir.



Pasifik bölgesinde "lüks otomobil" diplomasisi

Çin, Hongqi markasına ait sedan tipi bir otomobilin anahtarlarını Fiji Devlet Başkanı Ratu Naiqama Tawakecolati Lalabalavu'ya küçük bir törenle verdi (Fiji Hükümeti/Facebook)
Çin, Hongqi markasına ait sedan tipi bir otomobilin anahtarlarını Fiji Devlet Başkanı Ratu Naiqama Tawakecolati Lalabalavu'ya küçük bir törenle verdi (Fiji Hükümeti/Facebook)
TT

Pasifik bölgesinde "lüks otomobil" diplomasisi

Çin, Hongqi markasına ait sedan tipi bir otomobilin anahtarlarını Fiji Devlet Başkanı Ratu Naiqama Tawakecolati Lalabalavu'ya küçük bir törenle verdi (Fiji Hükümeti/Facebook)
Çin, Hongqi markasına ait sedan tipi bir otomobilin anahtarlarını Fiji Devlet Başkanı Ratu Naiqama Tawakecolati Lalabalavu'ya küçük bir törenle verdi (Fiji Hükümeti/Facebook)

Ocak ayında Fiji'nin başkenti Suva'daki hükümet binasında düzenlenen törende siyah bir lüks otomobil Fiji Devlet Başkanı Ratu Naiqama Tawakecolati Lalabalavu'ya hediye edildi. 

Pekin yönetimi, Hongqi marka otomobilin Çin lideri Şi Cinping tarafından askeri törenlerde kullanılan modelini Pasifik bölgesindeki ada ülkesine verdi. 

2024'ten beri görevini sürdüren 72 yaşındaki Fiji lideri, "güzel limuzin" için Çin'e teşekkür ettiğini açıkladı. 

vdvdfe
Fiji liderine verilen Hongqi H9, Suva'daki hükümet binasının önünde tutuluyor (Fiji Hükümeti/Facebook)

Merkezi ABD'nin başkenti Washington'da bulunan düşünce kuruluşu Stimson Merkezi'nin Çin Programı Direktörü Yun Sun, bu olayın Pekin'in "prestij diplomasisine" güzel bir örnek oluşturduğunu söylüyor:

Bunlar maddi olmaktan çok sembolik eylemler. Çin'in liderlerle iyi kişisel ilişkiler geliştirmeyi amaçlayan yardım programının bir parçası.

Guardian, Pasifik bölgesindeki ülkelerin ambülanstan okul otobüslerine pek çok aracı diplomaside kullandığını bildiriyor. 

Coğrafi mesafe nedeniye yeni araçlara uygun fiyatlara ulaşmakta zorlanan bölge ülkelerinin yönetimlerinin bu hediyelere büyük önem verdiği Birleşik Krallık merkezli gazetenin haberinde vurgulanıyor.

Çin dışında Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve ABD gibi ülkelerin araç bağışladığı, Pekin yönetimininse lüks otomobillerle öne çıktığı ifade ediliyor. 

Çin'in altyapı projeleri ve kalkınma yardımlarıyla da Pasifik ülkelerinin gönlünü kazandığına dikkat çekiliyor. 

Pekin'in amaçlarından biri, bu ülkelerin Tayvan yönetimiyle ilişkilerini kesmesi. 7 yıl önce bölgede 6 müttefike sahip olan Tayvan, bunlardan yalnızca üçünü elinde tutabildi. 

Pasifik uzmanı Blake Johnson, Fiji'de de benzer bir durumun yaşandığını hatırlatarak "Bölgedeki hediye törenlerinin çoğunda Tek Çin politikasına destek verildiği ifade ediliyor" dedi.

Diğer yandan Pekin'in artan nüfuzu, başta Avustralya olmak üzere Pasifik'te etkili olan ülkeleri rahatsız ediyor. 

Altta kalmak istemeyen Avustralya da bölgedeki ülkelere otomobil, güvenlik anlaşması ve altyapı desteği veriyor. 

Independent Türkçe, Guardian, RNZ


NASA, Mars'ta yaşama dair en güçlü kanıtlardan birini buldu

10 yıldan uzun süredir Kızıl Gezegen'de olan Curiosity, Mars'ın geçmişte yaşamı barındıracak koşulları sağlayıp sağlamadığını araştırıyor (NASA)
10 yıldan uzun süredir Kızıl Gezegen'de olan Curiosity, Mars'ın geçmişte yaşamı barındıracak koşulları sağlayıp sağlamadığını araştırıyor (NASA)
TT

NASA, Mars'ta yaşama dair en güçlü kanıtlardan birini buldu

10 yıldan uzun süredir Kızıl Gezegen'de olan Curiosity, Mars'ın geçmişte yaşamı barındıracak koşulları sağlayıp sağlamadığını araştırıyor (NASA)
10 yıldan uzun süredir Kızıl Gezegen'de olan Curiosity, Mars'ın geçmişte yaşamı barındıracak koşulları sağlayıp sağlamadığını araştırıyor (NASA)

Bilim insanları NASA'nın Mars'ta bulduğu organik moleküllerin yaşam dışında bir süreçle açıklanamayacağını söylüyor.

Mars keşif aracı Curiosity geçen yıl martta, Gale Krateri'ndeki Cumberland çamurtaşında gezegende bugüne kadar görülen en büyük organik molekülleri saptamıştı.

Uzun zincirli alkanlar diye bilinen bu moleküller Dünya'da yaşam sonucu ortaya çıksa da kimyasal reaksiyonlarla da üretilebiliyorlar.

Ancak Mars'taki 3,7 milyar yıllık bu moleküllerin hangi süreçle meydana geldiğini, tek başına Curiosity'nin verileriyle belirlemek mümkün olmamıştı.

NASA'nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nden Dr. Alexander Pavlov ve ekibi moleküllerin, Kızıl Gezegen'e çarpan göktaşları gibi, biyolojik olmayan yollarla ortaya çıkma ihtimalini değerlendirdi.

Araştırmacılar işe, örneklerin eskiden ne kadar uzun zincirli alkana sahip olduğunu tespit ederek başladı. 

Gale Krateri'nde yapılan önceki incelemeler, çamurtaşının yaklaşık 3,6 milyar yıl boyunca gömülü olduğunu ve 80 milyon yıl önce yüzeye çıktığını göstermişti.

Bu alkanlar yüzeyde maruz kaldıkları kozmik radyasyon nedeniyle yavaş yavaş yok oluyor. Bu nedenle ekip, laboratuvar radyasyon deneylerini, matematiksel modellemeyi ve Curiosity verilerini birleştirerek çamurtaşının 80 milyon yıl önce ne kadar organik madde barındırdığını hesapladı.

Bulguları hakemli dergi Astrobiology'de yayımlanan çalışmaya göre bu dönemdeki organik madde miktarı, yaşam dışında bilinen bir süreçle açıklanamayacak kadar fazla.

Bilim insanları belirli koşullar altında hidrokarbon üretebilen hidrotermal süreçleri de inceledi. Laboratuvar deneyleri uzun zincirli organik moleküllerin hidrotermal yolla oluşabileceğini gösteriyor ancak Cumberland çamurtaşı analizi, bu tür reaksiyonlarda görülen yüksek sıcaklıklara maruz kalmadığına işaret ediyor.

Öte yandan araştırmacılar Mars'ta bir zamanlar yaşam olduğunun henüz kesin bir şekilde söylenemeyeceğini de vurguluyor.

Kızıl Gezegen'in bir zamanlar canlı organizmalara ev sahipliği yaptığına dair çalışmalar giderek artarken en güçlü kanıt NASA'nın Perseverance aracı tarafından bulunmuştu.

Jezero Krateri'nde keşfedilen "leopar desenli" kayalardaki bu izlere, mikropların yol açmış olabileceği düşünülüyor. Eylül 2025'te keşfi duyuran bilim insanları, bulguları "bugüne kadar Mars'ta bulunan en açık yaşam belirtisi" diye tanımlasa da bunun doğrulanması için örneklerin Dünya'ya getirilip incelenmesi gerekiyor.

Yeni çalışmanın da Perseverance'tan sonraki en güçlü kanıtı sunduğu söylenebilir. Ancak araştırmacılar makalenin sonuç bölümünde şöyle yazıyor:

Astrobiyoloji alanındaki yerleşik normlara göre, Dünya dışında yaşamın kesin olarak tespit edilebilmesi için birden fazla kanıta ihtiyaç var.

Independent Türkçe, IFLScience, Sci.News, NASA, Astrobiology, BBC Türkçe


Psikologlar araştırdı: İlk buluşmadan sonra mesajı ne zaman atmalı?

Uzmanlar karşı tarafın mesaj atmadan birkaç gün beklemesinin, sadece bir arkadaş tavsiyesine uymasından kaynaklabileceğini belirtiyor (Unsplash)
Uzmanlar karşı tarafın mesaj atmadan birkaç gün beklemesinin, sadece bir arkadaş tavsiyesine uymasından kaynaklabileceğini belirtiyor (Unsplash)
TT

Psikologlar araştırdı: İlk buluşmadan sonra mesajı ne zaman atmalı?

Uzmanlar karşı tarafın mesaj atmadan birkaç gün beklemesinin, sadece bir arkadaş tavsiyesine uymasından kaynaklabileceğini belirtiyor (Unsplash)
Uzmanlar karşı tarafın mesaj atmadan birkaç gün beklemesinin, sadece bir arkadaş tavsiyesine uymasından kaynaklabileceğini belirtiyor (Unsplash)

Araştırmacılar, ilk buluşma sonrası mesajlaşmada "ideal bekleme süresini" masaya yatırdı.  Bulgular, en iyi sonucun dengeyi yakalamaktan geçtiğini gösteriyor.

Modern flörtte pek çok belirsizliğin merkezinde mesajlaşma var. Geç yanıt verme veya "görüldü atma" gibi davranışlar ilgisizliğin habercisi kabul edilirken, gündelik sohbetlerdeki basit mesajlar bile incelikle hazırlanıyor.

Keyifli geçen bir ilk buluşmadan sonra karşı tarafla ne zaman iletişime geçmenin "doğru" olacağı da uzun zamandır tartışılan bir konu. Bazıları üç gün sonra mesaj atmanın bir kural olduğunu bile söylüyor.

Bu konu, üzerine pek kafa yormayı gerektirmeyen bir mesele gibi görünebilir. Ancak yeni tanışan insanlar birbirleri hakkında fazla bilgiye sahip olmadığından küçük ipuçlarına bel bağlamak zorunda kalabiliyor.

Fazla erken veya geç atılan bir mesajın da ilişkinin daha başlamadan bitmesine yol açacağından korkuluyor.

Almanya'daki Lüneburg Leuphana Üniversitesi'nden araştırmacılar, farklı senaryolar deneyerek bu soruya yanıt aradı.

Hakemli dergi Journal of Social and Personal Relationships'te yayımlanan araştırmada 500'den fazla katılımcıdan, bir İtalyan restoranında hoş bir ilk buluşma geçirdiklerini hayal etmeleri istendi.

Ardından katılımcılara, buluştukları kişinin ayrıldıktan hemen sonra, ertesi sabah veya iki gün sonra kendilerine mesaj attığı söylendi.

Daha sonra o kişiyle bir ilişki kurma isteklerini, hissettikleri uyumu ve onu tekrar görmeye ne kadar hevesli olduklarını 1'den 9'a kadar değişen bir ölçekte bildirdiler; 1 "hiç" ve 9 "çok" anlamına geliyordu.

Ertesi sabah atılan mesaj üç ölçütte de en yüksek puanları getirdi. Bunu, hemen mesaj atılması izledi; iki gün beklemekse en kötü sonucu verdi.

Örneğin ertesi sabah mesaj aldığı söylenen katılımcılar, ilişkiyi sürdürme niyetinde 9 üzerinden ortalama 6,15, hemen mesaj alanlar 5,80 ve iki gün bekleyenler 5,50 puanlık bir istek bildirdi.

Hissedilen uyum ve tekrar görüşme isteğinde de benzer sonuçlar görüldü.

Kadınların ortalama olarak mesajın zamanlamasına daha çok önem verdiği belirlendi. Öte yandan erkekler zamanlamadan daha az etkilense de ertesi gün mesaj almak en iyi sonucu ortaya çıkardı.

Psikologlar çok erken mesaj atmanın kişiyi fazla muhtaç gösterebileceği için ters tepebileceğini söylüyor. Ayrıca karşı tarafta baskı uyandırabilir veya "Bana bu kadar kolay ilgi gösteriyorsa, herkese gösterebilir ve aslında ben özel değilim" gibi düşünceler doğurabilir.

Uzmanlar birkaç gün beklemenin de karşı tarafta şüphe uyandırabileceğini ifade ediyor. 

Bu davranış, bizden hoşlanan insanlardan hoşlanmaya daha meyilli olduğumuz ilkesini devre dışı bırakıyor. İlgi zamanında karşılık bulmadığında, çekicilik kaybolabiliyor.

Bilim insanları güvenilirliğe de dikkat çekiyor. İki gün bekleyenler diğer gruplara göre daha az güven uyandırıyor ve uzun bir ilişki kurmak isteyenler için de güven önemli bir yere sahip.

Bir gün beklemek bir yandan merak ve heyecan yaratırken, diğer yandan ilgiyi söndürmediği için en iyi sonucu veriyor gibi görünüyor. 

Bu yüzden 24 saat içinde mesaj atmak, güzel geçen bir buluşmanın uzun soluklu bir ilişkiye dönüşmesinin ilk anahtarı olabilir.

Independent Türkçe, Psychology Today, Times, Journal of Social and Personal Relationships