ABD ve İsrail’den Rusya’ya teklif: Şam’la ‘normalleşme’ karşılığında İran’ın Suriye’den çıkarılması

Rusya Devlet Başkanı Vladirmir Putin’in 12 Aralık’ta gerçekleştirdiği Hmeymim Hava Üssü ziyaretinden bir kare (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladirmir Putin’in 12 Aralık’ta gerçekleştirdiği Hmeymim Hava Üssü ziyaretinden bir kare (AP)
TT

ABD ve İsrail’den Rusya’ya teklif: Şam’la ‘normalleşme’ karşılığında İran’ın Suriye’den çıkarılması

Rusya Devlet Başkanı Vladirmir Putin’in 12 Aralık’ta gerçekleştirdiği Hmeymim Hava Üssü ziyaretinden bir kare (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladirmir Putin’in 12 Aralık’ta gerçekleştirdiği Hmeymim Hava Üssü ziyaretinden bir kare (AP)

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Meir Ben-Shabbat ve Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev’in birkaç gün sonra Kudüs’te gerçekleştirecekleri üçlü toplantı, Suriye dosyasıyla ilgilenen üç ülkenin temsilcilerinin, “İran’ın Suriye’den çıkarılması için gerekli düzenlemeleri” görüşmek amacıyla bir araya geleceği ilk toplantı olma özelliğini taşıyor.
Dün Şarku’l Avsat’a konuşan batılı diplomatik kaynaklar, toplantının genel gündem maddesinin Ortadoğu’da “bölgesel güvenlik tartışması” başlığı altında “İran’ın Suriye’deki varlığının geleceği” olacağını söylediler. Kaynaklar ayrıca toplantının ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında geçtiğimiz yıl Temmuz ayında gerçekleşen Helsinki Zirvesi’nde ele alınan “İsrail'in güvenliğini sağlama önceliği” konusundaki bir “anlayışa” dayandığına işaret ettiler.
Zirveden bu yana ABD ve Rusya arasında Suriye hükümeti güçlerinin güneye ve Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü’nün (UNDOF) Golan Tepeleri’ndeki tampon bölgeye geri dönmesi karşılığında muhalif gruplar ve İran’a bağlı örgütlerin Suriye'nin güneyinden çıkarılması için müzakereler yapılıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili geçtiğimiz Ağustos ayında yaptığı açıklamada, Rusya’nın bölgedeki durumu körüklediğini düşünmeyen ve İsrail’e karşı saldırı niyeti olmadığını söyleyen İran’la istişarelerde bulunduğunu ve bu istişarelerin sonunda, Rusya’nın katkısıyla, İran yanlısı oluşumların, Golan Tepeleri'nden ağır silahlarıyla birlikte çekildiklerini belirtti.
Suriyeli olmayan İran grupların, Golan Tepeleri'ndeki Ürdün sınırlarından ve “ayrılma” hattından doğuya doğru 140 kilometre geriye çekildiğini söyleyen yetkili, rakam olarak bin 50 unsur, 24 roketatar ve 145 silah ve askeri teçhizatla geri çekilmenin gerçekleştiğini ifade etti. Bu arada, İran yanlısı grupların sadece 85 kilometre geriye çekildiğine dair bir takım farklı haberler var.
Öte yandan atılan bu askeri güvenlik adımları, Başkan Trump’ın Suriye’nin Golan Tepeleri’ni İsrail toprağı olarak tanıması ve imzaladığı bir haritayı danışmanı Jared Kushner aracılığıyla İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya göndermesine ilişkin sembolik hareketi ile eş zamanlı gerçekleşti.
Zamanlama, UNDOF’un konuşlandırılacağı “ayrılma” hattı için askeri düzenlemelerin halen devam ettiğini ve “barış karşılığında toprak” ilkesinin siyasi boyutu olmadığını gösterdi.
Buna karşılık Rus askeri polisi, işgal altındaki Golan Tepeleri ve Kuneytire arasındaki Bravo Hattı boyunca çeşitli noktalara konuşlandı ve UNDOF güçlerinin geri dönüşünün garantörü oldu.
UNDOF, Golan tepelerine geri döndü
Diğer yandan BM, UNDOF’un Golan’ın kuzeyi ile güneyini bir birinden ayıran silahsız bölgede kademeli olarak konuşlandırıldığını duyurdu. Moskova ise dün UNDOF’un “tampon bölgedeki” çalışmalarına “tam olarak geri döndüğünü” doğruladı. Ancak diplomatik kaynaklar, İran'a bağlı Suriyeli grupların varlığının Dera, Süveyda ve Kuneytire kırsallarında devam ettiğini ve aynı şekilde İsrail’in Suriye’de İran yanlısı grupların bulunduğu noktalara ve özellikle Tel Aviv’in Tahran’ın askeri üssü olduğunu düşündüğü el-Kisva’yı hedef alan hava saldırıları düzenlemeyi sürdürdüğüne işaret ettiler.
Netanyahu-Putin görüşmesi
Öte yandan Moskova, daha önceleri olduğu gibi İsrail’in Suriye'deki bombardımanlarıyla ilgili çekincelerine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı. Çünkü İsrail’in geçtiğimiz yıl Eylül ayında bir Rus savaş uçağını düşürmesiyle Moskova ve Tel Aviv arasında yükselen tansiyon, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun geçtiğimiz Mart ayının sonunda Rusya’ya giderek Putin’le yaptığı görüşme sonrası düşmüştü. Ancak görüşmeden çıkan asıl sürpriz, taraflar arasındaki “askeri koordinasyonun” sürdürülmesinin yanı sıra Netanyahu'nun tüm yabancı birliklerin Suriye'den çekilmesi üzerine çalışacak ortak bir ekip oluşturma önerisiydi.
Bununla birlikte ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından İran’a uyguladığı yaptırımlar ve askeri takviyeleri sonrası bölgede tansiyonun yükselmesi, Rus-Amerikan gündemine yeni maddelerin eklenmesine neden oldu. Bu da ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun iki hafta önce Soçi'de Putin ile yaptığı görüşmenin ardından gerçekleşti. Washington, Moskova ve Tel Aviv, üç ülkenin Ulusal Güvenlik Konseyi danışmanları arasında bir toplantı yapılması konusunda anlaştılar.
Diplomatik kaynaklara göre Washington, “İran’ın Suriye’deki varlığını sonlandırmak ve bölgedeki nüfuzunu zayıflatmak” için Tel Aviv’le anlaşarak Moskova ile müzakerelerde bulunmanın “baskı araçları” olduğuna inanıyor. Öte yandan söz konusu baskı araçları arasında Başkan Trump’ın Fırat’ın doğusundaki ABD güçlerinin varlığını devam ettirme kararı ve Suriye’nin doğusundaki Uluslararası Koalisyon’a Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinin katılmasının yanı sıra İran’ın Suriye’deki rolünü azaltacak somut adımlar atmadan önce Şam’la normalleşme, Suriye’nin yeniden yapılandırılması ve Suriye hükümetinin siyasi meşruiyetini yeniden elde etmesinin engellenmesi bulunuyor.
Kaynaklar, üç ülkenin, ABD ve müttefiklerinin Suriye’de İran’ın rolüyle ilgili “somut önlemler” alınması, Anayasa Komisyonu’nun kurulması ve BM Güvenlik Konseyi (BMGK) 2254 sayılı kararın uygulanması gibi askeri rolü azaltıp ve siyasi sürecin başlatılması karşılığında yeniden yapılandırma, meşruiyet, yaptırımların kaldırılması gibi “teşviklerini” Moskova’ya bağlayan “bir yol haritası” arayışında olduğunu belirttiler. Kaynaklar ayrıca, ABD tarafının, siyasi sürecin tamamlanmasının ardından tüm yabancı güçlerin Suriye’den çıkarılmasının yanı sıra her şeyin 2011 öncesindeki haline dönmesinin gerektiğine ve bunun “baskı araçları” sayesinde başarılabileceğine inandığını kaydettiler.



İngiltere'de bir hava üssünü hedef almayı planladıklarından şüphelenilen 5 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
TT

İngiltere'de bir hava üssünü hedef almayı planladıklarından şüphelenilen 5 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)

İngiliz polisi dün ülkenin güneybatısındaki bir hava üssü yakınlarında, patlayıcı madde ve terör bağlantılı eylem hazırlığında olduklarından şüphelenilen 5 kişiyi gözaltına aldı.

Soruşturmayı yürüten müfettişler, dün erken saatlerde Fairford Hava Üssü'ne doğru ilerlediği değerlendirilen 3 şüpheli araç ihbarı üzerine harekete geçildiğini doğruladı. Emniyet yetkilileri daha sonra yaptıkları açıklamada, durumun kontrol altına alındığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, şüphelilerin tesise "ağır hasar vermeyi" hedeflediklerini belirterek, İngiliz ve ABD makamlarının bir süredir bu kişileri zaten takip ettiğini ve incelemenin sürdüğünü ifade etti.

Fairford Hava Üssü, ABD Hava Kuvvetleri'ne bağlı 501. Savaş Desteği Kanadı'na ev sahipliği yapıyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun İngiltere'yi ABD bombardıman uçaklarının bu üsten havalanmasına izin vermemesi yönünde uyarılarda bulunmasının ardından Londra yönetimi temmuz ayında, silahlı kuvvetlerinin ülkeyi her türlü saldırıya karşı korumaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre soruşturmaya yakın bir kaynağa göre, şüphelilerin İran bağlantılı bir saikle hareket etmiş olması ihtimali en güçlü seçenek olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte şüphelerin Rusya'nın olası bir sabotaj girişimini veya radikal İslamcı grupların bir komplosunu da kapsadığı belirtiliyor.


İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
TT

İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Ramallah’taki Hollanda Temsilcilik Ofisi’nde görev yapan Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal ettiğini bildirdi. Kararın, Hollanda hükümetinin Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ithalatını yasaklama kararına misilleme olarak alındığı belirtildi.

Bakanlık, söz konusu diplomatların diplomatik statüsünün yedi gün içinde sona ereceğini açıkladı.


Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe