Trump’ın İngiltere ziyareti Londra ile bir sınav mahiyetinde

Trump ve Buckingham Sarayı önündeki Kraliyet Muhafızları (AFP)
Trump ve Buckingham Sarayı önündeki Kraliyet Muhafızları (AFP)
TT

Trump’ın İngiltere ziyareti Londra ile bir sınav mahiyetinde

Trump ve Buckingham Sarayı önündeki Kraliyet Muhafızları (AFP)
Trump ve Buckingham Sarayı önündeki Kraliyet Muhafızları (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, biri Londra Belediye Başkanı Sadık Han’a saldırı mahiyetinde olmak üzere Twitter üzerinden yayınladığı bir dizi tartışmalı mesajla eş zamanlı olarak İngiltere ziyaretini başlattı. Bu ziyaretinde Trump’ın kendisini Buckingham Sarayı’nda İngiltere Veliaht Prensi Charles ve eşi ile birlikte karşılayan Kraliçe 2. Elizabeth ile alışılmadık bir şekilde tokalaşması dikkat çekti.
Trump’ın geçen yılkinin ardından gelen bu ikinci İngiltere ziyareti, Başbakan Theresa May’i istifaya sürükleyen ve yerine geçecek kişi konusunda önde gelen muhafazakârlar arasında bir yarış başlatan derin bir kriz döneminde gerçekleşiyor. Trump’ın bu ziyareti, Brexit’e ilişkin zorluklara ek olarak Winston Churchill’in tabiriyle ‘özel’ tarihi ilişkiyi tartışmalı pek çok meselenin ışığında sınavdan geçiriyor. Çin iletişim devi Huawei’in İngiltere’nin 5G ağındaki rolü, AB’den çıkışın ardından ticari ilişkilerin durumu ve İran’a yönelik Avrupalı politikalar söz konusu meselelerin başında geliyor.
Kraliyet karşılaması
ABD Başkanı ve eşi Melenia Trump, zengin bir Kraliyet töreni ile karşılandı. Trump, Saray'ın balkonundan görülebilen kızı İvenka ve eşi Jared Kushner’in bakışları altında Kraliçe ile sohbet etti. Ardından Amerikan ve İngiliz milli marşlarını dinledi ve geleneksel kırmızı kıyafetler ile siyah başlıkları içinde marşlar çalan Kraliyet Muhafızları'nın geçit törenini izledi.
Trımp'In Kraliçe Elizabeth ile sıra dışı tokalaşması hariç Kraliyet protokollerine büyük oranda bağlı kaldığı görüldü. Nitekim Trump’ın geçen sene yanlışlıkla Kraliçe’nin yolunu kapadığı olayın eğlenceli görüntüleri, İngilizlerin hafızasından silinmiş değil.
Çarşamba gününe kadar devam edecek olan ziyaretin ilk günü, Kraliyet protokollerine ayrıldı. Dünkü programda Kraliçe ile bir öğlen yemeği, Prens Charles ve eşi Camilla’nın konutu olan Clarence House’ta bir çay ikramı ve ardından da resmî bir akşam yemeği bulunuyordu.
Bugün dee Başbakan Therasa May’in Trump ile BAE Systems, Barclays, Lockheed Martin ve JPMorgan başkanları ve temsilcilerinin de aralarında yer aldığı önde gelen iş adamları arasında bir görüşme gerçekleştirmesi, ardından da Trump ile ortak bir basın toplantısı düzenlemesi bekleniyor.
Twitter savaşları
Dünkü ziyaretin resmî karakterine rağmen Trump, Londra Belediye Başkanı Sadık Han’a epey tartışma yaratan şiddetli bir saldırı yöneltmekten çekinmedi. Uçağının İngiltere’ye inişine dakikalar kala Twitter’da, “Londra Belediye Başkanı olarak oldukça kötü bir iş çıkaran Sadık Han, ABD Başkanı’na ilişkin ‘çirkin’ açıklamalarda bulundu” mesajını yayınlayan Trump, bu ‘başarısız adamın’ Londra’daki suçla mücadeleye odaklanmasının daha iyi olacağını belirtti. Bir başka mesajında ise “Han, bana kendisi de korkunç faaliyetlerde bulunan aptal ve beceriksiz (New York Belediye Başkanı) Blasio’yu hatırlatıyor. Ama tabii onun boyunun yarısını bile geçemez” ifadelerine yer verdi.
ABD Başkanı’nın açıklama ve tutumlarını devamlı olarak eleştiren Han, dünkü akşam yemeğini boykot etme kararı aldı. Han, Trump’ın ziyaretine karşıt bir kampanya yürüterek bir yazıda onu, “30’lu, 40’lı yılların Avrupalı zalimlerine” benzetti. Ziyaretin öncesinde Sky News kanalı ile yaptığı bir görüşmede de ‘Birleşik Krallık tarafından Trump’ın karşılanması için kırmızı halı serilmesini’ eleştirdi.
Han ayrıca, “Donald Trump, büyüyen küresel tehdidin en korkunç örneklerinden biri” ifadesini kullandı. Fransız haber ajansının (AFP) aktardığına göre Han’ın sözcüsü, Trump’ın Twitter’da yayınladığı mesajlarını ‘ABD Başkanı’na yakışmayan’ ‘çocukça’ mesajlar olarak niteledi.
ABD Başkanı’na Twitter’da yayınladığı bir video ile de karşılık veren Han, birçok ABD eyaleti tarafından öne sürülen kürtajı önleme yasalarına işaret ederek ABD’deki genç kızların ve kadınların hakkına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.
İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn de Trump’ın ağırlanmasına yönelik eleştiride bulunarak akşam yemeğine katılmayı reddetti. Corbyn eleştirilerinde Trump’ın son iki gün içerisinde Brexit’e ve başbakanlık koltuğu için yapılan seçim yarışına ilişkin olarak yaptığı açıklamalar hakkında “Bu, demokrasimize kabul edilemez bir müdahale” ifadesini kullandı.
Trump, Sunday Times gazetesi ile yaptığı bir görüşmede, ‘Amerikan istihbaratına, uzak soldan bir işçi hükümeti ile sırlarını paylaşma izni vermeden önce Corbyn’i tanımaya ihtiyacı olduğunu’ söylemişti.
Ziyaretin zamanlaması
Barack Obama ve George Bush’tan sonra İngiltere’yi ziyaret eden üçüncü ABD Başkanı olan Trump’ın temaslarının May’in istifası ile şiddetlenen yoğun bir siyasi krizin eşiğinde bulunduğu bir zamana denk gelmesi birçok soru işaretine sebep oldu.
Gerçekte ise bu ‘resmî ziyaret’, protesto dalgasından ötürü birkaç kez ertelendi. İngiltere, Trump’ın geçen yıl gerçekleştirdiği bir ‘iş ziyareti’ ile yetindi. Özellikle May’in yerine geçmeyi arzulayanlar olmak üzere muhafazakâr siyasetçiler, Trump’ın ziyaretinin bu döneme denk gelmesini memnuniyetle karşıladı. Sözü edilen bu siyasetçilerin başında ise ABD Başkanı’ndan büyük destek veren eski Dışişleri Bakanı Boris Johnson geliyor. Trump, ziyaret öncesinde The Sun ve Sunday Times gazeteleri ile yaptığı röportajda Brexit anlaşmasını meclisten geçirme konusunda yaşadığı başarısızlıktan sonra cuma günü resmî olarak görevinden istifa edecek olan May’in ardından eski Dışişleri Bakanı’nın İngiltere hükümeti için ‘seçkin’ bir lider olacağını ifade etmişti.
Brexit’in şiddetli savunucusu olan Johnson ve aynı şekilde tartışmalı siyasetçi Brexit Partisi Lideri Nigel Farage ile olan ‘dostluğunu’ defalarca dile getiren Trump, “Bu ikisini gerçekten seviyorum. (…) İki dost, iki iyi adam” ifadelerini kullandı. Her ne kadar Beyaz Saray bu iki isimle Londra’da bir görüşme yapılacağını duyurmamış olsa da gazeteler Trump’ın ABD’nin Londra Büyükelçisi’nin konutunda bu iki isimle bir araya gelme ihtimaline işaret etti. Tirajı yüksek olan The Sun gazetesinin başbakanlığa aday olan 12 isim hakkındaki sorusuna Trump, “Boris, iyi bir iş çıkaracak. Mükemmel olacağına inanıyorum” cevabını verdi.
Trump’ın ikili ilişkilerin kendi döneminde daha da güçlendiğinin bir delili olarak İngiltere’de Kraliyet karşılaması ile ağırlanmasının ABD açısından da önemi var. Zira bu ziyaret, 2020 başkanlık seçim kampanyalarının başlamasına aylar kala gerçekleşiyor.
Huawei tehdidi ve Brexit öğütleri
Washington ve Londra arasındaki ‘özel ilişkinin’ gücü, ABD Başkanı ile Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’yu, Çin iletişim devi Huawei’e 5G geliştirme izni verildiği takdirde İngiltere ile istihbarat alışverişini ‘gözden geçirme’ tehdidinde bulunmaktan alıkoymadı. İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt dün ülkesinin ABD’nin Huawei şirketinin kurduğu 5G ağını kullanma riskleri hakkında söylediklerini önemsediğini ve belirli teknolojiler alanında üçüncü bir ülkeye aşırı bir şekilde bağımlı olmak istemediğini ifade etti. Hunt, BBC Radyosu’na yaptığı açıklamada “ABD’nin bu konu hakkında söylediklerini ilgi ile takip ediyoruz. Sözlerini can kulağı ile dinleyeceğiz” ifadelerini kullandı. 
Trump, 5G ağının topraklarında geliştirilmesi sürecine Huawei şirketinin dahil edilmesi konusunda İngiltere’den ‘çok dikkatli’ olmasını talep etmişti. İngiltere’nin Huawei şirketine bu projede sınırlı bir rol vereceğini ifade eden haberlere Trump, “Başka alternatifleriniz var. Güvenlik açısından oldukça dikkatli olmalıyız. Bildiğiniz üzere önemli bir istihbarat ekibimiz var. Sizin ülkeniz ile de yakından çalışıyoruz. Bundan dolayı epey dikkatli olmanız gerekir” değerlendirmesinde  bulundu.
Trump yönetimi, Huawei şirketine yaptırım uygulayarak ABD menşeli malzemelerin satın alınmasını engelledikten sonra  müttefiklerinden Çin’in iletişime ve hassas verilere yönelik casusluk yapma ihtimalinden kaynaklanan endişeler sebebiyle Huawei’in geliştirdiği 5G teknolojisinin ve ekipmanının kullanılmamasını istedi. Reuters haber ajansına göre Hunt konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi:
“Nihai kararımızı henüz almadık. Ancak teknik meseleler üzerinde, yani üçüncü bir ülkenin bize karşı casusluk yaparken 5G ağını kullanmasına izin veren bir arka kapının var olmadığının nasıl garanti edilebileceği konusunda çalıştığımızı belirttik. Aynı şekilde biyoteknoloji ile epey alakalı olduğundan teknik açıdan üçüncü bir ülkeye aşırı bir şekilde bağımlı olmamayı sağlamak için stratejik meseleleri de ele görüşüyoruz.”
Konunun bugün Trump ile May arasındaki basın toplantısında ele alınması bekleniyor.
Basın toplantısında gündeme gelecek ikinci başlık ise Brexit ve Trump’ın bu çerçevedeki tartışmalı öğütlerinden sonra iki ülke arasındaki ticari ilişkiler olacak.
Reuters’ın aktardığına göre İngiltere Başbakanı Sözcüsü dün, ABD Başkanı ile ekonomik ilişkilerin geleceğinin masaya yatırılacağını ve May ile Trump’ın İngiltere’nin AB’den çıkışı sonrasında ticari bir anlaşma imzalama konusunda ortak bir isteğe sahip olduklarını kaydetti.
Trump, Sunday Times ile olan görüşmesinde İngiliz hükümetine Brexit meselesinde müzakere yaklaşımını benimsemesini öğütleyerek, “Ben olsam istediğimi elde edemiyorsam çekilirdim. İstediğiniz doğrultusunda, adil bir anlaşmaya varamıyorsanız o halde çekilin” ifadelerini kullandı. Trump, ayrılmanın faturasına ilişkin olarak da şunları söyledi: “Ben onların yerinde olsam 50 milyar dolar ödemezdim. Benim görüşüm bu. Ben ödemezdim. Bu çok büyük bir meblağ.”
May, ülkesinin kırk yılı aşkın bir süre önce başlayan AB üyeliğine dair yükümlülüklerini düzenlemek için bu büyük miktarı ödemeyi onaylamıştı.
Trump ayrıca geçen yıl özel bir görüşmede Başbakan Theresa May’e müzakerelerde elini güçlendirmek amacıyla AB’ye dava açması konusunda nasihatte bulunduğunu belirterek “AB’nin İngiltere’ye karşı yaptığı, birçok sıkıntıya ve paraya mal olan tüm hataları toplar ve ister mahkeme davası isterse de talep şeklinde masaya yatırırdım. Ancak İngilizler bunu yapmamayı tercih ettiler” şeklinde konuştu.
‘Uçan bebek’
Bugün İngiltere’nin başkentinin semalarında söz konusu resmî ziyareti protesto etmek amacıyla Trump’ın suretinde dev bir balon uçuyor. Bu balon daha önce Trump’ın Londra’ya yönelik son ziyareti esnasında da uçurulmuş ve uluslararası alanda büyük bir ilgi görerek İngiltere haber stüdyolarında da gösterilmişti.
ABD Başkanı destekçilerinin ifadesiyle bu ‘iğrenç protesto’ kimilerini kızdırırken kimileri de bunu ABD Başkanı’nın politikalarına karşı meşru bir protesto olarak değerlendirdi. Bugün parlamento binasına doğru başlatılan protesto yürüyüşüne katılacağını ve bir konuşma yapacağını belirten İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn de ikinci grupta yer alan isimler arasında.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Afrika'da "hamile bluzu" tartışması

Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)
Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)
TT

Afrika'da "hamile bluzu" tartışması

Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)
Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)

Bu hafta Lusaka'da düzenlenen Gana-Zambiya İş Forumu'na Batı Afrika ülkesinin lideri John Dramani Mahama da katıldı. 

67 yaşındaki Gana Cumhurbaşkanı, Afrika'nın güneyindeki Zambiya'nın başkentine çarşamba günü ulaştığında üstünde "fugu" diye bilinen geleneksel bir kıyafet vardı. 

Üç günlük devlet ziyaretine panço benzeri bu kıyafetle başlayan Mahama'yı, Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema ve beraberindeki yetkililer takım elbiseleriyle karşıladı.

Gana Cumhurbaşkanı, Zambiya'da yaşayan yurttaşlarıyla bir araya geldiğinde de üzerinde aynı kıyafet vardı

Haftanın bir gününü "Fugu Cuması" ilan ederek geleneksel kıyafetlerin giyilmesini teşvik eden Mahama, sosyal medyada alaycı yorumlara konu oldu. 

BBC'nin yorumunu aktardığı Zambiyalılardan Malama Mulenga, "hamile bluzu" derken Master G, meşhur Cazcı Kardeşler (Blues Brothers) filmine gönderme yaparak "Bluz kardeşlerimizi seviyoruz" ifadesini kullandı.

Gana Dışişleri Bakanı Samuel Okudzeto Ablakwa bu kıyafetin sosyal medyada ses getirmesinin gençlerin kültürel miraslarına sahip çıkmaya niyetli olduğunun göstergesi olduğunu savundu. 

45 yaşındaki siyasetçi, fuguyu bir kıyafetten ibaret görmediklerini, Afrika kimliği, onuru ve mirasının bir sembolü olarak saydıklarını söyledi:

Sosyal medyada bu elbiseyi merak eden gençlere: Bu kıyafeti 6 Mart 1957'de ülkenin bağımsızlığını ilan eden, Gana'nın kurucusu Osagyefo Kwame Nkrumah giyiyordu.

63 yaşındaki Zambiya lideri de mevkidaşının kıyafet tercihini destekledi. Hichilema cuma günü yaptığı açıklamada Mahama'nın kendisine bir adet fugu hediye ettiğini hatırlattı. Ancak daha fazlasını almaya niyetli olduğunu da sözlerine ekledi: 

Sosyal medyadaki yorumlardan sonra Gana'dan daha fazla fugu isteyeceğiz.

Independent Türkçe, BBC, News Ghana


David Beckham'dan arasının açık olduğu oğlu Brooklyn'e gönderme

Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)
Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)
TT

David Beckham'dan arasının açık olduğu oğlu Brooklyn'e gönderme

Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)
Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)

David Beckham, Brooklyn'in ailesiyle barışma planı olmadığını açıklamasından sadece birkaç hafta sonra, en büyük oğlu hakkında düşük profilli bir gönderme paylaşmış gibi görünüyor.

26 yaşındaki Brooklyn, ocak ayında Instagram'da yayımladığı bomba etkisi yaratan açıklamada, babası David ve annesi Victoria'yı, oyuncu ve mirasyedi eşi Nicola Peltz Beckham'la ilişkisini "durmaksızın sabote etmeye" çalışmakla suçlamıştı.

"Tüm hayatım boyunca, ebeveynlerim basında ailemiz hakkındaki anlatıları kontrol etti" iddiasında bulunmuştu.

Yapmacık sosyal medya paylaşımları, aile etkinlikleri ve sahte ilişkiler, içine doğduğum hayatın değişmez bir parçası oldu.

Beckham ailesi henüz Brooklyn'in açıklamasına doğrudan yorumda bulunmadı ancak 50 yaşındaki eski futbolcu, son sosyal medya paylaşımında oğluna ince bir gönderme yaptı.

İngiltere milli takımının eski kaptanı, kariyeri boyunca kullandığı kramponların "arşivinin" fotoğrafını paylaştı; bazılarının üzerinde Brooklyn'in adı yazılmıştı.

Kramponların çoğunda Brooklyn'in küçük kardeşleri 23 yaşındaki Romeo, 20 yaşındaki Cruz ve 14 yaşındaki Harper'ın da adları yazıyordu.

sdfv
David Beckham, kişiselleştirilmiş krampon "arşivinin" fotoğrafını paylaştı (Instagram/Davidbeckham)

David, futbol kariyerine 1992'de Manchester United'da başlamış, 2003'te Real Madrid'e transfer olmuş ve daha sonra LA Galaxy'de oynamak için Atlantik'in ötesine geçmişti.

Bu hafta, Brooklyn'in babasına adanmış bir dövmesini kapattırdığı iddia edildi.

Gelecek vaat eden aşçı Brooklyn'in kolunda daha önce "Baba" kelimesi yazılmış bir çapa dövmesi vardı.

Ancak Brooklyn'in yakın zamanda çekilen bir fotoğrafında, yazının soyut şekillerle kapatıldığı anlaşılıyordu.

Brooklyn'in kayınpederi milyarder Nelson Peltz, yakın zamanda bir soru-cevap etkinliğinde aile dramasına değinerek, izleyicilere "uzun ve mutlu bir evlilikleri olmasını" umduğunu söyledi.

"Kızım ve Beckham ailesi bambaşka bir konu ve bugün burada bunun hakkında konuşmayacağız" dedi.

Şunu söyleyeyim, kızım harika, damadım Brooklyn harika ve onların uzun ve mutlu bir evlilik geçirmesini çok istiyorum.

Independent Türkçe