Trump’ın İngiltere ziyareti Londra ile bir sınav mahiyetinde

Trump ve Buckingham Sarayı önündeki Kraliyet Muhafızları (AFP)
Trump ve Buckingham Sarayı önündeki Kraliyet Muhafızları (AFP)
TT

Trump’ın İngiltere ziyareti Londra ile bir sınav mahiyetinde

Trump ve Buckingham Sarayı önündeki Kraliyet Muhafızları (AFP)
Trump ve Buckingham Sarayı önündeki Kraliyet Muhafızları (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, biri Londra Belediye Başkanı Sadık Han’a saldırı mahiyetinde olmak üzere Twitter üzerinden yayınladığı bir dizi tartışmalı mesajla eş zamanlı olarak İngiltere ziyaretini başlattı. Bu ziyaretinde Trump’ın kendisini Buckingham Sarayı’nda İngiltere Veliaht Prensi Charles ve eşi ile birlikte karşılayan Kraliçe 2. Elizabeth ile alışılmadık bir şekilde tokalaşması dikkat çekti.
Trump’ın geçen yılkinin ardından gelen bu ikinci İngiltere ziyareti, Başbakan Theresa May’i istifaya sürükleyen ve yerine geçecek kişi konusunda önde gelen muhafazakârlar arasında bir yarış başlatan derin bir kriz döneminde gerçekleşiyor. Trump’ın bu ziyareti, Brexit’e ilişkin zorluklara ek olarak Winston Churchill’in tabiriyle ‘özel’ tarihi ilişkiyi tartışmalı pek çok meselenin ışığında sınavdan geçiriyor. Çin iletişim devi Huawei’in İngiltere’nin 5G ağındaki rolü, AB’den çıkışın ardından ticari ilişkilerin durumu ve İran’a yönelik Avrupalı politikalar söz konusu meselelerin başında geliyor.
Kraliyet karşılaması
ABD Başkanı ve eşi Melenia Trump, zengin bir Kraliyet töreni ile karşılandı. Trump, Saray'ın balkonundan görülebilen kızı İvenka ve eşi Jared Kushner’in bakışları altında Kraliçe ile sohbet etti. Ardından Amerikan ve İngiliz milli marşlarını dinledi ve geleneksel kırmızı kıyafetler ile siyah başlıkları içinde marşlar çalan Kraliyet Muhafızları'nın geçit törenini izledi.
Trımp'In Kraliçe Elizabeth ile sıra dışı tokalaşması hariç Kraliyet protokollerine büyük oranda bağlı kaldığı görüldü. Nitekim Trump’ın geçen sene yanlışlıkla Kraliçe’nin yolunu kapadığı olayın eğlenceli görüntüleri, İngilizlerin hafızasından silinmiş değil.
Çarşamba gününe kadar devam edecek olan ziyaretin ilk günü, Kraliyet protokollerine ayrıldı. Dünkü programda Kraliçe ile bir öğlen yemeği, Prens Charles ve eşi Camilla’nın konutu olan Clarence House’ta bir çay ikramı ve ardından da resmî bir akşam yemeği bulunuyordu.
Bugün dee Başbakan Therasa May’in Trump ile BAE Systems, Barclays, Lockheed Martin ve JPMorgan başkanları ve temsilcilerinin de aralarında yer aldığı önde gelen iş adamları arasında bir görüşme gerçekleştirmesi, ardından da Trump ile ortak bir basın toplantısı düzenlemesi bekleniyor.
Twitter savaşları
Dünkü ziyaretin resmî karakterine rağmen Trump, Londra Belediye Başkanı Sadık Han’a epey tartışma yaratan şiddetli bir saldırı yöneltmekten çekinmedi. Uçağının İngiltere’ye inişine dakikalar kala Twitter’da, “Londra Belediye Başkanı olarak oldukça kötü bir iş çıkaran Sadık Han, ABD Başkanı’na ilişkin ‘çirkin’ açıklamalarda bulundu” mesajını yayınlayan Trump, bu ‘başarısız adamın’ Londra’daki suçla mücadeleye odaklanmasının daha iyi olacağını belirtti. Bir başka mesajında ise “Han, bana kendisi de korkunç faaliyetlerde bulunan aptal ve beceriksiz (New York Belediye Başkanı) Blasio’yu hatırlatıyor. Ama tabii onun boyunun yarısını bile geçemez” ifadelerine yer verdi.
ABD Başkanı’nın açıklama ve tutumlarını devamlı olarak eleştiren Han, dünkü akşam yemeğini boykot etme kararı aldı. Han, Trump’ın ziyaretine karşıt bir kampanya yürüterek bir yazıda onu, “30’lu, 40’lı yılların Avrupalı zalimlerine” benzetti. Ziyaretin öncesinde Sky News kanalı ile yaptığı bir görüşmede de ‘Birleşik Krallık tarafından Trump’ın karşılanması için kırmızı halı serilmesini’ eleştirdi.
Han ayrıca, “Donald Trump, büyüyen küresel tehdidin en korkunç örneklerinden biri” ifadesini kullandı. Fransız haber ajansının (AFP) aktardığına göre Han’ın sözcüsü, Trump’ın Twitter’da yayınladığı mesajlarını ‘ABD Başkanı’na yakışmayan’ ‘çocukça’ mesajlar olarak niteledi.
ABD Başkanı’na Twitter’da yayınladığı bir video ile de karşılık veren Han, birçok ABD eyaleti tarafından öne sürülen kürtajı önleme yasalarına işaret ederek ABD’deki genç kızların ve kadınların hakkına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.
İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn de Trump’ın ağırlanmasına yönelik eleştiride bulunarak akşam yemeğine katılmayı reddetti. Corbyn eleştirilerinde Trump’ın son iki gün içerisinde Brexit’e ve başbakanlık koltuğu için yapılan seçim yarışına ilişkin olarak yaptığı açıklamalar hakkında “Bu, demokrasimize kabul edilemez bir müdahale” ifadesini kullandı.
Trump, Sunday Times gazetesi ile yaptığı bir görüşmede, ‘Amerikan istihbaratına, uzak soldan bir işçi hükümeti ile sırlarını paylaşma izni vermeden önce Corbyn’i tanımaya ihtiyacı olduğunu’ söylemişti.
Ziyaretin zamanlaması
Barack Obama ve George Bush’tan sonra İngiltere’yi ziyaret eden üçüncü ABD Başkanı olan Trump’ın temaslarının May’in istifası ile şiddetlenen yoğun bir siyasi krizin eşiğinde bulunduğu bir zamana denk gelmesi birçok soru işaretine sebep oldu.
Gerçekte ise bu ‘resmî ziyaret’, protesto dalgasından ötürü birkaç kez ertelendi. İngiltere, Trump’ın geçen yıl gerçekleştirdiği bir ‘iş ziyareti’ ile yetindi. Özellikle May’in yerine geçmeyi arzulayanlar olmak üzere muhafazakâr siyasetçiler, Trump’ın ziyaretinin bu döneme denk gelmesini memnuniyetle karşıladı. Sözü edilen bu siyasetçilerin başında ise ABD Başkanı’ndan büyük destek veren eski Dışişleri Bakanı Boris Johnson geliyor. Trump, ziyaret öncesinde The Sun ve Sunday Times gazeteleri ile yaptığı röportajda Brexit anlaşmasını meclisten geçirme konusunda yaşadığı başarısızlıktan sonra cuma günü resmî olarak görevinden istifa edecek olan May’in ardından eski Dışişleri Bakanı’nın İngiltere hükümeti için ‘seçkin’ bir lider olacağını ifade etmişti.
Brexit’in şiddetli savunucusu olan Johnson ve aynı şekilde tartışmalı siyasetçi Brexit Partisi Lideri Nigel Farage ile olan ‘dostluğunu’ defalarca dile getiren Trump, “Bu ikisini gerçekten seviyorum. (…) İki dost, iki iyi adam” ifadelerini kullandı. Her ne kadar Beyaz Saray bu iki isimle Londra’da bir görüşme yapılacağını duyurmamış olsa da gazeteler Trump’ın ABD’nin Londra Büyükelçisi’nin konutunda bu iki isimle bir araya gelme ihtimaline işaret etti. Tirajı yüksek olan The Sun gazetesinin başbakanlığa aday olan 12 isim hakkındaki sorusuna Trump, “Boris, iyi bir iş çıkaracak. Mükemmel olacağına inanıyorum” cevabını verdi.
Trump’ın ikili ilişkilerin kendi döneminde daha da güçlendiğinin bir delili olarak İngiltere’de Kraliyet karşılaması ile ağırlanmasının ABD açısından da önemi var. Zira bu ziyaret, 2020 başkanlık seçim kampanyalarının başlamasına aylar kala gerçekleşiyor.
Huawei tehdidi ve Brexit öğütleri
Washington ve Londra arasındaki ‘özel ilişkinin’ gücü, ABD Başkanı ile Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’yu, Çin iletişim devi Huawei’e 5G geliştirme izni verildiği takdirde İngiltere ile istihbarat alışverişini ‘gözden geçirme’ tehdidinde bulunmaktan alıkoymadı. İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt dün ülkesinin ABD’nin Huawei şirketinin kurduğu 5G ağını kullanma riskleri hakkında söylediklerini önemsediğini ve belirli teknolojiler alanında üçüncü bir ülkeye aşırı bir şekilde bağımlı olmak istemediğini ifade etti. Hunt, BBC Radyosu’na yaptığı açıklamada “ABD’nin bu konu hakkında söylediklerini ilgi ile takip ediyoruz. Sözlerini can kulağı ile dinleyeceğiz” ifadelerini kullandı. 
Trump, 5G ağının topraklarında geliştirilmesi sürecine Huawei şirketinin dahil edilmesi konusunda İngiltere’den ‘çok dikkatli’ olmasını talep etmişti. İngiltere’nin Huawei şirketine bu projede sınırlı bir rol vereceğini ifade eden haberlere Trump, “Başka alternatifleriniz var. Güvenlik açısından oldukça dikkatli olmalıyız. Bildiğiniz üzere önemli bir istihbarat ekibimiz var. Sizin ülkeniz ile de yakından çalışıyoruz. Bundan dolayı epey dikkatli olmanız gerekir” değerlendirmesinde  bulundu.
Trump yönetimi, Huawei şirketine yaptırım uygulayarak ABD menşeli malzemelerin satın alınmasını engelledikten sonra  müttefiklerinden Çin’in iletişime ve hassas verilere yönelik casusluk yapma ihtimalinden kaynaklanan endişeler sebebiyle Huawei’in geliştirdiği 5G teknolojisinin ve ekipmanının kullanılmamasını istedi. Reuters haber ajansına göre Hunt konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi:
“Nihai kararımızı henüz almadık. Ancak teknik meseleler üzerinde, yani üçüncü bir ülkenin bize karşı casusluk yaparken 5G ağını kullanmasına izin veren bir arka kapının var olmadığının nasıl garanti edilebileceği konusunda çalıştığımızı belirttik. Aynı şekilde biyoteknoloji ile epey alakalı olduğundan teknik açıdan üçüncü bir ülkeye aşırı bir şekilde bağımlı olmamayı sağlamak için stratejik meseleleri de ele görüşüyoruz.”
Konunun bugün Trump ile May arasındaki basın toplantısında ele alınması bekleniyor.
Basın toplantısında gündeme gelecek ikinci başlık ise Brexit ve Trump’ın bu çerçevedeki tartışmalı öğütlerinden sonra iki ülke arasındaki ticari ilişkiler olacak.
Reuters’ın aktardığına göre İngiltere Başbakanı Sözcüsü dün, ABD Başkanı ile ekonomik ilişkilerin geleceğinin masaya yatırılacağını ve May ile Trump’ın İngiltere’nin AB’den çıkışı sonrasında ticari bir anlaşma imzalama konusunda ortak bir isteğe sahip olduklarını kaydetti.
Trump, Sunday Times ile olan görüşmesinde İngiliz hükümetine Brexit meselesinde müzakere yaklaşımını benimsemesini öğütleyerek, “Ben olsam istediğimi elde edemiyorsam çekilirdim. İstediğiniz doğrultusunda, adil bir anlaşmaya varamıyorsanız o halde çekilin” ifadelerini kullandı. Trump, ayrılmanın faturasına ilişkin olarak da şunları söyledi: “Ben onların yerinde olsam 50 milyar dolar ödemezdim. Benim görüşüm bu. Ben ödemezdim. Bu çok büyük bir meblağ.”
May, ülkesinin kırk yılı aşkın bir süre önce başlayan AB üyeliğine dair yükümlülüklerini düzenlemek için bu büyük miktarı ödemeyi onaylamıştı.
Trump ayrıca geçen yıl özel bir görüşmede Başbakan Theresa May’e müzakerelerde elini güçlendirmek amacıyla AB’ye dava açması konusunda nasihatte bulunduğunu belirterek “AB’nin İngiltere’ye karşı yaptığı, birçok sıkıntıya ve paraya mal olan tüm hataları toplar ve ister mahkeme davası isterse de talep şeklinde masaya yatırırdım. Ancak İngilizler bunu yapmamayı tercih ettiler” şeklinde konuştu.
‘Uçan bebek’
Bugün İngiltere’nin başkentinin semalarında söz konusu resmî ziyareti protesto etmek amacıyla Trump’ın suretinde dev bir balon uçuyor. Bu balon daha önce Trump’ın Londra’ya yönelik son ziyareti esnasında da uçurulmuş ve uluslararası alanda büyük bir ilgi görerek İngiltere haber stüdyolarında da gösterilmişti.
ABD Başkanı destekçilerinin ifadesiyle bu ‘iğrenç protesto’ kimilerini kızdırırken kimileri de bunu ABD Başkanı’nın politikalarına karşı meşru bir protesto olarak değerlendirdi. Bugün parlamento binasına doğru başlatılan protesto yürüyüşüne katılacağını ve bir konuşma yapacağını belirten İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn de ikinci grupta yer alan isimler arasında.



İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
TT

İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)

İran’da reform yanlısı medya kuruluşları dün akşam, ülke çapında haftalardır süren yaygın protesto gösterilerinin ardından, reformist hareketin önde gelen isimlerini hedef alan tutuklama kampanyası kapsamında Reform Cephesi Başkanı ve İran Birlik Partisi Genel Sekreteri Azer Mansuri'nin tutuklandığını bildirdi.

Reform Cephesi’ne yakınlığıyla bilinen ‘İmtidad’ adlı haber sitesi, Mansuri'nin Tahran'ın yaklaşık 20 kilometre güneydoğusundaki Karçak ve Ramin semtindeki evine yapılan baskın sırasında Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) istihbarat servisi üyeleri tarafından adli emirle tutuklandığını aktardı.

Bu haberin ardından DMO'ya yakınlığıyla bilinen haber ajansı Fars, güvenlik ve adli kaynaklara dayandırdığı haberinde Mansuri'nin, eski milletvekili, önde gelen reformist figür ve Reform Cephesi Siyasi Komite Başkanı İbrahim Asgerzade ve asli üye eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Muhsin Eminzade ile birlikte tutuklandığını doğruladı.

drvgf
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2025 yılının ağustos ayında İsrail ile savaşın sona ermesinden birkaç gün sonra cumhurbaşkanlığı görevine geldikten sonra Reform Cephesi üyeleriyle üçüncü kez bir araya geldiğinde (İran Cumhurbaşkanlığı)

Aynı kaynaklara göre tutuklulara yöneltilen suçlamalar arasında ‘ulusal uyumu bozmak, anayasaya aykırı tutumlar sergilemek, düşman propagandasıyla iş birliği yapmak, teslimiyet politikasını teşvik etmek, grupların siyasi yollarını saptırmak ve yıkıcı nitelikte gizli mekanizmalar kurmak’ yer alıyordu.

Konuya hakim bir yetkili, yetkililerin ‘önceki eleştirel tutumlarını hoş görmesine rağmen, güvenlik karşıtı faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle bu gruba yasaya uygun şekilde müdahale ettiğini’ söyledi.

İran'daki reformist partiler için en geniş koordinasyon çerçevesini oluşturan Reform Cephesi, son seçimlerde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın en önde gelen destekçilerinden biri oldu.

Yine DMO'ya yakınlığıyla bilinen bir diğer haber ajansı Tesnim, kısa ve belirsiz bir açıklamayla yayınladığı haberde Tahran Savcılığı'nın bazı önde gelen siyasi isimleri ‘Siyonist İsrail rejimini ve ABD'yi desteklemekle’ suçladığını bildirdi. Ocak ayındaki olaylarla ilgili soruşturmalar çerçevesinde ilgili kişilerin isimleri, parti bağlantıları veya tutuklanma koşullarına dair herhangi bir bilgi ise verilmedi.

Tesnim’in haberine göre bu ‘terör olayları’, şiddet eylemlerini meşrulaştırmak ve iç güvenliği etkilemek için perde arkasında ve siber uzayda çalışan bir organizasyon ve medya ağı aracılığıyla ‘İsrail’ ve ‘kibirli’ taraflarla pratik ve operasyonel bir bağlantı olduğunu gösterdi.

Ajans, ABD ve İsrail’in tehditlerinin doruk noktasına ulaştığı bir dönemde reformist hareketin önde gelen politikacılarının davranışlarını izlemenin, savcının onları ‘siyasi ve sosyal durumu bozmak ve saha terörizmi olarak nitelendirdiği eylemleri meşrulaştırmak için faaliyetler düzenlemek ve yönetmekle’ suçladıktan sonra dosyalarını açmasına neden olduğunu da ekledi.

Tesnim, prosedürlerin tamamlanmasının ardından, bir siyasi partiye bağlı dört kişiye suçlamada bulunulduğunu, bunlardan bazılarının İsrail ve ABD için çalıştıkları gerekçesiyle tutuklandığını, diğerlerinin ise ulusal uyumu bozmak ve kışkırtmakla suçlandıkları bir davada soruşturma için çağrıldıklarını bildirdi.

dfghyju
Aktivist Azer Mansuri ve Eminzade solda, Asgerzade sağda (Jamaran News)

İran Yargı Erki’nin haber ajansı Mizan, kimliklerini açıklamadığı bazı siyasi isimlerin tutuklandığını ve haklarında dava açıldığını doğruladı.

Mansuri (60), daha önce reformist çizgiden eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin danışmanlığını yapmıştı. Aralık ayı sonlarında İran'da protestolar patlak verdikten sonra, Instagram hesabında “Sesinizi duyurmanın tüm yolları kapandığında, protesto sokaklara taşınır” diye yazmıştı.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre Mansuri, ‘baskının, protestocularla başa çıkmanın en kötü yolu’ olduğunu belirtirken, protestolar sırasında binlerce kişinin hayatını kaybetmesine atıfla, “Medyaya ulaşamıyoruz, ancak yaslı ailelere ‘Yalnız değilsiniz’ diyoruz” mesajına “Hiçbir güç, hiçbir gerekçe, hiçbir zaman bu büyük felaketi telafi edemez” diye ekledi.

Mansuri, 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası düzenlenen protestoların ardından tutuklanmış ve ‘kamu düzenini bozmak ve devlete karşı propaganda yapmak’ gibi suçlamalarla üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı şekilde 2022'de ‘başkalarına zarar vermek ve çevrimiçi kamuoyunu kışkırtmak amacıyla yalan yaymak’ suçlamasıyla yargılanan Mansuri, bir yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı. Mansuri, 2023 yılının haziran ayından bu yana, daha fazla sosyal özgürlük ve sivil toplumun daha güçlü bir rol oynamasını talep eden reformist partiler ve grupların çatı koalisyonu olan Reform Cephesi'nin başkanlığını yapıyor.

Yargı uyarıları

Bu tutuklamalar, 28 Aralık'ta İran genelinde yaşam koşulları nedeniyle başlayan ve kısa sürede yaygın bir hükümet karşıtı protesto hareketine dönüşen ve 8-9 Ocak'ta zirveye ulaşan protestoların ardından gerçekleşti.

Protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizmin de dahil olduğu ‘ayaklanmalara’ dönüştüğünü belirten İranlı yetkililer, ABD ve İsrail'i ‘terör eylemi’ olarak nitelendirdikleri olayların arkasında olmakla suçladı. Ardından gelen baskılar, 1979'dan bu yana rejime yönelik en büyük siyasi meydan okuma olarak kabul edilen protestoları sona erdirdi.

Tutuklamalardan önce, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestolar sırasında reformlar ve gerçekleri araştırma komitelerinin kurulması çağrısında bulunan yerli şahsiyetleri sert bir şekilde eleştirdi. Ejei, Velayet-i Fakih’in yanında yer almayanların, ‘savaş sırasında Saddam Hüseyin'e sığınan ve bugün suçlu Siyonistlere sığınanlarla’ aynı kaderi paylaşacakları uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir zamanlar devrimde yer alan ve şimdi açıklamalar yapanlar, zavallı ve sefil insanlardır.”

ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA’ya göre protestolar sırasında 6 bin 971 kişinin öldürüldüğü belgelendi, bunların çoğu göstericiydi, ayrıca 51 binden fazla kişi gözaltına alındı.

Reformistlere yönelik parlamento tehdidi

Tutuklama kampanyası, Reform Cephesi'nin eski başkanı ve eski Milletvekili Ali Şakuri-rad'ın, güvenlik güçlerini protestolar sırasında ‘kendi saflarında cinayetler uydurmak’ ve ‘camileri yakmakla’ suçladığı açıklamalarıyla tırmanan tartışmalarla eş zamanlı gerçekleşti.

Şakuri-rad ne demişti?

Geçtiğimiz hafta Şakuri-rad’ın bir ses kaydı sızdırıldı. Bu kayıtta, 8-9 Ocak olaylarını ayrıntılı olarak anlatan Şakuri-rad, üyelerinin gerçekleştirdiği cinayetlerin ayaklanmayı bastırmak için yapılan bir proje olduğunu söyledi. Cami, türbe ve Kuran'ların yakılması ile Besic üyeleri ve güvenlik güçlerinin öldürülmesinin baskı için bahane olarak kullanıldığını da ekleyen Şakuri-rad, Mossad ve dış operasyon ekiplerini bu olayların arkasında olmakla suçlayan resmi açıklamayı reddettiğini ifade etti. Diğer açıklamalarında Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın protestocuları ‘sorun çıkaranlar’ olarak nitelendirmesini eleştiren Şakuri-rad, bunun ‘merkezci bir güç olarak rolünü yaktığını’ ve merkezci gücün ‘krizlerde temel sosyal sermayeyi temsil ettiğini’ söyledi.

rgthy
İran'ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestocular toplanırken duman yükseliyor, 10 Ocak 2026'da (Reuters)

Aynı bağlamda Şakuri-rad, Birlik Partisi'nin kısa bir süre önce düzenlenen konferansına atıfla, konferansın oturumlarından birinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in mevcut durumu ele almak için bazı yetkilerini Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a devretmesi önerisinin gündeme getirildiğini ve bu önerinin parti içinde tartışıldığını, ancak kamuoyuna açıklanmadığını söyledi.

“Geçiş konseyi”

Iran International adlı televizyon kanalı, 20 Ocak'ta Reform Cephesi Merkez Konseyi'nin, Hamaney'in istifasını ve bir ‘geçiş konseyi’ kurulmasını talep eden bir taslak bildiriyi görüşmek üzere acil ve gizli bir toplantı düzenlediğini bildirdi.

Ancak kanalın aktardığına göre güvenlik güçleri müdahale ederek Reform Cephesi liderlerini tehdit etti ve bu da bildirinin yayınlanmasının askıya alınmasına ve herhangi bir kamuoyu çağrısının geri çekilmesine yol açtı.

Habere göre görüşmelerde ‘toplu istifalar’ ve ‘ülkenin dört bir yanında protesto gösterileri düzenlenmesi çağrısı’ önerileri de gündeme geldi, ancak yaygın tutuklamalarla ilgili uyarılar da dahil olmak üzere güvenlik güçlerinin baskısı, bu adımların atılmasını engelledi.

Kanalın aktardığı reformist harekete yakın kaynaklara göre, güvenlik güçlerinin tepkisi, yetkililerin en üst düzeylerdeki siyasi bölünme belirtilerine karşı duyarlılığını ve İran siyasi sahnesinde herhangi bir fikir birliği hali veya kamuoyu eyleminin oluşmasını önleme çabalarını yansıttı.


ABD Başkanı Trump, Japonya Başbakanı Takaiçi’yi seçim zaferinden dolayı tebrik etti

Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)
Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)
TT

ABD Başkanı Trump, Japonya Başbakanı Takaiçi’yi seçim zaferinden dolayı tebrik etti

Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)
Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'yi koalisyonunun seçim zaferinden dolayı tebrik etti ve ‘iktidar yoluyla barışa dayalı muhafazakar programını uygulamada büyük başarılar’ diledi.

Japonya'nın ilk kadın başbakanı olan Takaiçi, pazar günü yapılan seçimlerde ezici bir zafer elde ederek, finansal piyasaları tedirgin eden vergi indirimleri ve Çin'e karşı askeri harcamaları artırma vaatlerini yerine getirmesinin önünü açtı.

Gönderisinde “Sizi desteklemekten onur duyuyorum” diye yazan Trump, cuma günü Takaiçi’ye desteğini açıklamıştı.

ABD Başkanı, söz konusu paylaşımda şunları da yazdı:

“O (Takaiçi) çok saygın ve popüler bir lider ve seçim çağrısı yapma konusundaki cesur ve akıllıca kararı büyük bir başarıya ulaştı.”


Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.