​İngiltere’de başbakan adaylarından uyuşturucu itirafları

 İngiltere Başbakanı Theresa May’dan sonra başbakanlık için en önemli adaylardan biri olan Micheal Goff (AFP)
İngiltere Başbakanı Theresa May’dan sonra başbakanlık için en önemli adaylardan biri olan Micheal Goff (AFP)
TT

​İngiltere’de başbakan adaylarından uyuşturucu itirafları

 İngiltere Başbakanı Theresa May’dan sonra başbakanlık için en önemli adaylardan biri olan Micheal Goff (AFP)
İngiltere Başbakanı Theresa May’dan sonra başbakanlık için en önemli adaylardan biri olan Micheal Goff (AFP)

İngiltere’de iktidardaki Muhafazakâr Parti başkanlığı için adaylığını koyan birçok isim gençliklerinde kokain, afyon ve esrar gibi kanunen yasak olan uyuşturucu maddeler kullandıklarını itiraf etti.
İtirafta bulunanlar arasında İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, eski Brexit Bakanı Dominic Raab, Çevre Bakanı Micheal Goff, Uluslararası Kalkınma Bakanı Rory Stewart ve eski Dışişleri Bakanı Boris Johnson gibi isimler bulunuyor.
Uyuşturucu itirafları başbakanlık yarışının kızıştığı döneme damgasını vurdu. Adaylık açıklama süresinin resmi olarak pazartesi günü sona ermesine rağmen halen 11 aday bulunuyor.
Gençliğinde kokain kullanmaktan dolayı pişman olduğunu belirten Micheal Goff bunun başbakanlık yarışını olumsuz etkilemeyeceğini düşündüğünü çünkü gençliğinde uyuşturucu kullanan tek aday olmadığını söyledi. Diğer adaylardan Uluslararası Kalkınma Bakanı Rory Stewart Afganistan’daki bir düğünde afyon kullandığını itiraf etmiş, Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt da Hindistan’a yaptığı bir yolculuk sırasında esrar içtiğini söylemişti. Rory Stewart ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair tarafından Irak Temsilci yardımcılığına atanmıştı.
Goff,  Daily Mail gazetesine verdiği röportajda, gençliğinde evlenmeden önce farklı merasimlerde 20 kereden fazla uyuşturucu kullandığı söyledi. O vakit genç bir gazeteci olduğunu söyleyen Goff geriye dönüp bakmanın hata olduğunu belirterek “uyuşturucu kullanmamış olmayı isterdim” dedi. O dönem ileride bir siyasetçi olabileceğini düşünemediğini ifade eden Goff “Geri dönüp keşke uyuşturucu kullanmasaydım diyorum ancak bunun siyasi bir göreve gelmemi olumsuz etkileyeceğini düşünmüyorum. Herhangi bir yerde yönetici olabilmem parlamentodaki arkadaşlarım ve Muhafazakâr Parti üyelerinin elinde” dedi.
Diğer taraftan Theresa Maycuma günü Muhafazakâr Parti liderliğini bırakırken parlamentodan yeterli oyun alan yeni bir aday seçildiği vakit başbakanlıktan da istifa edeceğini söyledi. Muhafazakâr Parti içerisinde büyük nüfuza sahip olan 1922 heyeti partinin yeni başkanının seçilmesi sürecini başlatacaklarını söyledi. Heyetten yapılan açıklamada 62 yaşındaki May’in yeni başkan seçilene kadar parti başkanlığı görevlerini yerine getireceğini ve yeni başkanın temmuz ayının sonuna kadar seçileceğini belirtti. Bu koltuk için en güçlü isim eski dışişleri bakanı Boris Johnson. Daha önceden esrar kullanamaya çalıştığını söyleyen sonrasında ise bunu inkâr eden Johnson İngiltere’yi (Birleşik Krallık) anlaşmalı ve anlaşmasız bir şekilde Avrupa Birliği’nden (AB) çıkarmak için çalışacağını söylemişti. Brexit akımının kazanmasının altyapısını hazırlayan önemli isimlerden biri olan Johnson Theresa May tarafından dışişleri başkanlığına atanmış ancak May’in Avrupa komisyonu ile yaptığı müzakerelerde takip ettiği stratejiyi eleştirmekten vazgeçmemiş ve ardından görevinden ayrılarak İngiltere’nin AB’den kesin bir şekilde ayrılmasını savunmaya başlamıştı.
Muhafazakâr parti başkanlığı adaylarından bir diğeri olan Dominic Raab daha önceden Brexit bakanlığı yapmış, May ile Brexit anlaşması konusunda görüş ayrılığı yaşaması nedeniyle 4 ayın ardından görevinden ayrılmıştı. 45 yaşındaki Raab İngiltere’nin AB’den anlaşmasız bir şekilde ayrılmaya hazır olması gerektiğini söylüyor. Parti başkanlığı için diğer bir aday da Micheal Goff. Seçim kampanyası sürecinde Boris Johnson’un yardımcılığını yapmış ancak 2016 yılında onu arkasından vurarak kendisine verdiği desteği kesmiş ve hükümet başkanlığına hazırlanmaya başlamıştı. 2017 yılında çevre bakanlığına atanan Goff, AB’den şüphe eden siyasetçilerden biri. Şuan ise nazik tutumu nedeniyle parti içindeki iki taraf arasında uzlaşma sağlanması için vazgeçilmez bir isim. Goff, May sonrasında başkanlık koltuğu için en önemli ikinci aday konumunda.
İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt (52) ise ilk başlarda Brexit karşıtı bir duruş sergilemiş ancak Avrupa Komisyonu ile müzakerelerde ayrı düşmesinin ardından görüşünü değiştirmişti.
Japoncayı çok iyi bilen ve sağlık bakanı olduğu dönemde tehlikeli bir krizle karşı karşıya kalan kamu sağlık sistemini 6 yıl denetledikten sonra sorunlardan korkmayan bir yetkili olarak ünlenen Hunt, Brüksel ile yeni bir anlaşma yapılması için çalışacağını ve anlaşmasız bir Brexit’in gündeme getirilmemesi gerektiğini belirtiyor.



İngiltere'de bir hava üssünü hedef almayı planladıklarından şüphelenilen 5 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
TT

İngiltere'de bir hava üssünü hedef almayı planladıklarından şüphelenilen 5 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)

İngiliz polisi dün ülkenin güneybatısındaki bir hava üssü yakınlarında, patlayıcı madde ve terör bağlantılı eylem hazırlığında olduklarından şüphelenilen 5 kişiyi gözaltına aldı.

Soruşturmayı yürüten müfettişler, dün erken saatlerde Fairford Hava Üssü'ne doğru ilerlediği değerlendirilen 3 şüpheli araç ihbarı üzerine harekete geçildiğini doğruladı. Emniyet yetkilileri daha sonra yaptıkları açıklamada, durumun kontrol altına alındığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, şüphelilerin tesise "ağır hasar vermeyi" hedeflediklerini belirterek, İngiliz ve ABD makamlarının bir süredir bu kişileri zaten takip ettiğini ve incelemenin sürdüğünü ifade etti.

Fairford Hava Üssü, ABD Hava Kuvvetleri'ne bağlı 501. Savaş Desteği Kanadı'na ev sahipliği yapıyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun İngiltere'yi ABD bombardıman uçaklarının bu üsten havalanmasına izin vermemesi yönünde uyarılarda bulunmasının ardından Londra yönetimi temmuz ayında, silahlı kuvvetlerinin ülkeyi her türlü saldırıya karşı korumaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre soruşturmaya yakın bir kaynağa göre, şüphelilerin İran bağlantılı bir saikle hareket etmiş olması ihtimali en güçlü seçenek olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte şüphelerin Rusya'nın olası bir sabotaj girişimini veya radikal İslamcı grupların bir komplosunu da kapsadığı belirtiliyor.


İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
TT

İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Ramallah’taki Hollanda Temsilcilik Ofisi’nde görev yapan Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal ettiğini bildirdi. Kararın, Hollanda hükümetinin Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ithalatını yasaklama kararına misilleme olarak alındığı belirtildi.

Bakanlık, söz konusu diplomatların diplomatik statüsünün yedi gün içinde sona ereceğini açıkladı.


Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe