Sudan Askeri Geçiş Konseyi ve ÖDBG müzakerelere yeninden başlıyor

Hartum sokaklarında hayat yeniden başlıyor (AFP)
Hartum sokaklarında hayat yeniden başlıyor (AFP)
TT

Sudan Askeri Geçiş Konseyi ve ÖDBG müzakerelere yeninden başlıyor

Hartum sokaklarında hayat yeniden başlıyor (AFP)
Hartum sokaklarında hayat yeniden başlıyor (AFP)

Etiyopya Başbakanı'nın Sudan Elçisi Mahmud Berir, Sudan’daki çatışmanın tarafları olan Askeri Geçiş Konseyi (AGK) ile Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) arasındaki müzakerelere yeniden başlandığını duyurdu. Öte yandan AGK, siyasi mahkumları serbest bırakacağı taahhüdünde bulunurken, ÖDBG tarafından yapılan açıklamada sivil itaatsizliğe son verildiği bildirildi.
Aynı zamanda Etiyopya Dışişleri Bakanı'nın danışmanlığı görevini sürdüren Berir, dün gerçekleştirdiği basın toplantısında, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in tarafların görüşlerini birbirine yakınlaştırma girişimini tamamlamak üzere AGK Başkanı Abdülfettah el-Burhan, AGK üyeleri, ÖDBG ve önde gelen siyasi şahsiyetler ile görüşmelerde bulunduğunu söyledi. Ayrıca Berir, tarafların daha önce aralarında yaptıkları anlaşma ile kararlaştırdıkları hususlardan geri dönmemeyi kabul ettiklerini belirtti. Egemenlik konseyindeki başkanlık ve temsil oranı meseleleri ile ilgili anlaşmazlığın yakın zamanda görüşüleceğini ifade eden Berir, Başbakan Abiy Ahmed’in ülkeden ayrılmadan önce oluşturduğu olumsu atmosfer ile birlikte egemenlik konseyi meselesinin taraf aralarında hüsnü niyetle tartışılacağı kaydetti.
Berir’e göre taraflar, girişimim başarısızlığa sürükleyebilecek açıklamalar yapılmaması ve karşılıklı olarak ülkedeki tansiyonu yükseltecek davranışlardan uzak durulması gerektiği hususlarında anlaştılar. AGK iyi niyetini göstermek için oturma eylemi sırasında tutukladığı mahkumları serbest bırakacağını belirtirken, ÖDBG sivil itaatsizliği kaldırmaya razı oldu ve ülkedeki tansiyonun tırmanmaması yönünde çaba sarf ettiğini dile getirerek, girişimde ilerlemeler kaydedilmesini istediğini söyledi.
ÖDBG’nin yanı sıra Sudan Meslek Odaları Birliği (SPA) de Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklamada, sivil itaatsizliğini askıya alındığını ve bir sonraki bildirime kadar siyasi greve son verildiğini belirtti. Açıklamada, greve yoğun bir katılımın gösteren ve iktidarın sivil bir hükümete devredilmesi talebi üzerine bir araya gelen halka övgüde bulunuldu. Açıklamanın devamında, “Sudan halkı her zamanki gibi mücadele yolunda bir destan yazdı. İstediği zaman zorbaları yok edebileceğini kanıtladı” ifadeleri yer aldı.
Sudan'daki protestolara öncülük eden ÖDBG, daha önce Hartum'u ziyaret eden Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in arabuluculuğuna cevaben egemenlik konseyine 8 aday göstermeyi kabul etti. ÖDBG tarafından yapılan açıklamada, sivil itaatsizlik eyleminin barışçıl direniş tarihinde önde gelen bir tecrübe olduğu ve Sudan halkının iradesini dayatmaktaki gücünü ve deneyimini vurguladığı kaydedildi. Sivil itaatsizliğin üç gün boyunca halkın bütün katmanlarında ve yüksek bir katılım ile gerçekleştirildiğinin belirtildiği açıklamada, bu durumun daha önce benzeri görülmemiş bir sivil konsensüs ve halkın gücü hakkında açık bir mesaj olduğu vurgulandı. Açıklamada, askeri konseyin ölçülemez siyasi kayıplara sebep olduğu ve böylece konseyin ‘devletin dizginlerinin büyük Sudan halkının elinde olduğunu anladığı’ belirtildi.
Hartum sokaklarındaki hareketliliğin artmasına rağmen ülkede ilan edilen sivil itaatsizlik Sudan şehirlerinin çoğunda üst üste üç gün boyunca devam etti. Görgü tanıklarının ifadesine göre, dükkanların, mağazaların ve çoğu kamu ve özel kuruluşun kapıları kapandı. Ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri, zırhlı araçları üzerinde Hartum sokaklarında devriye gezmeye devam etti. Sokaklarda azda olsa yaya ve araç hareketliliğine tanık olundu.
Şarku’l Avsat’a konuşan vatandaşlardan bir kısmı, sivil itaatsizlik ilanını desteklemelerine rağmen geçimlerini sağlamak için işe geri dönmek zorunda olduklarını belirtirken, diğer bazı vatandaşlar ise işe dönmedikleri takdirde çıkarılmakla tehdit edildiklerinden dolayı geri dönmek zorunda olduklarını ifade ettiler.
Dün erken saatlerde Şarku’l Avsat’a konuşan ÖDBG liderlerinden Tayyib Abbas, AGK’ın siyasi tutuklularla birlikte sivil itaatsizlik ve siyasi grev sırasında tutuklanan eylemcileri serbest bırakma taahhüdünde bulunduğunu söyledi. AKG’nın Başbakan Abiy Ahmed’in ‘egemenlik konseyinin 8 sivil ve 7 askerden oluşması ve konsey başkanlığının ise taraflarca periyodik olarak yapılması’ önerisini reddettiğini dile getiren Abbas, ÖDBG’nin geçiş dönemi başbakanlık makamı için uluslararası uzman Abdullah Hamdok'u kabul ettiğini kaydetti. Abbas, egemenlik konseyine aday seçimine ilişkin kriterleri belirleyecek olan komite çalışmalarının bitmek üzere olduğunu belirterek, seçim sürecinde ülkenin coğrafi dağılımının dikkate alınması gerektiğinin kabul edildiğini ve meselenin 48 saat içerisinde sonuçlandırılmasının beklendiğini söyledi.
Öte yandan ÖDBG liderlerinden Sıddık Yusuf, ÖDBG’nin egemenlik konseyi adaylarına ilişkin bir ön anlaşma sağlandığını dile getirerek, uygun bir zamanda bu isimlerin açıklanacağını belirtti. ÖDBG’nin ana bileşenlerinden olan Federal Birlik Hareketi liderlerinden İzzu’l Arab Hamed en-Nil ise yaptığı açıklamada, askeri konsey ile yeniden başlayacak olan müzakerelere bir ön hazırlık olarak egemenlik konseyi adayları üzerinde uzlaşıldığını dile getirdi. Hamed en-Nil, askeri konseyin oturma eylemini kırma girişimleri sırasında işlenen suçlara karışanlardan hesap sorulmasına yönelik adımlar attığını ve tutukluları serbest bırakma taahhüdünde bulunduğunu söyledi.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre, ÖDBG’nin omurgasını oluşturan Sudan Meslek Grupları Birliği (SPA), ülkede birkaç gündür devam eden sivil itaatsizliği ve siyasi grevi kaldırmaya yönelik görüşmeleri sürdürüyor. Şarku’l Avsat’a konuşan SPA kaynakları, özellikle vatandaşların çoğunun günlük olarak çalıştığı dikkate alındığında oturma eyleminin halk üzerindeki etkileri hakkındaki görüşmelerin eylemin geçici olarak kaldırılması yönünde karar verilmesiyle sonuçlandığını ifade ettiler.
Şarku’l Avsat’a konuşan bir kaynak, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in Afrika girişimi sürecini takip etmek üzere önümüzdeki iki gün içerisinde ülkeyi ziyaret etmesinin beklendiğini dile getirdi. Bununla birlikte ABD Afrika İşleri Devlet Sekreter Yardımcısı Tibor P. Nagy, iki günlük bir ziyarette bulunmak üzere bugün Hartum’a ulaştı. Ziyareti sırasında Sudanlı taraflarla görüşmelerde bulunacak olan Nagy, arabuluculuk dosyasını görüşmek için Addis Ababa'ya gitmek üzere ülkeden ayrılacak.
ABD Dışişleri Bakanlığı'na göre, ABD yönetimi Sudan'da barışı sağlamak için uluslararası ortaklarla birlikte çalışıyor ve Sudan halkını destekleme konusundaki kararlılığını sürdürüyor. El-Arabiye’nin aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanlığı, Sudan halkının kendileri için çalışan sivil bir hükümeti hak ettiği açıklamasında bulundu.
Gazeteci ve siyasi analist Cafer es-Sebki Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, Amerikan müdahalesinin bir atılım yaratacağı ve taraflar arasındaki krizi kaldırabileceği değerlendirmesinde bulunarak, ABD elçisi tarafından iletilmek istenen mesajın, sivillere yönelik saldırıların durdurulması ve ülkede hızlı bir seçime gidilmemesi yönünde askeri konseye yapılacak bir çağrıyı içerebileceğini söyledi. ABD Afrika İşleri Devlet Sekreter Yardımcısı Nagy’nin askeri konseyi ‘başkanlık konseyindeki temsilcilerini azaltması konusunda ikna edebileceğini’ dile getirerek, 100'den fazla kişinin ölümüne yol açan oturma eylemini kırma girişimleri sırasında yaşananlara ilişkin uluslararası bir soruşturma komisyonunun kurulmasını vurgulayacağını tahmin ettiğini belirtti.
Öte yandan AGK önceki gece geç saatlerde yaptığı açıklamada, göstericilerin öldürüldüğü eylemlere karışan bir dizi askerin tutuklandığını duyurdu. Sudan Merkezi Doktorlar Komitesi tarafından yapılan açıklamada oturma eylemini kırma operasyonları sırasında 118 sivilin hayatını kaybettiği kaydedilirken, Sudan Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 61 kişi hayatını kaybetti ve yüzlerce kişi yaralandı. Bir dizi asker hakkında ön delillerin bulunduğunu açıklayan konsey, bu kişilerin derhal yargılanmaları için gözaltına alındıklarını belirtti. Konsey, suçlu bulunanların yasal düzenlemelere ve yasalara uygun olarak kovuşturulmasında gecikme yaşanmayacağını vurguladı.



Cibuti, "komşu coğrafyadaki çalkantıların" baskısı altında

Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)
Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)
TT

Cibuti, "komşu coğrafyadaki çalkantıların" baskısı altında

Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)
Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)

Cibuti, komşu ülkelerde yaşanan krizlerin artması, özellikle de Etiyopya ve Yemen'deki çatışmalar nedeniyle binlerce kişinin ülkeye sığınmasıyla artan bir baskıyla karşı karşıya.

Doğu Afrika'da, Bab el-Mendeb Boğazı'nın batı kıyısında yer alan Cibuti; kuzeyde Eritre, batı ve güneyde Etiyopya, güneydoğuda Somali ile sınır komşusu. Ülke doğuda Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ne açılırken, Kızıldeniz'in karşı kıyısında yer alan Yemen'in sahilleri Cibuti'ye yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Bölgedeki çalkantılı ortamın ortasında, Afrika meseleleri uzmanı bir analist, Cibuti'nin uluslararası toplumun çağrılarına karşılık vermemesi halinde, maliyet ve istikrar açısından giderek artan baskılarla karşı karşıya kalacağını belirtiyor. Uzman ayrıca Cibuti'nin komşu ülkelerle dengeli ilişkileri sayesinde arabuluculuk rolü üstlenebileceğini öngörüyor.

Uluslararası destek çağrısı

Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Yemen'deki şiddet nedeniyle binlerce kişinin ülkesine sığındığını açıkladı. Bu durumun Obuk bölgesindeki ev sahibi topluluklar ile "Mərkəzi" olarak bilinen mülteci kampının kapasitesi üzerinde ciddi baskı oluşturduğu belirtildi. Birleşmiş Milletler tahminlerine göre ülkeye gelenlerin sayısı 10 bin kişiye ulaştı.

Ömer, cumartesi akşamı New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Cibuti'nin artan barınma, gıda ve temel hizmet ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacağını söyledi. Bakan, hükümetin bu göç dalgasına uygun şekilde karşılık verebilmesi için uluslararası toplumdan desteğini artırmasını istedi.

Yemen'den kaçış, haftalardır artan silahlı çatışmalarla mücadele eden Cibuti açısından tek önemli sorun değil. Komşu Etiyopya'da da çatışmalar yeniden tartıyor. Tigray güçlerinin bölgedeki üç havalimanını ele geçirmesi ve müttefikleriyle birlikte Afar ve Amhara bölgelerinde saldırılar düzenlemesi, hükümet güçleriyle 2020-2022 yılları arasında yaşanan yıkıcı savaşın ardından en ciddi gerilim olarak değerlendiriliyor.

 Yemenli bir kadın, Husilerin köyünü ele geçirmesinin ardından yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta çamaşırları asıyor. (AFP)
Yemenli bir kadın, Husilerin köyünü ele geçirmesinin ardından yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta çamaşırları asıyor. (AFP)

Afrika meseleleri uzmanı Çadlı siyasi analist Salih İshak İsa, Cibuti'nin önümüzdeki dönemde de komşu ülkelerdeki istikrarsızlıkların baskısı altında kalacağını değerlendiriyor. İsa'ya göre özellikle Yemen'deki savaşın devam etmesi ve Etiyopya'daki gerilimlerin artması, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb'e doğrudan bağlantısı bulunan Cibuti üzerindeki baskıyı artıracak.

İnsani ve güvenlik yükü

Cibuti, mülteci ve sığınmacı akınıyla giderek büyüyen bir insani ve güvenlik yüküyle karşı karşıya. Ülkenin ekonomik kapasitesi ve altyapısı ise çevresindeki risklerin boyutuyla kıyaslandığında sınırlı kalıyor.

İsa Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Cibuti'nin stratejik konumunun, bölgedeki insani, ekonomik ve güvenlik sorunlarının sonuçlarıyla mücadele etmek için ihtiyaç duyduğu desteği otomatik olarak alacağı anlamına gelmediğini belirtiyor.

İsa, söz konusu baskıların uzun süre devam etmesinin istikrarın maliyetini artırabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle sığınmacı sayısının artması, Etiyopya'daki çatışmaların genişlemesi, hizmet ve barınma maliyetlerinin yükselmesi ve Kızıldeniz'deki ticaret ile deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıkların etkisinin büyümesi halinde, Cibuti üzerindeki yükün daha da ağırlaşabileceğini ifade ediyor.

İsa'ya göre uluslararası ve bölgesel destek, karşı karşıya olunan sorunların boyutuyla orantılı bir seviyeye çıkarılırsa Cibuti, istikrarını koruma ve Kızıldeniz ile Afrika Boynuzu'nun güvenliğinde üstlendiği merkezi rolü sürdürme konusunda daha güçlü bir konuma gelebilir.

Arabuluculuk ihtimali

Cibuti Dışişleri Bakanlığı, çevresindeki krizlerin ortasında, resmi haber ajansı tarafından pazar günü aktarılan açıklamasında Etiyopya'da gerilimin düşürülmesi ve anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi çağrısında bulundu.

İsa, Cibuti'nin bölgedeki bazı krizlerde arabulucu veya kolaylaştırıcı rol üstlenerek diplomatik varlığını güçlendirebileceğini düşünüyor. Buna gerekçe olarak da ülkenin farklı taraflarla iletişim kurma konusunda deneyimli olmasını ve çeşitli bölgesel ve uluslararası aktörlerle görece dengeli ilişkiler yürütmesini gösteriyor.

İsa'ya göre Yemen dosyası böyle bir girişim için elverişli görünürken, Etiyopya meselesi daha hassas bir nitelik taşıyor. Bu nedenle Cibuti'nin, iç sorunlarını azaltacak şekilde istişare ve güven inşasına dayalı, kademeli bir yaklaşım benimsemesi bekleniyor.


Hava ve kara saldırıları Taiz’de Husileri yıpratıyor

Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Hava ve kara saldırıları Taiz’de Husileri yıpratıyor

Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)

Yemen’in güneybatısındaki Taiz eyaletinde bulunan cepheler, hükümet güçlerinin saldırılarını temas hatlarından Husi askerî hareketliliğinin derinliklerine taşımasıyla yoğun çatışmaların yaşandığı yeni bir aşamaya girdi. Hükümet kuvvetleri eyaletin farklı bölgelerindeki takviye birlikleri, askerî mevzileri ve mühimmat depolarını doğrudan hedef alırken, sahada sıcak temaslar ve Husilerin engellenen sızma girişimleri yaşandı.

Savaş uçakları; El-Huban, Mafrak Maviye, Ez-Zikre, El-Akbuş ve Hayfan’daki Husi mevzileri ile toplanma alanlarına hava harekâtı düzenledi. Harekâtta ayrıca Taiz kentinin kuzeyindeki Et-Sittin Caddesi’nde bir ikmal konvoyu ile batıdaki El-Vazi'iyye bölgesinde yer alan takviye güçler vuruldu. İnsansız hava araçları (İHA) ve topçu birlikleri de eş zamanlı olarak birden fazla cephede askerî araç ve toplanma alanlarını ateş altına aldı.

Hükümet güçleri; Cebel Habaşi’ye bağlı El-Ahtub bölgesindeki bir sızma girişiminin püskürtüldüğünü, El-Kadaha’da bir Husi aracının ve El-Akrud’daki toplanma alanlarının vurulduğunu duyurdu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Cebel Numan, Kahbub, El-Algame ve Rasen çevresindeki çatışmalar sürerken, kontrol haritasında henüz kayda değer bir değişim yaşanmadı.

Askerî gerilimle birlikte Husi kanadındaki kayıpların da arttığı gözlendi. Yemen merkezli takip ve gözlem verilerine göre, kesin nihai rakam olarak doğrulanması zor olmakla birlikte, bu ay içinde aralarında üst düzey yöneticiler ve subayların da bulunduğu 422 Husi mensubu için cenaze töreni düzenlendi.


ABD’den Bağdat’a hava sahası yasağını ihlal etmemesi için “ciddi” uyarı

ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
TT

ABD’den Bağdat’a hava sahası yasağını ihlal etmemesi için “ciddi” uyarı

ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)

Sorumlu bir hükümet kaynağı dün yaptığı açıklamada, Bağdat’ın İran’a yönelik hava sahası yasağının ihlal edilmemesi konusunda ABD’den “ciddi ve doğrudan bir uyarı” aldığını doğruladı. Kaynak Şarku’l Avsat’a Irak’ın daha önce “insani gerekçelerle” Necef Havalimanı’nın bu yasağın dışında tutulmasını talep ettiğini belirtti.

Kaynak, “ABD tarafı, yaptırım tedbirlerinin yalnızca İran hava yolu şirketleriyle sınırlı kalmayacağını, bu şirketlere hizmet sağlayan veya uçuşlarının gerçekleştirilmesini kolaylaştıran herhangi bir kurum ya da havalimanını da kapsayabileceğini açıkça belirtti” dedi.

Kaynak ayrıca, “Bu uyarı hükümeti, Irak havalimanlarının, havacılık sektörünün ve bu sektörde faaliyet gösteren kurumların yaptırımlara maruz kalmasını önlemek dışında bir seçenek bırakmadı” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Bağdat’taki federal hükümet, önümüzdeki çarşamba günü “Uluslararası Koalisyon” güçlerinin ülkeden çekilmesine denk gelen ve hükümetin “Egemenlik Günü” olarak nitelendirdiği günü kutlamaya hazırlanırken, Kürt liderlerin çoğu söz konusu çekilmeye ilişkin ciddi endişelerini dile getiriyor.

Bölgesel Yönetim Başbakanı Mesrur Barzani, ofisi tarafından yayımlanan açıklamada, “Kürdistan Bölgesi’nin kendisini koruyacak herhangi bir savunma sistemi sağlanmadan savunmasız bırakılması endişe verici” ifadelerini kullandı.