ABD, Rusya, AB, Çin ve Türkiye: Umman Körfezi’ndeki saldırıya kim ne tepki verdi?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 14 Haziran’da gerçekleşen Şanghay zirvesinde (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 14 Haziran’da gerçekleşen Şanghay zirvesinde (AFP)
TT

ABD, Rusya, AB, Çin ve Türkiye: Umman Körfezi’ndeki saldırıya kim ne tepki verdi?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 14 Haziran’da gerçekleşen Şanghay zirvesinde (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 14 Haziran’da gerçekleşen Şanghay zirvesinde (AFP)

Umman Körfezi’ndeki iki tankere yönelik saldırıdan bir gün sonra İran’ı suçlama konusunda uluslararası tutumlar, farklılık gösterdi. İngiltere, 14 Haziran’da yaptığı açıklamada saldırıların sorumlusunun “büyük olasılıkla İran” olduğunu belirtti. Almanya ise ABD tarafından yayınlanan ve saldırıya uğrayan petrol tankeri yanındaki bir Devrim Muhafızları teknesinin görüldüğü videonun, İran’ı suçlamak için yeterli olmadığını savundu. Avrupa Birliği (AB), saldırı hakkında bilgi toplama ve durumu değerlendirme aşamasında olduklarını açıklarken, Çin de “bölgede tansiyonun düşürülmesi” çağrısı yaptı. Durum karşısında Moskova ve Ankara ise aceleci sonuçlardan kaçınılması gerektiğini belirtti.
İngiltere
İngiltere Dışişleri Bakanlığı, 14 Haziran’da yayınladığı bir bildiride, yapılan incelemede İran Devrim Muhafızları’nın 13 Haziran’da iki tankere saldırdığı sonucuna büyük olasılıkla varıldığı belirtilirken, “Saldırıda, başka bir devlet veya devlet dışı aktörün sorumluluğu yoktur” denildi.  
İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, yaptığı açıklamada, “Son saldırılar, İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştırdığını ve bölge için ciddi bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı. Hunt ayrıca, “İran’ı tüm istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerini derhal durdurmaya çağırıyoruz” şeklinde konuştu.
Fransa
İran’ı iki tankeri hedef almakla suçlayan ABD Başkanı Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun sergilediği aynı tavrı benimseyen Londra’nın aksine Paris, durum karşısında temkinli davranarak, saldırı sorumluluğunu herhangi bir tarafa yüklemekte çekimser davrandı. Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, video konferans aracılığıyla gerçekleştirdiği basın toplantısında, saldırıya karşı derin endişelerini dile getirerek, saldırıyı kınadı. Bakan Le Drian, saldırıyı terör saldırısı olarak nitelemezken, saldırının bölgedeki yüksek gerilimi daha da tırmandıracağını ifade etti. Bu açıklamalarla birlikte Paris, taraflar arasındaki durumunu korumak için “ana ortaklarıyla” temasa geçmek istiyormuş mesajı vermeyi tercih etti. Paris, bölgesel güvenlik ve istikrara bağlılığını yineleyerek, deniz trafiği özgürlüğünün korunmasını isterken, Fransa’nın saldırı karşısındaki ilk tepkisi, taraflara “sakin olma ve tırmanışı azaltma” çağrısı oldu.   
Avrupa Birliği
Öte yandan AB, 14 Haziran’da ABD’nin saldırıdan dolayı İran’ı suçlaması hususunda artan gergin atmosferde “sakin olma” çağrısı yaptı. AB Dış Politikalar Koordinatörü sözcüsü geçtiğimiz Perşembe günü yaptığı açıklamada, bölgede “provokasyonlardan kaçınma” çağrısında bulundu. Sözcü, olay hakkında bilgi topladıklarına dikkati çekti.
Reuters’ın aktardığına göre AB sözcüsü, “Daha fazla bilgi topluyoruz ve durumu değerlendiriyoruz. Bölgenin daha fazla gerilime ihtiyacı olmadığını tekrar tekrar dile getirdik. Bölge, istikrarsızlığa da ihtiyaç duymuyor, daha fazla gerginliğe de ihtiyaç duymuyor. Bu nedenle kendinizi azami şekilde tutma ve provokasyonlardan kaçınma çağrısı yapıyorum” ifadelerini kullandı.
Alman Haber Ajansı’na (DPA) göre AB’nin ABD’nin durum hakkındaki analizine katılıp katılmadığı konusundaki bir soruya yanıt veren yetkili, bunun yanlış bir çıkarım olduğunu belirtti.
AB sözcüsü, “Bu, durumu değerlendirdiğimiz anlamına geliyor, katıldığımız ya da katıldığımız anlamına gelmiyor. Bu karmaşık bir durum. Gerekli tüm bilgileri sağlamamız gerekiyor” dedi.
Almanya
Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, ABD tarafından yayınlanan ve petrol tankeri yakınında bir Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) teknesinin görüldüğü videonun, İran’ı suçlamak için yeterli bir delil olmadığını belirtti.
Maas, Oslo ziyareti sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Video yeterli değil. Elbette sunulan şeyi anlayabiliyoruz. Ancak bana göre bu, nihai bir değerlendirme yapmak için yeterli değil” şeklinde konuştu.
Heiko Maas, bölgesel turu kapsamında geçtiğimiz Pazartesi günü Tahran’ı ziyaret etti. Maas, burada da İranlı yetkililere, bölgedeki tansiyonu artırmaktan kaçınma ve gerginliği azaltma çağrısı yaptı. Alman bakanın İran’ın füze programına karşı tutumu, İran medyasında öfkeye yol açtı. Bu çerçevede Devrim Muhafızları’na bağlı “Javan” (Civan) gazetesi, Maas’ın elinde Nazi sembolüyle Nazi selamlaması yaptığı bir karikatürünü ilk sayfasına taşıdı. Karikatürde, Maas’ın kravatında ABD bayrağı, yüzünde de İsrail sembolü görülüyor.
Almanya Deniz Trafiği Birliği sözcüsü ise yaptığı açıklamada, “Eğer devletler, şu an Hürmüz Boğazı’ndaki ticaret gemilerinin diplomatik, hatta askeri yollarla korunmasını garanti etmezse, bu durum, sadece Alman gemileri üzerinde değil, gemi trafiğinin rotasını değiştirebilecek potansiyel sonuçlar doğuracak” ifadelerini kullandı.
Almanya Parlamentosu üyesi olan Mark Hauptmann, “İran; AB ve Batı’nın bir ortağı değil. Umman Körfezi’ndeki son saldırılar ve Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, hem Hamas’a hem de Hizbullah’a terörizm finansmanı sağlıyor” dedi.
Almanya Parlamentosu üyelerinden Nicholas Lubell ise “Husi isyancılar tarafından Suudi Arabistan’daki Abha Uluslararası Havalimanı’na yönelik başlatılan saldırıları en sert şekilde kınıyoruz. Yemen’de bir barış istiyoruz. Ancak bu durum, Husilerle barış çabalarını baltalıyor” açıklamasında bulundu.
Çin
Pekin de saldırıdan sonra sükûnet çağrısı yaparken, Çin Dışişleri Bakanı yaptığı açıklamada hiç kimsenin Umman Körfezi’nde savaş istemediğine dikkati çekti. Çin ayrıca, tüm taraflara bu sulardaki iki petrol tankerine yönelik saldırıdan sonra sakin kalma çağrısında bulunarak, anlaşmazlıkları gidermek için diyalog yapılmasını istedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Geng Shuang, ülkesinin artan gerilim karşısında derin bir endişe duyduğunu açıkladı. Pekin’de basın toplantısı düzenleyen Shuang, “Kimse Umman Körfezi'nde savaş görmek istemiyor. Bu kimsenin ilgisini çekmiyor” diyerek, tüm tarafların diyalog yoluyla sorunu çözebileceğini söyledi.
Çinli yetkili, tüm ilgili tarafların sakin kalması ve gerginliğin daha da artmasını engellemesi gerektiğini belirterek, “Tüm tarafların ilgili sulardaki seyir güvenliğini, bölgesel barış ve istikrarı ortak bir şekilde koruyabileceğini umuyoruz” ifadelerini kullandı.
Rusya
Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü üye devlet başkanları toplantısında, Washington’un Tahran ve Batı ile imzalanan nükleer anlaşmadan geri çekilmesinin, bölgeyi istikrarsızlaştırdığını belirtti.
Rus haber ajansı Sputnik’in haberine göre Putin, Rusya’nın tüm taahhütlerini yerine getirmek üzere katılımcıları, nükleer anlaşmaya dâhil etmek için çaba sarf edeceğini belirtti. Putin ayrıca, “Bu yöntemi, tek mantıklı ve doğru yol olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Aynı zamanda Rusya, Umman Körfezi’ndeki saldırıların ardından sakin olma ve aceleci çıkarımlarda bulunmama çağrısı yaptı. AFP’ye göre Rusya Dışişleri Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada, “Saldırıyı, kimin sorumlu olduğuna bakmaksızın kınıyoruz. Ancak aceleci çıkarımlarda bulunmaktan kaçınmak gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
Bakanlık, açıklamada “Tarafsız ve kapsamlı bir soruşturma tamamlanana kadar bu olaya dair herhangi bir tarafı suçlamak kabul edilemez” diyerek, Umman Körfezi’ndeki gerginlik konusunda derin bir endişe duyduklarına dikkati çekti. Bakanlık ayrıca, “ABD’nin İran’a karşı şüpheci politikaları nedeniyle yapay bir gerginlik tırmanışına tanık oluyoruz” şeklinde konuşurken, tüm taraflara da “sakin olma” çağrısı yaptı.
Türkiye
Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Umman Körfezi’nde yaşanan son gerginlikler ve olaylara ilişkin “ciddi bir soruşturma” gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Çavuşoğlu, gelişmelerin bölgede yeni bir gidişata yol açacağı uyarısında da bulundu.
Geçtiğimiz Perşembe günü Körfez’de iki petrol tankerine yönelik saldırıların oldukça endişe verici olduğunu söyleyen Mevlüt Çavuşoğlu, saldırıların bölgenin tansiyonunu artırdığına neden olduğunu söyledi. Çavuşoğlu ayrıca, İran’a atıfla, saldırıdan herhangi bir tarafı sorumlu tutmanın faydalı olmayacağını belirterek, saldırıların araştırılması ve nedenlerinin bulunması gerektiğine dikkati çekti.



İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
TT

İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Ramallah’taki Hollanda Temsilcilik Ofisi’nde görev yapan Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal ettiğini bildirdi. Kararın, Hollanda hükümetinin Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ithalatını yasaklama kararına misilleme olarak alındığı belirtildi.

Bakanlık, söz konusu diplomatların diplomatik statüsünün yedi gün içinde sona ereceğini açıkladı.


Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe


İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
TT

İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)

İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, pazar günü savaşın “sona ermediğini” söyleyerek “ağır saldırılar” tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın “teslim olması” halinde çatışmaların “yakında” sona ereceğini öne sürdü.

Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Deniz Kuvvetleri, “Remus 600” tipi ABD’ye ait insansız denizaltıyı ele geçirdi. Denizaltının Hürmüz Boğazı’nda “casusluk görevleri” yürüttüğü belirtildi.

Açıklamada, denizaltının istihbarat kapasitesi ve elektronik harp tekniklerinin kullanıldığı “koordineli ve karmaşık bir operasyon” sonucunda ele geçirildiği belirtildi. Denizaltının içinde depolanan verilerin çıkarılması için İranlı uzmanların kontrolüne alındığı kaydedildi. ABD ordusundan ise henüz konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tahran, eylül ayı içinde ikinci kez insansız bir ABD denizaltısını ele geçirdiğini duyurmuş oldu. Devrim Muhafızları, 8 Eylül’de de başka bir ABD insansız denizaltısını kontrol altına aldığını açıklamıştı. ABD ordusu daha sonra deniz insansız araçlarından birinin “arızalandığını” bildirmiş ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü İran hükümetinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları yedi gün içinde sona erdirme önerisini reddetmesinin ardından geldi. Tahran ise iki taraf arasında İslamabad’da varılan mutabakat zaptına yakın şartlarda ısrar ediyor. Söz konusu mutabakat, İran’ın boğazdaki gemilere yönelik saldırılarına yeniden başlamasının ardından çökmüştü.

cdvfhyj
“F/A-18 Super Hornet” savaş uçağı, Orta Doğu sularında bulunan ABD Donanması’na ait “USS George Washington” uçak gemisinden kalkışa hazırlanırken (CENTCOM)

Şarku’l Avsat‘ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Ordu Komutanı General Emir Hatemi, Tahran’da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, İran’ın karşı karşıya olduğu rakiplerinin “yanlış hesaplarından” birinin İran liderinin ve çok sayıda üst düzey komutanın öldürülmesinin ülkenin çökmesine yol açacağını düşünmeleri olduğunu söyledi.

Hatemi, “Tek bir komutan bile geri adım atmadı. Herkes kararlılıkla ayağa kalktı, direndi ve ülkeyi savundu” dedi. Hatemi, ABD’yi İran içinde karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak Trump’ın İranlılar üzerinde baskı kurup onları isyana ve ardından iç savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü.

Hatemi, Trump’ın Venezuela’ya ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak ABD’nin aynı senaryoyu İran’da uygulamak istediğini ancak İranlıların buna izin vermeyeceğini söyledi. İranlı komutan, “dayatılan savaşın hassas ve kader belirleyici aşamalardan geçtiğini” belirterek “Savaş bitmedi. Zafer kazandık ancak bu zaferi korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hatemi, “Saldırgan düşman ağır darbeler aldı ancak İran askerlerinden gelecek ağır darbelere karşı hazırlıklı olması gerekiyor” dedi.

İran’ın ticaretten mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirten Hatemi, yabancı aktörlerin bölgedeki stratejik su yollarını kullanmasına karşı çıktı.

Hatemi, “İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nı “izzetimizin ve onurumuzun boğazı” olarak nitelendiren Hatemi, “ülkenin düşmanlarının İran halkı bu geçitten mahrum bırakılırken bu büyük lojistik koridoru kullanmasına izin verilmeyeceğini” söyledi.

İran ordusu ABD saldırısını ihtimal dışı bırakmıyor

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya da silahlı kuvvetlerin yeni bir ABD saldırısına karşı “tamamen hazır” olduğunu söyledi. ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde “daha büyük zararlara” uğrayacağı uyarısında bulundu.

jyumk
İran Ordusu Sözcüsü Emir Ekremi-Niya (Arşiv - Daneshju)

Ekremi-Niya, ABD’nin bölgedeki koşullarının “iyi olmadığını” belirterek bunun Washington’ı “askeri saldırganlığa” yöneltebileceğini söyledi. İran ordusunun herhangi bir saldırıyla mücadele etmek için “her açıdan” hazır olduğunu vurguladı.

Washington’ın, Hamas ve Hizbullah’a yönelik saldırılar ile Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran’daki gelişmelerin ülkeye saldırmak için uygun koşulları oluşturduğunu düşünerek yanlış hesap yaptığını savundu.

İran’ın 28 Şubat’taki saldırılara karşılık verdiğini belirten Ekremi-Niya, İran Hava Kuvvetleri’nin 2 Mart’ta Kuveyt, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde operasyonlar düzenlediğini söyledi. “Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız düşmana ezici bir karşılık verdi” dedi.

Ekremi-Niya, Trump’ı İran’ı bölmeye çalışmakla suçlayarak “Saddam gibi üçüncü savaşta da ülkeyi bölmeye çalıştı ancak ikisi de başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.

Wall Street Journal gazetesi ise adını açıklamadığı ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Trump’ın özel görüşmelerinde, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatma ihtimalini dile getirdiğini bildirmişti.

Trump pazar günü İran’la savaşın “yakında” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın “teslim olmasıyla” petrol fiyatlarının “düşeceğini” öne süren Trump, fiyatların “çakılacağını” ifade etti. ABD’nin önceki gece limanlardan “rekor miktarda” petrol çıkardığını ve bunun savaş öncesinde çıkarılan miktardan daha fazla olduğunu söyledi.

Hürmüz güzergâhları

İran Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fazl Şekarci, cumartesi akşamı Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran’ın elinde olduğunu söyledi. Şekarci, devlet televizyonuna verdiği röportajda “İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçmek isteyen hiçbir gemi güvende olmayacak” dedi.

İran’da su yolunun yönetiminden sorumlu kurum da gemi sahiplerini “yasa dışı” olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanmamaları konusunda uyardı. İran medyasının kurumun açıklamasına dayandırdığı haberlere göre talimatlara uyulmaması, gelecekte gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kısıtlamalar getirilmesine yol açabilir.

Kurum, söz konusu güzergâhların kullanılmasının mali riskler ve mürettebatın hayatı açısından tehlikeler barındırdığını belirterek gemi sahiplerinden bu ihlallerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalarını istedi.

Kuralların ihlal edildiği tespit edilen kiracı şirketlerin “ihlal eden şirketler listesine” alınabileceği ve bunun söz konusu şirketlerle bağlantılı tüm gemilerin gelecekteki geçişlerine kısıtlama getirilmesine yol açabileceği belirtildi.

Kurum ayrıca bir geminin sahipleri tarafından gönderildiğini belirttiği bir mektubun görüntüsünü yayımladı. Mektupta gemi sahiplerinin kiracı şirketin doğrudan talimatı üzerine boğazdan “izinsiz” geçiş yaptıkları ve İran makamlarının talep ettiği prosedürleri tamamlamadıkları için özür diledikleri öne sürüldü. İran’ın iddiasına göre gemi sahipleri, gemilerinin ve şirketlerinin ihlal listesinden çıkarılmasını talep etti.

cdfvgthyj
Tahran sokaklarından birinde İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney ile eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğraflarının yer aldığı bir propaganda panosu (EPA)

Bu adımlar, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde atıldı. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak İran’ın saldırıları ve tehditleri gemi trafiğinde keskin düşüşe yol açarken ABD de İran limanlarına abluka uyguladı.

İran, geçiş yapan gemilerden çevrenin korunması gibi hizmetlerin finansmanında kullanılmak üzere “hizmet bedeli” olarak adlandırdığı bir ücret almayı planladığını söylüyor. ABD ise bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kapasitesini küçümsedi. Axios’un haberine göre ABD’li müzakereciler geçen hafta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeler sırasında İran tarafına Tahran’ın boğazı kontrol etmediğini ve dolayısıyla boğazla ilgili taleplerde bulunamayacağını söyledi.

Trump ise İran’ın boğazı yeniden açma önerisini reddetmesinin ardından ABD’nin boğaz üzerinde tam kontrole sahip olduğunu söyledi.

Tahran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “yedi günlük plan” olarak nitelendirdiği öneriyi Katar üzerinden iletmişti. Buna göre Washington’ın başta ABD’nin deniz ablukasını ve petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırması olmak üzere İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğaz yedi gün içinde yeniden açılacaktı.

Şekarci, ABD’yi boğaza müdahale etmemesi konusunda uyararak “Amerikalıların hayatta kalmak için önünde tek bir yol var: Batı Asya bölgesinden çıkmak. Ne kadar hızlı çıkarlarsa kayıpları o kadar az olur” dedi.

Şekarci, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsin. Eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse bir tokat yiyecekler” ifadelerini kullandı.

İran’ı “küresel bir güç” olarak nitelendiren Şekarci, Tahran’ın ABD’nin “yeni dünya düzenindeki eski konumuna” dönmesine izin vermeyeceğini söyledi.