KAUST Başkanı: Vizyon 2030 çerçevesinde yürütülen ekonomik dönüşümü desteklemek için çalışıyoruz

Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (KAUST) Başkanı Tony Chan. (Foto: Haşim Nehari)
Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (KAUST) Başkanı Tony Chan. (Foto: Haşim Nehari)
TT

KAUST Başkanı: Vizyon 2030 çerçevesinde yürütülen ekonomik dönüşümü desteklemek için çalışıyoruz

Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (KAUST) Başkanı Tony Chan. (Foto: Haşim Nehari)
Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (KAUST) Başkanı Tony Chan. (Foto: Haşim Nehari)

Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (KAUST) Başkanı Tony Chan, başkent Amman’da düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) - Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Toplantısı’nda, bir yıl önce başkanlık görevini devraldığı eğitim kurumunun başarısının sırrını anlattı.
İngiltere’nin başkenti Londra’da üzerinde 'KAUST' yazan beyzbol şapkasıyla Şarku’l Avsat’a özel röportaj veren Chan, sadece birkaç yıl içinde dünya çapında bir üne kavuşan üniversitenin hedefleri ve “Vizyon 2030” çerçevesinde Suudi Arabistan’ın yaşadığı hızlı ekonomik ve teknolojik gelişime olan katkılarını anlattı.
111 milletten 7 bin kişi kapasiteli kampüse sahip KAUST’un Başkanı Chan, üniversitenin NEOM, Qiddiya ve Kızıldeniz gibi devrim niteliğindeki projelerin ve ARAMCO ve SABIC gibi dev şirketlerle olan yakın iş birliğinin yanı sıra başlamaya hazırlandığı eşsiz araştırma girişimlerinden bahsederken coşkusunu gizleyemedi. Chan, üniversite ve hedefleri için Suudi Arabistan liderliğinin direktifleriyle çeşitli seviyelerde tamamen tutarlı olduğu Vizyon 2030 programları ve hedeflerinin gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak için durmaksızın çalıştıklarını söyledi.
“Döneminin ilerisinde” bir üniversite
Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'ne (HKUST) 10 yıl boyunca başkanlık eden Chan, 23 Eylül 2009 tarihinde KAUST’un açılış törenine katıldı ve rahmetli Kral Abdullah’ın “döneminin ilerisinde” vizyonuna tanıklık etti.
KAUST, enerji, gıda, su ve çevre olmak üzere dört alanı kapsayan küresel önemdeki stratejik araştırmalara verdiği özel önemle, Suudi Arabistan ve dünyada, ekonomik ve sosyal kalkınmayı sağlayacak bilimsel uygulamaların yenilikçiliğini ve yayılmasını teşvik etmenin yanı sıra seçkin araştırmalar geliştirmek ve bunu üniversite eğitimine entegre etmek amacıyla kuruldu.
Kral Abdullah, üniversitenin insanlığın iyiliği için medeniyetler ile halklar arasında bir iletişim köprüsü olmasını istedi. Tony Chan, KAUST’un kuruluşundan iki yıl sonra üniversitenin yönetim kuruluna katılmaya davet edildi. Üniversite ve hedefleri bu aşamada kendisine yol gösterici oldu. Chan’a göre KAUST’u diğer üniversitelerden ayıran özelliği büyüklüğü değil, bilim ve mühendislik alanındaki yüksek araştırmaya, uluslararası karakterine ve kaliteye verdiği önemdir.
Üniversitenin dört önceliği olduğunu vurgulayan Chan, bunlardan ilkini Vizyon 2030'un hedeflerine ve Suudi Arabistan’ın stratejik önceliklerine tam olarak uymak, ardından personel ve öğrencilerin güçlendirilmesi, inovasyon ve ekonomik büyümenin desteklenmesi ve küresel ortaklıklar oluşturulması olduğunu belirtti.
2030 hedeflerinin gerçekleştirilmesine öncülük etmek
KAUST’un vizyonu ve hedeflerinin Vizyon 2030’un hedefleriyle tamamen uyumlu olduğunu ifade eden Chan, üniversitenin Vizyon 2030’a katkıda bulunabileceği en önemli yönlere değindi. Vizyon 2030’un temel hedeflerinden biri olan ekonomiyi çeşitlendirme ve petrole olan bağımlılığı azaltma konusuna odaklanan Chan, bunun inovasyon ve teknolojiyle elde edilebileceğini ve üniversitenin de bu konuda fırsat yarattığını söyledi. Kapsamlı ve bütünleşik bir plan ile geleceğe hazırlık aşamasında eğitim seviyesinin iyileştirilmesi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Chan, bunu başarmanın en iyi yolunun üniversitenin temel hedeflerinden biri olan, başta gençler olmak üzere insana yatırım yapmak olduğunu söyledi.
Başta NEOM ve Kızıl Deniz Uluslararası Turizm Projesi olmak üzere KAUST’un Vizyon 2030 çerçevesinde iş birliği yaptığı projelere de değinen Chan, KAUST’taki görevi öncesinde üniversitenin başkan yardımcılığını yürüten Nazmi el-Nasr’ı birkaç kez ziyaret etmiş ve bu ziyaretlerde özellikle NEOM projesiyle yakından ilgilenmişti. NEOM projesinin sürdürülebilir bir akıllı şehir kurma hedefinin üniversitenin enerji, çevre, su ve gıda sektörlerine yönelik araştırmalarıyla paralel olduğunu söyleyen Chan, üniversitenin, Vizyon 2030 kapsamındaki tüm projelerin ihtiyaç duyduğu çeşitli ve sürdürülebilir kaynaklardan elde edilen enerji konusunda uzmanlaştığını belirtti.
KAUST geçen yıl bünyesinde NEOM projesi araştırmalarına özel bir bilim merkezi kurduğunu duyurdu. Bu merkez, NEOM projesini destekleyen ve sürdürülebilir enerji, şehir planlama ve tarım, sismoloji, tuzlu su arıtma, yapay zeka, büyük verilerin depolanması ve sensör sistemleri gibi alanlarda ulusal kalkınmaya katkıda bulunan çözümler sunmayı hedefliyor.
İnovasyon ve ekonomik büyüme
Chan tarafından da tanımladığı üzere KAUST’un ikinci hedefi de ikiye ayrılıyor. Bunlardan ilki, bilimsel araştırmaları teşvik etmek, ikincisi de inovasyonu desteklemek. Chan’a göre üniversite, dünyadaki yüksek öğrenim alanında kendisinin ve Suudi Arasbistan’ın adını duyurarak birinci kısmını başardı. Chan, “Bugün Londra Emperyal Koleji, Oxford, Cambridge, Stanford veya Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ne (MIT) gittiğinizde bizi tanıdıklarını görecek ve hatta bizimle olan ortaklıklarını dinleyeceksiniz” ifadelerini kullandı.
Üniversitenin ikinci hedefi olan inovasyon ve ekonomik büyüme ile ilgili olarak da Chan, KAUST’un Ürdün’ün başkenti Amman’da düzenlenen 10’uncu Dünya Ekonomik Forumu (WEF) - Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Toplantısı’ndaki birçok girişime ev sahipliği yaptığını söyledi.
Chan, üniversitenin umut vaat eden girişimlerinden biri olan ve İnsansız Hava Sistemleri (UAS) sayesinde 3D haritalama alanında faaliyet gösteren “FalconViz” şirketinden de büyük bir hayranlıkla bahsetti.
Chan’ın başkanlığındaki KAUST’un üçüncü hedefi, yüzde 75 ila 80'i doktora, geri kalanı da yüksek lisans öğrencisi olmak üzere şu an sayısı 150 olan lisansüstü eğitimdeki öğrenci sayısını bine çıkarmak. Ellerindeki verilere göre bu sayıyı yüzde 50 artırabildiklerini söyleyen Chan, “Bununla birlikte uluslararası üniversitelerden gelen yaklaşık 400 ila 500 doktora öğrencisi arkadaşımız var” dedi.
Yerli ve uluslararası ortaklıklar
Üniversitenin dördüncü hedefini açıklayan Chan, KAUST’un misyonuna uygun üniversiteler ve büyük şirketlerle küresel ortaklıklar kurmaya çalıştığını söyledi. Bu konuda KAUST'un şu anki mütevelli heyeti üyelerinden birinin Londra Emperyal Koleji Başkanı Alice P. Gast olduğunu belirten Chan ayrıca dünyanın seçkin üniversiteleri olan Oxford ve Cambridge’in başkanlarıyla da sıkı ilişkiler olduğunu söyledi. Chan bu eğilimin, Suudi Arabistan’ın dünyaya duyurduğu Vizyon 2030 çerçevesindeki genel tutumuyla da uyumlu olduğunun altını çizdi.
KAUST, kurumsal düzeyde de sanayinin dijitalleşmesi diyebileceğimiz “Dördüncü Endüstri Devrimi” (Endüstri 4.0) ile uyumlu bir ilerleme kaydeden Suudi Arabistan pazarını anlamak ve yeni teknolojilere hakim olmak isteyen uluslararası çokuluslu birçok şirketin yanı sıra dünyanın en büyük petrol şirketlerinden olan Saudi ARAMCO ve Suudi Arabistan Temel Endüstriler Kurumu (SABIC) ile ortaklıklar üzerinde çalışıyor.
Dijital devrime ayak uydurmak
Chan’ın KAUST başkanlığına geldiğinde sorduğu ilk soru, dünyanın son 10 yılda gördüğü en önemli teknolojik yeniliklere ilişkindi. Chan’ın bu soruyu sorma amacı, KAUST bünyesinde Endüstri 4.0 için bilimsel araştırmalar yapılmasını sağlamak ve üniversiteyi Vizyon 2030'un hedeflerine ulaştırma arayışlarını desteklemekti. Bu çerçevede KAUST, yapay zeka, siber güvenlik ve robot bilimini kapsayan dijital bir girişim başlatmaya hazırlanıyor. Chan, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda konuya dair şunları söyledi;
“Yapay zekayı sağlık, enerji, mühendislik ve daha birçok alanda kullanabiliriz. Bu nedenle KAUST, tıp için kişisel verileri toplayan tıbbi cihazlar, yeni gelişmiş tıbbi cihazların üretimi ve biyo-mühendislik alanlarında bu teknolojilerle yakından ilgilenen Kral Faysal Hastanesi iş birliğiyle Akıllı Sağlık Girişimi’ni başlattı.”
KAUST, söz konusu iki girişimi gerçekleştirmek için Suudi ve yabancı uzmanları işe alma kampanyası başlattı. Ayrıca kampanya ile deneyimleri paylaşmak, üniversitenin faaliyet gösterdiği farklı sektörlerde bu deneyimleri kullanmak ve bir araştırma birimi oluşturmak için de çalışmalar yürütülüyor. KAUST ayrıca insan kaynağına da yatırım yapıyor. Bu amaçla üniversitelerden derecelerle mezun olan Suudi gençlerin, ABD’nin önde gelen üniversitelerindeki fen ve teknoloji fakültelerinde lisansüstü eğitimlerine devam etmeleri için burs sağlıyor. Burs programının nihai amacı üniversitenin Suudi Arabistan’daki bilimsel altyapıyı geliştirme ve bilgi tabanlı bir ekonomi oluşturma misyonunu desteklemek olarak açıklanıyor.
Zorluklar ve fırsatlar
Chan'a göre KAUST için en büyük zorluk, Facebook, Google, Amazon ve hatta Karim gibi büyük internet devlerinin KAUST'un çekmeye çalıştığı genç yetenekleri arıyor olmaları. Ancak bu zorluğun üstesinden gelmek için üniversite üstün olduğu uzmanlık alanlarıyla bunu bir fırsata dönüştürmeye çalışıyor. Bugün Suudi Arabistan’daki en büyük sanayi dalı olarak enerji ön plana çıkıyor. Yani petrol, doğalgaz ve kimyasallar...
KAUST, petrol devi ARAMCO gibi dünyanın önde gelen şirketleriyle yaptığı iş birlikleri sayesinde başka yerlerde bulunamayan fırsatlar sunabiliyor.
Üniversitenin bir fırsata dönüştürdüğü ikinci zorluk ise Kızıldeniz'i daha iyi korumak ve güneş enerjisi üretmek için bilim ve mühendislik alanında yapay zekayı kullanmak. Üniversitenin finansman modelinin benzersiz olduğunu söyleyen Chan, bunun üniversitenin karmaşık ve uzun vadeli zorluklara çözümler bulmasını sağladığını söyledi.
2006-2009 yılları arasında ABD Ulusal Bilim Vakfı’nda (NSF) Matematik ve Fizik Bilimleri Bölümü’nde başkan yardımcılığı yapan Chan, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün kuruluşundan 10 yıl sonra elde ettiği başarılara bakıldığında KAUST’un elde ettiği seviyeye ulaşmadığının görüldüğünü belirtti. Kuruluşundan bu yana KAUST’un Suudi Arabistan ve Ortadoğu bölgesinin tamamına öncülük ettiğine inandığını söyleyen Chan, “Üniversite bugün Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 çerçevesinde kaydettiği dikkat çekici gelişmelere uyum sağlayabildiğinin bir kanıtıdır” ifadesini kullandı.



Britanya, Ukrayna için ABD'den silah satın almak üzere 205 milyon dolar taahhüt etti

Ukraynalı askerler, Rusya'nın ülkelerine yönelik saldırıları sürerken, 11 Kasım 2023 tarihinde Ukrayna'nın Çernihiv bölgesinde hava savunma tatbikatlarına katılıyorlar (Reuters)
Ukraynalı askerler, Rusya'nın ülkelerine yönelik saldırıları sürerken, 11 Kasım 2023 tarihinde Ukrayna'nın Çernihiv bölgesinde hava savunma tatbikatlarına katılıyorlar (Reuters)
TT

Britanya, Ukrayna için ABD'den silah satın almak üzere 205 milyon dolar taahhüt etti

Ukraynalı askerler, Rusya'nın ülkelerine yönelik saldırıları sürerken, 11 Kasım 2023 tarihinde Ukrayna'nın Çernihiv bölgesinde hava savunma tatbikatlarına katılıyorlar (Reuters)
Ukraynalı askerler, Rusya'nın ülkelerine yönelik saldırıları sürerken, 11 Kasım 2023 tarihinde Ukrayna'nın Çernihiv bölgesinde hava savunma tatbikatlarına katılıyorlar (Reuters)

İngiliz Savunma Bakanı John Healey dün yaptığı açıklamada, İngiltere'nin Kiev'e ABD silahları tedarik etmek için Ukrayna Öncelik Listesi girişimine 150 milyon sterlin (205 milyon dolar) ayırdığını duyurdu.

Bu girişim, yeni ABD askeri yardımının durduğu bir dönemde, Ukrayna'ya ABD silahlarının akışını sağlamak amacıyla geçen yaz kurulmuştu.

Haley, e-posta ile yaptığı açıklamasında, “Birleşik Krallık'ın Ukrayna Öncelikli İhtiyaçlar Listesi girişimine 150 milyon sterlinlik bir destek sağlayacağını teyit etmekten memnuniyet duyuyorum” ifadesini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre “Birlikte, Putin'in acımasız saldırısına yanıt olarak Ukrayna'ya ihtiyaç duyduğu hava savunmasını sağlamalıyız” diye ekledi.

Bu girişim, müttefiklerin Kiev için ABD hava savunma sistemleri ve diğer hayati ekipmanların satın alınmasını finanse etmesine olanak tanıyor.

ABD'nin NATO Büyükelçisi Matthew Whitaker salı günü yaptığı açıklamada, müttefiklerin bu program aracılığıyla halihazırda 4,5 milyar dolardan fazla kaynak sağladığını söyledi.


Trump: İran ile müzakere tercih edilen seçenektir

İsrail Başbakanı'nın internet sitesinde yayınlanan, Beyaz Saray'da ABD Başkanı ile yaptığı görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı'nın internet sitesinde yayınlanan, Beyaz Saray'da ABD Başkanı ile yaptığı görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump: İran ile müzakere tercih edilen seçenektir

İsrail Başbakanı'nın internet sitesinde yayınlanan, Beyaz Saray'da ABD Başkanı ile yaptığı görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı'nın internet sitesinde yayınlanan, Beyaz Saray'da ABD Başkanı ile yaptığı görüşmeye ait fotoğraf.

Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile üç saatten fazla süren bir toplantının ardından, ABD Başkanı Donald Trump dün, İran ile müzakerelerin sürdürülmesi konusundaki ısrarı dışında, İran konusunda aralarında nihai bir anlaşmaya varılamadığını doğruladı.

Trump, toplantıyı “çok verimli” olarak nitelendirerek, Washington ile Tel Aviv arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı. Müzakerelerin tercih ettiği seçenek olmaya devam ettiğini teyit ederken, çabaların başarısız olması halinde “ciddi sonuçlar” olacağı konusunda uyarıda bulundu. Trump, Gazze ve genel olarak bölgede “önemli ilerlemeler” olduğuna işaret ederek, “Ortadoğu'da barışın hâkim olduğunu” ifade etti.

Tahran'da, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, devrimin 47. yıldönümü anma töreninde, ülkesinin “nükleer silaha sahip olmak istemediğini” ve nükleer programının barışçıl niteliğini kanıtlayacak “her türlü soruşturmaya” hazır olduğunu belirtti. Ancak, İran'ın “aşırı taleplere boyun eğmeyeceğini” vurguladı ve egemenlik ilkelerinin ihlalini kabul etmeyeceğini belirtti.

İran'ın Dini Lideri'nin danışmanı Ali Şemhani ise İran'ın füze kapasitesinin “kırmızı çizgi” olduğunu ve ABD ile dolaylı görüşmeler bağlamında “pazarlık konusu olamayacağını” söyledi.

Bölgesel olarak, Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad, İran Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani'yi Doha'da kabul etmeden önce Trump ile telefonda gerilimin azaltılması konusunu görüştü.


Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC