BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri, DEAŞ’a mensup yabancıları ülkelerine geri alma çağrısı yaptı

Suriye’de yüzlerce DEAŞ unsurunun gözaltında tutulduğu el-Hol Kampı (Reuters)
Suriye’de yüzlerce DEAŞ unsurunun gözaltında tutulduğu el-Hol Kampı (Reuters)
TT

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri, DEAŞ’a mensup yabancıları ülkelerine geri alma çağrısı yaptı

Suriye’de yüzlerce DEAŞ unsurunun gözaltında tutulduğu el-Hol Kampı (Reuters)
Suriye’de yüzlerce DEAŞ unsurunun gözaltında tutulduğu el-Hol Kampı (Reuters)

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, 24 Haziran’da DEAŞ mensubu savaşçıların eş ve çocuklarının ülkelerine geri gönderilmeleri gerektiğini açıkladı.
Bachelet, İnsan Hakları Konseyi’nin 41’inci oturumunda yaptığı açıklamada, “DEAŞ mensubu yabancı savaşçılar, uluslararası standartlara uygun yargılanmadıkları sürece mensubu oldukları ülkelere geri gönderilmelidir” ifadelerini kullandı. BM Yetkilisi, devletlerin Suriye savaşına katılan vatandaşlarının sorumluluğunu alması gerektiğini de belirtti. DEAŞ örgütünün hezimete uğramasının ardından örgüt saflarında savaştığından şüphelenilen yabancılar gözaltına alınmıştı. Bachelet’e göre 11 binden fazla kişi, Hol Mülteci Kampı'nda tutularak, “standartların altında kötü koşullarda” yaşamaya zorlanıyor. Bu çerçevede birçok hükümet ise ülkelerinin kimliklerini taşıyan savaşçılarla, eşleri ve çocuklarıyla nasıl başa çıkacağı ikilemini çözmeye çalışıyor. Bachelet ise DEAŞ mensubu yabancı savaşçıların uluslararası standartlara uygun yargılanmadıkları sürece mensubu oldukları ülkelere geri gönderilmeleri gerektiğine vurgu yaptı. Bachelet ayrıca, “(DEAŞ tarafından) şiddet eylemi gerçekleştirmek üzere saflarına alınmışlar da dahil özellikle de çocuklar, haklarına yönelik ciddi ihlallerle karşı karşıya kaldı” şeklinde konuşurken, toplumla yeniden bütünleşmeleri için rehabilitasyon programlarına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Çocuklar aşırılık yanlısı ideoloji benimsiyor
Bachelet, BM Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) tahminlerine göre, 20 bini Irak’ta olmak üzere 29 bin “yabancı savaşçının” çocuklarının bölgede bulunduğunu söyledi. Bachelet’e göre bu çocuklar, aşırılık yanlısı ideolojiyi benimsemeleri ve şiddet eylemi gerçekleştirmeleri de dahil olmak üzere ciddi ihlallere maruz kaldı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri, rehabilitasyon ve korunma hususlarının üzerinde düşünülmesi gerektiğini de vurgularken, Suriye ve Irak’ta DEAŞ saflarına katılan unsurların vatandaşlıklarının geri alınmaması hususunda uyarı yaptı.
“İnsanları, milliyetsiz bırakmak kabul edilebilir bir seçenek değil” diyen Michelle Bachelet, bu durumdan en fazla çocukların etkilendiğini söyleyerek, durumun sağlık ve eğitim hizmetlerinde sorun yaşamalarına yol açtığını ifade etti. Bachelet, bazı ülkelerin bazı vatandaşlarını geri almak için çaba sarf ettiğini de belirtti. Son haftalarda çocuklar, Avustralya’ya, Belçika’ya, Fransa’ya, Hollanda’ya, ABD’ye ve Türkiye’ye geri gönderilmeye başlandı. BM yetkilisi, “Bu zorlukların karmaşıklığına rağmen, insanları, milliyetsiz bırakmak kabul edilebilir bir seçenek değil. Çatışma yılları boyunca yabancı ailelerin binlerce çocuğu oldu. Devletler, çatışma bölgelerinde doğan çocuklara, diğer durumlarda olduğu gibi vatandaşlığa erişim hakkı tanımalı” ifadelerini kullandı.
12 Temmuz’a kadar devam edecek olan konsey toplantılarında, Venezuela’da devam eden krizin ve Sudan’daki mevcut durumun ele alınması da bekleniyor. Konsey, yılda 3 defa toplanarak, mevcut krizlerin yanı sıra kadın hakları ve ifade özgürlüğü gibi geniş konuları masaya yatırıyor. ABD ise geçen yıl, masada çok sayıda insan hakları ihlali yapıldığı gerekçesiyle konseyden ayrıldı. Konseyde şu anda Çin, Danimarka, Küba, Avusturya ve Suudi Arabistan da yer alıyor.
Avustralya, 8 çocuğu tahliye etti
Öte yandan Avustralya medya organları, 24 Haziran’da DEAŞ’a mensup Avustralyalı 6 çocuğun yanı sıra bölgede doğan iki çocuğunda Suriye’de tahliye edildiğine dair haberlere yer verdi.
Australian Broadcasting Corporation, hükümetin örgütün hezimete uğramasından bu yana Suriyeli mültecilere ait bir kamptan, yardım kuruluşlarının yardımıyla gizli bir operasyonla 8 çocuğun tahliye edildiğini duyurdu.
Kuruluşun aktardığına göre çocuklar, Avustralya’ya iade edilmek üzere yakınlardaki bir Orta Doğu ülkesine nakledildi. Avustralya Başbakanı Scott Morrison, çocukların bu karanlık ve karmaşık durumdan kurtarıldığını belirtti. Morrison, “Ebeveynlerin, çocuklarını bir savaş bölgesine götürerek onların zarar görmesine neden olması hor bir hareket. Bununla birlikte çocuklar, ebeveynlerinin suçlarından dolayı cezalandırılmamalıdır” açıklamasında bulundu. Çocukları Avustralya’ya geri alma kararının basit bir karar olmadığını söyleyen Morrison ayrıca, “Avustralya ulusal güvenliği ve halkımızın güvenliği bu konuda daima en önemli husustur” dedi.  



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.