G20’nin zorlu stratejik dosyaları

Japonya’nın batısındaki Fukuoka şehrinde bulunan basın merkezinin girişinde, G20 logosu önünde duran görevliler (AP)
Japonya’nın batısındaki Fukuoka şehrinde bulunan basın merkezinin girişinde, G20 logosu önünde duran görevliler (AP)
TT

G20’nin zorlu stratejik dosyaları

Japonya’nın batısındaki Fukuoka şehrinde bulunan basın merkezinin girişinde, G20 logosu önünde duran görevliler (AP)
Japonya’nın batısındaki Fukuoka şehrinde bulunan basın merkezinin girişinde, G20 logosu önünde duran görevliler (AP)

Çin ve ABD arasındaki ticaret savaşının ayak sesleri, Kuzey Kore’nin nükleer programı, Tahran ve Washington arasındaki İran gerginliği ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Washington ile Moskova arasındaki seçiminin iyice daralmış olması gibi zorlu dosyalar, Cuma ve Cumartesi günleri Japonya’nın Osaka şehrinde yapılacak G20 zirvesinin koridorlarında yoğun mesaiye neden olacak.
Tokyo diplomasisi, son aylarda yoğun bir mesai harcayarak Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgisinden bu yana en yüksek siyasi toplantıya ev sahipliği yapmasına giden yoldaki mayınları temizlemeye ve zirvenin, önümüzdeki Ekim ayında dünya liderlerinin katılımıyla yeni imparatorun göreve başlama törenine hazırlık olması için çalıştı.
Japonya Başbakanı Şinzo Abe, gelecek ayki seçimlerden önce G20’de zafer kazanmak için birden fazla cephede diplomatik kampanyalar düzenledi ve dünya ekonomisinin yüzde 80’ini elinde tutan G20 ülkelerinin liderleri başta olmak üzere 37 lideri Osaka’ya davet etti.
“Mayın temizleme” süreci, Abe’nin, ABD Başkanı Donald Trump ile İran Dini lideri Ali Hamaney arasında arabuluculuk yapması için Tahran’a gitmesi, Çin Denizi’nde bir takım anlaşmazlıklar yaşadığı komşusu Çin’in Devlet Başkanı Şi Cinping’i olanları sineye çekip ülkesine davet etmesi gibi olaylara tanıklık etti. Tüm bunlar, Japon adalarında 30 bin askeri olan ordunun komutanı Trump ile önümüzdeki yılların “yükselen gücü” Çin’in lideri Şi arasındaki “aşk mektuplarını” ve yıllar önce Japonya hava sahasından onlarca füze “geçiren” Güney Kore Devlet Başkanı’nın misafirperverliğe dönüşünü takip etti.
Japonya tarihinin en uzun süre Başbakanlık koltuğunda oturan ismi olan Abe, aralarında ABD ve Çin’in de bulunduğu G20 ülkelerinin iş adamları konseyleri tarafından ortak olarak düzenlenen G20 İş Konferansı’na ev sahipliği yapma çabalarını da desteklemekte tereddüt etmedi. Bu girişimden dünya liderlerine ilke niteliğinde 7 mesaj çıktı. Bunlar; “Herkes için dijital dönüşüm, herkes için ticaret ve yatırım, herkes için enerji ve çevre, herkes için iyi bir altyapı, herkes için iş, herkes için sağlık ve herkes için onurdu.”
Aynı çaba, Trump’ın 2015 Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmesinin ardından G20 ülkelerinin dışişleri, ekonomi ve maliye bakanları tarafından iklim değişikliği konusunda fikir birliğine ulaşmak için de sergilendi. Bununla birlikte “Dünya Ticaret Örgütü reformunu hızlandırma” konusundaki tereddüdün Cumartesi günü G20 nihai bildirisinde liderlerin onayıyla giderilmesi umuluyor. Diğer yandan bir sonraki G20 zirvesinin Suudi Arabistan’a devredilmesi bekleniyor. Ancak Tokyo'daki Japon diplomasi çevrelerinde son ana kadar büyük bir telaş yaşanıyor. Çünkü zirvenin yanı sıra oturum aralarında iki taraflı önemli görüşmeler gerçekleşecek.
Trump-Şi görüşmesi
Hem Trump hem de Şi, Osaka’daki ikili oturumlar öncesinde kartlarını topladılar. Çin Devlet Başkanı, Kuzey Kore’ye gerçekleştirdiği ilk ziyareti, ABD Başkanı’na elinde bir “Kuzey Kore kartı” olduğunu göstermek için yaparken Trump, Kuzey Kore lideriyle yaptığı ve başarısızlıkla sonuçlanan zirvenin üzerinden bir yıl geçtikten sonra Osaka zirvesinin ardından Güney Kore’yi ziyaret edeceğini açıkladı.
Çin, Hong Kong meselesinin tartışılmasına izin vermeyecek
Ayrıca Washington, Pekin'de oldukça hassas iki konu olan Hong Kong'daki protestoları desteklerken Tayvan’la askeri bir anlaşma yapma olasılığına da işaret etti. Trump, Hong Kong’daki gösterilerin nedenlerini anladığını, Çin ile Hong Kong’un meseleyi çözebileceklerine inandığını söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise Trump’ın Şi ile Hong Kong konusunu görüşeceğini açıkladı. Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Zhang Jun, Çin Devlet Başkanı’nın zirveye katılımı ile ilgili gerçekleştirilen basın toplantısı sırasında, G20 Zirvesi’nde Hong Kong meselesinin tartışılmasına izin vermeyeceklerinin altını çizdiğini, bu meselenin tartışılacağı ortamın G20 olmadığını söylediğini aktardı. Bakan Yardımcısı, Hong Kong meselesinin Çin’in iç işlerine dahil olduğu ve yabancı ülkelerin müdahale etme hakkı bulunmadığını vurgulayarak Hong Kong’un Çin’in özel bir idari alanı olduğuna dikkat çekti. Pekin ise ABD ile Çin arasındaki vergi savaşlarının ortasında Trump yönetiminde kabul edilemez bir dosya (korumacılığın kınanması, serbest ticaret ve çoğulculuk ilkesinin desteklenmesi) açma imasında bulundu.
Trump-Şi görüşmesi başarısız olursa Çin mallarına yeni ek vergiler getirebilir
Eğer Trump-Şi görüşmesi başarısız olursa daha önce 200 milyar dolar değerindeki Çin mallarına ek vergi getiren Trump, bu kez 300 milyar dolarlık Çin mallarına yeni ek vergiler getirebilir.
Şarku’l Avsat’a konuşan Japon bir yetkili, “Çin ile olan ilişkilerimiz, en önemli ilişkilerden biridir. Biz istikrarlı bir ilişki istiyoruz. Çünkü bu, Asya'daki güvenlik ve istikrar için önemli bir unsur. İki ülke arasındaki ilişkiler geçtiğimiz yıl karşılıklı ziyaretlerle yeniden düzeldi. Çin Devlet Bakanı’nın Osaka’ya yapacağı ziyaret, Çin’e gerçekleştireceği ilk ziyaret. İlkbaharda da resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. İki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Abe ve Şi arasında Osaka’da gerçekleşecek olan toplantıda, ikili ilişkilerin ve tartışmalı konuların yanı sıra Pyongyang ile Washington arasındaki müzakere olasılığının görüşülmesi bekleniyor. Diğer yandan Tokyo, Pyongyang ile Kuzey Kore’den kaynaklanan güvenlik riskleri ve kaçırılan Japonlar meselesini ele almayı umuyor.
Putin Osaka’da
Japonya, Osaka Zirvesi’nin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in “barış anlaşması” ilan etmesinin ardından Rusya’nın kontrolündeki adalar konusundaki anlaşmazlığa ilişkin çözüme dair önemli bir dönüm noktası olacağına inanıyordu. Ancak, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un 1945’teki 2. Dünya Savaşı’nın nedenleri ve yenilgisiyle ilgili verdiği son sinyallerin Tokyo’da olumlu yankıları olmadı.
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Japon yetkili konuya ilişkin şunları söyledi;
“Bir barış anlaşması yapmak istiyoruz. Ancak adaların Japonya’ya iade edilmesi gerekiyor. Çözüm mü? Çözüm; ikili ilişkileri adım adım normalleştirmek ve güven artırıcı önlemler almaktır. Çünkü Tokyo, etrafındaki “güvenlik ortamını değiştirmek” ve Washington'un “stratejik ittifakında” yapılan düzenlemelerle birlikte Çin, Rusya ve Kore Yarımadası ile olan anlaşmazlıkları çözmek istiyor.”
Trump-Putin görüşmesinin gerçekleşmesi halinde ise görüşmede, Avrupa’daki füzeler ve ekonomik yaptırımlarla ilgili stratejik konularla ilgili yeni Rus-Amerikan gerginliğinin etkisi ele alınacak. Fakat Şarku’l Avsat’a konuşan batılı diplomatlara göre iki ülke arasındaki işbirliği, “Suriye sahasını” ortaya çıkardı. Batılı diplomatlar, Suriye’nin, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve Moskova ile Washington arasındaki diğer uluslararası ve ikili alanlarda yaşanan gerginliği azaltmak için iki ülkeyi bir araya getirdiğini söylediler.
Bununla birlikte Trump-Putin zirvesinde, ABD, Rusya ve İsrail ulusal güvenlik ofislerinin başkanlarının Batı Kudüs’teki toplantısının ana başlıklarından biri olan “İran’ın Suriye’den çıkarılması” konusunun da ele alınması bekleniyor. Aynı şekilde özellikle Moskova’nın, Japonya’nın Washington’la Tahran arasındaki gerginliği azaltmak için arabulucu olmasını destekleyen tutumu sayesinde ABD-İran gerginlik de görüşülebilir.
“S-400” füze savunma sistemleri ve “F-35” savaş uçakları meselesi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Osaka’da Trump ve Putin'e endişelerini aktaracak. Cumhurbaşkanı Erdoğan uzun zamandır, S-400’ü almak ve Putin ile işbirliği içinde İdlib’deki gerginliği azaltmak için bir anlaşma sağlamak, F-35 uçak programında kalmak ve Trump ile işbirliği içinde Suriye’nin kuzeydoğusunda güvenli bir bölge oluşturma müzakereleri gerçekleştirmek istiyor.
Ancak Ankara son dönemde Washington’ın yaptığı Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın alması halinde Türkiye’ye ekonomik yaptırımlar uygulayabileceğine dair açıklamanın ardından üzerindeki baskının yoğunlaştığını hissederken Moskova, Suriye rejiminin askeri operasyonlarına göz yummaya ve Türkiye sınırına yakın olan İdlib'deki hava saldırılarına destek olmaya devam ediyor.
Erdoğan, Rusya’dan S-400’lerin satın alım işleminin gerçekleştiğini ve ABD’nin NATO üyesi bir ülkeye yaptırım uygulamaya niyetlenirken daha dikkatli düşünmesi gerektiğini söylerken analistler Putin’in, Erdoğan’ın seçeneklerini desteklemesinin sebeplerinden birinin, Türkiye’nin NATO üyeliğinden “çıkarılması” olduğunu söylüyorlar.
Erdoğan’ın hem Putin hem de Trump ile olan şahsi ilişkilerine güvendiği düşünülüyor. Bu yüzden Osaka zirvesi, Fırat'ın doğusundaki güvenlik bölgesinin, İdlib savaşının ve S-400 ile F-35’lerin kaderini belirleyecek bir sınav olacak.



İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
TT

İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Ramallah’taki Hollanda Temsilcilik Ofisi’nde görev yapan Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal ettiğini bildirdi. Kararın, Hollanda hükümetinin Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ithalatını yasaklama kararına misilleme olarak alındığı belirtildi.

Bakanlık, söz konusu diplomatların diplomatik statüsünün yedi gün içinde sona ereceğini açıkladı.


Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe


İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
TT

İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)

İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, pazar günü savaşın “sona ermediğini” söyleyerek “ağır saldırılar” tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın “teslim olması” halinde çatışmaların “yakında” sona ereceğini öne sürdü.

Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Deniz Kuvvetleri, “Remus 600” tipi ABD’ye ait insansız denizaltıyı ele geçirdi. Denizaltının Hürmüz Boğazı’nda “casusluk görevleri” yürüttüğü belirtildi.

Açıklamada, denizaltının istihbarat kapasitesi ve elektronik harp tekniklerinin kullanıldığı “koordineli ve karmaşık bir operasyon” sonucunda ele geçirildiği belirtildi. Denizaltının içinde depolanan verilerin çıkarılması için İranlı uzmanların kontrolüne alındığı kaydedildi. ABD ordusundan ise henüz konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tahran, eylül ayı içinde ikinci kez insansız bir ABD denizaltısını ele geçirdiğini duyurmuş oldu. Devrim Muhafızları, 8 Eylül’de de başka bir ABD insansız denizaltısını kontrol altına aldığını açıklamıştı. ABD ordusu daha sonra deniz insansız araçlarından birinin “arızalandığını” bildirmiş ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü İran hükümetinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları yedi gün içinde sona erdirme önerisini reddetmesinin ardından geldi. Tahran ise iki taraf arasında İslamabad’da varılan mutabakat zaptına yakın şartlarda ısrar ediyor. Söz konusu mutabakat, İran’ın boğazdaki gemilere yönelik saldırılarına yeniden başlamasının ardından çökmüştü.

cdvfhyj
“F/A-18 Super Hornet” savaş uçağı, Orta Doğu sularında bulunan ABD Donanması’na ait “USS George Washington” uçak gemisinden kalkışa hazırlanırken (CENTCOM)

Şarku’l Avsat‘ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Ordu Komutanı General Emir Hatemi, Tahran’da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, İran’ın karşı karşıya olduğu rakiplerinin “yanlış hesaplarından” birinin İran liderinin ve çok sayıda üst düzey komutanın öldürülmesinin ülkenin çökmesine yol açacağını düşünmeleri olduğunu söyledi.

Hatemi, “Tek bir komutan bile geri adım atmadı. Herkes kararlılıkla ayağa kalktı, direndi ve ülkeyi savundu” dedi. Hatemi, ABD’yi İran içinde karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak Trump’ın İranlılar üzerinde baskı kurup onları isyana ve ardından iç savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü.

Hatemi, Trump’ın Venezuela’ya ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak ABD’nin aynı senaryoyu İran’da uygulamak istediğini ancak İranlıların buna izin vermeyeceğini söyledi. İranlı komutan, “dayatılan savaşın hassas ve kader belirleyici aşamalardan geçtiğini” belirterek “Savaş bitmedi. Zafer kazandık ancak bu zaferi korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hatemi, “Saldırgan düşman ağır darbeler aldı ancak İran askerlerinden gelecek ağır darbelere karşı hazırlıklı olması gerekiyor” dedi.

İran’ın ticaretten mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirten Hatemi, yabancı aktörlerin bölgedeki stratejik su yollarını kullanmasına karşı çıktı.

Hatemi, “İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nı “izzetimizin ve onurumuzun boğazı” olarak nitelendiren Hatemi, “ülkenin düşmanlarının İran halkı bu geçitten mahrum bırakılırken bu büyük lojistik koridoru kullanmasına izin verilmeyeceğini” söyledi.

İran ordusu ABD saldırısını ihtimal dışı bırakmıyor

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya da silahlı kuvvetlerin yeni bir ABD saldırısına karşı “tamamen hazır” olduğunu söyledi. ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde “daha büyük zararlara” uğrayacağı uyarısında bulundu.

jyumk
İran Ordusu Sözcüsü Emir Ekremi-Niya (Arşiv - Daneshju)

Ekremi-Niya, ABD’nin bölgedeki koşullarının “iyi olmadığını” belirterek bunun Washington’ı “askeri saldırganlığa” yöneltebileceğini söyledi. İran ordusunun herhangi bir saldırıyla mücadele etmek için “her açıdan” hazır olduğunu vurguladı.

Washington’ın, Hamas ve Hizbullah’a yönelik saldırılar ile Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran’daki gelişmelerin ülkeye saldırmak için uygun koşulları oluşturduğunu düşünerek yanlış hesap yaptığını savundu.

İran’ın 28 Şubat’taki saldırılara karşılık verdiğini belirten Ekremi-Niya, İran Hava Kuvvetleri’nin 2 Mart’ta Kuveyt, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde operasyonlar düzenlediğini söyledi. “Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız düşmana ezici bir karşılık verdi” dedi.

Ekremi-Niya, Trump’ı İran’ı bölmeye çalışmakla suçlayarak “Saddam gibi üçüncü savaşta da ülkeyi bölmeye çalıştı ancak ikisi de başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.

Wall Street Journal gazetesi ise adını açıklamadığı ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Trump’ın özel görüşmelerinde, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatma ihtimalini dile getirdiğini bildirmişti.

Trump pazar günü İran’la savaşın “yakında” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın “teslim olmasıyla” petrol fiyatlarının “düşeceğini” öne süren Trump, fiyatların “çakılacağını” ifade etti. ABD’nin önceki gece limanlardan “rekor miktarda” petrol çıkardığını ve bunun savaş öncesinde çıkarılan miktardan daha fazla olduğunu söyledi.

Hürmüz güzergâhları

İran Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fazl Şekarci, cumartesi akşamı Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran’ın elinde olduğunu söyledi. Şekarci, devlet televizyonuna verdiği röportajda “İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçmek isteyen hiçbir gemi güvende olmayacak” dedi.

İran’da su yolunun yönetiminden sorumlu kurum da gemi sahiplerini “yasa dışı” olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanmamaları konusunda uyardı. İran medyasının kurumun açıklamasına dayandırdığı haberlere göre talimatlara uyulmaması, gelecekte gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kısıtlamalar getirilmesine yol açabilir.

Kurum, söz konusu güzergâhların kullanılmasının mali riskler ve mürettebatın hayatı açısından tehlikeler barındırdığını belirterek gemi sahiplerinden bu ihlallerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalarını istedi.

Kuralların ihlal edildiği tespit edilen kiracı şirketlerin “ihlal eden şirketler listesine” alınabileceği ve bunun söz konusu şirketlerle bağlantılı tüm gemilerin gelecekteki geçişlerine kısıtlama getirilmesine yol açabileceği belirtildi.

Kurum ayrıca bir geminin sahipleri tarafından gönderildiğini belirttiği bir mektubun görüntüsünü yayımladı. Mektupta gemi sahiplerinin kiracı şirketin doğrudan talimatı üzerine boğazdan “izinsiz” geçiş yaptıkları ve İran makamlarının talep ettiği prosedürleri tamamlamadıkları için özür diledikleri öne sürüldü. İran’ın iddiasına göre gemi sahipleri, gemilerinin ve şirketlerinin ihlal listesinden çıkarılmasını talep etti.

cdfvgthyj
Tahran sokaklarından birinde İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney ile eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğraflarının yer aldığı bir propaganda panosu (EPA)

Bu adımlar, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde atıldı. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak İran’ın saldırıları ve tehditleri gemi trafiğinde keskin düşüşe yol açarken ABD de İran limanlarına abluka uyguladı.

İran, geçiş yapan gemilerden çevrenin korunması gibi hizmetlerin finansmanında kullanılmak üzere “hizmet bedeli” olarak adlandırdığı bir ücret almayı planladığını söylüyor. ABD ise bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kapasitesini küçümsedi. Axios’un haberine göre ABD’li müzakereciler geçen hafta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeler sırasında İran tarafına Tahran’ın boğazı kontrol etmediğini ve dolayısıyla boğazla ilgili taleplerde bulunamayacağını söyledi.

Trump ise İran’ın boğazı yeniden açma önerisini reddetmesinin ardından ABD’nin boğaz üzerinde tam kontrole sahip olduğunu söyledi.

Tahran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “yedi günlük plan” olarak nitelendirdiği öneriyi Katar üzerinden iletmişti. Buna göre Washington’ın başta ABD’nin deniz ablukasını ve petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırması olmak üzere İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğaz yedi gün içinde yeniden açılacaktı.

Şekarci, ABD’yi boğaza müdahale etmemesi konusunda uyararak “Amerikalıların hayatta kalmak için önünde tek bir yol var: Batı Asya bölgesinden çıkmak. Ne kadar hızlı çıkarlarsa kayıpları o kadar az olur” dedi.

Şekarci, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsin. Eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse bir tokat yiyecekler” ifadelerini kullandı.

İran’ı “küresel bir güç” olarak nitelendiren Şekarci, Tahran’ın ABD’nin “yeni dünya düzenindeki eski konumuna” dönmesine izin vermeyeceğini söyledi.