Suudi Arabistan ve Güney Kore'den nükleer alanda işbirliği

Suudi Arabistan ve Güney Kore'den nükleer alanda işbirliği
TT

Suudi Arabistan ve Güney Kore'den nükleer alanda işbirliği

Suudi Arabistan ve Güney Kore'den nükleer alanda işbirliği

Suudi Arabistan ve Güney Kore, 26 Haziran Çarşamba günü Seul'de enerji, teknoloji, yatırım, kültür ve sanayi gibi önemli sektörlerde imzaladıkları 15 anlaşmanın ardından iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri ileri bir seviyeye taşıma kararı aldı. Taraflar, ülkelerin savunma yeteneklerine ilişkin işbirliği konusunda da görüş alışverişinde bulunurken, bu, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın G20 zirvesine katılmak üzere Japonya'ya gitmeden önce Güney Kore'ye yaptığı resmi ziyaretin bir parçası olarak gerçekleşti.  
Independent Arabia’dan Mustafa el-Ensari’nin haberine göre ziyaret kapsamında Ekonomi ve Planlama Bakanlığı ve Kore Ajansı ile işbirliği içinde Suudi Arabistan Genel Yatırım Heyeti tarafından organize edilen Suudi-Kore Ortaklık Forumu gerçekleşti. Ticareti ve yatırımı teşvik etmek amacıyla gerçekleştirilen foruma her iki taraftan da bir dizi kamu ve özel kuruluş katıldı. Forum kapsamında taraflar arasında 15 mutabakat zaptının imzalanmasına tanık olunurken, Genel Yatırım Heyeti tarafından Koreli şirketlere Suudi Arabistan Krallığı’nda faaliyetlere başlamaları için yatırım lisansları verildi.
Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'da yer alan habere göre, söz konusu mutabakat zaptları, Suudi tarafından hedeflenen finans, kültür, medya, üretim, inşaat ve petrokimyasallar gibi bir dizi stratejik sektörü içeriyor. Anlaşmaların yapıldığı Koreli şirketler arasında ise Kore Ulusal Klinik Çalışmaları Vakfı, Seul Ulusal Üniversite Hastanesi, Kore Sanayi Bankası, Kore Kimya Şirketi, SK Group ve Kore Bilim Standartları Araştırma Enstitüsü gibi büyük şirketler bulunuyor.

“Bu başarı hikâyesinin büyümesini istiyorum”
Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in, ülkesiyle Suudi Arabistan arasında güçlü olarak nitelendirdiği ilişkilerden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Güney Kore ile olan ortaklığı “siyasi, güvenlik, savunma, ekonomi, kültürel ve sosyal ilişkiler gibi alanlarda iki ülke arasındaki işbirliğini geliştirme fırsatı” olarak değerlendirdi.
Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu ve Güney Kore'nin 2017-2022 yılarını kapsayan beş yıllık kalkınma planına dikkat çeken Muhammed bin Selman, her iki vizyonun hedeflerinin de vatandaşların refahını temin etmek ve yolsuzlukla mücadele etmek olduğunu söyledi. Ayrıca enerji, otomobil endüstrisi, telekomünikasyon, sağlık, bilim, beşinci nesil teknolojiler, kültürel ve sosyal alanlarda anlaşmalar ve mutabakat zaptlarının imzalanması yoluyla iki ülke arasındaki işbirliğini güçlendirmek için mevcut olan olanaklara vurgu yaptı.
Prens Selman, “İki ülke arasındaki devasa potansiyel ve ortaklığın varlığından yeterince yararlanılmadığını biliyoruz. Ayrıca ortak sanayilerin inşası, insan sermayesinin geliştirilmesi ve iki halk için yaşam kalitesinin iyileştirilmesi yoluyla ekonomik refahı ve savunma yeteneklerini güçlendirme, mevcut ticaret ve yatırımı arttırma fırsatlarının farkındayız. Suudi Arabistan’ın geçmişte Güney Kore ile çok iyi ilişkileri oldu. İki ülkemizin yararı için bu ilişkileri daha da güçlendirmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Öte yandan ziyaret münasebetiyle gerçekleştirilen basın toplantısında, Güney Kore'nin başkenti Seul'de 2020 yılının ilk çeyreğinin sonunda Vizyon Araştırma Ofisi’nin açılacağı duyuruldu. Ayrıca Suudi-Kore ortaklığının derinleştirilmeye çalışılacağı bu adım kapsamında, Suudi-Kore Vizyon 2030’un stratejik hedeflerine ulaşılması yönünde faaliyetlerde bulunulacağı kaydedildi. Nitekim Vizyon Araştırma Ofisi, gerek özel gerekse de kamu sektöründe iki ülke arasındaki işbirliği için daha büyük fırsatları araştıracak.
Bu kapsamda Suudi Arabistan Genel Yatırım Heyeti, ülkeye daha fazla yabancı yatırım çekmeye çalışıyor. Heyet Başkanı İbrahim el-Ömer gelecek vaat eden fırsatlar arayan yabancı şirketleri cezp edecek yeni teşviklerde bulunduklarını ve bundan sonra da bulunmaya devam edeceklerini ifade etti. İbrahim el-Ömer, Nisan 2016’da Vizyon 2030'un başlatılmasından bu yana Krallık tarafından hedeflenen 500 ekonomik reformun yüzde 45’inin gerçekleştirildiğini belirtti. Ayrıca bunun neticesi olarak Suudi Arabistan’ın Dünya Bankası'nın 2019 İş Yapma Kolaylığı Raporu'nda G20 ülkeleri arasında dördüncü sırada yer aldığını dile getiren el-Ömer, Suudi Arabistan’ın dünya çapında en yüksek sıralama için rekabet etmeye devam ettiğini söyledi ve 2018 yılında yabancı yatırım akışının yüzde 127 olduğuna dikkat çekti. Suudi Krallığı’nın Vizyon 2030 kapsamında belirlediği hedefleri gerçekleştirmek için yola devam ettiğini kaydeden el-Ömer, ülkede 2019’un ilk çeyreğinde faaliyete geçen yabancı şirketlerdeki artışın geçen yılın ilk çeyreğine göre yüzde 70 olduğunu belirtti.
30 milyarlık ticaret hacmi yeterli değil
Suudi Arabistan, Güney Kore'yi stratejik ve ideal bir müttefik olarak görüyor. İki ülke arasındaki karşı ticaret hacmindeki büyüme bunu kanıtlıyor. Bu, iki taraf arasındaki mevcut işbirliğine rağmen, bunu daha da ilerletme çabalarını açıklıyor. Suudi Ticaret ve Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan bir bildiride, Suudi heyetinin Seul'e ziyareti münasebetiyle iki ülke arasındaki ticaretin sadece bir yılda (2018) 30 milyar dolara ulaştığı doğrulandı. Bu rakam Suudi riyaline çevrildiği takdirde oldukça büyük bir meblağa denk geliyor.
Suudi Arabistan'ın dünya ülkeleri ile olan ticaret hacmine baktığımızda Güney Kore 5. sırada bulunuyor. Yeni anlaşmaların ve Asya müttefiklerinin sayısı 117’yi bulan doğrudan yatırım projelerinin iki ülke arasındaki ticaret hacmini daha da arttırması bekleniyor. Suudi Arabistan'ın Kore'ye olan petrol dışı ihracat artışı yüzde 60'a ulaştı.
Reaktörler
Ancak iki taraf arasındaki bağları belgeleyen tek şey söz konusu ekonomik ilişkiler değil. Kapalı odalar ardında nükleer reaktörlere ilişkin görüşmelerin olduğuna dair birtakım fısıltılar işitiliyor. Suudi Arabistanlı yetkililer, gerek enerji üretimi gerekse de barışçıl amaçlarla nükleer reaktörlerin tasarımında Korelilerle olan ilişkilerini liderlerinin açıklamaları doğrultusunda defalarca beyan ettiler. Taraflar söz konusu görüşmeleri ve fikirleri, reel zemine aktarma hususunda ilerlemeler kaydetti.
Riyad’da bulunan Kral Abdullah Atom ve Yenilenebilir Enerji Şehri, 2018 yılının Mayıs ayı ortasında Suudi-Kore Nükleer Komitesi Ortak Toplantısı’na ev sahipliği yapmış ve Şehir Başkanı Halid Sultan ile birlikte şehirdeki bir dizi icra başkanları da toplantı da hazır bulunmuştu. Kore Bilim ve Planlama Bakanı Yardımcısı’nın başkanlığındaki heyette ise Dışişleri, Ticaret, Sanayi ve Enerji Bakanlıklarından temsilciler bulunuyordu. O sıra Suudiler, Krallık ile Kore arasındaki araştırma işbirliğinin çıktılarının bölgesel ve küresel olarak pazarlanabilecek rekabetçi bir ticari model üreteceğini umduklarını dile getirmişlerdi. Bu kapsamda enerji sektörü stratejik bir öneme sahip olduğundan, ulusal yeterliliklerin niteliği ve her aşama için programların dikkatli bir şekilde denetlenmesi gibi kalkınma için gerekli unsurlar belirlenecekti. Toplantıda, atom enerjisi alanında insan kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik ortak faaliyetler gözden geçirildi ve araştırma alanında ortak işbirliğine ilişkin bir mutabakat zaptı hususunda görüşmelerde bulunuldu. Bunun yanı sıra Ulusal Atom Enerjisi Projesi'nde kaydedilenler ve başarılan hususlar gözden geçirildi.
Nisan ayının başında Bloomberg haber ajansı tarafından yayınlanan bir haberde, Suudi Arabistan’daki bir nükleer reaktör inşasının ilk aşamasının hızlı bir şekilde tamamlandığına dair resimler yer almıştı.

1974 ve 1984 arasında Suudi Arabistan'da çalışan 3 Koreli işçi. 600 milyar riyal değerindeki projede 720 bin Koreli çalıştı. Koreliler İmam Üniversitesi, Riyad Havaalanı, Cübeyl Limanı, Bakanlar Konseyi gibi büyük altyapı projelerinde çalıştılar.
O gün “Riyad işçileri” Korelilerdi
Suudi heyetinin Güney Kore’yi ziyareti ile birlikte Suudilerin çoğu, Koreli işçilerin 1980'lerde Suudi Arabistan’ın o zaman inşa ettiği hayati bina ve tesislerin inşasında nasıl çalıştıklarını hatırladılar. Ülkeye petrol gelirlerini akışının ardından kaydedilen bu büyüme, daha sonra ‘likidite ve refah dönemi’ olarak adlandırıldı.
Suudi siyasi analist ve Şarku’l Avsat yazarı Abdurrahman Raşid, temelde politik bir sebeple bu işçiler arasında kutuplaşmaların yaşandığını söyledi. Nitekim bir yandan Washington ve müttefikleri ile diğer yandan Sovyetler Birliği ekseni arasında soğuk savaş devam ediyordu.  Güney Kore, hâlâ adaptasyon sağlamamakta inat eden kuzey rakiplerine oranla çok fazla bocalama yaşadı.
Suudi aktivist Said el-Vehhabi, Koreli işçilerin çalışmalarına katıldığı tesislerin Suudi Arabistan'daki bazı büyük şehirler için hala bir kilometre taşı olduğunu belirtti. Riyad Uluslararası Havaalanı ve İmam bin Suud İslam Üniversitesi bunlar arasında yer alıyor. Öte yandan Koreli işçilerin emeğinin bulunduğu işlere itimat ettiğini söyleyen merhum Suudi Bakan Gazi el-Kusaybi’yi hatırlıyorum. Suudi Arabistan bugün hala niteliklerine ve aldıkları ücretlere göre farklı sınıflardan çalışanları çekmeye devam ediyor. Bangladeş ve Sri Lankalı işçiler var ülkede. Bunların yanı sıra Hintliler ve Pakistanlılar mevcut. Kore ile böyle bir günün geleceğini kim bilebilirdi?



Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe


İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
TT

İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)

İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, pazar günü savaşın “sona ermediğini” söyleyerek “ağır saldırılar” tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın “teslim olması” halinde çatışmaların “yakında” sona ereceğini öne sürdü.

Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Deniz Kuvvetleri, “Remus 600” tipi ABD’ye ait insansız denizaltıyı ele geçirdi. Denizaltının Hürmüz Boğazı’nda “casusluk görevleri” yürüttüğü belirtildi.

Açıklamada, denizaltının istihbarat kapasitesi ve elektronik harp tekniklerinin kullanıldığı “koordineli ve karmaşık bir operasyon” sonucunda ele geçirildiği belirtildi. Denizaltının içinde depolanan verilerin çıkarılması için İranlı uzmanların kontrolüne alındığı kaydedildi. ABD ordusundan ise henüz konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tahran, eylül ayı içinde ikinci kez insansız bir ABD denizaltısını ele geçirdiğini duyurmuş oldu. Devrim Muhafızları, 8 Eylül’de de başka bir ABD insansız denizaltısını kontrol altına aldığını açıklamıştı. ABD ordusu daha sonra deniz insansız araçlarından birinin “arızalandığını” bildirmiş ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü İran hükümetinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları yedi gün içinde sona erdirme önerisini reddetmesinin ardından geldi. Tahran ise iki taraf arasında İslamabad’da varılan mutabakat zaptına yakın şartlarda ısrar ediyor. Söz konusu mutabakat, İran’ın boğazdaki gemilere yönelik saldırılarına yeniden başlamasının ardından çökmüştü.

cdvfhyj
“F/A-18 Super Hornet” savaş uçağı, Orta Doğu sularında bulunan ABD Donanması’na ait “USS George Washington” uçak gemisinden kalkışa hazırlanırken (CENTCOM)

Şarku’l Avsat‘ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Ordu Komutanı General Emir Hatemi, Tahran’da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, İran’ın karşı karşıya olduğu rakiplerinin “yanlış hesaplarından” birinin İran liderinin ve çok sayıda üst düzey komutanın öldürülmesinin ülkenin çökmesine yol açacağını düşünmeleri olduğunu söyledi.

Hatemi, “Tek bir komutan bile geri adım atmadı. Herkes kararlılıkla ayağa kalktı, direndi ve ülkeyi savundu” dedi. Hatemi, ABD’yi İran içinde karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak Trump’ın İranlılar üzerinde baskı kurup onları isyana ve ardından iç savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü.

Hatemi, Trump’ın Venezuela’ya ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak ABD’nin aynı senaryoyu İran’da uygulamak istediğini ancak İranlıların buna izin vermeyeceğini söyledi. İranlı komutan, “dayatılan savaşın hassas ve kader belirleyici aşamalardan geçtiğini” belirterek “Savaş bitmedi. Zafer kazandık ancak bu zaferi korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hatemi, “Saldırgan düşman ağır darbeler aldı ancak İran askerlerinden gelecek ağır darbelere karşı hazırlıklı olması gerekiyor” dedi.

İran’ın ticaretten mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirten Hatemi, yabancı aktörlerin bölgedeki stratejik su yollarını kullanmasına karşı çıktı.

Hatemi, “İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nı “izzetimizin ve onurumuzun boğazı” olarak nitelendiren Hatemi, “ülkenin düşmanlarının İran halkı bu geçitten mahrum bırakılırken bu büyük lojistik koridoru kullanmasına izin verilmeyeceğini” söyledi.

İran ordusu ABD saldırısını ihtimal dışı bırakmıyor

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya da silahlı kuvvetlerin yeni bir ABD saldırısına karşı “tamamen hazır” olduğunu söyledi. ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde “daha büyük zararlara” uğrayacağı uyarısında bulundu.

jyumk
İran Ordusu Sözcüsü Emir Ekremi-Niya (Arşiv - Daneshju)

Ekremi-Niya, ABD’nin bölgedeki koşullarının “iyi olmadığını” belirterek bunun Washington’ı “askeri saldırganlığa” yöneltebileceğini söyledi. İran ordusunun herhangi bir saldırıyla mücadele etmek için “her açıdan” hazır olduğunu vurguladı.

Washington’ın, Hamas ve Hizbullah’a yönelik saldırılar ile Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran’daki gelişmelerin ülkeye saldırmak için uygun koşulları oluşturduğunu düşünerek yanlış hesap yaptığını savundu.

İran’ın 28 Şubat’taki saldırılara karşılık verdiğini belirten Ekremi-Niya, İran Hava Kuvvetleri’nin 2 Mart’ta Kuveyt, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde operasyonlar düzenlediğini söyledi. “Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız düşmana ezici bir karşılık verdi” dedi.

Ekremi-Niya, Trump’ı İran’ı bölmeye çalışmakla suçlayarak “Saddam gibi üçüncü savaşta da ülkeyi bölmeye çalıştı ancak ikisi de başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.

Wall Street Journal gazetesi ise adını açıklamadığı ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Trump’ın özel görüşmelerinde, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatma ihtimalini dile getirdiğini bildirmişti.

Trump pazar günü İran’la savaşın “yakında” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın “teslim olmasıyla” petrol fiyatlarının “düşeceğini” öne süren Trump, fiyatların “çakılacağını” ifade etti. ABD’nin önceki gece limanlardan “rekor miktarda” petrol çıkardığını ve bunun savaş öncesinde çıkarılan miktardan daha fazla olduğunu söyledi.

Hürmüz güzergâhları

İran Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fazl Şekarci, cumartesi akşamı Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran’ın elinde olduğunu söyledi. Şekarci, devlet televizyonuna verdiği röportajda “İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçmek isteyen hiçbir gemi güvende olmayacak” dedi.

İran’da su yolunun yönetiminden sorumlu kurum da gemi sahiplerini “yasa dışı” olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanmamaları konusunda uyardı. İran medyasının kurumun açıklamasına dayandırdığı haberlere göre talimatlara uyulmaması, gelecekte gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kısıtlamalar getirilmesine yol açabilir.

Kurum, söz konusu güzergâhların kullanılmasının mali riskler ve mürettebatın hayatı açısından tehlikeler barındırdığını belirterek gemi sahiplerinden bu ihlallerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalarını istedi.

Kuralların ihlal edildiği tespit edilen kiracı şirketlerin “ihlal eden şirketler listesine” alınabileceği ve bunun söz konusu şirketlerle bağlantılı tüm gemilerin gelecekteki geçişlerine kısıtlama getirilmesine yol açabileceği belirtildi.

Kurum ayrıca bir geminin sahipleri tarafından gönderildiğini belirttiği bir mektubun görüntüsünü yayımladı. Mektupta gemi sahiplerinin kiracı şirketin doğrudan talimatı üzerine boğazdan “izinsiz” geçiş yaptıkları ve İran makamlarının talep ettiği prosedürleri tamamlamadıkları için özür diledikleri öne sürüldü. İran’ın iddiasına göre gemi sahipleri, gemilerinin ve şirketlerinin ihlal listesinden çıkarılmasını talep etti.

cdfvgthyj
Tahran sokaklarından birinde İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney ile eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğraflarının yer aldığı bir propaganda panosu (EPA)

Bu adımlar, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde atıldı. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak İran’ın saldırıları ve tehditleri gemi trafiğinde keskin düşüşe yol açarken ABD de İran limanlarına abluka uyguladı.

İran, geçiş yapan gemilerden çevrenin korunması gibi hizmetlerin finansmanında kullanılmak üzere “hizmet bedeli” olarak adlandırdığı bir ücret almayı planladığını söylüyor. ABD ise bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kapasitesini küçümsedi. Axios’un haberine göre ABD’li müzakereciler geçen hafta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeler sırasında İran tarafına Tahran’ın boğazı kontrol etmediğini ve dolayısıyla boğazla ilgili taleplerde bulunamayacağını söyledi.

Trump ise İran’ın boğazı yeniden açma önerisini reddetmesinin ardından ABD’nin boğaz üzerinde tam kontrole sahip olduğunu söyledi.

Tahran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “yedi günlük plan” olarak nitelendirdiği öneriyi Katar üzerinden iletmişti. Buna göre Washington’ın başta ABD’nin deniz ablukasını ve petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırması olmak üzere İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğaz yedi gün içinde yeniden açılacaktı.

Şekarci, ABD’yi boğaza müdahale etmemesi konusunda uyararak “Amerikalıların hayatta kalmak için önünde tek bir yol var: Batı Asya bölgesinden çıkmak. Ne kadar hızlı çıkarlarsa kayıpları o kadar az olur” dedi.

Şekarci, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsin. Eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse bir tokat yiyecekler” ifadelerini kullandı.

İran’ı “küresel bir güç” olarak nitelendiren Şekarci, Tahran’ın ABD’nin “yeni dünya düzenindeki eski konumuna” dönmesine izin vermeyeceğini söyledi.


Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
TT

Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasını, ABD’nin deniz ablukasının kaldırılması ve bölgedeki ateşkesin yeniden tesis edilmesine bağlayan önerisini reddetmesinin ertesi günü, bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu yapılmasını beklediğini söyledi.

Trump,bugün (Pazar) Axios’a verdiği mülakatta, “Bu hafta İran’la daha fazla görüşme yapılmasını bekliyorum. Bir anlaşmaya varmak istiyorlar ancak bu benim yapmak istediğim anlaşma değil. Bu, belki de bir yıl önce kabul edebileceğimiz bir anlaşma. Ellerindeki kozları olduğundan fazla değerlendirdiler” dedi.

Bölgesel kaynaklar Trump’ın beklentilerini Axios’a doğrulayarak ABD ile İran arasında yeni bir dolaylı müzakere turunun pazartesi günü başlayabileceğini söyledi. Ancak kaynaklar, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların aşılıp aşılamayacağının henüz net olmadığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarına katıldıktan sonra Tahran’a dönmesine rağmen Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin ekibi New York’taki diplomatik temaslarını sürdürüyor.

Anlaşmazlığın başlıca noktalarından biri müzakerelerin kapsamıyla ilgili. İran, Hürmüz Boğazı ve ABD’nin deniz ablukasına odaklanılmasını isterken Trump yönetimi Tahran’dan nükleer programı konusunda taviz vermesini talep ediyor. Trump, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına yeniden başlayıp başlamayacağı sorusuna ise “Bunu her zaman düşünüyorum” yanıtını verdi.

bghj
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına binerken (AP)

Trump ayrıca ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndan büyük miktarlarda petrol geçişini kolaylaştırdığını belirterek savaşın başlamasından bu yana en yüksek miktarda petrolün hafta sonunda boğazdan geçtiğini söyledi. Trump, “20 milyon varilden fazla” dedi.

ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili de Trump’ın açıklamalarını Axios’a doğrulayarak cuma gecesi Hürmüz Boğazı üzerinden 22 milyon varil petrol ihraç edildiğini belirtti.

Katar, değiştirilmiş formül için arabuluculuk yapıyor

ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, geçen salı günü New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yeni bir dolaylı müzakere turu gerçekleştirdi.

Görüşmelerde Katarlı yetkililer de yer aldı ve iki taraf arasında mesajların iletilmesini sağladı. Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması için İran’ın şartlarını Witkoff ve Kushner’a iletti.

İran, ABD’nin deniz ablukasını kaldırması, petrol satışlarına yönelik yaptırımları iptal etmesi ve bölgede ateşkesin yeniden yürürlüğe konulması karşılığında Hürmüz Boğazı’nın bir hafta içinde yeniden açılmasını ve nükleer müzakerelerin tekrar başlamasını önerdi.

Trump, cumartesi günü İran’ın önerisini reddetti. Ancak bir ABD’li yetkili ile bölgesel kaynaklar Axios’a, Katarlı arabulucuların bir anlaşmaya varılması amacıyla iki taraf arasındaki temaslarını sürdürdüğünü söyledi.

Katar Başbakanı perşembe günü New York’ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya gelerek Trump yönetimiyle yapılabilecek anlaşmayı görüştü. Katar Başbakanı kısa süre sonra üst düzey Katarlı yetkililerle birlikte Witkoff ile görüştü ve kendisini müzakereler hakkında bilgilendirdi.

Dolaylı müzakereler hakkında bilgi sahibi bölgesel bir kaynak, Katarlı arabulucuların İran’ın ilk önerisini iki tarafla görüştüğünü ve incelemeleri için her iki tarafa da uzlaşı sağlayabilecek yeni bir öneri sunduğunu söyledi.

Katarlı arabulucular hafta sonu boyunca öneri metninde yapılacak değişiklikler konusunda İranlı ve Amerikalı müzakerecilerle ayrı ayrı temaslarını sürdürdü.

Arabulucuların pazartesiden itibaren Arakçi ve Witkoff ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.

Arakçi resmi yanıtı bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü NBC News’e yaptığı açıklamada Trump’ın İran’ın önerisini reddettiğini açıklamasına rağmen Tahran’ın diplomatik bir çözüm istediğini söyledi.

Arakçi, ABD’de yapılacak ara seçimlerin Tahran’ın hesaplarında yer almadığını belirterek “Biz yalnızca ulusal çıkarlarımızla ilgileniyoruz. Müzakerelere hazırız” dedi.

Arakçi, “Başkan Trump’ın bu anlaşmayı reddettiğini duyduğumuz halde... arabulucular üzerinden resmi bir yanıt beklemeyi sürdürüyoruz” diye konuştu.