İran balistik füzeleri: Menzilde ABD güçleri, NATO ve Avrupa sınırları var

Tahran, İran füzelerinin menzilini Avrupa’yı vurabilecek kadar artırmakla tehdit etti (AP)
Tahran, İran füzelerinin menzilini Avrupa’yı vurabilecek kadar artırmakla tehdit etti (AP)
TT

İran balistik füzeleri: Menzilde ABD güçleri, NATO ve Avrupa sınırları var

Tahran, İran füzelerinin menzilini Avrupa’yı vurabilecek kadar artırmakla tehdit etti (AP)
Tahran, İran füzelerinin menzilini Avrupa’yı vurabilecek kadar artırmakla tehdit etti (AP)

Askeri uzmanlar, İran balistik füzelerinin tehdidinin ABD güçlerini ve ABD’nin bölgedeki çıkarların aşarak Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ve NATO’nun güney sınırına ulaşabileceği konusunda uyarılarda bulundular. AB’nin ve NATO'nun bu tehditlerle daha ciddi şekilde ilgilenmesi gerektiğini dile getiren uzmanlar, Batı’nın İran saldırılarına ilişkin delil yokluğu bahanesiyle başlarını kuma gömmeyi bırakması çağrısında bulundu.
Askeri harcama
ABD'nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook, birkaç gün önce yaptığı açıklamada, Avrupalılardan İran konusunda açık ve net bir pozisyon benimsemelerini talep etti ve ülkesi ile İran’a muamelelerde bulunma arasında bir tercih yapmaları çağrısında bulundu. Hook, AB’nin Tahran’ın nükleer anlaşma içinde kalmasını sağlamak amacıyla her türlü yola başvurmasının İran’ın askeri yeteneklerini güçlendireceğini ifade etti.
İran’ın yıllık askeri harcamasının arttığını belirten Hook, söz konusu harcamaların nükleer anlaşmanın imzalamasından bu yana 14 milyara ulaşarak zirveyi bulduğunu belirtti. Anlaşmanın bölgesel istikrarın pahasına gerçekleştiğini ifade eden Hook, bunun karşılığında bölgeyi ve dünyayı tehdit eden İran füzelerinin yayılmasına ilişkin kazanımların ise oldukça mütevazı olduğunu kaydetti.
Füze menzilinin arttırılması
Devrim Muhafızları Genel Komutanı General Hüseyin Selami, kıta ülkelerinin Tahran için tehdit oluşturması halinde İran füzelerinin menzilini Avrupa’yı vurabilecek kadar artırmakla tehdit etti ve füzelerinin menzilinin bin 250 kilometreden 2 bin kilometreye çıkarılacağını söyledi.
İran, 2015 yılında uluslararası toplumla nükleer anlaşma imzaladığından bu yana füze faaliyetlerinin savunma amacı güttüğünü öne sürüyor. Fakat ABD’nin rejime yönelik balistik füzelere ilişkin suçlamaları, Avrupa için endişe kapısının açılmasına sebep oldu. Zira ilgili füzeler kendi topraklarına oldukça yakın olacak.
Füze çeşitleri
İranlıların iki modern füze platformu oluşturmalarının ve başarısız bir füze testi gerçekleştirmelerinin ardından Avrupa’da uyarı çanları çalmaya başladı. Zilzal ve Fatih füzelerinin menzili 110 kilometreye ulaşırken, Zülfikar füzesinin menzili ise 200 ila 700 kilometre arasında değişebiliyor. Avrupa Konseyi, Şubat ayında Tahran’ın füze çalışmalarını sürdürdüğü meselesini ele aldı ve İran’ın 1000 kilometre menzili bulunan Dezful adı verilen balistik füzesine ilişkin endişelerini dile getirdi. Dezful füzesi, İran'ın Suriye ve Irak'taki gruplara karşı gerçekleştirdiği askeri operasyonlarda kullandığı Fatih-110 füzesinin geliştirilmiş bir versiyonudur. Tahran, sıvı yakıtlı ve savaş başlığı taşıyabilen Hürremşah füzesi de dâhil olmak üzere balistik füzelerini geliştirme çabalarından geri kalmadı.
Ajanların silahlandırılması
Independent Arabia’dan Kifaya Ollier’e konuşan Yakın Doğu ve Körfez Askeri Analiz Merkezi Müdürü Riyad Kahveci, İran'ın balistik füzeleri, Kuzey Irak'ta veya Kuzey Suriye'de kurulursa NATO ve AB’nin güney sınırlarını tehdit edebileceğini söyledi. Bunun yanı sıra Akdeniz kıyılarına, Kızıldeniz’e veya Basra Körfezi’ne konuşlandırılacak gemi karşıtı füzelerin ise nakliye hatlarını tehdit edebileceğini ve ana ticaret yollarını kesebileceğini belirtti. Bölgedeki ajan güçlerin son zamanlarda kapasitelerini ortaya koyduklarına dikkat çeken Kahveci, İran Devrim Muhafızları’nın hâlihazırda bu ülkelerde sayıları on binleri bulan ajan milis gruplarına sahip olduğunu dile getirdi. Ayrıca bu ajanların balistik füzelerin yanı sıra savaş uçakları ve gemi karşıtı füzeler de dâhil olmak üzere geniş bir silah cephanesi ile donatıldığını kaydetti. Kahveci, AB ve eski ABD Başkanı Barack Obama'nın Tahran'ın genişlemeci politikalarına yönelik hoşgörülü ve sakin tutumunun, İran’ın Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’de askeri olarak yerleşmesine yol açtığını ifade etti.
Uranyum zenginleştirmesi
Tahran, nükleer anlaşma kapsamında dünya güçlerince belirlenen uranyum zenginleştirme sınırlarını ihlal edeceğine dair tehditlerde bulunmasına rağmen, AB ve NATO şu ana kadar İran tehditleriyle yeterince ilgilenmedi. İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi’nin zenginleştirme oranının 4 kat arttırıldığını ve 300 kg sınırının aşıldığını açıklamasına rağmen AB, İran’ın anlaşmada kalması için çalışmalarına devam ediyor.
Gözlemciler, özellikle Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Tahran'ın kapsamlı ortak eylem planı olarak bilinen anlaşmaya uymaması hakkındaki raporunun ardından Avrupa bloğunun anlaşmadan çekilmesinin ya da en azından Birleşmiş Milletler (BM) ile yeni bir anlaşmaya varmaya çalışmanın daha iyi olduğunu düşünüyorlar.
INSTEX mekanizması
AB, Tahran'a defalarca nükleer anlaşmanın hayatta kalması için daha fazla çaba göstermesi çağrısında bulundu. İran Avrupa'dan ne istiyor? İran basını, Tahran’ın nükleer anlaşma için daha iyi şartlar oluşturmaya çalıştığını, AB’den ülke ekonomisi için daha fazla yardımda bulunmasını ve ABD’nin yaptırımlarından kaynaklanan bazı zararların telafi edilmesini istediğini kaydediyor. Ancak Avrupalılar, Tahran'ın taleplerini yerine getirmemeye çalışırken birtakım zorluklar ile karşı karşıya kaldı. 2019 Ocak ayında Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık tarafından İran'la dolar dışı ticareti kolaylaştırmak amacıyla Ticaret Borsalarını Destekleme Aracı'ı (INSTEX) kurdu. Ancak İranlı yetkililerin ifadelerine göre söz konusu mekanizmanın faaliyete geçmesi gecikti, etkilerinin sınırlı olacağı belirtildi ve yetersiz kalacağı kaydedildi.
Irak deneyimi
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, ABD istihbarat yetkililerinin, İran’ın Körfez’deki iki tankere yönelik gerçekleştiren saldırıya katılımını gösteren çok sayıda delil ve veri ortaya koyduklarını söyledi. İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, İngiltere'nin tankerlere yönelik saldırıların arkasında Tahran'ın olduğu konusunda “neredeyse emin” olduğu yönündeki sözlerine rağmen, AB sessizliğini korudu.
AB’nin kanıtları değerlendirmek için daha fazla zaman gerektiği yönündeki çağrıları, 2003 yılında Irak’ta yaşanan senaryodan kaçınmakla bağlantılı olabilir. O sıra ABD ve İngiltere, Saddam Hüseyin rejiminin kitle imha silahlarına sahip olduğuna dair kesin kanıtlara sahip olduklarını belirtmişlerdi, fakat sonrasında buna dair herhangi bir şeye ulaşılmamıştı. Bu ihtiyat, Lüksemburg Dışişleri ve Avrupa Bakanı Jean Asselborn’un şu sözlerinde de kendini gösteriyor: “İran'ın bu saldırılara katılımının kanıtlanmasına ilişkin oluşturulacak soruşturma komisyonu için BM tarafından açık bir şekilde yetki verilmesi gerekiyor. 2002 yılında olduğu gibi daha sonra yanlış olduğu kanıtlanan varsayımlarla harekete geçemeyiz.”
Irak savaşı, Hollanda gibi bazı Avrupa ülkelerinin –özellikle askeri bir müdahalede bulunmak için- istihbarat delillerinin elde edilmesini şart koşmasına yol açmış gibi görünüyor. Hollandalılar ve diğer ülkeler, ABD-İran askeri çatışmasına yol açmasından korkulan son gelişmelere ilişkin henüz kendileri tarafından elde edilecek bilgilere sahip değiller.
Analist Kahveci, bir dizi Avrupa ülkesinin ve diğer dünya güçlerinin, nükleer anlaşmadan çekilme konusunda Başkan Trump’la yaşamış oldukları anlaşmazlığa rağmen, Tahran tarafından yakın zamanda alınan kararlar ve yapılan tehditler ile birlikte ABD pozisyonuna daha yakın olduklarını belirtiyor. Güç dengesinin ABD lehine olmasına rağmen İran’ın şiddet araçlarına başvurmaya ve durumu savaşın eşiğine getirmeye hazır olduğunu kaydeden Kahveci, İran’ın uluslararası topluma yönelik tehditler aracılığıyla ağırlıklı olarak şantaj stratejisi uyguladığına işaret ediyor. Kahveci’nin ifadesine göre İran, dış dünyayla ticaret yapmanın alternatifi olmaksızın yaptırımların devam etmesi durumunda, mevcut çatışmayı bölgesel bir savaşa sürükleyecek.



Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe


İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
TT

İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)

İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, pazar günü savaşın “sona ermediğini” söyleyerek “ağır saldırılar” tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın “teslim olması” halinde çatışmaların “yakında” sona ereceğini öne sürdü.

Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Deniz Kuvvetleri, “Remus 600” tipi ABD’ye ait insansız denizaltıyı ele geçirdi. Denizaltının Hürmüz Boğazı’nda “casusluk görevleri” yürüttüğü belirtildi.

Açıklamada, denizaltının istihbarat kapasitesi ve elektronik harp tekniklerinin kullanıldığı “koordineli ve karmaşık bir operasyon” sonucunda ele geçirildiği belirtildi. Denizaltının içinde depolanan verilerin çıkarılması için İranlı uzmanların kontrolüne alındığı kaydedildi. ABD ordusundan ise henüz konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tahran, eylül ayı içinde ikinci kez insansız bir ABD denizaltısını ele geçirdiğini duyurmuş oldu. Devrim Muhafızları, 8 Eylül’de de başka bir ABD insansız denizaltısını kontrol altına aldığını açıklamıştı. ABD ordusu daha sonra deniz insansız araçlarından birinin “arızalandığını” bildirmiş ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü İran hükümetinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları yedi gün içinde sona erdirme önerisini reddetmesinin ardından geldi. Tahran ise iki taraf arasında İslamabad’da varılan mutabakat zaptına yakın şartlarda ısrar ediyor. Söz konusu mutabakat, İran’ın boğazdaki gemilere yönelik saldırılarına yeniden başlamasının ardından çökmüştü.

cdvfhyj
“F/A-18 Super Hornet” savaş uçağı, Orta Doğu sularında bulunan ABD Donanması’na ait “USS George Washington” uçak gemisinden kalkışa hazırlanırken (CENTCOM)

Şarku’l Avsat‘ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Ordu Komutanı General Emir Hatemi, Tahran’da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, İran’ın karşı karşıya olduğu rakiplerinin “yanlış hesaplarından” birinin İran liderinin ve çok sayıda üst düzey komutanın öldürülmesinin ülkenin çökmesine yol açacağını düşünmeleri olduğunu söyledi.

Hatemi, “Tek bir komutan bile geri adım atmadı. Herkes kararlılıkla ayağa kalktı, direndi ve ülkeyi savundu” dedi. Hatemi, ABD’yi İran içinde karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak Trump’ın İranlılar üzerinde baskı kurup onları isyana ve ardından iç savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü.

Hatemi, Trump’ın Venezuela’ya ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak ABD’nin aynı senaryoyu İran’da uygulamak istediğini ancak İranlıların buna izin vermeyeceğini söyledi. İranlı komutan, “dayatılan savaşın hassas ve kader belirleyici aşamalardan geçtiğini” belirterek “Savaş bitmedi. Zafer kazandık ancak bu zaferi korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hatemi, “Saldırgan düşman ağır darbeler aldı ancak İran askerlerinden gelecek ağır darbelere karşı hazırlıklı olması gerekiyor” dedi.

İran’ın ticaretten mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirten Hatemi, yabancı aktörlerin bölgedeki stratejik su yollarını kullanmasına karşı çıktı.

Hatemi, “İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nı “izzetimizin ve onurumuzun boğazı” olarak nitelendiren Hatemi, “ülkenin düşmanlarının İran halkı bu geçitten mahrum bırakılırken bu büyük lojistik koridoru kullanmasına izin verilmeyeceğini” söyledi.

İran ordusu ABD saldırısını ihtimal dışı bırakmıyor

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya da silahlı kuvvetlerin yeni bir ABD saldırısına karşı “tamamen hazır” olduğunu söyledi. ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde “daha büyük zararlara” uğrayacağı uyarısında bulundu.

jyumk
İran Ordusu Sözcüsü Emir Ekremi-Niya (Arşiv - Daneshju)

Ekremi-Niya, ABD’nin bölgedeki koşullarının “iyi olmadığını” belirterek bunun Washington’ı “askeri saldırganlığa” yöneltebileceğini söyledi. İran ordusunun herhangi bir saldırıyla mücadele etmek için “her açıdan” hazır olduğunu vurguladı.

Washington’ın, Hamas ve Hizbullah’a yönelik saldırılar ile Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran’daki gelişmelerin ülkeye saldırmak için uygun koşulları oluşturduğunu düşünerek yanlış hesap yaptığını savundu.

İran’ın 28 Şubat’taki saldırılara karşılık verdiğini belirten Ekremi-Niya, İran Hava Kuvvetleri’nin 2 Mart’ta Kuveyt, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde operasyonlar düzenlediğini söyledi. “Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız düşmana ezici bir karşılık verdi” dedi.

Ekremi-Niya, Trump’ı İran’ı bölmeye çalışmakla suçlayarak “Saddam gibi üçüncü savaşta da ülkeyi bölmeye çalıştı ancak ikisi de başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.

Wall Street Journal gazetesi ise adını açıklamadığı ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Trump’ın özel görüşmelerinde, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatma ihtimalini dile getirdiğini bildirmişti.

Trump pazar günü İran’la savaşın “yakında” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın “teslim olmasıyla” petrol fiyatlarının “düşeceğini” öne süren Trump, fiyatların “çakılacağını” ifade etti. ABD’nin önceki gece limanlardan “rekor miktarda” petrol çıkardığını ve bunun savaş öncesinde çıkarılan miktardan daha fazla olduğunu söyledi.

Hürmüz güzergâhları

İran Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fazl Şekarci, cumartesi akşamı Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran’ın elinde olduğunu söyledi. Şekarci, devlet televizyonuna verdiği röportajda “İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçmek isteyen hiçbir gemi güvende olmayacak” dedi.

İran’da su yolunun yönetiminden sorumlu kurum da gemi sahiplerini “yasa dışı” olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanmamaları konusunda uyardı. İran medyasının kurumun açıklamasına dayandırdığı haberlere göre talimatlara uyulmaması, gelecekte gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kısıtlamalar getirilmesine yol açabilir.

Kurum, söz konusu güzergâhların kullanılmasının mali riskler ve mürettebatın hayatı açısından tehlikeler barındırdığını belirterek gemi sahiplerinden bu ihlallerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalarını istedi.

Kuralların ihlal edildiği tespit edilen kiracı şirketlerin “ihlal eden şirketler listesine” alınabileceği ve bunun söz konusu şirketlerle bağlantılı tüm gemilerin gelecekteki geçişlerine kısıtlama getirilmesine yol açabileceği belirtildi.

Kurum ayrıca bir geminin sahipleri tarafından gönderildiğini belirttiği bir mektubun görüntüsünü yayımladı. Mektupta gemi sahiplerinin kiracı şirketin doğrudan talimatı üzerine boğazdan “izinsiz” geçiş yaptıkları ve İran makamlarının talep ettiği prosedürleri tamamlamadıkları için özür diledikleri öne sürüldü. İran’ın iddiasına göre gemi sahipleri, gemilerinin ve şirketlerinin ihlal listesinden çıkarılmasını talep etti.

cdfvgthyj
Tahran sokaklarından birinde İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney ile eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğraflarının yer aldığı bir propaganda panosu (EPA)

Bu adımlar, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde atıldı. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak İran’ın saldırıları ve tehditleri gemi trafiğinde keskin düşüşe yol açarken ABD de İran limanlarına abluka uyguladı.

İran, geçiş yapan gemilerden çevrenin korunması gibi hizmetlerin finansmanında kullanılmak üzere “hizmet bedeli” olarak adlandırdığı bir ücret almayı planladığını söylüyor. ABD ise bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kapasitesini küçümsedi. Axios’un haberine göre ABD’li müzakereciler geçen hafta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeler sırasında İran tarafına Tahran’ın boğazı kontrol etmediğini ve dolayısıyla boğazla ilgili taleplerde bulunamayacağını söyledi.

Trump ise İran’ın boğazı yeniden açma önerisini reddetmesinin ardından ABD’nin boğaz üzerinde tam kontrole sahip olduğunu söyledi.

Tahran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “yedi günlük plan” olarak nitelendirdiği öneriyi Katar üzerinden iletmişti. Buna göre Washington’ın başta ABD’nin deniz ablukasını ve petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırması olmak üzere İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğaz yedi gün içinde yeniden açılacaktı.

Şekarci, ABD’yi boğaza müdahale etmemesi konusunda uyararak “Amerikalıların hayatta kalmak için önünde tek bir yol var: Batı Asya bölgesinden çıkmak. Ne kadar hızlı çıkarlarsa kayıpları o kadar az olur” dedi.

Şekarci, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsin. Eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse bir tokat yiyecekler” ifadelerini kullandı.

İran’ı “küresel bir güç” olarak nitelendiren Şekarci, Tahran’ın ABD’nin “yeni dünya düzenindeki eski konumuna” dönmesine izin vermeyeceğini söyledi.


Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
TT

Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasını, ABD’nin deniz ablukasının kaldırılması ve bölgedeki ateşkesin yeniden tesis edilmesine bağlayan önerisini reddetmesinin ertesi günü, bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu yapılmasını beklediğini söyledi.

Trump,bugün (Pazar) Axios’a verdiği mülakatta, “Bu hafta İran’la daha fazla görüşme yapılmasını bekliyorum. Bir anlaşmaya varmak istiyorlar ancak bu benim yapmak istediğim anlaşma değil. Bu, belki de bir yıl önce kabul edebileceğimiz bir anlaşma. Ellerindeki kozları olduğundan fazla değerlendirdiler” dedi.

Bölgesel kaynaklar Trump’ın beklentilerini Axios’a doğrulayarak ABD ile İran arasında yeni bir dolaylı müzakere turunun pazartesi günü başlayabileceğini söyledi. Ancak kaynaklar, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların aşılıp aşılamayacağının henüz net olmadığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarına katıldıktan sonra Tahran’a dönmesine rağmen Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin ekibi New York’taki diplomatik temaslarını sürdürüyor.

Anlaşmazlığın başlıca noktalarından biri müzakerelerin kapsamıyla ilgili. İran, Hürmüz Boğazı ve ABD’nin deniz ablukasına odaklanılmasını isterken Trump yönetimi Tahran’dan nükleer programı konusunda taviz vermesini talep ediyor. Trump, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına yeniden başlayıp başlamayacağı sorusuna ise “Bunu her zaman düşünüyorum” yanıtını verdi.

bghj
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına binerken (AP)

Trump ayrıca ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndan büyük miktarlarda petrol geçişini kolaylaştırdığını belirterek savaşın başlamasından bu yana en yüksek miktarda petrolün hafta sonunda boğazdan geçtiğini söyledi. Trump, “20 milyon varilden fazla” dedi.

ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili de Trump’ın açıklamalarını Axios’a doğrulayarak cuma gecesi Hürmüz Boğazı üzerinden 22 milyon varil petrol ihraç edildiğini belirtti.

Katar, değiştirilmiş formül için arabuluculuk yapıyor

ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, geçen salı günü New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yeni bir dolaylı müzakere turu gerçekleştirdi.

Görüşmelerde Katarlı yetkililer de yer aldı ve iki taraf arasında mesajların iletilmesini sağladı. Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması için İran’ın şartlarını Witkoff ve Kushner’a iletti.

İran, ABD’nin deniz ablukasını kaldırması, petrol satışlarına yönelik yaptırımları iptal etmesi ve bölgede ateşkesin yeniden yürürlüğe konulması karşılığında Hürmüz Boğazı’nın bir hafta içinde yeniden açılmasını ve nükleer müzakerelerin tekrar başlamasını önerdi.

Trump, cumartesi günü İran’ın önerisini reddetti. Ancak bir ABD’li yetkili ile bölgesel kaynaklar Axios’a, Katarlı arabulucuların bir anlaşmaya varılması amacıyla iki taraf arasındaki temaslarını sürdürdüğünü söyledi.

Katar Başbakanı perşembe günü New York’ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya gelerek Trump yönetimiyle yapılabilecek anlaşmayı görüştü. Katar Başbakanı kısa süre sonra üst düzey Katarlı yetkililerle birlikte Witkoff ile görüştü ve kendisini müzakereler hakkında bilgilendirdi.

Dolaylı müzakereler hakkında bilgi sahibi bölgesel bir kaynak, Katarlı arabulucuların İran’ın ilk önerisini iki tarafla görüştüğünü ve incelemeleri için her iki tarafa da uzlaşı sağlayabilecek yeni bir öneri sunduğunu söyledi.

Katarlı arabulucular hafta sonu boyunca öneri metninde yapılacak değişiklikler konusunda İranlı ve Amerikalı müzakerecilerle ayrı ayrı temaslarını sürdürdü.

Arabulucuların pazartesiden itibaren Arakçi ve Witkoff ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.

Arakçi resmi yanıtı bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü NBC News’e yaptığı açıklamada Trump’ın İran’ın önerisini reddettiğini açıklamasına rağmen Tahran’ın diplomatik bir çözüm istediğini söyledi.

Arakçi, ABD’de yapılacak ara seçimlerin Tahran’ın hesaplarında yer almadığını belirterek “Biz yalnızca ulusal çıkarlarımızla ilgileniyoruz. Müzakerelere hazırız” dedi.

Arakçi, “Başkan Trump’ın bu anlaşmayı reddettiğini duyduğumuz halde... arabulucular üzerinden resmi bir yanıt beklemeyi sürdürüyoruz” diye konuştu.