İran’ın ensesindeki ABD tehdidi ve istihbarat savaşı

Bir İranlı, dün Tahran’da bir camideki Cuma namazı sırasında ‘Amerika’ya Ölüm’ yazılı bir bayrak taşırken (Reuters)
Bir İranlı, dün Tahran’da bir camideki Cuma namazı sırasında ‘Amerika’ya Ölüm’ yazılı bir bayrak taşırken (Reuters)
TT

İran’ın ensesindeki ABD tehdidi ve istihbarat savaşı

Bir İranlı, dün Tahran’da bir camideki Cuma namazı sırasında ‘Amerika’ya Ölüm’ yazılı bir bayrak taşırken (Reuters)
Bir İranlı, dün Tahran’da bir camideki Cuma namazı sırasında ‘Amerika’ya Ölüm’ yazılı bir bayrak taşırken (Reuters)

İran, geçtiğimiz ay İran Devrim Muhafızları’na (DMO) bağlı istihbarat teşkilâtına dair yeni bir karar aldı. Teşkilâtın yurtdışında ABD’ye odaklanan faaliyet alanının genişletilmesine ilişkin karar, ‘kapsamlı bir istihbarat savaşına’ girildiği anlamını taşıyor.
DMO, Stratejik İstihbarat Müdürlüğü’nün, teşkilâtın genişletilmiş misyonunun bileşenlerinden biri olarak DMO İstihbarat Teşkilâtı şemsiyesi altına girdiğine vurgu yaptı.
Resmî İran kanalları, geçtiğimiz 18 Mayıs’ta, DMO İstihbarat Teşkilâtı Başkanı Hüseyin Tayyib’in görevine devam ettiğini, daha önce DMO Stratejik İstihbarat Müdürlüğü’nün başında olan Hasan Mahacgi’nin ise başkan yardımcısı olarak atandığını duyurdu. Karara göre önceki yardımcı Hasan Necat ise, DMO Sosyal ve Kültürel İşler Başkanlığı yardımcılığına getirildi.
İran’da devrimin yapıldığı 1979 yılından bu yana DMO istihbarat topluluğu, bir dizi değişikliğe uğrayarak Resmî İstihbarat Bakanlığı aleyhine daha fazla güç kazandı. İran İslam Devrimi'nin siyasi, hukuki ve ruhani lideri Ayetullah Humeyni’nin ülkenin yönetim dizginlerini ele almasından sonra DMO İstihbarat ve Soruşturma Birimi, ülkenin istihbarat faaliyetlerinin baş sorumlusu oldu. 1980 yılında DMO, Irak-İran Savaşı’ndan ötürü askerî istihbarat alanında faaliyet alanını genişletti. Daha sonra, 1983 yılında DMO’ya bağlı iç güvenlik birimlerinden İstihbarat Bakanlığı oluşturuldu. Bu bakanlık daha sonra dış operasyon görevleri üstlendi. Sonra DMO’ya bağlı istihbarat biriminin adı İstihbarat Müdürlüğü olarak değiştirildi.
İran suikastları
İstihbarat Bakanlığı, Hizbullah ve Devrim Muhafızları ile işbirliği içinde, bir dizi suikastın gerçekleştirilmesinde kilit bir rol oynadı ve 80’li ve 90’lı yıllar arasındaki dönemde yurtdışında yaklaşık 60 operasyon gerçekleştirdi.
Savaşın ardından yaklaşık 1990 yılında İran, DMO’ya bağlı dış operasyon birimi olarak Kudüs Gücü’nü kurdu. Yeni kurulan bu yapı, sıra dışı askerî operasyonlar gerçekleştirmek ve yurtdışındaki radikal ve silahlı gruplarla olan ilişkileri güçlendirmekten sorumlu. Bu yeni gücün üyeleri arasında İstihbarat Müdürlüğü ve Ramazan Üssü’nün kıdemli subayları da bulunuyordu. Sözü edilen Ramazan Üssü, Irak-İran Savaşı sırasında ‘düşman hatları ardında’ özel operasyonlar planlama ve yönetmenin yanı sıra Irak rejimine muhalif isyancıları destekleme faaliyeti de yürüten bir merkezdir.
Ilımlı Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin seçilmesi ve 1999 yılında düşünürler, entelektüeller ve rejim muhaliflerine uygulanan yoğun suikast eylemlerinin ortaya çıkmasından sonra “Yüce Rehber” Ali Hamaney, İstihbarat Bakanlığı’na güvensizlik duyarak Devrim Muhafızları İstihbarat Müdürlüğünü paralel bir istihbarat bakanlığı seviyesine çıkardı. 2005-2006 yılları arasında ise DMO Strateji Merkezi’nin rahminden Stratejik İstihbarat Müdürlüğü doğdu. 2009 seçimlerinden sonra patlak veren protestoların ardından İranlı yetkililer, protestoları önleme konusundaki başarısızlığından dolayı İstihbarat Bakanlığı’nı eleştirerek bakanlık içerisindeki belirgin bölünmeleri söz konusu ettiler. Bunun sonucunda istihbarat subaylarına yönelik bir temizlik operasyonu gerçekleşti. İslam Cumhuriyeti, DMO İstihbarat Müdürlüğü’nü bir teşkilât düzeyine yükseltme kararı alarak bütçesini ve faaliyet alanını genişletti. Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilâtının faaliyetleri temelde karşı istihbarata ve iç güvenliğe odaklandı.
Bu cümleden olarak Kudüs Gücü, İstihbarat Bakanlığı aleyhinde daha fazla önem kazandı. 2010 yılı başlarında nükleer programına yönelik ABD ve İsrail saldırılarına karşılık olarak İran Kudüs Gücü, 400 Birliği adı ile bilinen kendisine özgü dış operasyon ekibi kurdu. Bu birlik, Lübnanlı Hizbullah ve Filistinli İslamî Cihat örgütleri ile 2010 yılı başlarında ABD ve İsrail hedeflerine yönelik gerçekleştirdikleri bir dizi saldırıda oldukça düşük başarı oranları elde etti.
İran’ın istihbarat hedefinde ABD var
Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, DMO’nun özellikle ABD’ye odaklanarak görev alanının genişletildiğine işaret etti. DMO Komutanı ve Yardımcısına görev takdimi töreninde konuşma yapan Selami, DMO İstihbarat Teşkilâtının yurtdışı istihbaratına yönelik faaliyet alanını genişleteceğini, teşkilâtın çalışma alanının tüm rejim, İslam Devrimi ve İran’a yönelik tehdit coğrafyası olacağını ifade etti. Konuşmasının devamında, “Biz bugün Amerika’ya karşı kapsamlı bir istihbarat savaşı içerisindeyiz. Bu ortam, psikolojik ve elektronik operasyonların, askerî harekâtların, kamu diplomasisinin ve korku yayma eylemlerinin birleşimini kapsar” ifadeleri kullanan Selami’ye göre Devrim Muhafızlarının, istihbarat ve ABD’nin davranışlarını analiz etmekten bir an bile vazgeçmemesi gerekiyor. Selami, başarı ölçüsünü ise şu sözlerle belirledi: “İstihbarat savaşında düşmanı yenebiliriz. Düşmanın güç kullanma isteğinin önünü alırsak bu, onun gücünün yönünü değiştirme konusunda başarılı olduğumuz anlamına gelir.”
Stratejik İstihbarat Müdürlüğü’nün DMO İstihbarat Teşkilâtına katılması, epey yankı uyandırdı. Devrim Muhafızları ile bağlantılı basın, bu birleştirme eyleminin, Hasan Mahacgi’nin DMO İstihbarat Teşkilâtının yeni yardımcısı olarak atanması ile eş zamanlı uygulamalardan biri olduğunu belirtti. Muhtemeldir ki bu birleştirme adımı, mevcut rekabeti sınırlandırmak ve istihbarat birimlerini yeni görevleri yerine getirmek adına daha iyi bir şekilde düzenlemek için atıldı. Bununla beraber birtakım sürtüşmelerin baş göstermesi uzak bir ihtimal değil. Nitekim Hasan Mahacgi, alışkanlık üzere Muhafız subaylarını beraberinde İstihbarat Teşkilâtına götürüyor. Stratejik İstihbarat Müdürlüğü hakkında kamuya açık pek fazla bilgi bulunmamakla birlikte DMO’ya bağlı raporlar, Müdürlüğün faaliyetlerini, General Selami’nin DMO’nun karşılaştığı karmaşık ve çok yönlü ortama dair açıklaması ile ilişkilendirdi. Bu durum, Müdürlüğün görevinin, stratejik istihbarat kavramının genel tarifini kapsadığına işaret ediyor. Yani operasyonel ve taktiksel tarzlarla ulusal düzeyde mevcut olan tehditleri belirlemek.
ABD’nin adımına İran’dan karşı hamle
DMO İstihbarat Teşkilâtının izlenen yaklaşıma odaklanması ve yurtdışındaki faaliyet portföyünü genişletmekle birlikte daha önemli istihbarat görevlerini üstlenmesi söz konusu olabilir. Teşkilâtın, DMO’da ABD’yi hedef alan böylesi faaliyetlerin düzenlenmesinde daha büyük bir rol oynaması mümkün. DMO’nun İslam Cumhuriyeti’nin güvenlik ve askerî kararlar ayağı üzerindeki egemenliğine bakılırsa DMO İstihbarat Teşkilâtının, İran’ın yurtdışında izlediği politikaları desteklemek bakımından daha merkezî bir rol oynayacağı söylenebilir.
DMO İstihbarat yapısındaki son değişikliklere ABD’den gelen olası tehditler yol açtı. 2017 yılında Amerikan basını, Merkezi İstihbarat Teşkilâtının (CIA) İran’a dair kaynak ve bilgi toplamak adına İran misyon merkezi kurduğunu belirtti. General Selami, DMO’nun ABD’ye karşı açık bir istihbarat savaşı içerisinde olduğu düşüncesini dile getirirken oldukça netti. Bu durum, DMO’nun, kendisine uygulanan baskının miktarını hissettiğini gösterir. DMO İstihbarat Teşkilâtının yeniden yapılanması ayrıca, DMO’nun ABD tarafından yabancı terör örgütleri listesine dahil edilmesinden sonra gerçekleşiyor. General Selami’nin General Muhammed Ali Caferi’nin yerine almasındaki sebep de buydu. Nitekim General Caferi, ABD’ye doğrudan tehditler savurdu. Bu tehditlerden biri de ABD’nin İran’a yaklaşık 1000 kilometre mesafedeki askerî üslerini boşaltması gerekeceği yönündeydi. Bu durum, tehdide arka çıkma ve destek çıkmaya yönelmesi halinde Tahran’ı, ABD’ye karşı doğrudan askerî çatışmaya girme tehlikeleri ile dolu bir duruma düşürdü.
DMO İstihbarat Teşkilâtının görevlerinin, İran İstihbarat Bakanlığı görevleri ile iç içe geçmesi, bunun da yetki karışıklığı ve aralarında kayda değer bir rekabete yol açması mümkün. General Selami’nin geçtiğimiz Mayıs ayında İstihbarat Bakanlığı ile DMO İstihbarat Teşkilâtı arasında bir toplantı düzenlemesinin sebebi de muhtemelen mevcut ve önceki rekabet haliydi. Selami, toplantı konuşmasında bu iki büyük teşkilâtın, İran rejiminin gözlerini temsil ettiğini ve birbirinin mütemmim cüzü olduğunu söyledi. DMO İstihbarat Teşkilâtının sahip olduğu üstünlük göz önünde bulundurulduğunda iki kurumun yurtdışındaki ortak eylemlerinin bir işbirliği içerisinde olması muhtemel.
Başarısızlıklar ve etkileri
İstihbarat Bakanlığı son zamanlarda birçok başarısız operasyonda yer aldı ki bu durumun, DMO İstihbarat Teşkilâtının rolünü güçlendirme kararı üzerinde de bariz bir etkisi oldu. 2018 yılında Arnavutluk, Danimarka ve Fransa’daki yetkililer, komplo veya casusluk suçlamaları ile İran İstihbarat Bakanlığı’nda çalışan ajanları ya tutukladı ya da ülkeden kovdu. Söz konusu operasyonlardan en bilineni ise Paris yakınlarında rejime yönelik bir muhalefet topluluğunun hedef alınması idi. Aynı şekilde Hollandalı yetkililer de, 2015 yılında İran’ın birine suikast uygulamak için iki suçludan yardım istediği sonucuna vardıktan sonra İranlı iki diplomatı sınır dışı etti. Yetkililer, suçlulardan yardım isteyen kurumun adını zikretmedi. Daha sonraki tutuklama operasyonları, görevlerin yerine getirilmesinde dış kaynakların yardımına başvurulduğu konusuna daha fazla ışık tuttu. Bu durum, 80’li ve 90’lı yıllar arasındaki dönemde yurtdışında gerek yürütme gerekse de desteklemede çoğunlukla Hizbullah ajanları kullanılarak yapılan yaklaşık 60 suikast operasyonu ile karşılaştırıldığında Bakanlığın gücünde belirgin bir gerilemeyi gözler önüne serdi.
DMO İstihbarat Teşkilâtı, her ne kadar rekabet ihtimalini artırsa da bilhassa ABD hedefleri konusunda görevlerin birbiri ile bağlantısı ölçüsünde Kudüs Gücü ile birlikte çalışabilir. Belirtmekte fayda var ki 2010 yılı başlarında birtakım başarısızlıklara imza atan Kudüs Gücü’nün Almanya’da şüpheli ajanları yetkililer tarafından tutuklanırken Orta Afrika Cumhuriyeti’nde de bir hücresi ortaya çıkarıldı. DMO İstihbarat Teşkilâtının operasyonlarda Kudüs Gücü’ne mi dayanacağı yoksa kendisine özgü dış operasyon birimi oluşturmaya mı başvuracağı henüz belli değil.
DMO İstihbarat Teşkilâtının görev alanının genişletilmesi, İran Devrim Muhafızlarının İslam Cumhuriyeti’ndeki istihbarat topluluğuna egemen olduğunu gösterdi. Hâlihazırdaki çabalar, İran’ın ABD’ye karşı asimetrik istihbarat hamlesini genişletme konusundaki özenini ve açık hedefin ABD’yi İran’a karşı askerî güç kullanmaktan men etmek olduğunu yansıtıyor.



Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe


İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
TT

İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)

İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, pazar günü savaşın “sona ermediğini” söyleyerek “ağır saldırılar” tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın “teslim olması” halinde çatışmaların “yakında” sona ereceğini öne sürdü.

Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Deniz Kuvvetleri, “Remus 600” tipi ABD’ye ait insansız denizaltıyı ele geçirdi. Denizaltının Hürmüz Boğazı’nda “casusluk görevleri” yürüttüğü belirtildi.

Açıklamada, denizaltının istihbarat kapasitesi ve elektronik harp tekniklerinin kullanıldığı “koordineli ve karmaşık bir operasyon” sonucunda ele geçirildiği belirtildi. Denizaltının içinde depolanan verilerin çıkarılması için İranlı uzmanların kontrolüne alındığı kaydedildi. ABD ordusundan ise henüz konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tahran, eylül ayı içinde ikinci kez insansız bir ABD denizaltısını ele geçirdiğini duyurmuş oldu. Devrim Muhafızları, 8 Eylül’de de başka bir ABD insansız denizaltısını kontrol altına aldığını açıklamıştı. ABD ordusu daha sonra deniz insansız araçlarından birinin “arızalandığını” bildirmiş ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü İran hükümetinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları yedi gün içinde sona erdirme önerisini reddetmesinin ardından geldi. Tahran ise iki taraf arasında İslamabad’da varılan mutabakat zaptına yakın şartlarda ısrar ediyor. Söz konusu mutabakat, İran’ın boğazdaki gemilere yönelik saldırılarına yeniden başlamasının ardından çökmüştü.

cdvfhyj
“F/A-18 Super Hornet” savaş uçağı, Orta Doğu sularında bulunan ABD Donanması’na ait “USS George Washington” uçak gemisinden kalkışa hazırlanırken (CENTCOM)

Şarku’l Avsat‘ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Ordu Komutanı General Emir Hatemi, Tahran’da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, İran’ın karşı karşıya olduğu rakiplerinin “yanlış hesaplarından” birinin İran liderinin ve çok sayıda üst düzey komutanın öldürülmesinin ülkenin çökmesine yol açacağını düşünmeleri olduğunu söyledi.

Hatemi, “Tek bir komutan bile geri adım atmadı. Herkes kararlılıkla ayağa kalktı, direndi ve ülkeyi savundu” dedi. Hatemi, ABD’yi İran içinde karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak Trump’ın İranlılar üzerinde baskı kurup onları isyana ve ardından iç savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü.

Hatemi, Trump’ın Venezuela’ya ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak ABD’nin aynı senaryoyu İran’da uygulamak istediğini ancak İranlıların buna izin vermeyeceğini söyledi. İranlı komutan, “dayatılan savaşın hassas ve kader belirleyici aşamalardan geçtiğini” belirterek “Savaş bitmedi. Zafer kazandık ancak bu zaferi korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hatemi, “Saldırgan düşman ağır darbeler aldı ancak İran askerlerinden gelecek ağır darbelere karşı hazırlıklı olması gerekiyor” dedi.

İran’ın ticaretten mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirten Hatemi, yabancı aktörlerin bölgedeki stratejik su yollarını kullanmasına karşı çıktı.

Hatemi, “İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nı “izzetimizin ve onurumuzun boğazı” olarak nitelendiren Hatemi, “ülkenin düşmanlarının İran halkı bu geçitten mahrum bırakılırken bu büyük lojistik koridoru kullanmasına izin verilmeyeceğini” söyledi.

İran ordusu ABD saldırısını ihtimal dışı bırakmıyor

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya da silahlı kuvvetlerin yeni bir ABD saldırısına karşı “tamamen hazır” olduğunu söyledi. ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde “daha büyük zararlara” uğrayacağı uyarısında bulundu.

jyumk
İran Ordusu Sözcüsü Emir Ekremi-Niya (Arşiv - Daneshju)

Ekremi-Niya, ABD’nin bölgedeki koşullarının “iyi olmadığını” belirterek bunun Washington’ı “askeri saldırganlığa” yöneltebileceğini söyledi. İran ordusunun herhangi bir saldırıyla mücadele etmek için “her açıdan” hazır olduğunu vurguladı.

Washington’ın, Hamas ve Hizbullah’a yönelik saldırılar ile Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran’daki gelişmelerin ülkeye saldırmak için uygun koşulları oluşturduğunu düşünerek yanlış hesap yaptığını savundu.

İran’ın 28 Şubat’taki saldırılara karşılık verdiğini belirten Ekremi-Niya, İran Hava Kuvvetleri’nin 2 Mart’ta Kuveyt, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde operasyonlar düzenlediğini söyledi. “Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız düşmana ezici bir karşılık verdi” dedi.

Ekremi-Niya, Trump’ı İran’ı bölmeye çalışmakla suçlayarak “Saddam gibi üçüncü savaşta da ülkeyi bölmeye çalıştı ancak ikisi de başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.

Wall Street Journal gazetesi ise adını açıklamadığı ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Trump’ın özel görüşmelerinde, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatma ihtimalini dile getirdiğini bildirmişti.

Trump pazar günü İran’la savaşın “yakında” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın “teslim olmasıyla” petrol fiyatlarının “düşeceğini” öne süren Trump, fiyatların “çakılacağını” ifade etti. ABD’nin önceki gece limanlardan “rekor miktarda” petrol çıkardığını ve bunun savaş öncesinde çıkarılan miktardan daha fazla olduğunu söyledi.

Hürmüz güzergâhları

İran Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fazl Şekarci, cumartesi akşamı Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran’ın elinde olduğunu söyledi. Şekarci, devlet televizyonuna verdiği röportajda “İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçmek isteyen hiçbir gemi güvende olmayacak” dedi.

İran’da su yolunun yönetiminden sorumlu kurum da gemi sahiplerini “yasa dışı” olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanmamaları konusunda uyardı. İran medyasının kurumun açıklamasına dayandırdığı haberlere göre talimatlara uyulmaması, gelecekte gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kısıtlamalar getirilmesine yol açabilir.

Kurum, söz konusu güzergâhların kullanılmasının mali riskler ve mürettebatın hayatı açısından tehlikeler barındırdığını belirterek gemi sahiplerinden bu ihlallerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalarını istedi.

Kuralların ihlal edildiği tespit edilen kiracı şirketlerin “ihlal eden şirketler listesine” alınabileceği ve bunun söz konusu şirketlerle bağlantılı tüm gemilerin gelecekteki geçişlerine kısıtlama getirilmesine yol açabileceği belirtildi.

Kurum ayrıca bir geminin sahipleri tarafından gönderildiğini belirttiği bir mektubun görüntüsünü yayımladı. Mektupta gemi sahiplerinin kiracı şirketin doğrudan talimatı üzerine boğazdan “izinsiz” geçiş yaptıkları ve İran makamlarının talep ettiği prosedürleri tamamlamadıkları için özür diledikleri öne sürüldü. İran’ın iddiasına göre gemi sahipleri, gemilerinin ve şirketlerinin ihlal listesinden çıkarılmasını talep etti.

cdfvgthyj
Tahran sokaklarından birinde İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney ile eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğraflarının yer aldığı bir propaganda panosu (EPA)

Bu adımlar, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde atıldı. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak İran’ın saldırıları ve tehditleri gemi trafiğinde keskin düşüşe yol açarken ABD de İran limanlarına abluka uyguladı.

İran, geçiş yapan gemilerden çevrenin korunması gibi hizmetlerin finansmanında kullanılmak üzere “hizmet bedeli” olarak adlandırdığı bir ücret almayı planladığını söylüyor. ABD ise bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kapasitesini küçümsedi. Axios’un haberine göre ABD’li müzakereciler geçen hafta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeler sırasında İran tarafına Tahran’ın boğazı kontrol etmediğini ve dolayısıyla boğazla ilgili taleplerde bulunamayacağını söyledi.

Trump ise İran’ın boğazı yeniden açma önerisini reddetmesinin ardından ABD’nin boğaz üzerinde tam kontrole sahip olduğunu söyledi.

Tahran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “yedi günlük plan” olarak nitelendirdiği öneriyi Katar üzerinden iletmişti. Buna göre Washington’ın başta ABD’nin deniz ablukasını ve petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırması olmak üzere İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğaz yedi gün içinde yeniden açılacaktı.

Şekarci, ABD’yi boğaza müdahale etmemesi konusunda uyararak “Amerikalıların hayatta kalmak için önünde tek bir yol var: Batı Asya bölgesinden çıkmak. Ne kadar hızlı çıkarlarsa kayıpları o kadar az olur” dedi.

Şekarci, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsin. Eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse bir tokat yiyecekler” ifadelerini kullandı.

İran’ı “küresel bir güç” olarak nitelendiren Şekarci, Tahran’ın ABD’nin “yeni dünya düzenindeki eski konumuna” dönmesine izin vermeyeceğini söyledi.


Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
TT

Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasını, ABD’nin deniz ablukasının kaldırılması ve bölgedeki ateşkesin yeniden tesis edilmesine bağlayan önerisini reddetmesinin ertesi günü, bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu yapılmasını beklediğini söyledi.

Trump,bugün (Pazar) Axios’a verdiği mülakatta, “Bu hafta İran’la daha fazla görüşme yapılmasını bekliyorum. Bir anlaşmaya varmak istiyorlar ancak bu benim yapmak istediğim anlaşma değil. Bu, belki de bir yıl önce kabul edebileceğimiz bir anlaşma. Ellerindeki kozları olduğundan fazla değerlendirdiler” dedi.

Bölgesel kaynaklar Trump’ın beklentilerini Axios’a doğrulayarak ABD ile İran arasında yeni bir dolaylı müzakere turunun pazartesi günü başlayabileceğini söyledi. Ancak kaynaklar, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların aşılıp aşılamayacağının henüz net olmadığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarına katıldıktan sonra Tahran’a dönmesine rağmen Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin ekibi New York’taki diplomatik temaslarını sürdürüyor.

Anlaşmazlığın başlıca noktalarından biri müzakerelerin kapsamıyla ilgili. İran, Hürmüz Boğazı ve ABD’nin deniz ablukasına odaklanılmasını isterken Trump yönetimi Tahran’dan nükleer programı konusunda taviz vermesini talep ediyor. Trump, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına yeniden başlayıp başlamayacağı sorusuna ise “Bunu her zaman düşünüyorum” yanıtını verdi.

bghj
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına binerken (AP)

Trump ayrıca ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndan büyük miktarlarda petrol geçişini kolaylaştırdığını belirterek savaşın başlamasından bu yana en yüksek miktarda petrolün hafta sonunda boğazdan geçtiğini söyledi. Trump, “20 milyon varilden fazla” dedi.

ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili de Trump’ın açıklamalarını Axios’a doğrulayarak cuma gecesi Hürmüz Boğazı üzerinden 22 milyon varil petrol ihraç edildiğini belirtti.

Katar, değiştirilmiş formül için arabuluculuk yapıyor

ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, geçen salı günü New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yeni bir dolaylı müzakere turu gerçekleştirdi.

Görüşmelerde Katarlı yetkililer de yer aldı ve iki taraf arasında mesajların iletilmesini sağladı. Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması için İran’ın şartlarını Witkoff ve Kushner’a iletti.

İran, ABD’nin deniz ablukasını kaldırması, petrol satışlarına yönelik yaptırımları iptal etmesi ve bölgede ateşkesin yeniden yürürlüğe konulması karşılığında Hürmüz Boğazı’nın bir hafta içinde yeniden açılmasını ve nükleer müzakerelerin tekrar başlamasını önerdi.

Trump, cumartesi günü İran’ın önerisini reddetti. Ancak bir ABD’li yetkili ile bölgesel kaynaklar Axios’a, Katarlı arabulucuların bir anlaşmaya varılması amacıyla iki taraf arasındaki temaslarını sürdürdüğünü söyledi.

Katar Başbakanı perşembe günü New York’ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya gelerek Trump yönetimiyle yapılabilecek anlaşmayı görüştü. Katar Başbakanı kısa süre sonra üst düzey Katarlı yetkililerle birlikte Witkoff ile görüştü ve kendisini müzakereler hakkında bilgilendirdi.

Dolaylı müzakereler hakkında bilgi sahibi bölgesel bir kaynak, Katarlı arabulucuların İran’ın ilk önerisini iki tarafla görüştüğünü ve incelemeleri için her iki tarafa da uzlaşı sağlayabilecek yeni bir öneri sunduğunu söyledi.

Katarlı arabulucular hafta sonu boyunca öneri metninde yapılacak değişiklikler konusunda İranlı ve Amerikalı müzakerecilerle ayrı ayrı temaslarını sürdürdü.

Arabulucuların pazartesiden itibaren Arakçi ve Witkoff ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.

Arakçi resmi yanıtı bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü NBC News’e yaptığı açıklamada Trump’ın İran’ın önerisini reddettiğini açıklamasına rağmen Tahran’ın diplomatik bir çözüm istediğini söyledi.

Arakçi, ABD’de yapılacak ara seçimlerin Tahran’ın hesaplarında yer almadığını belirterek “Biz yalnızca ulusal çıkarlarımızla ilgileniyoruz. Müzakerelere hazırız” dedi.

Arakçi, “Başkan Trump’ın bu anlaşmayı reddettiğini duyduğumuz halde... arabulucular üzerinden resmi bir yanıt beklemeyi sürdürüyoruz” diye konuştu.