Suudi kadınların feracesindeki dönüşümler: Siyahın egemenliğinden sonra gelen ışıltılı renkler

Suudi kadınların feracesindeki dönüşümler: Siyahın egemenliğinden sonra gelen ışıltılı renkler
TT

Suudi kadınların feracesindeki dönüşümler: Siyahın egemenliğinden sonra gelen ışıltılı renkler

Suudi kadınların feracesindeki dönüşümler: Siyahın egemenliğinden sonra gelen ışıltılı renkler

Şıklığa ve modaya önem veren Arap kadını, moda tasarımcıları tarafından geliştirilen ulusal kıyafetleriyle toplumsal gelenekleri sürdürüyor…
Yaratıcı düşünceleri sergilemek amacıyla yerel ve küresel çapta defilelerin düzenlendiği Suudi Arabistan’da, bu alanda çalışan uzmanlar kadınların dikkatini geleneksel kıyafetlere çekmeye ve kökleri on yıllar hatta yüzyıllar öncesine dayansa da çağdaşlığını koruyan bu kıyafetleri güzellik dokunuşlarıyla zenginleştirmeye çabalıyor. Ferace (Abaya) türü kıyafet de elbette bu çabanın dışında değil.
Independent Arabia, Suudi Arabistan’ın doğu sahilinde yer alan el-Huber şehrindeki ferace çarşılarından birinde alışveriş yapanlara eşlik etti. Burada Suudi Arabistan’daki birçok kadın tarafından tercih edilen bir giyim tarzına canlılık veren modern ve çağdaş ferace tasarımları sergileniyor. Satış sorumlusu Amine el-Miftah konuya ilişkin olarak şunları söyledi:
“Suudi kadınlar, son yıllarda üniversite ve çalışma ortamında boy göstermelerine paralel olarak modern feraceler de giymeyi arzuluyor. Renkli bazı tasarımların ortaya çıkması ile siyah rengin etkisi kırıldı.”
Muhafazakâr dinî akımın egemenliğinden sonra özgürlüğünü geri almaya başlayan Suudi kadınlar, son yıllarda renkli feraceler giymeye başladı.  El-Miftah açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Beyaz ve pembe gibi renkler, geleneksel siyah rengin yerini aldı. Aynı şekilde Suudi Arabistan’ın bazı bölgelerinde, ibadet için tasarlanan renklerdeki uzun etek veya pantolonla ferace giyimi de yaygınlaştı.”
Spor feraceler ‘özgürlüğü’ simgeliyor
Moda ile deneyimini daha önce ülkesindeki pek çok kadının ilgisinden bir miktar uzak olan hobisi üzerinden anlatan Fatma el-Beluşi, “Defilelere, modern gelişim dalgasına uygun basit tasarımlı renkli feraceler bulmak için gidiyorum. Koşmama veya bisiklete binmeme imkân tanıyan spor feraceler beni cezbediyor” diye konuştu.
Herhangi bir feracenin denenmesinin ardında birçok ilginin ve eğilimin yattığını belirten el-Beluşi konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Kadınlar genelde kıyafette rahatlıkla birlikte özgürlüğü, esnekliği ve hayata katılımı ifade eden renkleri seviyor. El-Huber’deki mağazayı ziyaret ettikten sonra feracelere sanatsal değer katan renkler gözlerimi kamaştırdı. Tesettür artık küresel modaya paralel bir görünüm aldı.”
İslam ve Arap ülkeleri, neredeyse tüm renklerden ferace bulundurmalarıyla meşhurdur. Siyah, Suudi Arabistan’daki birçok din adamı tarafından neredeyse dayatılan bir renkti. Din adamları bu rengin dışına çıkmayı, tesettüre ve feracenin varlık sebebi olan iffete aykırı, fitneyi kışkırtıcı ve erkekleri baştan çıkarıcı bir hareket olarak görüyor ve ‘üzerinde süsleme olmamasını’ feracenin en önemli şartlarından biri sayıyorlardı.
‘Omuz feracesi mi Fransız feracesi mi?
Fetvalar, feracenin yalnızca rengine karışmakla kalmayıp giyiniş biçimine, büyüklüğüne, ne zaman nerede nasıl giyileceğine de müdahale ediyordu. Bu durum, örneğin Fransız feracesi olarak adlandırılan omuz feracesinin giyilmesi meselesinin sona ermesinde kıstas oldu. Dışarı çıkarken kadının feracesini omzuna koyması meselesine bir cevap istendiğinde Suudi Arabistan’daki Bilimsel Araştırmalar ve Fetva Daimî Komisyonu, buna cevaz vermediğini, ‘zira erkeklere benzemenin haram olduğunu’ duyurdu.
Merhum Suudi Fakih Şeyh Muhammed bin Salih el-Useymin’e göre işlemeli model, en sakıncalı olanı. Zira bu “süslenme sayılır ve kadına yasaktır. Bu tür ferace ile altındaki kıyafet arasında bir fark yoktur.”
Ancak ferace, hakkında hüküm veren fetvalara rağmen gelişerek farklı tasarım tarzlarında ve kıvrımlarında birçok rengi barındıran bir resim haline geldi. Önceleri ferace, kadının bedenini başından ayak tabanına kadar örten siyah bir kumaş parçasıydı ve Suudi kadınların ifadesine göre ailenin dine, adetlere ve geleneklere ne kadar bağlı olduğunu gösteriyordu.
Siyah rengin, özelde Suudi Arabistan genelde Körfez bölgesindeki genel havaya uygun, özellikle de şerî bir yaptırımla ilgisi olmayan bir renkle değiştirilmesi için çağrı yapılıyor. Nitekim renkli ya da temel renkten türetilen renklere sahip feraceler tercih edilirken siyah olanlar, Körfez’deki kadınlar için resmî ve geleneksel bir giyim tarzı olarak görülüyor. Her ne kadar bazı din adamları siyah feraceyi tesettürle ilişkilendirse de konunun kaynağı dinî bir metinden ziyade toplumsal bir adet olarak karşımıza çıkıyor.
Yolculukta feraceden vazgeçmek!
‘Önemli geleneksel kıyafetlerden biri üzerinde yenilikçi ve yaratıcı dokunuşlar yapmanın, yeni ve renkli modernlikler katarak farklı ancak geleneksel bir sembolle bağlantılı bir kıyafet ortaya koymanın harika bir şey olduğunu’ düşünen Suudi ferace tasarımcısı Nouf el-Sudeyri konuya dair şu değerlendirmede bulunuyor:
“Bir şeriat uzmanı olarak ibadete estetik dokunuşlarda bulunmanın dinî kimlik ile çatıştığını düşünmüyorum. Bundan dolayı feracelerimin genç kızların ilgi duymasını sağlayacak basit ve renkli bir tasarımda olmasını istedim. Özellikle de feraceler, Suudi Arabistan dışına yapılan yolculuklarda toplum arasında daha az görünmeye başlamışken…”
Ferace, Suudi Arabistan’daki genç kızlar arasında moda haline geldi. Bundan hareketle kadın tasarımcılar, geleneksel modaya olan ilgilerini göz önünde bulundurarak feracelerde modern genç nesil tarafından kabul görecek ve daha şık hale getirecek şekilde yeteneklerini ortaya koymaya çabalıyor. El-Sudeyri açıklamasında “Geleneksel kıyafetleri zamanın ruhuna uygun şekilde geliştirme çabası, bu mirasın gelecek kuşaklar için kalıcı hale gelmesini mümkün kılıyor. Ayrıca bu moda alanında çalışan öncü iş kadınları için de kârlı bir iş haline geldi” dedi.ff
Siyah şart değil!
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Amerikan CBS kanalına verdiği röportajda Suudi yasalarının kadınları belirli bir kıyafet giymeye zorlamasına itiraz ederek şunları söyledi:
“Şeriat gereği kadınların erkekler gibi saygın ve yakışır kıyafetler giymesi lazım. Ancak bu, siyah feracenin zorunlu olduğu anlamına gelmez. Ne tür bir saygın ve edepli kıyafet giymek istediği kadına kalmış bir karardır.”
Yüksek Alimler Heyeti Üyesi Dr. Abdullah el-Mutlak da fetvalarında kadınları belirli renklere ve kıyafetlere zorlamamak gerektiği düşüncesinden hareket eden fakihler arasında yer alıyor. Bir radyo programında konuşan el-Mutlak “Kadınların ferace giymeye zorlanmaması gerektiğini düşünüyorum. Zira şeriatın amacı örtünmektir. İslam dünyasındaki Müslüman kadınların yüzde 90’ından fazlası ferace giymiyor. Zaten önemli olan örten bir kıyafet giymektir” dedi.
Ancak bu açıklama, bazı çevrelerde geniş bir tartışmaya sebep oldu. Bunun üzerine el-Mutlak sözlerine açıklık getirmek durumunda kaldı:
“Demem o ki bu, Suudi kadınlar için gerekli değildir. Ancak elbette ki örtünmeyi gerçekleştiren ve şartları sağlayan her kıyafet şeriata uygun ve kabul edilir bir tesettür biçimidir. Kadınların feraceden haberdar olmadığı Arap ülkeleri var. Buralarda kadınlar ferace değil ama örten ve edepli kıyafetler giyiyor. Zaten asıl olan da örtünme ve edeptir.”
Kadim bir tartışma…
Feracenin özelliklerine ilişkin tartışma yeni değil. Nitekim İslam dünyasının en ünlü çağdaş âlimlerinden olan Şeyh Nasıruddin el-Albani dönemine damga vuran birçok tartışma konularından biri de buydu. Bu tartışmalar esnasında sahabe kadınlar ile müminlerin annelerinin tesettürünün ‘renkli’ olup siyaha bürünmedikleri ispatlandı.
El-Albani konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Bazı kadınların zorunlu hissettiği gibi kadının örtündüğü kıyafetin siyah veya beyaz dışında bir renkte olmasının süs olmadığını biliyorum. Bunun iki delili var. İlki Peygamber Efendimizin (SAV), “Kadınların güzelliğinin rengi görülür ancak kokusu duyulmaz” hadisidir. Diğeri ise sahabe kadınların uygulamalarıdır. Burada size el-Hafız İbn Ebi Şeybe’nin rivayet ettiği bazı hadisleri aktaracağım. Şeyh İbrahim en-Nahai diyor ki o, “Alkame ve el-Esved ile birlikte Nebi’nin (SAV) eşlerinin yanına girer ve (onları) kırmızı çarşaf içerisinde görürdü”. El-Kasım bin Muhammed Ebi Bekr es-Sıddık’tan rivayet edildiğine göre Hz. Aişe, Harem’de yani Hac bölgesindeyken safran rengi elbise giyiyordu. Said b. Cubeyr’den nakledildiğine göre ise o, Peygamberin (SAV) bazı eşlerini Kabe’yi tavaf ederlerken üzerlerinde safran rengi elbise ile görürdü.”


Ferace birçok gelişim aşamasından geçti

Mısırlı Akademisyen Süreyya Nasr, Halkların Giyim Tarihi adlı kitabında Körfez bölgesinde ve Irak’ta tesettürün çeşitli aşamalardan geçtiğini, giyim tarzının birçok bakımdan mevcut olana benzemediğini belgeliyor. Nitekim bölgede yaygın olan feracelerin ve burkaların özelliklerinden biri de ipeksi ve altın renklerle ‘işlenmesiydi’ ki bu inkâr edilemez bir estetik dokunuş kazandırıyordu. Nasr, bu ifadesini söz konusu dönemdeki tabloyu belgelendiren birçok resimle de destekliyor.
Araştırmacılar ve tarihçiler, siyah rengin ferace rengi haline geldiği tarihi belirleme konusunda farklı görüşler ileri sürüyor. Arap Mağribi ve Kuzey Afrika bölgesine Endülüs’ten mi yoksa Osmanlılardan mı geliyor; bunun cevabı net değil. Gerçeğe en yakın varsayımları inceleyen Lübnanlı Araştırmacı Badiye Fahs, neredeyse fikir birliğinin hâkim olduğu görüşünde. Ssiyah rengin genelde hüzün, kötümserlik ve utancın rengi olmasından hareketle feracenin ilk ortaya çıktığında siyah olmadığını ifade ediyor.
Necef’e özgü ferace hakkında da şunları söylüyor:
“Aslında rengi beyazdı, Moğollar Bağdat’ı yaktığında siyaha döndü. Resimler, çiçekler ve göz alıcı renklerle işlenen beyaz ferace, Bağdat kadınlarının halk kıyafetiydi. Ancak Moğolların istilasından sonra şehirleri için duydukları üzüntüden dolayı bu rengi siyah ile değiştirdiler. Tarihi anlatı, böyle söylüyor. Aynı anlatı Necef feraceleri için de geçerli olabilir. Neceflilerin siyah feraceleri belki Moğol işgalinden de önce, Peygamberin torunu İmam Hüseyin bin Ali’nin katledilmesinden duyulan üzüntünün ifadesi olarak Kerbela hadisesine dayalı olabilir. Her iki durumda da siyah feracenin gerekliliğine dair dini bir temel yok. Nakledilen hadislere göre şeriat, siyah rengi hoş görmez. Ben feraceyi kanlı tarihsel olayların sebep olduğu üzüntü halinin bir ifadesi olarak görüyorum.”
Feracenin siyasete alet edilmesi!
Ferace de aslında diğer elbiseler gibi sıradan bir toplumsal olgu olmakla birlikte Suudi Arabistan ve birçok İslam ve Arap ülkelerinde değişik tarihi ve siyasi aşamalardan geçti. Nitekim kadın konusunda çatışan akımlar ya belirli bir şekli dayatmaya çalışarak ya da çıkarılmasına veya değiştirilmesine davet ederek feraceyi kullandı.
İlk durumda 40 yıl önceki Humeyni devriminin etkisi vardı. Zira İran tarzı, Suudi Arabistan’daki Uyanış gibi birçok İslami hareket arasında yayıldı ve kadının edebini, siyasi semboller taşıyan giyim tarzına yönelik bağlılığı ile ölçmeye çalıştı.
İkinci durumda ise Mısırlı aktivist Hüda Eş-Şaravi ve ondan etkilenenlerle ön plana çıktı. Bu kadınlar, birkaç defa feraceyi tartışma konusu yaparak bunu kadına karşı ayrımcılığın bir ifadesi olarak gördü. Feminist hareketler hâlihazırda da feraceyi en yumuşak tabirle “sevimsiz” olarak görüyor.
Araştırmacı Dr. Şeyha el-Harbi, Eski Arap Metinlerinde Ferace adlı kitabında şunları aktarıyor:
“Dini kavramlara göre kadınların ferace giymesi onun kişiliğini ve onurunu korumaya uygun gören insan doğasıyla uyumunu yansıtıyor. Kadın, bu bozulmamış fıtrata uyarak, siyah dış örtü ve ferace giymek istiyor.”
Kadınları feracesini çıkarmaya itecek üzüntü, keder ve aşağılanma gibi birçok sebebin olduğunu söyleyen el-Harbi’ye göre kadın, korkak gördükleri erkeklerin önünde bir küçümseme ifadesi olarak feracesini çıkarmakta da tereddüt etmeyebilir.



Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
TT

Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Uluslararası bir keşif gezisi, okyanus tabanının altındaki gizli tatlı su rezervlerini ilk kez kapsamlı bir şekilde belgeleyerek, çok az anlaşılan bir sisteme dair yeni bilgiler sundu.

Su, gezegenimizin yüzeyinin yaklaşık yüzde 70'ini oluştursa da aynı zamanda yeraltı su kaynaklarında da depolanıyor.

Birçok kıyı topluluğu, tatlı su ihtiyaçları için bu su kaynaklarına bağımlı.

Yeraltındaki su kaynaklarının, deniz tabanının altında tatlı, hafif tuzlu su bölgelerine doğru açık denize gittiği biliniyordu ancak bunlar şimdiye kadar neredeyse hiç keşfedilmemişti.

Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, deniz tabanının yaklaşık 200 metre altındaki bir bölgede tatlılaşmış suyu belgeledi ve örnekledi. New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından alınan çökelti örnekleri, ilk kez açık deniz tatlı su sistemlerinin varlığını doğruladı.

Araştırmacılar, bulguların dünyanın dört bir yanındaki benzer gizli su kaynaklarına daha fazla ışık tutabileceğini söyledi.

Devam eden çalışmalarda, bilim insanları, su kaynaklarını yerinde tutan ve su geçirmez tabakalar diye bilinen kumlu katmanlar da dahil olmak üzere, tortularda depolanan suyu örneklemeyi umuyorlar.

grthy
Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından tortu örnekleri aldı (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Colorado Maden Okulu'ndan jeolog Brandon Dugan, "Tatlılaşmış suyun hem denizel hem karasal tortularda, birden fazla tortu türünde bulunduğunu görmek bizi heyecanlandırdı" dedi.

Bu kadar farklı malzemelerdeki tatlı su, suyun hangi koşullarda buraya yerleştiğini anlamamıza yardımcı olacak.

Araştırmacılar, birçok kıyı bölgesinin tatlı su kaynakları için yeraltı suyuna bağımlı olması nedeniyle, bulguların toplum için büyük önem taşıdığını söylüyor.

ABD'nin kuzeydoğu kıyıları, açık deniz tatlı su rezervlerine sahip olduğu düşünülen en çok incelenen alanlardan biri. Tahminler, New Jersey ve Maine arasındaki Atlantik kıta kenarı boyunca yaklaşık 1300 kilometreküp depolanmış tatlı su olabileceğini gösteriyor.

ds67ı
Bilim insanları, tortu örneklerini renk ve yapı bakımından tanımlamak için Toprak Renk Şeması'nı kullanıyor (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Bunu daha iyi anlamak için, araştırmacılar New York'un her yıl 1,5 kilometreküp tatlı su, yani yaklaşık 1,5 trilyon litre kullandığını söylüyor.

Leicester Üniversitesi'nden sedimentolog Sarah Davies, "501 Seferi, başından beri yenilikçi oldu; okyanus sondaj topluluğu genelinde yeni araçlar, yeni yöntemler ve yeni işbirlikleri getirdi" dedi.

13 ülkeden yaklaşık 40 araştırmacının devam eden çalışmaları, besin maddelerinin dünyanın kıta sahanlığı tortularında nasıl döngüye girdiğini ve bu süreçlerin okyanus ekosistemlerini nasıl şekillendirdiğini ortaya çıkarabilir.

Dr. Davies, "Karadaki çalışmalar bu ivmeyi sürdürüyor ve örnekler şimdiden heyecan verici bir hikaye ortaya koyuyor" dedi.

Independent Türkçe


NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
TT

NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)

NASA'nın Juno uzay aracı, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jüpiter'in sanılandan biraz daha küçük ve basık olduğunu tespit etti.

Bir gaz devi olan Jüpiter büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşuyor. 

Daha önce NASA'nın Pioneer ve Voyager görevlerinden elde edilen veriler, devasa gezegenin ekvatordaki çapının 142 bin 984 kilometre, bir kutbundan ötekine olan uzunluğunun da 133 bin 708 kilometre olduğunu gösteriyordu.

Ancak İsrail'deki Weizmann Bilim Enstitüsü'nden araştırmacılar bu ölçümlerin tam isabetli olmadığını belirledi.

NASA'nın aracı Juno, 2016'dan beri Jüpiter'in yörüngesinde. Görev süresi 2021'de uzatılınca rotası değiştirilen Juno, Dünya'dan bakıldığında Jüpiter'in arkasından geçişler yapmaya başladı.

Bu sayede gezegenin büyüklüğünü daha net bir şekilde hesaplamak mümkün oldu. Aracın, Jüpiter'in arkasından Dünya'ya gönderdiği radyo sinyallerinin Jüpiter'in arkasından geçerken bükülmesi ya da zayıflaması, gezegenin boyutunu ölçmeye yarıyor.

Juno'nun ham verilerini işlemek için gereken teknikleri geliştiren Maria Smirnova "Radyo sinyallerinin, Jüpiter'in atmosferinden geçerken nasıl büküldüğünü izledik. Böylece bu bilgileri Jüpiter'in sıcaklık ve yoğunluğuna ilişkin ayrıntılı haritalara dönüştürdük ve dev gezegenin şekli ve boyutuna ilişkin şimdiye kadarki en net resmi elde ettik" diye açıklıyor.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de 2 Şubat Pazartesi yayımlanan çalışmaya göre Jüpiter'in ekvatordaki çapı sanılandan 8 kilometre, kutupları arasındaki uzunluk da 24 kilometre daha küçük.

Çalışmanın yazarlarından Yohai Kaspi "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek" diyor. 

Jüpiter'in boyutu elbette değişmedi; değişen, onu ölçme yöntemimiz.

Devasa bir gezegen için birkaç kilometrelik bir farkın önem taşımayacağı düşünülebilir ancak bilim insanları durumun böyle olmadığını söylüyor.

Araştırmayı yöneten Eli Galanti, "Bu birkaç kilometre çok önemli" diyor. 

Yarıçaptaki küçük değişimle, Jüpiter'in iç yapısını gösteren modellerimiz hem kütleçekim verileriyle hem de atmosferik ölçümlerle çok daha iyi uyum sağladı.

Jüpiter, gaz devi gezegenleri anlamada bir standart sunduğu için bu veriler Güneş Sistemi'nin ötesindeki gaz devleri hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmaya katkı sağlıyor.

Independent Türkçe, Reuters, Space.com, NatureAstronomy


Gossip Girl yıldızından hayranları umutlandıran açıklama

38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
TT

Gossip Girl yıldızından hayranları umutlandıran açıklama

38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)

Gossip Girl hayranları, Chuck Bass'in ikonik "Ben Chuck Bass" repliğini bir kez daha duyabilir mi? Bu ihtimal imkansız değil çünkü Ed Westwick, bir yan dizi gündeme gelirse karaktere yeniden hayat vermeye sıcak baktığını söyledi.

Kötü çocuk Chuck Bass'i canlandırmasıyla tanınan Ed Westwick'e, Hits Radio UK'e verdiği röportajda olası bir yan dizide rolüne dönüp dönmeyeceği soruldu. Westwick, karakterin zamanla Blair Waldorf'un sadık partnerine dönüşmesiyle dizinin en sevilen yüzlerinden biri olmuştu.

Oyuncu, "Chuck Bass'in şimdi nerede olduğunu görmek çok ilginç olurdu. Fakat herkesi yeniden bir araya getirmek gerçekten çok zor olur" dedi. Ardından da "Bu dünyada her şey mümkün. Evet, Chuck'ın bu aralar neler yaptığını bilmek harika olurdu, kesinlikle!" ifadelerini kullandı.

2007–2012'de 6 sezon süren Gossip Girl, Manhattan sosyetesinin içinde yaşayan zengin gençlerin skandallarla dolu hayatını izliyor, karakterlerin çıkarları için birbirlerini nasıl harcadığını anlatıyordu. 

Tüm bu kaos ise kimliği bilinmeyen acımasız bir blogger'ın anlatımıyla ekrana taşınıyordu. Dizinin oyuncu kadrosunda Westwick ve Meester'ın yanı sıra Blake Lively, Penn Badgley ve Chace Crawford gibi isimler de yer alıyordu.

Westwick, Hits Radio UK röportajında diziden en sevdiği sahneyi de anlattı. 

"En sevdiğim sahne, Empire State Binası'nın tepesinde olduğum sahneydi" diyen oyuncu, üçüncü sezon finalinde Chuck'ın Blair'ı binanın tepesinde beklediği anı hatırlattı: 

Empire State Binası'nın kimsenin giremediği ancak belki bir tamircinin falan girebildiği anten bölümünün içine tırmanmama izin vermişlerdi. Oraya çıkabilmek gerçekten çok havalıydı. Üzerimde bir smokin vardı.

Oyuncu sözlerini, "Bir sürü şey vardı, gerçekten çok eğlendik. Limuzinlerin arkasında geçen bazı sahneler de harikaydı. O dizinin parçası olduğum için çok şanslıyım" diyerek tamamladı.

Şu an için ilk Gossip Girl kadrosuyla bir yan dizi duyurulmuş değil. Öte yandan dizinin yeni oyuncu kadrosuyla çekilen yeniden çevrimi 2021–2023'te iki sezon sürmüştü. 

Ayrıca Deadline'ın dünkü haberine göre, dizinin ilham aldığı kitap serisinin yazarı Cecily von Ziegesar da Blair'ı merkeze alan ve ilk romanların 20 yıl sonrasında geçen bağımsız bir eser üzerinde çalışıyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Hits Radio UK, Deadline