Hindistan’ı dünyanın üçüncü büyük ekonomisi yapacak yol haritası açıklandı

Hindistan Başbakanı Narendra Modi
Hindistan Başbakanı Narendra Modi
TT

Hindistan’ı dünyanın üçüncü büyük ekonomisi yapacak yol haritası açıklandı

Hindistan Başbakanı Narendra Modi
Hindistan Başbakanı Narendra Modi

Yeni Delhi yönetimi, 2024-2025 yılları arasındaki süreçte ekonomisini 5 trilyon dolara çıkarmayı hedefliyor. Bu da Hindistan’ın dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi olacağı anlamına geliyor. Hindistan Maliye Bakanı, söz konusu hedef doğrultusunda, yüksek büyüme oranına ulaşmak için yıllık bütçe taslağına dair hazırlanan yol haritasının duyurusunu yaptı. Yol haritasının, 31 Mart 2020 tarihine kadar yürürlükte kalması bekleniyor.
Hindistan’ın bu hedefe ulaşması için güçlü bir yatırım gücü ile yılda yüzde 8’lik bir büyüme kaydetmesi gerekiyor. Hindistan tarihinin ikinci kadın maliye bakanı olan Nirmala Sitharaman, geçen hafta Hindistan parlamentosuna 3 trilyon dolarlık bir yıllık bütçe sundu.
Hindistan bağımsızlığını ilan etmesinin ardından 57 yıl içinde ancak 1 trilyon dolarlık bir yıllık bütçe açıklayabilmiş, sonraki 7 yılda bunu 2 trilyon dolara çıkarmıştı. Şimdi ise 9 yıl aranın ardından, 1 Nisan 2019’da başlayan ve 31 Mart 2020’ye kadar sürecek olan mali yılı karşılayacak 3 trilyon dolarlık yıllık bütçesini açıkladı.
Yabancı yatırımı ülkeye çekme çabaları
Yeni bütçe sunumu adeta Narendra Modi hükümetinin söz konusu hedefe ulaşmak için ihtiyaç duyduğu yabancı yatırımları ülkeye getirecek yatırımcıların ayağının altına serilen bir kırmızı halı niteliğinde…
Bütçe sunumu, yabancı ve yerli yatırımları teşvik etmek için borç piyasasına yönelik reformlar yapılması, yabancı yatırımlara doğrudan daha yüksek tavanlar sunulması, yabancı kurumsal yatırımcıların yatırımlarına yönelik kısıtlamaların azaltılması ve yasaların kolaylaştırılmasını içeriyordu. Ayrıca Maliye Bakanı Sitharaman, yabancı yatırımcılara daha elverişli bir çerçeve sunabilmek amacıyla mali portföylerdeki yabancı yatırımlara yönelik yüzde 24 tavanını kaldırdıklarını duyurdu. Buna ek olarak daha fazla değişiklik yapılması da bekleniyor.
Bu adımlar, portföylerdeki yabancı yatırımcıların, fon akışının daha yüksek bir frekans oranı kazanma eğiliminde olduğu hisseler dışındaki unsurlara yatırım yapmalarını teşvik etmeyi amaçlıyor. Artık portföylerde izin verilen azami yabancı yatırım miktarı, şirketin faaliyet gösterdiği sektörde doğrudan yabancı yatırıma uygulanan sınırla eşdeğer olacak. Ancak kurumlar çalışmalarını kontrol etme ihtiyacına bağlı olarak daha düşük bir limit belirleyebilir. Bununla birlikte portföydeki yabancı yatırımlar artık gayrimenkul ve altyapı yatırım fonları tarafından verilen borçlanma senetleri yatırımlarına olanak sağlayacak. Söz konusu yatırımların uzun vadede nispeten negatif olma eğiliminde oldukları da belirtilmeli.
Değişiklilerle gayrimenkul ve altyapı yatırım fonları aracılığıyla mevcut varlıklardan para kazanmak isteyen Hint unsurlarına daha fazla yabancı sermaye çekmesi bekleniyor.
BARC India Şirketi CEO’su Partho Dasgupta konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi;
“Hindistan, şirketler üzerindeki yüksek vergi oranları, belirsiz bir vergi sistemi ve e-ticaret politikalarında da olduğu gibi belirsiz bir ortamın varlığı nedeniyle yabancı şirketler tarafından en fazla dava edilen ülkelerden biri haline geldi. Ancak bununla birlikte ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı, Hindistan’a ilginç bir potansiyel sunabilir ve yabancı yatırımcılara yönelik dostane bir ortamın yanı sıra Hindistan’da daha fazla iş ve yatırım imkanı yaratabilir.”
Hindistan hükümeti, havacılık, sigorta, medya ve perakende alanlarında doğrudan yabancı yatırımlara açılmaya başladı. Şu an hükümet, sigorta broker kesimlerine doğrudan yüzde 100 oranında yabancı yatırım yapma izni vermiş durumda.
Bu atılımlar, Hindistan'daki hizmetlerin kapsamının yanı sıra büyük küresel aktörlerin katılımlarını genişletmek için de yeni yatırımlar sağlayacaktır. Diğer yandan sigortacılıkla ilgili ticari faaliyetlerde doğrudan yabancı yatırım tavan sınırı yüzde 49'a yükseldi. Artık sigorta broker kesimleri daha fazla yatırımı yeni pazarları kapsayacak şekilde dijital teknolojilere yönlendirebilecek.
Offshore borçlanma
Yeni bütçenin en belirgin işaretlerinden biri olan Hindistan'ın yurt içi tasarruflarını, yurt dışından borç alarak ve muhtemelen devlet tahvilleri ihraç ederek telafi etme niyeti ekonomistler arasında büyük tartışmalara neden oldu.
Bu bağlamda, Hindistan’ın gayri safi yurtiçi hasılasına göre devlet borç oranının dünya genelindeki en düşük seviyelerden biri olduğunu belirtmekte fayda var.
Wise Investor’un CEO’su Joydeep Sen konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:
“Hükümet, yerel yatırımcıların ve girişimcilerin ekonomik büyümeyi artırmak için yeterli olmadığının farkına vardı. Ayrıca ulusal tahvil ihracı rekor seviyelerde düşük ve küresel faiz oranlarıyla zamanlamada tutarlı görünüyor. Bu durum yerel tahvil piyasası üzerindeki baskıyı hafifletmenin ve yerel tahvil getirisinin iyi bir düzeyde kalmasının yanı sıra hükümetin mali kayıtlarını iyileştirmesine de yardımcı olur. Hükümet, döviz cinsinden kredi almaya karar verdi. Ancak bu riskli olabilir. Çünkü Hindistan'ın borçlarını geri ödemesi gerektiğinde döviz kurunun ne olacağını tahmin etmek zordur. Dolar son 5 yılda rupi karşısında yüzde 18 ila 20 oranında güç kazandı. Ancak hükümet, borçların geri ödenmesinin ardından ekonominin çok daha büyüyeceği inancında.”
Mali disiplin
Hindistan hükümeti cesurca atılmış bir adımla mali açığını GSYİH'nın yüzde 3,3'üne düşürme kararı aldı. Modi hükümeti, bu yılın başlarında sunulan geçici bütçe kapsamında mali hedefini yüzde 3,4 olarak belirledi. Bu her ne kadar hükümet adına mali kısıtlamaya yönelik bir eğilim olsa da bazı uzmanlar hükümetin coşkusunu paylaşmayarak mali açıkla ilişkili düşük hedefin gerçekleştirilmesinin zor olacağını öngörüyor.
Bu konuda değerlendirmelerde bulunan Nomura Holding ekonomistleri Sonal Varma ve Aurodeep Nandi, hükümet bütçesinin gelirlerin düşmesinden ve büyümenin yavaşlamasından kaynaklanan olumsuz mali koşullara rağmen mali açık hedefini azaltacağına inandıklarını ve bunun hükümetin ekonominin temellerini ve olumlu unsurları kısa vadede iyileştirmeye yönelik kararlılığının önemli bir göstergesi olduğunu aktardılar.
Ancak buna karşın uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, söz konusu hedefin Hindistan için önemli zorluklar oluşturabileceği konusunda uyarıda bulundu. Moody's açıklamasında, Hindistan hükümetinin 2020 mali yılındaki bütçe açığı için daha düşük bir hedef belirlerken ekonomik büyüme ve gelirlere verdiği desteği koruduğunu kaydetti. Bu zıt hedeflerin önünde önemli zorluklar olacağını vurgulayan Moody’s, hükümetin aldığı geliri destekleyici önlemlere rağmen ekonominin nispeten yavaş büyümesini beklediklerini belirtti.
Korumacılık ve varlık vergileri
Maliye Bakanı Sitharaman tarafından açıklanan bütçede sıkıntılı unsurlara rağmen ekonomik özgürlük öncesi döneme işaret eden bir takım öğeler de yer alıyor. Hindistan, ihtiyaç dışı ürünlerin ithalatını durdurmaya ya da daha maliyetli hale getirmeye karar vermişti. Hükümet, aralarında altın, yabancı kitaplar ve oto yedek parçaları da bulunan yaklaşık 75 ürünün ithalatının yanı sıra ham petrolün litre başına iki rupilik vergi artışı uyguladı.
Bununla birlikte yerel işletmeleri korumak amacıyla 4 milyar rupiye (58,4 milyon dolar) varan kazanç sağlayan şirketler için kurumlar vergisinde indirime gidildi.
Ancak en önemli tedbir, sermayenin bankalara yeniden girmesine yardımcı olmak ve yavaşlayan büyüme hızını yeniden güçlendirmek amacıyla küçük işletmeleri desteklemek için varlık vergileri toplamaktı. Bu doğrultuda hükümet, yıllık geliri 20 milyon rupiyi (292 bin dolar) aşan ve Hint toplumunun en üst tabakasını oluşturan bireylerin gelir vergilerini artırdı. Şu anda Hindistan’da 5 ila 10 milyon rupi arasında geliri olanlara yüzde 10, 10 milyon rupiden fazla geliri olanlara ise yüzde 15 vergi uygulanıyor. Yeni uygulama ise 20 ila 50 milyon rupi arasındaki gelirler için yüzde 25 ve yıllık 50 milyon rupiyi geçen gelirler için yüzde 37'lik bir vergi içerecek.
Ulusal İleri Araştırmalar Ulusal Enstitüsü (NIAS) Sosyal Bilimler Okulu’nda profesör olan Harish Kumar Bhannwala, aşırı zenginlerin vergilendirilmesinin olumlu bir siyasi sinyal gönderebileceğini ancak ülkedeki çok önemli bir alana zarar vereceğini söyledi. Sinyalin, Hindistan hükümetinin ülkedeki büyük işletme sahipleriyle ilgilenmediği şeklinde anlaşılacağına dikkati çeken Prof. Bhannwala, bu yüzden söz konusu insanların diğer ülkelerdeki fırsatları aramaya başlayabileceklerini belirtti.
Diğer yandan Gümrük Dairesi'nden son birkaç yıldır elde edilen veriler, altın kaçakçılığının arttığına, bunun da “olumsuz davranışı” artıracağına işaret etti.
Altyapı ve yenilenebilir endüstrilerin refahı
Hükümet, karayolu bağlantılarını geliştirmek amacıyla 11,7 milyar dolar harcama yapmayı planlıyor. Demiryolu altyapısı için 2019 ve 2030 arasında da 730 milyar dolara ihtiyaç olacak. Hükümet ayrıca daha hızlı kalkınma, yolcu taşımacılığı ve nakliye hizmetleri konusunda kamu-özel sektör ortaklıkları için yabancı yatırımcılara çağrıda bulundu.
Bununla birlikte hükümet, ekonomik büyümeyi ve “Hindistan'da üretildi” sloganını desteklemek amacıyla yarı iletkenler, güneş pilleri, lityum piller ve bilgisayar sunucuları gibi ileri teknoloji alanlarında büyük üretim tesisleri kurulması için uluslararası şirketlere yatırımla ilgili gelirler ve diğer vergiler üzerinde muafiyet vererek ve şeffaf bir ihaleyle ülkeye davet etme planını başlatacak.



Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe


İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
TT

İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)

İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, pazar günü savaşın “sona ermediğini” söyleyerek “ağır saldırılar” tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın “teslim olması” halinde çatışmaların “yakında” sona ereceğini öne sürdü.

Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Deniz Kuvvetleri, “Remus 600” tipi ABD’ye ait insansız denizaltıyı ele geçirdi. Denizaltının Hürmüz Boğazı’nda “casusluk görevleri” yürüttüğü belirtildi.

Açıklamada, denizaltının istihbarat kapasitesi ve elektronik harp tekniklerinin kullanıldığı “koordineli ve karmaşık bir operasyon” sonucunda ele geçirildiği belirtildi. Denizaltının içinde depolanan verilerin çıkarılması için İranlı uzmanların kontrolüne alındığı kaydedildi. ABD ordusundan ise henüz konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tahran, eylül ayı içinde ikinci kez insansız bir ABD denizaltısını ele geçirdiğini duyurmuş oldu. Devrim Muhafızları, 8 Eylül’de de başka bir ABD insansız denizaltısını kontrol altına aldığını açıklamıştı. ABD ordusu daha sonra deniz insansız araçlarından birinin “arızalandığını” bildirmiş ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü İran hükümetinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları yedi gün içinde sona erdirme önerisini reddetmesinin ardından geldi. Tahran ise iki taraf arasında İslamabad’da varılan mutabakat zaptına yakın şartlarda ısrar ediyor. Söz konusu mutabakat, İran’ın boğazdaki gemilere yönelik saldırılarına yeniden başlamasının ardından çökmüştü.

cdvfhyj
“F/A-18 Super Hornet” savaş uçağı, Orta Doğu sularında bulunan ABD Donanması’na ait “USS George Washington” uçak gemisinden kalkışa hazırlanırken (CENTCOM)

Şarku’l Avsat‘ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Ordu Komutanı General Emir Hatemi, Tahran’da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, İran’ın karşı karşıya olduğu rakiplerinin “yanlış hesaplarından” birinin İran liderinin ve çok sayıda üst düzey komutanın öldürülmesinin ülkenin çökmesine yol açacağını düşünmeleri olduğunu söyledi.

Hatemi, “Tek bir komutan bile geri adım atmadı. Herkes kararlılıkla ayağa kalktı, direndi ve ülkeyi savundu” dedi. Hatemi, ABD’yi İran içinde karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak Trump’ın İranlılar üzerinde baskı kurup onları isyana ve ardından iç savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü.

Hatemi, Trump’ın Venezuela’ya ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak ABD’nin aynı senaryoyu İran’da uygulamak istediğini ancak İranlıların buna izin vermeyeceğini söyledi. İranlı komutan, “dayatılan savaşın hassas ve kader belirleyici aşamalardan geçtiğini” belirterek “Savaş bitmedi. Zafer kazandık ancak bu zaferi korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hatemi, “Saldırgan düşman ağır darbeler aldı ancak İran askerlerinden gelecek ağır darbelere karşı hazırlıklı olması gerekiyor” dedi.

İran’ın ticaretten mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirten Hatemi, yabancı aktörlerin bölgedeki stratejik su yollarını kullanmasına karşı çıktı.

Hatemi, “İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nı “izzetimizin ve onurumuzun boğazı” olarak nitelendiren Hatemi, “ülkenin düşmanlarının İran halkı bu geçitten mahrum bırakılırken bu büyük lojistik koridoru kullanmasına izin verilmeyeceğini” söyledi.

İran ordusu ABD saldırısını ihtimal dışı bırakmıyor

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya da silahlı kuvvetlerin yeni bir ABD saldırısına karşı “tamamen hazır” olduğunu söyledi. ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde “daha büyük zararlara” uğrayacağı uyarısında bulundu.

jyumk
İran Ordusu Sözcüsü Emir Ekremi-Niya (Arşiv - Daneshju)

Ekremi-Niya, ABD’nin bölgedeki koşullarının “iyi olmadığını” belirterek bunun Washington’ı “askeri saldırganlığa” yöneltebileceğini söyledi. İran ordusunun herhangi bir saldırıyla mücadele etmek için “her açıdan” hazır olduğunu vurguladı.

Washington’ın, Hamas ve Hizbullah’a yönelik saldırılar ile Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran’daki gelişmelerin ülkeye saldırmak için uygun koşulları oluşturduğunu düşünerek yanlış hesap yaptığını savundu.

İran’ın 28 Şubat’taki saldırılara karşılık verdiğini belirten Ekremi-Niya, İran Hava Kuvvetleri’nin 2 Mart’ta Kuveyt, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde operasyonlar düzenlediğini söyledi. “Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız düşmana ezici bir karşılık verdi” dedi.

Ekremi-Niya, Trump’ı İran’ı bölmeye çalışmakla suçlayarak “Saddam gibi üçüncü savaşta da ülkeyi bölmeye çalıştı ancak ikisi de başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.

Wall Street Journal gazetesi ise adını açıklamadığı ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Trump’ın özel görüşmelerinde, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatma ihtimalini dile getirdiğini bildirmişti.

Trump pazar günü İran’la savaşın “yakında” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın “teslim olmasıyla” petrol fiyatlarının “düşeceğini” öne süren Trump, fiyatların “çakılacağını” ifade etti. ABD’nin önceki gece limanlardan “rekor miktarda” petrol çıkardığını ve bunun savaş öncesinde çıkarılan miktardan daha fazla olduğunu söyledi.

Hürmüz güzergâhları

İran Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fazl Şekarci, cumartesi akşamı Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran’ın elinde olduğunu söyledi. Şekarci, devlet televizyonuna verdiği röportajda “İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçmek isteyen hiçbir gemi güvende olmayacak” dedi.

İran’da su yolunun yönetiminden sorumlu kurum da gemi sahiplerini “yasa dışı” olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanmamaları konusunda uyardı. İran medyasının kurumun açıklamasına dayandırdığı haberlere göre talimatlara uyulmaması, gelecekte gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kısıtlamalar getirilmesine yol açabilir.

Kurum, söz konusu güzergâhların kullanılmasının mali riskler ve mürettebatın hayatı açısından tehlikeler barındırdığını belirterek gemi sahiplerinden bu ihlallerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalarını istedi.

Kuralların ihlal edildiği tespit edilen kiracı şirketlerin “ihlal eden şirketler listesine” alınabileceği ve bunun söz konusu şirketlerle bağlantılı tüm gemilerin gelecekteki geçişlerine kısıtlama getirilmesine yol açabileceği belirtildi.

Kurum ayrıca bir geminin sahipleri tarafından gönderildiğini belirttiği bir mektubun görüntüsünü yayımladı. Mektupta gemi sahiplerinin kiracı şirketin doğrudan talimatı üzerine boğazdan “izinsiz” geçiş yaptıkları ve İran makamlarının talep ettiği prosedürleri tamamlamadıkları için özür diledikleri öne sürüldü. İran’ın iddiasına göre gemi sahipleri, gemilerinin ve şirketlerinin ihlal listesinden çıkarılmasını talep etti.

cdfvgthyj
Tahran sokaklarından birinde İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney ile eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğraflarının yer aldığı bir propaganda panosu (EPA)

Bu adımlar, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde atıldı. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak İran’ın saldırıları ve tehditleri gemi trafiğinde keskin düşüşe yol açarken ABD de İran limanlarına abluka uyguladı.

İran, geçiş yapan gemilerden çevrenin korunması gibi hizmetlerin finansmanında kullanılmak üzere “hizmet bedeli” olarak adlandırdığı bir ücret almayı planladığını söylüyor. ABD ise bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kapasitesini küçümsedi. Axios’un haberine göre ABD’li müzakereciler geçen hafta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeler sırasında İran tarafına Tahran’ın boğazı kontrol etmediğini ve dolayısıyla boğazla ilgili taleplerde bulunamayacağını söyledi.

Trump ise İran’ın boğazı yeniden açma önerisini reddetmesinin ardından ABD’nin boğaz üzerinde tam kontrole sahip olduğunu söyledi.

Tahran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “yedi günlük plan” olarak nitelendirdiği öneriyi Katar üzerinden iletmişti. Buna göre Washington’ın başta ABD’nin deniz ablukasını ve petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırması olmak üzere İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğaz yedi gün içinde yeniden açılacaktı.

Şekarci, ABD’yi boğaza müdahale etmemesi konusunda uyararak “Amerikalıların hayatta kalmak için önünde tek bir yol var: Batı Asya bölgesinden çıkmak. Ne kadar hızlı çıkarlarsa kayıpları o kadar az olur” dedi.

Şekarci, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsin. Eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse bir tokat yiyecekler” ifadelerini kullandı.

İran’ı “küresel bir güç” olarak nitelendiren Şekarci, Tahran’ın ABD’nin “yeni dünya düzenindeki eski konumuna” dönmesine izin vermeyeceğini söyledi.


Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
TT

Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasını, ABD’nin deniz ablukasının kaldırılması ve bölgedeki ateşkesin yeniden tesis edilmesine bağlayan önerisini reddetmesinin ertesi günü, bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu yapılmasını beklediğini söyledi.

Trump,bugün (Pazar) Axios’a verdiği mülakatta, “Bu hafta İran’la daha fazla görüşme yapılmasını bekliyorum. Bir anlaşmaya varmak istiyorlar ancak bu benim yapmak istediğim anlaşma değil. Bu, belki de bir yıl önce kabul edebileceğimiz bir anlaşma. Ellerindeki kozları olduğundan fazla değerlendirdiler” dedi.

Bölgesel kaynaklar Trump’ın beklentilerini Axios’a doğrulayarak ABD ile İran arasında yeni bir dolaylı müzakere turunun pazartesi günü başlayabileceğini söyledi. Ancak kaynaklar, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların aşılıp aşılamayacağının henüz net olmadığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarına katıldıktan sonra Tahran’a dönmesine rağmen Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin ekibi New York’taki diplomatik temaslarını sürdürüyor.

Anlaşmazlığın başlıca noktalarından biri müzakerelerin kapsamıyla ilgili. İran, Hürmüz Boğazı ve ABD’nin deniz ablukasına odaklanılmasını isterken Trump yönetimi Tahran’dan nükleer programı konusunda taviz vermesini talep ediyor. Trump, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına yeniden başlayıp başlamayacağı sorusuna ise “Bunu her zaman düşünüyorum” yanıtını verdi.

bghj
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına binerken (AP)

Trump ayrıca ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndan büyük miktarlarda petrol geçişini kolaylaştırdığını belirterek savaşın başlamasından bu yana en yüksek miktarda petrolün hafta sonunda boğazdan geçtiğini söyledi. Trump, “20 milyon varilden fazla” dedi.

ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili de Trump’ın açıklamalarını Axios’a doğrulayarak cuma gecesi Hürmüz Boğazı üzerinden 22 milyon varil petrol ihraç edildiğini belirtti.

Katar, değiştirilmiş formül için arabuluculuk yapıyor

ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, geçen salı günü New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yeni bir dolaylı müzakere turu gerçekleştirdi.

Görüşmelerde Katarlı yetkililer de yer aldı ve iki taraf arasında mesajların iletilmesini sağladı. Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması için İran’ın şartlarını Witkoff ve Kushner’a iletti.

İran, ABD’nin deniz ablukasını kaldırması, petrol satışlarına yönelik yaptırımları iptal etmesi ve bölgede ateşkesin yeniden yürürlüğe konulması karşılığında Hürmüz Boğazı’nın bir hafta içinde yeniden açılmasını ve nükleer müzakerelerin tekrar başlamasını önerdi.

Trump, cumartesi günü İran’ın önerisini reddetti. Ancak bir ABD’li yetkili ile bölgesel kaynaklar Axios’a, Katarlı arabulucuların bir anlaşmaya varılması amacıyla iki taraf arasındaki temaslarını sürdürdüğünü söyledi.

Katar Başbakanı perşembe günü New York’ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya gelerek Trump yönetimiyle yapılabilecek anlaşmayı görüştü. Katar Başbakanı kısa süre sonra üst düzey Katarlı yetkililerle birlikte Witkoff ile görüştü ve kendisini müzakereler hakkında bilgilendirdi.

Dolaylı müzakereler hakkında bilgi sahibi bölgesel bir kaynak, Katarlı arabulucuların İran’ın ilk önerisini iki tarafla görüştüğünü ve incelemeleri için her iki tarafa da uzlaşı sağlayabilecek yeni bir öneri sunduğunu söyledi.

Katarlı arabulucular hafta sonu boyunca öneri metninde yapılacak değişiklikler konusunda İranlı ve Amerikalı müzakerecilerle ayrı ayrı temaslarını sürdürdü.

Arabulucuların pazartesiden itibaren Arakçi ve Witkoff ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.

Arakçi resmi yanıtı bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü NBC News’e yaptığı açıklamada Trump’ın İran’ın önerisini reddettiğini açıklamasına rağmen Tahran’ın diplomatik bir çözüm istediğini söyledi.

Arakçi, ABD’de yapılacak ara seçimlerin Tahran’ın hesaplarında yer almadığını belirterek “Biz yalnızca ulusal çıkarlarımızla ilgileniyoruz. Müzakerelere hazırız” dedi.

Arakçi, “Başkan Trump’ın bu anlaşmayı reddettiğini duyduğumuz halde... arabulucular üzerinden resmi bir yanıt beklemeyi sürdürüyoruz” diye konuştu.