İdlib’deki saldırılarda 11 sivil hayatını kaybetti

İdlib kırsalına dün düzenlenen saldırının ardından (AFP)
İdlib kırsalına dün düzenlenen saldırının ardından (AFP)
TT

İdlib’deki saldırılarda 11 sivil hayatını kaybetti

İdlib kırsalına dün düzenlenen saldırının ardından (AFP)
İdlib kırsalına dün düzenlenen saldırının ardından (AFP)

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), dün, rejim güçlerinin Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib ve çevresini hedef alan saldırılarında 11 sivilin hayatını kaybettiğini açıkladı.
SOHR tarafından yapılan açıklamaya göre rejim güçlerinin, Güney İdlib kırsalındaki Maarşurin köyünü hedef aldığı saldırılarda 3’ü çocuk 10 sivil hayatını kaybetti.
Hastaneye kaldırılan yaralılar arasında durumu ciddi olanlar nedeniyle ölü sayısının artmasından endişe ediliyor.
Açıklamada ayrıca Suriye rejimi ve Rusya’ya ait savaş uçaklarının Güney İdlib kırsalından Kuzey Hama'ya kadar uzanan çeşitli alanlarda onlarca hava saldırısı düzenlediği ve bu saldırılarda Kuzey Hama’da bir kişinin hayatını kaybettiği bilgisi yer aldı.
AFP muhabiri, Maarşurin köyündeki çarşıyı hedef alan saldırının ardından birkaç dükkânın zarar gördüğünü ve siviller ile kurtarma ekiplerinin enkaz altında kalanları aramaya çalıştığını aktardı.
Heyetu Tahriru’ş Şam (HTŞ), İdlib ve çevresinde askeri ve idari açıdan kontrolü ele alırken, bölgede daha az nüfuza sahip başka İslami gruplar da bulunuyor.
Rejimin söz konusu hava saldırıları, Kuzey Hama kırsalında rejim güçleri ile HTŞ başta olmak üzere İslami gruplarla yaşadığı çatışmalarla eş zamanlı ilerliyor.
İdlib ve çevresi, Eylül 2018’de Türkiye ve Rusya’nın, rejimin güçleri ve muhalifler arasında silahsızlandırılmış bir bölgenin kurulmasını öngören Soçi Anlaşması’nı imzalanmasından sonra nispeten sessizdi. Ancak Şubat ayı itibariyle rejim güçleri bölgeye yönelik kanlı hava saldırılarını başlatırken, bir süre sonra müttefiki Rusya’da rejimin bu eylemlerine katıldı.
HRW’den Suriye hükümetine suçlama
Öte yandan İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Suriye hükümetini, şüphelilerin aile üyelerine ait mal varlığına el koymak için terörle mücadele yasasını kötüye kullanmakla suçladı.
HRW tarafından yapılan açıklamada, "Suriye hükümeti, terörist listesine keyfi olarak alınan kişilerle bağlantılı olan tüm aileleri, taşınabilir ve taşınmaz malları dondurularak cezalandırıyor" denildi.
Terörle Mücadele Yasası’nın 63 sayılı kararnamesi, Maliye Bakanlığı'na 2012 Terörle Mücadele Yasası uyarınca terör şüphelilerinin taşınır ve taşınmaz mallarını dondurma hakkı tanıyor.
Ancak HRW’nin açıklamasına göre Suriye hükümeti, şüphelilerin ailelerini de hedef alarak ‘toplu şekilde’ onları cezalandırıyor.
HRW Ortadoğu Direktör Yardımcısı Lama Fakih, “Suriye, 63 sayılı kararnameyi insanları geçim yollarından bile mahrum eden haksız ve keyfi uygulamalara izin vermek için kullanıyor. Suriye yasa ve uygulamaları insanların haklarını ihlal ettiği sürece güvenli ya da istikrarlı olmayacaktır” şeklinde konuştu.
HRW, söz konusu yasadan mağdur olan kişilerle yaptığı görüşmelerde, terör listesine alınan kişilerin akrabalarının çoğu, “Onlar insani yardım çalışanı veya sadece gösterilere katılan kişilerdi” yorumunda bulundu.
Akrabalardan biri bu karardan haberdar olmadıklarını söylerken, diğeri ev, araba ve fabrikalarını kaybettiklerini belirtti.
HRW, Suriye hükümetine teröre mücadele yasasını keyfi bir şekilde kullanmayı durdurma çağrısında bulunurken, hedef alınan kişilerin yasadışı davrandığına dair kanıt sağlanması ile terör listesine eklenme ve mal varlıklarının dondurulmasına itiraz hakkı verilmesi gerektiğini ifade etti.
HRW’ye göre bu eylem, hükümetin Suriyeli mültecileri ülkelerine geri dönmeye teşvik etme niyeti ile çelişiyor.
Ayrıca HRW, terörle mücadele yasası ve müteakip kararnamelerde değişiklik yapılması ve terörle ilgili tüm tanımların kaldırılması çağrısında da bulundu.



Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.