Putin’in Libya'da tutuklanan adamları

Seyfülislam Kaddafi (AP)
Seyfülislam Kaddafi (AP)
TT

Putin’in Libya'da tutuklanan adamları

Seyfülislam Kaddafi (AP)
Seyfülislam Kaddafi (AP)

Libya’daki savaş hikayeleri ile gizemli koridorlarda sürüp giden meseleler, ülkede 8 yıldır tanık olunan kaostan faydalanan dış müdahalelerin arttığını ortaya koydu.
Hikâyeye en başından başlayalım...
Geçen mayıs ayında Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) bağlı silahlı bir grup, 2 Rusya vatandaşını ve Kaddafi döneminin eski bakanlarından birinin oğlunu Libya’nın başkenti Trablus’ta gözaltına aldı.
Yoldan geçen herhangi birini çevirerek ülkedeki mevcut durum, hükümete dair memnuniyet ve silahlı milis hareketler hakkındaki görüşlerini dinleyin. Ayrıca Libya’da kamuoyunu meşgul eden bu meselelerin, söz konusu grubun faaliyetleri hakkında “başkanın aşçısı” olarak da bilinen ve Devlet Başkanı Putin’e yakın olan bir Rus ile ilgisi olup olmadığını da sorun.
Kaynakların Şarku’l Avsat’a aktardığı bilgilere göre söz konusu mesele, Batı dağlarının zirvesindeki şehirlerin birinde, devrik Libya lideri Muammer Kaddafi’nin ikinci oğlu Seyfülislam ile görüşmeden ayrılan ve Trablus’a yönelen bir Rus ekiple ilgili. Ancak Libyalı eski bir bakanın oğlunun yanı sıra Sosyolog Maksim Anatolyevich Şugaley ve doktor ve Tercüman Samir Hasan Ali’den oluşan ekibin turu, güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınmalarıyla sona erdi. İkamet ettikleri yer takip edilmeleri sonucunda zaten belirlenmişti. Aynı zamanda bir diğer Rus ekip de “siyasi ve toplumsal bilgi toplama amaçlı bir araştırma” olduğu söylenen görevlerini tamamlamak üzere Libya’yı geziyordu…
Söz konusu gelişmeler, ABD merkezli Bloomberg ajansının 5 Temmuz’da yayınladığı “Trablus’taki Libya Başsavcılığı’nın düzenlenecek seçimlere nüfuz etme girişiminde bulundukları gerekçesiyle 2 Rus vatandaşın tutuklandığı” yönündeki haberin ardından meydana geldi Haberde, söz konusu Rusların Seyfülislam Kaddafi ile toplantı düzenlemek üzere yapılan girişimde “yer aldıkları” ifade edildi. Bu bilgiler, Kaddafi’ye yakın bazı kaynaklar tarafından da onaylanırken söz konusu kaynaklar görüşme hakkında “Bu bir suç değil. Her ne kadar gözlerden uzak olsa da adı cumhurbaşkanlığı seçimleri için güçlü bir rakip olarak önerildi” dedi. Libya Başsavcılığı Bürosu’ndan Maksim Anatolyevich Şugaley, Samir Hasan Ali ve eski bakanın oğlu ile yürüttüğü soruşturmalar hakkında bilgi sahibi bir kaynak, “Onlara yönelik suçlamalar, kamuoyu hakkında önemli bilgiler topladıkları, casusluk ve istihbarat görevleri yürüttükleri konusunda” bilgisini verdi.
Uluslararası arena tarafından tanınan UMH’ye 3 Temmuz’da sunulan bir belge, Şugaley’in Moskova merkezli bir vakıfta siyasi danışman olarak çalıştığını ve yakın zamana kadar elektronik bir haber sitesi yönettiğini ortaya koydu. ABD de Maksim Şugaley’in, “Putin’in aşçısı” lakaplı Rus iş adamı Yevgeny Prigozhin ile bağlantılı olduğunu ve 2016 yılında ABD’de düzenlenen başkanlık seçimlerine müdahaleye finansal destek sağlamakla suçlanan Rus ajanların arasında bulunduğu iddia ediyor. Bu nedenle Rus ekibi tutuklama süreci, yabancı ülkelerin istihbaratının Libya’ya nüfuz etme düzeyi hakkındaki soruların artmasına neden oldu.
Quilliam Araştırma Vakfı Başkanı Numan bin Osman, Rusya ve Libya vatandaşlarının tutuklanmasının hemen ardından Twitter üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Trablus’taki güvenlik hizmetleri, (biri Arap asıllı) 3 Rus unsurun önderliğindeki bir casusluk şebekesini yakalamayı başardı. Baskınlar sırasında bulundukları yerde 50 bin belge ele geçirildi. Biri eski rejimden bir bakanın oğlu olmak üzere Ruslar yakalandı.”
Ancak Osman, eski rejimden olduğun söylenen bakanın ismini açıklamadı.
Seyfülislam Kaddafi’ye yakın bir kaynağın Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya göre Ruslarla birlikte tutuklanan kişi, eski rejimde Dışişleri Bakanı olan Dr. Ali el-Treki’nin oğluydu.
Rusya, eski rejimin devrilmesi sonrasında Libya’ya uzanarak Seyfülislam Kaddafi ile erkenden iletişim hatları oluşturmaya başladı. Rusya’nın Libya konusundaki temas grubunun başkanı olan Lev Dengov, ülkesiyle Seyfülislam arasındaki temasların varlığını doğrularken, Seyfülislam Kaddafi’nin “ülkesinde siyasi ağrılığa sahip olduğunu ve bu nedenle kendisinin Libya siyasi sürecine katılan taraflar arasında olacağını” söyledi.
Rus ekibin tutuklanması, devrik liderin oğluna yakın konumdaki isimlere de gölge düşürdü. Öyle ki Seyfüislam’ın seçimlere adaylığını destekleyen “Mandela Libya” adlı kuruluşun Başkanı Abdulmunim Muhammed, söz konusu Rus vatandaşlarının tutuklanmasından duyduğu şaşkınlığı dile getirdi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Abdulmunim Muhammed duruma dair şunları söyledi:
“Bu grup ve diğerleri, Libya’ya yasal yollarla girdiler. Dr. Seyfülislam’ın popülerliğini belirlemek için çalışmalar yapmaya başladılar. Güvenlik güçlerinin milisleri tutuklamasına rağmen Rus ekip, başta Trablus ve Bingazi şehirleri olmak üzere ülkenin doğusunda, batısında ve güneyinde kamuoyu anketleri yürüttü. Tüm bölgelerdeki vatandaşlardan Seyfülislam’ın seçimlere aday olmasını desteklediği cevabına ulaştı.”
Ruslar aleyhindeki suçlamaların “oldukça gülünç” olduğunu belirten Abdulmunim Muhammed, “Bu durum, herkese karşı savaşan ve güvenliğini korumak için hüküm süren bir hükümeti yansıtıyor” ifadesini kullandı.
Başsavcılık Bürosu ise dizüstü bilgisayarların ve harici belleklerin ele geçirildiğini, bunların da Rusların Libya da dahil olmak üzer Afrika ülkelerinde yapılması planlanan seçimlere müdahale konusunda uzmanlaşmış bir grupla çalıştığını açıkça kanıtladığı bilgisini verdi.
'Mandela Libya' adlı kuruluşun başkanının ifadeleri, söz konusu Rusların bağlı olduğu Ulusal Değerleri Koruma Vakfı Başkanı Aleksandr Malkeviç’in açıklamalarıyla da benzeşiyordu. Malkeviç, Libya’da gözaltına alınan personellerinin ülke topraklarında Libya makamlarıyla tam bir koordinasyon içerisinde bulunduğunu belirterek “Sadece toplumsal araştırmalarda yer aldılar ve seçim sürecine asla müdahale etmediler” diye konuştu.
Malkeviç, yaptığı yazılı açıklamada, araştırma ekibinde Sosyolog Maksim Şugaley, doktor Samir Hasan Ali ve Sosyolog Aleksandr Aleksandrovich Prokofiev’in yer aldığını aktardı. Prokofiev, yakalanmadan önce ikamet ettiği evden kaçmıştı.
“Mülakatlar ve kamuoyu anketleri de dahil olmak üzere bir dizi sosyal çalışma yürüttüler” diyen Aleksandr Malkeviç, vakıf sitesinin de yalnızca sağlanan temel verileri içerdiğini belirtti. Malkeviç, yaklaşan seçimlere müdahale girişimlerini ve Libya’ya zarar verecek eylemlerde bulunma suçlamalarını kabul etmeyerek durumun “saçma” olduğunu söyledi.
Seyfülislam Kaddafi’ye yakın isimlerden olan Mihoub Ebu Ali (gerçek ismi değil), Rus ekibin tutuklanmasını eleştirirken, aleyhlerindeki suçlamaları da yalanladı. Ebu Ali, “Seçimlere karışma iddiası var… Peki, müdahale edildiği söylenen seçimler nerede? Ülkeyi kurtarmak ve vatandaşlara hükümetlerini belirleme şansı vermek için seçimlerin en kısa sürede yapılmasını destekliyoruz” dedi.
Ebu Ali ayrıca, “Rus ekibin, Doktor Seyful İslam ile görüşmesi bir suç ve herhangi bir yasaya aykırı bir eylem değildir. O, serbest bırakıldı ve normal bir hayat yaşıyor” ifadelerini kullandı.
11 Haziran 2017 tarihinde ülkenin batısındaki Zintan bölgesinde Ebu Bekir Sıddık Tugayı’nın özgür bırakılmasından bu yana Seyfülislam, halka açık bir mekanda görülmedi. Ancak halen Zintan şehrinde bulunduğuna dair iddialar söz konusu. Geçen yılın başlarında Seyfülslam Kaddafi’nin siyasi çalışma ekibinden bir heyet, Kaddafi’nin ülkesindeki krizin çözümüne yönelik bakış açısıyla ilgili bir mektup teslim etmek için Moskova’ya ziyarette bulundu. 
Libya Başsavcılığı Bürosu’ndan sızan bilgiler, Rus tutuklular arasındaki Şugaley’in, Yevgeny Prigozhin’in desteğiyle Madagaskar da dahil olmak üzere birçok Afrika ülkesinde benzer bir rol oynadığını ortaya koydu. Uluslararası raporlar ise Şugaley’in cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olması için ülkesine sadık birini bulmaya çalıştığı 2018 yılındaki Madagaskar seçimlerine Rus müdahalesinin boyutuna değindi.
ABD, 2018’in mart ayında, 2016 yılındaki ABD seçimlerine müdahale etmekle ve siber saldırıda bulunmakla suçladıkları 19 Rusya vatandaşına yaptırım kararı aldı. Yaptırımlar arasında Prigozhin ile St. Petersburg merkezli, internet üzerinden araştırmalar yürüten bir ajansın 12 çalışanı da bulunuyordu.
Mandela Libya Kuruluşu Başkanı da Libya’daki vatandaşların Seyfülislam Kaddafi hakkındaki görüşlerini araştıran Rus ekibin “sayısının fazla olduğunu ancak ikisinin Trablus’ta polis tarafından gözaltına alındığını” söyledi. Aleksandr Malkeviç, casusluk suçlamasının “Rusya’ya baskı yapmak için üretildiğini ya da bir tür provokasyon malzemesi olduğunu” belirtti.
Bu yıl Libya’da meclis ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, Birleşmiş Milletler gözetimindeki bir yol haritası uyarınca yapılması planlanıyordu. Ancak Ulusal Ordu’nun Trablus’a yönelik başlattığı askeri operasyon seçimlerin düzenlenmesini engelledi.



Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe


İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
TT

İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)

İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, pazar günü savaşın “sona ermediğini” söyleyerek “ağır saldırılar” tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın “teslim olması” halinde çatışmaların “yakında” sona ereceğini öne sürdü.

Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Deniz Kuvvetleri, “Remus 600” tipi ABD’ye ait insansız denizaltıyı ele geçirdi. Denizaltının Hürmüz Boğazı’nda “casusluk görevleri” yürüttüğü belirtildi.

Açıklamada, denizaltının istihbarat kapasitesi ve elektronik harp tekniklerinin kullanıldığı “koordineli ve karmaşık bir operasyon” sonucunda ele geçirildiği belirtildi. Denizaltının içinde depolanan verilerin çıkarılması için İranlı uzmanların kontrolüne alındığı kaydedildi. ABD ordusundan ise henüz konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tahran, eylül ayı içinde ikinci kez insansız bir ABD denizaltısını ele geçirdiğini duyurmuş oldu. Devrim Muhafızları, 8 Eylül’de de başka bir ABD insansız denizaltısını kontrol altına aldığını açıklamıştı. ABD ordusu daha sonra deniz insansız araçlarından birinin “arızalandığını” bildirmiş ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü İran hükümetinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları yedi gün içinde sona erdirme önerisini reddetmesinin ardından geldi. Tahran ise iki taraf arasında İslamabad’da varılan mutabakat zaptına yakın şartlarda ısrar ediyor. Söz konusu mutabakat, İran’ın boğazdaki gemilere yönelik saldırılarına yeniden başlamasının ardından çökmüştü.

cdvfhyj
“F/A-18 Super Hornet” savaş uçağı, Orta Doğu sularında bulunan ABD Donanması’na ait “USS George Washington” uçak gemisinden kalkışa hazırlanırken (CENTCOM)

Şarku’l Avsat‘ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Ordu Komutanı General Emir Hatemi, Tahran’da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, İran’ın karşı karşıya olduğu rakiplerinin “yanlış hesaplarından” birinin İran liderinin ve çok sayıda üst düzey komutanın öldürülmesinin ülkenin çökmesine yol açacağını düşünmeleri olduğunu söyledi.

Hatemi, “Tek bir komutan bile geri adım atmadı. Herkes kararlılıkla ayağa kalktı, direndi ve ülkeyi savundu” dedi. Hatemi, ABD’yi İran içinde karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak Trump’ın İranlılar üzerinde baskı kurup onları isyana ve ardından iç savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü.

Hatemi, Trump’ın Venezuela’ya ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak ABD’nin aynı senaryoyu İran’da uygulamak istediğini ancak İranlıların buna izin vermeyeceğini söyledi. İranlı komutan, “dayatılan savaşın hassas ve kader belirleyici aşamalardan geçtiğini” belirterek “Savaş bitmedi. Zafer kazandık ancak bu zaferi korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hatemi, “Saldırgan düşman ağır darbeler aldı ancak İran askerlerinden gelecek ağır darbelere karşı hazırlıklı olması gerekiyor” dedi.

İran’ın ticaretten mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirten Hatemi, yabancı aktörlerin bölgedeki stratejik su yollarını kullanmasına karşı çıktı.

Hatemi, “İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nı “izzetimizin ve onurumuzun boğazı” olarak nitelendiren Hatemi, “ülkenin düşmanlarının İran halkı bu geçitten mahrum bırakılırken bu büyük lojistik koridoru kullanmasına izin verilmeyeceğini” söyledi.

İran ordusu ABD saldırısını ihtimal dışı bırakmıyor

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya da silahlı kuvvetlerin yeni bir ABD saldırısına karşı “tamamen hazır” olduğunu söyledi. ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde “daha büyük zararlara” uğrayacağı uyarısında bulundu.

jyumk
İran Ordusu Sözcüsü Emir Ekremi-Niya (Arşiv - Daneshju)

Ekremi-Niya, ABD’nin bölgedeki koşullarının “iyi olmadığını” belirterek bunun Washington’ı “askeri saldırganlığa” yöneltebileceğini söyledi. İran ordusunun herhangi bir saldırıyla mücadele etmek için “her açıdan” hazır olduğunu vurguladı.

Washington’ın, Hamas ve Hizbullah’a yönelik saldırılar ile Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran’daki gelişmelerin ülkeye saldırmak için uygun koşulları oluşturduğunu düşünerek yanlış hesap yaptığını savundu.

İran’ın 28 Şubat’taki saldırılara karşılık verdiğini belirten Ekremi-Niya, İran Hava Kuvvetleri’nin 2 Mart’ta Kuveyt, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde operasyonlar düzenlediğini söyledi. “Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız düşmana ezici bir karşılık verdi” dedi.

Ekremi-Niya, Trump’ı İran’ı bölmeye çalışmakla suçlayarak “Saddam gibi üçüncü savaşta da ülkeyi bölmeye çalıştı ancak ikisi de başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.

Wall Street Journal gazetesi ise adını açıklamadığı ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Trump’ın özel görüşmelerinde, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatma ihtimalini dile getirdiğini bildirmişti.

Trump pazar günü İran’la savaşın “yakında” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın “teslim olmasıyla” petrol fiyatlarının “düşeceğini” öne süren Trump, fiyatların “çakılacağını” ifade etti. ABD’nin önceki gece limanlardan “rekor miktarda” petrol çıkardığını ve bunun savaş öncesinde çıkarılan miktardan daha fazla olduğunu söyledi.

Hürmüz güzergâhları

İran Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fazl Şekarci, cumartesi akşamı Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran’ın elinde olduğunu söyledi. Şekarci, devlet televizyonuna verdiği röportajda “İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçmek isteyen hiçbir gemi güvende olmayacak” dedi.

İran’da su yolunun yönetiminden sorumlu kurum da gemi sahiplerini “yasa dışı” olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanmamaları konusunda uyardı. İran medyasının kurumun açıklamasına dayandırdığı haberlere göre talimatlara uyulmaması, gelecekte gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kısıtlamalar getirilmesine yol açabilir.

Kurum, söz konusu güzergâhların kullanılmasının mali riskler ve mürettebatın hayatı açısından tehlikeler barındırdığını belirterek gemi sahiplerinden bu ihlallerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalarını istedi.

Kuralların ihlal edildiği tespit edilen kiracı şirketlerin “ihlal eden şirketler listesine” alınabileceği ve bunun söz konusu şirketlerle bağlantılı tüm gemilerin gelecekteki geçişlerine kısıtlama getirilmesine yol açabileceği belirtildi.

Kurum ayrıca bir geminin sahipleri tarafından gönderildiğini belirttiği bir mektubun görüntüsünü yayımladı. Mektupta gemi sahiplerinin kiracı şirketin doğrudan talimatı üzerine boğazdan “izinsiz” geçiş yaptıkları ve İran makamlarının talep ettiği prosedürleri tamamlamadıkları için özür diledikleri öne sürüldü. İran’ın iddiasına göre gemi sahipleri, gemilerinin ve şirketlerinin ihlal listesinden çıkarılmasını talep etti.

cdfvgthyj
Tahran sokaklarından birinde İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney ile eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğraflarının yer aldığı bir propaganda panosu (EPA)

Bu adımlar, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde atıldı. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak İran’ın saldırıları ve tehditleri gemi trafiğinde keskin düşüşe yol açarken ABD de İran limanlarına abluka uyguladı.

İran, geçiş yapan gemilerden çevrenin korunması gibi hizmetlerin finansmanında kullanılmak üzere “hizmet bedeli” olarak adlandırdığı bir ücret almayı planladığını söylüyor. ABD ise bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kapasitesini küçümsedi. Axios’un haberine göre ABD’li müzakereciler geçen hafta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeler sırasında İran tarafına Tahran’ın boğazı kontrol etmediğini ve dolayısıyla boğazla ilgili taleplerde bulunamayacağını söyledi.

Trump ise İran’ın boğazı yeniden açma önerisini reddetmesinin ardından ABD’nin boğaz üzerinde tam kontrole sahip olduğunu söyledi.

Tahran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “yedi günlük plan” olarak nitelendirdiği öneriyi Katar üzerinden iletmişti. Buna göre Washington’ın başta ABD’nin deniz ablukasını ve petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırması olmak üzere İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğaz yedi gün içinde yeniden açılacaktı.

Şekarci, ABD’yi boğaza müdahale etmemesi konusunda uyararak “Amerikalıların hayatta kalmak için önünde tek bir yol var: Batı Asya bölgesinden çıkmak. Ne kadar hızlı çıkarlarsa kayıpları o kadar az olur” dedi.

Şekarci, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsin. Eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse bir tokat yiyecekler” ifadelerini kullandı.

İran’ı “küresel bir güç” olarak nitelendiren Şekarci, Tahran’ın ABD’nin “yeni dünya düzenindeki eski konumuna” dönmesine izin vermeyeceğini söyledi.


Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
TT

Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasını, ABD’nin deniz ablukasının kaldırılması ve bölgedeki ateşkesin yeniden tesis edilmesine bağlayan önerisini reddetmesinin ertesi günü, bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu yapılmasını beklediğini söyledi.

Trump,bugün (Pazar) Axios’a verdiği mülakatta, “Bu hafta İran’la daha fazla görüşme yapılmasını bekliyorum. Bir anlaşmaya varmak istiyorlar ancak bu benim yapmak istediğim anlaşma değil. Bu, belki de bir yıl önce kabul edebileceğimiz bir anlaşma. Ellerindeki kozları olduğundan fazla değerlendirdiler” dedi.

Bölgesel kaynaklar Trump’ın beklentilerini Axios’a doğrulayarak ABD ile İran arasında yeni bir dolaylı müzakere turunun pazartesi günü başlayabileceğini söyledi. Ancak kaynaklar, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların aşılıp aşılamayacağının henüz net olmadığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarına katıldıktan sonra Tahran’a dönmesine rağmen Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin ekibi New York’taki diplomatik temaslarını sürdürüyor.

Anlaşmazlığın başlıca noktalarından biri müzakerelerin kapsamıyla ilgili. İran, Hürmüz Boğazı ve ABD’nin deniz ablukasına odaklanılmasını isterken Trump yönetimi Tahran’dan nükleer programı konusunda taviz vermesini talep ediyor. Trump, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına yeniden başlayıp başlamayacağı sorusuna ise “Bunu her zaman düşünüyorum” yanıtını verdi.

bghj
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına binerken (AP)

Trump ayrıca ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndan büyük miktarlarda petrol geçişini kolaylaştırdığını belirterek savaşın başlamasından bu yana en yüksek miktarda petrolün hafta sonunda boğazdan geçtiğini söyledi. Trump, “20 milyon varilden fazla” dedi.

ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili de Trump’ın açıklamalarını Axios’a doğrulayarak cuma gecesi Hürmüz Boğazı üzerinden 22 milyon varil petrol ihraç edildiğini belirtti.

Katar, değiştirilmiş formül için arabuluculuk yapıyor

ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, geçen salı günü New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yeni bir dolaylı müzakere turu gerçekleştirdi.

Görüşmelerde Katarlı yetkililer de yer aldı ve iki taraf arasında mesajların iletilmesini sağladı. Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması için İran’ın şartlarını Witkoff ve Kushner’a iletti.

İran, ABD’nin deniz ablukasını kaldırması, petrol satışlarına yönelik yaptırımları iptal etmesi ve bölgede ateşkesin yeniden yürürlüğe konulması karşılığında Hürmüz Boğazı’nın bir hafta içinde yeniden açılmasını ve nükleer müzakerelerin tekrar başlamasını önerdi.

Trump, cumartesi günü İran’ın önerisini reddetti. Ancak bir ABD’li yetkili ile bölgesel kaynaklar Axios’a, Katarlı arabulucuların bir anlaşmaya varılması amacıyla iki taraf arasındaki temaslarını sürdürdüğünü söyledi.

Katar Başbakanı perşembe günü New York’ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya gelerek Trump yönetimiyle yapılabilecek anlaşmayı görüştü. Katar Başbakanı kısa süre sonra üst düzey Katarlı yetkililerle birlikte Witkoff ile görüştü ve kendisini müzakereler hakkında bilgilendirdi.

Dolaylı müzakereler hakkında bilgi sahibi bölgesel bir kaynak, Katarlı arabulucuların İran’ın ilk önerisini iki tarafla görüştüğünü ve incelemeleri için her iki tarafa da uzlaşı sağlayabilecek yeni bir öneri sunduğunu söyledi.

Katarlı arabulucular hafta sonu boyunca öneri metninde yapılacak değişiklikler konusunda İranlı ve Amerikalı müzakerecilerle ayrı ayrı temaslarını sürdürdü.

Arabulucuların pazartesiden itibaren Arakçi ve Witkoff ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.

Arakçi resmi yanıtı bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü NBC News’e yaptığı açıklamada Trump’ın İran’ın önerisini reddettiğini açıklamasına rağmen Tahran’ın diplomatik bir çözüm istediğini söyledi.

Arakçi, ABD’de yapılacak ara seçimlerin Tahran’ın hesaplarında yer almadığını belirterek “Biz yalnızca ulusal çıkarlarımızla ilgileniyoruz. Müzakerelere hazırız” dedi.

Arakçi, “Başkan Trump’ın bu anlaşmayı reddettiğini duyduğumuz halde... arabulucular üzerinden resmi bir yanıt beklemeyi sürdürüyoruz” diye konuştu.