'Hamza bin Ladin'in ölümü El Kaide'ye karşı sembolik bir darbe'

Hamza bin Ladin (AFP)
Hamza bin Ladin (AFP)
TT

'Hamza bin Ladin'in ölümü El Kaide'ye karşı sembolik bir darbe'

Hamza bin Ladin (AFP)
Hamza bin Ladin (AFP)

El Kaide lideri Usame bin Ladin’in oğlu Hamza’nın öldürüldüğü iddiası ile ilgili konuşan uzmanlar, bunun, El Kaide’ye yönelik ‘sembolik bir darbeden’ başka bir şey ifade etmediğini vurguladı. New York Times gazetesinin iki Amerikalı yetkiliye dayandırdığı haberinde, Hamza bin Ladin’in geçtiğimiz iki yıl içerisinde ABD'nin dahil olduğu bir operasyon sırasında öldürüldüğü iddia edilmişti.
Hamza bin Ladin’in öldürüldüğü iddiasını değerlendiren uzmanlar, bu durumun El Kaide’nin geleceğine ve terörle mücadeleye karşı çok zayıf bir etkisi olacağını belirterek, bunun örgüte yönelik ‘sembolik bir darbeden’ başka bir şey ifade etmediğini söylediler.
Harvard Üniversitesi Profesörü Barak Mendelson, “Görünüşe göre El Kaide, Hamza bin Ladin’i propaganda faaliyetlerinin kalbine yerleştirmişti ve onun ilerde örgüt liderliğine gelmesini bekliyordu. Ancak önemli operasyonel görevler konusunda tecrübeli olduğu yönünde kesin bir bilgi yok” dedi.
Beyaz Saray, iddiayla ilgili soruları yanıtlamazken, ABD Başkanı Donald Trump, basın mensuplarının bu yöndeki sorusuna, "Bu konuda yorum yapmak istemiyorum” şeklinde cevap verdi.
New York Times’ın haberine göre Hamza’nın El Kaide'ye liderlik etmeye ve yeni nesil gençlerin liderliğini devralmaya hazırlandığı belirtiliyor. Gazeteye bilgi veren kaynaklar, ölümü hakkında daha fazla detay vermezken, ölüm haberinin son derece güvenilir kaynaklar tarafından teyit edildiğini vurguladı.
Birleşmiş Milletler (BM) ve ABD hükümeti, Hamza’yı Washington’ın 11 Eylül sonrası terörizme karşı verdiği mücadelede iyice yıpratılan örgütün yeniden yapılanmasında yer alabileceği tehlikesine dikkat çekiyorlardı.
ABD, Şubat 2019'da Hamza bin Ladin'in yakalanması için bir milyon dolar ödül koymuştu. BM Yaptırım Komitesi de aynı zamanda 9 Mayıs 1989 Cidde doğumlu Hamza’yı yaptırım listesine alarak, mal varlıklarını dondurmuş ve seyahat yasağı getirmişti. Usame bin Ladin, 2011'in Mayıs ayında ABD’nin düzenlediği operasyonda, Pakistan'daki evinde öldürülmüştü. Bin Ladin'in ölümünün ardından örgütün liderliğini sağ kolu Eymen el Zevahiri üstlenmişti. Örgütten Hamza’nın öldürüldüğüne ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
Uzmanlar, oğul Bin Ladin’in babası gibi liderlik vasıfları taşıdığı konusunda şüphelerini dile getiriyor. Dış İlişkiler Konseyi Terörle Mücadele Uzmanı Bruce Hoffman, El Kaide’nin kurucusunun oğlunun ölümünden etkilenmeyeceğini ifade etti.
Usame bin Ladin'in ölümü sonrasında ABD istihbaratı tarafından ele geçirilen ses kayıtlarında, baba Bin Ladin, Hamza’nın kendisini takip etmesi gerektiğini ifade ediyordu.
Baba Bin Ladin’in ele geçirilen mesajlarda, oğlu Hamza’ya İnsansız Hava Aracı  (İHA) tarafından takip edilmemesi için puslu havada yolculuğa çıkmasını söylerken, başka bir mesajda havadan yapılan kontrollere karşı tünel içerisinde bindiği arabayı değiştirmesini tavsiye ediyor. Usame bin Ladin’in evinde ele geçirilen bir videokasette ise İran’da çekildiği tahmin edilen Hamza’nın düğün görüntüleri yer alıyordu.
Ses kayıtlarındaki nasihat ve tavsiyeleri değerlendiren uzmanlar, bunların sadece bir babanın oğlunu koruma içgüdüsüyle söylenmiş sözlerden çok kendi mirasını güvenceye alma çabası olduğu görüşünde. Analistlere göre, 2010’dan bu yana El Kaide, örgütün liderliği için Hamza bin Ladin’i gizlemeye çalışıyordu. FBI eski ajanı ve halihazırda terörle mücadelede uzmanı olarak görev yapan, Usame bin Ladin biyografisinin yazarı Sevfan el-Amil’in belirttiğine göre Hamza, 11 Eylül saldırıları sonrasında güvenliği için İran’a gönderildi. Burada 10 yıl boyunca örgüt yöneticilerinden Seyfu’l Adl’ın gözetiminde kaldı.
Sevfan’a göre Zevahiri’nin kontrolündeki El Kaide örgütü, DEAŞ’ın çözülmesiyle birlikte Asya ve Batı Afrika’ya doğan boşluğu doldurmak üzere yeniden yapılanmaya gitti.
El Kaide uzmanı olan Catherine Zimmerman, “El Kaide’nin anma merasimi düzenlemesini beklemeliyiz. Örgütün ölen bir yöneticisi için anma merasimi düzenlemediği nadir görülen bir durum. Hamza artık örgütü yönetecek bir ses haline gelmişti. Küresel aşırılık hakkında konuşuyor ve Müslümanları bu savaşa destek vermeye çağırıyordu” dedi.
Pakistanlı güvenlik uzmanı Rahimullah Bosfezay, Usame bin Ladin ile yüz yüze görüşmüş az sayıdaki gazetecilerden birine yaptığı açıklamada, “Kanaatimce Hamza’nın ölümü örgüt için büyük bir kayıp oldu. Zira örgüt yöneticileri yaşça daha küçük ve daha fazla aktif birine ihtiyaç duyuyordu. Bu vasıflar Hamza’da vardı. Ayrıca babasının doğal halefi olması nedeniyle kabul görmüş bir isimdi” ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, Usame bin Ladin’in örgütün başına geçecek halefi olarak gördüğü Hamza’nın DEAŞ ile rekabetin olduğu bir ortamda, gençleri örgütleme yönünde üst düzey bir beceri gösterdiğine dair kanıt olmadığını söylüyor.
ABD yönetiminden bir kaynak Hamza için şu ifadeleri kullandı;
“Onun, babası gibi stratejik bir akla sahip olduğunu gösteren hiçbir kanıt yok.”
ABD Dış İlişkiler Konseyi Terörle Mücadele Uzmanı Bruce Hoffman, “El Kaide, kurucusunun oğlunun ölmesinden etkilenmez. Ancak örgüt babasının ölümünü atlatmış bir durumda. Oğlunun ölümünün ardından da faaliyetlerini pekâlâ sürdürebilir” dedi.
İngiltere Kraliyet Enstitüsü’nde Uluslararası Güvenlik Araştırmaları Direktörü Raffaello Pantucci, El Kaide’nin yeni liderini güçlü bir ağa sahip olan bölgesel grupları içinden seçebilir” değerlendirmesinde bulundu.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe