Cezayirli öğrencilerden 'sivil itaatsizlik' çağrısı

6 Ağustos’taki Cezayir’deki gösterilerden bir kare (Reuters)
6 Ağustos’taki Cezayir’deki gösterilerden bir kare (Reuters)
TT

Cezayirli öğrencilerden 'sivil itaatsizlik' çağrısı

6 Ağustos’taki Cezayir’deki gösterilerden bir kare (Reuters)
6 Ağustos’taki Cezayir’deki gösterilerden bir kare (Reuters)

Binlerce Cezayirli öğrenci, yönetim tarafından önerilen diyaloğu kabul etmediklerini göstermek için 6 Ağustos’ta da 24 haftadır devam eden yürüyüşlerini sürdürdü. Eylemciler, rejim sembollerinin var olması çerçevesinde hiçbir adımı kabul etmeyeceklerini ifade etti.
Öğrenciler, tarihi Kasbah mahallesindeki Şehitler Meydanı’nda toplanırken, daha sonra yüzlerce vatandaşın katılımıyla da polis kuvvetlerinin kuşattığı Merkez Postane meydanına doğru yürüdü.
“Utan, utan diyalog çetesi” sloganları atan eylemciler, ülkeyi siyasi ve anayasal çıkmazdan kurtarma girişimlerinde geçici Cumhurbaşkanı Abdul Kadir bin Salih’in önerisini reddettiklerini belirterek, ellerinde de “Çeteyle diyaloğa hayır” yazılı pankartlar taşıdı.
Cezayir’de aday yetersizliği sebebiyle 4 Temmuz’da yapılması kararlaştırılan cumhurbaşkanlığı seçimleri iptal edilmişti. Bu durum, anayasa uyarınca geçici cumhurbaşkanlığı görevi sona ermesi gereken Bin Salih’in devlet liderliğinin uzamasına neden olmuştu. Bu çerçevede “çete” kavramı da (22 Şubat’tan bu yana benzeri görülmemiş bir protesto baskısı altında) 20 yıllık iktidarı sonrasında 2 Nisan’da istifa eden Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika rejiminin sembolleri için kullanılıyor.
Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) aktardığına göre 6 Ağustos’ta gösterilere katılan bir öğrenci olan Şekib, “Taleplerimize dair pazarlık yapmıyoruz. Onlar açık. İlk olarak Bin Salih’in gitmesi, daha sonra da kimsenin bizim adımıza konuşan tarafları seçmemesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Cezayir Üniversitesi’nde yabancı dil öğrencisi olan Abdurrahman ise “Salı ve cuma günleri sokaklara çıkan insanlar, aptal değil” şeklinde konuştu.
Buteflika’nın ilk döneminde bakanlık görevinde bulunan eski Ulusal Halk Meclisi Başkanı Kerim Yunus, diyalog komitesine liderlik ediyor.
Üniversitelerin yaz tatilinde olması çerçevesinde öğrenciler, saflarını güçlendirmek için aile bireyleriyle sokaklara çıktı. Bu bağlamda Öğretmenler Yüksekokulu’nda öğrenci Falat Ania, “Annemi, bugün saflarımızı güçlendirmek için dışarı çıkmaya ikna ettim. Sıcağa ve tatile rağmen gösterilere devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Aynı şekilde 6 Ağustos’ta düzenlenen gösteriler sırasında da son cuma gününde atılan “sivil isyan” sloganı kullanılırken, öğrenciler yönetimi, halk hareketinin taleplerinin reddedilmesi halinde tırmanış olasılığına dair uyarmak için “Sivil isyan geliyor” sloganı attı.
Yanan güneşin altında 2 km’lik yürüyüş sırasında eylemcilerin çoğu, duraksamak ve su dağıtmak zorunda kaldı. Bir AFP muhabiri de yürüyüş sırasında iki bayılma vakası gerçekleştiğini ifade etti.
Öte yandan Cezayir Askeri Mahkemesi, 6 Ağustos’ta eski Savunma Bakanı Halid Nizar, oğlu Lutfi Nizar ve iş insanı Ferid bin Hamdin hakkında yakalama emri yayınladı. Cezayir devlet televizyonu tarafından yayınlanan açıklamaya göre 3 şüpheli, orduya komplo kurmak ve kamu düzenine zarar vermekle suçlanıyor.
Birkaç gün önce, Eski Savunma Bakanı Halid Nizar’a ait olduğu düşünülen bir Twitter hesabından şu mesaj yayınlanmıştı:
“Barışçıl hareketler Buteflika’yı istifaya zorladı. Ancak yönetim askerin eline geçti. Yasal olmayan müdahalelerle anayasa ihlal edildi. Cezayir, şu an dördüncü dönemi dayatıp beşinci dönem yönetimine teşvikte bulunan kaba bir adamın elinde. Durdurulması gerekiyor. Ülke tehlikede”.
 
Nizar, ayrıca bu aşamada Cezayir’e girmeyeceğini, çünkü ülkeye girdikten sonra kendisinin tutuklanması yönünde karar verildiğine dair bilgi aldığını belirtti.
Haberler, Halid Nizar’ın tedavi görmek üzere İspanya’ya gittiği yönünde. Eski Savunma Bakanı’nın Paris’te, havaalanındayken görüldüğü bir video da yayınlandı. 
Görüntülerde Halid Nizar’ın kendisini ülkenin yaşadığı kara 10 yıl boyunca kan dökülmesiyle ilgisi bulunduğunu söyleyen Cezayirlilere bastonuyla vurmaya çalıştığı görülüyor.
Aynı şekilde eski Savunma Bakanı, 6 Ağustos’ta Cezayir askeri yargısı tarafından çıkartılan yakalama emrini eleştirerek, “Cezayir’i karanlık günler bekliyor” ifadelerini kullandı.
Nizar, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, ulusal bir güvenlik sorunu haline gelen Genelkurmay Başkanı Ahmed Kayid Salih’in politikasına saldırıda bulundu. Halid Nizar, Salih’in düşüncelerinin sınırlı ve aptal olduğunu da ifade etti.
Devlet televizyonuna göre eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika dönemlerine görevli iki Cezayirli bakanın da yolsuzluk suçlamasıyla tutuklu yargılanmasına karar verildi. Söz konusu bakanların, eski Bayındırlık Bakanı Abdulgani Zalan ve eski Çalışma Bakanı Muhammed el-Gazi olduğu belirtildi. Bakanların, görevi suistimal etmek ve haksız kazanç elde etmekle suçlandığı belirtildi.
AFP’nin 6 Ağustos’ta yayınladığı haberine göre sanıklar, dinlendikten sonra geçici olarak gözaltına alındı.
Buteflika’nın geçen Nisan ayında istifa etmesinden bu yana Cezayir’de yolsuzluk çerçevesinde çok sayıda soruşturma başlatılarak, çok sayıda yetkili ve iş adamı gözaltına alındı.



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.