Son 6 yılda 12 Arap ülkesine yapılan toplam yabancı yatırım hacmi 203 milyar dolar oldu

Mısır’daki ekonomik reformlar, onu Afrika'da en fazla yabancı yatırım çeken ülkesi yaptı (Husam Ali - İndependent Arabia)
Mısır’daki ekonomik reformlar, onu Afrika'da en fazla yabancı yatırım çeken ülkesi yaptı (Husam Ali - İndependent Arabia)
TT

Son 6 yılda 12 Arap ülkesine yapılan toplam yabancı yatırım hacmi 203 milyar dolar oldu

Mısır’daki ekonomik reformlar, onu Afrika'da en fazla yabancı yatırım çeken ülkesi yaptı (Husam Ali - İndependent Arabia)
Mısır’daki ekonomik reformlar, onu Afrika'da en fazla yabancı yatırım çeken ülkesi yaptı (Husam Ali - İndependent Arabia)

12 Arap ve Körfez ülkesi, son 6 yılda yaklaşık 203 milyar dolar hacminde doğrudan yabancı sermaye yatırımları (DYY) çekti.
Washington Post son raporunda, “Küresel ekonomik büyümedeki mevcut yavaşlama, Almanya, İngiltere, İtalya, Meksika, Brezilya, Arjantin, Singapur, Güney Kore ve son olarak da Rusya'nın başını çektiği 9 büyük ekonomi üzerinde olumsuz etki yarattı” ifadeleri yer aldı.
Buna karşın Birleşmiş Milletler (BM) Ticaret ve Kalkınma Konferansı Örgütü (UNCTAD) 2019 Dünya Yabancı Yatırım Raporu, 12 Arap ve Körfez ülkesinin, 2013'ten geçen yılın sonuna kadar toplam 202.955 milyar dolarlık DYY çekmeyi başardığını kaydetti.
Afrika'nın DYY çekmeyi başardığına dikkati çeken rapor, kıtadaki yatırım akışlarının 2018'de bir önceki yıla kıyasla yüzde 11 artarak yaklaşık 46 milyar dolara yükseldiğini aktardı.
BAE, 59 milyar dolar hacminde yabancı yatırım çekti
DYY çeken Arap, Asya ve Afrika ülkelerinin başında gelen BAE, 2013 yılından geçtiğimiz yıl yaklaşık 59.732 milyar dolar hacminde yabancı yatırım çekmeyi başardı.
Rapora göre BAE, 2013 yılında 9.765 milyar doları bulan yabancı yatırım hacmini 2018 yılının sonunda 10.385 milyar dolara çıkardı.
BAE,  2014 yılında ise yaklaşık 11.072 milyar dolarlık yabancı yatırım çekerken 2015 yılında 8.551 milyar dolar, 2016 yılında 9.605 milyar dolar ve 2017'de 10.354 milyar dolar hacminde yabancı yatırım çekti.
38 milyar dolarlık DYY, Mısır’ı Afrika’nın zirvesine taşıdı
Listenin ikinci sırasında ise Afrika kıtasının DYY çeken ülkeleri arasında zirveye oturan Mısır geliyor. Mısır, 2013'ten 2018'in sonuna kadar 6 yıllık süreçte yaklaşık 38.098 milyar dolarlık DYY çekmeyi başardı.
Mısır’a yapılan yatırımın, Mısır Yatırım ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı tarafından alınan genel tedbirlerin yanı sıra Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yönetilen uluslararası kurumların denetiminde Mısır hükümetince uygulanan ekonomik reformlar sayesinde gerçekleştiğini söylemekte fayda var.
Mısır’ın çektiği yabancı yatırım hacmi 2013 yılında 4.256 milyar dolar, 2014 yılında 4.612 milyar dolar, 2015 yılında 6.925 milyar dolar, 2016 yılında 8.107 milyar dolar, 2017 yılında 7.409 milyar dolar ve 2018’de 6.789 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Suudi Arabistan’a 37 milyar dolarlık DYY
Söz konusu listenin üçüncü sırasında gelen Suudi Arabistan, son 6 yıl içinde en fazla yabancı yatırım çeken üçüncü Arap ülkesi oldu. 2013’ten geçtiğimiz yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’a yapılan yabancı yatırım hacmi 37.099 milyar dolara ulaştı.
Suudi Arabistan, ekonomisini yalnızca petrole bağımlı kalmaktan kurtarmak ve turizm, emlak ve madencilik gibi diğer zenginliklerinden yararlanmak isterken DYY çekmek için çabalıyor.
UNCTAD raporuna göre Suudi Arabistan, geçtiğimiz yıl 1.419 milyar dolarlık DYY çekerken 2017’de 3.209 milyar dolar, 2016 yılında 7.452 milyar dolar, 2015’te 8.141 milyar dolar, 2014’te 8.012 milyar dolar ve 2013 yılında 8.865 milyar dolarlık yabancı yatırım çekmeyi başardı.
Lübnan’a 15 milyar dolarlık DYY
UNCTAD rakamları, Lübnan’ın yaklaşık 15.653 milyar dolar tutarında DYY çekmeyi başardığına işaret etti. Rapora göre Lübnan, 2013 yılında 2.661 milyar dolarlık yabancı yatırım çekerken, 2014 yılında 2.863 milyar dolar, 2015’te ise 2.159 milyar dolarlık yabancı yatırım çekmeyi başardı. Rapor ayrıca Lübnan’a yapılan yabancı yatırım hacminin 2016 yılında yaklaşık 2.568 milyar dolara yükseldiğini, 2017 yılında 2.522 milyar dolar ve 2018 sonunda ise 2.880 milyar dolarlık DYY çektiğini kaydetti.
Ürdün ise yabancı yatırımlardan son 6 yılda 9,8 milyar dolarlık pay aldı
Raporda, Ürdün'deki DYY hacminin son 6 yılda yaklaşık 9.8 milyar dolar olduğuna dikkat çekildi.
Ürdün, turizm sektöründen yararlanarak ve yerel pazar açarak işadamlarını bilişim teknolojisine yatırım yapmaya çekerek Arap ülkelerinin bu alandaki deneyimlerinden faydalanmak istiyor.
Ürdün’ün en yüksek DYY çektiği ikinci yıl olan 2014’teki 2.030 milyar dolarlık hacme kıyasla 2017 yılında 2.178 milyar dolarlık yabancı yatırım çekmeyi başardığına işaret edilen raporda 2013 yılında 1.947 milyar dolar, 2015 yılında yaklaşık 1.600 milyar dolar ve 2016’da yaklaşık 1.553 milyar dolarlık DYY çektiği belirtildi. Rapora göre Ürdün'e yapılan DYY, 2018 sonunda 950 milyon dolara geriledi.
Bahreyn’e 1.5 milyar dolarlık yabancı yatırım
UNCTAD raporu, Bahreyn’in 2015 ve 2016 yıllarında düşen DYY hacminin yeniden toparlandığına işaret etti. Rapora göre Bahreyn, 2017 yılında 1.426 milyar DYY çekerken 2018 yılında da 1.515 milyar dolarlık yabancı yatırım çekti.
Bahreyn'e yapılan DYY’nin 2015 ve 2016 yılları arasında önemli ölçüde azaldığına işaret eden rapor, sırasıyla 65 milyon dolar ve 243 milyon dolar olan DYY hacminin 2014 yılında 1.519 milyar dolara ulaştığını belirtti. Bahreyn, 2013 yılında ise en yüksek DYY hacmini kaydederek 3.729 milyar dolar çekti.
Kuveyt sadece 346 milyon dolarlık DYY çekebildi
Raporda, Kuveyt'e geçtiğimiz yılın sonunda yapılan DYY hacminin, 2013 yılında kaydedilen 1.434 milyar dolarlık hacme kıyasla yaklaşık 346 milyon dolara gerilediği belirtildi.
Kuveyt’in, 2014 yılında doğrudan yabancı yatırımda yaklaşık 953 milyon dolar topladığına işaret eden rapor, 2015'ten 2018'in sonuna kadar DYY hacminde düşüş yaşandığının altını çizdi. Kuveyt’e 2015 yılında yapılan DYY girişi ise yalnızca 311 milyon dolar olarak gerçekleşirken 2016'da 419 milyon dolara yükseldi. Ardından 2017 yılının sonunda yaklaşık 348 milyon dolara gerileyen DYY hacmi, 2018'in sonuna kadar daha da düştü.
UNCTAD, Cezayir'in son 6 yılda doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının toplamda sadece 7.6 milyar dolar olarak gerçekleştiğini, Libya’nın ise sadece 702 milyon dolarlık yabancı yatırım çekebildiğini belirtti. Bununla birlikte UNCTAD’a göre Fas, 18.5 milyar dolarlık DYY çekerken Sudan 8 milyar dolar, Tunus ise 6 milyar dolarlık DYY çekebildi.
Irak 36 milyar dolarlık DYY hacmini kaybetti
Tüm bu iyi gelişmelere karşın rapor, Irak’ın siyaset ve güvenlik alanlarındaki istikrarsızlığının yanı sıra DEAŞ ve diğer terörist unsurlarla devam eden mücadelenin bir sonucu olarak 2013'ten 2018'in sonuna kadar yaklaşık 36 milyar dolarlık DYY hacmini kaybettiğini belirtti.
Irak ekonomisinde, bölgedeki güvenlik ve siyaset alanlarındaki huzursuzluk ve savaşlar nedeniyle son yıllarda sert bir şekilde gerileme yaşandı.
UNCTAD raporuna göre Irak, 2017 yılında 5.032 milyar dolar, 2018 yılında ise 4.885 milyar dolarlık DYY hacmini kaybetti.
Ayrıca 2016 yılında 7.556 milyar dolar, 2016 yılında ise 6.256 milyar dolarlık yabancı yatırımdan mahrum kaldı.
Irak,  yaklaşık 10.176 milyar dolarlık DYY hacmiyle 6 yıllık süreçte en büyük kaybı 2014 yılında yaşadı. Ayrıca 2013 yılında 2.335 milyar dolarlık DYY hacmi kaybetti.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times