​Modi Hindistan’ı Keşmir çıkmazına soktu

Keşmir'deki Hindistan askerleri (AP)
Keşmir'deki Hindistan askerleri (AP)
TT

​Modi Hindistan’ı Keşmir çıkmazına soktu

Keşmir'deki Hindistan askerleri (AP)
Keşmir'deki Hindistan askerleri (AP)

İhtilaflı Keşmir bölgesinin Hindistan’a bağlı kesiminin özel anayasal statüsünün kaldırılmasıyla bağlantılı olarak son dönemde Keşmir’deki Hint siyasi manevrası, birçok çevrede ve çeşitli düzeylerde jeopolitik ve diplomatik sarsıntılara neden oldu.
Yeni Delhi, uluslararası düzeyde diplomatik zorluklarla, aynı zamanda da Müslüman çoğunluğa sahip Cammu Keşmir’de iç huzursuzlukla karşı karşıya kalırken, hükümet ise sert bir muhalefetle karşılaştı.
Keşmir’deki durum hala değişkenliğini koruyarak, daha da kötüleşmeyle tehdit ediyor. Bölge, geçmişte onlarca yıldır devam eden Hindistan-Pakistan, Hindistan-Çin bölgesel anlaşmazlıkları nedeniyle tarihsel olarak en dengesiz bölgelerden biri oldu.
Geçen hafta boyunca Pakistan ve Çin, Hindistan’ın kararına güçlü bir tepki verirken, özellikle konu İslamabad tarafından Birleşmiş Milletler’e (BM) sunuldu. Ancak Hindistan, Güvenlik Konseyi’ni (BMGK) Cammu Keşmir’deki mevcut durum hakkında karar vermeye iten güçlü uluslararası girişimleri engellemeye çalıştı.
Hindistan Araştırma ve İzleme Kuruluşu’ndan Ashok Malik, “Hindistan, Pakistan-Çin stratejik ekseninden bir saldırıyla karşı karşıya. İslamabad’ın Çin’in doğrudan desteğiyle BMGK’nin kapılarını çalmaya devam etme niyetleri görmezden gelinemez. BMGK’nin bir sonraki sefer nasıl cevap vereceği, Keşmir’deki duruma bağlı olarak değişecektir. Yeni Delhi’nin sivillere karşı aşırı güç kullanımıyla Keşmir vadisindeki kamusal düzenin bozulması, Hindistan’ın uluslararası düzeydeki konumunu de zayıflatacaktır. Bölge sınırında Pakistan güçleriyle askeri gerginliklerin tırmanması, uluslararası barış ve güvenlik için açık bir tehdit olarak görülecektir. Bu durum, Hindistan’daki işlerde BMGK tarafından siyasi müdahale için bir bahane oluşturacaktır” ifadelerini kullandı. Bu nedenle Hindistan, Cammu Keşmir konusunu uluslararası standartlar uyarınca, artan yerel ve uluslararası baskı altında sunmaya çalışırken zor zamanlar yaşayacak.
Kısıtlamaları kaldırma
Milliyetçi Muhafazakar Narendra Modi hükümeti için ilk zorluk, Keşmir bölgesindeki durumu normalleştirmek ve kendisine uygulanan sıkı güvenlik kısıtlamalarını kaldırmak olarak görülüyor. Bu bölgedeki asıl durum, Hindistan hükümeti tarafından iletişim ve transferlerle ilgili kısıtlamaların kaldırılması sonrasında açık ve net bir görünüm kazanacak. Hükümet, bölge nüfusunun büyük çapta tepkilerden büyük bir endişe duyuyormuş gibi görünüyor. Bazı uzmanlar, Hindistan hükümetinin şu an nüfusun haklarının bastırılmasını önlemek için adımlar atarken, bölgenin güvenlik çıkarlarını dengelemek için dikkatli bir şekilde adımlar atması gerektiğini söylüyor. Bu çerçevede Hindistan Ulusal Güvenlik Konseyi’nin eski bir çalışanı olan Prakash Menon, “Keşmir vadisinde, Hindistan’ın daha fazla toprağı sömürerek ve kimlikleri yok ederek Keşmir halkını bastırmak için olağan güç malzemelerini kullanmasına odaklanan kamuoyu söyleminin ışığında genel bir korku havası var” dedi.
Hindistan Anayasası’nın 370. Özel Statü Maddesi’nin iptali, Keşmir hususundaki hem iç hem de dış boyutlara sahip köklü değişikliklerle sonuçlandı. Bugün Yeni Delhi’nin Keşmir’de ve ana siyasi partilerde “ayrılıkçı” olarak nitelediği hitap, Keşmir meselesinin uyuyan bir sorun olmadığı, aksine nüfusun siyasi beklentilerini tek kelimeyle, yani “özgürlükle” yerine getirmeyle ilgili olduğu ana bir nokta etrafında dönüyor. Bu nedenle bazı analistler, Keşmir halkından son Hindistan kararına karşı direniş beklememenin gerçekçi olmadığını belirtiyor. Vadideki güvenlik durumu, tüm bölge nüfusunun ve bazıları çoktan silah almış gençlerin tepkisine bağlı. Bölgenin sıcak ve çalkantılı atmosferinden en iyi şekilde fayda sağlamak için kendisini doğal mekanında bulacak olan Pakistan tarafından da güçlü bir tepki beklenebilir.
Yeni Delhi’den bir savunma analisti olan Ajai Shukla, “Hindistan’ın Keşmir’deki siyasi kontrolü, 1990’ların başlarından itibaren kurulan Halk Direniş Hareketi’nde yaygın bir kutuplaşma ve şaşkınlığa neden oldu. Pakistan durumdan yararlandı, durumu alevlendirmek için daha fazla yakıt harcadı. Bu durum, devleti 1990’lı yıllarda yanan bir varile dönüştürdü. Benzer bir şiddet döngüsü, ilk etapta derinden bir hayal kırıklığı yaşayan Keşmir’deki Müslümanlar arasında yeniden alevlenmeye başladı” açıklamasında bulundu.
Güvenlik analisti Kanval Sibal, “Hindistan hükümeti, temelde mevcut güvensizlik döngüsünü kırmak için ne yapmamak istediğini değil, ne yapmak istediğini tasavvur etmelidir. Ayrıca Keşmir’in yaralarını siyasi bir üslupla, pratik ve açık bir yolla iyileştirmelidir. Bu yoldaki ilk adım, olumlu bir diyaloğa girmektir. Ama ekonomik düzeyde, Keşmir’deki geleneksel ticaret yollarını canlandırmak için bir kalkınma planı bulunmalıdır. Bu, mevcut durumda bir değişiklik sağlayabilir” dedi.
Pakistan’ın seçimleri
Bazı analistler, sivil mücadeleyle herhangi bir şiddet tırmanışının, bölgeyi sonsuz bir şiddet döngüsüne sürükleyebileceği görüşünde. Bu çerçevede Cammu Keşmir’den Northlines editörü Ratan Singh Gill, “Pakistan’ın Keşmir’deki yüksek sesleri, uluslararası düzeyde kullanma olasılığı yüksektir. İki ülke arasındaki sınırda yaşanan askeri tırmanış da kaldırılabilir. Daha sonra Hindistan, bölgedeki büyük siyasi beklentilerini ilan eden, Pakistan ile işlerinde birçok kaynak, zaman ve siyasi enerji harcamak zorunda kalacak” dedi.
Pakistan’ın tepkisine gelince bunun, ABD ve komşu Afganistan üzerinde önemli bir etkisi olacak. Gill’e göre, Pakistan’ın memnun kaldığı etki noktaları arasında, ABD’nin Afganistan’daki Taliban Hareketi ile devam eden görüşmelerini başarısızlığa uğratma yeteneği de bulunuyor.
Su krizi
Hindistan, Pakistan ile 1960 yılında imzalanan su anlaşması uyarınca su payını tam anlamıyla kullanmak istiyor. Hükümetin, bölgedeki su payını tam anlamıyla kullanma niyetini uygunsuz şekilde belirttiği ise unutulmamalı.
2013 yılında Keşmir’deki Kishanganga projesine dair bir dava çerçevsinde, Lahey’de uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin Hindistan lehine sunulan bir dava sonrasında Hindistan hükümeti, Cammu Keşmir’deki hidroelektrik projelerinin uygulanmasını hızlandırmak istediğini belirtti. Hindistan, stratejik düzeyde büyük bir öneme sahip bu projeleri, Çin’in “Tek Kuşak Tek Yol” girişimi olarak bilinen ve büyük ölçekli altyapı girişiminin bir parçası olan Çin- Pakistan ekonomik geçidini geliştirme hususundaki Çin çabaları çerçevesinde görüyor. Bazı kesimler tarafından ortaya koyulan soru ise şu; Bu durum, yeni uluslararası çatışmalara yol açar mı?
Çin itirazı
Çin’in itirazı, özellikle Keşmir’de Hindistan diplomasisi için bir deneme balonu olabilir.
Çin’in Keşmir’e yönelik asıl kaygısı, Çin’in doğusundaki Tibet bölgesiyle sınır olan ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin güneybatısındaki Ladakh bölgesinde olduğu kadar değil. Her ikisi de geniş bir Çin askeri varlığına sahip. Son yedi yılda Çin, Cammu Keşmir ve çevre bölgelerdeki durumu değiştirmek amacıyla diğer bölgesel oyunculardan daha fazla çaba sarf etti. Çin-Pakistan ekonomik koridorunun bir parçası olarak Çin ve Pakistan hükümetleri, Gilgit-Baltistan bölgesindeki tek taraflı askeri kullanıma sahip bazı durumlarda, birçok çift kullanımlı altyapı projesi ortaya koydu. Ayrı bir şekilde Tibet ve Sincan bölgelerinde militarizasyonuyla bu tampon bölgeler, tarihsel olarak ön cephelere dönüştü.
Stratejik uzman Vivek Mishra, “Hindistan’ın gelecek on yılda Ladakh bölgesindeki stratejik eylemleri, uygun kapasiteleri geliştirmeyi başardı. Bazı Çin yatırımları da risk altında olabilir. Çinliler, Hindistan’ın uzun vadede oyuncu olmayı tercih ettiğini biliyor. Mevcut durum, onları hiçbir şekilde ilgilendirmiyor. Ancak geleceğe dair imkanları önemsiyorlar” dedi.
Çin hükümete ait Global Times gazetesi, Hindistan’ın sınır meseleleri hususunda çok atılgan olduğunu ve bölgesel durumu da etkileyen mevcut durumu bozmaya çalıştığını duyurdu. Gazeteye göre Hindistan, çevre ülkelerin çıkarlarına meydan okumaya devam ediyor.
Gazetede yayınlanan bir makalede, Pakistan’ın anayasanın 370. maddenin iptali karşısında güçlü önlemler almamasının düşünülemediği belirtildi. Makalede “Hindistan’ın tüm bölgeyi ele geçirecek siyasi kaynaklara ve diğer araçlara sahip olduğunu görmüyoruz” ifadelerine yer verildi. Tanınmış bir Hint diplomat ve siyasi uzman olan Poonchuk Stupdan, “Çin, BMGK’de Hindistan’a karşı tam ağırlığını koyma hususunda kararlılığını dile getirdi. Yeni Delhi, şu anki krizin dördüncü boyutunda, yani Pekin’in Hindistan ile uzun ve tartışmalı bir sınırda yeni bir askeri cephe daha açabilme yeteneğini düşünecek vakte sahip olmayabilir. Nihayetinde Pekin, Yeni Delhi’yi Cammu Keşmir’deki mevcut iç siyasi durumu zorla değiştirerek, Çin’in egemen çıkarlarına meydan okumaya çalışmaklar suçladı” dedi.



Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe


İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
TT

İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)

İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, pazar günü savaşın “sona ermediğini” söyleyerek “ağır saldırılar” tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın “teslim olması” halinde çatışmaların “yakında” sona ereceğini öne sürdü.

Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Deniz Kuvvetleri, “Remus 600” tipi ABD’ye ait insansız denizaltıyı ele geçirdi. Denizaltının Hürmüz Boğazı’nda “casusluk görevleri” yürüttüğü belirtildi.

Açıklamada, denizaltının istihbarat kapasitesi ve elektronik harp tekniklerinin kullanıldığı “koordineli ve karmaşık bir operasyon” sonucunda ele geçirildiği belirtildi. Denizaltının içinde depolanan verilerin çıkarılması için İranlı uzmanların kontrolüne alındığı kaydedildi. ABD ordusundan ise henüz konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tahran, eylül ayı içinde ikinci kez insansız bir ABD denizaltısını ele geçirdiğini duyurmuş oldu. Devrim Muhafızları, 8 Eylül’de de başka bir ABD insansız denizaltısını kontrol altına aldığını açıklamıştı. ABD ordusu daha sonra deniz insansız araçlarından birinin “arızalandığını” bildirmiş ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü İran hükümetinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları yedi gün içinde sona erdirme önerisini reddetmesinin ardından geldi. Tahran ise iki taraf arasında İslamabad’da varılan mutabakat zaptına yakın şartlarda ısrar ediyor. Söz konusu mutabakat, İran’ın boğazdaki gemilere yönelik saldırılarına yeniden başlamasının ardından çökmüştü.

cdvfhyj
“F/A-18 Super Hornet” savaş uçağı, Orta Doğu sularında bulunan ABD Donanması’na ait “USS George Washington” uçak gemisinden kalkışa hazırlanırken (CENTCOM)

Şarku’l Avsat‘ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Ordu Komutanı General Emir Hatemi, Tahran’da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, İran’ın karşı karşıya olduğu rakiplerinin “yanlış hesaplarından” birinin İran liderinin ve çok sayıda üst düzey komutanın öldürülmesinin ülkenin çökmesine yol açacağını düşünmeleri olduğunu söyledi.

Hatemi, “Tek bir komutan bile geri adım atmadı. Herkes kararlılıkla ayağa kalktı, direndi ve ülkeyi savundu” dedi. Hatemi, ABD’yi İran içinde karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak Trump’ın İranlılar üzerinde baskı kurup onları isyana ve ardından iç savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü.

Hatemi, Trump’ın Venezuela’ya ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak ABD’nin aynı senaryoyu İran’da uygulamak istediğini ancak İranlıların buna izin vermeyeceğini söyledi. İranlı komutan, “dayatılan savaşın hassas ve kader belirleyici aşamalardan geçtiğini” belirterek “Savaş bitmedi. Zafer kazandık ancak bu zaferi korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hatemi, “Saldırgan düşman ağır darbeler aldı ancak İran askerlerinden gelecek ağır darbelere karşı hazırlıklı olması gerekiyor” dedi.

İran’ın ticaretten mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirten Hatemi, yabancı aktörlerin bölgedeki stratejik su yollarını kullanmasına karşı çıktı.

Hatemi, “İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nı “izzetimizin ve onurumuzun boğazı” olarak nitelendiren Hatemi, “ülkenin düşmanlarının İran halkı bu geçitten mahrum bırakılırken bu büyük lojistik koridoru kullanmasına izin verilmeyeceğini” söyledi.

İran ordusu ABD saldırısını ihtimal dışı bırakmıyor

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya da silahlı kuvvetlerin yeni bir ABD saldırısına karşı “tamamen hazır” olduğunu söyledi. ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde “daha büyük zararlara” uğrayacağı uyarısında bulundu.

jyumk
İran Ordusu Sözcüsü Emir Ekremi-Niya (Arşiv - Daneshju)

Ekremi-Niya, ABD’nin bölgedeki koşullarının “iyi olmadığını” belirterek bunun Washington’ı “askeri saldırganlığa” yöneltebileceğini söyledi. İran ordusunun herhangi bir saldırıyla mücadele etmek için “her açıdan” hazır olduğunu vurguladı.

Washington’ın, Hamas ve Hizbullah’a yönelik saldırılar ile Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran’daki gelişmelerin ülkeye saldırmak için uygun koşulları oluşturduğunu düşünerek yanlış hesap yaptığını savundu.

İran’ın 28 Şubat’taki saldırılara karşılık verdiğini belirten Ekremi-Niya, İran Hava Kuvvetleri’nin 2 Mart’ta Kuveyt, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde operasyonlar düzenlediğini söyledi. “Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız düşmana ezici bir karşılık verdi” dedi.

Ekremi-Niya, Trump’ı İran’ı bölmeye çalışmakla suçlayarak “Saddam gibi üçüncü savaşta da ülkeyi bölmeye çalıştı ancak ikisi de başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.

Wall Street Journal gazetesi ise adını açıklamadığı ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Trump’ın özel görüşmelerinde, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatma ihtimalini dile getirdiğini bildirmişti.

Trump pazar günü İran’la savaşın “yakında” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın “teslim olmasıyla” petrol fiyatlarının “düşeceğini” öne süren Trump, fiyatların “çakılacağını” ifade etti. ABD’nin önceki gece limanlardan “rekor miktarda” petrol çıkardığını ve bunun savaş öncesinde çıkarılan miktardan daha fazla olduğunu söyledi.

Hürmüz güzergâhları

İran Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fazl Şekarci, cumartesi akşamı Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran’ın elinde olduğunu söyledi. Şekarci, devlet televizyonuna verdiği röportajda “İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçmek isteyen hiçbir gemi güvende olmayacak” dedi.

İran’da su yolunun yönetiminden sorumlu kurum da gemi sahiplerini “yasa dışı” olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanmamaları konusunda uyardı. İran medyasının kurumun açıklamasına dayandırdığı haberlere göre talimatlara uyulmaması, gelecekte gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kısıtlamalar getirilmesine yol açabilir.

Kurum, söz konusu güzergâhların kullanılmasının mali riskler ve mürettebatın hayatı açısından tehlikeler barındırdığını belirterek gemi sahiplerinden bu ihlallerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalarını istedi.

Kuralların ihlal edildiği tespit edilen kiracı şirketlerin “ihlal eden şirketler listesine” alınabileceği ve bunun söz konusu şirketlerle bağlantılı tüm gemilerin gelecekteki geçişlerine kısıtlama getirilmesine yol açabileceği belirtildi.

Kurum ayrıca bir geminin sahipleri tarafından gönderildiğini belirttiği bir mektubun görüntüsünü yayımladı. Mektupta gemi sahiplerinin kiracı şirketin doğrudan talimatı üzerine boğazdan “izinsiz” geçiş yaptıkları ve İran makamlarının talep ettiği prosedürleri tamamlamadıkları için özür diledikleri öne sürüldü. İran’ın iddiasına göre gemi sahipleri, gemilerinin ve şirketlerinin ihlal listesinden çıkarılmasını talep etti.

cdfvgthyj
Tahran sokaklarından birinde İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney ile eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğraflarının yer aldığı bir propaganda panosu (EPA)

Bu adımlar, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde atıldı. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak İran’ın saldırıları ve tehditleri gemi trafiğinde keskin düşüşe yol açarken ABD de İran limanlarına abluka uyguladı.

İran, geçiş yapan gemilerden çevrenin korunması gibi hizmetlerin finansmanında kullanılmak üzere “hizmet bedeli” olarak adlandırdığı bir ücret almayı planladığını söylüyor. ABD ise bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kapasitesini küçümsedi. Axios’un haberine göre ABD’li müzakereciler geçen hafta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeler sırasında İran tarafına Tahran’ın boğazı kontrol etmediğini ve dolayısıyla boğazla ilgili taleplerde bulunamayacağını söyledi.

Trump ise İran’ın boğazı yeniden açma önerisini reddetmesinin ardından ABD’nin boğaz üzerinde tam kontrole sahip olduğunu söyledi.

Tahran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “yedi günlük plan” olarak nitelendirdiği öneriyi Katar üzerinden iletmişti. Buna göre Washington’ın başta ABD’nin deniz ablukasını ve petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırması olmak üzere İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğaz yedi gün içinde yeniden açılacaktı.

Şekarci, ABD’yi boğaza müdahale etmemesi konusunda uyararak “Amerikalıların hayatta kalmak için önünde tek bir yol var: Batı Asya bölgesinden çıkmak. Ne kadar hızlı çıkarlarsa kayıpları o kadar az olur” dedi.

Şekarci, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsin. Eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse bir tokat yiyecekler” ifadelerini kullandı.

İran’ı “küresel bir güç” olarak nitelendiren Şekarci, Tahran’ın ABD’nin “yeni dünya düzenindeki eski konumuna” dönmesine izin vermeyeceğini söyledi.


Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
TT

Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasını, ABD’nin deniz ablukasının kaldırılması ve bölgedeki ateşkesin yeniden tesis edilmesine bağlayan önerisini reddetmesinin ertesi günü, bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu yapılmasını beklediğini söyledi.

Trump,bugün (Pazar) Axios’a verdiği mülakatta, “Bu hafta İran’la daha fazla görüşme yapılmasını bekliyorum. Bir anlaşmaya varmak istiyorlar ancak bu benim yapmak istediğim anlaşma değil. Bu, belki de bir yıl önce kabul edebileceğimiz bir anlaşma. Ellerindeki kozları olduğundan fazla değerlendirdiler” dedi.

Bölgesel kaynaklar Trump’ın beklentilerini Axios’a doğrulayarak ABD ile İran arasında yeni bir dolaylı müzakere turunun pazartesi günü başlayabileceğini söyledi. Ancak kaynaklar, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların aşılıp aşılamayacağının henüz net olmadığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarına katıldıktan sonra Tahran’a dönmesine rağmen Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin ekibi New York’taki diplomatik temaslarını sürdürüyor.

Anlaşmazlığın başlıca noktalarından biri müzakerelerin kapsamıyla ilgili. İran, Hürmüz Boğazı ve ABD’nin deniz ablukasına odaklanılmasını isterken Trump yönetimi Tahran’dan nükleer programı konusunda taviz vermesini talep ediyor. Trump, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına yeniden başlayıp başlamayacağı sorusuna ise “Bunu her zaman düşünüyorum” yanıtını verdi.

bghj
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına binerken (AP)

Trump ayrıca ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndan büyük miktarlarda petrol geçişini kolaylaştırdığını belirterek savaşın başlamasından bu yana en yüksek miktarda petrolün hafta sonunda boğazdan geçtiğini söyledi. Trump, “20 milyon varilden fazla” dedi.

ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili de Trump’ın açıklamalarını Axios’a doğrulayarak cuma gecesi Hürmüz Boğazı üzerinden 22 milyon varil petrol ihraç edildiğini belirtti.

Katar, değiştirilmiş formül için arabuluculuk yapıyor

ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, geçen salı günü New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yeni bir dolaylı müzakere turu gerçekleştirdi.

Görüşmelerde Katarlı yetkililer de yer aldı ve iki taraf arasında mesajların iletilmesini sağladı. Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması için İran’ın şartlarını Witkoff ve Kushner’a iletti.

İran, ABD’nin deniz ablukasını kaldırması, petrol satışlarına yönelik yaptırımları iptal etmesi ve bölgede ateşkesin yeniden yürürlüğe konulması karşılığında Hürmüz Boğazı’nın bir hafta içinde yeniden açılmasını ve nükleer müzakerelerin tekrar başlamasını önerdi.

Trump, cumartesi günü İran’ın önerisini reddetti. Ancak bir ABD’li yetkili ile bölgesel kaynaklar Axios’a, Katarlı arabulucuların bir anlaşmaya varılması amacıyla iki taraf arasındaki temaslarını sürdürdüğünü söyledi.

Katar Başbakanı perşembe günü New York’ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya gelerek Trump yönetimiyle yapılabilecek anlaşmayı görüştü. Katar Başbakanı kısa süre sonra üst düzey Katarlı yetkililerle birlikte Witkoff ile görüştü ve kendisini müzakereler hakkında bilgilendirdi.

Dolaylı müzakereler hakkında bilgi sahibi bölgesel bir kaynak, Katarlı arabulucuların İran’ın ilk önerisini iki tarafla görüştüğünü ve incelemeleri için her iki tarafa da uzlaşı sağlayabilecek yeni bir öneri sunduğunu söyledi.

Katarlı arabulucular hafta sonu boyunca öneri metninde yapılacak değişiklikler konusunda İranlı ve Amerikalı müzakerecilerle ayrı ayrı temaslarını sürdürdü.

Arabulucuların pazartesiden itibaren Arakçi ve Witkoff ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.

Arakçi resmi yanıtı bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü NBC News’e yaptığı açıklamada Trump’ın İran’ın önerisini reddettiğini açıklamasına rağmen Tahran’ın diplomatik bir çözüm istediğini söyledi.

Arakçi, ABD’de yapılacak ara seçimlerin Tahran’ın hesaplarında yer almadığını belirterek “Biz yalnızca ulusal çıkarlarımızla ilgileniyoruz. Müzakerelere hazırız” dedi.

Arakçi, “Başkan Trump’ın bu anlaşmayı reddettiğini duyduğumuz halde... arabulucular üzerinden resmi bir yanıt beklemeyi sürdürüyoruz” diye konuştu.