Ürdün Başbakanı, Savunma Bakanı ve Kraliyet Mahkemesi Başkanı Zeyd bin Şakir’in dul eşi Nevzad es-Sati, gelecek ay yayınlanacak ‘Silahtan açılıma: Zeyd Bin Şakir’ adlı kitabının ikinci bölümünde, 1968 yılında İsrail’le yapılan Kerame savaşında neler yaşandığını anlatıyor. Nevzad es-Sati Kerame savaşının kazanılmasının asıl sebebini şöyle anlatıyor:
“Zeyd’e göre Kerame savaşının kazanılmasının ana nedenlerinden biri, İsrail hava kuvvetlerinin savaşa girememesiydi. Savaş sırasında İsrail uçaklarının bulutlu bir hava nedeniyle savaşa giremediği algısının aksine Zeyd’in farklı bir görüşü vardı. Zeyd, bulutların hava kuvvetlerinin kullanımını engellemediğini; bilakis asıl sebebin, Ürdün ve İsrail zırhlılarının hızlı bir şekilde birbirine kenetlenmeleri olduğunu ifade ediyor. İsrail hava kuvvetleri saldırmış olsaydı, İsrail zırhlıları da bu saldırılardan etkileneceklerdi. İsrail, Ürdün cephaneliğinin 1967 savaşında imha edilmesinin ardından tankların kendilerine karşı koymasını beklemiyordu.”
Bu bölümde ayrıca Arap ordusunun bir parçası olan ve sıra Ürdün’de bulunan Suudi kuvvetlerinin Ölü Deniz'in güneyinde İsrailliler ile karşı karşıya geldikleri, burada pek çok şehit verdikleri ve bu durumun Ürdünlülerin Kerame köyündeki İsrail kuvvetleriyle savaşmalarını sağladığı anlatılıyor.
Kral Hüseyin’in en yakınlarından biri olan Emir Zeyd bin Şakir’in anılarının ikinci bölümünde şunlar yer alıyor:
1967 yılında yaşanan yenilginin ardından Zeyd ve yoldaşlarının, moralleri yeniden düzeltmek gibi çeşitli görevleri vardı. Kral Hüseyin, savaştaki tutumundan dolayı Ürdün ile ABD arasında oluşan boşluğun gölgesinde silahlı kuvvetleri yeniden silahlandırma arayışına girdi. Öte yandan silahlı kuvvetlerin sınır koruma ve iç güvenlik görevlerini yerine getirmeleri için tekrar konuşlandırılmaları gerekiyordu. Bunlar herkes için ağır olan görevlerdi. Kral Hüseyin o günlerde önemli bir konuşma yaptı. Arapların, bilhassa Filistinlilerin işgale direnmek istediklerini söyledi ve işgale karşı girişilecek operasyonlar için üs olarak Ürdün’ün kapılarının açık olduğunu belirtti. Ürdün'ün, Filistinli direniş hareketinden direnişçilerin İsrail ile savaşmak üzere işgal topraklarına geçmeleri için bir geçiş yolu olmasını umuyorduk. İsraillilerle savaşmak ve ülkelerini kurtarmak isteyen çok sayıda insan geldi. Ürdün'de yasaklı siyasi partiler vardı. Ülke kapıları açıldığında, bu kişilerin bir kısmı da (bu partilerin üyeleri) ülkeye girdiler ve her Filistinlinin işgalle direnişe katılmasına izin veren Ürdün’ün kararından faydalandılar.
Başlangıçta Arap ordusu ile koordineli olarak hareket eden fedailer İsrail'i rahatsız etmeyi başardılar. Zeyd bin Şakir’in anlatımına göre “Kerame köyü, işgale direnmek isteyen Filistinli kardeşlerimiz için önemli bir üs haline geldi.” Filistinliler birtakım faaliyetlerde bulundular. Silahlı kuvvetler olarak nehri geçinceye kadar onları toplarla ve makineli tüfeklerle destekledik. Ürdün, İsrail’in Amman’a düzenlediği baskınlarla bu desteğin bedelini ödedi. Fedailer görevlerini yerine getirip geri dönerken, onlar geçinceye dek ateş açarak destek oluyorduk. Bunun ardından İsrailliler bu büyük üssü yok etmek için büyük bir operasyon başlatmaya karar verdiler.
Haziran 1967 ve Mart 1968 arasında çok sayıda çatışma oldu. Bu çatışmaların en şiddetlisi 15 Şubat 1968'de gerçekleşti. İsrail, İrbid ve kuzeyde bulunan el-Gavr bölgelerinde yaklaşık 15 köyü bombaladı. Aralarında Binbaşı Mansur Kirşan’ın da bulunduğu pek çok Ürdünlü asker şehit oldu. 19 Mart 1968 Salı akşamı Askeri İstihbarat Başkanı Gazi Arabiyat, ordu komutanlarına önemli bir rapor sundu. Raporda, İsrail saldırısının 12 Mart Perşembe sabahı (yani 48 saat içerisinde) gerçekleştirileceği kaydedilmişti. Bunun ardından savaş hazırlıkları hızlandırıldı. Bu dönemde Zeyd, orduyu savaşa hazırlamada önemli bir rol oynadı. Kerame savaşının arifesinde askerler arasında dolaşan Zeyd onlara şöyle hitap ediyordu:
“Suriye ve Mısır'dan savaş uçaklarının gelmesini beklemeyeceğiz. Hiç kimseden yardım gelmeyecek. Askerler olarak vatanımızı nasıl savunduğumuzu gösterme zamanı geldi. Önümüzde Allah’a olan iman ve O’na olan teslimiyetimiz var.”
Çarşamba günü Zeyd, Arap ordusu komutanlarından Meşhur Hadisa ile birlikte İsrail’le olan temas hatlarına ziyarette bulundu ve savaşın yakın olduğundan emin oldu.
Zeyd daha sonra savaştan bir gün önceki gözlemlerini şöyle anlatıyor:
“Bütün Ürdün vadisini gezdik ve Kerame’den geçtik. Filistinli kardeşlerimizin hendekler kazdıklarını gördük. Nehrin batısında İsrail askerlerinin hareket halinde olduklarını gözledik. Topları, zırhlı araçları ve büyük mekanizmaları burada konuşlandırıyorlardı. İsraillilerin Ürdün'e karşı askeri bir operasyon yürütme niyetinde oldukları açık bir şekilde görülüyordu. Düşmanlarını (bizi) aldatmaya yönelik herhangi bir şekilde kamufle yahut gizlenme çabaları söz konusu değildi. Hareket etmek için güneşin batışını ve karanlığı beklemiyorlardı. Aylar öncesinde kazandıkları zaferden ötürü kibirlendikleri görünüyordu. Biz subaylar gördüğümüz bu manzara karşısında ya onların deli olduğunu ya da Ürdün ordusunun gücünden haberdar olmadıklarını düşünüyorduk. İsrail saldırısının yaklaşmakta olduğunu anladık. Bana bağlı olan tabur komutanlarıyla bir araya geldim ve son hazırlıkları yaptık.”
Gerçekten de savaştan bir gün önce temas hatlarını ziyaret eden Zeyd bin Şakir ve Meşhur Hadisa’nın hazırlamış oldukları raporlar doğru çıktı. İsrail ordusu perşembe günü sabah saat 05:00'de saldırıya geçti.
Aynı gün telefon çaldı. Arayan Genelkurmay Başkanı Amir Hamaş’tı ve Zeyd’e savaşın başladığını haber veriyordu. Daha sonra Zeyd, Aid er-Redvan ile birlikte Ürdün kuvvetleri komutanlığının yer aldığı es-Salt Dağları’na doğru yol çıktı. Aid er-Redvan bu olayı şöyle anlatıyor:
“Yolda, mühimmat taşıyan ve Zerka’dan gelen araçları gördük. İsrail tarafından bombalanıyorlardı. Ebu Şakir benden araçtan inmemi ve bizimle beraber gelen diğer araca binmemi istedi. Silahlı kuvvetlere ulaşmaları için onları doğru yola yönlendirdi ve sonrasında Meşhur Hadisa ile savaşı idare edeceği için komutanlık merkezine gitmek üzere yola koyuldu.”
Ürdün kuvvetleri, Amman ve es-Salt’a giden geçitleri kontrol eden bir piyade birliğinden ibaretti. Birlik, geçitlere dağılmış 3 tugaydan oluşuyor ve ellerinde toplarla birlikte basit piyade silahları bulunuyordu. Ayrıca Zeyd’in komutanlığında bulunan 60. Zırhlı Tugay ve ellerinde kanaslar bulunan özel kuvvetler birliği vardı. Filistinli fedailer ise Kerame bölgesinde bulunuyorlardı.
Zeyd savaşın genel gidişatını şöyle anlatıyor:
“Zırhlı araçlar ve piyadelerle gelen İsrail ordusu 3 ayrı yoldan ilerlemeye çalıştı. Kudüs-Amman ana yolu üzerinden ilerlemeye çalıştıkları ilk eksende başarısız oldular. Burada bulunan tanklar İsraillilerin geçişine izin vermediler. Fakat Eriha’dan Güney Şuna’ya uzanan Kral Hüseyin Köprüsü bölgesinden geçmeyi başardılar. Birliklerinin çoğu buradan geçti. Ayrıca birliklerden biri Prens Muhammed Köprüsü üzerinden Ürdün Nehri'ni geçti. Zırhlı kuvvetlerimizi ve topçuları konuşlandırdık. İsraillilerin planları hakkında kesin beklentilerimiz vardı. Herhangi bir sürprizle karşılaşmadık. Bununla birlikte İsrail, Ölü Deniz'in güneyinde bulunan Gavr es-Safi bölgesine saldırı düzenledi. Burada bulunan Suudi birlikleriyle karşı karşıya geldiler. Bu durum bizim Kerame’de savaşmamıza olanak sağladı. Suudiler bu savaşta pek çok şehit verdiler.”
İsrail, Birleşmiş Milletler (BM) aracılığıyla ateşkes talep etti
Saldırı, topçu destekli tankların saldırılarıyla başladı. Sonrasında zırhlı araçlarla piyadeler devreye girdi. Savaş sabah saat 5:30'dan öğlen 11.00’a kadar devam etti. İsrail, Birleşmiş Milletler (BM) aracılığıyla geri çekilmek için ateşkes talep etti. Kral, savaş alanından bütünüyle çekilmeleri ve nehrin arka tarafına geri dönmelerini şart koştu. Savaş bir süre daha devam etti ve saat 12:30 gibi geri çekilmeye başladılar. Onları nehri geçene kadar takip ettik. Akşam saat 20.00’da çatışmalar sona erdi. Savaş alanında hiç kimsenin kalmadığından veya pusuya yatmadıklarından emin olmak zorundaydık. Saat 23.00’a kadar bölgeyi taradık ve kimseyi bulamadık. Ürdün topraklarında hiçbir düşman unsurunun kalmadığından emin olmak oldukça dikkat gerektiriyordu.
Savaşta Zeyd’in yanında bulunan er-Redvam zaferin ilk işaretlerini şöyle anlatıyor:
“Savaşın başlamasından birkaç saat sonra zaferin ilk ışıkları görünmeye başladı. Ebu Şakir komutanlık merkezinde daha fazla bekleyemedi ve araçla Şuayb Vadisi’ne yöneldik. Buradaki birliklerin başında Kasib Safuk vardı. Filistinli örgütlerin Kerame savaşında oynadıkları sınırlı role rağmen Zeyd onlar için daha müsamahakâr değerlendirmelerde bulundu. Onların hareket edecek alanlarının olmadığını ve hafif silahları bulunan piyadelerden oluştuklarını söyledi. Ellerinde zırhlı araçlar ve ağır silahlar olmaksızın İsrail kuvvetlerine karşı koymalarının çok zor olduğunu belirtti.”
İsrailliler tarihlerinde ilk defa askerlerinin cesetlerini savaş alanında bıraktılar
İsrailliler savaşın neticesinde çok büyük kayıplar verdiler ve tarihlerinde ilk defa askerlerinin cesetlerini, tanklarını, ağır makinelerini ve ciplerini savaş alanında bıraktılar. Ürdün tarafından 85 şehit vardı. Zeyd, savaşın çok çetin geçtiğini ve yaklaşık 15 saat sürdüğünü söylüyor. Ürdün silahlı kuvvetlerinin savaşın ardından morallerinin arttığını ve kendilerine olan güvenlerini yeniden kazandıklarını dile getiren Zeyd, 1967 yılındaki küçük düşürücü yenilginin elbisesinin çıkarıldığını söylüyor. Ayrıca Kerame savaşının ardından şuna kesin bir şekilde kanaat getirdiklerini belirtiyor: “Savaşlar duygusal söylemler ve hitaplar ile kazanılmaz. Ancak planlı bir hareket, hazırlık ve kararlılık ile kazanılır.”
1967 savaşı ile Kerame savaşı arasında askerlerin moral bakımından çok farklı olduklarını anlatan topçu birliği komutanlarından Fadıl Fahid şunları söylüyor:
“Subaylar ve askerler 1967 savaşından dolayı şüphe içindeydiler. Kerame savaşında ise üzerlerindeki utancı yıkamak için bir fırsat buldular. Zeyd’in talimatıyla birlikte 24 kişi benim tugayıma nakledildi. Benimle birlikte savaşa girdiler ve bu askerlerden 18’i şehit oldu. Kerame savaşının öncesinde Zeyd ile birlikte el-Gavr’daki askerlerini ziyarete gittik. Onlarla birlikte oturup ‘asker çayı’ içtik. Burada subay Arif Muhammed ve Muhammed es-Saad ile tanıştım. Her ikisi de savaşta şehit oldu. Burada tanıştığım gençlerin büyük bir kısmının şehit olması beni çok etkiledi. Onları kaybetmenin üzüntüsü zafer sevincini gölgeliyordu.”
Gerçekten savaşı kazandık mı, İsrail ateşkes mi istedi?
Zeyd ve General Meşhur Hadisa 22 Mart Cuma günü gece saat 1.30’da eve geldiler. Zeyd benden akşam yemeği hazırlamamı istedi. Ona evde hazır hiçbir şey olmadığını söyledim. Öyleyse kendilerine yumurta pişirmemi istedi. Onlara yumurtalı patates yaptım. Savaş hakkında konuştukları sırada bende yanlarında bulunuyordum. Hissettiği sevinçle duyduklarından bir türlü emin olamayan biri gibi sürekli konuşmaları bölüyor ve “Gerçekten savaşı kazandık mı, İsrail ateşkes mi istedi?” diye soruyordum. Bana bunların doğru olduğunu söylediklerinde sevinçten ağlamaya başladım. Zafer haberini duyduğuma inanamadım. Buna kim inanırdı ki! Artık İsraillilerle karşı karşıya gelebilecek bir Arap ordusu vardı. Zafer sevincine rağmen yaşanan kayıplardan ve verilen şehitlerden ötürü Zeyd ve Meşhur oldukça üzgündüler. İlk kez Zeyd’in ağladığını gördüm. Savaştan sonra cumartesi günü eve döndü. Askeri üniformasını giyerken bana baktı ve şöyle dedi: “Bugün, dünkü görevimden daha zor bir görev beni bekliyor. Şehit ailelerine şahsi olarak haber vereceğim.” Sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Zeyd’e göre Kerame savaşının kazanılmasının ana nedenlerinden biri, İsrail hava kuvvetlerinin savaşa girememesiydi. Savaş sırasında İsrail uçaklarının katılımını engelleyen bulutlu bir hava olduğu algısının aksine Zeyd’in farklı bir görüşü vardı. Zeyd, bulutların hava kuvvetlerinin kullanımını engellemediğini, bilakis asıl sebebin Ürdün ve İsrail zırhlılarının hızlı bir şekilde birbirine kenetlenmeleri olduğunu ifade ediyor. İsrail hava kuvvetleri saldırmış olsaydı, İsrail zırhlıları da bu saldırılardan etkileneceklerdi. İsrail, Ürdün cephaneliğinin 1967 savaşında imha edilmesinin ardından tankların kendilerine karşı koymasını beklemiyordu.
Kral Hüseyin'in Abdunnasır'a uyarısı Mısır'ı 1967 Arap-İsrail Savaşı'nın pençesinden kurtaramadı
Kerame savaşında İsrail uçaklarını neden kullanamadı?
Kerame savaşında İsrail uçaklarını neden kullanamadı?
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة







